EKONOMİ - 16 Nisan 2026 Perşembe 14:30

Fındıkta verim düşüklüğü maliyeti artırıyor

A
A
A
Fındıkta verim düşüklüğü maliyeti artırıyor

Türkiye’nin önemli tarımsal ihraç ürünlerinden fındıkta yaşanan verim düşüklüğü, üreticinin maliyet yükünü arttırırken, uzmanlar çözüm için bahçelerde yapılması gereken bakım ve yenileme çalışmalarına dikkat çekiyor.


Giresun Üniversitesi Fındık İhtisaslaşma Koordinatörü Doç. Dr. Ali Turan, fındıkta kamuoyunda sıkça tartışılan kahverengi kokarca zararlısının önemli bir sorun olduğunu ancak asıl tehlikenin verim düşüklüğü olduğunu belirtti. Turan, özellikle yaşlanan fındık bahçelerinin gençleştirilmesi gerektiğini vurguladı.


Fındıkta temel sorunun verim olduğuna işaret eden Turan, "Kahverengi kokarca zararı önemli olmakla birlikte belirli dönemlerde artıp sonra düşüş gösterebiliyor. Ancak özellikle birinci standart bölge olarak adlandırılan Ordu, Giresun ve Trabzon’da bahçelerin yaşlanmasıyla birlikte verim ciddi şekilde geriledi. Türkiye’nin dünya fındık üretimindeki payı da son yıllarda düşüş eğiliminde. Tarım Bakanlığı verilerine göre yaklaşık 15 yıl öncesine kıyasla bu pay azalmış durumda" dedi.


Üreticinin fiyat beklentisinin verimle doğrudan ilişkili olduğuna dikkat çeken Turan, "Fiyatlar ne kadar artırılırsa artırılsın, dekardan alınan verim düşük olduğu sürece üreticiyi memnun etmek mümkün değil. Türkiye’de dekara ortalama verim yaklaşık 80 kilogram seviyesinde. Bu miktar maliyetleri karşılamaya yetmiyor. Verimin en az 150-200 kilogram seviyelerine çıkarılması gerekiyor. Aksi halde fiyat tartışmaları devam eder" diye konuştu.



"Verim düşüklüğü üreticiyi bahçeden uzaklaştırıyor"


Verim kaybının yalnızca ekonomik değil, sosyal sonuçlar da doğurduğunu ifade eden Turan, düşük gelir nedeniyle üreticilerin bahçelerden uzaklaştığını söyledi. Turan, "Son dönemde maliyetlerin artması ve verimin düşmesi nedeniyle üreticiler bahçelerini ya terk ediyor ya da yarıcıya veriyor. Ancak artık yarıcıların da bahçeleri bırakmaya başladığı görülüyor. Bu durum üretimde sürdürülebilirliği tehdit ediyor" ifadelerini kullandı.


Fındıkta sürdürülebilir üretim için bahçelerin yenilenmesi gerektiğini vurgulayan Turan, "Yaşlanmış bahçelerin gençleştirilmesi, rehabilitasyon çalışmalarının yapılması ve birim alanda verimin artırılması şart. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ilgili kurum ve sektör paydaşlarıyla iş birliği içinde bu süreci hızlandırması gerekiyor. Aksi halde hem üretim hem de üretici kaybı devam edecektir" dedi.



