GÜNDEM
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 18:39 Büyükşehir, Karaağaç-Artur yolunu yaza hazırlıyor Türkiye’nin en gözde tatil destinasyonlarından olan Gömeç ilçesinde, Karaağaç-Artur arasındaki 4,6 kilometrelik yolda, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi tarafından asfalt serim çalışmaları gerçekleştiriliyor. Hızlı bir şekilde devam eden çalışmalarla yol, kısa sürede vatandaşların hizmetine açılacak. Mayıs ayının gelmesiyle asfalt sezonunu açan Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, kentin dört bir yanında yol yapım, bakım ve onarım çalışmalarına hız verdi. Türkiye’nin en gözde turizm destinasyonlarına sahip olan Balıkesir’de; hem hemşehrilerinin hem de turistlerin daha güvenli, konforlu ve modern yollarda seyahat etmesini sağlamak amacıyla çalışmalarına yön veren Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’ın talimatıyla, Yol Yapım Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı tarafından Gömeç ilçesi Karaağaç-Artur arasındaki 4,6 kilometrelik yolda, asfalt serim çalışmaları gerçekleştiriliyor. Kısa sürede tamamlanacak çalışmalarla Karaağaç-Artur arasındaki yol, yaz sezonu öncesinde vatandaşların hizmetine açılacak. Kış koşulları ve yoğun yağışlar sonrasında yolun oldukça kötü hale geldiğini ifade eden Ergin Savcı "Ahmet Başkanımıza teşekkür ederim, Karaağaç bölgesindeki herkes çok mutlu olmuştur. Güzel bir ekip ve ekipmanlarla güzel bir çalışma yapılıyor." diye konuştu. Karaağaç-Artur yolunda yıllardır mağduriyet yaşadıklarını söyleyen Muhammet Ali Arat "Mükemmel bir yol yapıldı şu anda bütün sorunlarımız giderildi. Ahmet Başkanımıza yürekten teşekkürlerimizi sunuyoruz çok sağ olsun. Onun sayesinde oldu bu yollar. Bundan sonra artık burada rahat bir yolculuk yapacağız." şeklinde konuştu.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 17:56 Ölümcül DMD hastalığıyla mücadele eden Ahmet Sami kendisine uzanacak yardım elini bekliyor Erzurum’da ölümcül Duchenne Musküler Distrofi (DMD) ile mücadele eden 10 yaşındaki Ahmet Sami Yıldırım, sağlığına kavuşup yeniden koşacağı ve çocukluğunu doyasıya yaşayacağı günü umutla bekliyor. Baba Halil İbrahim Yıldırım ve anne Leyla Yıldırım açılan kampanyaya destek isterken, küçük kardeş Eymen, "Abim koşmadıkça bende koşmayacağım" dedi. Ahmet Sami Yıldırım için Erzurum Valiliği onayıyla 26 Eylül 2025 tarihinde başlatılan yardım kampanyasında hedeflenen tutarın yüzde 53’ü toplandı. Ancak baba Halil İbrahim Yıldırım, çocuğunun hastalığının ilerlemeden tedavi sürecine başlanabilmesi için kampanyanın kısa sürede tamamlanmasının büyük önem taşıdığını belirtirken, Ahmet Sami’nin en büyük hayali ise iyileşip yeniden koşabilmek, bisiklete binmek ve çocukluğunu doyasıya yaşayabilmek. "Vakit kaybetmeden tedavi başlamalı" Ahmet Sami Yıldırım 10 yaşında ve teşhisi konulan Duchenne Musküler Distrofi (DMD) Kas Hastalığı ile mücadele ediyor. Baba Halil İbrahim Yıldırım ve anne Leyla Yıldırım bu hastalıkta en önemli hususun teşhis zamanı ve ilerleyen süreçte hastanın yaşına bağlı olarak görülen kaslardaki güç kaybı ve hatta kas yıkımı sebebiyle hareket kısıtlamasına yol açması olduğunu ifade ederken, Ahmet Sami’nin halihazırda güç kaybının oluştuğunu, yürümekte zorlandığı ve uzmanların bu komplikasyonların günden güne artarak devam edeceğini dile getirdiğini söylediler. Halil