ASAYİŞ - 18 Nisan 2026 Cumartesi 13:50

Ticari taksinin çarptığı genç kız hayatını kaybetti: Feci kaza kamerada

A
A
A

Gaziantep’te yolun karşı tarafına geçmek isteyen 21 yaşındaki genç kız, ticari taksinin çarpması sonucu hayatını kaybetti.

Olay, 16 Nisan günü akşam saatlerinde Binevler Mahallesi Üniversite Bulvarı’nda meydana geldi. İddiaya göre, bulvar üzerinde yolun karşısına geçmeye çalışan 21 yaşındaki Meryem Şahan’a hareket halindeki sürücüsü ve plakası öğrenilemeyen ticari taksi çarptı. Olay sonrası metrelerce savrularak yere düşen Meryem Şahan, ağır yaralandı. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Şahan, sağlık ekiplerince yapılan ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırıldı. Genç kız, hastanede yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Cenaze, Gaziantep Adli Tıp Kurumu’nda tamamlanan işlemlerin ardından Yeşilkent Mezarlığı’nda defnedildi.

Kaza anları saniye saniye kamerada

Genç kızın ölümüne neden olan feci kaza anları ise arkadaki başka bir aracın ön cam kamerasına yansıdı. Görüntülerde, hızla ilerleyen ticari taksinin seyir halindeyken aniden yola çıkan Meryem Şahan’a çarpma ve sonrasında genç kızın metrelerce savularak yere düşme anları yer aldı.

Kaza ile ilgili soruşturmanın sürdüğü öğrenildi.

Said Vakkas Yağcı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov: "Bu savaş Batı’nın Rusya’ya karşı Ukrayna eliyle yürüttüğü savaştır" Antalya Diplomasi Forumu’nda konuşan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Ukrayna savaşından NATO’nun genişlemesine, Filistin meselesinden küresel ekonomideki dönüşüme kadar birçok başlıkta Batı’yı hedef aldı. Lavrov, "Bu savaş Batı’nın Rusya Federasyonu’na karşı Ukrayna eliyle yürüttüğü ve titizlikle hazırladığı bir savaştır. Batı, trajedileri kendi halkını seferber etmek ve kararsız ülkeleri harekete geçirmek amacıyla propaganda malzemesi olarak kullanmayı iyi biliyor" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde bu yıl beşinci kez düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) ikinci gününde Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, değerlendirmelerde bulundu. "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek" temasıyla Belek turizm bölgesindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen forumda konuşan Lavrov, Rusya-Ukrayna savaşı, NATO’nun genişleme politikası, Batı’nın güvenlik yaklaşımı, Orta Doğu’daki gelişmeler ve küresel ekonomik sistemdeki dönüşüme ilişkin sert değerlendirmeler yaptı. "Maalesef güvenlik konusunda hukuki garantiler ancak NATO üyesi olunursa elde edilebilir" Sergey Lavrov, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Rusya’nın eşit muhatap olarak görülmediğini savunarak, Batı’nın verdiği sözleri yerine getirmediğini öne sürdü. NATO’nun genişlemesine ilişkin sözlü taahhütlerin daha sonra yok sayıldığını belirten Lavrov, bu durumun yalnızca sözlü güvenceyle sınırlı kalmadığını, 1999 yılında İstanbul’da düzenlenen AGİT Zirvesi’nde kabul edilen belgelerde de "güvenliğin bölünmezliği" ilkesinin kayıt altına alındığını anlattı. Kasım-Aralık 2021 döneminde Batı’ya yeniden hukuki güvenlik garantileri önerdiklerini söyleyen Lavrov, bu girişimlerin karşılıksız bırakıldığını belirterek, "Maalesef güvenlik konusunda hukuki garantiler ancak NATO üyesi olunursa elde edilebilir. Hepsi bu. Döngü kapanmış