GÜNDEM - 24 Aralık 2025 Çarşamba 11:54

Ünverdi’den Gaziantep’in düşman işgalinden kurtuluşunun 104’üncü yıl dönümü mesajı

A
A
A
Ünverdi’den Gaziantep’in düşman işgalinden kurtuluşunun 104’üncü yıl dönümü mesajı

Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, 25 Aralık Gaziantep’in düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümünü kutlayarak, "Şahin bey, Şehit Kamil, Karayılan ve daha nice adsız kahramanın şehit kanıyla sulanan bu topraklar şanlı atalarımızın en büyük emanetidir. Aynı ruhla emanetlerine sahip çıkacak, aziz hatıralarını ilelebet yaşatacağız" ifadelerini kullandı.


Antep Savunmasının Kurtuluş Savaşı’nın en önemli dönüm noktalarından birisi olduğunu belirten Ünverdi, "Yokluk içerisinde, tüm varlığıyla, hiçbir yerden destek almadan, tüm teknolojik imkanlarıyla saldıran düşmana karşı 6317 şehit vererek dünya tarihine adını destansı mücadelesiyle yazdıran Anteplilerin günüdür 25 Aralık 1921. Antep, cesareti ve büyük fedakarlıklarıyla Milli Mücadelemizin ilham kaynağı ve Anadolu’da kurtuluşa giden yolun adı olmuştur. Verdikleri mücadeleyle Antepliler, Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, ’Ben Anteplilerin gözlerinden nasıl öpmem ki. Onlar sadece Antep’i değil tüm Türkiye’yi kurtardılar’ sözlerine mazhar olmuştur. Türk Kurtuluş Savaşı’ndaki eşsiz kahramanlıklarıyla şehrimiz, Gazilik unvanı ve İstiklal Madalyasıyla onurlandırılmıştır. Gaziantepliler olarak biziler de atalarımızdan aldığımız ilham ve güçle her daim ülkemizin bekası, gelişmesi, kalkınması, birlik, beraberlik ve aydınlık yarınları için var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz. Vatan ve bayrak aşkıyla çalışan Gaziantepliler; sanayi, üretim, ticaret ve her alanda şartlar ne olursa olsun direnciyle ülkemize örnek oluyor. Gaziantep Sanayi Odası olarak bizler de tüm dünyada süren savaşlar, gerilimler ve krizler karşısında ülkemizin yürütmüş olduğu mücadeleye ekonomi cephesinde yenilikçi bir vizyon ve projelerimizle en büyük desteği vermek için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz. Biz ülkemizin gücüne ve gelecek günlerin birlik ve beraberlik içinde daha aydınlık olacağına yürekten inanıyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, 6317 şehidi ve binlerce gazisiyle yokluk içerisinde mücadelesiyle destan yazan Antep Savunması kahramanlarını, tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi saygı ve rahmetle anıyorum. 25 Aralık Gaziantep’in Düşman İşgalinden Kurtuluşunun 104’üncü yıl dönümü kutlu olsun" ifadelerine yer verdi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Kasktan ceza yememek için plakasını kapattı, yediği cezayı görünce hayatının pişmanlığını yaşadı Antalya’nın Manavgat ilçesinde trafik polisinin durdurduğu plakası kağıtla kapatılmış motosikletin sürücüsüne 140 bin TL para cezası uygulanırken, motosiklet 30 günlüğüne trafikten men edildi. Kaskının çalındığını ve ceza yememek için kapattığını belirten motosiklet sürücüsü, "Plakanızı kapatmayın, kasktan cezanızı yiyin" nasihatinde bulundu. Aşağı Hisar Mahallesi Gülveren Caddesi üzerinde devriye görevi yapan Manavgat Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Büro Amirliği’ne bağlı Şahin ekibi, plakası beyaz bir kağıtla kapatılmış olan motosikleti durdurdu. 07 BDL 674 plakalı motosikleti kullanan Dilek Yıldız’a ’Araç plakasının farklı okunmasına veya okunamamasına bilerek neden olacak şekilde plakasında değişiklik yapmak suçundan’ 140 bin TL idari para cezası uygulanırken motosikleti otuz gün süre ile trafikten men edilerek yediemin otoparkına çekildi. "Vallahi bugün kaskım çalındı" Kaskını çaldırdığını belirten motosiklet sürücüsü Dilek Yıldız, trafiğin arkadan ceza yazmaması için plakayı kapattığını belirterek, "Benim yaptığımı başkaları yapmasın" dedi. Yıldız "Vallahi bugün kaskım çalındı. Ehliyetim, muayenem her şeyim tam. Kasktan ceza yemeyeyim diye, ergenlere uydum, ergenler kapatıyor ya plakayı. Ceza 150 bin lira. Plakanızı kapatmayın, kasktan cezanızı yiyin" derken gülmeyi de ihmal etmedi.