İbrahim ve Leyla Yıldırım çiftinin evladı olan Ahmet Sami Yıldırım’a, 2,5 yaşındayken kas erimesi olarak bilinen DMD teşhisi konuldu. Yıllardır hastalıkla pençeleşen ve son dönemde hareket kabiliyeti iyice kısıtlanan Ahmet Sami’nin tek kurtuluşu, yurt dışında uygulanan ve yaklaşık 2,9 milyon dolar maliyeti olan gen tedavisi. "Oğlum gözlerimin önünde eriyor" Evladının sağlığına kavuşması için öğretmenlik mesleğine ara vererek kendini oğluna adayan anne Leyla Yıldırım, zamanın daraldığını vurguladı. Hastalığın her geçen gün kasları daha fazla etkilediğini belirten anne Leyla Yıldırım, "Ahmet Sami artık akranları gibi koşamıyor, merdiven çıkarken zorlanıyor. Bu tedavi bizim tek umudumuz. Bir annenin evladının gözleri önünde günden güne güçten düşmesini izlemesi çok ağır. Lütfen sesimizi duyun" diyerek hayırseverlere çağrıda bulundu. Küçük Ahmet Sami’nin hayali pilot olmak Hastalığına rağmen umudunu yitirmeyen ve derslerinde oldukça başarılı olan 10 yaşındaki Ahmet Sami ise en büyük hayalinin sağlığına kavuşup pilot olmak olduğunu söyledi. Arkadaşlarıyla yeniden futbol oynamak istediğini belirten küçük Ahmet Sami, "İyileşince yeniden koşmak, bisiklete binmek istiyorum. Bilgisayarları çok seviyorum, mühendis olup ülkeme faydalı işler yapmak istiyorum. Bana yardım eden herkese çok teşekkür ederim" dedi. Küçük Eymen abisinin en büyük destekçisi Henüz ana okuluna giden ve hastalıkla mücadele eden abisine en büyük desteği veren minik Eymen ise, "Abim koşuncaya kadar bende koşmayacağım. O bazen yere düşüyor, yerden kaldırıyorum. İyileştiği zaman onunla bisiklete bineceğiz, futbol oynayacağız. Zengin amcalar abime yardım etsin" dedi.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 17:38 Ölümcül DMD hastalığıyla mücadele eden Ahmet Sami kendisine uzanacak yardım elini bekliyor Erzurum’da ölümcül Duchenne Musküler Distrofi (DMD) ile mücadele eden 10 yaşındaki Ahmet Sami Yıldırım, sağlığına kavuşup yeniden koşacağı ve çocukluğunu doyasıya yaşayacağı günü umutla bekliyor. Baba Halil İbrahim Yıldırım ve anne Leyla Yıldırım açılan kampanyaya destek isterken, küçük kardeş Eymen, "Abim koşmadıkça bende koşmayacağım" dedi. Ahmet Sami Yıldırım için Erzurum Valiliği onayıyla 26 Eylül 2025 tarihinde başlatılan yardım kampanyasında hedeflenen tutarın yüzde 53’ü toplandı. Ancak baba Halil İbrahim Yıldırım, çocuğunun hastalığının ilerlemeden tedavi sürecine başlanabilmesi için kampanyanın kısa sürede tamamlanmasının büyük önem taşıdığını belirtirken, Ahmet Sami’nin en büyük hayali ise iyileşip yeniden koşabilmek, bisiklete binmek ve çocukluğunu doyasıya yaşayabilmek. "Vakit kaybetmeden tedavi başlamalı" Ahmet Sami Yıldırım 10 yaşında ve teşhisi konulan Duchenne Musküler Distrofi (DMD) Kas Hastalığı ile mücadele ediyor. Baba Halil İbrahim Yıldırım ve anne Leyla Yıldırım bu hastalıkta en önemli hususun teşhis zamanı ve ilerleyen süreçte hastanın yaşına bağlı olarak görülen kaslardaki güç kaybı ve hatta kas yıkımı sebebiyle hareket kısıtlamasına yol açması olduğunu ifade ederken, Ahmet Sami’nin halihazırda güç kaybının oluştuğunu, yürümekte zorlandığı ve uzmanların bu komplikasyonların günden güne artarak devam edeceğini dile getirdiğini söylediler. Halil İbrahim ve Leyla Yıldırım çiftinin evladı olan Ahmet Sami Yıldırım’a, 2,5 yaşındayken kas erimesi olarak bilinen DMD teşhisi