ÇEVRE - 29 Mayıs 2024 Çarşamba 10:20

Harşit Çayının ayırdığı köyleri asma ahşap köprü birleştiriyor

A
A
A
Harşit Çayının ayırdığı köyleri asma ahşap köprü birleştiriyor

Köylülerin imece usulüyle onardığı ahşap köprü uzun yıllardır bölge halkının ulaşımını sağlasa da beton köprü talepleri yetkililere iletilmeye devam ediyor. Giresun’un Tirebolu ilçesi Ketençukuru ve Kuzgun köylerindeki vatandaşlar, hem araç hem de yaya ulaşımında kullandıkları Harşit Çayı üzerine çelik halatlara bağlı ahşap köprüyü imece usulüyle onarıyor.


Giresun’un Tirebolu ilçesine 16 kilometre mesafedeki Ketençukuru ve Kuzgun köylerindeki vatandaşlar, araçlarıyla Harşit Çayı üzerine kurulu çelik halatlara bağlı 100 metre uzunluğunda 2.5 metre genişliğindeki yarım asırlık ahşap köprülerden geçerek ulaşım sağlıyor.


Yıllar içerisinde zamana direnemeyen köprünün yöre halkı tarafından onarılarak ulaşım sağlamaya devam ettiklerini anlatan Kuzgun Köyü Muhtarı Hidayet Yiğit, “Köylerimizi ikiye bölen Harşit Çayı üzerinde 1968 yılında çelik halatlarla yapılmış olan ahşap köprümüzü yaklaşık 3 bin insan günü birlik kullanıyor. Köyümüze en yakın beton köprü yaklaşık 3 kilometre mesafede olması nedeniyle vatandaşlarımız kısa yoldan kullandığı bu köprünün yanına bir beton körü talebimiz oldu ama bir sonuç alamadık. Biz de zaman zaman bu köprüyü onararak kullanmaya devam ediyoruz. Bugünde vatanlarımızın desteğiyle ahşap köprünün eskimiş kerestelerini ve tahtalarını değiştirdik. Şuanda yaya olarak kullanılabilir ama tahtalar kuruduktan ve iyice sağlamlaştıktan sonra tehlikeli olsa da yeniden araçlarda geçebilecektir. Ama biz buraya beton köprü talebimizi her zaman yetkililere iletmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.



Köprü dayanıklı kestane ağacıyla onarılıyor


Köprünün yapımını gönüllü olarak üstlendiğini anlatan Necip Yılmaz ise, “ Köylülerimizin kereste ihtiyacını karşıladığı köprünün ben de ustalığını yaptım. Henüz ben çocuk yaşlarımdayken büyüklerimizin bu köprüyü yaptığını hatırlıyorum. Bugün de onarmak bana nasip oldu. Köprüyü bölgemizin yağmurlu hava şartlarına en dayanıklı olan kestane ağacının kerestesiyle onarıyoruz. Yaklaşık 30 yıllık ömrü var. Bir 30 yıl daha ahşap kısmı onarım görmeden kullanılabilir ama buranın asıl ihtiyacı olan beton köprüdür. Bu köprü de yayalar için bir nostaljik köprü olarak devam etmelidir" dedi.


Köyleri asma köprünün birleştirdiğini anlatan köy sakinlerinden Enver Yiğit ise “Köylerimizi Harşit Çayı üzerine yapılan bu asma köprü birleştiriyor. Mahallelerimize en yakın beton köprü ulaşımı kilometrelerce mesafede bulunuyor. Vatandaşlarda yolu uzatmak istemediklerinden bu asma köprüyü hem araç hem de yaya ulaşımı için kullanıyorlar. Bu köprü 1960’lı yıllarda yapıldı. Zaman zaman çürüyen tahtalarının onarımı ve bakımı gerekiyordu biz de bugün köylülerimizin desteğiyle onarıyoruz. Ama bizim asıl isteğimiz buraya bir beton köprü yapılmasıdır. Ne yazık ki yaptığımız çalışmalardan beton köprü için bir sonuç alamadık. Köprü araç trafiğine yasak olduğu halde her türlü risk göze alınarak bu köprü kullanılıyor" diye konuştu.



