EKONOMİ - 27 Ağustos 2020 Perşembe 13:17

Bakan Pakdemirli kuru üzümün fiyatını açıkladı, üreticilere müjde verdi

A
A
A
Bakan Pakdemirli kuru üzümün fiyatını açıkladı, üreticilere müjde verdi

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, lisanslı depoya teslim edilen fındığın parasının anında aynı gün alınacağını söyledi.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, lisanslı depoya teslim edilen fındığın parasının anında aynı gün alınacağını söyledi. Bakan Pakdemirli, 2020 üzüm rekoltesini 271 bin ton olarak öngördüklerini belirterek, TMO’nun 9 numara kuru üzümün kilosunu 12,5 liradan alacağını açıkladı.


Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Giresun’da Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) 2020 yılı fındık alım törenine katılarak, fındık alımına ilişkin açıklamalarda bulundu. Pakdemirli, programda canlı bağlantıyla Manisa Sultani çekirdeksiz üzümünde 2020-2021 sezonunun açılışı ve geleneksel ilk çekirdeksiz kuru üzüm törenine de katılarak üzüm alım fiyatlarını açıkladı. Türkiye’nin fındıkta dünyada açık ara lider olduğunu kaydeden Bakan Pakdemirli, “Fındığın ana vatanı bu topraklar. Rakamlara vuracak olursak dünya fındığının yüzde 76’sı bizde. Fındıkta dünyanın açık ara lideriyiz. Geçen sene Miami’de bir toplantı vardı oraya gittik. Türkiye’den ilk defa bir bakan oraya gitmiş. Bunlar tüm dünyadaki kabuklu ve kuru meyvelerin alımını satımını yapan tacirlerin olduğu, tüm dünyanın ticaretinin döndüğü bir kongre. Orada kürsüye çıktım, ‘en çok biz üretiyoruz, fındıkta patron biziz, biz neysek o olacak, biz ne diyorsak o olacak, fiyatı biz belirleriz. Sizde bizi takip edersiniz’ dedim. Biz fındık müstahsillilerimizi memnun ettik. Fındığını teslim etmeye gelen bir amcamızı gördüm. Gözleri parlıyordu. Bize müteşekkirdi. Cumhurbaşkanımıza ve bizlere dua ediyor. Tarımsal ihracatımızın yüzde 12’si fındık ise bizim hakikaten bu konuya daha çok eğilmemiz, daha çok önem vermemiz gerekiyor. Müstahsili memnun ederken 83 milyonun da hakkına sahip çıktık. Biz işten TMO’yu da karlı çıkardık. Seneye de inşallah öyle olacak. Benim tek arzum vatandaşımızın bize getirebildiği kadar ürünü bize getirsin. Biz 300 bin tona kadar alabiliriz. Her türlü hazırlığımız mevcut. Piyasa neyi gerektiriyorsa, ne istiyorsa o olacak. TMO olarak 300 bin tona kadar fındığı almak için gerekli finansal depo, her türlü hazırlığımızı yaptık. Üreticimiz hiçbir zaman korkmasın” dedi.



“Lisanslı depoya teslim ettiğinizde anında aynı gün paranızı alıyorsunuz”


Lisanslı depoya teslim edilen fındık paralarının aynı gün alınacağına dikkat çeken Bakan Pakdemirli, “Geçen yıl itibarıyla 300 milyon dolar daha üreticimizin cebine koyduk. Kabaca hesaplayacak olursak 50 milyon dolar civarında Giresun ekonomisine kazandırmış diye düşüyorum. Dünyanın en kaliteli fındığını biz üretiyoruz. Giresun’da 116 bin çiftçi var. Bunun 85 bini fındık üretiyor. Burada bizim tek işimiz fındık. Fındığın üretimi, budanması, bunun kalitesinin arttırılması, bunlarla uğraşacağız, başka bir işimiz yok. Her evde fındık var. Geçen sene 16,5-17’lerden fındığın fiyatını açıklamıştık. Herkes memnundu. Sezonda 18-20 lira civarındaki fiyatlarla karşı karşıya kaldık. Kilogram başına 3-4 lira artış ile 2 milyarın üzerinde Karadeniz’in ekonomisine ilave gelir sağlamıştık. Bu sene de Kabine toplantısının ardından Cumhurbaşkanımız TMO fındık alım fiyatlarını açıkladı. Giresun kaliteye 22,5 TL, levant kaliteye 22 lira, sivri kaliteye de 21 TL. Cumhurbaşkanımızın fındığa verdiği önemle de Giresun kalite alım fiyatımız desteklerle beraber 25,50 TL’ye geliyor. Bunları hesapladığımız zaman sadece alım fiyatları üzerinde son bir yılda ortalama yüzde 33 artış, son 2 yılda ortalama yüzde 55 gibi bir artış yakalamış olduk. Özellikle lisanlı depo özelinde bir müjde verelim. Lisanslı depoya teslim ettiğinizde anında aynı gün paranızı alıyorsunuz” şeklinde konuştu.



