EKONOMİ - 20 Ekim 2017 Cuma 09:56

Gümüşhane’de ceviz hasadı tamamlanmak üzere

A
A
A
Gümüşhane’de ceviz hasadı tamamlanmak üzere

Yıllık 5 bin ton üretimiyle Türkiye’de pestil-köme sektörüne yön veren Gümüşhane’de en büyük hammadde ihtiyaçlarından cevizde hasadı son aşamaya geldi.

Yıllık 5 bin ton üretimiyle Türkiye’de pestil-köme sektörüne yön veren Gümüşhane’de en büyük hammadde ihtiyaçlarından cevizde hasadı son aşamaya geldi.


Asırlardır ceviz yetiştirilen şehirde 400 metreden bin 800 metreye kadar olan bölgelerde 100 yaşı aşkın ceviz ağaçları da bulunurken, alçak kesimlerde tamamlanan ceviz hasadı yüksek rakımlı bölgelerde de tamamlanmak üzere. Bu yıl bin 500 ton rekolte bekleniyor.


Pestil ve kömenin anavatanı sayılan ve yıllık 5 bin tonluk üretimiyle kentin en önemli ekonomik hasılalarından birisi olan sektörün en önemli hammadde girdilerinden birisi olan ceviz, son yıllarda yapılan ciddi çalışmalarla yeniden can buldu. Geçtiğimiz yıl geç çiçek açması nedeniyle ilkbahar geç donlarından etkilenmeyen fernor ve fernette çeşidi 50 bin ceviz fidanının toprakla buluştuğu Gümüşhane’de 2018 yılında da 50 bin fidan daha toprakla buluşturulacak. Birim alandan yüksek derecede gelir elde edilen bir ürün olması nedeniyle vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği ceviz üretiminin şehirde giderek artması bekleniyor.


Son yıllarda oluşturulan kapama ceviz bahçelerinin yanısıra köylerde ki büyük boylu yaşlı cevizlerde hasat yer yer boyu 10 metreyi geçen “çırpma sırığı” denilen çubukla yapılıyor. Sabah saatlerinde ağacın nemli olması nedeniyle yapılmayan hasat öğleden sonraları yapılıyor. Alçak ağaçlarda yerden vurularak yapılan hasat büyük ağaçlarda ise ağacın üzerine çıkılarak tehlikeli bir şekilde gerçekleştiriliyor.



“Ceviz Gümüşhane’de tarihi bir doku, kültürdür. 100 yaşını aşkın cevizler var”


Torul ilçesine bağlı Gümüştuğ köyünde yapılan ceviz hasadına katılan Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Edip Birşen, Gümüşhane’de cevizin uzun yıllardan beri üretimi yapıldığını, Gümüşhane’de cevizin tarihi bir dokusu ve kültürünün söz konusu olduğunu belirterek, “Bölgemize baktığımız zaman100 yaşını aşkın ceviz ağacını görmekteyiz. Buda cevizin uzun yıllardan beri bölgemizde yetiştiğini ve adaptasyon yeteneğinin çok yüksek olduğunu göstermektedir” dedi.


Pestil kömenin ana kaynağının ceviz ve dut olduğunu, yıllık 5 bin ton üretim miktarına ulaşan pestil-köme sektörünün Gümüşhane’de bin kişiye yakın bir istihdam oluşturduğuna değinen Birşen, “Yapmış olduğumuz analizler neticesinde sektörün ceviz ihtiyacı her geçen gün artmaktadır. Bakanlığımızın vermiş olduğu yüzde 50 hibelerle tarıma dayalı sanayi büyümektedir. Buna paralele olarak da ham madde ihtiyacını karşılamak üzere bizi bölgemizde münferit olarak dikilmiş bu ceviz ağaçlarının yanında daha çok modern kapama bahçeleri oluşumunu hedefledik. Bir ceviz eylem planı hazırladık ve Bakanlığımıza sunduk. Kabul edilen ceviz eylem planımızda ilk yılda 50 bin ceviz fidanını toprakla buluşturduk. Bunlarla ilgili ciddi modern kapama bahçeleri oluşturduk. Damlama sulama sistemleri kuruldu. Sulama havuzları oluşturuldu. Ve diktiğimiz cevizler busene hepsi de çok güzel bir şekilde tuttular” diye konuştu.



“Amacımız hem pestil kömenin ham madde ihtiyacını karşılamak hem de...”


