YEREL HABERLER - 14 Ocak 2016 Perşembe 10:54

Gümüşhane'de Süt Üreticisinin Yüzü Gülecek

A
A
A
Gümüşhane'de Süt Üreticisinin Yüzü Gülecek

Gümüşhane’nin Kelkit, Köse ve Şiran ilçelerinde üreticilere yıllık 12 milyon TL katkı sağlaması planlanan çiğ süt sütün uygun koşullarda toplanması için altyapı kurulumu projesi hayata geçirildi.
İl Özel İdaresi tarafından hazırlanan, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’nin paydaşı olduğu Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi (DOKAP) destekli ‘Çiğ Sütün Uygun Koşullarda Toplanması İçin Altyapı Geliştirme Projesi’ tanıtım toplantısı Kelkit’te yapıldı.
Bursa Yenişehir kaymakamı iken bölgedeki süt üreticisi için kurduğu ilk soğuk zincirle adı sektörde Türkiye’de efsane olan Gümüşhane Valisi Yücel Yavuz başkanlığında yapılan toplantıya sektörün tüm taraf ve paydaşları katıldı.
Kelkit Hükümet Konağında bulunan toplantı salonunda gerçekleştirilen toplantıya Kelkit Kaymakamı Naif Yavuz, Köse Kaymakamı Şaban Arda Yazıcı, Şiran Kaymakamı Murat Özdemir, İl Genel Meclisi Başkanı Şerif Bayraktar, Kelkit Belediye Başkanı Ünal Yılmaz, Gümüşhane Üniversitesi Genel Sekreteri Mustafa Baytar, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Ekrem Akdoğan, İl Milli Eğitim Müdürü Muhammet Şahinkaya, Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Edip Birşen, Köse İrfan Can Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Bahri Bayram, Kelkit Aydın Doğan Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Vecihi Aksakal, İl Genel Meclisi üyeleri, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği üyeleri, Süt Üreticileri Birliği üyeleri ile köy ve mahalle muhtarları katıldı.
Toplantıda ilk olarak Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü Hayvan Sağlığı Yetiştiriciliği ve Su Ürünleri Şube Müdürü Necati Ceyhan, Gümüşhane’de ki süt üretiminin güçlü-zayıf yönleri, fırsat ve tehditleri ile mevcut durumu hakkında bilgi aktardı.
“ORGANİK SÜTTE MARKA ŞEHİR GÜMÜŞHANE”
Zengin mera ve yaylalara, kaliteli ve yüksek verimli otlaklara sahip olan Gümüşhane’nin hem DAP hem de DOKAP illerinden olması nedeniyle ulusal kaynaklardan yüksek oranda faydalanabilmesinin avantaj olduğunu kaydeden Ceyhan, sulama amaçlı baraj ve göletlerin artmasıyla genişleyen sulanabilir arazi varlığının yem bitkisi üretimi ve dolayısıyla süt üretimine olumlu katkı yapacağını, Gümüşhane’nin organik süt üretiminde ismini duyurmuş ve büyük bir üretim potansiyeline sahip olmasının fırsatları olduğunu söyledi.
YILLIK ORTALAMA 78 BİN TON SÜT ÜRETİLİYOR
Ceyhan, Gümüşhane’de yıllık ortalama 78 bin ton süt üretildiğini, bunun yüzde 98’inin büyükbaş hayvanlardan sağlandığını, Merkez Dörtkonak Köyü haricinde, Merkez, Torul ve Kürtün ilçelerinde sanayiye arz edilen süt bulunmadığını söyledi.
Gümüşhane’de 2015 yılı verilerine göre 77 bin 662 büyükbaş, 39 bin 526 da küçükbaş hayvan olduğunu dile getiren Ceyhan, toplam 36 bin 879 sağmal inek olduğunu, bunların da yüzde 68’inin Kelkit, Köse ve Şiran ilçelerinde bulunduğunu hatırlattı.
İl genelinde 2014 yılında birlik ve firmalar eliyle 7 milyon litre süt toplandığını kaydeden Ceyhan, Gümüşhane’de toplam 47 bin 500 ton kapasiteli 41 adet soğutma tankı bulunduğunu da sözlerine ekledi.
