EKONOMİ - 07 Eylül 2019 Cumartesi 09:21

Gümüşhane artık lavanta kokuyor

A
A
A
Gümüşhane artık lavanta kokuyor

Lavanta üretimi Gümüşhane’de ilk kez denendi ve yüzde 100 başarıya ulaşıldı.

Lavanta üretimi Gümüşhane’de ilk kez denendi ve yüzde 100 başarıya ulaşıldı. Çiftçiler 1 dönüm lavanta bahçesinden 30 yıl boyunca her yıl 5 bin lira kazanacak.


Türkiye’de adını değerli bir madenden alan tek şehir olan, Osmanlı saraylarına meyve gönderen, Kuşburnu meyvesinin gen merkezi olan Gümüşhane’de son yıllarda bitkisel üretimde ürün çeşitliliğini artırılması amacıyla yapılan çalışmalara hız verildi.


Ceviz eylem planı ve glütensiz un kaynağı olan kara buğdayla başlayan bitkisel ürün çeşitliliğinde bu kez tıbbi ve aromatik bitkilerin en değerlilerinden olan lavanta bitkisinin deneme dikimi gerçekleştirildi ve yüzde 100 başarıya ulaşıldı.


Görsel güzelliği ve enfes kokusuyla çiçek açtığında bulunduğu bölgeyi mor renge bürüyen lavanta Türkiye’de son yıllarda turizme de ciddi katkı sağlayan bir ürün olarak biliniyor.


Gümüşhane Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından geçtiğimiz yıl DOKAP destekleriyle hayata geçirilen “Atıl tarım arazilerin değerlendirilmesi ve bitkisel üretimin modernizasyonu” projesi kapsamında yaklaşık 100 bin lavanta fidesi Gümüşhane’nin Kelkit ve Şiran ilçelerinde belirlenen 10 üreticinin 50 dönümlük alanında oluşturulan özel bahçelere dikildi. Önümüzdeki yıl bu alan 100 dönüme fide sayısı da 200 bine çıkarılacak.


Hem Kelkit hem de Şiran ilçesinde ilk yılında çiçek açan ve hızla büyüyen lavanta bitkileri hasat edilirken, hem çiftçiler boş tarım arazilerini değerlendirerek milli ekonomiye katkı sağlamış oldu hem de dönümünde 20-30 kilogram bal vermesi nedeniyle arıcılar bayram etti.


İl genelinde yoğun talep olması nedeniyle önümüzdeki yıl 100 bin lavanta fidesinin daha dağıtılacağı Gümüşhane’de lavantanın yağının çıkarılması için Şiran ilçesinde yağ çıkarma ünitesi bu yıl içerisinde kurulacak.


Dünyadaki en değerli 15 uçucu yağ arasında yer alan lavanta yağının litresi dünya piyasasında 600 lira bandında işlem görürken, Türkiye genelinde dönümde 8-10 litre arası yağ çıkıyor. Çalı formunda bir bitki olması nedeniyle dikildikten sonra 30 yıl boyunca çiçek açan lavanta dönüm başına her yıl güncel fiyatlarla üreticiye en az 5 bin lira gelir sağlayacak.


Kelkit ilçesine bağlı Dereyüzü köyünde Nevzat Seven’e ait 4 dönümlük bahçede yapılan deneme lavanta üretimini yerinde inceleyen Tarım ve Orman İl Müdürü Edip Birşen, Gümüşhane’de ilk kez uygulanan lavanta projesinin başarıya ulaştığını söyledi.



