GENEL - 17 Ekim 2017 Salı 09:44

Gümüşhane’nin 60 yıllık rüyası gerçekleşiyor

A
A
A
Gümüşhane’nin 60 yıllık rüyası gerçekleşiyor

Gümüşhane’nin Kelkit ilçesinde bölge halkının 60 yıllık rüyası olan Sadak Barajı’nın tamamlanmasının ardından başlatılan ve kılcal damar gibi Kelkit’in arazilerini saracak olan sulama projesinin yapımı devam ediyor.

Gümüşhane’nin Kelkit ilçesinde bölge halkının 60 yıllık rüyası olan Sadak Barajı’nın tamamlanmasının ardından başlatılan ve kılcal damar gibi Kelkit’in arazilerini saracak olan sulama projesinin yapımı devam ediyor.


İlçe merkezine 20 kilometre uzaklıktaki Sadak Deresi üzerine kurulan ve temelden yüksekliği 47,5 metre olan baraj ile yaklaşık 23,5 milyon metreküp su depolanıyor. Proje tamamlandığında kuru fasulyesi, pancarı, tahıl ürünleri ve Türkiye’nin en fazla organik sütün üretildiği Kelkit vadisinde 7 bin 500 hektarlık tarım arazisi sulama suyuna kavuşacak.


Sadak Barajı sulaması kapsamında CTP ve PE100 boru hatları, borulu şebeke sanat yapıları, sulama sahasındaki işletme ve bakım yolları ve ilgili sanat yapılarının inşa çalışmaları devam ederken, şebekede 68 bin 218 metre CTP boru, 207 bin 55 metre PE100 boru imalatı ile 2 bin 707 adet sanat yapısı ve 63 bin metre işletme bakım yolu bulunuyor.



“Sadak hayaldi, sulama projesi hayal ötesi proje”


Yapılan çalışmalarla ilgili bilgi veren Kelkit Kaymakamı Naif Yavuz, Sadak projesinin Kelkit’in bir hayali olduğunu fakat onun ötesinde sulama projesinin ise hayal ötesi bir şey olduğunu belirterek, “Çok şükür ki bugün hükümetimiz ve devletimiz Kelkit’in tarihten gelen bu her iki hayalini de gerçekleştirmiş oldu. Şahsım ve kurumum adına, Kelkit halkı adına her iki destansı projede emeği olan herkese teşekkür ediyoruz” dedi.



“Baraj 47, sulama projesi 90 milyon TL’ye mal oldu”


Sadak Barajı’nın 47 milyon TL’ye mal olduğunu, sulama projesinin ise 90 milyon TL’ye mal olduğuna değinen Yavuz, “Sulama projesi Kelkit arazilerini insandaki kılcal damarlar gibi büyük bir çoğunluğunu sulayacak şekilde verildi. Toplamda 90 milyona mal oldu sulama projesi. 2017 yatırım programlarıyla ilçemizde 19 gölet inşaatı devam ediyor. Bunların maliyeti de 350 milyon TL. Gerek Sadak projesinin tamamlanması, gerekse 19 göletin tamamlanmasıyla Kelkit arazilerinin yüzde 99’u suyla kavuşacak” diye konuştu.



“Arazilerin sulanmasıyla tersine göç bekliyoruz”


Kelkit’te yaşayan insanların geçim kaynağının tarım ve hayvancılık olduğunu, su yetersizliğinden dolayı vatandaşların göç etmek zorunda kaldığını vurgulayan Yavuz, göletlerin bitmesi ve yüzde 99 oranında sulu tarıma geçişle birlikte ilk hedeflerinin göçü engellemek, ikinci hedeflerinin de tersine göçü başlatmak olduğunu dile getirdi.


Sulama projelerinin bitirilmesiyle suya kavuşan topraklara gurbete giden vatandaşların gelip sahip çıkacağını belirten Yavuz, “Vatandaşlarımızın büyük bir çoğunluğu bu projelerin bitişini soruyor. Havaalanının bitmesiyle beraber buraya ciddi bir göçün geleceğini düşünüyoruz” dedi.



