KÜLTÜR SANAT - 08 Ekim 2022 Cumartesi 09:18

Doğu Karadeniz’i tek bir odaya sığdırdı

A
A
A
Doğu Karadeniz’i tek bir odaya sığdırdı

Gümüşhane’nin Torul ilçesinde yaşayan araştırmacı-yazar Güngör Üçüncüoğlu’nun 55 yıllık çalışmayla Doğu Karadeniz ve Gümüşhane yöresinde bulunan tarihi kilise, köprü, manastır, şapel ve tarihi yolları tespit ederek oluşturduğu arşiv 4 bin 800 fotoğrafa ulaştı.

Gümüşhane’nin Torul ilçesinde yaşayan araştırmacı-yazar Güngör Üçüncüoğlu’nun 55 yıllık çalışmayla Doğu Karadeniz ve Gümüşhane yöresinde bulunan tarihi kilise, köprü, manastır, şapel ve tarihi yolları tespit ederek oluşturduğu arşiv 4 bin 800 fotoğrafa ulaştı.


İlçe merkezinde yaşayan araştırmacı-yazar Üçüncüoğlu, 55 yıllık çalışma sonucunda Karadeniz, Doğu Karadeniz ve Gümüşhane çevresinin tarihine yön verecek önemli bir çalışmaya imza attı.


1967 yılında başladığı çalışmalar neticesinde 100 bin belge ve 15 bin kitap üzerinde araştırma yapan ve çektiği 100 bine yakın fotoğrafla bölgede bulunan tarihi kiliseleri, köprüleri, manastırları, şapelleri, tarihi yolları ve maden için kullanılan mağara alanlarını tespit eden Üçüncüoğlu, sadece Gümüşhane sınırları içerisinde 2 bin 800 kilometre yol yaparak 277 köyde çalışmalarda bulundu.


Çalışmalarda Osmanlı arşivlerini, Osmanlı arşivlerinde yer almayan yapıları ise yine uzun çalışmalar neticesinde tespit ettiği 67 seyyahın anılarında bularak fotoğraflayan Üçüncüoğlu’nun sergisinde M.S. 34 yılında 3 kutsal kilisesinden biri olarak kabul edilen Hutura Kilisesi’nin çizilen resmi ve Zigana Tüneli’nin yapım aşamasındaki hali de yer alıyor. Doğu Karadeniz’in tarihinin açtığı sergide yer aldığını söyleyen Üçüncüoğlu, çalışmalarının devam edeceğini ifade etti.



“Gümüşhane ve Doğu Karadeniz bölgesinin tarihi burada”


