GÜNDEM - 13 Aralık 2025 Cumartesi 09:41

Almanya’dan köyüne döndü, çobanlık yapmaya başladı

A
A
A

Birçok genç geleceğini yurtdışında ararken, Almanya’da 6 yıl yaşayan 35 yaşındaki Uğur Gedik tam tersine bir karar alarak memleketine döndü. "Almanya’da robot olacağıma memleketimde çoban olurum" diyerek ailesiyle birlikte Giresun’un Tirebolu ilçesindeki köyüne yerleşen Gedik, kendi imkanlarıyla hayvancılığa başladı.

Almanya’da işçi olarak çalışan Gedik, yoğun çalışma temposu nedeniyle ailesiyle neredeyse vakit geçiremediklerini belirterek, "Vardiya sisteminden dolayı bazı günler birbirimizi hiç göremediğimiz oluyordu. Bu düzen hem bizi hem çocuğumuzu yıprattı. Eşimle aldığımız kararla köyümüze dönmeye karar verdik. Dönmeden önce hayvancılık yapmaya karar verdiğimiz için Almanya’da biraz hayvancılık ve besicilikle ilgili eğitimler almıştık. Köye yerleşir yerleşmez hayvancılık işini kurduk. Kısa sürede 27 büyükbaş hayvanlık bir sürü oluşturduk. Hayvanların bakımından yemlemesine, gebelik takibinden üretim planlamasına kadar tüm işleri kendimiz üstlendik" dedi.

Almanya’dan köyüne döndü, çobanlık yapmaya başladı

"Dönüşümüz şaşkınlıkla karşılandı"

Gedik, köye dönüş kararının yakınları ve köylüleri tarafından başlangıçta şaşkınlıkla karşılandığını belirterek, "Almanya’dan dönüp çoban mı olacaksın?" diyen çok oldu. Ama ben orada başkalarının işini büyütmektense kendi toprağımı işlemeyi seçtim. Burada çocuğumla, eşimle daha huzurlu bir hayatımız var. Köy hayatına dönüşün bizim için büyük bir riskti. Sıfırdan başladık ama pişman değiliz. Atalarımızın toprağına döndük, kendi düzenimizi kurduk. İnşallah işimizi daha da büyüteceğiz" diye konuştu.

Almanya’dan köyüne döndü, çobanlık yapmaya başladı

Hedefleri et kombinası kurmak

Hayvancılık işini büyüterek et kombine tesisi kurma hedeflediğini de anlatan Gedik, "Şuanda 27 büyükbaş hayvanım var. Süt üretimi ve pazarlaması bölgemizde yeterince elverişli olmadığı için hedefimiz besicilik yapmak. Zamanla et üretimini büyütmeyi hedefliyorum. Özellikle angus melezi hayvanlarla kaliteli ve verimli et üretimine odaklandık. Türkiye’de kaliteli et üretimine ciddi ihtiyaç var. Hayvan sayımızı artırıp ileride kendi ürünlerimizi de işlemek istiyoruz. Belki kasap, belki döner üretimi yapabiliriz. Angus eti değerli bir et ve biz bunu daha uygun fiyatla tüketicilere sunabileceğimize inanıyorum" şeklinde konuştu.

