GENEL - 19 Aralık 2012 Çarşamba 09:28

MEMUR SEN KONFEDERASYONU GENEL BAŞKANI GÜNDOОDU GÜMÜŞHANE`DE

A
A
A
MEMUR SEN KONFEDERASYONU GENEL BAŞKANI GÜNDOОDU GÜMÜŞHANE`DE

Memur-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, Gümüşhane`de düzenlenen Genişletilmiş İl Divan Toplantısı`nda üniversitedeki başörtüsü sorununun çözümü ile ilgili ilginç tespitlerde bulundu.
Kamuda başörtüsü sorununun çözümü ile ilgili Anayasa Mahkemesi`ne bireysel başvuru yöntemini izlediklerini ifade eden Gündoğdu, ilginç bir tespitte bulunarak buna benzer olarak üniversitelerdeki sorunu çözmek için ceza almış başörtülü öğrenci bulamadıklarını söyledi. ``Dün rektörlerimiz ceza vermek için can atıyordu, şimdi hiçkimse ceza vermek istemiyor`` diyen Gündoğdu, ``Buradan duyuruda bulunuyorum, herhangi bir üniversitede bir uyarı cezası bile almış üniversiteli kız öğrencimizden haberdar olursanız haberimiz olsun. Çünkü TBMM`de ki 411 milletvekilinin üniversitede başörtüsü serbest olsun kararını Anayasa Mahkemesi`nin 7 cübbelisi kirlettiği için o kiri yine Anayasa Mahkemesine bu kanaldan bir bireysel başvuru ile temizleyebileceğiz`` şeklinde konuştu.
Başörtüsü ile ilgili görüşlerini aktardığı sırada Serra Yılmaz`ın ``˜kapalıları görünce öcü görmüş gibi oluyorum` sözlerine atıfta bulunan Gündoğdu, ``Acıyorum bu zavallılara. Demokrasinin en basit kuralı, farklı düşünen, farklı giyinenlere tahammülü gerektirir. Ama biz demokrat insanlarız. Onun bu yanlışına uyup ta bizim çocuklarda Serra Yılmaz`ı görünce domuz görmüş gibi oluyor demeyeceğiz. Çünkü domuzu da Allah yarattığına göre vardır bir hikmeti`` diye konuştu.
Yaklaşık 1 saat süren konuşmasında, birkaç gün önce Silivri`de görülen Ergenekon davasıyla ilgili değerlendirmede bulunan Gündoğdu, mahkemenin CHP ve Doğu Perinçek`in partisinin heyeti tarafından baskı altına alındığını iddia etti. Gündoğdu, şunları söyledi:
``Esasen burada yadırgadığımız bir şey yok. Bu zamana kadar yargıya her verdiği siparişin yargı tarafından karşılanmış olmasına alışan CHP şimdi de yargıya diyor ki ``˜Ne yapıyorsunuz? Siparişimizi karşılamıyorsunuz bari bazı pislikleri ortaya çıkarmayın, bizim içerdeki can dostlarımıza, avukatlığını yaptıklarımızın üzerine gitmeyin` diyor. Bu Anayasa Mahkemesi`ne verilen siparişlerin karşılama döneminin bittiğini zaten görmüştük. Danıştay ve Yargıtay da öyle. Artık yargının Türk milleti adına karar veriyor olmasını özlemle bekledik, bekliyoruz. Burada da buna karşıtlık olarak Silivri`ye gidip eylemler yapıp da içerdeki Ergenekonculara haddini bildirin demeyeceğiz. İçerde bir kişi bile masumsa onu yargı belirlesin, salıversin ama bir kişi bile bu milleti ıslak imzasıyla Balyoz planıyla, Ergenekonuyla, KCK`sıyla iradesini ve geleceğini yok etmişse hukuk adına hesaba çekilmeli ve cezasını çekmeli.``
"SENDİKACILIОIN BİRİNCİ BOYUTU ŞEYTAN TAŞLAMAKTIR"
``Bizim referanduma kadar yaptığımız işin esası şeytan taşlamaktı. Sendikacılığın birinci boyutu şeytan taşlamaktır`` tespitinde bulunan Gündoğdu, ``Eğer darbelere karşı olmazsanız, toplu görüşme yada toplu sözleşme masalarında 300-500 TL istiyor olmanızın hiçbir anlamı olmaz. Bir taraftan para talep edip, diğer taraftan topyekün ülkenin kaosa sürüklenmesine göz yumuyorsanız bu demokrasi ölçüleriyle asla bağdaşmaz. Onun için ben referandumu milletin değerleri adına bir dönüm noktası olarak görüyorum. Bizde referandumun tadını çıkardık, memnun kaldık ancak ikincil mevzuat çalışması başlayınca baktık ki kazın ayağı öyle değil. Ya da kurulduğumuz günden beri, ``˜kurulmalıdır, iyi ki kuruldu` diyen birçok siyasetçi dostun, onların yanlışlarını yüzlerine vurmaya başlayınca ``˜sizde nereden çıktınız` demeye başladığına tanıklık ettik. Son olarak yaptığımız kamuda başörtüsü eyleminin ardından bazı siyasetçiler ``˜teşekkür ederiz` derken, bir kısmı da ``˜siz falancılardan daha çok bizi eleştiriyorsunuz` diye tehlikeli olduğumuza dair cümleler kurmaya başladılar. Bizim 1992`de kararlaştırdığımız misyonumuzla ilgili zerre kadar bir sapmamız yok, asla da olmayacak`` ifadelerini kullandı.