“Kelkit’i sadece bölgede ve Türkiye’de değil, dünyada organik tarımın merkezi haline getirmeyi amaçlıyoruz”


Kelkit’i sadece bölgede ve Türkiye’de değil, dünyada organik tarımın merkezi haline getirmeyi amaçladıklarını ve bu amaç için çalıştıklarını dile getiren Yavuz, “Sıradan bir tarım merkezi haline getirmek değil amacımız, organik tarımın merkezi haline getirmek en büyük uğraşımız. Organik kuru fasulyesi, organik balı, organik sütüyle, etiyle bu bölgeyi organik tarım merkezi haline getirmek en büyük hedefimiz. Kelkit buna hazır ve bu potansiyel var. Ciddi yatırımlar var. Biz Kelkit’i bizden sonra gelecek nesillere parmakla gösterilecek bir ilçe yapmak adına yerel yönetimleriyle, siyasetçileriyle, bürokratıyla elimizden gelen her türlü gayreti göstereceğiz” ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Mersin’de sahil hattına ’Plaj Mersin’ projesi Mersin Büyükşehir Belediyesinin, kent merkezinde denize güvenli ve kolay erişim sağlamak amacıyla Müftü ve Mezitli dereleri arasında 8 kilometrelik sahil hattında ‘Plaj Mersin’ projesini hayata geçirmeye hazırlandığı bildirildi. Mersin’de yaşayan her vatandaşa, erişilebilir bir kent ortamı sunma amacıyla çalışmalarını sürdüren Mersin Büyükşehir Belediyesi, turistik açıdan daha cazibeli bir kent için start verdi. Kent merkezinde yaşayanların güvenli bir alanda denize girebilmesi için çalışma yapan Etüt ve Projeler Dairesi Başkanlığı, Müftü Deresi ile Mezitli Deresi arasında yer alan kuş uçuşu 8 kilometrelik bir alanda ‘Plaj Mersin’ projesini hayata geçirmeye hazırlanıyor. Akdeniz’in mavi sularında serinlemek, plaj ve su sporları yapmak, deniz kenarında yürümek, açık hava sinemasının ve konserlerin tadını çıkarmak isteyen herkese hitap edecek olan ‘Plaj Mersin’, 40 metre genişliğindeki kum beslemesi yoluyla oluşturulacak. Batımetri (deniz tabanı kot ölçümleri) haritalanmasına başlanan proje sayesinde Mersinliler, deniz, kum ve güneşin tadını kentin en işlek alanında çıkarabilecek. "Kent merkezinde denize kolayca erişmek isteyen her yurttaşı düşündük" Projeyle ilgili bilgi veren Etüt ve Projeler Dairesi Başkanlığı’nda görev yapan İnşaat Mühendisi Burhan Tokgöz, "Yenişehir ve Mezitli ilçeleri sınırları içerisinde yer alan ‘Plaj Mersin’ projemize başladık. Proje alanı, Müftü Deresi ile Mezitli Deresi arasında kuş uçuşu yaklaşık 8 kilometrelik bir hatta olacak. Bu hatta, 40 metre genişliğinde kum beslemesi yoluyla kumsal oluşturma ve koruyucu kıyı yapıları çalışılacak" dedi. Çalışmanın ilk aşaması olan batımetri ölçümlerinin başladığını da ifade eden Tokgöz, "Çalışmaları 2 adet tekne ve 1 adet insansız deniz aracı ile sürdürüyoruz. Proje kapsamında çeşitli plaj sporları, su sporları, yürüyüş alanı, açık hava sineması ve konser alanları gibi yapılar da yer alacak.Bu proje kapsamında, merkezde güvenli bir şekilde denize girmek isteyen her yaştan vatandaş için ‘Plaj Mersin’ çalışmalarını başlattık. En kısa sürede plajımızı hizmete sunacağız" diye konuştu.
