SAĞLIK - 06 Şubat 2026 Cuma 22:23

Giresun Özel Ada Hastanesi’ndeki sağlık skandalı Sağlık Bakanlığı raporuna yansıdı

A
A
A
Giresun Özel Ada Hastanesi’ndeki sağlık skandalı Sağlık Bakanlığı raporuna yansıdı

Giresun’da Özel Ada Hastanesi’nde kalp krizi şüphesiyle acil servise başvuran Salih Aydın’ın yüzeysel değerlendirme sonrası taburcu edildiği, dakikalar sonra kalbinin durduğu ve kırmızı kodla yeniden hastaneye alındığı iddia edildi. Sağlık Bakanlığı ve İl Sağlık Müdürlüğü raporlarında hekim kusuru tespit edildiği öne sürülürken, olay kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.


Giresun’da yaşayan Salih Aydın, göğüs ağrısı, sol kol uyuşması, mide bulantısı ve terleme şikayetleriyle Özel Giresun Ada Hastanesi Acil Servisi’ne başvurdu. Kalp krizi açısından tıp literatüründe "kritik uyarı belirtileri" olarak kabul edilen bu şikayetlere rağmen hasta iddiaya göre yüzeysel bir değerlendirme sonrası "kas ağrısı" denilerek taburcu edildi. Hasta yakınlarının iddialarına göre Salih Aydın taburcu edildikten yalnızca dakikalar sonra hastane çıkışında aracın içinde fenalaştı ve kalbi durdu. Aynı hastaneye bu kez "kırmızı kod" ile geri getirilen Aydın’a elektroşok ve kalp masajı uygulandı. Acil anjiyo yapılarak stent takılan hasta, yoğun bakıma alındı. Ailenin iddiasına göre, Salih Aydın’ın bugün hayatta olmasının nedeni doğru bir ilk değerlendirme değil, zamanla yarışta şans faktörü oldu.



Hastane yönetiminin açıklaması tartışma konusu oldu


Olayın kamuoyuna yansımasının ardından hastane yönetimi yaptığı açıklamada, "Hastanın taburcu edildikten dakikalar sonra kalp krizi geçirmesi mümkündür" ifadelerini kullandı. Ancak hasta yakınları bu açıklamanın bir savunma değil, riskin bilindiğinin kabulü anlamına geldiğini savunarak, "Risk biliniyorsa, hasta neden taburcu edildi?" diyerek tepkilerini dile getirdi.



Resmî raporlarda "kusur" tespiti iddiası


Ailenin paylaştığı bilgilere göre, Sağlık Bakanlığı ve Giresun İl Sağlık Müdürlüğü tarafından hazırlanan resmi raporlarda acil serviste görev yapan hekimin hasta değerlendirmesinde kusurlu olduğu, tıbbi evraklarda eksiklik ve çelişkiler bulunduğu ifade edildi. Raporda, hastanın şans eseri hayatta kaldığına da yer verildiği öne sürüldü.


Kamuoyunda tartışılan bir diğer önemli konu ise Özel Giresun Ada Hastanesi Acil Servisi’nin ruhsat durumu oldu. Aile, acil servisin hangi yetkiyle hizmet verdiği sorusuna hastane yönetimi, İl Sağlık Müdürlüğü ve CİMER üzerinden net bir yanıt alamadıklarını ileri sürdü. Hasta yakınları, ruhsatı tartışmalı olduğu iddia edilen bir acil serviste resmi raporlarla kusur tespiti yapılmış bir hekimin görevine devam etmesinin toplum sağlığı açısından ciddi risk oluşturduğunu savundu.



"Bu dosya bireysel değil, kamusal bir mesele"


Hasta yakınları, yaşananların yalnızca kendi ailelerini ilgilendirmediğini, kamu sağlık güvenliği açısından ele alınması gerektiğini vurguladı. Aynı hastane hakkında sosyal medya ve resmi başvurular yoluyla çok sayıda benzer şikayetin bulunduğu da hatırlatıldı. Aile, hukuki mücadelelerinin devam ettiğini belirterek, "Bu dosya kapanmadı. Bu mesele bizim değil, kamunun meselesidir" açıklamasında bulundu.