Toplu sözleşmeler hakkında katılımcılara bilgiler aktaran Gündoğdu, toplu sözleşme sürecinde bir taslak hazırladıklarını belirterek, ``Yüzde yüz memnun olduğumuz bir taslak ta olmadı. Bunun altına da imza attık. Ama o taslak Bakanlar Kuruluna gitti, amuda kalkmış olarak geri döndü. Hizmet kolu sendikacılığını taslaktan çıkardılar. Onu çıkarınca zaten sendikacılık biter`` dedi.
``USTALIK DÖNEMİ HASTALIK DÖNEMİNE DÖNMÜŞ BAZI BAKANLARA BUNDAN DAHA GÜZEL VERİLEBİLECEK BİR CEVAP YOKTU``
Gündoğdu, yaptıkları eylemleri değerlendirerek, ``Kamu-Sen`in MHP koalisyon ortağı iken bir tek eleştiri yaptığında sesini çıkarmayıp tokatlanması gibi, genel başkanının dövülmesi gibi bir yandaşlığa kapı aralayamazdık. Dünya görüşü ne olursa olsun bu süreci okuyamayan, ustalık dönemi hastalık dönemine dönmüş bazı Bakanlara bundan daha güzel verilebilecek bir cevap yoktu. Bu cevabın hakkını verdiği için teşkilatıma teşekkür ediyorum`` diye konuştu.
Eğitim sisteminin yazılı olmayan temel amacının tek tip insan yetiştirmek olduğunu, sistemin körü körüne itaat eden, itiraz hakkı olmayan bireyler yetiştirmek istediğini dile getiren Gündoğdu, 4+4+4 sistemini savunarak, ``8 yıllık kesintisiz eğitimde bu milleti terbiye etmenin darbeciler eliyle, yarasa siyasetçiler eliyle gerçekleşmiş biçimidir`` dedi.
Toplantı daha sonra basına kapalı olarak katılımcılardan gelen soruların cevaplanması ile devam etti.
Programda ayrıca Yusuf Çiftçioğlu İlköğretim okulu müdürü Necmi Bayram`ın yazdığı ``Gündoğuşu`` adlı şiiri oldukça beğenen Gündoğdu, şiiri yazılı olarak aldı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Suya yazılan sanatla yarım asır İznik Belediyesi hayata geçirdiği ’Yaşayan İznik Hazineleri’ projesinin 45. belgeselinde yarım asırdır Ebru Sanatı yapan Cevdet Turan’ın (70) hayatını ele aldı. Unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarının ustaları ile mesleklerinde yarım asrı devirmiş kişilerin hayatları kent hafızasını gelecek kuşaklara aktarmak hedefiyle İznik Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nün ’Yaşayan İznik Hazineleri’ projesi çerçevesinde belgeselleştirilmeye devam ediyor. Son olarak yarım asırdır Ebru Sanatı yapan Cevdet Turan’ın (70) hayatını ele alındı. Bursa’nın İznik ilçesinde 1956 yılında Çamdibi Mahallesi’nde dünyaya gelen Cevdet Turan ilkokulunu Kılıçaslan İlkokulunda, Ortaokulunu ise İznik Ortaokulunda tamamladıktan sonra o yıllarda İznik’te lise olmaması sebebiyle Yenişehir Lisesi’nde eğitimine devam etti. Lise öğreniminin ardından Uludağ Üniversitesi Resim bölümünü kazanarak üniversite hayatına adım attı. 1979 yılında mezun olduğu üniversiteden sonra 1980 yılında öğretmenlik görevine başlayan Turan, ilk görev yeri olan Kırklareli Atatürk Lisesi’nde meslek hayatına atılır. Babasının rahatsızlığı sebebiyle son görev yeri yine İznik olur ve burada emekli olarak hayatına devam eder. Ortaokul öğretmeni Eyüp Ömer Yüksel’den öğrendiği Ebru Sanatını o günlerden bugüne hala devam ettiren Turan tüm bu hayatı ile İznik’teki hatıralarını anlattığı ’Yaşayan İznik Hazineleri’ 45. bölümü İznik Belediyesi tarafından yayınlandı.
