GÜNDEM
Altı Nokta Başkanı Özen: "Erişilebilirlik, bağımsız yaşamın temelidir" 16 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:40:22 Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile ilan edilen Erişilebilirlik Günü’ne dikkat çeken Altı Nokta Körler Derneği Aydın Şubesi Başkanı Bayram Özen; "Erişilebilirlik, bağımsız yaşamın temelidir" dedi. Altı Nokta Körler Derneği Aydın Şubesi Başkanı Bayram Özen, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası’nın son günü ve Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile ilan edilen "Erişilebilirlik Günü" dolayısıyla bir basın açıklaması yayımladı. Başkan Özen, erişilebilirliğin engelli bireyler açısından bir tercih ya da ayrıcalık değil, temel bir insan hakkı olduğunu belirterek, erişilebilirlik kültürünün toplumun tüm kesimleri tarafından sahiplenilmesi gerektiğini ifade etti. Engelliler Haftası boyunca Aydın’da gerçekleştirilen etkinlikler, farkındalık çalışmaları ve kurum ziyaretleriyle görme engelli bireylerin yaşadığı sorunları kamuoyunun gündemine taşıdıklarını kaydeden Özen, özellikle erişilebilirlik konusunda toplumsal duyarlılığın artırılmasının büyük önem taşıdığını söyledi. Hafta kapsamında düzenlenen farkındalık yürüyüşüne de değinen Özen, yürüyüş sırasında bir aracın kaldırım rampasını kapatmış olmasının dikkat çekici bir tablo ortaya koyduğunu belirterek "Engelliler Haftası kapsamında gerçekleştirdiğimiz yürüyüş sırasında bir aracın kaldırım rampasını kapatmış olması, erişilebilirlik konusunda hala ciddi bir bilinç eksikliği bulunduğunu göstermiştir. Erişilebilirlik yalnızca fiziki düzenlemelerden ibaret değildir. Erişilebilirlik; engelli bireylerin bağımsız, güvenli ve eşit bir yaşam sürdürebilmesinin temel şartıdır" dedi. Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan genelgeyle 16 Mayıs’ın "Erişilebilirlik Günü" olarak ilan edilmesini son derece kıymetli bulduklarını ifade eden Bayram Özen, söz konusu yaklaşımın yalnızca sembolik düzeyde kalmaması gerektiğini vurguladı. Özen açıklamasında "Cumhurbaşkanlığımız tarafından ilan edilen Erişilebilirlik Günü’nü son derece önemli ve değerli buluyoruz. Bu yaklaşım, engelli bireylerin toplumsal yaşama tam ve eşit katılımı açısından güçlü bir iradenin ortaya konulduğunu göstermektedir. Ancak erişilebilirlik anlayışı yalnızca belirli günlerde hatırlanan bir konu olmamalı, sokakta, kaldırımlarda, toplu taşımada, kamu kurumlarında, dijital platformlarda ve hayatın her alanında eksiksiz şekilde uygulanmalıdır" ifadelerini kullandı. Hafta boyunca kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve çeşitli paydaşlarla gerçekleştirilen temasların önemine de değinen Özen, erişilebilir bir Türkiye hedefi doğrultusunda toplumun tüm kesimlerinin ortak sorumlulukla hareket etmesi gerektiğini ifade etti.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:39 Nostaljik perde ve halıları sanat eserine dönüştürüyor Gaziantep’te çocukluk döneminde başladığı resim çizme serüvenine farklı ve dikkat çeken bir boyut kazandıran ressam Ferhat Gümüş, nostaljik perde ve halıları tuval olarak kullanarak sanatına yenilik katıyor. Gaziantep’te yaşayan 25 yaşındaki ressam Ferhat Gümüş, bir zamanlar neredeyse her evde olan çiçek desenli perdeler ile eski halıların üzerine fırça ve sprey boyalarla portre çalışmalar yapıyor. Bir dönem evlerin pencerelerini süsleyen ve nostalji rüzgarları estiren perdelerin üzerine çeşitli portre ve figürler çizen genç ressamın yaptığı çalışmalar büyük beğeni topluyor. Hikayesi olan insanları çiziyor Özellikle 80’ler ve 90’ların simgesi olan yoğun çiçek desenli perdelere Gaziantep’in simgelerinden biri haline gelen "Çingene Kızı" başta olmak üzere hikayesi olan insanları çizen Gümüş, talep üzerine tarihi şahsiyetleri de halı ve perdelere çizerek onları sanatıyla ölümsüzleştiriyor. Eski dönemlerde pencereleri kapatmak amacıyla kullanılan ve üzerinde çeşitli motifler barındıran ağır duvar halıları ve perdeleri tuvale dönüştürerek, resimlerini modern sanatla buluşturuyor. Hem geçmişe hem de