Fındıkta verim düşüklüğü maliyeti artırıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Diplomasi ve müzakerenin yerini füze ve bombaların aldığı böyle bir ortamda kimse güvende değildir" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Sağduyunun askıya alındığı diyalog mekanizmasının devre dışı bırakıldığı, diplomasi ve müzakerenin yerini silah, füze ve bombaların aldığı böyle bir ortamda kimse güvende değildir. Şunu çok açık ve net ifade etmek isterim. Türkiye olarak insani değerler üzerinde bina ettiğimiz dış politikamızın önceliği, hangi coğrafyada olursa olsun ihtilafların barışçıl yollarla çözüme ulaştırılmasıdır. Bölge ülkelerinin ana aktör olmadığı hiçbir denklemin barış ve güven anlayışına cevap veremeyeceği açıktır" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe Sarayı’nda 152. Parlamentolar Arası Birlik (PAB) Genel Kurulu onuruna verilecek akşam yemeğinde açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye ve İstanbul olarak parlamentolar arası birliğin genel kuruluna 4. kez ev sahipliği yapmaktan duyduğumuz memnuniyeti sözlerimin hemen başında ifade etmek istiyorum. Gelecek nesiller için umudu yeşertmek, barışı sağlamak ve adaleti temin etmek temasıyla toplanan 152. Genel Kurulun tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Genel Kurul kapsamında alınacak kararların, yapılacak tartışmaların, buradaki tespit, tenkit ve tekliflerin, aynı şekilde icra edilecek komite toplantıları, forum oturumları ve yan etkinliklerin aramızdaki dostluk ve dayanışmayı daha da güçlendirmesini, Gazze’deki mezalim başta olmak üzere mevcut sorunların çözümüne katkı vermesini temenni ediyorum. 2026’nın ilk genel kuruluna başarıyla ev sahipliği yapan Türkiye Büyük Millet Meclisimizi, Sayın Meclis Başkanımızı ve milletvekillerimizi ayrıca tebrik ediyorum. Son olarak Genel Sekreterlik görevini 12 yıldır başarıyla yürüten Sayın Martin Chungong’a Birliğe yaptığı katkılar için teşekkür ediyor, bu önemli vazifeyi devralacak arkadaşımıza muvaffakiyetler diliyorum. Parlamentolar Arası Birlik Toplantısı tam 137 yıldır çok önemli bir işlevi yerine getiriyor. ‘Herkes İçin Demokrasi’ anlayışıyla parlamenter demokrasiye açılan Birliğin siz kıymetli mensuplarına bu akşam bir kez daha teşekkür ediyorum" dedi. "Uluslararası sistem bugün büyük bir meşruiyet kriziyle yüz yüzedir" 152. Genel Kurulun huzur ve barış dolu geleceğin inşasına önemli katkılar sunacağına inandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Diyalog ve işbirliği imkanlarının artırılması ve yoğunlaştırılması temelinde birliğin üstlendiği misyonu çok kıymetli buluyorum. 152. Genel Kurulun parlamenter diplomasi zemininde daha adil ve güvenli bir dünyanın yeni ümitlerle yeşeren huzur ve barış dolu geleceğin inşasına önemli katkılar sunacağına yürekten inanıyorum. Akıl ve vicdan sahipleri olarak şu gerçeği hepimiz çok iyi biliyoruz. 