Harşit Çayının ayırdığı köyleri asma ahşap köprü birleştiriyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Arazi anlaşmazlığı yüzünden kuzenler mahkemelik oldu Kayseri’nin Hacılar İlçesi’nde dayı ve yeğenin arazi anlaşmazlığı nedeniyle yaşandığı iddia edilen kavga nedeniyle kuzenler mahkemelik oldu. Savcılık dayısının iki oğlunu bıçakla yaralayan Ö.D.’nin ayrı ayrı öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılmasını istedi. Kayseri’nin Hacılar ilçesinde dayısı M.B. ile aralarındaki arazi anlaşmazlığı nedeniyle yaşandığı iddia edilen kavgada dayısının oğulları T.B ve M.O.B.’yi bıçakla yaralayan Ö.D., Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı. Tarafların birbirinden şikayetçi olduğu duruşmaya tutuklu sanık Ö.D., dayısı M.B. ile oğulları T.B., M.O.B., ve M.Ş.B. ile taraf avukatları katıldı. Mahkemede dinlenen M.B. ve oğulları Ö.D.’nin akşam saatlerinde küfür ederek elinde kalas ile evlerine geldiğini, T.B.’nin kalası almaya çalıştığını yaşanan arbede T.B. ve M.O.B.’nin aldıkları bıçak darbeleri ile yaralandığını belirterek, kendilerinin Ö.D.’yi darp etmediğini söyledi. Ö.D. ise olayın ani geliştiğini, M.B.’nin bahçesine girmediğini elinde de kalas olmadığını belirterek, karşı tarafın elinde değnek olduğu ve T.B.’nin vurmasıyla yere düştüğünü, darp edildiğini ve dişinin kırıldığını söyledi. Yaşananlardan dolayı pişman olduğunu belirten Ö.D., konuşmak için gittiğini kendisinin darp edildiğini bu esnada iş için sürekli yanında bulundurduğu bıçağını kendini korumak için rastgele salladığını ifade etti. Savcılık ceza istedi Savcılık Makamı Ö.D.’nin T.B ve M.O.B.’ye yönelik bıçaklı saldırıdan dolayı ayrı ayrı öldürmeye teşebbüs, 4 kişiye karşı ayrı ayrı hakaret ve tehdit suçundan cezalandırılmasını; M.B. ve oğullarının da haksız tahrik altında basit yaralamadan cezalandırılmalarını istedi. Mahkeme heyeti eksiklerin giderilmesi için ileri bir tarihe ertelendi.
Ankara Plakasının yazı sitili standartlara aykırı olan sürücüler ceza yememek için plaka basım atölyesinde uzun kuyruklar oluşturdu Yürürlüğe giren yeni düzenleme gereği ‘APP’ plaka olarak bilinen standartlara aykırı plakalarını 140 bin lira ceza yememek için değiştirmek isteyen sürücüler, plaka basım atölyeleri önünde uzun kuyruklar oluşturdu. Yürürlüğe giren Trafik Ceza Kanunu uygulaması nedeniyle araçlarında standartlara aykırı (APP) plaka kullanan sürücülere ilk ihlalde 140 bin para cezası kesilecek ve sürücü belgeleri 30 günlüğüne geri alınacak. İhlalin aynı yıl içinde ikinci tekrarında ise ceza miktarı 280 bin lira olacak ve sürücülerin ehliyetine 60 günlüğüne el konulacak. Yeni düzenleme çerçevesinde ceza yememek için sürücüler, Ankara’daki plaka basım atölyesine akın etti. Uzun kuyruklar oluşturan sürücüler, yaşanan yoğunluktan dolayı işlemleri ertelemek zorunda kaldıklarını ifade ettiler. "Kabul edilmeyişini mantıklı bulamıyorum" APP plakaların standart dışı kabul edilmesini anlamsız bulduğunu ifade eden Efkan Seyyar, "Aracımın plakası standart değil. Ben de ceza yememek için geldim. Cezalar arttı. 140 bin lira ceza yiyenler varmış. Bundan çekindiğimiz için buradayız. Çok fazla sıra var. İşimiz uzun. Önce onay almamız, ardından da plakayı bastırmamız gerekecek. Bir süre daha burayız. İşlemler kısa sürmüyor. Bugüne yetiştirmeye çalışıyoruz. Bence yararlı bir uygulama değil. Araçtaki plaka yazısının farklılığı trafiği tehlikeye atan bir durum. Bu sadece araç daha güzel görünsün diye yapılan bir şey. Özel plaka yaptırıp yüksek miktarda para ödeyenler var ve tek amaçları bunu sergilemek. Bu plakaların yazı sitili daha kalın ve daha okunaklı. Buna rağmen kabul edilmeyişini mantıklı bulamıyorum" dedi. "Ramazan ayında bu sırada beklemek zulüm gibi geliyor" Çok fazla beklemek zorunda kaldıklarını ifade eden Ayhan Özdemir, "Dün de buradaydık ama sıradan dolayı işimizi halledemedik ve bugün de gelmek zorunda kaldık. Ramazan ayında bu sırada beklemek zulüm gibi geliyor. Çok fazla sıra var ve insanlar oruç. Bu uygulamayı daha kolay bir şekilde yapabilirlerdi. Böyle çok anlamsız. 140 bin lira ceza yazıldığı söyleniyor. Korktuğumuz için geldik biz de. Sürekli sıraya giriyoruz. Cezalar çok yüksek. İnsanlar nasıl ödeyebilir ki bu miktarları" diye konuştu. "Devletimiz ne kural koyduysa ona uymak zorundayız" Sürücülerden Arif Doğan ise, "Biz aracımızı aldığımızda plakanın farklı olduğunu ve yasadışı olduğunu bilmiyorduk. Değiştirmeye geldik. 140 bin lira cezası olduğu söyleniyor. Devletimiz ne kural koyduysa ona uymak zorundayız. Çok fazla plaka bastıran var" ifadelerine yer verdi.