Giresun Özel Ada Hastanesi’ndeki sağlık skandalı Sağlık Bakanlığı raporuna yansıdı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Baş diyetisyenden kurban eti uyarısı: "Kurban etini en az 12-24 saat dinlendirmemiz gerekir" Diyetisyen Filiz Beycan, Kurban Bayramı boyunca aşırı ve dengesiz beslenmenin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, kurban etinin en az 12-24 saat dinlendirilmesi gerektiğini söyledi. Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Baş Diyetisyeni Filiz Beycan, Kurban Bayramı’nda sağlıklı beslenme konusunda vatandaşlara uyarılarda bulundu. Bayram boyunca kontrolsüz et tüketiminin sindirim sistemi problemleri başta olmak üzere kolesterol, trigliserid ve tansiyon yükselmesine neden olabileceğini ifade eden Beycan, özellikle kurban etinin kesilir kesilmez tüketilmemesi gerektiğini söyledi. Bayram sabahında hafif bir kahvaltı yapılmasının önemli olduğunu belirten Beycan, "Kurban etini en az 12-24 saat dinlendirmemiz gerekir. Etin içerisindeki ölüm sertliği dediğimiz bir sertlik oluşur ve bu da sindirim sistemimizde problemlere yol açabilir. Yediğimizde eğer hazımsızlık, şişkinlik oluşmasını istemiyorsak etimizi mutlaka dinlendirmeliyiz. Onun için ilk önce kahvaltıda peynir, yumurta tarzı protein kaynaklarından oluşan, yanına zeytin, yeşillikler eklenmiş bir dilim tam buğday ekmeği tarzında bir kahvaltı yapabiliriz" dedi. "Gün içerisinde mutlaka 2,5 litre kadar su tüketmemiz gerekiyor" Et pişirme yöntemlerine de değinen Beycan, "Daha çok haşlama, ızgara veya fırında pişirme yöntemlerini tercih etmemiz gerekiyor. İçerisine ekstra tereyağı veya kuyruk yağı gibi yağlar kullanmamak lazım ki sağlığımız olumsuz etkilenmesin. Bir diğer önemli hususumuz sebze yemeklerini mutlaka tüketmemiz lazım. Hem etin sindirimini artırabilmek hem de içerisindeki demir emilimini artırabilmek için yanına sebze veya salata ilavesi yapmamız gerekiyor. Mutlaka yanında su tüketimi çok önemli. Böbreklerimize proteinden bir yük binecektir. Bu yükün hafifletilmesi için de gün içerisinde mutlaka 2,5 litre kadar su tüketmemiz gerekiyor. Aynı zamanda kahve ve çayın fazla tüketilmesi de vücuttaki sıvı ihtiyacını artıracağı için su tüketimi bu yönden de önemli" şeklinde konuştu. "Etin yanında asitli içecekler değil de ayran, su tarzı içecekler tercih edilebilir" Vatandaşların en sık yaptığı hatalardan birinin eti kesilir kesilmez tüketmek olduğunu söyleyen Beycan, "Eti kesilir kesilmez pişirmememiz gerekiyor ki sindirim sisteminde problemlere, hazımsızlığa, şişkinliğe, kabızlığa yol açmasın. Bir diğer husus yine etin yanında mutlaka sebze ve salatanın tüketilmesi gerekiyor. Bu da bizim sindirim sistemimizi daha rahatlatacaktır. Çok kızartmalı, yağlı değil de haşlama tarzı olabilir. İçerisinde baharatları çok fazla kullanmamak gerekir ki sindirim sistemimiz daha rahat çalışsın. Bunlara dikkat edebiliriz. Yine dediğimiz gibi su tüketimi çok önemli. Etin yanında mutlaka asitli içecekler değil de ayran, su tarzı içecekler tercih edebiliriz" ifadelerini kullandı. "Kolesterol hastaları haftada iki defa 90-120 gramı aşmayacak şekilde et tüketebilir" Kronik rahatsızlığı bulunan vatandaşların beslenmelerine daha fazla dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Beycan, "Eğer hastamız diyabet hastasıysa tatlı tüketmesini, hamur işi tüketmesini hiç istemiyoruz. Ancak ikramlık olarak meyve tüketebilir veya kuru yemiş, kuru meyve gibi hafif ikramlıklar