80 yıl önce galipler eliyle tesis edilen uluslararası sistem bugün büyük bir meşruiyet kriziyle yüz yüzedir. Sistemin temelini teşkil eden değerler, ilkeler, kurallar ve teamüller küresel ölçekteki anlam ve itibarını kaybetmenin eşiğindedir. Uluslararası hukukun bağlayacı hükümleri işledikleri savaş ve insanlık suçlarına her gün yenilerini ekleyen aktörler üzerindeki tesirini maalesef yitirmiştir" dedi. "Diplomasi ve müzakerenin yerini silah, füze ve bombaların aldığı ortamda kimse güvende değildir" Erdoğan, "Sağduyunun askıya alındığı diyalog mekanizmasının devre dışı bırakıldığı, diplomasi ve müzakerenin yerini silah, füze ve bombaların aldığı böyle bir ortamda kimse güvende değildir. Bakın burada şunu çok açık ve net ifade etmek isterim. Türkiye olarak insani değerler üzerinde bina ettiğimiz dış politikamızın önceliği hangi coğrafyada olursa olsun ihtilafların barışçıl yollarla çözüme ulaştırılmasıdır. Bölge ülkelerinin ana aktör olmadığı hiçbir denklemin barış ve güven anlayışına cevap veremeyeceği açıktır. Bizim Gazze, Ukrayna’da, Afrika’da ve daha birçok bölgede üstlendiğimiz barış girişimlerinin özü ilkeli ve gerçekçi yaklaşımdır. Milletlerin iradesinin tezahür ettiği kurumlar olan parlamentolara da son derece kritik sorumluluklar düşüyor" diye konuştu. "Hukuk ve kural tanımazlık Filistin’de de katmerlenerek devam ediyor" İsrail hükümetinin uluslararası toplumun tüm çabalarına rağmen durmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Uluslararası kamuoyu Ortadoğu’daki trajedileri durdurma iradesi gösterse de hükümetlerin bu noktada çok daha geriden geldiklerine tanık oluyoruz. Son iki ayda yaşananları hep birlikte takip ettik. Dünyanın odağı İran’daki savaşa kaymış iken Filistin ve Lübnan’da binlerce kişi İsrail hükümetinin saldırılarında hayatını kaybetti. Aynı saldırılarda 1 milyondan fazla Lübnanlı yerlerinden edildi. Öldürülenlerin ve göçe zorlananların sayısı günden güne artıyor. Hem kendi halkı hem Filistin hem de bölgemiz için barışın ve huzurun önündeki en büyük engel olan İsrail hükümeti uluslararası toplumun tüm çabalarına rağmen durmuyor, durdurulamıyor. Bunun üzerinde uzun uzun düşünmemiz gerektiği kanatindeyim" şeklinde konuştu. "Hukuk ve kural tanımazlık Filistin’de de katmerlenerek devam ediyor" Aynı hukuk ve kural tanımazlığın Filistin’de de katmerlenerek devam ettiğini belirten Erdoğan, "İsrail güçleri ateşkesin imzalandığı 10 Ekim 2025’ten bugüne 755 Filistinliyi şehit etti, 2 bin 100 kişiyi yaraladı. 7 Ekim 2023’den bu yana 73 bin Filistinli hayattan kopartılırken Gazze’de yaralananların sayısı 172 bini geçti. Ateşkes çerçevesinde taahhütlerine uymayan İsrail yönetimi Gazze’ye insani yardım girişlerine de engel oluyor. Kudüs, Mescid-i Aksa, Batı Şeria’da mütecaviz politikalar ile yasadışı yerleşimci terörü aynı şekilde tüm şiddetiyle sürüyor. Batı Şeria’yı yeni Gazze yapma planını açık açık dillendiren İsrail, Filistinli mahkumlara getirdiği idam cezasıyla apartheid utancını Güney Afrika’da yıkılışından 32 yıl sonra tekrar hortlatma peşindedir. İsrail parlamentosunda kabul edilen ve yalnızca Filistinlilere uygulanacak bu karara karşı dünya parlamentolarının en sert şekilde vermesinin gerekli olduğunu düşünüyoruz" diye konuştu. "Uluslararası aktörlerin yapıcı ve devamlı desteğine ihtiyaç vardır" "Filistin’de adil ve kalıcı barışın tek formülü olan iki devletli çözümün bir an önce hayata geçirilmesi için tüm parlamenterleri güç birliği yapmaya, barışın sesini yükseltmeye davet ediyorum" ifadelerini kullanan Erdoğan, "Bölgemizdeki çatışma ortamı 13,5 yıllık zulmün ardından özgürlüğüne kavuşan Suriye halkının hak ettiği huzur ve istikrarın önündeki en büyük engeldir. Suriye’nin yeniden ayağa kaldırılmasında uluslararası aktörlerin yapıcı ve devamlı desteğine