GENEL - 28 Temmuz 2015 Salı 16:22

Gümüşhane'de Şehitlere Dua Teröre Lanet Yağdı

A
A
A
Gümüşhane'de Şehitlere Dua Teröre Lanet Yağdı

Geçtiğimiz günlerde İstanbul Gazi Mahallesi’nde açılan ateş sonucu şehit olan Gümüşhaneli polis memuru Muhammet Fatih Sivri için Gümüşhane’de gıyabi cenaze namazı kılındı ve ardından terörü lanetleyen yürüyüş düzenlenerek basın açıklaması gerçekleştirildi.
Gümüşhane’de 45 sivil toplum kuruluşunun bir araya gelerek oluşturduğu Sivil İnisiyatif Platformu tarafından organize edilen etkinlikte ilk olarak merkez Kemaliye Camii avlusunda öğle namazının ardından aslen Gümüşhane’nin Torul ilçesine bağlı Tokçam köyünden olan ve geçtiğimiz günlerde şehit olan polis memuru Muhammet Fatih Sivri için gıyabi cenaze namazı kılındı.
İl Müftüsü Ercan Aksu’nun kıldırdığı cenaze namazına MHP Gümüşhane Milletvekili Mustafa Canlı, Belediye Başkanı Ercan Çimen, Vali Yardımcıları İsmail Özkan, Şenol Turan, AK Parti İl Başkanı Hakkı Gündüz, Memur-Sen İl Başkanı Musa Uncu, İHH Gümüşhane temsilcisi Selim Nas, siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
“KARDEŞLİĞİMİZİ ZEDELEYECEK, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZİ BOZACAK, DİRLİK VE DÜZENİMİZİ BOZACAK HİÇBİR ŞEYE FIRSAT VERMEMELİYİZ”
Katılımcıların yakalarında şehit polis memuru Sivri’nin fotoğrafını taşıdığı cenaze namazı öncesinde konuşan İl Müftüsü Aksu, Türkiye topraklarında yaşayan insanları birbirine bağlayan, kenetleyen, arada sevgi, gönül ve kardeşlik bağlarının oluşmasına vesile olan, çimento vazifesi gören vatan, bayrak, Kur’an, ezan gibi değerlerin olduğunu belirterek, “Hepimiz bu vatanın evlatlarıyız. Irkı, rengi, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun ay yıldızlı bayrağın altında yaşayan herkes bu vatanın evladıdır ve bu vatanda birinci sınıf vatandaştır. Kardeşliğimizi zedeleyecek, birlik ve beraberliğimizi bozacak, dirlik ve düzenimizi bozacak hiçbir şeye fırsat vermemeliyiz. Bu vesile ile başta bu cennet vatanı bizlere armağan eden ve vazifesini ifa ederken görevi başında şehit olan şehidimize rahmet diliyor, ailesine sabırlar diliyorum” dedi.
SESSİZ, KOL KOLA YÜRÜYÜŞ
Cenaze namazının ardından grup ellerinde Türk bayrakları ile Atatürk Caddesi’nde bulunan PTT hizmet binası önünden Belediye Başkanlığı önüne kadar yürüdü. Sessizce gerçekleştirilen yürüyüş sırasında slogan atmayan grup, birbirlerinin kollarına girerek, sıkıca kenetlenerek yürüyüşü gerçekleştirdi.
Belediye önünde 45 STK adına açıklamayı gerçekleştiren İHH Gümüşhane temsilcisi ve GİKDER Başkanı Selim Nas, son zamanlarda başta güvenlik güçleri olmak üzere birçok masum vatandaşın ölümüyle sonuçlanan terör saldırılarını şiddetle kınadıklarını söyledi.