“2019 yılında Manisa’da toplam üzüm üretimi 1 milyon 546 bin ton”


Türkiye’nin fındıkta olduğu gibi kuru üzümde de dünyada marka olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli, “Bağ alanı bakımından dünyada 5. sırada, ortalama üzüm üretimi açısından ise dünyada 6. sırada yer almaktayız. Ve en önemlisi de dünyada kuru üzüm ihracatında birinci sıradayız. Öyle ki Manisa’da yaklaşık 5,1 milyon dekar tarım alanında üretilen pek çok tarım ürününden ortalamanın üzerinde verim alınmaktadır. 2019 yılında Manisa’da toplam üzüm üretimimiz 1 milyon 546 bin tondur. Manisa, Türkiye’deki kurutmalık üzümün yüzde 85’ini, sofralık üzümün yüzde 20’sini üretmektedir. Bundan dolayı ülkemizin çekirdeksiz kuru üzüm ihracatının tamamına yakını Manisa’dan gerçekleşmektedir. Manisa’dan yıllık ortalama 250 bin tonluk üzüm ihracatı yapılmakta ve bu sayede ülke ekonomimize 500 milyon dolar gelir kazandırılmaktadır. Bu da dünyanın en kaliteli üzümlerinin bu topraklarda yetiştiğinin göstergesidir. Ayrıca Manisa üzümü katma değerli bir ürüne dönüştürebilmeyi başarabilmiş bir şehirdir. 2019 yılında sofralık ve kuru olarak yaklaşık toplamda 672 milyon dolarlık üzüm ihracatı yaptık. Yani tarımsal ihracatın yaklaşık yüzde 4’ü üzümden geliyor” diye konuştu.



“Kuru üzüm alım fiyatını 9 numara için kilogramı 12 lira 50 kuruş olarak açıklıyoruz”


Üzüm Rekolte Tahmin Komisyonlarınca yapılan çalışmalara göre 2020 yılında çekirdeksiz kuru üzüm rekoltesini geçen seneye oranla yüzde 12’lik azalışla 271 bin ton olarak öngördüklerini belirten Pakdemirli, “Geçen yıl kuru üzüm fiyatlarının 10 liranın altına düşmesi halinde müdahale edeceğimizi belirtmiştik. Nitekim fiyatların düşmesiyle birlikte TMO kuru üzüm alım fiyatını 9 numara için kilogramını 10 lira açıkladık ve alımlara başladık. Açıkladığımız fiyatlar üreticilerimiz ve bütün kesimler tarafından memnuniyetle karşılandı. Ayrıca fındıkta olduğu gibi bu alım fiyatı üretimin devamlılığına ve piyasaların doğru şekillenmesine de büyük katkı sağladı” ifadelerini kullandı.


Toprak Mahsulleri Ofisinin kuru üzüm alımı ile görevlendirildiğinin altını çizen Bakan Pakdemirli, “Üretim, piyasa ve diğer tüm faktörlere yönelik yaptığımız detaylı değerlendirme sonucunda bu yıl da üzüm üreticimizi memnun edecek haberimizi sizlerle paylaşıyorum. Giresunlu, Karadenizli kardeşlerimizi memnun ederiz de Egeli kardeşlerimizi memnun etmez miyiz. TMO 2020 yılı kuru üzüm alım fiyatını 9 numara için kilogramı 12 lira 50 kuruş olarak açıklıyoruz. TARİŞ de TMO fiyatlarından alım yapacak. Kuru üzüm alımlarında TMO ve TARİŞ arasında koordinasyon ve işbirliğinin sağlanması amacıyla bir protokol yapıldı. TMO alımlara 7 Eylül’den itibaren başlayacak” dedi.