ihtiyaç vardır. Biz milli birlik ve toprak bütünlüğü temelinde Suriyeli kardeşlerimize elimizden gelen her türlü desteği bugüne kadar verdik veriyoruz, vereceğiz. Aynı şekilde bir başka kardeş coğrafyada Libya’da sükunet ve güvenliğin sağlanmasına yönelik aktif çabalarımızı sürdürüyoruz. İçinden geçtiğimiz bu kritik dönemde Ukrayna savaşının sonlandırmaya dönük diplomatik çabaların kesintiye uğramaması büyük önem arz ediyor. Hem Rusya’nın hem de Ukrayna’nın güven duyduğu yegane ülke olarak savaşın sona erdirilmesi için samimi çabalarımızı sürdürüyoruz. Güney Kafkasya’da barış ve refahın huzur sürdüğü huzurlu bir geleceğin inşası yönünde atılan adımları takdirle karşılıyor bunun tüm dünyaya örnek olmasını diliyoruz" ifadelerini kullandı. "Kıbrıs meselesinde adil, kalıcı, sürdürülebilir çözümün zamanı çoktan gelmiştir" Kıbrıs Türklerinin maruz bırakıldığı hukuksuz izolasyonun sona ermesi için çağrıda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "1963’ten bu yana gündemimizde olan Kıbrıs meselesinde adil, kalıcı, sürdürülebilir çözümün zamanı çoktan gelmiştir. Kıbrıs Türklerinin maruz bırakıldığı hukuksuz izolasyonun artık sona ermesi gerektiği çağrısında bulunuyor, sizlerden de bu konuda destek beklediğimizi dile getirmek istiyorum. Eşit ortaklık anlayışıyla şekillenen Arfika politikamız, dost ve kardeş Afrika ülkelerinin teveccühü ile güçleniyor. Ancak Sudan’daki çatışmalar Afrikalı kardeşlerimiz gibi bizleri de derinden yaralıyor. Sudan’daki istikrarsızlığın sonlandırılması için her türlü diplomatik çabayı destekliyoruz. Etiyopya ile yaşanan problemlerin çözümü için atılan adımların, Afrika Boynuzu’ndaki gerginliğin azaltılmasına yaptığı katkıdan memnuniyet duyuyoruz. Son yıllarda istikrar ve güvenlik yolunda önemli mesafe alan Somali’nin toprak bütünlüğüne ve kalkınmasına verdiğimiz destek de sürüyor. Afrika’nın tamamında refah, istikrar ve güvenliğin sağlanması hepimizin ortak hedefidir. Afrikalı dostlarımızla işbirliği içinde kıtanın daha parlak geleceğe kavuşması için ihtiyaç duyulan her türlü desteği vermeye devam edeceğiz. Bu düşüncelerle parlamentolar arası birliğin 152. Genel Kurulun hayırlara vesile olmasını diliyorum" dedi.
Kocaeli TMO silolarındaki patlama davasında kritik karar: Bilirkişi raporu yeniden hazırlanacak Kocaeli’de Toprak Mahsulleri Ofisi silolarında meydana gelen patlamaya ilişkin davada yeni gelişme yaşandı. Mahkeme, kusur ve sorumlulukların yeniden belirlenmesi için dosyaya yeni bilirkişi raporu alınmasına karar verdi. Kocaeli’nin Derince ilçesinde 7 Ağustos 2023’te Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) silolarında meydana gelen patlamada Ekrem Kalkan ve Elif Dayıoğlu hayatını kaybetmiş, 8 kişi de yaralanmıştı. Olayda TMO’nun 60 silosundan 13’ü zarar görmüştü. Soruşturmada ismi geçen 6 sanık hakkında "Taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan ayrı ayrı 2 yıldan 15 yıla kadar hapis talebiyle dava açılmıştı. Olaya ilişkin açılan davanın 8. celsesi Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam etti. Duruşmaya ölen Elif Dayıoğlu’nun eşi Arif Dayıoğlu, tutuksuz sanıklar Kemal Ö., Kenan D., Bahri B. ile taraf avukatları katıldı. Diğer tutuksuz sanıklar ise duruşmaya katılmadı. Sanıkların cezalandırılmasını isteyen Arif Dayıoğlu, "Yaklaşık 3 yıldır sonuç bekliyoruz. Kurumun baş