“BATIDA ELLERİNE SAZ ALIP BARIŞ TÜRKÜSÜ SÖYLEYENLER DOĞUYA GELDİKLERİNDE ELLERİNDE KELEŞLERLE ADETA KAN İÇİCİ VAMPİRLERE DÖNÜŞMEKTEDİRLER”
Başta İstanbul Gazi Mahallesi’nde şehit olan Gümüşhaneli polis memuru Muhammet Fatih Sivri olmak üzere tüm şehitlere Allah’tan rahmet, ailelerine, yakınlarına ve Türk milletine başsağlığı dileyen Nas, “Batıda ellerine saz alıp barış türküsü söyleyenler doğuya geldiklerinde ellerinde keleşlerle adeta kan içici vampirlere dönüşmektedirler. Dünyanın en güzel kelimelerinin başında gelen barış ve demokrasi kelimelerine tecavüz edenler, 30 yıldır doymadıkları kandan beslenmeye devam etmektedirler. 30 yıldır kan içmeye doymayan bu gözü dönmüş vampirler şunu bilsinler ki döktükleri bu kanlar onları boğacaktır” dedi.
Güçlü Türkiye hedefinin her dönemde küresel güçleri ve onların yerli işbirlikçilerini rahatsız ettiğini, bu rahatsızlığın da terör eylemleri, provokasyon faaliyetleri ve sosyokültürel alana yönelik çatışma ve kutuplaşma arayışları olarak tezahür ettirildiğini kaydeden Nas, şunları söyledi: “Sözü edilen terör yapılanmaları ve faaliyetlerinin her birinin faili ya da sorumluları farklı olsa da, hedefi ortaktır. Hedef, bölgesinde huzuru, demokratik kültürü, kardeşlik ve birlik iklimiyle öne çıkan Türkiye’nin yolunu kesmek, güçlü ve büyük Türkiye yolculuğunu sona erdirmektir."
Terör olaylarına karşı milletçe verilecek en güzel cevabın birlik ruhu içerisinde, ortak akılla, aklı selime dayalı olarak teröre, terör örgütlerine, terörü besleyen ve yönlendiren kirli odaklara karşı yekvücut olunduğunun gösterilmesi olduğunu dile getiren Nas, “Etnik kökene dayalı terör örgütü PKK ve Meclisteki uzantısı HDP ile din makyajlı terör örgütü IŞİD’in manivela olarak kullanılması suretiyle, Türkiye’yi içine alan bölgede terör ve çatışma odaklı bir iklim değişikliği planlayanların hevesleri kursağında kalacaktır. Suriye’deki cani Baas rejimi kaynaklı iç çatışmanın ürettiği otorite boşluğu üzerinden, bu konsept fiilen uygulamaya konulurken, çatışmalar özellikle sınır çizgilerine yakın yerleşim alanlarında yoğunlaştırılmak suretiyle Türkiye’nin çatışmalarla ve çatışmanın tarafı olan örgütlerle sıcak temas kurması için manipülasyonlar ve provokasyonlar kurgulanmıştır. Bu çabalar boşa çıkarılınca bir diğer ifadeyle Türkiye sınırlarının ötesindeki çatışmaya dahil olmayınca, çatışmaların Türkiye içine çekilmesine dönük adımlar atılmaya başlanmıştır. Suruç’ta gerçekleştirilen terör eylemi, bu kapsamda bir adımdır. Bu noktada; soğukkanlı değerlendirme, ortak akıl ve feraseti hakim kılmak suretiyle, millet olarak birlik ve kardeşlik içerisinde ülkemize ve geleceğimize yönelik oyunları bozma tutumumuzu kararlılıkla devam ettirmeliyiz. Son zamanlarda güvenlik görevlilerine ve masum sivil halka yönelik saldırıları gerçekleştirenler ise planları, gerekçeleri ne olursa olsun terörist, mensup oldukları yapılar terör örgütü, bu örgütlere arka çıkanlar, sessiz kalanlar, açıktan ya da gizli destek verenler ise terör destekçisidir” diye konuştu.