konuldu. Yıllardır hastalıkla pençeleşen ve son dönemde hareket kabiliyeti iyice kısıtlanan Ahmet Sami’nin tek kurtuluşu, yurt dışında uygulanan ve yaklaşık 2,9 milyon dolar maliyeti olan gen tedavisi. "Oğlum gözlerimin önünde eriyor" Evladının sağlığına kavuşması için öğretmenlik mesleğine ara vererek kendini oğluna adayan anne Leyla Yıldırım, zamanın daraldığını vurguladı. Hastalığın her geçen gün kasları daha fazla etkilediğini belirten anne Leyla Yıldırım, "Ahmet Sami artık akranları gibi koşamıyor, merdiven çıkarken zorlanıyor. Bu tedavi bizim tek umudumuz. Bir annenin evladının gözleri önünde günden güne güçten düşmesini izlemesi çok ağır. Lütfen sesimizi duyun" diyerek hayırseverlere çağrıda bulundu. Küçük Ahmet Sami’nin pilot olmak Hastalığına rağmen umudunu yitirmeyen ve derslerinde oldukça başarılı olan 10 yaşındaki Ahmet Sami ise en büyük hayalinin sağlığına kavuşup pilot olmak olduğunu söyledi. Arkadaşlarıyla yeniden futbol oynamak istediğini belirten küçük Ahmet Sami, "İyileşince yeniden koşmak, bisiklete binmek istiyorum. Bilgisayarları çok seviyorum, mühendis olup ülkeme faydalı işler yapmak istiyorum. Bana yardım eden herkese çok teşekkür ederim" dedi. Küçük Eymen abisinin en büyük destekçisi Henüz ana okuluna giden ve hastalıkla mücadele eden abisine en büyük desteği veren minik Eymen ise, "Abim koşuncaya kadar bende koşmayacağım. O bazen yere düşüyor, yerden kaldırıyorum. İyileştiği zaman onunla bisiklete bineceğiz, futbol oynayacağız. Zengin amcalar abime yardım etsin" dedi.
Evde sanat atölyesi
29 Nisan 2026 Çarşamba - 09:55 Evde sanat atölyesi Kayseri’de yaşayan seramik sanatçısı Nurcihan Cihan, evine kurduğu atölyesi ile günün her saatinde sanatını bir oda yakından icra edebiliyor. Kayseri’de yaşayan Nurcihan Cihan, çocukluğundan beri kile ve seramik sanatına olan sevgisini akademik hayatıyla birleştirerek seramik sanatçısı oldu. Daha sonra çalıştığı yerlerde üretmeye devam eden Cihan, 26 yıl sonra kendi evine atölye kurmaya karar verdi. Evinin bir odasını tam teşekküllü bir atölyeye çeviren Nurcihan Cihan, yapacağı eserlerini önce çiziyor, sonra işlemlerini tamamlayıp yine odasında bulunan profesyonel seramik fırınından çıkararak sanata çeviriyor. Sanatını evine taşıdığını ve bunu yapabilmek için gereken seramik fırınını alabilmek için 26 yıl beklediğini söyleyen Nurcihan Cihan, "Ben seramikçiyim. KAYMEK’te de öğretmen olarak görev yapmaktayım. Seramik deyince çocukluğum derim. O bölümü okudum üniversitede. Daha sonra yüksek yaptım. Bu bitmeyen bir aşk hikayesi diyebilirim. Ben Kapadokya Kadınları teması ile çalışıyorum. Çünkü Erciyes milyonlarca yıl önce bir patlama yaşadı ve o tüfler de kadınlar gibi zamana direnen varlıklar. O yüzden ikisini birleştirerek bir çalışma yaptım ve kadının bugünkü direnişini anlatan çalışmalar yapmaya devam ediyorum. Ben uzun zamandır seramik yapıyorum ama bu konuyu bir yıldır ele aldım ve çok keyif alarak da devam ediyorum. Seramikle uğraşmaya doğdum doğalı desem, 3 yaşından beri desem abartı olmaz. Doğduğum yer olan Yeşilhisar’daki bir çayda başladı aslında çamurla oynama merakı. Eğitim hayatım da seramikle devam etti. Güzel Sanatlar okuma fırsatım oldu. Çamurla orada buluştum, harika hocalarla çalıştım ve bugünlere kadar bir yolculuk devam etti. Evime taşıdım bu işi. 26 sene bekledim bir seramik