- 09 Ekim 2022 Pazar 11:15

Bağlama çalmayı öğrenmeden bağlama yapmayı öğrendi

A
A
A
Bağlama çalmayı öğrenmeden bağlama yapmayı öğrendi

Gümüşhane’de izlediği bir televizyon programıyla bağlama yapımına merak salan 63 yaşındaki Burhan Aktaş, bağlama çalmayı öğrenmeden kendi bağlamalarını üretmeye başladı.

Gümüşhane’de izlediği bir televizyon programıyla bağlama yapımına merak salan 63 yaşındaki Burhan Aktaş, bağlama çalmayı öğrenmeden kendi bağlamalarını üretmeye başladı.


Merkeze bağlı Aktutan köyünde yaşayan Aktaş, 2004 yılında Köy Hizmetlerinden emekli oldu. Emekli olmasının ardından boşluğa düşen Aktaş bir televizyon kanalında bağlama yapım programını izledikten sonra kendi bağlamalarını yapmaya karar verdi.


Bağlama yapımına daha çok vakit ayırmak için şehir merkezindeki evinden Aktutan köyüne yerleşen Aktaş, tamamen kendi ürettiği aletlerle bağlama imal etmeye başladı.


Bağlama çalmayı bilmeyen fakat 18 yılda bağlama yapımında büyük yol kat eden Aktaş, gece aklına bağlama geldiğinde eşini bırakıp imalathanesine gittiğini söyledi.



“Bağlama çalabilseydim su içmeye dahi gitmezdim”


Bağlamaları geleneksel yöntemlerle imal ettiğini ifade eden Burhan Aktaş, “Emekli olunca bir boşluğa düştüm, duramadım. Sağa gittim sola gittim, gezdim, dolandım bir gün yorgun argın eve gelince bir televizyonda bağlama yapımı ile ilgili bir program izledim. Ben de bunu yapacağım dedim ve bu şekilde başladım. 21 günde bir rende, zımpara ve bir mermer parçası üzerinde alıştırma yaparak teknesinden bitimine kadar imal etmeye başladım. Sonra baktım ki Gümüşhane’de rahat edemeyeceğim geldim köyüme yerleştim. Daha sonra bağlamayla daha da haşır neşir olmaya başladım. Ticari bir amaç gütmüyorum bu işe gönül verenlerle birlikte bu sektöre bir katkım olur mu diye bağlama yapmaya başladım. Bu konuda bana eşimin de çok büyük destekleri var. 21 gün sürmesinin asıl etkeni de kullandığımız her bir parçayı yapıştırıyoruz birbirine kurumasını bekliyoruz. Bugünkü gibi sıcak boncuk tutkal olayı yok anında yap hemen ısıtarak istediğin gibi yanaştır biz onları bilmiyorduk. Tabi bunlar daha sonra gelişen olaylar. Bağlamayı yaptım hiçbir ölçü yok bir kural yok. Bir bel lastiği aldım elime bir müzik mağazasına gittim. Orada bağlamanın üstüne tuttum ve oradan ölçüler aldım. Sonra gelip kendi yaptığım bağlamanın üzerine uzattım bu şekilde imal ettim. Ama şimdi baya geliştirdim. O benim için hayatımın en büyük handikapı yani bunu yapıp çalamamak. Bunu zaten çalabilseydim su içmeye dahi bile gitmezdim oturur bununla beraber hasbihâl olurdum. Tarifi imkansız bir duygu o duyguyu tarif etmek ancak yaşanılarak görülen bir şey. Gece yatarken eşinin yanında bağlama aklıma geliyor bırakıyorum onu geliyorum” dedi.



“Altın oranında sazlar çıkarıyor”