tercih edilebilir. Bunun yanında eğer kalp damar hastalığı mevcutsa, kolesterol yükseklikleri varsa et miktarları çok önemli. Haftada iki defa 90-120 gramı aşmayacak şekilde et tüketmesi gerekiyor. Yine pişirirken yağlı değil de yağsız etleri tercih etmesini istiyoruz. Bunun yanında tansiyon hastalarımız için pişirirken içerisine ekstra tuz ilavesi yapmamalarını istiyoruz ki tansiyon yükselmesi meydana gelmesin. Sindirim ve mide problemleri olanlarda da daha çok haşlama öneriyoruz. Kızartılmış etler sindirim sisteminde problemlere yol açabilir" açıklamasında bulundu. "Eti tekrar dondurmuyoruz, aksi halde zehirlenme etkisi ortaya çıkabilir" Etin saklama koşullarına ilişkin de bilgi veren Beycan, etlerin küçük porsiyonlara ayrılması gerektiğini ifade ederek, "3-4 gün içerisinde tüketeceksek buzdolabında 0-4 derecede, bir hafta içerisinde tüketeceksek daha çok eksi 2 derecede saklayabiliriz. Ama uzun vadede, yaklaşık 6 ay kadar bir süre saklamayı planlıyorsak eksi 18 derecede dondurarak muhafaza etmemiz gerekiyor. Pişireceğimiz zaman da oda sıcaklığında, kaynar su altında veya kalorifer yanında çözdürme işlemi yapmamalıyız. Buzdolabı içerisinde uzun sürede çözdürme yapmamız gerekiyor ki bakterilerin oluşmasını önleyelim. Ve çözdürdüğümüz eti tekrar dondurmuyoruz. Eğer dondurursak zehirlenme etkisi ortaya çıkabilir" şeklinde konuştu. Bayram boyunca aşırı et tüketiminin halsizlik, baş ağrısı, tansiyon yükselmesi ve gut gibi sağlık problemlerine yol açabileceğini belirten Beycan, dengeli porsiyonlarla birlikte sebze tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Erzurum "Gelin koçu" şampiyon Erzurumspor bayrağı ve mavi-beyaz balonlarla süslendi Erzurum’da Kurban Bayramı öncesi asırlardır sürdürülen "gelin koçu" geleneği bu yıl da renkli görüntülere sahne oldu. Erzurumspor FK bayrağı ve mavi-beyaz balonlarla süslenen koç, vatandaşların yoğun ilgisini çekti. Erzurum’un merkezine 17 kilometre uzaklıkta bulunan Aziziye ilçesine bağlı Söğütlü Mahallesi’nde Kurban Bayramı öncesi asırlardır sürdürülen "gelin koçu" geleneği bu yıl da yaşatıldı. Damat tarafı tarafından hazırlanan ve çeşitli süslemelerle donatılan koç, gelin evine götürülerek hem bereketin hem de iki aile arasındaki bağlılığın simgesi oldu. Erzurumspor coşkusu gelin koçuna yansıdı Bu yıl gerçekleştirilen gelenekte gelin koçu, kırmızı tüllerin yanı sıra şampiyon Erzurumspor FK’nın bayrağı vee mavi-beyaz balonlarla süslendi. Erzurumspor’un şehirde oluşturduğu şampiyonluk coşkusu gelin koçuna yansırken, ortaya renkli görüntüler çıktı. Erzurum’da uzun yıllardır sürdürülen gelenekte damat tarafı tarafından hazırlanan koç, çeşitli süslemelerle gelin evine götürülüyor. Bazı aileler tarafından altın takılarla da süslenen koç, aile büyüklerinin duaları eşliğinde teslim ediliyor. Özellikle Kurban Bayramı öncesinde sıkça görülen gelenek, yeni neslin ilgisiyle yaşatılmaya devam ediyor. "Koçumuza Erzurumspor FK bayrağını da taktık" Damat Mikail Şen, Erzurum’un köklü geleneklerinden birini yaşattıklarını belirterek, "Erzurum’un yüzyıllardır geleneksel adetlerinden biri olan kurbanlık koçumuzu süsledik, gelin tarafına götürdük. Tabii bu koç hem damat tarafının hem gelin ailesinin bağlılığını ve saygınlığını gösterir. Koçumuza bir de Erzurumspor FK bayrağını taktık. Bu sene Erzurumspor’un şampiyonluk sevincini de yaşadık. Hem Erzurum hem Erzurumspor adına herkesin bayramı kutlu olsun, hayırlı bayramlar" dedi.