Bursa Dijital dünyadaki büyük tehlikeler Dijital güvenlik uzmanları, ebeveynlerin sosyal medyada çocuklarına dair yaptığı paylaşımların önümüzdeki yıllarda ciddi riskler doğuracağı konusunda uyarıyor. Yapılan değerlendirmelere göre, önümüzdeki dört yıl içinde dünyadaki kimlik hırsızlığı vakalarının üçte ikisinin bu paylaşımlardan kaynaklanabileceği belirtiliyor. Uzmanlara göre sorun, verilerin tek seferde çalınmasından ziyade "yapboz" yöntemiyle ilerliyor. Siber saldırganlar, farklı kaynaklardan topladıkları küçük bilgileri bir araya getirerek çocuklar ve aileler hakkında kapsamlı profiller oluşturabiliyor. "Asıl hedef çocuklar üzerinden aileler" Son yıllarda siber saldırı yöntemlerinin değiştiğine dikkat çeken Siber Güvenlik Uzmanı Yazar Elçin Biren, hackerların artık doğrudan yetişkinleri değil, çocukları hedef aldığını vurguladı. Özellikle çevrim içi oyunlar ve sosyal medya platformları üzerinden kurulan iletişimler, saldırganlar için önemli bir giriş noktası oluşturuyor. ABD’de yaşanan bir olayda, başarılı bir genç sporcunun sahte bir hesap üzerinden manipüle edilerek özel görüntülerinin yayıldığı ve bu durumun organize bir kampanyanın parçası olduğunun ortaya çıktığı aktaran Biren, bu tür saldırıların bireysel değil, çoğu zaman sistematik şekilde yürütüldüğünü ifade etti. Algoritmalar ve dikkat süresi alarm veriyor Sosyal medya platformlarının kullandığı algoritmaların çocukların dikkat süresini ciddi şekilde düşürdüğüne de dikkat çeken Elçin Biren, "Yapılan araştırmalara göre, Z kuşağının dikkat süresi saniyeler seviyesine gerilerken, ilk kez bir neslin bilmekle alakalı testlerde önceki kuşaklardan daha düşük performans gösterdiği belirtiliyor. Ayrıca dijital platformların artık "dikkat ekonomisinden" "sohbet ekonomisine" geçtiği, yapay zekâ araçlarıyla kullanıcıların platformlarda daha uzun süre tutulmasının hedeflendiği ifade ediliyor" dedi. Oyunlar "dijital bağımlılık" riskini artırıyor Araştırmalar, bazı çevrim içi oyunların dopamin seviyesini uyuşturucu maddelerden bile daha fazla artırabildiğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, özellikle sonu olmayan ve sürekli ödül sistemiyle çalışan oyunların çocuklarda bağımlılık riskini yükselttiğini belirtiyor. Bu durumun çocukları yalnızca ekran başında tutmakla kalmadığı, aynı zamanda onları siber saldırılara ve dolandırıcılıklara karşı daha savunmasız hâle getirdiği vurgulanıyor. En büyük tehdit: "Grooming" ve dijital şantaj Siber Güvenlik Uzmanı Biren’in en çok dikkat çektiği konulardan biri ise "grooming" olarak adlandırılan çevrim içi istismar süreci. "Bu yöntemde saldırganlar, çocuklarla uzun süreli güven ilişkisi kurarak onları manipüle ediyor, ardından şantaj ve tehdit yoluyla sömürmeye başlıyor. Bu süreçte çocukların büyük bir bölümünün yaşadıklarını utanç nedeniyle paylaşmadığı, vakaların önemli kısmının kayıt altına alınmadığı ifade ediliyor." Kriz anında ne yapılmalı? Biren, muhtemel bir dijital şantaj durumunda şu adımların hayati önem taşıdığını belirtiyor: "Kesinlikle ödeme yapılmamalı, saldırgan engellenmeli, delil niteliğinde ekran