Dünyada son yıllarda iklim değişikliğinin söz konusu olduğunu ifade eden Birşen, “Biz de dedik ki iklim değişiyorsa tarım değişmeli. Yıllardır ilimizde yetiştiriciliği yapılan cevizlerin son yıllarda özellikle son 3-4 yıldır ilkbahar geç donlarından etkilenmesinden dolayı üniversitelerimizde, araştırma enstitülerimizle birlikte ciddi bir çalışma yaptık. Bunun neticesinde hangi ceviz türleri bölgemize daha iyi uyum sağlayabilir. Bu konuda bir çalışma yaptık. Daha çok geç çıkan 1 Mayıs’tan sonra çiçek açan fernor ve fernette cevizlerini üniversitedeki hocalarımızla istişare yaparak tespit ettik. Ve 50 bin cevizimizi böyle getirdik, inşallah 2018 yılında yine bir 50 bin ceviz fidanı daha getireceğiz yine bunları toprakla buluşturacağız. Amacımız hem Gümüşhane’de bu sektör olan pestil kömenin ham madde ihtiyacını karşılamak hem de aroması yüksek, yağ oranı yüksek olan cevizimizin diğer illere satışını gerçekleştirerek bölgemizde yaşayan üreticilerimizin gelir seviyelerini artırmak, tarımsal hasılatını arttırmak. Ceviz birim alandan yüksek derece bir gelir elde edilen ürün. Kırsalda yaşayan insanlarımızın gelirini arttırmak ve inşallah Gümüşhane’yi ceviz vadisi yapmayı hedefliyoruz” dedi.



“Bu yıl bin 500 ton rekolte bekliyoruz”


Bu yıl ceviz rekoltesinin donlardan etkilenmemesi nedeniyle önceki yıllara göre çok iyi olduğunu belirten Birşen, “İlkbahar geç donlarından etkilenmedi. 1 Nisan’da çiçeklerimiz açtı ama etkilenmedi. Rekoltemiz çok iyi. Şu anda sadece kapama ceviz bahçemiz 3 bin 500 dönüme ulaştı. Bu da ciddi bir rakam bölgemiz için. Artarak devam edecektir. Ceviz ilimizde 400 rakımdan başlayıp 1800 rakıma kadar yetiştirilmektedir. Bu sene iklim şartlarının iyi gitmesinden dolayı bin 500 ton gibi iyi bir rekolte beklemekteyiz” şeklinde konuştu.


Köy muhtarı Bekir Çubukçu ise köyde çok sayıda ceviz olduğunu, özellikle yaşlı cevizlerin fazla olduğunu belirterek, tamamen organik olarak yetişen cevizlerin aromasının da mükemmel olduğunu belirterek, yeni ceviz ağaçlarını da toprakla buluşturacaklarını söyledi.


Köyde ceviz hasadı yapan Erkan Bayrak ise dedelerinin diktiği ceviz ağaçlarını hafta sonları gelip topladıklarını ve bu yıl cevizin bol olduğunu söyledi. Bayrak, 5-6 yıl önce yaşanan don olayından dolayı ceviz ağaçlarının bazı dallarının kurumuş olmasına karşın veriminin iyi olduğunu belirterek, “Topladığımız cevizlerden kendi ihtiyacımız kadarını ayırıyoruz, kalanını satıyoruz. Fiyatlarımız cevizin kalitesine göre değişiyor. Ortalama 30-35 TL civarında. Bu sene yaklaşık 200 kilo ceviz elde ettik” dedi.