“MİLLET OLARAK, ACIMIZ, YASIMIZ VE TERÖRE KARŞI TAVRIMIZ ORTAKTIR”
“Millet olarak, acımız, yasımız ve teröre karşı tavrımız ortaktır” ifadelerini kullanan Nas, Türkiye’nin milleti ve devletiyle acıları ortaklaştırma, kardeşlik ve birlik potasında birlikte yaşama tavrını ortaya koyacağını, Çanakkale ruhunu bir kez daha tescilleyerek, terör saldırısı ile hayatını kaybeden insanlar üzerinden toplumsal gerginlik, ötekileştirme, çatışma ve kutuplaştırma söylemlerinin boşa çıkarılacağına inandıklarını söyledi.
Terör saldırılarında hayatını kaybedenlerin başka milletlerin insanları olmadığını, bizim gençlerimiz, bizim insanımız olduğunun altını çizen Nas, sivil toplum kuruluşları olarak bütün vatandaşların huzurunun, yaşama haklarının ve güvenliklerinin teminat altına alınması için devletin ilgili birimlerinin azami gayret ve hassasiyet göstermelerini, siyasi partiler, siyasi liderler, sivil toplum örgütleri ve sermaye ve medya kuruluşlarının basireti hakim kılmaya, ferasetli davranmaya, aklı selim ve ortak akılla birlikte düşünmeye davet etti.
Teröre, terör örgütlerine ve terör olaylarına karşı ortak tavır sergilemeye devam edeceklerini dile getiren Nas, Türkiye’nin, milletin ve Müslüman coğrafyanın kandan, emperyalizmden, sömürüden, zulüm ve terörden arındırılması için sorumluluk almaya hazır olduklarını ifade ederek konuşmasını sonlandırdı.
Nas’ın konuşmasının sonunda şehit polis memuru Sivri nezdinde tüm şehitler için alanda bulunan onlarca kişiyi Fatiha okumaya davet etmesiyle program sona erdi.
Açıklamaya imza atan STK’ların listesi ise şöyle:
Gümüşhane Ticaret ve Sanayi Odası, Gümüşhane Şehit ve Gaziler Derneği, Memur-Sen, Gümüşhane Kent Konseyi, Gümüşhane Bayburt Bölge Baro Bakanlığı, İHH, Kamusen, Gikder, Birlik Vakfı, Belediye İş Sendikası, İlim Yayma Cemiyeti, Diyanetsen, Eğitim Bir-Sen, Türk Eğitimsen, Ensar Vakfı, Türk Sağlık-Sen, Geyad, Büro Memur-Sen, Güçed, Beyaz Ay Derneği, Hak-İş, Şehit ve Gaziler Derneği, Gümüşhane Kültür ve Çevre Derneği, Proje Araştırma ve Geliştirme Derneği, Diyanet-Sen, Çevre ve Tüketiciler Derneği, Bayındır Memur-Sen, Yeşilay, Zeki Kadirbeyoğlu Derneği, Türk Büro Sen, Gümüşhane Sosyal ve Kültürel Yardımlaşma Derneği, Gümüşhane Engelliler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Gümüşhane Eğitim ve Kültür Derneği, Bembir-Sen, Sağlık-Sen, Toç-Birsen, Kadın Aile ve Toplum Derneği, Şefkat Eli Derneği, Kültürsen, Pestil ve Köme Üreticileri Derneği, Genç Aktif Girişimciler Derneği, Gümüşhane Kültür Eğitim ve Gençlik Derneği, Enerji Bir-Sen, Türk Bayındır-Sen, Gümüşhane Muhtarlar Derneği, Türk Enerji Sen, Bağlarbaşı Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana İstanbul Lider Koleji öğrencileri 3 kategoride 3 ödülle Roma’da İstanbul Lider Koleji öğrencileri, 1 kilogram sumo ve 3 kilogram sumo kategorilerinde Jury Award ödülünü, Startup Junior kategorisinde Best Team Spirit ikincilik ödülünü kazanarak Roma’da gerçekleştirilecek dünya şampiyonasına katılma hakkı elde etti. 23-26 Nisan tarihleri arasında