EĞİTİM - 14 Aralık 2025 Pazar 16:10

SANKO Üniversitesi Akademik Yıl açılışı ve Tıp Fakültesi beyaz önlük giyme töreni

A
A
A
SANKO Üniversitesi Akademik Yıl açılışı ve Tıp Fakültesi beyaz önlük giyme töreni

SANKO Üniversitesi 2025-2026 Akademik Yılı Açılış ve Beyaz Önlük Giyme Töreni, Abdulkadir Konukoğlu Kültür ve Spor Merkezi’nde gerçekleştirildi.


Törende, atama ve yükseltmeleri tamamlanan 30 akademisyene cüppe, tıp fakültesi birinci sınıfta öğrenim gören 54 öğrenciye de beyaz önlük giydirildi.


Mütevelli Heyet Başkanı Zeki Konukoğlu törende yaptığı konuşmada, "Ülkemizin gelişimine ve insanlığın ilerlemesine katkıda bulunmayı en temel görevimiz olarak görüyoruz" dedi.


"Sağlıkta yeniliği, sürdürülebilirliği ve insan merkezliliği bir arada ele alarak ülkemizin geleceğine katkı sunmak için var gücümüzle çalışıyoruz" diyen Konukoğlu, öğrencilere şu önerilerde bulundu:


"Amacınız çok büyük; insan sağlığını koruma, iyileştirme ve yaşatma. Üniversitemiz, bu amaca ulaşmanız için ihtiyacınız olacak değerlere sahip olmanız, merak eden, sorgulayan, üreten bireyler olarak yetişmeniz için tüm imkânlarını seferber etmektedir. Bu değerlerle amacınıza hizmet ederken bilimin rehberliğinde, vicdanın ışığında ve etik ilkelerin çizdiği yolda ilerleyin. Beyaz önlük yalnızca bir giysi değildir. O; bilimin, vicdanın, insan sevgisinin ve sorumluluğun simgesidir. Bugün sizler, bu önlüğü giyerek o emaneti kabul ediyor, bu kutsal yola ilk adımlarınızı atıyorsunuz. Her birinizin bu yolculukta kendi potansiyelini ortaya çıkaracağına hem kendinize hem topluma değer katacağınıza yürekten inanıyorum."


Konukoğlu, "SANKO Üniversitesi’ni tercih ederek bu vizyonu paylaşan tüm öğrencilerimizi tebrik eder, değerli akademisyenlerimize, idari personelimize ve sevgili öğrencilerimize sağlıklı ve başarılı bir akademik yıl geçirmelerini dilerim" diyerek sözlerini tamamladı.



"Dönüşüme yön veren bir üniversite olma kararlılığındayız"


SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı ise üniversitelerin görevinin; bilgi üretmek ve bunu insanlık yararına kullanmak, bilimin ışığında toplumun sorunlarına çözüm üretip ülkenin kalkınmasına katkı sağlamak olduğunu ifade etti.


Çevreye duyarlı, etik değerlere bağlı, yeniliğe açık bir üniversite kültürü oluşturmak için kararlılıkla çalıştıklarını vurgulayan Prof. Dr. Dağlı, "Her alanda olduğu gibi bilim dünyası da hızla değişiyor; teknoloji, yapay zekâ, dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik artık günlük yaşamda vazgeçilmez bir gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu dönüşüm döngüsünün bir parçası olmak yerine, dönüşüme yön veren bir üniversite olma kararlılığındayız" şeklinde konuştu.


"Sevgili öğrencilerim, sizler ailemizin en değerli parçasısınız" diyen Prof. Dr. Dağlı, öğrencilere şöyle seslendi:


"Üniversitemizde geçireceğiniz yıllar, sadece bir eğitim yolculuğu değil, aynı zamanda yaşam becerileri, etik değerler ve sosyal sorumluluk bilinci kazanacağınız yıllar olacaktır. Burada kazandığınız her bilgi ve deneyim, geleceğinizi şekillendirecek, üstelik sadece sizin değil, ülkemizin geleceğine de yapılan en büyük yatırım olacaktır. Sorgulayan, üreten, paylaşan ve fark oluşturan bireyler olmanız için çok çaba göstermelisiniz. Beyaz önlük, her daim sizlere bilge bir insan olmayı, saflığı, dürüstlüğü, sabırlı olmayı, empatiyle yaklaşmayı ve etik değerlere bağlı kalmayı hatırlatsın. Çünkü önlüğü giydiğiniz andan itibaren artık sadece bir öğrenci değil, insan yaşamına dokunacak birer sağlık elçisi olacaksınız. Onu her zaman onurla, ama en önemlisi sorumluluk bilinciyle taşıyın. Bilimin ışığında yürüyün, insan sevgisini ve merhametinizi hiç kaybetmeyin."