İşte ceviz toplamanın incelikleri


Ceviz ağacını silkelerken kayıp düşmemek için kaymaz tabanlı uygun spor ayakkabı veya kara lastik giymek gerektiğine değinen Bayrak, “Bunun dışında, ağacın ıslak olmaması önemli. Özellikle bizim bölgemizde sabahtan öğleye kadar cevizlerimiz nemli olduğu için en erken sabah 11’e kadar ağaca çıkılmamasını öneriyoruz. 11’den sonra güneşli bir günde silkelenmesi ve kullandığımız çubuğun da hafif olması gerekir. Cevizleri güneşli bir günde boş olan yerlere çadırın üstüne sererek kurutuyoruz” diyerek hasadı anlattı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Mersin’de sahil hattına ’Plaj Mersin’ projesi Mersin Büyükşehir Belediyesinin, kent merkezinde denize güvenli ve kolay erişim sağlamak amacıyla Müftü ve Mezitli dereleri arasında 8 kilometrelik sahil hattında ‘Plaj Mersin’ projesini hayata geçirmeye hazırlandığı bildirildi. Mersin’de yaşayan her vatandaşa, erişilebilir bir kent ortamı sunma amacıyla çalışmalarını sürdüren Mersin Büyükşehir Belediyesi, turistik açıdan daha cazibeli bir kent için start verdi. Kent merkezinde yaşayanların güvenli bir alanda denize girebilmesi için çalışma yapan Etüt ve Projeler Dairesi Başkanlığı, Müftü Deresi ile Mezitli Deresi arasında yer alan kuş uçuşu 8 kilometrelik bir alanda ‘Plaj Mersin’ projesini hayata geçirmeye hazırlanıyor. Akdeniz’in mavi sularında serinlemek, plaj ve su sporları yapmak, deniz kenarında yürümek, açık hava sinemasının ve konserlerin tadını çıkarmak isteyen herkese hitap edecek olan ‘Plaj Mersin’, 40 metre genişliğindeki kum beslemesi yoluyla oluşturulacak. Batımetri (deniz tabanı kot ölçümleri) haritalanmasına başlanan proje sayesinde Mersinliler, deniz, kum ve güneşin tadını kentin en işlek alanında çıkarabilecek. "Kent merkezinde denize kolayca erişmek isteyen her yurttaşı düşündük" Projeyle ilgili bilgi veren Etüt ve Projeler Dairesi Başkanlığı’nda görev yapan İnşaat Mühendisi Burhan Tokgöz, "Yenişehir ve Mezitli ilçeleri sınırları içerisinde yer alan ‘Plaj Mersin’ projemize başladık. Proje alanı, Müftü Deresi ile Mezitli Deresi arasında kuş uçuşu yaklaşık 8 kilometrelik bir hatta olacak. Bu hatta, 40 metre genişliğinde kum beslemesi yoluyla kumsal oluşturma ve koruyucu kıyı yapıları çalışılacak" dedi. Çalışmanın ilk aşaması olan batımetri ölçümlerinin başladığını da ifade eden Tokgöz, "Çalışmaları 2 adet tekne ve 1 adet insansız deniz aracı ile sürdürüyoruz. Proje kapsamında çeşitli plaj sporları, su sporları, yürüyüş alanı, açık hava sineması ve konser alanları gibi yapılar da yer alacak.Bu proje kapsamında, merkezde güvenli bir şekilde denize girmek isteyen her yaştan vatandaş için ‘Plaj Mersin’ çalışmalarını başlattık. En kısa sürede plajımızı hizmete sunacağız" diye konuştu.
Bursa Dijital dünyadaki büyük tehlikeler Dijital güvenlik uzmanları, ebeveynlerin sosyal medyada çocuklarına dair yaptığı paylaşımların önümüzdeki yıllarda ciddi riskler doğuracağı konusunda uyarıyor. Yapılan değerlendirmelere göre, önümüzdeki dört yıl içinde dünyadaki kimlik hırsızlığı vakalarının üçte ikisinin bu paylaşımlardan kaynaklanabileceği belirtiliyor. Uzmanlara göre sorun, verilerin tek seferde çalınmasından ziyade "yapboz" yöntemiyle ilerliyor. Siber saldırganlar, farklı kaynaklardan topladıkları küçük bilgileri bir araya getirerek çocuklar ve aileler hakkında kapsamlı profiller oluşturabiliyor. "Asıl hedef çocuklar üzerinden aileler" Son yıllarda siber saldırı yöntemlerinin değiştiğine dikkat çeken Siber Güvenlik Uzmanı Yazar Elçin Biren, hackerların artık doğrudan yetişkinleri değil, çocukları hedef aldığını vurguladı. Özellikle çevrim içi oyunlar ve sosyal medya platformları üzerinden kurulan iletişimler, saldırganlar için önemli bir giriş noktası oluşturuyor. ABD’de yaşanan bir olayda, başarılı bir genç sporcunun sahte bir hesap üzerinden manipüle edilerek özel görüntülerinin yayıldığı ve bu durumun organize bir kampanyanın parçası olduğunun ortaya çıktığı aktaran Biren, bu tür saldırıların bireysel değil, çoğu zaman sistematik şekilde yürütüldüğünü ifade etti. Algoritmalar ve dikkat süresi alarm veriyor Sosyal medya platformlarının kullandığı algoritmaların çocukların dikkat süresini ciddi şekilde düşürdüğüne de dikkat çeken Elçin Biren, "Yapılan araştırmalara göre, Z kuşağının dikkat süresi saniyeler seviyesine gerilerken, ilk kez bir neslin bilmekle alakalı testlerde önceki kuşaklardan daha düşük performans gösterdiği belirtiliyor. Ayrıca