Antalya’da 21 farklı ülkeden öğrencinin katılımıyla düzenlenen Fibonacci Robot Olimpiyatları Avrasya Şampiyonası’nda İstanbul Lider Koleji öğrencileri başarıya imza attı. Ortaokul öğrencileri 1 kilogram sumo ve 3 kilogram sumo kategorilerinde Jury Award ödülünü kazanarak Roma’da gerçekleştirilecek Dünya Şampiyonası’na katılma hakkı elde etti. Aynı şampiyonada yarışan ilkokul öğrencileri ise Startup Junior kategorisinde Best Team Spirit ikincilik ödülünü kazanarak Roma’daki dünya finaline gitmeye hak kazandı. Başarıya ilişkin değerlendirmede bulunan İstanbul Lider Koleji İcra Kurulu Başkanı Filiz Kepme, öğrencilerin uluslararası bir organizasyonda elde ettiği derecelerin kendileri için büyük gurur kaynağı olduğunu belirterek, "Öğrencilerimizin bilim, teknoloji ve inovasyon alanlarında gösterdiği azim ve takım ruhu bizleri son derece mutlu ediyor. Bu başarı, onların disiplinli çalışmalarının ve öğretmenlerimizin özverili rehberliğinin bir sonucudur. Antalya’da elde ettikleri derecelerle Roma’da düzenlenecek dünya şampiyonasına katılma hakkı kazanan tüm öğrencilerimizi yürekten tebrik ediyorum. İnanıyorum ki Roma’da da ülkemizi ve okulumuzu en iyi şekilde temsil edecekler" dedi.
Ankara Mustafa Varank: "Şu anda partinin bütün dizaynını Özgür Özel’e göre yapıyorlar" TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, "CHP yönetiminin Mansur Yavaş’la ilgili olumlu bir adım atacağını düşünmüyorum. Çünkü onların adayı Özgür Özel. Şu anda partinin bütün dizaynını Özgür Özel’e göre yapıyorlar" dedi. Varank, Türkiye Basın Federasyonu’nun düzenlediği ‘Anadolu Sohbetleri’ programında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Varank, "2004 yılında Savunma Sanayii İcra Komitesi Toplantısında toplantıda gelen taleplerin tamamı yurt dışından satın alınması, tedarik edilmesi gereken ürünlerdi. Cumhurbaşkanımız o toplantıda şöyle bir karar aldı. Dedi ki, ‘arkadaşlar bundan sonra kendimiz üretmeyeceğimiz, üretemeyeceğimiz, gerçekten Türkiye’nin çok ihtiyacı olan sistemler hariç herhangi bir sistemi bundan sonra almanıza müsaade etmiyorum. Oturalım, çalışalım, kurumları devreye sokalım, şirketleri devreye sokalım. Artık kendimiz bunları geliştirelim. Bundan sonra bunların satın alınması için benim karşıma gelmeyin’ dedi. O toplantıdan sonra aslında Türkiye’deki mevcutta var olan altyapıların üstüne koyarak da Türkiye’ye kendi savunma sanayini geliştirmek için büyük bir gayret göstermeye başladı ve bugün geldiğimiz noktada her zaman kurduğumuz bir cümle var; yüzde 20’lerde olan dışa bağımlılık kendi kendine yetebilme oranlarını yüzde 80’lerin üzerine çıkarmış olduk" ifadelerini kullandı. "İnsansız Hava Araçları piyasasını yüzde 60’ını biz domine edebiliyoruz" ’Türkiye F35’leri teslim almadı, ne olacak?’ diye sorduklarında kendi çözümleri olduklarını vurgulayan Varank, "Biz bunları, alternatiflerini geliştiriyoruz. Hatta bunların çok daha başarılılarını yapabiliyoruz. Bugün dünyadaki İnsansız Hava Araçları piyasasını yüzde 60’ını biz domine edebiliyorsak, Türkiye olarak bu pazarda bu orana erişebiliyorsak işte biz bu kendi alternatiflerimizi geliştirebildiğimiz, yapabildiğimiz için" ifadelerine yer verdi. Mustafa Varank, Türkiye’nin Milli Piyade Tüfeğinin 2017’de envantere alınmasının uzun ve zorlu bir sürecin sonucu olduğunu belirterek, çeşitli engelleme ve gecikmelere rağmen yerli üretimin hayata geçirilebildiğini ifade etti. Varank, dünyada mobilitenin elektrikli araçlara yöneldiğini belirterek, Türkiye’nin bu alana yaptığı yatırımlarla küresel rekabette yer almaya başladığını ve özellikle TOGG ile önemli bir adım atıldığını ifade etti. Elektrifikasyonun giderek daha da önem kazanacağını vurgulayan Varank, Türkiye’nin bu dönüşümde güçlü bir konum elde edebileceğine inandıklarını dile getirdi. "Siyaset yapacaksanız net olacaksınız" Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın ihraç edilmesine dair konuşan Varank, "Aslında ihraç edilmedi diyorlar. Çünkü disiplin komitesi ayın 11’inde toplanacakmış. ‘Biz ihraç ettik’ diyorlar ama 11’inde resmi olarak ihraç edileceğini söyleyenler de var. Bizim kulağımıza gelen duyumlar var. Bu şahısla ilgili aslında kendi teşkilatlarının, kendi il başkanlarının, oradaki yöneticilerinin Genel Merkeze şikayette bulunduğu, burada bir takım usulsüzlükler, yanlışlıklar olduğunu kendi teşkilatlarının da Genel Merkezlerine ilettiği ama Genel Merkezlerin kulağının üstüne yattığıyla ilgili iddialar da var. Siyaset yapacaksanız net olacaksınız. Eğer ortada böyle bir şahıs varsa zaten bunun kiri pası üstünüze bulaşmasın diye anında yapmanız gereken hadise bunu partimizden göndermektir. Artık sosyal medyada bu kadar işler ayyuka çıkmışken, herkesin ifadeleri, görüntüler ortadayken siz de eğer bu şahısla ilgili gereğini yapmıyorsanız bir kere vatandaş nezdinde hiçbir itibarınız kalmaz. Siyasetin itibarından şikayet ediliyor. Siyasetin, siyasetçilerin itibarı yerlerde. İşte neden oluyor bunlar? Bunun gibi hususlardan oluyor" şeklinde konuştu. "Sizin oradaki modifiye araca ihtiyacınız da yok" CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in arabasının modifiyesini Uşak Belediyesi tarafından 6,5 milyon liraya yapıldığı iddiasına ilişkin konuşan Varank, "Siz belediyenin modifiyesini yaptığı bir araca neden biniyorsunuz? Buna ihtiyacınız da yok. Koskoca Cumhuriyet Halk Partisi’nin buna ihtiyacı olabilir mi yani? Devletimiz bütün partilere ne yapıyor, hazine yardımı yapıyor. Seçim çalışmasında, siyaset yaparken kullansın diye. Meclisimiz muhalefetin bütün grup başkanlarına, grup başkan vekillerine arabalar tahsis ediyor. Sizin oradaki modifiye araca ihtiyacınız da yok. Ben bunu da anlamakta güçlük çıkıyorum. Demek ki başka ilişkiler var" açıklamasında bulundu. "Maalesef şu anda CHP’yi bir troika yönetiyor" CHP’nin tamamında ahlak anlamında sıkıntılar yaşandığını söyleyen Varank, "Herhangi bir ülkede siyasi etik tartışması yapılırken muhalefetin daha çok iktidarı eleştirmesini beklersiniz değil mi? İktidar sahibi, onun imkanları daha fazla, etik dışı hareketler olacaksa