İstanbul Galatasaray’da olağan seçim toplantısı yarın yapılacak Galatasaray Spor Kulübü’nün olağan seçim toplantısı yarın Galatasaray Lisesi’nde gerçekleştirilecek. Galatasaray Spor Kulübü’nün 105. dönem yönetiminin belirleneceği seçim yarın saat 10.00’da Galatasaray Lisesi’nde başlayacak. Toplantıda ilk olarak genel kurul başkanlık divanı oluşturulacak, daha sonra oy verme işlemine geçilecek. Seçimde mevcut başkan Dursun Özbek, tek aday olarak yer alacak. Sarı-kırmızılıların seçiminde oy kullanma hakkında sahip yaklaşık 10 bin üyesi bulunuyor. Dursun Özbek’in yeni dönem listesi şöyle: Yönetim asıl: Dursun Özbek, Metin Öztürk, Sedat Artukoğlu, Eray Yazgan, Can Natan, Mecit Mert Çetinkaya, Mehmet Saruhan Cibara, Abdullah Kavukcu, Mehmet Burak Kutluğ, Fatih Demircan, Özen Kuzu Yönetim yedek: Bora İsmail Bahçetepe, Ozan Bingöl Yurtsever, Emir Aral, Tanur Lara Yılmaz, Ömer Sarıgül Denetim asıl: Sinan Şahin, Gül Rengin Günay, Hasan Can Külahçıoğlu Denetim yedek: Halil Cem Burnaz, Nazımcan Aygın, Çağatay Aras Uçkun Sicil asıl: Mehmet Çağatay Altınlı, Nedime Canipek Konuksever, Okan Güngör, Utku Çağatay Aksoy, Berat Uygur, Mehmet Selim Yavuz, Burçin Aslan Sicil yedek: Özgür Kızılelma, Yakup Peker, Sadettin Can Bilginer Disiplin asıl: Hakkı Akil, Mithat Can Baydarol, Muharrem Remzi Tan, Mustafa İbrahim Ziyal, Aydın Önder, Ahmet Murat Canaydın, Ali Baran Öztürk Disiplin yedek: Hasan Mehmet Tirali, Nuri Bora Ebussuutoğlu, Sencer Seren, Mustafa Kaya Özgül, Günran Çalın
Ankara TVHB Başkanı Eroğlu: "İstilacı türler ve kontrolsüz insan faaliyetleri nedeniyle biyolojik çeşitlilik küresel ölçekte ciddi tehdit altındadır" Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "İklim değişikliği, habitat kayıpları, çevre kirliliği, doğal kaynakların bilinçsiz tüketimi, istilacı türler ve kontrolsüz insan faaliyetleri nedeniyle biyolojik çeşitlilik küresel ölçekte ciddi tehdit altındadır" dedi. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Eroğlu, 22 Mayıs Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Eroğlu mesajında, Biyolojik Çeşitlilik Günü’nün yaşamın temelini oluşturan doğal dengenin korunmasına dikkat çekmek, biyolojik çeşitliliğin önemine ilişkin toplumsal farkındalığı artırmak ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakılması konusunda ortak sorumluluk bilinci oluşturmak amacıyla her yıl tüm dünyada çeşitli etkinliklerle kutlandığını ifade etti. Bu günün aynı zamanda Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin kabul edildiği tarih olarak belirlendiğini sözlerine ekleyen Eroğlu, "Biyolojik çeşitlilik; kara, deniz ve sucul ekosistemlerdeki tüm canlı türlerini, genetik kaynakları ve bu canlıların birbiriyle kurduğu yaşam ilişkilerini kapsayan korumamız gereken insanlığa doğal bir mirastır diyebiliriz. Ekosistemlerin sürdürülebilirliği, gıda güvenliği, sağlıklı çevre koşulları, iklim dengesi ve toplum sağlığının korunması doğrudan biyolojik çeşitliliğin devamlılığına bağlıdır. Ancak günümüzde iklim değişikliği, habitat kayıpları, çevre kirliliği, doğal kaynakların bilinçsiz tüketimi, istilacı türler ve kontrolsüz insan faaliyetleri