oldu" dedi. "Ukrayna, Rusya’ya karşı mücadele aracına dönüştürüldü" Lavrov, Ukrayna krizinin son yıllarda ortaya çıkmış bir başlık olmadığını savunarak, sürecin çok daha önce şekillenmeye başladığını ileri sürdü. Ukrayna’nın Rusya’ya karşı kullanılan bir araca dönüştürüldüğünü öne süren Lavrov, "Bugün konuştuğumuz olaylar, Ukrayna krizinden çok önce, Ukrayna’nın Rusya’ya karşı kullanılacak bir Nazi devlete dönüştürülmesinden çok önce olgunlaşmaya başlamıştı. Başka hiçbir ülke yoktur ki dili yasaklanmış olsun. Ukrayna’da Rusça dil, Anayasa tarafından hâlâ korunmaktadır; ancak buna aldırış etmiyorlar ve eğitimde, kültürde, medyada, hatta günlük yaşamda Rusçayı her yerde yasaklayan kanunlar çıkardılar. Aynı zamanda Nazizm ideolojisini ve pratiğini teşvik eden bir dizi yasa da mevcut" ifadelerini kullandı. Avrupa’nın Ukrayna’ya verdiği desteği de bu çerçevede değerlendiren Lavrov, "Ukrayna’yı bugün en aktif biçimde destekleyenlerin, Nazizmin açık şekilde yeniden canlandığı Avrupa ülkeleri olması tesadüf değildir. Ne yazık ki buna Almanya ve Finlandiya gibi ülkeler de dahildir. Britanyalılar ise hiçbir zaman Nazizm felsefesinden çok da uzak olmadılar. Dolayısıyla evet, bu savaş Batı’nın Rusya Federasyonu’na karşı Ukrayna eliyle yürüttüğü ve titizlikle hazırladığı bir savaştır. Bu savaş sırasında Zelensky’nin başlıca değerleri, Rus dilinin, kültürünün, kitle iletişim araçlarının tümüyle yasaklanmasıdır. Ve onun ün kazandığı ikinci değer de Nazizmin yüceltilmesi ve meşrulaştırılmasıdır. Yani, modern Avrupa’nın değerleri de demek ki bunlarmış; çünkü Avrupa açıkça, Zelensky’nin tam da kendi değerlerini savunduğunu söylüyor" dedi. Batı’nın kendi politikalarını meşrulaştırmak için savaşı propaganda zeminine taşıdığını savunan Lavrov, "Ukrayna meselesi, anlaşılır nedenlerle öne çıkarıldı; çünkü Batı, bizim özel askerî operasyonumuzla bağlantılı olarak propaganda kartını kullanmak istiyordu. Oysa kendisi, Ukrayna’yı Rusya Federasyonu’na karşı bir mücadele aracına dönüştürme yoluna girdiğinde bunun kaçınılmaz olduğunu çok uzun yıllar boyunca biliyordu. Ama yine de trajedileri, kendi halkını seferber etmek, kararsız ülkeleri harekete geçirmek amacıyla propaganda malzemesi olarak kullanmayı iyi biliyorlar" ifadelerini kullandı. Küresel düzlemde yaşanan ekonomik rekabetin de yeni bir safhaya geçtiğini söyleyen Lavrov, enerji alanındaki mücadelenin artık farklı yöntemlerle yürütüldüğünü belirtti. BM, uluslararası hukuk ve Batı’ya "çifte standart" suçlaması Lavrov, Batı’nın "kurallara dayalı düzen" söylemini de hedef aldı. Bu kavramın hiçbir zaman somut ve ortak kabul görmüş bir zemine dayanmadığını savunan Lavrov, Kosova ile Kırım örnekleri üzerinden uluslararası hukukta çifte standart uygulandığını öne sürdü. Batı’nın bir yerde "halkların kendi geleceklerini tayin hakkı" ilkesini öne çıkarırken, başka bir yerde "toprak bütünlüğü" ilkesini öncelediğini belirten Lavrov, bunun duruma göre değişen siyasal bir yaklaşım olduğunu söyledi. Birleşmiş Milletler çevresindeki tartışmalara da değinen Lavrov, Ukrayna ve Grönland örnekleri üzerinden aynı ilkelerin farklı biçimde yorumlandığını savunarak, "Bunu artık nasıl yorumlayacağımı bilmiyorum ama bana göre her şey herkes için fazlasıyla açıktır" dedi "Biz NATO’nun iç işlerine karışmıyoruz" Rusya’nın komşu coğrafyalardaki tutumuyla Batı’nın yaklaşımını karşılaştıran