Aktaş’ın yaptığı bağlamaları deneyen sanatçılardan Gökhan Bozkır ise çok küçük yaşlarda saz çalmaya başladıklarını ve o zamanlar Gümüşhane’de bu imkanlar olmadığı için sazları İstanbul ve çevre illerde tedarik ettiklerini hatırlatarak “Bizim sazlarımızın bakımı, onarımı, tamiri kendimizin yapamayacağı türden. İleri seviyelerdeki tamirlerinin yapılması gerekiyor. Bunların da bir ustanın elinden çıkması lazım. Ben hep İstanbul’a gönderiyordum çok iyi ustalarımız vardı orada ama artık son yıllarda sazımızın tamirleri Burhan abiden geçiyor. Bizim isteklerimizin doğrultusunda yapılması gerekenleri yapıyor Burhan abimiz. Kendisini aşkla takip ediyorum. Çok başarılı, çok azimli bir abimiz. Kendi beklentilerinin çok çok üzerinde imalatlar yapıyor. İnanın altın oranında sazlar çıkarıyor. Kendisinin daha başarılı olabileceğini söylüyorum. Yaptığı sazları hemen hemen hepsini elimizden geçiyor test ediyoruz, bakıyoruz. Burhan abi aradığı zaman yeni bir sazın imal olduğunu anlıyorum ve buluşup ya köyde ya merkezde sazımızı test ediyoruz. Saz üzerinde çalıştığı birçok aleti kendisi üretti. İlerleyen dönemlerde bir sazını Erdal Erzincan üstadımıza göndermeyi düşünüyorum” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Geleceğin hekimleri ‘Beyaz önlük’ giydi Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde eğitimlerine başlayan 1. sınıf öğrencileri için ‘Beyaz Önlük Giyme Töreni’ düzenlendi. Törende akademik unvanları yükselen öğretim üyeleri yeni cübbelerini giyerken, 14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle düzenlenen yarışmalarda dereceye girenlerin ödülleri verildi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri salonunda gerçekleştirilen tören, akademisyenler, öğrenciler ve ailelerin yoğun katılımıyla yapıldı. Törenin açılışında Güzel Sanatlar Fakültesi tarafından verilen mini konserin ardından Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Süleyman Cüneyt Karakuş konuşma yaptı. ‘Beyaz önlük giyme’ töreninde konuşan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Turhan Kaçar, "Tıp, hem teorik donanım, hem de pratik beceri gerektiren bir alan olmanın ötesinde, insana dokunan, insan hayatını merkeze alan sabır, merhamet ve sorumluluk duygusunu birlikte taşıyan çok özel bir meslektir. Bir hekimin attığı her adım, verdiği her karar, bir insanın hayatına doğrudan etkiler. Çünkü hayatımızın her safhasında tıbbın farklı branşlarını temsil eden hekimlerle hepimiz bir şekilde karşılaşıyoruz. Bugün giyeceğiniz beyaz önlük yalnızca bir kıyafet değildir. O önlük bilginin, sorumluluğun, cesaretin, güvenin ve insan hayatına duyulan saygının sembolüdür. Bu önlüğü taşımanın onurunu yaşarken, aynı zamanda onun gerektirdiği sorumluluğun da farkında olacağınıza inanıyorum. Sizlerden beklentimiz bilimin ışığında ilerleyin, mesleki etik değerlerinden taviz vermeyin, insan hayatını her şeyin üzerinde tutan hekimler olmanızdır. Hastalarınızla kuracağınız güçlü iletişim, zarafet ve nezaketiniz, mesleki bilgi ve beceriniz ile bir araya geldiği zaman muhataplarınızın nezdinde nasıl bir kahramana dönüştüğünüzü hayatınız boyunca sıkça göreceksiniz. Bu vesileyle büyük bir özveriyle çalışan tüm hekimlerimizin ve sağlıkçılarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı bir kez daha kutluyorum. Hepinize önünüzdeki yaşamınızda üstün başarılar diliyorum" dedi. Konuşmaların ardından MSKÜ Tıp Fakültesi 1. Sınıf öğrencilerine beyaz önlükleri Rektör Prof. Dr. Turhan Kaçar ve törene katılan protokol üyeleri tarafından giydirildi.
Muş "Baharın habercisi" leylekler Muş Ovası’na gelmeye başladı Türkiye’nin önemli sulak alanlarından biri olan Muş Ovası, baharın habercisi olarak bilinen leylekleri ağırlamaya başladı. Kışı sıcak bölgelerde geçiren leylekler, havaların ısınmasıyla birlikte göç ederek yeniden Muş’a geldi. Kış aylarını sıcak bölgelerde geçiren leylekler, havaların ısınmasıyla birlikte Muş Ovası’ndaki yuvalarına dönmeye başladı. Göç yolculuklarını tamamlayarak Muş Ovası’na ulaşan leylekler, köylerde daha önce yaptıkları yuvalarına yerleşmeye başladı. Köylerdeki elektrik direkleri, cami kubbeleri ve ev çatılarına kurdukları yuvalarına yerleşen leylekler, ovada baharın gelişini müjdeledi. Her yıl olduğu gibi bu yıl da bahar mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte bölgeye gelen leylekler, özellikle kırsal kesimde yaşayan vatandaşların ilgisini çekti. Muş Ovası’nın geniş sulak alanları ve doğal yaşamı, leyleklerin konaklaması ve beslenmesi için uygun bir ortam sunuyor. Bu nedenle her yıl çok sayıda leylek göç döneminde ovaya gelerek burada yuva kuruyor. Baharın müjdecisi olarak bilinen leyleklerin köye gelmeye başladığını söyleyen Mehmet Çelebi, "Baharın müjdecisi olan leylekler köyümüze gelmeye başladı. Leyleklerin gelmesiyle birlikte inşallah bahar da gelecek. Köyümüzde kalıyorlar, burada yuvalarını yapıp yavruluyorlar. Yavrular büyüdükten sonra ise tekrar göç yoluna çıkıyorlar" dedi. Leyleklerin köye gelmesine çok sevindiklerini dile getiren vatandaşlardan Kemal Kaya, "Leylekler köyümüze gelmeye başladı. Baharın müjdecisi olan leylekler şu an köyümüzde. Onlar geldiğinde baharın geldiğini hissediyoruz. Leyleklerin gelişine çok seviniyoruz çünkü baharın geldiğini gösteriyor. Leylekler çok neşeli hayvanlardır, biz de onları çok seviyoruz. Şimdiden yuvalarını yapmaya başladılar" şeklinde konuştu.