Çalışmalarında büyük yol kat ettiğini ve tek bir odaya sığdırdığı arşivinin 4 bin 800 fotoğrafa ulaştığını belirten Araştırmacı-yazar Güngör Üçüncüoğlu, “Yapmış olduğum araştırmalarda tarihten kalan kalıntıları çekiyorum. Onların tarihçelerini hazırlıyorum. Bu konularla ilgili de 20’ye yakın belgesel çektim ben. Torul’dan, Trabzon’dan başlayıp Erzincan’dan Erzurum’a Gümüşhane’den geçen tarihi yolları, 67 tane seyyahın yaşantılarını, Gümüşhane’de geçirdikleri zamanı, ne için geldiklerini resimlerle beraber tespit edip belgesel haline getirdim. Artvin’e kadar uzandım, Rize, Trabzon, Bayburt, Gümüşhane bölgesinin kalelerini Osmanlı’dan günümüze kadar gelen 100’ün üzerinde kalenin tarihçesini ve yerlerini bizzat giderek fotoğrafladım. Bu araştırmalarda 100 binin üzerinde resim çektim bunların arasından ayıklaya ayıklaya güncelleştirdim ve bu resimleri 4 bin 800’e düşürdüm. Bana İstanbul’dan davet var, Ankara’dan davet var özellikle Gümüşhaneliler, Karadenizliler bizi bu sergiden mahrum bırakma diyorlar. Ben bu sergiyi Temmuz ayında açtım o günden bugüne ilçemizin nüfusunun yarısı kadar ziyaretçi geldi. Geldiler incelediler, resimler üzerinde tek tek konuştuk. Gümüşhane ve Doğu Karadeniz bölgesinin tarihi burada işte. Urartular’dan, ilk çağlardan bu yana gelen medeniyetlerin ve halk kültürlerinin kalıntılarını, ayakta olanlarını ve olmayanları resimledik. İnsanımız, bölge halkımız, öğrencilerimiz, öğretim görevlilerimiz görsün diye biz bu zahmetlere katlandık ve çalışmalarım da devam ediyor böyle bırakmıyorum” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Geleceğin hekimleri ‘Beyaz önlük’ giydi Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde eğitimlerine başlayan 1. sınıf öğrencileri için ‘Beyaz Önlük Giyme Töreni’ düzenlendi. Törende akademik unvanları yükselen öğretim üyeleri yeni cübbelerini giyerken, 14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle düzenlenen yarışmalarda dereceye girenlerin ödülleri verildi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri salonunda gerçekleştirilen tören, akademisyenler, öğrenciler ve ailelerin yoğun katılımıyla yapıldı. Törenin açılışında Güzel Sanatlar Fakültesi tarafından verilen mini konserin ardından Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Süleyman Cüneyt Karakuş konuşma yaptı. ‘Beyaz önlük giyme’ töreninde konuşan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Turhan Kaçar, "Tıp, hem teorik donanım, hem de pratik beceri gerektiren bir alan olmanın ötesinde, insana dokunan, insan hayatını merkeze alan sabır, merhamet ve sorumluluk duygusunu birlikte taşıyan çok özel bir meslektir. Bir hekimin attığı her adım, verdiği her karar, bir insanın hayatına doğrudan etkiler. Çünkü hayatımızın her safhasında tıbbın farklı branşlarını temsil eden hekimlerle hepimiz bir şekilde karşılaşıyoruz. Bugün giyeceğiniz beyaz önlük yalnızca bir kıyafet değildir. O önlük bilginin, sorumluluğun, cesaretin, güvenin ve insan hayatına duyulan saygının sembolüdür. Bu önlüğü taşımanın onurunu yaşarken, aynı zamanda onun gerektirdiği sorumluluğun da farkında olacağınıza inanıyorum. Sizlerden beklentimiz bilimin ışığında ilerleyin, mesleki etik değerlerinden taviz vermeyin, insan hayatını her şeyin üzerinde tutan hekimler olmanızdır. Hastalarınızla kuracağınız güçlü iletişim, zarafet ve nezaketiniz, mesleki bilgi ve beceriniz ile bir araya geldiği zaman muhataplarınızın nezdinde nasıl bir kahramana dönüştüğünüzü hayatınız boyunca sıkça göreceksiniz. Bu vesileyle büyük bir özveriyle çalışan tüm hekimlerimizin ve sağlıkçılarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı bir kez daha kutluyorum. Hepinize önünüzdeki yaşamınızda üstün başarılar diliyorum" dedi. Konuşmaların ardından MSKÜ Tıp Fakültesi 1. Sınıf öğrencilerine beyaz önlükleri Rektör Prof. Dr. Turhan Kaçar ve törene katılan protokol üyeleri tarafından giydirildi.
Muş "Baharın habercisi" leylekler Muş Ovası’na gelmeye başladı Türkiye’nin önemli sulak alanlarından biri olan Muş Ovası, baharın habercisi olarak bilinen leylekleri ağırlamaya başladı. Kışı sıcak bölgelerde geçiren leylekler, havaların ısınmasıyla birlikte göç ederek yeniden Muş’a geldi. Kış aylarını sıcak bölgelerde geçiren leylekler, havaların ısınmasıyla birlikte Muş Ovası’ndaki yuvalarına dönmeye başladı. Göç yolculuklarını tamamlayarak Muş Ovası’na ulaşan leylekler, köylerde daha önce yaptıkları yuvalarına yerleşmeye başladı. Köylerdeki elektrik direkleri, cami kubbeleri ve ev çatılarına kurdukları yuvalarına yerleşen leylekler, ovada baharın gelişini müjdeledi. Her yıl olduğu gibi bu yıl da bahar mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte bölgeye gelen leylekler, özellikle kırsal kesimde yaşayan vatandaşların ilgisini çekti. Muş Ovası’nın geniş sulak alanları ve doğal yaşamı, leyleklerin konaklaması ve beslenmesi için uygun bir ortam sunuyor. Bu nedenle her yıl çok sayıda leylek göç döneminde ovaya gelerek burada yuva kuruyor. Baharın müjdecisi olarak bilinen leyleklerin köye gelmeye başladığını söyleyen Mehmet Çelebi, "Baharın müjdecisi olan leylekler köyümüze gelmeye başladı. Leyleklerin gelmesiyle birlikte inşallah bahar da gelecek. Köyümüzde kalıyorlar, burada yuvalarını yapıp yavruluyorlar. Yavrular büyüdükten sonra ise tekrar göç yoluna çıkıyorlar" dedi. Leyleklerin köye gelmesine çok sevindiklerini dile getiren vatandaşlardan Kemal Kaya, "Leylekler köyümüze gelmeye başladı. Baharın müjdecisi olan leylekler şu an köyümüzde. Onlar geldiğinde baharın geldiğini hissediyoruz. Leyleklerin gelişine çok seviniyoruz çünkü baharın geldiğini gösteriyor. Leylekler çok neşeli hayvanlardır, biz de onları çok seviyoruz. Şimdiden yuvalarını yapmaya başladılar" şeklinde konuştu.