fırınım olsun diye. Sonra ev alımıyla beraber fırınımı yerleştirdim. Odaları birleştirdim, evimde bir atölyem var ve burada kadına sanatsal bir dokunuş ile devam ediyorum. Kapadokya ve Kadın temasını birleştirdim ve güzel işler yapıyor ve sergiliyorum" dedi. Cihan, sanatına bir oda ötede olduğunu ve bunun çok büyük bir özgürlük olduğunu söyleyerek, "Bence bu çok büyük özgürlük. Yani eğer benim bir atölyem başka bir mekanda olsaydı ya da bir yerleşkede olsaydı ya da evimin dışında bir yerde olsaydı ben gecenin bir vakti kalktım, işte fırınım ne alemde, işlerim kurudu mu ya da şu an şunu yapmam gerekiyor hadi hemen yapayım deme şansına sahip olamayacaktım. Bir oda kadar yakınım atölyeme, bir yürüme mesafesi kadar ve ilhamın geldiği her an ben bu işi çok rahatlıkla yapabiliyorum ve takip edebiliyorum. Tabi ki önce ilham gelmesi gerekiyor. Sonra bir defterim var, o deftere çizimler yapıyorum. Zaten bir tema var, bir hikaye var. Bütün çalışmalarımın bir hikayesi var. Yaptığım çizimleri Kapadokya toprağıyla, Avanos toprağıyla birleştirerek önce tabii ki yoğurma aşaması, şekillendirme aşaması, rötuşu, bisküvi pişirimi, sırlaması ve fırından çıkış ki zaten en kıymetli kısmı. Sonra izleyiciyle buluşma kısmı oluyor. Benim insanlara tavsiyem de üretsinler. Sadece sanatsal anlamda değil, el sanatları anlamında da mutlaka üretsinler derim" ifadelerini kullandı. (EK
Aydın’da Kurban Tanıtım Toplantısı düzenlendi
29 Nisan 2026 Çarşamba - 09:54 Aydın’da Kurban Tanıtım Toplantısı düzenlendi Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) tarafından yürütülen vekaletle kurban organizasyonuna ilişkin bilgilendirme toplantısı Aydın’da gerçekleştirildi. Diyanet İşleri Başkanlığı Strateji Geliştirme Başkanı Halit Güldemir’in katılımıyla İl Müftülüğü Konferans Salonu’nda düzenlenen program, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Toplantı, İl Müftüsü Hasan Güneş’in açılış konuşmasıyla devam etti. Güneş konuşmasında, Diyanet İşleri Başkanlığı ile Türkiye Diyanet Vakfı’nın toplumsal sorumluluk alanındaki çalışmalarına değinerek, özellikle vekaletle kurban organizasyonunun yurt içi ve yurt dışındaki önemine dikkat çekti. Programda konuşan Strateji Geliştirme Başkanı Halit Güldemir ise din görevlilerinin sahadaki rolüne vurgu yaparak, "Kimsesizlerin kimsesi olma yolunda kapısını çalmadığınız kimse kalmasın" ifadelerini kullandı. Güldemir, Türkiye Diyanet Vakfı aracılığıyla yürütülen kurban faaliyetlerinin yurt içi ve yurt dışında gönül köprüleri kurduğunu belirterek, bu çalışmaların birçok insanın İslam ile tanışmasına vesile olduğunu ifade etti. Diyanet İşleri Başkanlığı ile Türkiye Diyanet Vakfı iş birliğinde; 81 il, 922 ilçe, 81 ülke ve 398 bölgede kurban payı dağıtımı gerçekleştirildiğini aktaran Güldemir, 2026 yılı için kurban hisse bedellerinin yurt içinde 18 bin TL, yurt dışında ise 7 bin TL olarak belirlendiğini açıkladı. Programda ayrıca sürecin güven, şeffaflık ve hassasiyet içerisinde yürütülmesinin önemine dikkat çekilirken, sahada görev alacak din görevlilerine başarı dileklerinde bulunuldu. Program sonunda 2025 yılı vekaletle kurban organizasyonunda özveriyle görev yapan din görevlilerine plaket takdim edilirken; toplantıya il müftü yardımcıları, ilçe müftüleri, şube müdürleri, vaizler, imam hatipler, müezzin kayyımlar ve Kur’an kursu öğreticileri katıldı.