“30 yıl boyunca hasat edeceğiz”


İHA muhabirine yaptığı açıklamada geçtiğimiz yıl “Atıl tarım arazilerin değerlendirilmesi ve bitkisel üretimin modernizasyonu” projesi kapsamında yaklaşık 100 bin lavanta fidesini Gümüşhane’ye getirerek 50 dönüm lavanta bahçesi oluşturduklarını hatırlatan Birşen, “Kelkit ve Şiran ilçemizde uyguladığımız bu projede 10 üreticimizle deneme amaçlı başladık. Amacımız hem çiftçilerimizin gelir seviyesini artırmak hem de atıl arazileri milli ekonomiye kazandırmak ve üretimi artırmak. Gümüşhane coğrafyasında doğal olarak lavanta zaten bulunmaktaydı. Bakanlığımıza bağlı Antalya’da bulunan Batı Akdeniz Araştırma Enstitüsü ile görüşerek oradan hangi çeşidin bölgemiz için uygun olduğunu değerlendirdikten sonra deneme amaçlı başladık projeye. Projenin ilk yılında başarılı olduğunu gördük. Lavantalar yetişti ve çiçeklerini verdi. Bu ilk yılı. Hem Kelkit hem Şiran’da ki 10 üreticimizde de başarılı olduk. Bu çiçeklerimiz hasat edilecek ama ilk yılında verim düşük olur. Asıl verim 3 ve 4.yılda başlayacak. Şuandaki lavanta çiçekleri 1 metre boyuna ulaşacaklar. Çalı formunda bir bitki. 30 yıllık bir ömrü var. Bir kere dikilir ve 30 yıl boyunca hasat edeceğiz” dedi.



“Dünyanın en değerli 15 uçucu yağından birisi de lavanta yağı”


Hasat edilen lavantaların yağının çıkarılması için hazırladıkları proje ile Şiran ilçesinde yağ çıkarma ünitesini bu yıl içerisinde kuracaklarını kaydeden Birşen, “Bir dönümde Türkiye şartlarında 8-10 litre arası yağ elde edilebiliyor. Dünyanın en değerli 15 uçucu yağından birisi de lavanta yağı. Lavanta yağı hem kozmetik sanayisinde, sabun sanayisinde çok değerli bir tıbbi aromatik bitki. Amacımız Türkiye coğrafyasında çok kolaylıkla yetişen bu ürünü yaygınlaştırmak, üretime kazandırmak, çiftçilerimizin gelir seviyesini artırmak. Bunun dünya piyasasında 600 lira civarında litre fiyatı var. Minimum olarak bir dönüm bahçeden 5 bin lira gelir elde etmeyi düşünüyoruz” diye konuştu.



“Önümüzdeki yıl 100 dönüme çıkararak bu alanı 200 bin fide daha getireceğiz”


Deneme üretimi aşamasındaki çiftçilerin bu işe severek girdiğini ve projenin amacına ulaştığını ifade eden Birşen, “Çiftçilerimize teşekkür ediyorum. 10 çiftçimizle 50 dönümde 100 bin fideyle bu işe girdik. Önümüzdeki yıl 100 dönüme çıkararak bu alanı 200 bin fide daha getireceğiz. Projeye başlarken çiftçilerimizi yalnız bırakmadık. Önce doğru çiftçilerimizi seçtik. Akabinde bu çiftçilerimize eğitim verdik. Konu uzmanlarımız lavanta yetiştiriciliği nasıl yapılacağına dair eğitim verdiler. Ardından modern bahçelerimizi oluşturduk, damlama sulamalarını, motopomplarını verdik. Budama makaslarını verdik. Çiftçilerimiz yağ çıkarma ünitesini de merakla bekliyor. Onu da kurduğumuz zaman biz bunu katma değerli ürün haline getireceğiz ve ilimizde artık yaygınlaşacak” şeklinde konuştu.