görüntüleri alınmalı, yetkili kurumlara başvurulmalı, psikolojik destek alınmalı" "En güçlü savunma iletişim" Dijital ebeveynlikte en önemli unsurun kontrol değil, iletişim olduğunu vurgulayan Elçin Biren, çocukların çevrim içi dünyada karşılaştıkları riskleri aileleriyle paylaşabilmeleri için güven ortamı oluşturulması gerektiği belirtti. Biren, ebeveynlere şu önerilerde bulundu: "Çocukların kullandığı uygulamalar yakından takip edilmeli. Konum, kamera ve mikrofon izinleri kontrol edilmeli. Paylaşımlar sınırlı ve bilinçli yapılmalı. Çocuklara erken yaşta dijital farkındalık kazandırılmalı." "Teknolojiye yetişmek mümkün değil, bilinç şart" Teknolojinin, toplumun uyum sağlayabileceğinden çok daha hızlı ilerlediğine dikkat çeken Biren, "Bu nedenle ebeveynlerin, okulların ve devletlerin tek başına çözüm üretmesi yeterli değil. Dijital dünyada çocukları korumanın yolu, toplumsal farkındalık ve bilinçli kullanım alışkanlıklarından geçiyor" dedi. "Bir çocuğu büyütmek için bir köy gerekir" sözünü hatırlatan Biren, dijital çağda bu sorumluluğun artık herkes tarafından paylaşılması gerektiğini vurguladı.
İstanbul Türkiye’nin kısa vadeli dış borç stoku, Şubat ayında 173,5 milyar dolar oldu Türkiye’nin Kısa Vadeli Dış Borç (KVDB) stoku, 28 milyon ABD doları artarak Şubat ayı itibarıyla 173,5 milyar dolar oldu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Şubat ayı Kısa Vadeli Dış Borç İstatistikleri Gelişmeleri’ni paylaştı. Buna göre, Türkiye’nin Kısa Vadeli Dış Borç (KVDB) stoku, 28 milyon ABD doları artarak Şubat ayı itibarıyla 173,5 milyar ABD doları oldu. Orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış borçları gösteren kalan vadeye göre KVDB stoku, 239,2 milyar ABD doları olarak gerçekleşti. Bankalar kaynaklı KVDB stoku, bir önceki aya göre yüzde 0,5 oranında azalarak 77,2 milyar ABD doları oldu. Yurt içi bankaların yurt dışından kullandıkları kısa vadeli krediler, bir önceki aya göre yüzde 2,1 oranında azalarak 8,8 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşti. Yurt dışı yerleşik bankaların yurt içindeki mevduatı yüzde 5,6 oranında azalışla 18,3 milyar ABD doları oldu. Banka hariç yurt dışı yerleşiklerin döviz tevdiat hesabı 22,2 milyar ABD doları olurken, TL cinsinden mevduatlar yüzde 3,3 oranında artarak 28,0 milyar ABD doları oldu. Diğer sektörler kaynaklı KVDB stoku, bir önceki aya göre yüzde 1,9 oranında artarak 69,6 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşti. Dış ticaret işlemlerinden kaynaklanan ticari kredi yükümlülükleri, yüzde 1,6 oranında artarak 62,4 milyar ABD doları olurken, nakit kredi kaynaklı yükümlülükler yüzde 5,4 artarak 7,2 milyar ABD doları oldu. Döviz kompozisyonu incelendiğinde, KVDB stokunun yüzde 34,6’sının ABD doları, yüzde 26,0’sının Euro, yüzde 26,5’inin Türk lirası ve yüzde 12,9’unun diğer döviz cinslerinden oluştuğu görüldü. Kalan vadeye göre KVDB stokunda, bankalar ve diğer sektörlerin kredi ve tahvil yükümlülükleri 70,4 milyar dolara düşerken, ticari kredi yükümlülükleri 63,1 milyar dolara yükseldi.