Lavrov, Moskova’nın müttefiklerini zorlayıcı yöntemlerle yönlendirmediğini söyledi. Özellikle Orta Asya ülkeleri üzerinde Batılı aktörlerin ekonomik ve siyasi baskı kurduğunu savunan Lavrov, bazı çevrelerin yatırım ya da yaptırım tehdidiyle Rusya ile yürütülen projeleri durdurmaya çalıştığını öne sürdü. Lavrov, "Elbette hepimiz şunu kabul edebiliriz; biz NATO’nun iç işlerine karışmıyoruz. Ne büyükelçilerimiz ne de mevcut şartlarda NATO üyesi Avrupa ülkelerinde bulunan diğer temsilcilerimiz, üye ülkelerin topraklarında dolaşıp müdahalede bulunmuyor. Ve biz, Batı’nın yaptığını yapmıyoruz. Taklitçilik etmiyoruz; Batı’nın ve özellikle Amerikalıların uzun zamandır yaptığı şeyi yapmıyoruz. Üstelik bunu Biden döneminde başlattılar ve şimdi de sürdürüyorlar. Avrupalılar da bizim komşumuz olan ülkelere, bir zamanlar aynı imparatorlukta ve aynı Sovyetler Birliği’nde bulunduğumuz, ayrıca ekonomi, savunma, güvenlik, kamu düzeni, gümrük işleri ve benzeri birçok alanda Rusya Federasyonu’yla çeşitli anlaşmalar çerçevesinde müttefik olan ülkelere gittiklerinde aynı şeyi yapıyorlar" ifadelerini kullandı. "Gönüllüler koalisyonu" değerlendirmesi ABD’nin Avrupa’nın güvenlik yükünü azaltma arayışına girdiğini savunan Lavrov, bunun yerine Avrupa Birliği, Britanya, Türkiye ve Ukrayna’yı da kapsayan yeni bir blok fikrinin tartışıldığını söyledi. Ukrayna ordusunun bu yapının çekirdeği haline getirilmek istendiğini ileri süren Lavrov, bu çerçevede Zelenskiy ve Ukrayna askeri yönetimiyle ilgili sert değerlendirmelerde bulundu. Lavrov, "Kısacası gidişat, ‘gönüllüler koalisyonu’na benzer bir oluşuma doğru ilerliyor. Bu ismi onlar buldu ve şimdi daha çok gerçekten öyle görünmek isteyenlerin koalisyonuna, yani gerçekmiş gibi görünmek isteyenlerin koalisyonuna benziyorlar. Ama bana kalırsa çok yakında bu yapı, modası geçmişlerin koalisyonuna dönüşecek. Ben, Avrupa ülkelerinin ulusal çıkarlarının açıkça rövanşist ve militarize bir politikanın dayatılmasıyla nasıl karşılanabileceğini göremiyorum. Üstelik modern insanlık tarihinde üçüncü kez küresel tehdit yine Avrupa’dan kaynaklanacak ve onlar şimdi her yolla Ukrayna’nın bu küresel tehdidin tetikleyicisi haline gelmesini sağlamaya çalışıyorlar. Ancak Devlet Başkanı bunu birçok kez söyledi: Bizim de cevap verecek imkânlarımız var" dedi. Filistin, Gazze, Golan Tepeleri ve Hürmüz vurgusu Lavrov, Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde ise Filistin meselesinin geri plana itilmemesi gerektiğini söyledi. İsrail-Filistin sorununda Birleşmiş Milletler kararlarının zamanla etkisizleştirildiğini savunan Lavrov, Batı’nın burada da seçici bir hukuk anlayışıyla hareket ettiğini ileri sürdü. Golan Tepeleri, Batı Şeria, Gazze Şeridi ve Lübnan’la ilgili gelişmelere değinen Lavrov, iki devletli çözüm kararının büyük ölçüde görmezden gelinmesinin "tarihî bir hata" olacağını ifade etti. Gazze için önerilen planların BM’nin önceki kararlarıyla ne ölçüde bağdaştığını sorguladıklarını belirten Lavrov, "Birleşmiş Milletler’in iki devletin, yani Yahudi devleti ile Arap Filistin devletinin kurulmasına ilişkin tarihî kararının büyük ölçüde görmezden gelinmesi ve fiilen ortadan kaldırılması gerçekten üzücü olur" dedi. Hürmüz Boğazı ve Suriye başlıklarının da bölgesel denklemde dikkatle izlenmesi gerektiğini vurgulayan Lavrov, bugünün manşetlerine sıkışan bir diplomasi anlayışının