Buca Metrosu’nda 2028 hedefi için çalışmalar sürüyor
29 Nisan 2026 Çarşamba - 09:47 Buca Metrosu’nda 2028 hedefi için çalışmalar sürüyor İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir tarihinin tek kalemde gerçekleştirilen en büyük yatırımı Buca Metrosu’nu hedeflendiği gibi 2028 yılında tamamlamak için çalışmalarına devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Raylı Sistemler Dairesi Başkanı Alpaslan Kara, "Günde 400 bin yolcuya hizmet verecek, konforlu, güvenli ve hızlı bir ulaşım altyapısını İzmir halkına sunmuş olacağız. Bir an evvel işletmeye başlamak için sabırsızlıkla çalışmalarımızı sürdürüyoruz" şeklinde konuştu. Son iki yılda raylı sistem yatırımlarında önemli bir ivme yakalayan İzmir Büyükşehir Belediyesi, öz kaynaklarıyla yürüttüğü 765 milyon Euro bütçeli Buca Metrosu’nda çalışmalarını sürdürüyor. 13,5 kilometrelik Çamlıkule-Üçyol arasında tünel kazılarının tamamlanmasının ardından hattın Fuar İzmir’e ulaştırılması için de tünel açma makineleriyle kazıya başlayan Büyükşehir Belediyesi, projeyi 2028 yılında tamamlamayı hedefliyor. 17,8 kilometrelik hattın bitirilmesiyle Buca Metrosu Üçyol’da mevcut metro hattına, Şirinyer’de ise İZBAN’a entegre olacak ve Buca’dan kent merkezine ulaşım büyük ölçüde hızlanacak. Kara: "Projenin yüzde 45’ini tamamlamış bulunuyoruz" İzmir Büyükşehir Belediyesi Raylı Sistemler Dairesi Başkanı Alpaslan Kara, "Tamamlandığında 17,8 kilometre uzunluğunda olacak Buca Metrosu projesi, 14 istasyondan oluşacak. Projenin yüzde 45’ini tamamlamış bulunuyoruz. Tünellerde ise yüzde 67 seviyesindeyiz. Üçyol’dan Çamlıkule istasyonuna kadar olan çift hat tünelimiz tamamlanmış durumda. Proje yürütülürken uzatılmasına karar verilen Çamlıkule-Fuar İzmir arasındaki tünellerin imalatına başladık. Bu uzatma hattı için Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü’nden onayımızı da aldık. Projenin tamamında 4 TBM ile tünellerimizi kazdık. Bugün itibariyle 3 TBM çalışmakta. 4. TBM’nin de kısa sürede çalışmalarının başlamasını bekliyoruz" dedi. "Sabırsızlanıyoruz" Birçok istasyonda inşa faaliyetlerinin sürdüğünü belirten Kara, "Bir metro projesinde zaman zaman tüm istasyonlarda aynı ilerleme olmaz. Zaman zaman teknik ve lojistik hazırlıklar yapılır. Kimi zaman da istasyonlardaki inşa faaliyetleri sürer. İnşa faaliyetinin sürdüğü Buca Koop istasyonunda TBM’nin hafriyat çalışmaları ve betonarme çalışmalarımız devam ediyor. General Asım Gündüz, Şirinyer, Çamlıkule’de inşa faaliyetlerimiz devam ediyor. Hem betonarme hem de beton imalatlarımız sürüyor. 3 TBM de faal olarak çalışmaya devam ediyor. 2028 itibariyle projemizde trenlerin de temininin ardından işletmeye başlamayı planlıyoruz. Proje tamamlandığında günde 400 bin yolcuya hizmet verecek, konforlu, güvenli ve hızlı bir ulaşım altyapısını İzmir halkına sunmuş olacağız. Bir an evvel işletmeye başlamak için sabırsızlıkla çalışmalarımızı sürdürüyoruz" şeklinde konuştu. "Fizibilite çalışmaları da tamamlanma aşamasına geldi" Hattın Fuar İzmir’e uzatılması çalışmalarının da sürdüğünü kaydeden Kara, "Çamlıkule - Fuar İzmir arası yaklaşık 4,5 kilometre. Burasını 2027 yılı içinde tamamlamayı planlıyoruz. 2 TBM, Fuar İzmir’de Çamlıkule’ye, 2 TBM de Çamlıkule’den Fuar İzmir’e doğru gidecek. Bunların tahminimize göre Buca Anadolu Lisesi bölgesinde açacağımız TBM şaftında buluşmalarını öngörüyoruz. Burası aynı zamanda fizibilite çalışmalarını sürdürdüğümüz Buca Anadolu Lisesi istasyonu olacaktır. Bu uzatma hattında yapacağımız 3 rezerv istasyonla ilgili fizibilite çalışmaları da tamamlanma aşamasına geldi. Tahmin ediyorum önümüzdeki ay Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile görüşmelere başlayacağız, son halini vereceğiz. Buca halkının da konforlu bir ulaşıma sahip olması için gerekli istasyonların inşasına başlayacağız" dedi. "Karabağlar Metrosu projemiz bakanlık tarafından onaylandı" Son olarak kent genelinde ulaşım projelerine yoğunlaştıklarını kaydeden Kara, "İzmir’in özellikle Karabağlar ve Buca ilçesi gibi çok büyük bir nüfus yoğunluğuna ve ulaşım altyapısına ihtiyacı olan bölgelerimiz. İki bölge için de çok ciddi ulaşım projelerimiz var. Karabağlar Metrosu projemiz bakanlık tarafından onaylandı, önümüzdeki dönemde ihalesi için finansman ve ihale çalışmaları başlayacak. Buca Metrosu da bu dönem içinde tamamlanacak şekilde çalışmalarımız sürüyor. Bu sene bitmeden Buca Metrosu araçları için ihale hazırlıklarımızı tamamlamış olacağız. İnşaat çalışmalarının tamamlanmasıyla, araçların da burada olmasını hedefliyoruz. Araçlar geldiğinde bir an evvel testlere başlayıp hattımızın işletmeye açılması söz konusu olacak" ifadelerini kullandı.