geleceğe iz bırakıyor Klasik resim anlayışının dışına çıkan, eski halı ve nostaljik perdeler üzerinde sanatsal çalışmalar yapan Gümüş, geleneksel ve çağdaş sanatı özel çalışmalarıyla buluşturarak hem geçmişe hem de geleceğe iz bırakıyor. "14 yıldır ressamlık yapıyorum" Eski halı ve nostaljik perdeleri tuvale dönüştürerek resimlerini modern sanatla buluşturduğunu ifade eden Gümüş, "14 yıldır ressamlık yapıyorum. Küçükken 62’den ya da 26’dan tavşan yapılıyordu. Evde ablam 62’den ve 26’dan tavşan yapmayı gösterdi ve bana çok enteresan gelmişti. Daha sonra bütün rakamlardan ve harflerden bir şeyler oluşturmaya çalıştım. Bir şeyleri buldukça da çok mutlu oldum. İnsanlar, ‘küçük yaşta bunu nasıl yaptın?’ diyerek hayretler içinde kalınca daha mutlu oldum. Resim çizmeye devam ettim ve kendimi geliştirmeye başladım. Üniversitede sadece teknik resim yapmayı görmüştüm. Mimari dekorasyon bölümünü okudum. Bölümde çamurla çömlek yapılıyordu ama beni çok tatmin etmedi. Daha çok resim yapmaya yöneldim. Teknik resimlerle ilerledim. Ondan sonra bir şirkette tasarımcı olarak çalıştım. Daha sonra eski halı ve perdelerin üzerine resim çizmeye başladım" dedi. "Eski hatıraları canlandırmayı seviyorum" Geleneksel ve nostaljik motiflerin toplum tarafından sevildiğini belirten Gümüş, "Eski halı ve perdeleri tuval olarak kullanmadan önce cadde ve sokaklardaki karalanmış duvarların üzerine çizimler yapmaya başladım. Duvarları kullanmamın sebebi duvarlarda insanların bıraktığı izlerden ötürü onları bir şekle çevirmek istedim. Bu şekilde kendimi geliştirdim. Daha sonra halı ve perdeleri kullandım. Perdelerde çocukluğumuzun popüler perdeleriydi. İnsanlar bu perdelere baktıkları zaman çocukluluğuna gidiyor ve hatıralarını hatırlıyorlar. Ben de eski hatıraları canlandırmak ve sanatımı yansıtmak için eski halı ve perde kullanıyorum" şeklinde konuştu. "Halıların üzerine portre çizmeyi seviyorum" Eski perde ve halıların üzerine hikayesi olan insanları ve yaşlı insanların yüzlerini çizmeyi sevdiğini dile getiren Gümüş, "Yaşlı insanların yüzlerindeki çizgilerin her biri bir hatıra ve halılardaki her bir desende de farklı bir hikaye olduğuna inanıyorum. İnsanlar bu halı ve perdeleri görünce çok mutlu oluyor. Ben de çok mutlu oluyorum. Halıların üzerine portre çizmeyi seviyorum. Yeni yaptığım bir perde de sokak sanatçılarının kendi imzaları var. Bunlar benim çok sevdiğim insanlar ve her birinden imzalarını aldım. Bu perde benim için tamamen özel bir perdedir. İki tane halım var. Birinde genç ve güzel bir kadın var. Diğerinde yaşlı, yüzünde bir hikaye barındıran ve baktıkça bir şey anlatmaya çalışıyormuş hissiyatı veren yaşlı bir kadın var. Her perdenin kendi hikayesi ve üzerindeki insanın da kendi ayrı hikayesi var. Bunlar birleştikçe ayrı bir bütün oluyorlar ve gözüme daha estetik geliyor. İnsanların bu perdelere ve halılara baktıkça kendinden bir anı bulmaları beni çok mutlu ediyor" diye konuştu.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:36 Nostaljik perde ve halıları sanat eserine dönüştürüyor Gaziantep’te çocukluk döneminde başladığı resim çizme serüvenine farklı ve dikkat çeken bir boyut kazandıran ressam Ferhat Gümüş, nostaljik perde ve halıları tuval olarak kullanarak sanatına yenilik katıyor. Gaziantep’te yaşayan 25 yaşındaki ressam Ferhat Gümüş, bir zamanlar neredeyse her evde olan çiçek desenli perdeler ile eski halıların üzerine fırça ve sprey boyalarla portre çalışmalar yapıyor. Bir dönem evlerin pencerelerini süsleyen ve nostalji rüzgarları estiren perdelerin üzerine çeşitli portre ve figürler çizen genç ressamın yaptığı çalışmalar büyük beğeni topluyor. Hikayesi olan insanları çiziyor Özellikle 80’ler ve 90’ların simgesi olan yoğun çiçek desenli perdelere Gaziantep’in simgelerinden biri haline gelen "Çingene Kızı" başta olmak üzere hikayesi olan insanları çizen Gümüş, talep üzerine tarihi şahsiyetleri de halı ve perdelere çizerek onları sanatıyla ölümsüzleştiriyor. Eski dönemlerde pencereleri kapatmak amacıyla kullanılan ve üzerinde çeşitli motifler