Sivas Uzmanı uyardı: "Dikkat edilmezse mide kanaması geçirebilirsiniz" Ramazan ayında bilinçsiz ve ani yemek tüketiminin sindirim sistemini zorladığına dikkat çeken Sivas Medicana Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. İbrahim Emre Kurtça, geçmişinde mide rahatsızlığı bulunan kişilerin mide kanaması riskiyle karşı karşıya kalabileceğini belirtti. Ramazan ayında değişen beslenme düzeni, sindirim sistemi üzerinde önemli etkiler oluşturuyor. Gün boyu süren açlığın ardından iftar sofralarında birden ve fazla miktarda yemek tüketilmesi mide ve bağırsak sorunlarını beraberinde getirebiliyor. Özellikle sahurun atlanması durumunda, uzun süre aç kalan mideye bir anda yüklenilmesi ciddi sindirim problemlerine neden olabiliyor. Uzmanlar, işlenmiş ve ağır yağlı gıdaların özellikle iftar sofralarında sınırlandırılması gerektiğini ve bunun yerine sebze ağırlıklı ve hafif beslenmenin sindirim sistemini rahatlattığı aktarıyor. İftar ile sahur arasında su tüketiminin kademeli olarak artırılması da önem taşıyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi’nde görevli Gastroenteroloji Uzmanı Dr. İbrahim Emre Kurtça eğer oruç tutan hastanın geçmişinde mide rahatsızlıkları varsa iftar zamanı yemek yerken dikkat etmesi gerektiğini söyleyerek, "Eğer hastanın altta bir mide rahatsızlığı varsa özellikle bir reflüsü, mide fıtığı dediğimiz ya da bir ülseri varsa asit salgısı da attığı zaman hem semptomlarımızı arttırır hem de ülsere sebep olup ülserin de bir komplikasyonu olan kanamaya yol açabilir" dedi. "Ciddi sindirim problemleri oluşmaktadır" İftarda yemek yerken hafif gıdalar ile başlanması gerektiğini söyleyen Kurtça, "Şu anda on bir ayın sultanı Ramazan ayının içerisindeyiz. Bu ayda da dikkat etmemiz gereken hususlar var. Çünkü yaşam tarzımız ve beslenme alışkanlıklarımız değişmektedir. Burada da uzun süre aç kalmaktayız. Özellikle sahur yapılmadığı dönemlerde oruç tutan hastalarımızda ciddi sindirim problemleri oluşmaktadır. Bu konuda da dikkatli olmalıyız. Uzun süre aç kalıp daha sonra birden yemek yenildiği zaman midenin de bir sindirim hacmi bulunuyor. Eğer bu hacminin üzerinden fazla bir giriş olursa da sindirim problemleriyle karşılaşmaktayız. Bunu açısından da önce bir ılık bir çorba içilmesi, su içmeyi unutmamak çok önemli. Hafif bir yemekle başlanmalı, ağır bir yağlı yiyecek, kızartmalardan da uzak durmamız gerekiyor. Ön planda kızartma yediğimiz zaman mide olduğundan aşırı bir tepki vermektedir. Bununla beraberde midedeki asit salgısı artmaktadır. Bu da hasta tarafından, oruç tutanlar tarafından aşırı bir yanma, hazımsızlık, şişkinlik rahatsızlık hissi oluşturmaktadır. Özellikle böyle işlenmiş gıdalar, yağlı gıdalar, kızartılmış besinlerden uzak durulması gerekiyor" dedi. "Kanamaya yol açabilir" Bol miktarda su tüketilmesi gerektiğini belirten Kurtça, "Ramazan ayı boyunca sahuru olabildiğince yapmamız gerekiyor. Çünkü en azından iki öğün yemiş oluyoruz. Bununla beraber de bol miktarda su tüketilmeli. Yani bizim iftar zamanımızdan başlayıp sahur zamanımıza kadar kademeli olarak su tüketmemiz gerekiyor. Yeşil gıdalar ile beslenip, hafif şeyler tüketmemiz gerekiyor. Bir de elimizden geldiğince bir hareket katmalıyız. Eğer oruç tutuyoruz diye hiç hareket etmezsek bu sefer kendi vücut metabolizmamız da yavaşlar ve sindirim sistemimiz de yavaşlar. Eğer hastanın altta bir mide rahatsızlığı varsa özellikle bir reflüsü, mide fıtığı dediğimiz ya da bir ülseri varsa asit salgısı da attığı zaman hem semptomlarımızı arttırır hem de ülsere sebep olup ülserin de bir komplikasyonu olan kanamaya yol açabilir. Sahurda da böyle çok hızlı yemek yemeden, suyumuzu tüketerek, sıvı gıdamızı alarak bir kendimize de sindirim zamanı sağlamamız açısından da çok önemli. Bu süre zarfında susuz kalmaktayız. O onun için su alma miktarımız da saatimizi de ne kadar arttırırsak vücudumuzun sindirim sistemine de o kadar yardımcı oluruz" diye konuştu.