Prof. Dr. Dağlı, "Yeni akademik yılımızın yeni başlangıçlar ve başarılarla geçmesini temenni ediyor, hayırlara vesile olmasını diliyorum" diyerek sözlerini tamamladı.


Konuşmaların ardından, atama ve yükseltmeleri tamamlanmış olan öğretim üyeleri cüppe giydi.



Açılış dersini Prof. Dr. Önder Ergönül verdi


2025-2026 Akademik Yılı Açılış dersini "Bilim Yolunda Küçük Adımlar, Büyük Hedefler" başlıklı sunumu ile Koç Üniversitesi İş Bankası Enfeksiyon Hastalıkları Araştırma Merkezi (KUISCID) Direktörü Prof. Dr. Önder Ergönül anlattı.


Açılış dersinin tamamlanmasının ardından Prof. Dr. Önder Ergönül’e Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Feray Yılmaz, Mütevelli Heyet Başkanı Zeki Konukoğlu ve Rektör Prof. Dr. Güner Dağlı tarafından armağan, teşekkür belgesi ve çiçek takdim edildi.


Ayrıca 2024-2025 eğitim öğretim yılı içerisinde projeleri TÜBİTAK tarafından desteklenen ve bilimsel çalışmaları dış kurumlar tarafından ödüle layık görülen 11 öğretim elemanı ile 32 öğrenciye teşekkür belgesi ve armağan takdim edildi.



Beyaz önlük töreni


Akademik yıl açılış programının ardından, SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne bu öğretim yılında kayıt yaptıran 54 öğrenciye beyaz önlük giydirildi.


Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Murat Akkın, bugüne kadar altı dönem mezun verdiklerini hatırlatarak, "SANKO Üniversitesi Hastanesi’nin klinik, poliklinik, ameliyathane, klinik laboratuvar vb. birimlerindeki uygulama imkanlarının varlığı da eğitimimize yansıyan güçlü yönlerimizin başında geliyor. İkinci olarak; farklı köklü ekollerden gelen, birikimli ve deneyimli öğretim üyelerinin, çok iyi yetişmiş genç akademisyenler ile buluştuğu çok güçlü bir öğretim kadrosuna sahibiz. 2025 yılı hedefimiz öğretim elemanı sayımızın 120’yi aşması idi. Bugün Tıp Fakültesi kadromuzda 126 öğretim elemanımız yer alıyor ve bunların 89’u öğretim üyesi. Öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı açısından bakıldığında bugün ülkemiz sınırları içerisinde eğitime devam eden tıp fakülteleri arasında oldukça iyi bir yerde bulunduğumuzu, usta-çırak ilişkisi çerçevesinde birebir eğitim uygulama fırsatı oluşturan tıp fakültelerinden biri olduğumuzu gururla ifade etmek isterim" ifadelerini kullandı.


"Öğrencilerimizin giydiği ilk önlükler, insana hizmet eden en kutsal mesleklerin başında gelen hekimlik mesleğimizde, beyaz renkleri ile saflığı, tarafsızlığı ve temizliği ifade etmektedir" diyen Prof. Dr. Akkın, öğrencilerine şöyle seslendi:


"Başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği akıl ve bilim yolundan ayrılmayacağınız inancıyla, tıp biliminin aydınlığı ve hekimlik sanatının ışıltısının siz sevgili öğrencilerimizin hekimlik mesleği yolculuğunda şimdiden rehber olması, beyaz önlüklerinizin tertemiz kalması arzusuyla; sizleri 2030’lu yılların genç hekimleri arasında görmekten duyacağımız mutluluk ve gururu şimdiden paylaşıyor, hepinize başarılı bir öğrenim hayatı diliyorum."