nedeniyle biyolojik çeşitlilik küresel ölçekte ciddi tehdit altındadır" dedi. Biyolojik çeşitliliğin önemi Biyolojik çeşitliliğin ekosistem için öneminden bahseden Eroğlu, "Biyolojik çeşitliliğin azalması insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte etkileyen çok boyutlu riskleri de beraberinde getirmektedir. Özellikle ekosistem dengesinin bozulması, zoonotik hastalıkların ortaya çıkışı ve yayılımı açısından önemli bir risk faktörü olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu noktada bir kez daha ’Tek Sağlık’ yaklaşımının önemi ortaya çıkmaktadır" dedi. Veteriner hekimlerin biyolojik çeşitliliğin korunmasında önemli bir rolü olduğuna dikkati çeken Eroğlu, şöyle devam etti: "Veteriner hekimler, yaban hayatının korunmasından hayvan sağlığı hizmetlerine, zoonotik hastalıkların kontrolünden gıda güvenilirliğine, ekosistem sağlığının izlenmesinden sürdürülebilir üretim politikalarına kadar biyolojik çeşitliliğin korunmasında sorumluluk üstlenen meslek gruplarının başında gelmektedir. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak biyolojik çeşitliliğin korunmasının, sürdürülebilir yaşamın ve sağlıklı gelecek nesillerin teminatı olduğunu hatırlatıyoruz. Bu vesileyle doğal kaynakların korunması, yaban hayatının sürdürülebilirliği, ekosistem dengesinin devamlılığı ve tüm canlıların yaşam hakkının savunulması adına yürütülen bilimsel ve toplumsal çalışmaları desteklemeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz."
İstanbul Türkiye Dış Borç İstatistikleri açıklandı Bu yılın birinci çeyreği itibarıyla toplam brüt dış borç stoku, bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,4 azalarak 518,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2026 yılı yılın ilk çeyrek Türkiye Dış Borç İstatistikleri’ni açıkladı. Buna göre, 2026 yılı birinci çeyrek itibarıyla toplam brüt dış borç stoku, bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,4 azalarak 518,5 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşmiştir. Aynı dönemde kısa vadeli dış borçlar yüzde 0,5 azalarak 166,6 milyar ABD doları, uzun vadeli dış borçlar ise yüzde 0,3 azalarak 351,9 milyar ABD doları oldu. Alt sektörler itibarıyla bir önceki çeyreğe kıyasla; kamu sektörü borcu yüzde 3,3 azalarak 192,2 milyar ABD doları, özel sektör borcu yüzde 1,8 artarak 302,1 milyar ABD doları, TCMB’nin dış yükümlülükleri ise yüzde 2,9 azalarak 24,3 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşti. Dış borç stokunun enstrüman dağılımında en büyük pay yüzde 46,1 ile kredilere ait. Kredileri yüzde 19,1 ile borç senetleri, yüzde 17,5 ile ticari krediler ve diğer yükümlülükler izlendi. Para birimi dağılımı bakımından ise, dış borcun yüzde 48,7’si ABD doları, yüzde 29,5’i euro, yüzde 11,7’si Türk lirası ve yüzde 10,2’sini ise diğer para birimleri oluşturdu. Kredi ve borç senetlerinin ödeme projeksiyonlarına göre, anapara geri ödemelerinin 24 ay ve üzeri vadede yoğunlaştığı görüldü. Buna karşılık 13-24 ay aralığında anapara geri ödemeleri görece sınırlı kalırken, kısa vadede (0-12 ay) daha çok özel sektör kredilerinden kaynaklanan bir ödeme profili görüldü.