GENEL - 03 Aralık 2017 Pazar 10:44

‘Survivor’da atasözü ve deyim kullanan yarışmacı şampiyon oluyor

A
A
A
‘Survivor’da atasözü ve deyim kullanan yarışmacı şampiyon oluyor

Televizyon programları içerisinde vazgeçilmez hale gelen yarışmalarda ‘Türk dili ve kültürü’ etkisi sonuca götüren etken olarak tespit edildi.

Televizyon programları içerisinde vazgeçilmez hale gelen yarışmalarda ‘Türk dili ve kültürü’ etkisi sonuca götüren etken olarak tespit edildi.


Giresun Üniversitesi Türk Dili Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Serdar Bulut tarafından başlatılan ve birçok kurum tarafından desteklenen proje kapsamında, televizyonlarda yayınlanan yarışmalarda yarışmacıların ‘Türk dilini’ kullanmalarının faktörleri ortaya çıkartıldı. Proje kapsamında ‘Survivor’ yarışması takip edilerek, kullanılan dilin vatandaş üzerindeki etkisi araştırıldı ve yarışmalarda dili iyi kullanan yarışmacıların şampiyonluğa kadar ulaştığı görüldü.


Projenin detaylarına ilişkin İHA’ya açıklamalarda bulunan Giresun Üniversitesi Türk Dili Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Serdar Bulu, "Bizim çalışmamız Survivor yarışmasında dilin kullanımıyla ilgili tutumlar. Bu çalışma bir yıllık bir altyapı çalışmasından sonra oluşturuldu. Bir yıllık çalışmamızın içeresinde farklı illerden 500 katılımcı ile çalışma yaptık ve bunlardan veriler aldık. Bu katılımcılarımızın yaş, cinsiyet, eğitim durumları gibi farklı özelliklerini ayırt etmeksizin her kesimden insanlarla ve özellikle Survivor izleyen, Survivor bağımlısı olan kişilerle yaptık. Çalışma sonucunda ekim ayında Survivor yarışmasında dilin kullanımı ile ilgili tutumlar isimli makalemiz alanın en önemli uluslararası bir dergide yayınladı" dedi.


"Türkiye’de Survivor yarışması ve bu tarz yarışmalar çok fazla kişiler tarafından izleniyor ve takip ediliyor" diyen Bulut, "Tabi sosyal hayatın, medyanın gelişmesi ile beraber daha da ileriye doğru gidiyor ve daha da artıyor bu rakamlar. Biz Survivor yarışmasında dili iyi kullanan yarışmacıların eğer birazcık sporla araları varsa yarışmanın sonuna kadar gidebildiklerini ve yarışmada gerekirse şampiyon olabildiklerini ve final koltuğuna oturduklarını gördük ve dilin aslında onlara çok büyük avantaj sağladığını gördük” şeklinde konuştu.



“Atasözü ve deyim kullanan yarışmacılar halktan daha çok destek görüyor”


Dr. Bulut açıklamasının devamında, “Dili iyi kullandıkları için aslında izleyicilerinde o yarışmacıları daha çok desteklediğini ve bundan zevk aldıklarını, olumlu anlamda da faydalandıklarını gördük. Özellikle çalışmamızı yaptığımız kişiler görme engelliler için işaret dilinin bu tarz yarışma programlarını etkilemesi sosyal algı açısından ‘herkesi önemsiyoruz’ mesajını vermek için çok önemli ve yüzde 100 gibi bir sonuç aldık. Atasözü, deyim, kalıp söz gibi kullanımı yapanların yarışmada iyi yerlerde olduğunu gördük” ifadelerini kullandı.