ÇİĞ SÜTÜN UYGUN KOŞULLARDA TOPLANMASI İÇİN ALTYAPI GELİŞTİRME PROJESİ
Yaklaşık 1,1 milyon TL bedelli proje ile Kelkit, Köse ve Şiran ilçelerine 10 adet prefabrik Süt Toplama Köy Evi (SÜTKEV) yapılacak, toplam 16 yerleşim biriminde 20,4 tonluk soğutma tankı kurulacak, Kelkit ilçesinde belirlenen 5 dönümlük araziye 30 ton kapasiteli soğutma tankı yerleştirilecek bir süt toplama merkezi kurulacak, sütün sağlıklı bir şekilde taşınması için çift cidarlı tanka sahip 2 adet araç alınacak.
Sütün soğuk zincire alınması sayesinde sanayiye arzında sürekliliğini sağlayacak olan proje sayesinde köylerde yaşayan vatandaşların ürettiği sütün pazar değerini artıracak, dolayısıyla da üreticinin gelir düzeyini artıracak proje ile yıllık Kelkit ilçesine 6,6 milyon, Şiran ilçesine 3,6 milyon, Köse ilçesine de 2 milyon olmak üzere toplam 12,2 milyon TL katkı sağlaması öngörülüyor.
Yapılan sunumların ardından söz alan Vali Yavuz, proje ile günlük 20 ton sütü soğuk zincire dahil edip kalitesini muhafaza eden bir sistem yapacaklarını belirterek, böylelikle üreticinin binbir zorlukla ürettiği sütteki emeğinin karşılığını tam olarak almasının sağlanacağını söyledi.
Günde ortalama 140 ton süt üretilen bölgede sütün 20 tonunun soğuk zincire alınacağını, böylelikle kayıt altına giren süt için üreticinin devletten teşvik te alabileceğini dile getiren Vali Yavuz, kaliteli ve organiğe yakın süt üretimi yapılan bölgedeki bu projeyi çok önemsediklerini kaydetti.
“HEDEFİMİZ ÜRETİCİMİZİN EMEĞİNİN KARŞILIĞINI TAM OLARAK ALMASIDIR”
Bursa’nın Yenişehir ilçesi Kaymakamı iken uyguladığı projeyi katılımcılara anlatan Vali Yavuz, projede yer almayan köylerde de talep olması halinde uygun bulunursa tank yerleştirileceğini belirterek, “Üretmek zorundayız. Cumhuriyet tarihinde göremediğimiz refaha kavuştuk. Açlık, sefalet söz konusu değil. Üretmek için devlet her türlü desteği veriyor. Üreten toplumların gücü zayıflamıyor. Bölgede yapılan yeni baraj ve göletlerle birlikte sulanabilir tarım arazisi yüzde 13’ten yüzde 50’ye çıkacak. Köydeki vatandaşımızın emeğinin karşılığını alması için çalışacağız” dedi.
Proje ile Kelkit ilçesine bağlı Deredolu Beldesi, Aziz, Balıklı, Dereyüzü ve Özen köyleri, Köse ilçesinde Salyazı ve Övünce köyleri, Şiran ilçesinde Evren köyü ve Merkez İne Mahallesi olmak üzere toplam 10 adet prefabrik Süt Toplama Köy Evi (SÜTKEV) kurulacak, süt toplama ağında yer alan Kelkit Öğütlü, Sadak, Kaş ve Özen köyleri, Köse Gökçe köyü ve Şiran Kavakpınarı ve Bilgili köylerine deSÜTKEV yerine 300’er litrelik 8 adet soğutma tankı kurulacak.
