- 12 Ekim 2022 Çarşamba 09:03

Üniversite öğrencisi tasarladığı ‘dijital nöbetçi’ ile takdir topladı

A
A
A
Üniversite öğrencisi tasarladığı ‘dijital nöbetçi’ ile takdir topladı

Gümüşhane Üniversitesi öğrencisi Emirkan Yılmaz, "Asker ve polisler yaralanmasın, şehit olmasın" diyerek hem manuel hem de dijital olarak kullanılabilen ‘dijital nöbetçi’yi tasarladı.

Gümüşhane Üniversitesi öğrencisi Emirkan Yılmaz, "Asker ve polisler yaralanmasın, şehit olmasın" diyerek hem manuel hem de dijital olarak kullanılabilen ‘dijital nöbetçi’yi tasarladı.


Gümüşhaneli olan ve İstanbul’da yaşayan Makine Mühendisliği son sınıf öğrencisi Emirkan Yılmaz, bitirme tezi olarak hazırladığı ‘dijital nöbetçi’ projesi ile takdir topluyor.


Stajını savunma sanayi üretimi ile ilgilenen özel bir şirkette yapan ve bu alanda kendini geliştiren Yılmaz, ‘dijital nöbetçi’ adını verdiği sistemle birlikte kolluk kuvvetlerinin riskli operasyonlardan daha az zayiatla çıkmalarını hedefliyor. Üzerine silah yerleştirilen düzenek manuel ve dijital olarak kontrol edilebilirken Yılmaz, çalışmalarının sürdüğünü ve ilerleyen süreçte ‘dijital nöbetçi’nin görüntü takibi de sağlayabileceğini söyledi.



“Proje asker ve polislerimizin can kaybını önlemek amacıyla yapıldı”


Sistemin gelişime açık olduğunu ve bu noktada çalışmalarının sürdüğünü ifade eden Yılmaz, “Projeyi yapmamdaki amaç asker ve polislerimizin olaylara müdahale esnasında can kayıplarını ve yaralanmalarını önlemek. Bu sistemin hali hazırda kullanımları mevcut fakat biz farklı düzenekler de ekledik. Çalışmalarımız devam ediyor. Sistemimiz bulunduğu ortamda alanı tarayabiliyor, gerektiği zaman hedeflenen kitleyi takip edebiliyor belli bir mesafeden kablosuz bağlantıya imkan sağlıyor. Bluetooth aracılığıyla takip edebildiğimiz aslında dijital bir nöbetçi. Bu sistemin birçok kullanım alanı var, özellikle sınır karakollarında. Amacımız insan gücünden çok mekanikleşmek, olabildiğince az zayiat vermek” dedi.



"İnsan kaybından çok, mekanikleşmeye gitmesini istedim sistemin"


Kendisi gibi İstanbul’da yaşayan kuzeni ve babasının kamera arkası robotik sistemler üreten firmaları olduğunu, onlarla iletişime geçerek tasarımımdan bahsettiğini anlatan Yılmaz, “Onların kamera sistemlerinde kullandığı altyapıyla benim tasarımımı birleştirdik ve ortaya böyle bir şey çıkardık. Askerlerimizle ilgili nöbet kulübelerinde özellikle terör örgütlerinin yaptıkları saldırılarda şehit verebiliyoruz, beni bu tetikledi. Önceki stajımı da savunma sanayi şirketinde yaptım. Çok meraklıyım bu alana. Böyle bir fikir geldi aklıma. İnsan kaybından çok, mekanikleşmeye gitmesini istedim sistemin. Sisteme daha birçok özellik eklemek için çalışmalarımız sürüyor” diye konuştu.


Sürecin 6-7 ay sürdüğünü ifade eden Yılmaz, sözlerini şöyle sonlandırdı:


“6-7 aylık bir süreçte sonunda sistemimiz kurduk. Bundan sonraki aşamalarda görüntü takip sistemi üzerinde çalışıyoruz. Görüntü takibi özelliği de karşıda hareketli bir cismin kafasına sabitlediğimizde sistem gayet rahat bir şekilde onu takip edebiliyor olacak. Herhangi bir insan gücü gerekmeden cihazı bağladığımız takdirde cihaz otomatik olarak takip edebilecek. Milimetrik ince hassasiyet sağlayabiliyoruz. Şu an görüntü takibi üzerinde çalışıyoruz.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Geleceğin hekimleri ‘Beyaz önlük’ giydi Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde eğitimlerine başlayan 1. sınıf öğrencileri için ‘Beyaz Önlük Giyme Töreni’ düzenlendi. Törende akademik unvanları yükselen öğretim üyeleri yeni cübbelerini giyerken, 14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle düzenlenen yarışmalarda dereceye girenlerin ödülleri verildi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri salonunda gerçekleştirilen tören, akademisyenler, öğrenciler ve ailelerin yoğun katılımıyla yapıldı. Törenin açılışında Güzel Sanatlar Fakültesi tarafından verilen mini konserin ardından Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Süleyman Cüneyt Karakuş konuşma yaptı. ‘Beyaz önlük giyme’ töreninde konuşan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Turhan Kaçar, "Tıp, hem teorik donanım, hem de pratik beceri gerektiren bir alan olmanın ötesinde, insana dokunan, insan hayatını merkeze alan sabır, merhamet ve sorumluluk duygusunu birlikte taşıyan çok özel bir meslektir. Bir hekimin attığı her adım, verdiği her karar, bir insanın hayatına doğrudan etkiler. Çünkü hayatımızın her safhasında tıbbın farklı branşlarını temsil eden hekimlerle hepimiz bir şekilde karşılaşıyoruz. Bugün giyeceğiniz beyaz önlük yalnızca bir kıyafet değildir. O önlük bilginin, sorumluluğun, cesaretin, güvenin ve insan hayatına duyulan saygının sembolüdür. Bu önlüğü taşımanın onurunu yaşarken, aynı zamanda onun gerektirdiği sorumluluğun da farkında olacağınıza inanıyorum. Sizlerden beklentimiz bilimin ışığında ilerleyin, mesleki etik değerlerinden taviz vermeyin, insan hayatını her şeyin üzerinde tutan hekimler olmanızdır. Hastalarınızla kuracağınız güçlü iletişim, zarafet ve nezaketiniz, mesleki bilgi ve beceriniz ile bir araya geldiği zaman muhataplarınızın nezdinde nasıl bir kahramana dönüştüğünüzü hayatınız boyunca sıkça göreceksiniz. Bu vesileyle büyük bir özveriyle çalışan tüm hekimlerimizin ve sağlıkçılarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı bir kez daha kutluyorum. Hepinize önünüzdeki yaşamınızda üstün başarılar diliyorum" dedi. Konuşmaların ardından MSKÜ Tıp Fakültesi 1. Sınıf öğrencilerine beyaz önlükleri Rektör Prof. Dr. Turhan Kaçar ve törene katılan protokol üyeleri tarafından giydirildi.
Muş "Baharın habercisi" leylekler Muş Ovası’na gelmeye başladı Türkiye’nin önemli sulak alanlarından biri olan Muş Ovası, baharın habercisi olarak bilinen leylekleri ağırlamaya başladı. Kışı sıcak bölgelerde geçiren leylekler, havaların ısınmasıyla birlikte göç ederek yeniden Muş’a geldi. Kış aylarını sıcak bölgelerde geçiren leylekler, havaların ısınmasıyla birlikte Muş Ovası’ndaki yuvalarına dönmeye başladı. Göç yolculuklarını tamamlayarak Muş Ovası’na ulaşan leylekler, köylerde daha önce yaptıkları yuvalarına yerleşmeye başladı. Köylerdeki elektrik direkleri, cami kubbeleri ve ev çatılarına kurdukları yuvalarına yerleşen leylekler, ovada baharın gelişini müjdeledi. Her yıl olduğu gibi bu yıl da bahar mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte bölgeye gelen leylekler, özellikle kırsal kesimde yaşayan vatandaşların ilgisini çekti. Muş Ovası’nın geniş sulak alanları ve doğal yaşamı, leyleklerin konaklaması ve beslenmesi için uygun bir ortam sunuyor. Bu nedenle her yıl çok sayıda leylek göç döneminde ovaya gelerek burada yuva kuruyor. Baharın müjdecisi olarak bilinen leyleklerin köye gelmeye başladığını söyleyen Mehmet Çelebi, "Baharın müjdecisi olan leylekler köyümüze gelmeye başladı. Leyleklerin gelmesiyle birlikte inşallah bahar da gelecek. Köyümüzde kalıyorlar, burada yuvalarını yapıp yavruluyorlar. Yavrular büyüdükten sonra ise tekrar göç yoluna çıkıyorlar" dedi. Leyleklerin köye gelmesine çok sevindiklerini dile getiren vatandaşlardan Kemal Kaya, "Leylekler köyümüze gelmeye başladı. Baharın müjdecisi olan leylekler şu an köyümüzde. Onlar geldiğinde baharın geldiğini hissediyoruz. Leyleklerin gelişine çok seviniyoruz çünkü baharın geldiğini gösteriyor. Leylekler çok neşeli hayvanlardır, biz de onları çok seviyoruz. Şimdiden yuvalarını yapmaya başladılar" şeklinde konuştu.