TMO tarafından en az 50 bin ton ürün alınmasını temenni ettiğini söyleyen Bakan Pakdemirli, “Tüm üzüm üreticilerimize, ülkemize hayırlı uğurlu olsun. Buradan özellikle tüm kesimlere şunu belirtmek istiyorum. Kuru üzüm piyasasını açıkladığımız bu fiyatlardan aşağı düşürmemekte kararlıyız. Ve bunun için gereken her türlü argümanı kullanacağız. Her zaman söylediğim gibi üreticimizi asla mağdur etmeyiz” şeklinde konuştu.



“86 milyon 464 bin liralık destek ödemesi yarın hesaplara yatıyor”


Üretici ve çiftçilere bir de müjdesi olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli, “28 Ağustos 2020 Cuma günü yani yarın saat 18.00 itibarıyla 11 kalemde 86 milyon 464 bin TL’lik tarımsal destekleme ödemesini değerli üreticilerimizin hesaplarına yatıracağız. Destekleme ödemesi kapsamında İyi Tarım Uygulamaları desteği olarak 44 milyon 888 bin lira, Organik Tarım desteği kapsamında 19 milyon 384 bin 800 lira, Toprak Analizi Desteği olarak 1 milyon 361 bin lira, Mazot ve Gübre Desteği kapsamında 255 bin lira, Yem Bitkileri Desteği olarak 1 milyon 445 bin lira, Uzman Eller Hayvancılık Proje Desteği kapsamında 11 hak sahibi vatandaşımıza 1 milyon 100 bin lira, Yurt İçi Sertifikalı Tohum Kullanım Desteği kapsamında 73 bin lira, Dane Mısır Fark Ödemesi Desteği olarak 4 milyon 536 bin lira, Hububat-Baklagil Fark Ödemesi Desteği kapsamında 11 milyon 210 bin lira, Yağlı Tohumlu Bitkiler Fark Ödemesi Desteği olarak 903 bin lira, Gen Kaynakları Desteği olarak da 1 milyon 305 bin lira ödeme yapacağız. Toplamda vereceğimiz 86 milyon 464 bin liralık destek ödemesi üreticilerimize, yetiştiricilerimize hayırlı uğurlu ve bereketli olsun” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Titremeden daha fazlası: Parkinson hastalığında ’sinsi’ belirtilere dikkat İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi (EAH) Nöroloji Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. İrem Fatma Uludağ, parkinsonun sadece bir yaşlılık hastalığı veya titreme bozukluğu olmadığını belirterek, koku kaybından uyku bozukluklarına, hatta duran kol saatlerine kadar pek çok sinsi belirtiye karşı vatandaşları uyardı. Her yıl 11 Nisan’da, hastalığı ilk kez tanımlayan James Parkinson’un doğum gününde kutlanan "Dünya Parkinson Günü", bu yıl da erken teşhisin hayati önemine odaklanıyor. İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi (EAH) Nöroloji Kliniği’nde hastalarını ağırlayan Prof. Dr. İrem Fatma Uludağ ile gerçekleştirdiğimiz röportajda, hastalığın bilinmeyen yönlerini ve tedavi süreçlerini ele aldık. Sinsi belirtiler öncü olabilir Parkinson denince akla ilk olarak istirahat halindeki titreme, hareketlerde yavaşlama ve kas sertliği gelse de Prof. Dr. Uludağ, hastalığın bu majör bulgulardan yıllar önce işaretler verebileceğini belirtiyor. Uludağ, "Koku alma duyusunda azalma, uykuda bağırma veya ani hareketlerle rüyayı yaşama (REM uyku bozukluğu), yazının küçülmesi ve kabızlık gibi belirtiler genellikle başka nedenlere bağlanıp göz ardı ediliyor. Oysa bu bulgular tanı için altın değerindedir," dedi. İlginç bir vaka: