GENEL - 20 Ekim 2017 Cuma 09:07

Gümüşhane’de afet riski nedeniyle bir köy taşındı ama...

A
A
A
Gümüşhane’de afet riski nedeniyle bir köy taşındı ama...

Gümüşhane’nin Kelkit ilçesine bağlı Bindal köyü su taşkını ve sel riski nedeniyle afete maruz bölge ilan edilince köy, devletin desteğiyle 2 kilometre mesafede 27 bin metrekarelik alanda kurulan 60 hanelik yeni yerine taşındı.

Gümüşhane’nin Kelkit ilçesine bağlı Bindal köyü su taşkını ve sel riski nedeniyle afete maruz bölge ilan edilince köy, devletin desteğiyle 2 kilometre mesafede 27 bin metrekarelik alanda kurulan 60 hanelik yeni yerine taşındı. 15 hane ise maddi imkansızlıklar nedeniyle afet riski taşıyan eski köyde kaldı. Köyde herkes yeni durumdan memnunken, eski köyde kalan 15 kişi devletten yardım bekliyor.


Yeni köyde yapılan 2+1 ve 3+1 evlerin yanı sıra cadde düzenlemeleri, altyapı ve üstyapı çalışmaları, içme suyu, kanalizasyon, ibadethane gibi temel ihtiyaçlar tamamlanırken, hayvancılıkla uğraşan vatandaşların mağdur olmaması için ahır yapımı da hızla devam ediyor.


Yaklaşık 10 yıl önce afete maruz bölge ilan edilen köyün nakledilmesine karar verilerek yapılan kamulaştırma sonrası yeni Bindal köyünün Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından Evini Yapana Yardım Sistemi (EYY) ile kurulmasına karar verildi.


Yapılan bürokratik işlemlerden sonra 2 yıl içerisinde Bindal köyüne 2 kilometre uzaklıkta bulunan 27 bin metrekarelik alanda kamulaştırılan arsalar gerekli ifraz, tevhit ve parselasyon işlemleri yapılarak ayrı ayrı konut yapımına uygun hale getirildi. 60 konutun EYY sistemi ile yapımına başlanılarak tamamlandı.


Kelkit Kaymakamı Naif Yavuz, Bindal köyünün taşınma kararının ardından çok kısa süre içerisinde vatandaşlara faizsiz ve 18 yıl eşit taksitlerle 2 yıl ödemesiz kredi sağlanarak evlerin yapılıp teslim edildiğini ve 60 hanenin neredeyse tamamının taşındığını söyledi.



“3,5 milyon TL para harcanarak yeni yerleşim yeri dizayn edildi”


Sosyal donatıları, ibadethaneleri, altyapısı ve vatandaşların hayvancılıkla uğraşması nedeniyle ahırlarına varıncaya kadar devletin üzerine düşeni yerine getirdiğini kaydeden Yavuz, “Vatandaşlarımızın mağduriyetini bir nebze olsun bu şekilde gidererek yepyeni bir köy oluştu. Çok düzenli ve tertipli bir şekilde, tamamen projeli hazırlanarak vatandaşlarımıza teslim edildi. Bugüne kadar 3,5 milyon TL para harcanarak yeni yerleşim yeri dizayn edildi. Bunu 2-3 yıl gibi kısa bir sürede gerçekleştirdi” diye konuştu.



“15 hane eski köyde kaldı, yardım bekliyoruz”


Köy muhtarı Muhittin Kaya ise 60 hanenin yeni köye taşınmasına karşın 15 hanenin eski köyde kaldığını, oranın afet bölgesi ilan edilmiş olması nedeniyle kamu yatırımları da alamadığı için oradaki vatandaşların mağduriyetine dikkat çekerek, “Onların da bir yere gitme ve yapma şansları yok. Oradaki vatandaşlarımızın oradaki evleri yıkılıyor. Bizim en büyük sorunumuz eski köydeki vatandaşların biran evvel buraya alınması” dedi.



“Devletimizden Allah razı olsun”


Yeni köyden çok memnun olduklarını ifade eden Kaya, “Allah razı olsun devletimizden. Altyapısı yapıldı, parkesi yapıldı, içme suyu yapıldı, camimiz yapıldı. Hepsi tamam. Şuanda yeni köyde ahırlarımız da yapılıyor. Devletimizden Allah razı olsun. Kışın biraz zor olacak ama ahırların köyün içinde olmadığı da iyi oldu. Köyün içi daha temiz olacak hayvan gübresi olmadığından” diye konuştu.