Prof. Dr. Akkın, "Başta sevgili hocalarımız olmak üzere, SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi olarak eğitim ve akademik faaliyet deneyimlerimize değer katan tüm bileşenlerimize şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu.


Tören, hekimliğe adım atan öğrencilere beyaz önlüklerinin "hekim ustaları" tarafından giydirilmesi, pasta kesimi ve birlikte fotoğraf çekimi ile sona erdi.


Törene; SANKO Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu, SANKO Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkan Yardımcısı Sami Konukoğlu, Mütevelli Heyeti üyeleri İhsan Akyol, Dr. İbrahim Konukoğlu, SANKO Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. M. Metin Bayram, SANKO Üniversitesi Genel Sekreteri Dr. Yusuf Ziya Yıldırım, SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türkan Pasinlioğlu, SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ayşen Bayram, Gaziantep Kent Konseyi Onursal Başkanı Dr. Samet Bayrak katıldı.



SANKO Üniversitesi Akademik Yıl açılışı ve Tıp Fakültesi beyaz önlük giyme töreni

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Kanserle savaşmıyor ’misafir’ gibi karşılıyor Trabzon’da bir çocuk annesi Güzin Emral Yazıcı, kanser olduğunu öğrendiği andan bugüne geçen hastalık sürecini bir ’savaş’ değil bir ’misafir’ olarak kabul ederek tedavi sürecini herkese örnek olacak bir olgunlukla yaşıyor. Erzurum’da uzun yıllar yaşayan sağlık çalışanı Güzin Emral Yazıcı, memleketi Trabzon’a tayin olduktan sadece iki hafta sonra mide ağrısı şikayetiyle doktoruna başvurdu. İlk etapta mide kanseri teşhisi konulan Yazıcı’nın detaylı tetkikler sonucu iki taraflı meme kanseri olduğu ve hastalığın nadir görülen bir şekilde mide ile kemiklere metastaz yaptığı belirlendi. "Kanserle savaşmıyorum" diyerek hastalığı geçici bir misafir olarak gördüğünü belirten Yazıcı, sosyal medyada açtığı hesap üzerinden benzer durumdaki kadınlarla iletişim kurarak dayanışma ve moral desteğinin önemini vurguluyor. Ameliyata hazırlanırken... Trabzonlu 41 yaşındaki Güzin Emral Yazıcı, üniversite eğitimini Erzurum’da tamamladıktan sonra çalışma hayatına da aynı şehirde başladı. Uzun yıllar Erzurum’da görev yapan sağlık çalışanı Yazıcı, bir süre önce memleketine tayin talebinde bulundu. Atamasının gerçekleşmesiyle birlikte Trabzon’da görevine başlayan Yazıcı’nın hayatı ise göreve başladıktan iki hafta sonra yaşadığı sağlık sorunu ile bambaşka bir yön aldı. Mide ağrısı şikayetiyle hastaneye başvuran Yazıcı’ya ilk etapta mide kanseri teşhisi konuldu. Tedavi için Ankara’ya giden Yazıcı, Hacettepe Üniversitesi’nde ameliyata hazırlanırken yapılan ileri tetkiklerde kan değerlerindeki anormallik dikkat çekti. Mide kanserinin bu tabloyu açıklamaması üzerine ameliyat iptal edildi ve tanı süreci yeniden başlatıldı. Yaklaşık 20 gün süren detaylı incelemelerin ardından Yazıcı’nın aslında iki taraflı meme kanseri olduğu ve hastalığın nadir görülen bir şekilde mide ile kemiklere metastaz yaptığı belirlendi. Kan değerlerinin düşüklüğü nedeniyle kemoterapi uygulanamıyor Kan değerlerinin düşüklüğü nedeniyle kemoterapi uygulanamayan Yazıcı için akıllı ilaç tedavisi planlandı. Ankara’da bir onkolog eşliğinde başlatılan tedavinin ilk üç aylık kontrolünde gerileme tespit edildi. Altıncı ayını doldurmak üzere olan Yazıcı’nın tedavi sürecinin planlandığı şekilde devam ettiği, Nisan ayında yeniden kontrole gideceği öğrenildi. 