Bozuk sanılan otomatik saatler Hastalığın günlük hayattaki yansımalarına dair literatürden çarpıcı bir örnek paylaşan Prof. Dr. Uludağ, otomatik saatinin sürekli durması şikayetiyle tamirciye giden bir hastayı anlattı. Yapılan incelemede saatin bozuk olmadığı, ancak hastanın kolunu parkinson nedeniyle yeterince sallamadığı için saatin şarj olamadığı anlaşıldı. Uludağ, bu durumun hastalığın erken dönemindeki kol salınımı azalmasının tipik bir örneği olduğunu ifade etti. Kol ağrısı parkinson çıkabilir Tanı sürecindeki zorluklara da değinen Uludağ, 58 yaşındaki bir erkek hastasının sadece kol ağrısı şikayetiyle ortopedi ve fizik tedavi birimlerini gezdiğini, kendisine "bursit" teşhisi konduğunu aktardı. Kliniğe başvurduğunda yapılan muayenede koldaki tutukluk ve yavaşlığın fark edilmesiyle Parkinson tanısı konan hastanın, uygun tedaviyle ağrılarından kurtulduğu belirtildi. Tepecik EAH’da kişiye özel tedavi yaklaşımı İzmir Tepecik SUAM bünyesinde her hafta Perşembe günü özel Parkinson polikliniği hizmeti verdiklerini hatırlatan Prof. Dr. Uludağ, tedavi sürecinin tamamen bireyselleştirilmesi gerektiğini vurguladı. Tedavide sadece ilaçların değil, egzersiz ve yaşam tarzı değişikliklerinin de kritik olduğunu belirten Uludağ, "Amacımız sadece belirtileri yönetmek değil, hastanın bağımsızlığını ve yaşam kalitesini korumaktır. Özellikle ilaç kullanımındaki zamanlama başarının anahtarıdır" dedi. "Aileler de sürecin bir parçası" Parkinson’un sadece hastayı değil, tüm aileyi etkileyen bir süreç olduğunu ifade eden Uludağ, hasta yakınlarının bakım yükü ve duygusal zorluklar altında kalabildiğine dikkat çekti. Kliniğinde hasta yakınlarını da sürece dahil ederek bilgilendirdiklerini belirten profesör, doğru destekle hastaların uzun yıllar aktif bir sosyal yaşam sürebileceğinin altını çizdi. Prof. Dr. İrem Fatma ULUDAĞ son olarak "Parkinson ile yaşam mümkündür. Belirtileri fark ettiğinizde vakit kaybetmeden bir uzmana başvurun. Erken tanı, hayat kalitesini korumanın en güçlü yoludur." diye konuştu.
Hatay Arkadaşının ‘kamera var’ demesine aldırış etmeyen hırsız telefonu çaldı Hatay’da arkadaşının ‘Oha lan harbiden kamera var’ deyişine aldırış etmeyen şahsın, cep telefonu dükkanından 15 bin TL değerindeki telefonu çaldığı anlar güvenlik kamerasına yansıdı. İş yeri sahibinin şikayeti sonrası 2 şüpheli de kısa sürede yakalandı. Olay, Dörtyol ilçesi kent merkezinde yaşandı. İlçe merkezinde cep telefonu tamir işletmesi bulunan Bilgehan Gür’ün camiye gittiğini ve iş yerinin boş olduğunu fark eden 2 kişi içeriye girdi. İş yerinde kutuları kontrol eden şahıs, bir süre sonra arka kısımda bulunan 15 bin TL değerindeki cep telefonunu çaldı. Anbean kameraya yansıyan hırsızlıkta şahsın, arkadaşının ‘oha lan harbiden kamera var’ deyişine aldırış etmemesiyse dikkat çekti. Telefonu aldıktan sonra arkadaşının ‘çalışıyor mu’ diyerek telefonun çalışıp çalışmadığını teyit etmesiyse kamera görüntülerinde duyuldu. İş yeri sahibi Gür’ün şikayeti sonrası 2 şahıs da kısa sürede yakalandı. Zanlıların emniyetteki işlemlerinin devam ettiği öğrenildi. İş yeri sahibi Bilgehan Gür, hırsızların yakalanması için emek veren polis ekiplerine teşekkür ederek, "Ben camiye gittiğim sıralarda 2 genç kapıyı açmış ve içeri girmiş. İçerideki kutuları kontrol etmişler ve müşteri cihazı olan telefonu cebine koyup gitmişler. Kamera görüntülerine de bu anlar yansımış. Telefonun değeri 15 bin TL değerindeydi. Emniyet ekipleri tarafından yakalandı, polis ekiplerine teşekkür ederim" dedi.