müdürü Kemal D.; plan program yapmayarak, çalışanları doğru düzgün görevlendirmeyerek ateşli iş yapılmasına izin vermiştir. Kemal D., çalışma yapılırken işi durdurduğunu söylemişti. Ancak dosya içeriğine bakıldığında çalışmalar yapılırken işlerin durmadığı açıktır. Çalışanlar işin tehlikeli olduğunu bildirmiş ancak sanık Kemal D., üst taraftan baskı olduğunu çalışmaların devam edeceğini söylemiştir. Yöneticiler üç maymunu oynamışlardır. İş yoğunluğu iş bilmezlikten kaynaklanmaktadır" diye konuştu. "Sistemi kandırarak otomatik olan sistemi manuel olarak çalıştırmışlardır" Dayıoğlu, "Eşime öldürücü darbeyi vuran asıl olay kuyu diplerinin temizliğidir. Olaydan 16 gün önce çekilmiş video vardır. Burası kırıntı ve toz ile doludur. Sistemi kandırarak otomatik olan sistemi manuel olarak çalıştırmışlardır. Taksirin yakından uzaktan alakası yoktur. Şikayetim devam etmektedir" şeklinde konuştu. "Personelin ihmalinden dolayı bu patlama olayı yaşanmıştır" Suçlamaları kabul etmeyen müdür yardımcısı sanık Kemal Ö., "Toz toplama ile ilgili veya ekipmanlar ile ilgili yapılan hatları elektrik mühendisleri kontrol etti ve bize raporladı. Eksikleri tek tek yazarak genel müdürlüğümüze gönderdik. Akabinde genel müdürlükten bize tutanak gelmişti. Bu tutanakta aleyhe beyanda bulunanların hepsinin imzası vardır. Toz toplama sisteminde bakımların tamamen yapıldığı hakkında bize bilgi geldi. Biz genel müdürlüğümüze bütün riskleri bildirdik. Tesis patlamadan sadece 19 gün önce toz toplama sisteminin bakımının yapıldığına dair tutanağı da dosyaya sunduk. Hat çalışırken ateşli çalışma yapılmaması gerektiğini herkes biliyor. Personelin ihmalinden dolayı bu patlama olayı yaşanmıştır. Tesisin bakımsız olduğunu kabul etmiyorum. Riskleri, eksiklikleri bildirdikten sonra yüklü gemi geldiğinde bunu boşaltmama şansımız da yoktur. Beraatimi istiyorum" ifadelerini kullandı. "Eksikliklere dair 30-35 sayfalık bir rapor sunduk ancak bunlar genel müdürlükçe yerine getirilmedi" Başmüdür Kenan D. ise "Baş müdürlüğümüzün çok geniş yetkisi, ödenekleri var, her işi kendisi yapabilir diye düşünülmektedir. Bizim 10 bin TL harcama yetkimiz dahi yoktur. Biz ödenek talep ediyoruz o şekilde işlem yapabiliyoruz. Eksikliklere dair 30-35 sayfalık bir rapor sunduk ancak bunlar genel müdürlükçe yerine getirilmemiştir. Bizim faaliyet alanlarımız çok geniş olduğu için iş sağlığı ve iş güvenliği eksikliklerini tespit edilmesi için genel müdürlükten talepte bulunmuştuk ancak bu da red olmuştu. Baş müdürlük olarak bana tanınan görev ve yetki sorumluluklarını tamamen yerine getirmiş bulunmaktayım. Bu aşamada beraatimi talep ediyorum" dedi. "Bizim tesis çok yüksek riskli yapıdan az riskli yapıya düşürüldü" Önceki savunmalarını tekrar ettiğini söyleyen şef vekili Bahri B., "Ben aslında sahada teknik personel olarak çalışan birisiyim. Şef olmadığından dolayı 6 ay vekaleten geldim. Ben hem şeflik işleri ile ilgilendim hem de kendi işim ile ilgilendim. Eksikleri, iş sağlığı güvenliği uzmanlarının tespit etmesi için yazılı beyanda bulunmuştum. Bizim tesis çok yüksek riskli yapıdan az riskli yapıya düşürüldü. Patlama da ölmemem ya da yaralanmamam tamamen tesadüf çünkü yarım saat öncesinde bende orada işlem yapıyordum. Görevlendirmeler ve gemi boşaltma ile alakalı herhangi yaptırımım yoktur. Bize verilen talimatlar