15 yaşında bir kız çocuğu annesi olan Yazıcı, teşhis sürecinin psikolojik olarak yıpratıcı geçtiğini ancak hastalığa teslim olmadığını dile getirdi. "Kanserle savaşmıyorum" diyen Yazıcı, hastalığı bedeninde oluşan ancak geçici olduğuna inandığı bir misafir olarak gördüğünü ifade etti. Süreç boyunca sosyal medyada açtığı hesap üzerinden benzer hastalıkla mücadele eden kadınlarla iletişim kurduğunu belirten Yazıcı, dayanışmanın ve moral desteğinin tedavi sürecine olumlu katkı sağladığını vurguladı. Pozitif kalmanın önemine dikkat çeken Yazıcı, tamamen iyileşeceği güne odaklandığını kaydetti. "Çok şükür gerileme var; tamamen iyileşeceğim günü umutla bekliyorum" Trabzon’da mide kanseri teşhisi konulduğunu tedavi için gittiği Ankara’da ise meme kanseri teşhisi konulduğunu belirten Güzin Emral Yazıcı, "Erzurum’da yaşarken bir anda memleketime tayin isteme kararı aldım. Tayinim çıktı ve Trabzon’a geldim. Ancak görev yerimde yalnızca iki hafta çalışabildim. İkinci haftanın sonunda mide kanseri teşhisi aldım. Bu haberi almak büyük bir şoktu. Kanser kelimesini duyduğunuz an, sanki doktor size doğrudan öleceksin demiş gibi hissediyorsunuz. Tedavi için Ankara’ya gitmeye karar verdim. Apar topar Ankara’ya, Hacettepe Üniversitesi’ne gittik. Mide kanseri olmam imkansızdı. Midemde rahatsızlık hissetmiyordum. Sadece midem ağrıyordu. Orada yapılan tetkiklerde mide kanseri olduğu söylendi ve hemen ameliyatla midemin alınması planlandı. Kendimi psikolojik olarak ameliyata hazırladım. Ameliyat olacak ve iyileşecektim. Ancak ameliyat öncesi alınan kan örneklerinde ilikle ilgili bir bozukluk tespit edildi. Doktorlar, mide kanserinin bu şekilde kan değerlerini bozmayacağını belirterek ameliyatı iptal etti. Yeniden araştırmalar başladı. Yaklaşık 20 gün süren detaylı incelemelerin ardından aslında mide kanseri değil, meme kanseri olduğum ortaya çıktı. Meme kanseri midede metastaz yapmazmış, dünyada çok az görülen örnekleri varmış. Aslında akciğer, karaciğer ve kemiğe yayılım görüldüğünü ifade ettiler. Bende ise hem midede hem de kemikte metastazlarım oluşmuş. Çok zor teşhis aldım. İki taraflı meme kanseri teşhisi konuldu. Ankara’da bir onkologla tedavi sürecine başladık. Kan değerlerim çok bozuk olduğu için kemoterapi alamadım. Bunun yerine akıllı ilaç tedavisine başlandı. Tedaviye vücudum güzel yanıt veriyor. İlk üç aylık kontrolüm Ankara’da yapıldı. Şu anda altıncı ayın içindeyim ve Nisan ayında yeniden kontrole gideceğim. Çok şükür gerileme var. Tamamen iyileşeceğim günü umutla bekliyorum" dedi. "Kendimi bırakmıyorum, hastalığa teslim olmuyorum" "İlk duyduğumda dünyam başıma yıkıldı" Yazıcı, "Çok gencim hiçbir şey yaşamadım diye düşündüm. Teşhisi ilk öğrendiğimde aklıma hemen 15 yaşındaki kızım geldi. Bir kız çocuğu annesiyim. O an, sanki dünyadaki son günümü yaşıyormuşum gibi hissettim. Ama zamanla bunun böyle olmadığını anlıyorsunuz. Tedaviye yanıt aldıkça, vücudunuz karşılık verdikçe kendinizi daha iyi hissediyorsunuz. Şimdi sürece alıştım. Kendimi bırakmıyorum, hastalığa teslim olmuyorum. İyi olacağıma inanıyorum. Bu süreçte sosyal medyada bir sayfa açtım. Benim gibi olan kadınlarla iletişim kurmak, birbirimize destek olmak istedim. Çok güzel ve pozitif mesajlar alıyorum. İnsanlar kendi hikayelerini paylaşıyor. Bu süreç psikolojik olarak