Vali Yavuz’un konuşmalarının ardından toplantıda katılımcılar söz alarak projeyle ilgili görüş ve önerilerini paylaştı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çorum Memur-Sen, 1 Mayıs’ı Çorum’da kutladı Çorum’da 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısı meydanı dolduran binlerce kişiye seslenen Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, "12 kişi için tüm dünyayı Paris’e toplamışlardı ama 70 bin aşkın insan soykırıma uğradı, hepsi sustu" dedi. Memur-Sen Konfederasyonu, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü Çorum’da kutladı. Çorum Saat Kulesi Meydanı’nda oluşturulan alandaki kutlamalara binlerce kişi katıldı. Memur-Sen Konfederasyonu Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Memur-Sen’e bağlı sendika başkanlarının katıldığı kutlamaya katılan vatandaşlar, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını sloganlarla kınadı. Türk bayraklarıyla alanı dolduran binlerce kişi, 1 Mayıs’ı kutladı. "1 Mayıs kardeşlik sözün, sesin yükseldiği gündür" Alanı dolduran vatandaşlara ve sendika üyelerine seslenen Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, "Paylaşımda adalet, dünyada barış diyoruz. Buluşmamız emekli, işçi, memur, bütün emekçiler, ülkemiz, üyelerimiz, milletimiz, insanlık için, mazlumlar ve mağdurlar için, alın teri mücadelemiz için hayırlara vesile olsun. Bugün bu coşkulu meydandan kadınıyla, erkeğiyle, amiriyle, memuruyla, emeklisiyle, engellisiyle, kadını, genciyle emeğin gür sesi yükseliyor. Uzak, yakın demeden meydanı dolduran coşkulu, emekçi kardeşlerimle birlikte, kamu görevlilerimizin gururu tüm kamu çalışanlarının umudu olarak sendikalarımızı tek tek selamlıyorum. 1 Mayıs kardeşlik günüdür, birlik ve beraberliğin günüdür, emeklisiyle, işçisiyle, emekçisiyle sözün, sesin yükseldiği gündür. 1 Mayıs emperyalizme karşı küresel adaleti, kapitalizme karşı alın terindeki asaleti, zalime karşı mazluma refakati, adil bir dünyayı, hakça savunma günüdür. Bugün kapitalistlerin, kompradorların emek istismarına dur demek için, küresel iktisat şebekelerinin aile düşmanlığına, LGBT borazanlarına sus demek için meydandayız. Sebebi olmadığımız enflasyonun bedeli emekçiye ödetilmesin, insan çalışma şartları tahsis edilsin demek için, kamuda ücrette denge, gelirde adalet talebimizi haykırmak, emekçinin gür sesini duyurmak için, aile dostu vergi politikamızı bir kez daha dillendirmek için buradayız. Uluslarası çalışma normlarına, ILO normlarına uygun bir sendika yasası, memur sendika yasası için, sorunlarından arınmış bir kamu personel rejimi için bugün buradayız. Küresel zulüm düzenine karşı dünya beşten büyüktür demek için, emek sermayeden büyüktür demek için, emeğin adalet talebini yükseltmek için, savaşlara hayır, soykırıma hayır demek için buradayı" dedi. "En namuslu kelimeler, en namussuz insanların ağzında" Dünyadaki gelir adaletsizliğine değinen Yalçın, "Emperyalizmin dünyanı kan gölüne çevirdiği, insanlığa açlığı, yoksulluğu, sefaleti, ölümü dayattığı bir çağdayız. Bu çağda adalet insanlığın hasretidir. Bu çağda adalet insanlığın umudu, duasıdır. Çünkü çivisi çıkmış olan bu dünyada kapitalist hırsızlar, emperyalist arsızlar dünyayı dünyayı cehenneme çeviriyor, adaletsizlik her geçen gün yeryüzünü kuşatıyor, emek horlanıyor, sömürü gittikçe azgınlaşıyor. Bu çağda adalet susturuluyor, zulüm konuşuyor, insanlık kan kaybediyor. Böyle bir düzene razı mıyız, tabi ki hayır. Dünyanın nüfusunun yüzde 20’si aşırı yoksulluk sınırının altında, yarısı ise yoksullukla mücadele ediyor, küresel serveti ise dünyanın yüzde 1’i kontrol ediyor. En zengin 26 kişinin serveti dünyadaki toplam servetin yarısına denk geliyor. Tam 1 milyar insanın açlıkla