orada daha fazla görülebilir ama bakıyorsunuz CHP maalesef her gün başka bir skandalla karşı karşıya geliyor. Dolayısıyla oradaki sıkıntıların sebebinin de CHP’nin yeni yönetimi olduğunu düşünüyorum ve inanıyorum. Maalesef şu anda CHP’yi bir troika yönetiyor. Geçmişten gelen arkadaşlık ilişkileriyle oluşturulmuş bir troika. İsimlerini vermemize gerek yok. Bu bunlar kendilerince CHP yönetimini almışlar. CHP’yi içeride dizayn etmeye çalışıyorlar. Bunların tek amacı bu troikanın kendi çıkarları. Milletin derdiymiş, ülkenin problemleriymiş. Bunlarla ilgili aslında bir dertleri yok" diye konuştu. "Şu anda partinin bütün dizaynını Özgür Özel’e göre yapıyorlar" CHP’nin cumhurbaşkanı adayına dair açıklamada bulunan Varank, "Şu andaki CHP yönetiminin Mansur Yavaş’la ilgili olumlu bir adım atacağını düşünmüyorum. Çünkü onların adayı Özgür Özel. Şu anda partinin bütün dizaynını Özgür Özel’e göre yapıyorlar. Onun önünü açmak üzere yapıyorlar. Biraz da duyumlardan bahsedelim. Şu anda Ekrem İmamoğlu’yla olan ilişkilerinde de bir soğumanın olduğunu gelip bize anlatan CHP’li arkadaşlarımız var. Mevzuata baktığınızda zaten Ekrem İmamoğlu bir usulsüzlükle diploma alıp diplomasını kaybettiği için zaten cumhurbaşkanı adayı olamaz. Devam eden davaları var. O davaların neticelerinin ne olacağını hep birlikte göreceğiz" şeklinde konuştu. "Kongrede gerçekten bir takım dalaverelerin döndüğünü biliyoruz" CHP’deki mutlak butlan konusuna değinen Varank, "O kongrede gerçekten bir takım dalaverelerin döndüğü, oradaki delegelerin iradelerinin sakatlandığını biz biliyor muyuz? Biliyoruz. Bunu nereden biliyoruz? CHP’deki arkadaşlardan biliyoruz. CHP içerisinde milletvekilliği yapıp bize gelip arkadaşlar bu kongrede herkesi satın aldılar, İstanbul’dan paralar geldi, insanlara iş vaadi yapıldı, makam vaadi yapıldı, çocuğunuzu işe alacağız diye insanlardan oy topladılar, bu seçimi böyle aldılar diyen milletvekilleri var" dedi. "Belediye Başkanının etrafında böyle bir düzen nasıl kurulur diye kendilerinin itiraz etmesi lazımdı" İstanbul’da para kuleleri görüntüleri ortaya çıktığını söyleyen Varank, "Bunu hepimiz izledik. CHP’liler de izledi. Ne dedi CHP’liler o görüntülerle ilgili olarak? İl binası satın alacaklarmış da o il binasının parasının bir kısmını elden ödeyeceklermiş. Onun parasıymış. Ya adam ağzıyla şunu itiraf ediyor. Hadi orada yolsuzluk, usulsüzlük yoksa bile ya biz koskoca Cumhuriyet Halk Partisi olarak vergi kaçakçılığı yapıyorduk. Onun için o paraları topladık. Kendileri bunları itiraf ettiler. Bizimle ilişkili bir para kulesi görüntüsü nasıl olabilir, böyle bir Belediye Başkanının etrafında böyle bir düzen nasıl kurulur diye kendilerinin itiraz etmesi lazımdı. O itirazlar olmadı, o düzen CHP siyasetini dizayn etti. Bugün gelinen noktaya geldik" ifadelerini kullandı. Varank, her kesime karşı yolsuzluğun üzerine gidildiğini ve İçişleri Bakanlığından en çok AK Partili belediyelere soruşturma izni verildiğini ifade ederek, CHP’li belediyelerle denk olmadıklarını belirtti.