yıpratıcı. İnsanlarla dertleşmek, birbirimize moral vermek bana güç veriyor. Kimseyle kendimi kıyaslamıyorum. Kanser kıyaslanacak bir hastalık değil. Herkesin süreci ve tedavisi kendine özgü. Ancak birlik olmanın, birbirimize moral vermenin çok önemli olduğuna inanıyorum. Kanser kelimesi korkutucu ama değil. Korkmuyorum" şeklinde konuştu. "Kanserle savaşmıyorum" Kanserle savaşmadığını onu kabul ettiğini kaydeden Yazıcı, "Hastalığı ilk öğrendiğimde herkesi kendim aradım. Merhaba, nasılsın cümleleri ile başladım sonrasında ‘biliyor musun, ben kanser oldum’ dedim. Sanki grip oldum der gibi söyledim. Bir kuzenim var, kişisel gelişim uzmanı. Onu aradığımda önce inanmakta zorlandı. Ne yapacağım diye sordum. Bana, ‘Kendini bununla yorma, bununla savaşma’ dedi. Bu cümle bana çok iyi geldi. Çünkü bu hastalık benim bedenimde oluştu. Onunla savaşmıyorum, onu kabul ettim. Ama zamanı geldiğinde geldiği gibi geri püskürteceğim. O benim bir parçam değil, sadece geçici bir misafir. Genç ya da yaşlı, birçok insan bu hastalıkla mücadele ediyor. Zor bir hastalık. Hem psikolojik hem maddi olarak zor bir süreç. Ancak eve kapanıp sürekli ah, vah demenin kimseye faydası yok. Pozitif kalmanın çok önemli olduğuna inanıyorum. Ben, bu hastalığın psikolojik etkenlerle de bağlantılı olabileceğini düşünüyorum. Bu zamana kadar gamlı yaşadıysak bugünden sonra kendimizi daha iyi yaşamaya adapte edelim. Dolaşalım, nefes alalım, bugüne şükredelim. İnanıyorum ki yeneceğiz. Herkes yenme umuduyla yaşasın. Ben böyle yaşıyorum ve kendimi iyi hissediyorum. Onu yeneceğime yürekten inanıyorum" ifadelerini kullandı. Öte yandan Güzin Emral Yazıcı’nın bu süreçte en büyük destekçisi eşi Fatih Yazıcı olurken, eşinin tedavi süreciyle yakından ilgileniyor.
Manisa Köse: "Kadınların güçlü olduğu toplumlar daha aydınlık yarınlara yürür" Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada "Kadınların güçlü olduğu toplumlar daha aydınlık yarınlara yürür" diyerek kadınların toplumdaki önemine dikkat çekti. Kadınların hayatın her alanında emekleri, fedakarlıkları ve başarılarıyla topluma yön verdiğini belirten Köse, güçlü ve sağlıklı bir toplumun ancak kadınların hak ettiği değeri görmesiyle mümkün olacağını ifade etti. Kadınların aileden eğitime, ekonomiden sosyal yaşama kadar her alanda önemli sorumluluklar üstlendiğini vurgulayan Köse, "Kadınlarımız toplumun temel taşı, aile yapısının en güçlü dayanağıdır. Onların emeği, sabrı ve fedakarlığı sayesinde toplumlarımız ayakta durmakta ve geleceğe umutla bakabilmektedir." dedi. Kadınların sadece bir gün değil yılın her günü hatırlanması ve desteklenmesi gerektiğini belirten Köse, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların toplumsal hayattaki yerini hatırlamak, onların emeklerine saygı göstermek ve karşılaştıkları sorunlara dikkat çekmek açısından önemli bir gündür. Kadınların eğitimde, çalışma hayatında, sosyal ve kültürel alanlarda daha fazla yer alması, toplumların gelişmişlik seviyesini de doğrudan etkilemektedir." Kadınlara yönelik şiddetin kabul edilemez olduğunu da dile getiren Köse, kadınların huzur, güven ve eşit fırsatlar içinde yaşayabildiği bir toplumun herkes için daha güçlü bir gelecek anlamına geldiğini ifade etti. Köse, mesajının sonunda tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayarak, sağlık, huzur ve başarı dolu bir yaşam temennisinde bulundu.