Antalya Antalya turizmi bayrama hazır: Otellerde yüzde 100’e yakın doluluk bekleniyor Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Hakan Saatçioğlu, yaklaşan Ramazan Bayramı öncesi Antalya turizminde hareketliliğin başladığını belirterek, "Açık olan otellerde doluluk oranının yüzde 95 ila yüzde 100’e ulaşmasını bekliyoruz" dedi. POYD Başkanı Saatçioğlu, Ramazan Bayramı öncesi Antalya’daki otellerin doluluk oranları, erken rezervasyon hareketliliği ve sektörün nitelikli turist hedefi hakkında değerlendirmelerde bulundu. Bayram dönemlerinin turizm sektörü açısından her yıl önemli bir hareketlilik oluşturduğunu belirten Saatçioğlu, özellikle Antalya’daki tesisler için bu dönemin verimli geçtiğini ifade etti. Türkiye’de yılda iki kez bayram döneminde turizm hareketliliğinin arttığını kaydeden Saatçioğlu, yakın destinasyonlardan gelen turistlerin Antalya’yı tercih ettiğini dile getirdi. Saatçioğlu, "Türkiye’de senede iki defa bir bayram şöleni oluyor. Bu nedenle her bayram turizmciler için kısa da olsa uzun da olsa oldukça verimli geçiyor. Özellikle Antalya’daki oteller için önemli bir dönem. Yakın bölgelerde yaşayan insanlar ağırlıklı olarak gelebiliyor. Bir saatlik uçuş mesafesinde bulunan destinasyonlardan Antalya tercih ediliyor. Ramazan Bayramı’nın çok verimli geçeceğinin sinyalini şimdiden almış durumdayız" şeklinde konuştu "Açık otellerde yüzde 95-100 doluluk bekliyoruz" Antalya’nın sezonluk bir destinasyon olduğunu hatırlatan Saatçioğlu, kentte turizm sezonunun genellikle 1 Nisan’da başladığını ve 31 Ekim’e kadar sürdüğünü dile getirdi. Bu dönem dışında otellerin büyük bölümünün kapalı olduğunu ifade eden Saatçioğlu, bayram döneminde açık olan tesislerde yoğunluk yaşanacağını belirtti. Saatçioğlu, "Antalya sezonluk bir yer. Genelde 1 Nisan’da sezonu açarlar, 31 Ekim’de kapatırlar. Bu dönem dışında işletmelerin yaklaşık yüzde 70’i otellerini kapatıyor. Ancak açık olan otellerde yüzde 95, hatta yüzde 100’e ulaşabilecek doluluk oranlarını- yakalayacağımızı düşünüyoruz. Bayram tatilinde misafirlerimiz ağırlıklı olarak iç pazardan olacak" diye konuştu. "Hem iç pazardan hem de yurt dışından ciddi bir rezervasyon talebi bekliyoruz" Ramazan Bayramı tatilinin 19 Mart itibarıyla başlayacağını hatırlatan Saatçioğlu, tatilin uzama ihtimalinin turizm açısından avantaj oluşturabileceğini de sözlerine ekledi. Bayramın ardından Paskalya tatilinin başlamasının da sektöre olumlu yansıyacağını belirten Saatçioğlu, "Bayram tatilinin muhtemelen uzayacağını ve bir hafta ya da bir buçuk haftaya yayılacağını düşünüyoruz. Hemen ardından Paskalya Bayramı’nın gelmesi turizmciler açısından sevindirici bir gelişme. Bu nedenle hem iç pazardan hem de yurt dışından ciddi bir rezervasyon talebi bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Erken rezervasyonlar geçen yılın üzerinde Erken rezervasyonların sektör açısından önemli bir gösterge olduğunu vurgulayan Saatçioğlu, bu yılki rezervasyonların geçen yılın üzerinde seyrettiğini söyleyerek, "Şu anda aldığımız erken rezervasyonlar tatmin edici seviyede. Geçen yılın yaklaşık yüzde 5 ile yüzde 10 üzerinde seyrediyor. Bu durum bizi sevindiriyor" dedi. "Daha fazla değil, daha nitelikli turist" Turizm sektöründe artık yalnızca turist sayısının değil, turist başına harcamanın da önem kazandığını belirten Saatçioğlu, sektörün hedefinin nitelikli turisti artırmak olduğunu belirtti. Saatçioğlu, "Türkiye’nin fiyat politikasını, euronun stabil kalmasını ancak Türk lirasının enflasyon baskısı altında olmasını dikkate aldığımızda artık daha çok turistten ziyade ortalama harcaması yüksek olan nitelikli turisti ağırlamayı hedefliyoruz. Bu nedenle geçen yılın rakamlarını yakalasak bile ortalama fiyatımızı yükselttiğimizde hedeflerimize ulaşabileceğimizi düşünüyorum" diye konuştu.