GENEL - 18 Aralık 2012 Salı 13:57

MEMUR-SEN GENEL BAŞKANI GÜNDOОDU GÜMÜŞHANE`DE

A
A
A
MEMUR-SEN GENEL BAŞKANI GÜNDOОDU GÜMÜŞHANE`DE

Memur-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, Türkiye`de özgürlüğü engellenen kesimler içerisinde ``başörtülüler`` olduğunu belirterek, 1930 yılında seçme, 1934 yılında seçilme hakkı verilen kadınların 2012 yılında kadın başbakan bile seçtiğini fakat kadının ne giyeceğine hala devletin karar verdiğini eleştirerek ``Bu çok jakoben, anti demokratik bir tavır`` tespitinde bulundu.
Memur-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, 8 ili kapsayan Anadolu gezisi kapsamında, baba ocağı Gümüşhane`ye geldi. Beraberinde Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Gümüşhane İl Başkanı Veli Ağaç`la birlikte Gümüşhane-Bayburt Bölge Barosunu ziyaret ederek Baro Başkanı Avukat İsmail Taştan`la görüşen Gündoğdu, ülke gündemine daire değerlendirmelerde bulundu.
Sendika olarak özelde üyelerin özlük hakları, genelde ülke ve insanlığın geleceğini dert edindiklerini ifade eden Gündoğdu, sendikacılıklarının yol haritasının bu olduğunu belirterek, güncel konular, demokratikleşme, mevzuatın insan merkezli olması gibi konuların kendileri için öncelikli olduğunu söyledi.
``DEVLETİN MİLLETİNDEN, MİLLETİN DEVLETİNE GEÇİŞ İÇİN MÜCADELE EDİYORUZ``
Geçmişten beri devletin milletinden, milletin devletine geçiş için mücadele ettiklerini kaydeden Gündoğdu, ``Belki 2010 yılında ki 12 Eylül referandumu milletin devletine geçişin Türkiye`de ilk başlangıcı. Bilhassa 60 darbesi, 80 darbesi, 61 anayasası, 82 anayasasından sonra ``˜Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir` sözünün meclisten alınıp belli kurullara devredilmesiyle, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu, YAŞ, YÖK, Milli Güvenlik Kurulu gibi millet iradesini dışlayan kurulların oluşturduğu bu tablo artık millete dönmeye başladı. Bizim bu konudaki esas hedefimiz, topyekün demokrasinin yeşerdiği yeni bir anayasa. Öteki oluşturulmayan, her kesimin beriki olduğu, şiddete dönüşmeyen her düşüncenin de rahatlıkla dillendirilebileceği demokratik bir iklim`` dedi.
Türkiye`de 74 milyonun eğitim dilinin Türkçe olması gerektiğini, başka etnik dillere seçmeli ders hakkı ile öğrenme hakkı verilebileceğini ifade eden Gündoğdu, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı ile bütün vatandaşların kucaklanabileceği bir orta yolu bulmakta fayda olduğunu söyledi.
``BAŞÖRTÜ YASAОI KADINA YAPILAN EN BÜYÜK ŞİDDETTİR VE BU ŞİDDET DEVLET ELİYLE ARTIK DEVAM ETMEMELİDİR``
Başı açık kadının devlet memuriyeti yapabildiğini fakat başörtülülerin yapamadığını kaydeden Gündoğdu, ``Başı açık kadın milletvekilliği yapabilir, başı örtülüyse yapamaz. Hatta milletin seçtikleri milletin seçtiği Merve Kavakçı`yı meclisten haddini bildirerek, terbiyesizlik yaparak, hadsizlik yaparak kovabilir! Halbuki bugün Bosna Hersek`te başörtülü belediye başkanı, Belçika meclisinde de başörtülü milletvekili var. Biz artık kadının ne giyeceğine devletin yada erkeklerin müdahale ettiği bu ucube yaklaşımdan kadın-erkek evrensel hukukun genel ahlaka aykırı olmayan giyim biçimi olarak belirlediği serbestiden bizim kadınlarımızın da yararlanması gerektiğine inanıyoruz. Her türlü şiddete karşıyız ama başörtü yasağı kadına yapılan en büyük şiddettir ve bu şiddet devlet eliyle artık devam etmemelidir`` diye konuştu.
BAŞÖRTÜ YASAОI ANAYASA MAHKEMESİ`NE BİREYSEL BAŞVURU YOLUYLA MI AŞILACAK?