“Lavanta çiçeğinin bir dönümünden 20-30 kilogram arasında bal verimi olması arıcılarımızı da çok sevindirdi”


Lavanta yetiştiriciliğinin Gümüşhane’de ilk kez denendiğini ve bunun olumlu sonuçlandığını görmenin kendilerini son derece mutlu ettiğinin altını çizen Birşen, “Bunun yanında Gümüşhane arıcılık yönünden zengin bir floraya sahip. Lavanta çiçeğinin bir dönümünden 20-30 kilogram arasında bal verimi olması arıcılarımızı da çok sevindirdi. Mevsimin iyi gitmediği dönemlerde lavanta çiçeğinin çok değerli bal olan lavanta balına dönmesini de değerlendirmeyi düşünüyoruz. Gümüşhane’de ürün desenimizi artırmaya çalışıyoruz. Bundaki amacımız çiftçimizin gelirini artırmak ve çeşitlendirmek” dedi.


Lavanta’nın Gümüşhane’nin hemen hemen her ilçesinde rahatlıkla yetişebilecek bir ürün olduğunu, çiftçilerin bu konuda çok yoğun bir talebi olduğunu ifade eden Birşen, bu ilgiyi bilgiyle birleştirince ortaya güzel sonuçların çıkacağını sözlerine ekledi.