Köy sakinlerinden Ahmet Dündar, yeni evine taşınalı bir yıl olduğunu, şimdilerle yaklaşan kış nedeniyle eski evdeki müştemilatların bazılarını yıkarak odun ihtiyacını karşıladığını belirterek, komşularının da yeni köyde olmalarını istedi.



“15 hane olarak mağduruz”


Bir diğer köy sakini Müftü Eser ise 60 hane için ev yapıldığını ve taşındıklarını 15 ev olarak eski köyde kaldıklarını belirterek, “Evlerimiz yıkık durumda. Oturulacak bir durumu yok. Mağdur olduk. Biran evvel bizim de evlerin aşağıya taşınmasını istiyoruz. Bazı kişilere tapusu yok diye, bazıları da bankada sözleşme yapıldı kayboldu. Bu nedenlerle eski köyde kaldık biz. Bizim yapacak durumumuz yok. Gelmek istiyoruz ama devletimizin buna el atmasını istiyoruz” diyerek yardım çağrısında bulundu.



“Hak sahibi olamayanlar kendilerinden kaynaklı”


Gümüşhane İl Afet ve Acil Durum Müdürü (AFAD) Mesut Bayrak ise tespit edilen 71 konuttan 60’ının hak sahibi olabildiğini, diğerlerinin tapu sorunu ve borçlandırma sorunları nedeniyle hak sahibi olamadıklarını belirterek, “Hak sahibi olamayanlar tamamen kendilerinden kaynaklı. Vatandaşın sen hak sahibi olabilirsin dendikten sonra bu hakkını kullanması gerekir. Buradaki bazı vatandaşlarımız tapusu olmadığından dolayı 10 civarında vatandaşımız hak sahibi olamadı. Bunu biliyoruz” dedi.



“İskan kanunu mağdur vatandaşlara hak tanıyor”