boğuştuğu bu çarpık düzene ‘gelişmişlik’, ‘büyüme’, ‘yeni dünya’ düzeni diyorlar. Bir tarafta servet dağ olur, bir tarafta açlık can alır. Bu düzende büyüyen dünya değil, büyüyen ancak zulümdür. Milyonlarca çocuğun açlıktan öldüğü, namussuzluğun, alçaklığın, hırsızlığın kol gezdiği böyle bir düzeni asla tasvip etmiyoruz. Bunun neresinde gelişmişlik, neresinde adalet, neresinde insan, vicdan var? İnsanlığa cennet vaad ediyor ama cehennemi yaşatıyorlar. Onun için emperyalizme hayır diyoruz, siyonizme hayır diyoruz, kapitalizme hayır diyoruz, sömürüye hayır diyoruz. Çünkü emperyalizm sömürür, aç bırakır, savaş çıkarır, savaş yapar. Sonra ‘insan hakları’, ‘özgürlük, ‘insan hakları’, ‘özgürlük’ ‘medeniyet’, ‘demokrasi’ der. En namuslu kelimeler, en namussuz insanların ağzında" diye konuştu. "12 kişi için tüm dünyayı Paris’e toplamışlardı ama 70 bin aşkın insan soykırıma uğradı, hepsi sustu" Gazze’de yaşanan soykırıma değinen Yalçın, "Coğrafyamızın durumu ortada. Gazze’de 10 binleri katlettiler. Yüz yılın soykırımı yaptılar, soykırıma uğrayanların tamamına yakını savunmasız kadınlar, yaşlılar, bebekler ve çocuklar. Anneler parçalanmış evlatlarının bedenini ellerine alıp çığlık atarken, siyonist katiller çocukları bilinçli olarak hedef yapıyorlar. Hani nerede insan hakları, nerede kadın hakları savunucuları, hani çocuk hakları, insan hakları hamaseti yapanlar nerede Kutup ayıları, su kaplumbağaları, bilmem ne balinaları için ortalığı yıkanlar Gazze’de yaşanan vahşet karşısında ne oldu, kökünüze kibrit suyu mu döküldü, neredesiniz? Charlie Hebdo saldırısında ölen 12 kişi için tüm dünyayı Paris’e toplamışlardı ama 70 bin aşkın insan soykırıma uğradı, hepsi sustu. Bu onların çifte standartı, işte bu küresel adaletsizliğin en çarpık hali. Öyle bir düzen ki kendi kirini bile ört bas ediyor, kendi suçunu bile dosyalara gömüyor. Epstein dosyalarından ortaya çıkan o çürümüşlük bile bu kirli düzeni anlatmada az kalır" diye konuştu. "Birimizi alırsanız, binimiz yola çıkarsınız" Gazze’deki ağır kuşatmayı kırmak amacıyla yola çıkan Sumud Filosu’na uluslarası sularda saldıran İsrail’e tepki gösteren Yalçın, "Yüreği sınırsız aktivistler, kardeşlerimiz Barselona’dan yola çıktı, İtalya kıyısında duraklayıp yeni aktivistler aldı. Gazze için yolculuğunda Girit açıklarında, uluslararası sularda haydut, korsan İsrail tarafından alıkonuldu. Gemileri açıklarda bırakılarak batması istendi. Onun için buradan söylüyoruz. Bakın, birimizi alırsanız, binimiz yola çıkarsınız. Onlar o kontejsana sığabilen arkadaşlarımız. İçlerinde 10 tane Memur-Sen il temsilcimiz, genel başkan yardımcımız var. Aktivistlerimize bir şey olursa bunun bedelini ödetiriz diye başlangıçtan beri sesimizi, sözümüzü yükseltiyoruz. Sadece bizim kardeşlerimiz değil, dünyanın tamamında, dini, rengi, mezhebi, meşrebi, milliyeti farklı olsa da insanlık ortak paydasında yüreği aynı olan yiğit aktivistlerin tamamını buradan selamlıyoruz. İletişimi karartıyorlar ama unutmayın, cicdanlarımızı karartamazsınız. Biz itiraz etmeye, hareket etmeye, Gazze’ye ulaşmak için gayreret edeceğiz. O çocuklara eğitim yardımını, sağlık yardımını götüreceğiz. Gıda yardımları ulaşsın, Gazze özgürleşsin, Filistin özgür olsun diye elimizden geleni ilk günden bugüne kadar ortaya koyduğumuz gibi bundan sonra da devam edeceğiz" şeklinde konuştu. "Bizi güçlü kılacak olan alın teriyle yoğrulmuş bir adalettir" Konuşmasında Memur-Sen Konfederasyonunun taleplerini de dile getiren Yalçın, "Güçlü memur, güçlü Türkiye. Güçlü Türkiye’den kastımız gelir dağılımında adaletin olduğu, toplumun her kesiminin refahtan ve büyümeden hakkına düşeni alabildiği, alın terinin karşılığının tastamam teslim edildiği