Kelkit-Şiran karayolu kenarında oluşturulan 4 dönümlük bahçesinde lavanta bahçesinde hasat yapan üretici Nevzat Seven ise daha önce arpa, buğday, şeker pancarı ekilen tarlaların son yıllarda boş kaldığını, bu nedenle de atıl tarlaları değerlendirmek için lavanta diktiklerini belirterek, “Verimi şuanda beklediğimiz gibi oldu. İlerleyen yıllarda daha da güzel olacak inşallah. Başka tarlalarda da dikmek istiyorum lavantayı” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Türkiye barış arayan coğrafyaların umudu haline gelmiştir" MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’deki grup toplantısında küresel sistemi sert sözlerle eleştirdi. İsrail’in politikalarının bölgeyi istikrarsızlaştırdığını belirten Bahçeli, Türkiye’nin barış ve istikrar için kritik rol üstlendiğini vurguladı. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısında yaptığı konuşmada, küresel gelişmeler, Orta Doğu’daki çatışmalar ve Türkiye’nin dış politikadaki rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 21’inci yüzyılın beklentilerin aksine krizlerle ilerlediğini ifade eden Bahçeli, "Uluslararası sistem ağır yaralı haldedir ve adeta can çekişmektedir. Küresel dengelerin değiştiği, siyasi ve ekonomik kırılmaların derinleştiği ağır bir buhran döneminden geçilmektedir. Çivisi çıkan dünyada; savaşlar, krizler ve hatta soykırımlar bile ne yazık ki normal hale gelmiştir. İnsanlık unutulmuş, Batı değerler sistemi hepten çökmüştür. Savaşların yayılması, uluslararası hukukun örselenmesi, enerji krizlerinin derinleşmesi, masum sivillerin hedef haline gelmesi, insanlık vicdanının ağır bir imtihandan geçmesine neden olmaktadır. Korkarım ki dünya, çok kutuplu bir gerilim sarmalına doğru hızla sürüklenmektedir. Beşikteki bebeklerin, okullardaki çocukların, hastanelerdeki yaşlıların acımasızca katledildiği bir dünyada yaşamak, insanlık değerlerini yaşatmayı varlık sebebi sayan bizim gibi asil milletler için elbette ki tarifsiz bir hüzün vesilesidir" dedi. Küresel düzende çifte standartlara işaret eden Bahçeli, "ABD ve İsrail, her canı istediğinde İran’a ya da tahakkümü altına girmeyi reddeden herhangi bir başka ülkeye saldırma hakkına sahip değildir. Olmamalıdır. Nükleer tesislerin hedef alınması, enerji hatlarının işlevsiz bırakılması ve stratejik geçiş noktalarının kapanması gibi ihtimallerin gerçekleşmesi, dünya ekonomisinden uluslararası güvenliğe kadar birçok alanda telafisi çok zor, belki de imkânsız sonuçlar doğuracaktır. Hürmüz Boğazı başta olmak üzere kritik deniz yollarının tehlikeye girmesi, enerji arzında ciddi kırılmalara neden olurken bu durum şimdiden yalnızca Türkiye gibi bölge ülkelerini değil, küresel sistemi derinden sarsmaya başlamıştır. Nitekim, Yemen’deki İran destekçisi Husilerin de savaşa dâhil olduklarını duyurmasıyla Hürmüz’den sonra Babül Mendeb Boğazında da askerî hareketliliğin artması, enerji güvenliği risklerini ve tedarik zinciri sorunlarını derinleştirebilecek niteliktedir. Daha da vahimi; karşılıklı tehditlerin dozajının artması, diplomatik kanalların zayıflaması ve Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşların sessizliği ve etkisizliği, kontrolsüz bir tırmanışın yaşanabileceğine işaret etmektedir. Nükleer silah kullanımına yönelik imalar bile insanlığın nasıl bir uçurumun kenarına sürüklendiğini açıkça göstermektedir. Bu çerçevede uluslararası toplumu sağduyuya, itidale ve sorumluluk bilinciyle hareket etmeye davet ediyoruz. ABD ve İsrail’in oluşturduğu Siyonist-emperyalist cinayet şebekesinin aklını başına alması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Bu savaşın kazananı olmayacaktır ama dünyanın öbür ucundaki bir masum insan dahi bu savaşın ceremesini çekmek zorunda kalabilecektir" ifadelerini kullandı. "İsrail hem bölge hem dünya için tehdittir" İsrail’in Gazze başta olmak üzere bölgedeki politikalarını sert sözlerle eleştiren Bahçeli, yaşananların insanlık vicdanını yaraladığını kaydetti. Bahçeli, "İsrail, Gazze başta olmak üzere İran ve Lübnan üzerinde izlediği saldırgan politikalarla bölgeyi adeta cehenneme çevirmiştir. Çok açıktır ki İsrail, hem bölgenin hem dünyanın huzur ve istikrarı için ciddi bir tehlike ve tehdittir" diye konuştu. ABD’nin bölge politikalarına da değinen Bahçeli, "ABD’nin Ortadoğu politikasının İsrail tarafından esir alındığı algısı, Batı kamuoyunda büyük tepkiye neden olmaktadır" değerlendirmesinde bulundu. "Savaşın yayılması küresel krizleri derinleştirir" Savaşın genişlemesinin küresel etkilerine dikkat çeken Bahçeli, enerji ve gıda güvenliği başta olmak üzere birçok alanda risklerin arttığını söyledi. Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Üzülerek ifade etmeliyim ki, savaşın yaygınlaşması, Petrol, Doğalgaz ve bunların türev ürünleri ile gıda fiyatlarında artış, Körfez’deki Arap coğrafyasından göç, Lübnan’da geri döndürülemez bir yıkım ve mahvolma, Kızıldeniz’de çatışma ve Babülmendeb Boğazının kapanması, Irak’ın yeni bir belirsizlik ve çatışma içine girmesi, İsrail’in tüm dünyadaki Yahudilerin hayatını riske atması ve Yahudi karşıtlığının yükselmesi ve Radikalizmin köklerinin güçlenmesine sebep olacaktır. Bunun için diyorum ki dünya; haksız ve hukuksuz saldırganlığın bedelinin ödenmediği bir dünya olarak kalmamalıdır. Bebek, çocuk, kadın yaşlı demeden yapılan katliamların cezasız kaldığı bir dünya olmamalıdır. Dünya; rafinerilerin, gaz yataklarının, petrol üretim sahalarının, elektrik santrallerinin vurulup çevre felaketlerine yol açanların serbest gezebildiği bir yere dönüşmemelidir. İnsan hak ve hürriyetlerine, emeğe, alın terine, gözyaşına, adalet ve eşitlik arayışına sırt çevirenlerin insafına ise asla terk edilmemelidir. O sebeple Dünya, Türkiye’nin samimiyetle yürüttüğü diplomatik çabalara ses vermeli, savaşa karşı ortak bir tavır geliştirme basiretini göstermelidir. Dünyanın mazlum ülkeleri ve yardım eli bekleyen insanlık umut aramaktadır. Bu nedenle Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı olarak; milletimizin huzur ve refahını sağlama ve egemenlik haklarımızı koruma sorumluluğuyla birlikte İslâm toplumlarına, Türk dünyasına ve bütün insanlığa adalet, ahlak ve akıl üçgeninde şekillenecek ihmal edemeyeceğimiz sorumluluklarımız vardır." Uluslararası topluma çağrıda bulunan Bahçeli, "Silahların sustuğu, diplomasinin konuştuğu bir sürecin başlaması artık zorunluluktur" dedi. "Türkiye barış arayan coğrafyaların umudu haline gelmiştir" Türkiye’nin dış politikadaki rolüne vurgu yapan Bahçeli, Ankara’nın krizlerin çözümünde dengeleyici bir aktör olduğunu belirtti. Bahçeli, "Türkiye, barış arayan tüm mazlum coğrafyaların umudu, istikrar arayan tüm tarafların güven kapısı haline gelmiştir. Daha önce Rusya-Ukrayna krizinde de ortaya koyduğu, Türk devlet aklı ve Türk medeniyetinin manevi gücünden beslenen bu çabalar; huzurlu ve müreffeh bir dünya inşa etmeye yönelik stratejik bir vizyonun da tezahürüdür. İnanıyorum ki; Türkiye’nin akılcı, sabırlı ve kararlı diplomatik hamleleri, içinde bulunduğumuz bu karanlık tabloyu aydınlatacak; bölgemizde ve dünyada barışın, huzurun ve istikrarın yeniden yeşermesine vesile olacaktır. Ekonomik gelişmişlik açısından kuzey ve güneyin ortasında, kültür ve medeniyet akımları açısından da doğu ile batının arasında bir köprü görevi gören Türkiye jeopolitik ve jeostratejik konumu itibariyle dünyanın merkezindedir. O sebeple Türkiye’nin Batıyı ve Doğuyu Ankara merkezli kuşatan, dengeleyen ve okuyan bir dış politika anlayışına ihtiyacı vardır. ‘Çift Başlı Selçuklu Kartalının’ doğuya ve batıya dönen yüzünden ilhamla, Türkiye’nin güvenlik ihtiyaçları ve milli çıkarları doğrultusunda ittifak bloklarını kuran ve bölgesinde bozulan statükoyu yeniden inşa etmeye çalışan bir vizyona dayanması gerekmektedir" değerlendirmesinde bulundu. "Terörsüz Türkiye milli birlik projesidir" İç politikaya ilişkin mesajlar da veren Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" sürecinin önemine işaret etti. Bahçeli, "Milletçe huzur iklimi inşa etmeye çalıştıkça öfkeden köpüren bazı başkentlerin, bazı gizli servislerin ülkemiz içindeki gönüllü ve ücretli devşirmeleri, toplumu ayrıştırmaya çalışmaktadır. Amacımız provokasyonlara aldırmadan daha demokratik, etkin, istikrarlı ve müreffeh bir Türkiye’dir. Gayemiz ve gayretimiz oyunları bozarak, kendi yazdığımız senaryoda milletimizin rol aldığı bir iklimde emperyalizmin bilindik hedeflerini çöpe atmaktır. Ülkemiz hatta bölgemiz için tarihi bir fırsat olan ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi güçlü bir toplumsal katkı ve siyasi iradeyle tartışmasız gerçekleştirilecektir. Devletimiz bir, Milletimiz birdir. Vatanımız bir, Bayrağımız bir, İstiklal marşımız birdir. Kimse yanlış hesap yapmasın, tahriklere meyletmesin" diye konuştu. MHP Genel Başkanı Bahçeli tarafından, Araştırma ve Strateji Geliştirmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirilen Özgür Bayraktar da TBMM Grup Salonu’nda yerini aldı.