Referandumda sendika olarak ``˜toplu sözleşmeye de, toplumsal sözleşmeye de evet` sloganı ile yüzde 58 ``˜evet` çıkmasında büyük pay sahibi olduklarını dile getiren Gündoğdu, buradaki maddelerden birisinin de Anayasa Mahkemesi`ne bireysel başvuru hakkı olduğunu hatırlatarak, başörtüsü nedeniyle uyarı, kınama, maaş cezası almış üyelerin Anayasa Mahkemesi`ne başvuruda bulunabilmesi için iç hukuk yollarını işletmeye sevk ettiklerini belirtti. Gündoğdu, bu şekilde önce idare mahkemesi, gerek olursa Danıştay, sonra da Anayasa Mahkemesi ile belki de hiç anayasa değişikliğine gerek olmaksızın başörtü özgürlüğünün önünün açılacağını ifade etti.
"ÖОRETMEN DURURKEN NEDEN ÖОRENCİDEN BAŞLADINIZ?"
Milli Eğitimde yapılan kılık kıyafet değişikliği yönetmeliğini de değerlendiren Gündoğdu, ``Öğretmeni dururken niye öğrenciden başladınız?`` sorusunu yönelterek, özgürlükler için önce daha yetişkin olan, öğretmen, doktor, hemşire gibi devlet adına iş üretenden başlamak gerektiğini söyledi.
Bu zamana kadar genelgelerle -yasa ve anayasal yasak yok- yönetmeliklerle yasaklar olduğunu, ilk kez bir yönetmelikle imam-hatip lisesinde ve diğer okullarda da Kuran ve siyer derslerinde serbesti geldiğini ifade eden Gündoğdu, ``Bir teşekkürü ifade etmek lazım. Başörtü görünür oldu. Bardağın yarısı doldu ama dolma biçimi sağlıklı değil. İmam-hatip lisesinde okuyana istersen örtünebilirsin deniliyor. Okula özgürlük. İstemezsen örtünmeyebilirsin demokratik kriter. Ama ticaret lisesi, genel lise, ortaokuldakine istersen örtünebilirsin tercihi yok. Kuran ve siyer dersinde istersen örtünebilirsin ama matematik dersinde örtünemezsin. Burada okula ve derse özgürlük değil öğrenciye, bireye özgürlük kapısının aralanması lazım. Şekilcilikten öze, kalplere, gönüllere, beyinlere, akıllara hitap etmekte fayda var. Bunun da takipçisi olacağız`` şeklinde konuştu.
Gündoğdu, sendika olarak amaçlarını şöyle sıraladı:
``74 milyonun Çanakkale ruhunda olduğu gibi yeniden birbiriyle yaşama arzusunun önündeki engellerin kaldırıldığı, terör, terörist, ergenekon, jitem, KCK gibi birliğimize dinamit koyan her türlü illegal yapıya karşı da millet iradesiyle birlikte karşı olma anlayışını devam ettirmek ve sendikacılığı da bu sevdalara ortaklık olarak yürütme anlayışımızı bundan sonra da devam ettireceğiz.``
Hukuk adamı olarak tanınanların geçmişte özgürlüklerle fazla barışık olmadığını ifade eden Gündoğdu, ``Gümüşhane Barosu`nun ülkenin millet iradesi ve değerler boyutuyla hep milletten yana tavır alan bir konumda olması Gümüşhaneli bir Genel Başkanı olarak beni ayrıca memnun etti`` dedi.
Gümüşhane-Bayburt Bölge Barosu Başkanı Avukat İsmail Taştan ise mevcut anayasayla yönetilmekten hoşnut olmadıklarını belirterek, ``Gelmiş olduğumuz 2012 yılında darbe anayasasının yönetim şekliyle yönetilmek bizler için bir utanç vesilesi. Bunlar değişsin. Tüm Türkiye`yi kucaklayan bir anayasa yapılsın diye gayret gösteriyoruz. Sivil anayasa konusunda hükümeti destekliyor ve biraz daha gayret göstermesini istiyoruz. Tüm kamu kurum ve kuruluşlarında isteyen herkes başörtüsü takabilmeli. Bunu da insan hak ve özgürlükleri içerisinde değerlendiriyoruz. Herhangi bir inancın simgesi değil de insan hak ve özgürlüğü olarak değerlendirdiğimizde serbest olması gerektiğine inananlardanız`` dedi ve ziyaretinden ötürü Gündoğdu`ya teşekkür etti.
Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, Bayburt`ta bir dizi temaslarda bulunduktan sonra akşam saatlerinde yeniden Gümüşhane`ye dönerek Memur-Sen İl Divan Toplantısı`na katılacak.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Suya yazılan sanatla yarım asır İznik Belediyesi hayata geçirdiği ’Yaşayan İznik Hazineleri’ projesinin 45. belgeselinde yarım asırdır Ebru Sanatı yapan Cevdet Turan’ın (70) hayatını ele aldı. Unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarının ustaları ile mesleklerinde yarım asrı devirmiş kişilerin hayatları kent hafızasını gelecek kuşaklara aktarmak hedefiyle İznik Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nün ’Yaşayan İznik Hazineleri’ projesi çerçevesinde belgeselleştirilmeye devam ediyor. Son olarak yarım asırdır Ebru Sanatı yapan Cevdet Turan’ın (70) hayatını ele alındı. Bursa’nın İznik ilçesinde 1956 yılında Çamdibi Mahallesi’nde dünyaya gelen Cevdet Turan ilkokulunu Kılıçaslan İlkokulunda, Ortaokulunu ise İznik Ortaokulunda tamamladıktan sonra o yıllarda İznik’te lise olmaması sebebiyle Yenişehir Lisesi’nde eğitimine devam etti. Lise öğreniminin ardından Uludağ Üniversitesi Resim bölümünü kazanarak üniversite hayatına adım attı. 1979 yılında mezun olduğu üniversiteden sonra 1980 yılında öğretmenlik görevine başlayan Turan, ilk görev yeri olan Kırklareli Atatürk Lisesi’nde meslek hayatına atılır. Babasının rahatsızlığı sebebiyle son görev yeri yine İznik olur ve burada emekli olarak hayatına devam eder. Ortaokul öğretmeni Eyüp Ömer Yüksel’den öğrendiği Ebru Sanatını o günlerden bugüne hala devam ettiren Turan tüm bu hayatı ile İznik’teki hatıralarını anlattığı ’Yaşayan İznik Hazineleri’ 45. bölümü İznik Belediyesi tarafından yayınlandı.
İstanbul Galatasaray’da olağan seçim toplantısı yarın yapılacak Galatasaray Spor Kulübü’nün olağan seçim toplantısı yarın Galatasaray Lisesi’nde gerçekleştirilecek. Galatasaray Spor Kulübü’nün 105. dönem yönetiminin belirleneceği seçim yarın saat 10.00’da Galatasaray Lisesi’nde başlayacak. Toplantıda ilk olarak genel kurul başkanlık divanı oluşturulacak, daha sonra oy verme işlemine geçilecek. Seçimde mevcut başkan Dursun Özbek, tek aday olarak yer alacak. Sarı-kırmızılıların seçiminde oy kullanma hakkında sahip yaklaşık 10 bin üyesi bulunuyor. Dursun Özbek’in yeni dönem listesi şöyle: Yönetim asıl: Dursun Özbek, Metin Öztürk, Sedat Artukoğlu, Eray Yazgan, Can Natan, Mecit Mert Çetinkaya, Mehmet Saruhan Cibara, Abdullah Kavukcu, Mehmet Burak Kutluğ, Fatih Demircan, Özen Kuzu Yönetim yedek: Bora İsmail Bahçetepe, Ozan Bingöl Yurtsever, Emir Aral, Tanur Lara Yılmaz, Ömer Sarıgül Denetim asıl: Sinan Şahin, Gül Rengin Günay, Hasan Can Külahçıoğlu Denetim yedek: Halil Cem Burnaz, Nazımcan Aygın, Çağatay Aras Uçkun Sicil asıl: Mehmet Çağatay Altınlı, Nedime Canipek Konuksever, Okan Güngör, Utku Çağatay Aksoy, Berat Uygur, Mehmet Selim Yavuz, Burçin Aslan Sicil yedek: Özgür Kızılelma, Yakup Peker, Sadettin Can Bilginer Disiplin asıl: Hakkı Akil, Mithat Can Baydarol, Muharrem Remzi Tan, Mustafa İbrahim Ziyal, Aydın Önder, Ahmet Murat Canaydın, Ali Baran Öztürk Disiplin yedek: Hasan Mehmet Tirali, Nuri Bora Ebussuutoğlu, Sencer Seren, Mustafa Kaya Özgül, Günran Çalın
Ankara TVHB Başkanı Eroğlu: "İstilacı türler ve kontrolsüz insan faaliyetleri nedeniyle biyolojik çeşitlilik küresel ölçekte ciddi tehdit altındadır" Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "İklim değişikliği, habitat kayıpları, çevre kirliliği, doğal kaynakların bilinçsiz tüketimi, istilacı türler ve kontrolsüz insan faaliyetleri nedeniyle biyolojik çeşitlilik küresel ölçekte ciddi tehdit altındadır" dedi. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Eroğlu, 22 Mayıs Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Eroğlu mesajında, Biyolojik Çeşitlilik Günü’nün yaşamın temelini oluşturan doğal dengenin korunmasına dikkat çekmek, biyolojik çeşitliliğin önemine ilişkin toplumsal farkındalığı artırmak ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakılması konusunda ortak sorumluluk bilinci oluşturmak amacıyla her yıl tüm dünyada çeşitli etkinliklerle kutlandığını ifade etti. Bu günün aynı zamanda Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin kabul edildiği tarih olarak belirlendiğini sözlerine ekleyen Eroğlu, "Biyolojik çeşitlilik; kara, deniz ve sucul ekosistemlerdeki tüm canlı türlerini, genetik kaynakları ve bu canlıların birbiriyle kurduğu yaşam ilişkilerini kapsayan korumamız gereken insanlığa doğal bir mirastır diyebiliriz. Ekosistemlerin sürdürülebilirliği, gıda güvenliği, sağlıklı çevre koşulları, iklim dengesi ve toplum sağlığının korunması doğrudan biyolojik çeşitliliğin devamlılığına bağlıdır. Ancak günümüzde iklim değişikliği, habitat kayıpları, çevre kirliliği, doğal kaynakların bilinçsiz tüketimi, istilacı türler ve kontrolsüz insan faaliyetleri nedeniyle biyolojik çeşitlilik küresel ölçekte ciddi tehdit altındadır" dedi. Biyolojik çeşitliliğin önemi Biyolojik çeşitliliğin ekosistem için öneminden bahseden Eroğlu, "Biyolojik çeşitliliğin azalması insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte etkileyen çok boyutlu riskleri de beraberinde getirmektedir. Özellikle ekosistem dengesinin bozulması, zoonotik hastalıkların ortaya çıkışı ve yayılımı açısından önemli bir risk faktörü olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu noktada bir kez daha ’Tek Sağlık’ yaklaşımının önemi ortaya çıkmaktadır" dedi. Veteriner hekimlerin biyolojik çeşitliliğin korunmasında önemli bir rolü olduğuna dikkati çeken Eroğlu, şöyle devam etti: "Veteriner hekimler, yaban hayatının korunmasından hayvan sağlığı hizmetlerine, zoonotik hastalıkların kontrolünden gıda güvenilirliğine, ekosistem sağlığının izlenmesinden sürdürülebilir üretim politikalarına kadar biyolojik çeşitliliğin korunmasında sorumluluk üstlenen meslek gruplarının başında gelmektedir. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak biyolojik çeşitliliğin korunmasının, sürdürülebilir yaşamın ve sağlıklı gelecek nesillerin teminatı olduğunu hatırlatıyoruz. Bu vesileyle doğal kaynakların korunması, yaban hayatının sürdürülebilirliği, ekosistem dengesinin devamlılığı ve tüm canlıların yaşam hakkının savunulması adına yürütülen bilimsel ve toplumsal çalışmaları desteklemeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz."
İstanbul Türkiye Dış Borç İstatistikleri açıklandı Bu yılın birinci çeyreği itibarıyla toplam brüt dış borç stoku, bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,4 azalarak 518,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2026 yılı yılın ilk çeyrek Türkiye Dış Borç İstatistikleri’ni açıkladı. Buna göre, 2026 yılı birinci çeyrek itibarıyla toplam brüt dış borç stoku, bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,4 azalarak 518,5 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşmiştir. Aynı dönemde kısa vadeli dış borçlar yüzde 0,5 azalarak 166,6 milyar ABD doları, uzun vadeli dış borçlar ise yüzde 0,3 azalarak 351,9 milyar ABD doları oldu. Alt sektörler itibarıyla bir önceki çeyreğe kıyasla; kamu sektörü borcu yüzde 3,3 azalarak 192,2 milyar ABD doları, özel sektör borcu yüzde 1,8 artarak 302,1 milyar ABD doları, TCMB’nin dış yükümlülükleri ise yüzde 2,9 azalarak 24,3 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşti. Dış borç stokunun enstrüman dağılımında en büyük pay yüzde 46,1 ile kredilere ait. Kredileri yüzde 19,1 ile borç senetleri, yüzde 17,5 ile ticari krediler ve diğer yükümlülükler izlendi. Para birimi dağılımı bakımından ise, dış borcun yüzde 48,7’si ABD doları, yüzde 29,5’i euro, yüzde 11,7’si Türk lirası ve yüzde 10,2’sini ise diğer para birimleri oluşturdu. Kredi ve borç senetlerinin ödeme projeksiyonlarına göre, anapara geri ödemelerinin 24 ay ve üzeri vadede yoğunlaştığı görüldü. Buna karşılık 13-24 ay aralığında anapara geri ödemeleri görece sınırlı kalırken, kısa vadede (0-12 ay) daha çok özel sektör kredilerinden kaynaklanan bir ödeme profili görüldü.