Vatandaşların sorununun çözümü için İskan Kanunu’nun bir fırsat tanıdığını fakat köylülerin bu çözüme yanaşmadıklarını kaydeden Bayrak, “Afet Kanunu’nun telafisi olan İskan Kanunu vardır. İskan Kanunu’na göre de geri kalan ailelerin yeni yerleşim biriminde veya başka bir yerde yeniden iskana tabi tutulabilirler. Biz bu yolları kendilerine gösterdik. Devlet kimseyi açıkta bırakmıyor. Şimdi de müracaat etseler yapabilirler. İskan Kanunu’ndan yararlanabilirler. Diğerlerine sağlanan kolaylık kadar kolaylık sağlanmaz. Afet Kanunu’nda 20 yılda, İskan Kanunu’nda 10 yılda geri ödeniyor. Yine enflasyon oranında vade farkı koyuluyor” şeklinde konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Mersin’de sahil hattına ’Plaj Mersin’ projesi Mersin Büyükşehir Belediyesinin, kent merkezinde denize güvenli ve kolay erişim sağlamak amacıyla Müftü ve Mezitli dereleri arasında 8 kilometrelik sahil hattında ‘Plaj Mersin’ projesini hayata geçirmeye hazırlandığı bildirildi. Mersin’de yaşayan her vatandaşa, erişilebilir bir kent ortamı sunma amacıyla çalışmalarını sürdüren Mersin Büyükşehir Belediyesi, turistik açıdan daha cazibeli bir kent için start verdi. Kent merkezinde yaşayanların güvenli bir alanda denize girebilmesi için çalışma yapan Etüt ve Projeler Dairesi Başkanlığı, Müftü Deresi ile Mezitli Deresi arasında yer alan kuş uçuşu 8 kilometrelik bir alanda ‘Plaj Mersin’ projesini hayata geçirmeye hazırlanıyor. Akdeniz’in mavi sularında serinlemek, plaj ve su sporları yapmak, deniz kenarında yürümek, açık hava sinemasının ve konserlerin tadını çıkarmak isteyen herkese hitap edecek olan ‘Plaj Mersin’, 40 metre genişliğindeki kum beslemesi yoluyla oluşturulacak. Batımetri (deniz tabanı kot ölçümleri) haritalanmasına başlanan proje sayesinde Mersinliler, deniz, kum ve güneşin tadını kentin en işlek alanında çıkarabilecek. "Kent merkezinde denize kolayca erişmek isteyen her yurttaşı düşündük" Projeyle ilgili bilgi veren Etüt ve Projeler Dairesi Başkanlığı’nda görev yapan İnşaat Mühendisi Burhan Tokgöz, "Yenişehir ve Mezitli ilçeleri sınırları içerisinde yer alan ‘Plaj Mersin’ projemize başladık. Proje alanı, Müftü Deresi ile Mezitli Deresi arasında kuş uçuşu yaklaşık 8 kilometrelik bir hatta olacak. Bu hatta, 40 metre genişliğinde kum beslemesi yoluyla kumsal oluşturma ve koruyucu kıyı yapıları çalışılacak" dedi. Çalışmanın ilk aşaması olan batımetri ölçümlerinin başladığını da ifade eden Tokgöz, "Çalışmaları 2 adet tekne ve 1 adet insansız deniz aracı ile sürdürüyoruz. Proje kapsamında çeşitli plaj sporları, su sporları, yürüyüş alanı, açık hava sineması ve konser alanları gibi yapılar da yer alacak.Bu proje kapsamında, merkezde güvenli bir şekilde denize girmek isteyen her yaştan vatandaş için ‘Plaj Mersin’ çalışmalarını başlattık. En kısa sürede plajımızı hizmete sunacağız" diye konuştu.
Bursa Dijital dünyadaki büyük tehlikeler Dijital güvenlik uzmanları, ebeveynlerin sosyal medyada çocuklarına dair yaptığı paylaşımların önümüzdeki yıllarda ciddi riskler doğuracağı konusunda uyarıyor. Yapılan değerlendirmelere göre, önümüzdeki dört yıl içinde dünyadaki kimlik hırsızlığı vakalarının üçte ikisinin bu paylaşımlardan kaynaklanabileceği belirtiliyor. Uzmanlara göre sorun, verilerin tek seferde çalınmasından ziyade "yapboz" yöntemiyle ilerliyor. Siber saldırganlar, farklı kaynaklardan topladıkları küçük bilgileri bir araya getirerek çocuklar ve aileler hakkında kapsamlı profiller oluşturabiliyor. "Asıl hedef çocuklar üzerinden aileler" Son yıllarda siber saldırı yöntemlerinin değiştiğine dikkat çeken Siber Güvenlik Uzmanı Yazar Elçin Biren, hackerların artık doğrudan yetişkinleri değil, çocukları hedef aldığını vurguladı. Özellikle çevrim içi oyunlar ve sosyal medya platformları üzerinden kurulan iletişimler, saldırganlar için önemli bir giriş noktası oluşturuyor. ABD’de yaşanan bir olayda, başarılı bir genç sporcunun sahte bir hesap üzerinden manipüle edilerek özel görüntülerinin yayıldığı ve bu durumun organize bir kampanyanın parçası olduğunun ortaya çıktığı aktaran Biren, bu tür saldırıların bireysel değil, çoğu zaman sistematik şekilde yürütüldüğünü ifade etti. Algoritmalar ve dikkat süresi alarm veriyor Sosyal medya platformlarının kullandığı algoritmaların çocukların dikkat süresini ciddi şekilde düşürdüğüne de dikkat çeken Elçin Biren, "Yapılan araştırmalara göre, Z kuşağının dikkat süresi saniyeler seviyesine gerilerken, ilk kez bir neslin bilmekle alakalı testlerde önceki kuşaklardan