adil Türkiye’dir. Bizi güçlü kılacak olan alın teriyle yoğrulmuş bir adalettir. Bizi muhkem kılacak olan gelirde adalet, vergide adalet, paylaşımda adalettir, insanı yaşat ki devlet yaşasın şiarına sımsıkı sarılmaktır. Fakat bu noktada tablo iç açıcı değil. Yüksek enflasyon ve fiyat istikrarsızlığı sabit gelirliyi eziyor, enflasyonla mücadelede fatura emekçiye kalıyor. Neoliberal politikalar sebebiyle gelir dağılımında adalet derinleşiyor, orta sınıf yok oluyor, emekliler ay sonunu getiremiyor. Görev aylığımız ile emekli aylığı arasındaki bağ koptu. Emekliler 22 bin TL seyyanen zammı hala alamadılar. Onun için emekliyi el açtıracak durumdan bir an önce kurtarmak gerekiyor. Genç işsizliği, gençlerimizi umutsuzluğa düşürmesin. Ücretlerin vergi yükü azaltılsın. Emeğin payı küçülürse umut da küçülür. Umut küçülürse alın teri başkasının kazancına dönüşür. Defalarca bu böyle olmaz dedik. Sebebi olmadığımız enflasyonun faturasını bize kesmeyin dedik. Ücretleri kısaltarak enflasyonu düşüremezsiniz dedik ve bütün bu yanlışların sosyal maliyetini anlattık. Bir kez de dünyanın merkezi Çorum’dan haykırıyoruz. Kamuda ücret adaletsizliği var, kamuda gelir dengesizliği var. Ücretlerimiz arasındaki makas büyüyor. Statüler arasındaki çalışma barışını bozan tartışma her geçen gün yükseliyor. Onun için bir an önce adım atmak gerekiyor. 8. Dönem Toplu Sözleşme’de uzlaşamadık, 7’incisinde de genel hükümlerde uzlaşamamıştık, süreç gergin bitti. Bu zam oranıyla kamuda aynı işi yapanlar arasında ücret dengesini alt üst edersiniz, aynı iş yapanların arasını açarsınız, kamuda çalışma barışını başarırsınız dedik, anlatamadık. Büyümeden, refahtan pay vermeden gelirde adaleti sağlamayı bırakın, alım gücündeki azalmayı düzeltemezsiniz dedik, anlatamadık. Onun için ‘bütçe disiplini’, ‘enflasyon hedefi’ dediler, gerçekleri görmezden geldiler. Bugün geldiğimiz noktada enflasyona reva görüleni yedi, bitirdi" ifadelerini kullandı.
Samsun OMÜ’de uluslararası öğrencilere afet farkındalık eğitimi Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ), uluslararası öğrencilerin afetlere karşı bilinçlendirilmesi amacıyla "Temel Afet Farkındalık Eğitimi" düzenledi. Programda, öğrencilere afet öncesi hazırlık, afet anı davranışları ve temel müdahale yöntemleri uygulamalı olarak anlatıldı. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) arasında imzalanan protokol kapsamında ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) Türkiye Bursları çerçevesinde gerçekleştirilen eğitimler, Vezirköprü ilçesindeki Vezirsuyu Tabiat Parkı ile Şahinkaya Kanyonu’nda yapıldı. Farklı ülkelerden çok sayıda öğrencinin katıldığı programda, güvenli yaşam kültürü ele alındı. Çok paydaşlı iş birliği OMÜ’nün ev sahipliğinde düzenlenen programa; AFAD Samsun İl Müdürlüğü, OMÜ Afet Eğitimi ve Yönetimi Uygulama ve Araştırma Merkezi, Cemre Öğrenci Topluluğu ve OMÜ Arama Kurtarma ekipleri katkı sundu. Eğitimlerin, öğrencilerin afet durumlarında doğru ve hızlı hareket edebilme becerilerini geliştirmesi amaçlandı. Teorik ve uygulamalı eğitim Uzmanlar tarafından verilen eğitimlerde, afet öncesi hazırlık süreçlerinin önemi vurgulanırken, afet anında uygulanması gereken doğru davranış biçimleri uygulamalı olarak gösterildi. Katılımcılara, acil durumlarda kişisel güvenliklerini sağlama ve çevrelerine destek olma konusunda temel bilgiler aktarıldı. Uyum sürecine katkı Eğitim programı, afet farkındalığının artırılmasının yanı sıra uluslararası öğrencilerin Samsun’un sosyal ve kültürel yapısına uyum sağlamalarına da katkı sundu. Yetkililer, benzer eğitimlerin farklı gruplara yönelik olarak sürdürüleceğini belirterek afet bilincinin yaygınlaştırılmasının önemine dikkat çekti.