Survivor’a rol model yarışmacı koyarak takip etmek istiyorlar


Acun Ilıcalı’ya ve ekibine hazırladıkları kitapçıktan göndererek amaçlarının ne olduğunu anlatmak isteyen Bulut, Acun Ilıcalı ile de bu konu hakkında konuşmak istediklerini kaydetti. Bulut, “Türk dilinin ve kültürünün olumsuz anlamda gittiği dönemde Survivor yarışması içerisinde biz yarışmanın başından sonuna kadar takip edebileceğimiz, Türk dili rol modeli bir yarışmacıyı yarışmaya dahil edip, verilerini Türkiye sınırlarındaki 81 ilde halk; Türk dilini ve kültürünü kullanan bir yarışmacıyı destek oranı ne kadar artıyor? Finale kadar gidebiliyor mu? Şampiyon olabiliyor mu? Bunları görmek istiyoruz. Biz artık kütüphaneye gelmeyen öğrencilerle karşı karşıyayız. Eğer öğrenci kütüphaneye gelmiyorsa, Survivor izliyorsa biz Survivor’un içine girmeliyiz, biz oralara gitmeliyiz algısıyla bunu yaptık ve bunu yapmalıyız ki daha çok katkı elde edebilelim” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara ATO Başkanı Baran: "Belçika ile ticari ve ekonomik ilişkilerimizi daha da yukarılara taşımak için katkı sunmaya hazırız" Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, "Ankara iş dünyası olarak Belçika ile ticari ve ekonomik ilişkilerimizi daha da yukarılara taşımak için katkı sunmaya hazırız" dedi. ATO Yönetim Kurulu Başkanı Baran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetiyle "Belçika Ekonomik Misyonu" kapsamında Türkiye’yi ziyaret eden Belçika Kraliçesi Majesteleri Mathilde ve beraberindeki heyet ile İstanbul’da düzenlenen "Üst Düzey Türkiye-Belçika İş Dünyası Yuvarlak Masa Toplantısı"na katıldı. Baran, toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye ile Belçika arasında 2025 yılı sonu itibariyle ticaret hacminin 9,2 milyar dolara ulaştığını kaydederek, Ankara iş dünyası olarak Belçika ile ticari ve ekonomik ilişkileri daha da iyi seviyelere çıkaracaklarını dile getirdi. "Belçika ile ticari ve ekonomik ilişkilerimizi daha da yukarılara taşımak için katkı sunmaya hazırız" İki ülke iş dünyası arasındaki ekonomik ve ticari iş birliği imkanların artacağını düşündüklerini vurgulayan Baran, "Başkent Ankara, savunma ve havacılık sanayinden medikale, makine ve ekipman üretiminden yazılım ve teknoloji girişimlerine kadar pek çok stratejik sektörde güçlü bir ekosisteme sahip. Bu yönüyle Ankara’nın, Belçikalı firmalar için önemli fırsatlar sunduğunu düşünüyoruz. Özellikle yeşil dönüşüm, dijitalleşme, sürdürülebilir üretim, lojistik ve Ar-Ge alanlarında ortak projeler geliştirilebileceğine inanıyoruz" ifadelerine yer verdi.
Ankara Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi tarafından Türk deniz yetki alanlarına ilişkin kanun taslağı hazırlandı Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkan Vekili Çağrı Erhan, Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi’nce (DEHUKAM) Türk deniz yetki alanlarına ilişkin hazırlanan kanun taslağıyla ilgili "Kanun taslağının, Türkiye’nin denizlere bakışını en net şekilde ortaya koyan bir metin olduğunu düşünüyoruz" açıklaması yaptı. Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi tarafından Türk deniz yetki alanlarına ilişkin kanun taslağı hazırlandı. Hazırlanan kanun taslağına ilişkin basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkan Vekili Çağrı Erhan, şunları dedi: "Türkiye’nin, üç tarafının denizlerle çevrili olması nedeniyle deniz hukukuna ilişkin çalışmaları yakinen takip etmesi gerekiyor. Türkiye artık, deniz hukuku terminolojisinin sadece uygulayıcısı değil, aynı zamanda bu kavramların oluşturulmasında, hukuki hale gelmesinde doğrudan katkı sağlayan bir devlet. Ben bu noktadan sonra bu taslağın bir teklife, akabinde de bir kanuna kısa süre içerisinde dönüşeceğine inanıyorum. Kanun taslağının, Türkiye’nin denizlere bakışını en net şekilde ortaya koyan bir metin olduğunu düşünüyoruz. Türkiye bu kanun metnini hazırlarken herhangi bir ülkeyi paranteze alarak bir metin ortaya koymuş değil. Biz Türk milletinin uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatleri dikkate alınarak yapılan çalışmalar neticesinde ortaya çıkan bir metinden söz ediyoruz. Başka ülkeler sanki dünyada sadece kendileri varmış gibi, Türkiye onları düşünerek bir şeyler yapıyormuş gibi düşünebilir. Bu kanun çalışmaları hazırlanırken çok da dikkate alınan bir husus olmadı. Zaten Türkiye’nin uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatleri var ve bunları da sürdürecek. ’Mavi Vatan kanunu’ Türkiye’ye ve Türk milletine hayırlı olsun." "Bizim anlayışımıza göre Mavi Vatanımız, sadece Türkiye’yi çevreleyen denizler değil, Türk bayrağını dalgalandıran bir geminin ulaşabildiği denizlerdir" DEHUKAM Müdürü Mustafa Başkara ise "Bizim anlayışımıza göre Mavi Vatanımız yalnızca Türkiye’nin etrafını çevreleyen denizler değil, bunun da ötesine geçerek Türk bayrağını dalgalandıran bir geminin ulaşabildiği tüm dünya denizleridir. Bu anlayışla Türkiye yalnızca kendisini çevreleyen denizleri değil, bunun ötesinde yer alan tüm dünya denizleriyle ilgili bir gündeme sahiptir. Söz konusu gündem, Türkiye’nin ulusal yetki alanlarının dışındaki biyoçeşitliliğin korunmasına ilişkin BBNJ anlaşmasına taraf olmasıyla da kendisi göstermiştir. Türkiye, geçtiğimiz dönemde Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne haklı gerekçeler ve özellikle Ege Denizi’ndeki özel koşulları dikkate almayan maddelerin nedeniyle ısrarlı itirafçı konumda bulunduğumuz üç maddesine karşı bu sözleşmenin bir uygulama anlaşması olan BBNJ anlaşmasına son dönemde taraf olmuştur. Yine Türkiye, son dönemde deniz hukuku alanındaki güncel gelişmelerle ilgili çok ciddi mesafeler kat etmiş. Bu mesafelerin iç hukuktaki yansımalarından en önemli denilen birisi olan Türk Deniz Yetki Alanı’nın kanununa ilişkin çalışmalar da artık önemli bir aşamaya gelmiştir" değerlendirmesinde bulundu. Toplantıya Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkan Vekili Çağrı Erhan, DEHUKAM Müdürü Mustafa Başkara’nın yanı sıra DEHUKAM Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Önel, akademisyenler ve hukukçular katıldı.