kalıcı sorunları çözmeyeceğini savundu. "Küreselleşme sona erdi" Biden döneminden bu yana parçalanma, bölgeselleşme ve ticaret savaşlarının hızlandığını söyleyen Lavrov, doların yaptırım aracı haline getirilmesinin küresel sistemde güven kaybına neden olduğunu ifade etti. BRICS başta olmak üzere birçok yapının Batı’dan bağımsız ödeme, sigorta, yatırım ve finans mekanizmaları üzerinde çalıştığını belirten Lavrov, şöyle devam etti: "Masumiyet karinesi ve en önemlisi, ticarette, ekonomide ve her alanda tüm engellerin kaldırılması. Bildiğiniz gibi bu küreselleşme artık sona ermiş bulunuyor. Şimdi uzun zamandır, daha Biden döneminden beri, parçalanmayı, bölgeselleşmeyi ve ABD’nin kendi konumunu güçlendirme, eski konumlarını koruma yöntemi olarak aktif biçimde kullandığı ticaret savaşlarını gözlemliyoruz. Bunların elbette küreselleşmeyle hiçbir ilgisi yok. Bu yeni bir hayat. Ve boşuna değil; giderek daha fazla sayıda alt bölgesel yapı, yalnızca düşünmekle de kalmıyor, artık aynı doların dayatmasından kendini korumak için fiilen çalışıyor. Çünkü dolar bir savaş aracına dönüştürülmüş durumda." "Bazıları bugün yaşananları Üçüncü Dünya Savaşı olarak görüyor" Konuşmasının sonunda değişen küresel tabloda diyalog kanallarının açık tutulmasının önemine işaret eden Lavrov, büyük güçler arasında doğrudan temasın önem kazandığını söyledi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in daha önce BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesiyle zirve önerdiğini hatırlatan Lavrov, bugün bazı Batılı liderlerin söylemleri nedeniyle geri adım atmasının zorlaştığını dile getirdi. Lavrov, "Bazıları, ‘İşte ’Üçüncü Dünya Savaşı budur; sadece artık dünya savaşlarının bu yöntemlerle yürütüldüğünü henüz tam kavrayamıyoruz’ diyor. Buna bizim hüküm vermemiz doğru olmaz; bunu tarihçiler değerlendirecektir" sözleriyle konuşmasını tamamladı.
İstanbul Sadettin Saran’dan TFF’ye çağrı: "Bu ligin sahibi olduğunu göstermeniz gerekiyor" Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran, Türkiye Futbol Federasyonu’na (TFF) çağrıda bulunarak, "Her maçtan sonra konuştuk. Her hatanın hesabını gerekli yerlere sorduk. Bugün yaşananlardan sonra bile oyuncularımızın ’Bizi şampiyon yapmazlar’ duygusuna girmesine asla izin vermedik. Her seferinde ’Haklısınız’ dediler. Eğer haklıysak neden gereği yapılmıyor? MHK’nın, camiamıza bir açıklama borcu var. Federasyon başkanımıza çağrı yapıyorum. Arka planda ’Haklısınız’ demek yetmez. Bu ligin sahibi olduğunu göstermeniz gerekiyor" dedi. Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu’nun nisan ayı olağan toplantısı, Fenerbahçe Spor Kulübü Faruk Ilgaz Tesisleri’nde yapıldı. Toplantıda gündem maddelerinin okunması ve görüşülmesinin ardından divan üyeleri talep ve görüşlerini aktardı. Daha sonra Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran toplantıda açıklamalarda bulundu. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş illerinde yaşanan olaylarda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı dileklerini ileterek sözlerine başlayan Başkan Saran, "Eleştirilerini ve önerilerini dile getiren tüm divan kurulu üyelerine teşekkürlerimi iletiyorum. Bugün burada yapılan tüm değerlendirmeler bizim için kıymetli. İçinde bulunduğumuz dönem bizi doğal olarak sahaya, mücadeleye ve sezonun son virajına getiriyor. Yarıştığımız bütün kulvarlarda artık sonuçları görebileceğimiz, kritik bir döneme gelmiş bulunuyoruz. Fenerbahçe Kadın Voleybol Takımımız, perşembe akşamı sahaya koyduğu inanç, karakter ve mücadeleyle final serisini son maça taşıdı. Bu mücadeleyle hepimize gurur yaşatan takımımıza yürekten kutluyorum. Son maçta da aynı inanç ve kararlılıkla sahada olacaklarına inancım tam. Kadın basketbol takımımız ise Euroleague finalinde Avrupa’nın zirvesine çıkabilmek için 3. kez sahaya çıkacak. Bu takımın bu kulübün geleneğine yakışır şekilde o kupayı ülkemize getireceğine inanıyorum. Yarın oynanacak iki final maçına da takımlarımıza başarılar diliyor, ortaya koyacakları mücadeleyle camiamızı bir kez daha gurur yaşatacaklarına yürekten inanıyorum. Sezon başından bu yana her branşta Çubuklu’yu taşıyan, bu forma için mücadele eden bütün sporcularımıza, teknik ekiplerimize ve emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum. Sezon boyunca birlikte sevindik, kupalar kazandık. Yeri geldi kaybettik, birlikte üzüldük ama hiçbir zaman mücadeleden vazgeçmedik. Bugün geldiğimiz noktada takımlarımız sonuna kadar yarışmakta ve her kupaya talip olmaya devam edecek. Verdiğimiz emeklerin karşılığını alma dönemine geldik" ifadelerini kullandı. "Bu ligin sahibi olduğunu göstermeniz gerekiyor" Trendyol Süper Lig’in 30. haftasında dün oynanan Çaykur Rizespor maçında yaşanan puan kaybı nedeniyle üzüntü duyduklarını dile getiren konuşan Saran, "Açık konuşayım kolay bir gece değildi. Uzun süre stattan çıkamadık, hiç uyumadık. Stadımızı dolduran on binlerce taraftarımız, milyonlarca Fenerbahçeli eminim ki bu geceyi uykusuz geçirdi. Çok üzüldük. Umutlandığımız, yaklaştığımız elimizin ucuna kadar gelmiş bir anın hayal kırıklığını yaşıyoruz. Bu duyguyu tarif etmek kolay değil. İnsan böyle günleri kolay atlatamıyor. Camia da bu günleri ilk kez yaşamıyor. Dün dünde kaldı, bugün kafamızı kaldırmak zorundayız ve önümüzde hala oynanacak 4 maç var. Yarış bitmedi. Şimdi yeniden başlama zamanı. Aynı inançla, aynı umutla, daha kararlı şekilde. Şu an aranızda, ’Hala ne umudundan bahsediyor’ diye düşünen olabilir. Bu duygunun ne kadar gerçek olduğunu biliyorum. Biz bu inancı sadece bugün değil en zor zamanlarda da yaşadık. Puan farkı 7 olduğu zaman da, dün maç öncesi de aynı yerdeydik, bugün de aynı yerdeyiz. Çünkü bu takım düştüğümüz anlarda bile bize ayağa kalkmayı öğretti. Bundan 1 ay önce bize aynı şampiyonluğu kurdurtan takım 12 bin taraftarımızla birlikte sahaya çıktı. Dün ise kapasitesinin iki katına çıksaydı yine dolardı. Futbol böyle bir şey, tam bitti dediğiniz anda size yeniden fırsat verir. Bütün bir sezon da bize şampiyonluk hayalini kurduran takım da bu takım. Biz kendi duygularımızı ve kendi oyunumuzu konuşacağız. Bu sefer konuşacak başka şeyler de var. Hepimizin gözünün önünde yaşanan gol pozisyonu; gol öncesi faulle uzaktan yakından alakası olmayan pozisyona faul verildiğini gördük. Kırmızı kart verilmesi gerekirken, VAR’ın devreye girmesi gereken bir anda devreye girmediğini gördük. O pozisyonun devamında gelen golle çok ağır bedel ödedik. Bu ligde herkes için adalet eşit mi? Yoksa sadece Fenerbahçe bu ligin seyir zevkini arttıran bir unsur mu? Yeter, kimsenin emeğinin, kimsenin alın terinin bu kadar kolay yok sayılmasını kabul edemeyiz. Biz ne sustuk ne de bir adım geri durduk. Her maçtan sonra konuştuk. Her hatanın hesabını gerekli yerlere