Nisan ayı doğum yardımı ödemeleri hesaplara yatırıldı
29 Nisan 2026 Çarşamba - 09:44 Nisan ayı doğum yardımı ödemeleri hesaplara yatırıldı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, nisan ayı doğum yardımı ödemelerinin bugün itibarıyla annelerin hesaplarına yatırıldığını bildirdi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, yaptığı yazılı açıklamada 2025 Aile Yılı kapsamında doğum yardımı miktarının güncellendiğini, 1 Ocak 2025 itibarıyla doğan ilk çocuğa 5 bin lira tutarında tek seferlik, ikinci çocuğa aylık bin 500 lira, üç ve sonraki çocuklar için aylık 5 bin lira destek verilmeye başlandığını hatırlattı. İki, üç ve üzeri 589 bin 603 çocuk için düzenli ödeme yapıldığını ifade eden Bakan Göktaş, "Bu kapsamda nisan ayı doğum yardımı ödemelerini bugün itibarıyla annelerin hesaplarına yatırdık. Böylece bugüne kadar doğum yardımından faydalanan toplam 990 bin 360 annenin hesabına 15,9 milyar liralık ödeme gerçekleştirmiş olduk. Bakanlık olarak aile olmayı teşvik eden, sürdürülebilir destek mekanizmalarıyla sağlıklı, bilinçli aileleri güçlendirmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Ödemelerin bütün ailelerimize hayırlı olmasını diliyorum" dedi. Göktaş, doğum yardımına başvuruların e-Devlet ve ’İlk Öğretmenim Ailem’ mobil uygulaması üzerinden alındığını belirterek, başvurusu onaylanan ailelerin doğum yardımlarının yatırıldığı bilgisine ‘İlk Öğretmenim Ailem’ mobil uygulaması aracılığıyla ulaşılabileceğini bildirdi. Doğum yardımı ödemelerinin Halkbank aracılığıyla hesaplara yatırıldığı bilgisini veren Göktaş, ödemelerin çocuklar 5 yaşını tamamlayana kadar kesintisiz olarak devam edeceğini hatırlattı.
BEUN’da Teoman Duralı’nın adını taşıyan merkez hayata geçiyor
29 Nisan 2026 Çarşamba - 09:43 BEUN’da Teoman Duralı’nın adını taşıyan merkez hayata geçiyor Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN), bilim ve düşünce hayatına yeni bir ivme kazandıracak önemli bir adımı daha hayata geçirdi. BEUN bünyesinde kurulan felsefenin güçlü kalemlerinden Prof. Dr. Ş. Teoman Duralı’nın adını taşıyan Felsefe-Bilim Uygulama ve Araştırma Merkezi, felsefe başta olmak üzere bilim, düşünce tarihi ve disiplinlerarası alanlarda üretim yapan, araştıran ve yön veren dinamik bir akademik zemin olarak faaliyet gösterecek. BEUN Uygulama ve Araştırma Merkezleri içerisinde kurulan Teoman Duralı Felsefe-Bilim Uygulama ve Araştırma Merkezi, 14 Nisan 2026 tarihli Yükseköğretim Yürütme Kurulu toplantısında uygun bulundu. 2547 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri uyarınca kurulan bu merkezle birlikte Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesindeki uygulama ve araştırma merkezi sayısı 35’e yükseldi. Bu önemli adım, üniversitenin araştırma odaklı vizyonunu güçlendirirken, Türkiye’de felsefe ve bilim alanındaki akademik çalışmalara da yeni bir ivme kazandırmayı hedefliyor. Kurulan merkez; felsefe, bilim, düşünce tarihi ve disiplinlerarası araştırmalar başta olmak üzere geniş bir akademik sahada faaliyet gösterecek. Ulusal ve uluslararası kongreler, sempozyumlar, çalıştaylar ve bilimsel projeler aracılığıyla hem akademik dünyaya hem de topluma katkı sunması hedeflenen merkez, özellikle genç araştırmacılar için güçlü bir ilham ve üretim alanı olacak. Aynı zamanda hayata geçirilen bu merkez, Prof. Dr. Ş. Teoman Duralı’nın felsefe, bilim ve medeniyet tasavvuru ekseninde ortaya koyduğu özgün düşünce birikimini gelecek nesillere aktarmayı hedefliyor. Türkiye’de yerli ve millî felsefi düşüncenin gelişimine öncülük eden Prof. Dr. Duralı’nın adıyla kurulan bu yapı, onun ilmî mirasını yaşayan bir araştırma ve üretim alanına dönüştürecek. Son yıllarda bilimsel üretkenliği, uluslararası iş birlikleri ve akademik atılımlarıyla dikkat çeken Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, bu merkezle birlikte felsefe ve bilim alanında da öncü bir rol üstlenmeyi hedefliyor. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, son yıllarda Prof. Dr. Teoman Duralı’nın hatırasını yaşatmak adına önemli adımlar attı. 2022-2025 yılları arasında, BEUN Rektörü İsmail Hakkı Özölçer’in öncülüğünde Teoman Duralı’nın düşünce dünyasını daha geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla çok yönlü ve kapsamlı akademik etkinlikler hayata geçirildi. "Tanıklarla Teoman Duralı’nın Düşünce Dünyası" paneli, "Görgü ve Bilgi Arasında: Teoman Duralı’yı Anlamak" programı, "Metafizik Sonrası Metafizik Tartışmaları - Yeni Ontolojilere Doğru" etkinliği ile 77’nci doğum yılı dolayısıyla gerçekleştirilen "Bir Şair, Bir Seyyah, Bir Kaşif, Bir Filozof Teoman Duralı" paneli ve "Bir Filozofun Dünya Nöbeti: Teoman Duralı" sergisi; Duralı’nın ilmî mirasını çok boyutlu bir perspektifle ele alarak akademi ve toplum nezdinde güçlü bir karşılık buldu. Bu vizyon doğrultusunda atılan kurumsal adımlar, kararlılık ve bütünlük içinde hayata geçirilmeye devam etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle yayımlanan 16 Nisan 2025 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında, üniversitenin İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesine Teoman Duralı’nın adı verilerek bu kıymetli ilmî miras kalıcı bir akademik kimliğe kavuşturuldu. Bu adımı takiben, Haziran 2025’te Duralı’nın vasiyeti doğrultusunda açılan Felsefe Bölümü, 2025-2026 Akademik Yılı itibarıyla ilk öğrencilerini kabul ederek onun düşünce ufkunu yeni nesillere taşımaya başladı. Süreç, yalnızca akademik yapılarla sınırlı kalmadı. 24 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 11201 sayılı kararnameyle, Zonguldak’ın Kilimli ilçesi Kuzyaka Mahallesi’nde bulunan ve Ş. Teoman Duralı’nın çocukluk yıllarını geçirdiği ev; eğitim, kültür ve müze faaliyetlerinde kullanılmak üzere Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesine tahsis edilerek bu mirasın mekânsal bir hafızaya da kavuşması sağlandı. Tüm bu adımların devamı niteliğinde, 14 Nisan 2026 tarihinde Yükseköğretim Yürütme Kurulu tarafından alınan kararla kurulan Teoman Duralı Felsefe-Bilim Uygulama ve Araştırma Merkezi, üniversitenin bu alandaki vizyonunu daha ileri bir aşamaya taşıyan güçlü ve tamamlayıcı bir hamle oldu. BEUN Rektörü İsmail Hakkı Özölçer, merkezin kuruluşuna ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: "Üniversitemiz bünyesinde kurulan Teoman Duralı Felsefe-Bilim Uygulama ve Araştırma Merkezi, yalnızca yeni bir akademik birim değil; aynı zamanda ilim, düşünce ve medeniyet perspektifimizin kurumsal bir tezahürüdür. Uygulama ve araştırma merkezlerimizin sayısındaki artış, araştırma üniversitesi olma hedefimiz doğrultusunda bilimsel üretim kapasitemizi güçlendiren, disiplinler arası etkileşimi artıran ve nitelikli bilgi üretimini teşvik eden önemli bir kazanımdır. Merkezimizin hayata geçirilmesinde yüksek tensipleriyle bizleri onurlandıran Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a şahsım, üniversitemiz ve Zonguldaklı hemşehrilerimiz adına sonsuz şükranlarımı arz ediyorum. Süreç boyunca anlamlı gayretleri ve destekleri ile bizleri onurlandıran 29. TBMM Başkanımız Sayın Mustafa Şentop’a içtenlikle teşekkür ediyorum. Bizlerden desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen Yükseköğretim