İstanbul Mimar Sinan’ın 470 yıllık eseri Gazi Kara Ahmet Paşa Külliyesi yeniden hayat buluyor Fatih’te bulunan ve Mimar Sinan’ın eseri olan 470 yıllık Gazi Kara Ahmet Paşa Külliyesi yaklaşık 7 ay önce başlatılan restorasyon çalışmaları sürüyor. Çalışmalar hakkında bilgi veren Kültürel Miras Koruma Müdürü Sümeyye Meryem Arslan, "Burası, üstat Mimar Sinan’ın medrese ile camiyi aynı avlu içerisinde bulundurduğu nadir örneklerden biridir. Mimar Sinan, hem ibadeti hem eğitimi aynı avluda kesiştirmiştir. İlk başlattığımız restorasyona cami dahil değildi. Cami şu anda ibadete açık şekilde kullanılmaya devam ediyor. Ancak tespit ettiğimiz statik problemler nedeniyle caminin de restorasyon sürecine dahil edilmesi gündemdedir. Bu durum, öngördüğümüz iki yıllık sürenin biraz uzamasına neden olabilir" dedi. Fatih’te bulunan ve Mimar Sinan’ın eseri olan 470 yıllık Gazi Kara Ahmet Paşa Külliyesi’nde restorasyon çalışmalarına geçtiğimiz yılın ekim ayında başlanmıştı. Restorasyon kapsamında yapıların özgün mimari özellikleri korunarak onarım çalışmaları yürütülürken, alanın bütüncül algısını bozan eklentilerin kaldırılmasıyla daha düzenli bir çevre düzeni oluşturuluyor. Tarihi yapılar arasındaki ilişkiler yeniden görünür hale getirilerek külliyenin mimari bütünlüğü güçlendiriliyor. Aynı zamanda çevresel düzenlemelerle külliyenin kullanım alanlarının daha işlevsel ve erişilebilir hale getirilmesi hedefleniyor. Yürütülen çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte Mimar Sinan’ın önemli eserlerinden biri olan Veziriazam Gazi Kara Ahmet Paşa Camii Külliyesi’nin, tarihi kimliğini daha belirgin biçimde yansıtan bütüncül bir görünüme kavuşması planlanıyor. Restorasyonun hem bölgenin kültürel mirasına katkı sunması hem de tarihi eserlerin korunmasına yönelik farkındalığı artırması bekleniyor. Kültürel Miras Koruma Müdürü Sümeyye Meryem Arslan, "Çimentolu derzleri, sıvaları ve kubbenin kurşun altındaki tüm imalatları yapıdan uzaklaştırdık" Yapılan çalışmalara ilişkin bilgi aktaran Kültürel Miras Koruma Müdürü Sümeyye Meryem Arslan, "Bu külliye, Sadrazam Gazi Kara Ahmet Paşa tarafından 1555 yılında Mimar Sinan’a inşa ettirilmeye başlanıyor. Dönem içerisinde bazı aksaklıklar yaşansa da 10 yıl içerisinde tamamlanıyor. Burası, Üstat Mimar Sinan’ın medrese ile camiyi aynı avlu içerisinde bulundurduğu nadir örneklerden biridir. Mimar Sinan, hem ibadeti hem eğitimi aynı avluda kesiştirmiştir. Biz, Fatih Belediyesi olarak 2025 yılının ekim ayında burada medrese odaları, sıbyan mektebi ve türbede bir restorasyon çalışmasına başladık. İlk olarak avlu içerisinde bulunan muhdesleri ve dış