sorduk. İşte bu noktada bilinçli bir tercih yaptık. Bugün yaşananlardan sonra bile oyuncularımızın ’Bizi şampiyon yapmazlar’ duygusuna girmesine asla izin vermedik. Daha önce bu duygu onlara kaybettirdi. Biliyoruz ki o andan itibaren sadece sahada rakiple değil kendi inancınla da mücadele edersin. Yoksa biz de daha öncekilerin yaptığı gibi bağırıp çağırmayı biliriz. Bu süreçte yaşananlarla ilgili gereken tüm konuşmaları yaptık. Her seferinde ’Haklısınız’ dediler. Eğer haklıysak neden gereği yapılmıyor? MHK’nin camiamıza bir açıklama borcu var. Federasyon başkanımıza çağrı yapıyorum. Arka planda ’Haklısınız’ demek yetmez. Bu ligin sahibi olduğunu göstermeniz gerekiyor" diye konuştu. "Yeniden ayağa kalkıp yeniden savaşmak zorundayız" Ligde kalan 4 haftada mücadelelerini sürdüreceklerini de sözlerine ekleyen sarı-lacivertlilerin başkanı, "Oyuncularımız dün gece çok üzgündü. Efsane oyuncular dediğiniz oyuncuların zamanında soyunma odasında nasıl güldüklerini gördük. Dün takımın bir ağlamadığı kaldı. Kalecimiz dün grupta ’Bütün sorumluluk benim, hepinizden özür diliyorum’ mesajı gönderdi. Federasyon ve MHK’nin bu konuda gerekeni yapmasını bekliyoruz. Bizim için kaybettik demek kolay. Bu takımı ben kurmadım demek kolay, dağılıp gitmek kolay. Tam da bu yüzden yeniden ayağa kalkıp yeniden savaşmak zorundayız. Bu duygunun bizi dağıtmasına izin veremeyiz, vermeyeceğiz. Önümüzde 4 maç var ve bu 4 maçta hep birlikte aynı şeyi yapıp takımımızın yanında olacağız. Son maçın son düdüğüne kadar mücadeleyi sürdüreceğiz. Camiamızın aklında pek çok soru olduğunu biliyorum. Bu camia sahada dışında birçok gündemle baş başa kaldı. Zamanlaması tartışmalı konular oldu. Gereğinden fazla büyütülen tartışmalar oldu, yalanlar söylendi, yanlış bilgiler verildi. Ama ben ve arkadaşlarım ’Zamanı geldiğinde konuşuruz’ dedik. Bizim de anlatacağımız çok şey var ama bugün, o gün değil. Bugün ihtiyacımız olan tek şey, camia olarak nasıl bir Fenerbahçe istediğimize karar vermemiz. Bunları Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran olarak değil Fenerbahçeli Sadettin olarak söylüyorum. Biz ne zaman birbirimizle uğraşsak, ne zaman enerjimizi içeride tüketsek en büyük zararı kendimize veriyoruz. Bu kulüp insanların birbirine üstünlük kurduğu bir yer değil, insanların yan yana durduğu zaman büyüdüğü bir yer. Kimsenin koltuk için bir başkasını aşağıya çekmesine gerek yok. Kimsenin haklı çıkmak uğruna Fenerbahçe’yi yıpratmasına gerek yok. Bu koltuk için savaşılmaz, Fenerbahçe için savaşılır" şeklinde konuştu. "Bu göreve bu takımı şampiyon yapmak için geldik" Başkan Saran, yaptıkları her şeyin Fenerbahçe için doğru olduğuna inandıkları için yaptıklarını vurgulayarak sözlerini şöyle noktaladı: "Bugün dürüstçe kendimize bakalım. Biz gerçekten Fenerbahçe için mi mücadele ediyoruz yoksa birbirimize karşı mı mücadele ediyoruz. Yıllardır aynı tartışmalar, aynı döngü ve sonuç ortada. Artık başka bir şey deneme zamanı gelmiştir. Daha sakin kalmayı, daha çok birlikte yürümeyi, daha dingin akılla hareket etmeyi denememiz gerekiyor. Anlık tepkilerle değil aklımızla hareket etmeyi denememiz gerekiyor. İnanın Fenerbahçe hepimize yetecek kadar büyük, burada herkes için yer var. Ama bu birbirimizi tüketmeden mümkün. Bizim yarışmamız gereken tek yer saha. Bunu başardığımız gün zaten her şeyin nasıl değiştiğini hep beraber göreceğiz. Bunu