daha düşük performans gösterdiği belirtiliyor. Ayrıca dijital platformların artık "dikkat ekonomisinden" "sohbet ekonomisine" geçtiği, yapay zekâ araçlarıyla kullanıcıların platformlarda daha uzun süre tutulmasının hedeflendiği ifade ediliyor" dedi. Oyunlar "dijital bağımlılık" riskini artırıyor Araştırmalar, bazı çevrim içi oyunların dopamin seviyesini uyuşturucu maddelerden bile daha fazla artırabildiğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, özellikle sonu olmayan ve sürekli ödül sistemiyle çalışan oyunların çocuklarda bağımlılık riskini yükselttiğini belirtiyor. Bu durumun çocukları yalnızca ekran başında tutmakla kalmadığı, aynı zamanda onları siber saldırılara ve dolandırıcılıklara karşı daha savunmasız hâle getirdiği vurgulanıyor. En büyük tehdit: "Grooming" ve dijital şantaj Siber Güvenlik Uzmanı Biren’in en çok dikkat çektiği konulardan biri ise "grooming" olarak adlandırılan çevrim içi istismar süreci. "Bu yöntemde saldırganlar, çocuklarla uzun süreli güven ilişkisi kurarak onları manipüle ediyor, ardından şantaj ve tehdit yoluyla sömürmeye başlıyor. Bu süreçte çocukların büyük bir bölümünün yaşadıklarını utanç nedeniyle paylaşmadığı, vakaların önemli kısmının kayıt altına alınmadığı ifade ediliyor." Kriz anında ne yapılmalı? Biren, muhtemel bir dijital şantaj durumunda şu adımların hayati önem taşıdığını belirtiyor: "Kesinlikle ödeme yapılmamalı, saldırgan engellenmeli, delil niteliğinde ekran görüntüleri alınmalı, yetkili kurumlara başvurulmalı, psikolojik destek alınmalı" "En güçlü savunma iletişim" Dijital ebeveynlikte en önemli unsurun kontrol değil, iletişim olduğunu vurgulayan Elçin Biren, çocukların çevrim içi dünyada karşılaştıkları riskleri aileleriyle paylaşabilmeleri için güven ortamı oluşturulması gerektiği belirtti. Biren, ebeveynlere şu önerilerde bulundu: "Çocukların kullandığı uygulamalar yakından takip edilmeli. Konum, kamera ve mikrofon izinleri kontrol edilmeli. Paylaşımlar sınırlı ve bilinçli yapılmalı. Çocuklara erken yaşta dijital farkındalık kazandırılmalı." "Teknolojiye yetişmek mümkün değil, bilinç şart" Teknolojinin, toplumun uyum sağlayabileceğinden çok daha hızlı ilerlediğine dikkat çeken Biren, "Bu nedenle ebeveynlerin, okulların ve devletlerin tek başına çözüm üretmesi yeterli değil. Dijital dünyada çocukları korumanın yolu, toplumsal farkındalık ve bilinçli kullanım alışkanlıklarından geçiyor" dedi. "Bir çocuğu büyütmek için bir köy gerekir" sözünü hatırlatan Biren, dijital çağda bu sorumluluğun artık herkes tarafından paylaşılması gerektiğini vurguladı.
İstanbul Türkiye’nin kısa vadeli dış borç stoku, Şubat ayında 173,5 milyar dolar oldu Türkiye’nin Kısa Vadeli Dış Borç (KVDB) stoku, 28 milyon ABD doları artarak Şubat ayı itibarıyla 173,5 milyar dolar oldu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Şubat ayı Kısa Vadeli Dış Borç İstatistikleri Gelişmeleri’ni paylaştı. Buna göre, Türkiye’nin Kısa Vadeli Dış Borç (KVDB) stoku, 28 milyon ABD doları artarak Şubat ayı itibarıyla 173,5 milyar ABD doları oldu. Orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış borçları gösteren kalan vadeye göre KVDB stoku, 239,2 milyar ABD doları olarak gerçekleşti. Bankalar kaynaklı KVDB stoku, bir önceki aya göre yüzde 0,5 oranında azalarak 77,2 milyar ABD doları oldu. Yurt içi bankaların yurt dışından kullandıkları kısa vadeli krediler, bir önceki aya göre yüzde 2,1 oranında azalarak 8,8 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşti. Yurt dışı yerleşik bankaların yurt içindeki mevduatı yüzde 5,6 oranında azalışla 18,3 milyar ABD doları oldu. Banka hariç yurt dışı yerleşiklerin döviz tevdiat hesabı 22,2 milyar ABD doları olurken, TL cinsinden mevduatlar yüzde 3,3 oranında artarak 28,0 milyar ABD doları oldu. Diğer sektörler kaynaklı KVDB stoku, bir önceki aya göre yüzde 1,9 oranında artarak 69,6 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşti. Dış ticaret işlemlerinden kaynaklanan ticari kredi yükümlülükleri, yüzde 1,6 oranında artarak 62,4 milyar ABD doları olurken, nakit kredi kaynaklı yükümlülükler yüzde 5,4 artarak 7,2 milyar ABD doları oldu. Döviz kompozisyonu incelendiğinde, KVDB stokunun yüzde 34,6’sının ABD doları, yüzde 26,0’sının Euro, yüzde 26,5’inin Türk lirası ve yüzde 12,9’unun diğer döviz cinslerinden oluştuğu görüldü. Kalan vadeye göre KVDB stokunda, bankalar ve diğer sektörlerin kredi ve tahvil yükümlülükleri 70,4 milyar dolara düşerken, ticari kredi yükümlülükleri 63,1 milyar dolara yükseldi.