Kurulu Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’a ve Yükseköğretim Kurulu ailesine en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca bu kıymetli merkezin fikir aşamasından uygulamaya kadar her safhasında büyük bir gayret ve özveriyle emek veren Felsefe Bölümümüzün değerli akademisyenleri başta olmak üzere tüm Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi ailesine gönülden teşekkür ediyorum. Hocamızın kıymetli emaneti olan değerli evladı, Medipol Üniversitesi akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Deniz Duralı ile hocamızın muhterem ailesine destekleri ve katkıları dolayısıyla şükranlarımı sunuyorum. Yine hocamızın seçkin talebelerinden, ülkemizin yetiştirdiği müstesna ilim insanlarından İstanbul Medeniyet Üniversitesi Bilim Tarihi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu’na verdikleri katkılar için en kalbî duygularımla teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki bu merkez; Merhum Teoman Duralı Hocamızın fikir dünyasını yaşatan bu merkez; geçmişten aldığımız ilhamı geleceğe taşıyan, gençlerimize yön veren ve yeni düşünce ufukları açan bir ilim ocağı olacaktır. Bu çok kıymetli eserin başta Üniversitemiz olmak üzere yükseköğrenim camiamıza ve ülkemize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum." BEUN’un attığı bu önemli adım, Zonguldak’ın sadece sanayi ve enerji alanında değil; aynı zamanda bilim, kültür ve düşünce sahasında da öne çıkan bir merkez hâline gelmesine katkı sunacak. Kurulan merkez, akademik üretimi teşvik eden yapısıyla Türkiye’nin düşünce hayatına yön veren önemli bir adres olması öngörülüyor.
ETÜ ile LÖSEV arasında iş birliği protokolü imzalandı
29 Nisan 2026 Çarşamba - 09:37 ETÜ ile LÖSEV arasında iş birliği protokolü imzalandı Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) ile Lösemili Çocuklar Vakfı (LÖSEV) arasında, lösemiyle mücadele eden çocuklar ve ailelerine yönelik ortak çalışmaların hayata geçirilmesini hedefleyen iş birliği protokolü imzalandı. Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) ile LÖSEV arasında toplumsal duyarlılığı artırmaya yönelik hazırlanan iş birliği protokolü, Rektörlük Toplantı Salonu’nda düzenlenen törenle imzalandı. Öğrenci topluluklarından ETÜ LÖSEV Fayda Topluluğu öncülüğünde gerçekleştirilen protokolün imza törenine ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ceren Sultan Elmalı, Toplumsal Katkı ve Eşitlik Politikaları Koordinatörlüğü Koordinatörü Doç. Dr. Burak Başkan, LÖSEV Fayda Projesi Koordinatör Yardımcısı Selma Dursun, ETÜ LÖSEV Fayda Topluluğu Akademik Danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Onur Çamlı, Kulüp Başkanı Rabia Oğuz ile LÖSEV Erzurum ve Ankara temsilciliklerinden yetkililer katıldı. İmzalanan protokol kapsamında ETÜ öğrencilerinin gönüllülük faaliyetlerine daha aktif katılım sağlaması, lösemili çocuklar ve ailelerine yönelik sosyal destek çalışmalarının artırılması ve üniversite bünyesinde farkındalık odaklı ortak projelerin hayata geçirilmesi amaçlanıyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Rektör Prof. Dr. Bülent Çakmak, üniversiteler ile sivil toplum kuruluşları arasında yapılan iş birliklerinin sosyal dayanışmanın güçlendirilmesi açısından önemine vurgu yaparak, toplumsal sorunlara duyarlılık geliştiren ve sosyal sorumluluk bilincini güçlendiren çalışmaların yükseköğretim kurumlarının temel görevleri arasında yer aldığını ifade etti. Rektör Çakmak, LÖSEV ile gerçekleştirilen iş birliğinin öğrencilerin gönüllülük kültürünü geliştirmesine katkı sağlayacağını ve toplum yararına önemli projelere zemin hazırlayacağını söyledi.