söylerken önce kendimizden başlamamamız gerektiğini biliyorum. Göreve geleli 206 gün oldu. Camianın eleştirileri olur, ’Burada hata yaptın’ dersiniz dinlerim, dikkate alırım. Hatalarımız, eksiklerimiz oldu çünkü biz de insanız. Ama biz ne yaptıysak Fenerbahçe için doğru olduğuna inandığımız için yaptık. Hesabını veremeyeceğimiz tek bir karar yok. Bizim başımız dik. Bu kulüpte yapılan her işin, başlatılan her projenin kaydı var, hepsi ortadadır. O gün ’Kafanızda soru işareti varsa gelin birlikte bakalım’ dedim, kimse gelmedi. Biz bu kulübün tüm tablolarını şeffaf şekilde ortaya koyuyoruz. Bu camiada herkese kapımız açık, bir merak varsa gelin birlikte konuşalım. Ama bunu yalanlarla, iftiralarla, dedikodularla tartışmanın manası yok. Biz burada aynı çatı altında birbirimize bakarak konuşacak bir camiayız. Ben ve yol arkadaşlarım bu göreve bu takımı şampiyon yapmak için geldik. Yapışmak için değil yolu açmak için buradayız. Fenerbahçe iki başkan arasında 25 sene geçirdi diye bu yola çıktık. Fenerbahçe için çıktık. Biz koltuk sevdalısı değiliz. Sezon sonunda her şeyi konuşacağız. Ama bugün önümüzde tamamlamamız gereken 4 maç var. Biz kendi payımıza düşeni sonuna kadar yapacağız. Dağılmadan götürmek zorundayız. Sonrasını hep birlikte konuşacağız."
Kars Turizm Haftası’nda tarih ve doğa iç içe: Ani’de unutulmaz yürüyüş Kars’ta Turizm Haftası etkinlikleri kapsamında düzenlenen doğa yürüyüşü, katılımcılara hem tarihi hem de doğal güzellikleri bir arada deneyimleme fırsatı sundu. Ani Örenyeri ile Bostanlar Deresi arasında gerçekleştirilen etkinlik yoğun ilgi gördü. Yürüyüş, Ani Örenyeri girişinde başladı. Katılımcılar, tarihi dokunun eşlik ettiği parkurda ilerlerken, bölgenin eşsiz manzarasının tadını çıkardı. Güzergah boyunca yer alan güvercinlikler, doğal mağaralar ve geçmişte yaşam alanı olarak kullanılan kaya oyukları, yürüyüşe katılanlara adeta açık hava müzesi deneyimi yaşattı. Etkinliğe katılan Müze Müdürü Hakim Aslan, yürüyüş sırasında katılımcılara Bostanlar Deresi’nin tarihi ve kültürel önemi hakkında detaylı bilgiler verdi. Aslan, bölgenin yalnızca doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda geçmiş medeniyetlerin izlerini taşımasıyla da büyük değer taşıdığını vurguladı. Turizm Haftası etkinlikleri hakkında açıklamalarda bulunan Kars Kültür ve Turizm Müdürü Bayram Yığcı, "Her yıl 15-22 Nisan tarihleri arasında ülkemizin turizm zenginliklerini tarihi kültürel turistik destinasyonlarını tanıtmak, halkın turizm hareketlerine katılımını sağlamak amacıyla turizm sektörünün de bu organizasyonda yer almasını öğrencilerde bu gezi de farklı yerleri görmelerini sağlamak için güzel organizasyonlar planlıyoruz. Bugün Ani Ören Yeri’ndeki tarihi bostanlar deresindeydi. Birçok kişi bu bölgeye ilk defa geldi. Çok mutlu oldular. Biz de Ani’nin tarihini öğrencilerimize turizm haftası vesilesiyle anlatarak onlara bu farkındalığı yaşatmış oluyoruz" dedi. Yaklaşık 1,5 saat süren yürüyüş, Ani Örenyeri içerisinde yer alan Menücehr Camii önünde sona erdi. Katılımcılar, etkinlik sonunda hem fiziksel olarak aktif bir gün geçirmenin hem de kültürel bir yolculuğa çıkmanın memnuniyetini yaşadı. Ayrıca Turizm Haftası kapsamında düzenlenen bu tür etkinliklerin, bölgenin tanıtımına önemli katkı sağladığı ve doğa ile tarihin buluştuğu Ani’nin daha geniş kitlelere ulaşmasına yardımcı olduğu ifade edildi.