doğrultusunda biz çalışmayı yaparız. Beraatimi talep ediyorum, aksi halde lehe olan hükümlerin tarafıma uygulanmasını talep ediyorum" diye konuştu. Bilirkişi heyeti yeniden rapor hazırlayacak Mahkeme heyeti, soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporuna tarafların itiraz ettiğini, kovuşturma aşamasında ise dosyada yeni bir rapor bulunmadığını belirledi. Bu kapsamda; olayda sorumluluğu bulunan kişilerin kimler olduğu, sorumluluklarının kapsamı, başka kusurlu kişilerin bulunup bulunmadığı ve önceki kusur tespitlerinin doğruluğunun yeniden değerlendirilmesi amacıyla, resen seçilecek bilirkişi heyetinden yeni bir rapor alınmasına karar verildi. Öte yandan mahkeme, sanıkların üzerlerine atılı suçun niteliğini dikkate alarak, yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirlerinin devamına ve duruşmanın ertelenmesine hükmetti. "Normalde 15 kişinin yapması gereken işi 3 kişi yapmaya çalışmıştır" Duruşma sonrası açıklama yapan Arif Dayıoğlu, bilirkişi raporunun eksik gelmesine rağmen kendilerine göre yeterli olduğunu söyleyerek, "Bu durum karşı taraf için tamamen zaman kazanma çabasıdır. Oysa olay açık ve nettir. Aynı anda ateşli çalışma yürütülmekte, gemiden yük boşaltılmakta, diğer taraftan içeriye ürün alınmakta ve eş zamanlı olarak dışarıya sevkiyat yapılmaktadır. Bu yoğunluk içerisinde normalde 15 kişinin yapması gereken işi 3 kişi yapmaya çalışmıştır. Yüksek noktada yapılan kaynak işlemi, ilk patlamaya neden olmuştur. Ortamda biriken toz ve diğer unsurlar ikinci, daha yıkıcı patlamaya yol açmıştır" dedi.
Ankara "Bayğaralar" suç örgütü operasyonunda 216 şüpheli ve 5 suça sürüklenen çocuk tutuklandı Adalet Bakanı Akın Gürlek, ’Bayğaralar’ suç örgütüne yapılan operasyon sonucu yakalanan 296 şüpheliden 216 şüpheli ile 5 suça sürüklenen çocuğun tutuklandığını açıkladı. Adalet Bakanı Gürlek konuya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "‘Sokak çetelerine göz açtırmayacağız’ demiştik. Bu sözümüzün gereğini kararlılıkla yerine getiriyoruz. Adana Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, ‘Bayğaralar’ çıkar amaçlı silahlı suç örgütüne yönelik 13 Nisan’da Adana merkezli 8 ilde gerçekleştirilen operasyonlar neticesinde 296 şüpheli ile 6 suça sürüklenen çocuk yakalandı. Yakalanan şüphelilerden 233’ü ile 6 suça sürüklenen çocuk tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi; 216 şüpheli ile 5 suça sürüklenen çocuk tutuklandı, 17 şüpheli ile 1 suça sürüklenen çocuk hakkında adli kontrol kararı verildi" ifadelerini kullandı. Sokakları tehdit eden her türlü örgüte yönelik mücadelenin devam edeceğini vurgulayan Bakan Gürlek, "Soruşturma kapsamında, örgütün suçtan elde ettiği gelirleri kaçak durumdaki şüphelilerin yakınları üzerinden akladığına dair güçlü tespitler yapılmış; bu çerçevede yaklaşık 276 milyon lira değerinde 40 araç, 14 arsa ve arazi, 15 konut ile çok sayıda banka hesabına el konulmuştur. Bu başarılı operasyonu yürüten Adana Cumhuriyet Başsavcılığımıza ve sahada özveriyle görev yapan Adana İl Emniyet Müdürlüğü’ne teşekkür ediyorum. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Türkiye Yüzyılı’nı adaletin yüzyılı kılmak için çalışmaya devam edecek; sokaklarımızı tehdit eden, evlatlarımızı istismar eden organize suç örgütlerine karşı mücadelemizi kesintisiz ve kararlı şekilde sürdüreceğiz" dedi.