avludaki diğer ekleri yapıdan uzaklaştırdık. Akabinde titiz bir raspa çalışması gerçekleştirdik. Külliye, 1980’li yıllarda bir onarım süreci geçirmiştir. Bu süreçte çimentolu müdahaleler yapılmıştır. Raspa çalışmalarıyla birlikte bu çimentolu derzleri, sıvaları ve kubbenin kurşun altındaki tüm imalatları yapıdan uzaklaştırdık. Bu unsurlar hem yapıya yük bindiriyor hem de özgün taş ve tuğlalara ciddi zarar veriyordu" dedi. "Gerekli önlemleri alarak, geleneksel malzeme ve yöntemlerle zeminden kubbeye kadar tüm imalatları gerçekleştireceğiz" Tespit ettikleri en önemli konulardan birisinin yapının zemininde hareketlilik olduğunu söyleyen Arslan, "1999 depremi sonrasında hasar gören noktalara da kısmi müdahaleler yapılmıştı. Biz şu anda yeni bir statik proje geliştiriyoruz. Proje kapsamında, gerekli önlemleri alarak, geleneksel malzeme ve yöntemlerle zeminden kubbeye kadar tüm imalatları gerçekleştireceğiz. Son cemaat mahallinde bizi güzel bulgular karşıladı. Aynı şekilde türbede de Gazi Kara Ahmet Paşa’nın külliyesinde özgün kalem işlerine ulaştık. Bu bezemeleri aslına uygun şekilde yeniden uygulayarak restorasyon sürecini tamamlamayı hedefliyoruz" diye konuştu. "Tespit ettiğimiz statik problemler nedeniyle caminin de restorasyon sürecine dahil edilmesi gündemde" Külliyenin Topkapı Meydanı’nın merkezinde, önemli bir kesişim noktasında yer aldığını söyleyen Arslan, "İlerleyen süreçte bu meydanda etkinlikler, toplantılar düzenlemeye devam edeceğiz. Bu bölge, şehir dışından gelenler için otogara yakınlığı nedeniyle hafızalarda yer etmiş bir mekandı. Yeni yüzüyle bu hafızanın daha olumlu bir imaja dönüşmesi de yakın zamanda mümkün olacaktır. İlk başlattığımız restorasyona cami dahil değildi. Cami şu anda ibadete açık şekilde kullanılmaya devam ediyor. Ancak tespit ettiğimiz statik problemler nedeniyle caminin de restorasyon sürecine dahil edilmesi gündemdedir. Bu durum, öngördüğümüz iki yıllık sürenin biraz uzamasına neden olabilir" dedi. "Sahayı ziyaret etmek isteyen herkese kapımız açıktır" Mimar Sinan’ı da bu restorasyon süreci vesileyle anmak istediğini vurgulayan Arslan, "Mimar Sinan’ı Anma Haftası’ndayız. Büyük üstat Mimarbaşı Mimar Sinan, Osmanlı Devleti’nin gücünü simgelerken aynı zamanda insanın yaratılış gayesini ve insani ölçeği eserlerine yansıtan bir mimardır. Bu nedenle, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Süleymaniye, Şehzade ve Selimiye gibi birçok eserde imzası bulunmaktadır. Aynı şekilde, şu anda içinde bulunduğumuz külliye de bu mirasın önemli bir parçasıdır. Mimar Sinan’ı bu vesileyle tekrar saygı ve minnetle anıyorum. Yürüttüğümüz restorasyon çalışmalarında açık restorasyon uygulaması yapıyoruz. Daha önce Yedikule Hisarı’nda başlattığımız bu uygulama kapsamında, sahayı ziyaret etmek isteyen herkese kapımız açıktır. Teknik ziyaret gerçekleştirmek isteyenlere de her zaman destek veriyoruz. Şu anda farklı üniversitelerden öğrencileri dönem dönem buraya davet ederek hem yürüttüğümüz hem de planladığımız restorasyon çalışmalarını kendilerine aktarıyoruz" ifadelerini kullandı.