Ahmet Bilge

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Yılan hikayesinde sona yaklaşıldı: Sonbahardan önce bitmesi hedefleniyor Sivas’ın Zara ve Suşehri ilçeleri arasında yapımı süren ve İç Anadolu’yu Karadeniz’e, Karadeniz’i ise Akdeniz’e bağlayacak olan Geminbeli Tüneli’nde sona yaklaşıldı. Karayolları 16. Bölge Müdürü Yusuf Yaşar Öcal, hava şartlarından dolayı çalışmaların durduğunu ancak tünelin 2026 yılının yaz aylarının ilk yarısında tamamlanacağını ve sonbahardan önce hizmete açılmasının hedeflendiğini söyledi. Sivas’ın Zara ve Suşehri ilçeleri arasında bulunan ve İç Anadolu’yu Karadeniz’e, Karadeniz’i ise Akdeniz’e bağlayacak stratejik öneme sahip Geminbeli Tüneli, bölgedeki ulaşım ağının en önemli projeleri arasında yer alıyor. Bayburt İnşaat firması tarafından 2013 yılında duble yol çalışmaları kapsamında temeli atılan tünel bir türlü bitirilememişti. Sivas Valiliği İl Koordinasyon Kurulu 2026 Yılı 1. toplantısında konuşan Karayolları 16. Bölge Müdürü Yusuf Yaşar Öcal, tünelin 2025 yılında bitirilmesinin hedeflendiğini ancak bazı olumsuzluklar nedeniyle bu tarihe yetiştirilemediğini belirtti. Öcal, "Geminbeli Tüneli’ni 2025 yılında bitirmeyi hedeflemiştik. Ancak bazı aksaklıklardan dolayı yetiştiremedik. İnşallah 2026 yılında 9 kilometrelik bağlantı yoluyla birlikte tünelimizi hizmete açmayı planlıyoruz" dedi. Tünel içerisinde üstyapı çalışmalarına başlandığını da ifade eden Öcal, hava şartlarının çalışmaları etkilediğini vurgulayarak, "Kar yağışları başlayana kadar tünel içinde üstyapı imalatlarına başlamıştık. Ancak hava şartları nedeniyle çalışmaları durdurmak zorunda kaldık. Kar biraz azalırsa yeniden başlayacağız. 2026 yılının yaz aylarının birinci yarısına kadar yetiştirmeye çalışıyoruz. Sonbahardan önce bitecek diyebilirim" şeklinde konuştu.
Erzurum Anadolu’nun genetik hafızası bu müzede korunuyor Erzurum Atatürk Üniversitesi bünyesinde kurulan Biyoçeşitlilik Bilim Müzesi, Türkiye’nin bitki ve böcek çeşitliliğinin devasa bir dökümünü sunarken, "Zoobank" niteliğiyle Anadolu’nun genetik mirasını geleceğe taşıyor. Erzurum denilince akla gelen gastronomi duraklarının ötesinde, şehri bilim dünyasında stratejik bir noktaya taşıyan Atatürk Üniversitesi Biyoçeşitlilik Bilim Müzesi, ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. Prof. Dr. Levent Gültekin ve Doç. Dr. Neslihan Gültekin çiftinin 25 yıllık hayali ve emeğiyle şekillenen müze, sadece bir sergi alanı değil, Türkiye’nin biyolojik hafızası olarak nitelendiriliyor. 250 bin böcek örneği ve milyonlarca yıllık fosiller "Korumak İçin Tanımak Gerekir!" mottosuyla dikkat çeken merkez, içeriğiyle bilim dünyasına ışık tutuyor. Müze bünyesinde; Türkiye’deki bitki türlerinin üçte biri, 10 bin farklı türden yaklaşık 250 bin böcek örneği, milyonlarca yıllık fosiller ve endemik türler koruma altında tutuluyor. Prof. Dr. Levent Gültekin, müzenin kuruluş sürecinde eşiyle birlikte büyük bir özveri gösterdiklerini belirterek, "Korumak için tanımak gerekir" anlayışıyla hareket ettiklerini vurguladı. Müzenin dijital altyapısı ve eğitim içerikleri için Gültekin çiftinin gece gündüz çalışarak 61 günde hazırladığı web platformu da bilimsel verileri toplumla paylaşıyor. Popüler kültüre karşı bilimsel derinlik Modern dünyada ‘müze’ kavramının fotoğraf çekilmelik alanlara indirgenmesine bir itiraz niteliği taşıyan merkez, akademik derinliğiyle ön plana çıkıyor. Yılda yaklaşık 15 bin ziyaretçi ağırlayan müzenin, özellikle yetişkinler ve turistler tarafından daha fazla fark edilmesi hedefleniyor. Kurumsal İletişim Direktörü Doç. Dr. Sait Sinan Atılgan, müze bünyesindeki konferans salonunda düzenlenen etkinliklerle farkındalığı artırmayı amaçladıklarını belirtti. Üniversite yönetimi ise müzenin "yerli ve milli bilimsel üretim" vizyonunun bir parçası olduğunu ifade ediyor. Atatürk Üniversitesi Biyoçeşitlilik Bilim Müzesi, hem geçmişin izlerini hem de geleceğin genetik mirasını görmek isteyen tüm ziyaretçilerini Erzurum’daki bu benzersiz yolculuğuna davet ediyor.