dijital platformların artık "dikkat ekonomisinden" "sohbet ekonomisine" geçtiği, yapay zekâ araçlarıyla kullanıcıların platformlarda daha uzun süre tutulmasının hedeflendiği ifade ediliyor" dedi. Oyunlar "dijital bağımlılık" riskini artırıyor Araştırmalar, bazı çevrim içi oyunların dopamin seviyesini uyuşturucu maddelerden bile daha fazla artırabildiğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, özellikle sonu olmayan ve sürekli ödül sistemiyle çalışan oyunların çocuklarda bağımlılık riskini yükselttiğini belirtiyor. Bu durumun çocukları yalnızca ekran başında tutmakla kalmadığı, aynı zamanda onları siber saldırılara ve dolandırıcılıklara karşı daha savunmasız hâle getirdiği vurgulanıyor. En büyük tehdit: "Grooming" ve dijital şantaj Siber Güvenlik Uzmanı Biren’in en çok dikkat çektiği konulardan biri ise "grooming" olarak adlandırılan çevrim içi istismar süreci. "Bu yöntemde saldırganlar, çocuklarla uzun süreli güven ilişkisi kurarak onları manipüle ediyor, ardından şantaj ve tehdit yoluyla sömürmeye başlıyor. Bu süreçte çocukların büyük bir bölümünün yaşadıklarını utanç nedeniyle paylaşmadığı, vakaların önemli kısmının kayıt altına alınmadığı ifade ediliyor." Kriz anında ne yapılmalı? Biren, muhtemel bir dijital şantaj durumunda şu adımların hayati önem taşıdığını belirtiyor: "Kesinlikle ödeme yapılmamalı, saldırgan engellenmeli, delil niteliğinde ekran görüntüleri alınmalı, yetkili kurumlara başvurulmalı, psikolojik destek alınmalı" "En güçlü savunma iletişim" Dijital ebeveynlikte en önemli unsurun kontrol değil, iletişim olduğunu vurgulayan Elçin Biren, çocukların çevrim içi dünyada karşılaştıkları riskleri aileleriyle paylaşabilmeleri için güven ortamı oluşturulması gerektiği belirtti. Biren, ebeveynlere şu önerilerde bulundu: "Çocukların kullandığı uygulamalar yakından takip edilmeli. Konum, kamera ve mikrofon izinleri kontrol edilmeli. Paylaşımlar sınırlı ve bilinçli yapılmalı. Çocuklara erken yaşta dijital farkındalık kazandırılmalı." "Teknolojiye yetişmek mümkün değil, bilinç şart" Teknolojinin, toplumun uyum sağlayabileceğinden çok daha hızlı ilerlediğine dikkat çeken Biren, "Bu nedenle ebeveynlerin, okulların ve devletlerin tek başına çözüm üretmesi yeterli değil. Dijital dünyada çocukları korumanın yolu, toplumsal farkındalık ve bilinçli kullanım alışkanlıklarından geçiyor" dedi. "Bir çocuğu büyütmek için bir köy gerekir" sözünü hatırlatan Biren, dijital çağda bu sorumluluğun artık herkes tarafından paylaşılması gerektiğini vurguladı.
İstanbul Türkiye’nin kısa vadeli dış borç stoku, Şubat ayında 173,5 milyar dolar oldu Türkiye’nin Kısa Vadeli Dış Borç (KVDB) stoku, 28 milyon ABD doları artarak Şubat ayı itibarıyla 173,5 milyar dolar oldu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Şubat ayı Kısa Vadeli Dış Borç İstatistikleri Gelişmeleri’ni paylaştı. Buna göre, Türkiye’nin Kısa Vadeli Dış Borç (KVDB) stoku, 28 milyon ABD doları artarak Şubat ayı itibarıyla 173,5 milyar ABD doları oldu. Orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış borçları gösteren kalan vadeye göre KVDB stoku, 239,2 milyar ABD doları olarak gerçekleşti. Bankalar kaynaklı KVDB stoku, bir önceki aya göre yüzde 0,5 oranında azalarak 77,2 milyar ABD doları oldu. Yurt içi bankaların yurt dışından kullandıkları kısa vadeli krediler, bir önceki aya göre yüzde 2,1 oranında azalarak 8,8 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşti. Yurt dışı yerleşik bankaların yurt içindeki mevduatı yüzde 5,6 oranında azalışla 18,3 milyar ABD doları oldu. Banka hariç yurt dışı yerleşiklerin döviz tevdiat hesabı 22,2 milyar ABD doları olurken, TL cinsinden mevduatlar yüzde 3,3 oranında artarak 28,0 milyar ABD doları oldu. Diğer sektörler kaynaklı KVDB stoku, bir önceki aya göre yüzde 1,9 oranında artarak 69,6 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşti. Dış ticaret işlemlerinden kaynaklanan ticari kredi yükümlülükleri, yüzde 1,6 oranında artarak 62,4 milyar ABD doları olurken, nakit kredi kaynaklı yükümlülükler yüzde 5,4 artarak 7,2 milyar ABD doları oldu. Döviz kompozisyonu incelendiğinde, KVDB stokunun yüzde 34,6’sının ABD doları, yüzde 26,0’sının Euro, yüzde 26,5’inin Türk lirası ve yüzde 12,9’unun diğer döviz cinslerinden oluştuğu görüldü. Kalan vadeye göre KVDB stokunda, bankalar ve diğer sektörlerin kredi ve tahvil yükümlülükleri 70,4 milyar dolara düşerken, ticari kredi yükümlülükleri 63,1 milyar dolara yükseldi.