barındıran ağır duvar halıları ve perdeleri tuvale dönüştürerek, resimlerini modern sanatla buluşturuyor. Hem geçmişe hem de geleceğe iz bırakıyor Klasik resim anlayışının dışına çıkan, eski halı ve nostaljik perdeler üzerinde sanatsal çalışmalar yapan Gümüş, geleneksel ve çağdaş sanatı özel çalışmalarıyla buluşturarak hem geçmişe hem de geleceğe iz bırakıyor. "14 yıldır ressamlık yapıyorum" Eski halı ve nostaljik perdeleri tuvale dönüştürerek resimlerini modern sanatla buluşturduğunu ifade eden Gümüş, "14 yıldır ressamlık yapıyorum. Küçükken 62’den ya da 26’dan tavşan yapılıyordu. Evde ablam 62’den ve 26’dan tavşan yapmayı gösterdi ve bana çok enteresan gelmişti. Daha sonra bütün rakamlardan ve harflerden bir şeyler oluşturmaya çalıştım. Bir şeyleri buldukça da çok mutlu oldum. İnsanlar, ‘küçük yaşta bunu nasıl yaptın?’ diyerek hayretler içinde kalınca daha mutlu oldum. Resim çizmeye devam ettim ve kendimi geliştirmeye başladım. Üniversitede sadece teknik resim yapmayı görmüştüm. Mimari dekorasyon bölümünü okudum. Bölümde çamurla çömlek yapılıyordu ama beni çok tatmin etmedi. Daha çok resim yapmaya yöneldim. Teknik resimlerle ilerledim. Ondan sonra bir şirkette tasarımcı olarak çalıştım. Daha sonra eski halı ve perdelerin üzerine resim çizmeye başladım" dedi. "Eski hatıraları canlandırmayı seviyorum" Geleneksel ve nostaljik motiflerin toplum tarafından sevildiğini belirten Gümüş, "Eski halı ve perdeleri tuval olarak kullanmadan önce cadde ve sokaklardaki karalanmış duvarların üzerine çizimler yapmaya başladım. Duvarları kullanmamın sebebi duvarlarda insanların bıraktığı izlerden ötürü onları bir şekle çevirmek istedim. Bu şekilde kendimi geliştirdim. Daha sonra halı ve perdeleri kullandım. Perdelerde çocukluğumuzun popüler perdeleriydi. İnsanlar bu perdelere baktıkları zaman çocukluluğuna gidiyor ve hatıralarını hatırlıyorlar. Ben de eski hatıraları canlandırmak ve sanatımı yansıtmak için eski halı ve perde kullanıyorum" şeklinde konuştu. "Halıların üzerine portre çizmeyi seviyorum" Eski perde ve halıların üzerine hikayesi olan insanları ve yaşlı insanların yüzlerini çizmeyi sevdiğini dile getiren Gümüş, "Yaşlı insanların yüzlerindeki çizgilerin her biri bir hatıra ve halılardaki her bir desende de farklı bir hikaye olduğuna inanıyorum. İnsanlar bu halı ve perdeleri görünce çok mutlu oluyor. Ben de çok mutlu oluyorum. Halıların üzerine portre çizmeyi seviyorum. Yeni yaptığım bir perde de sokak sanatçılarının kendi imzaları var. Bunlar benim çok sevdiğim insanlar ve her birinden imzalarını aldım. Bu perde benim için tamamen özel bir perdedir. İki tane halım var. Birinde genç ve güzel bir kadın var. Diğerinde yaşlı, yüzünde bir hikaye barındıran ve baktıkça bir şey anlatmaya çalışıyormuş hissiyatı veren yaşlı bir kadın var. Her perdenin kendi hikayesi ve üzerindeki insanın da kendi ayrı hikayesi var. Bunlar birleştikçe ayrı bir bütün oluyorlar ve gözüme daha estetik geliyor. İnsanların bu perdelere ve halılara baktıkça kendinden bir anı bulmaları beni çok mutlu ediyor" diye konuştu.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:34 Dünyanın en eski kahvehanesi Gaziantep’te Dünyanın faal olan en eski kahvehaneleri arasında yer alan, tarihiyle ve otantik yapısıyla Avrupa’daki birçok kafeyi de geride bırakan Gaziantep’teki 400 yıllık Tahmis Kahvesi, yerli ve yabancı turistlerin gözde mekanları arasında yer alıyor. 1635 yılında Türkmen ağası ve sancak beyi Mustafa ağa tarafından Gaziantep Mevlevihanesi’ne gelir getirmesi amacıyla yaptırılan tarihi Tahmis Kahvesi, dünyada bulunan en eski 8 kahvehane arasında yer alması nedeniyle büyük ilgi görüyor. 400 yıllık geçmişiyle ön plana çıkıyor İngiltere’nin ve Avrupa’nın en eski kafelerinden olan Queen’s Lane’den, Fransa’nın başkenti Paris’in en eski kafesi olan Cafe Procope’den, İtalya’nın başkenti Roma’daki Antıco Caffe’den ve Venedik’teki Caffe Florian’dan, Macaristan’ın başkenti Budapeşte’deki Ruszwurm’dan ve Mısır’ın başkenti Kahire’deki Groppi’den daha eski olan Tahmis Kahvesi, 400 yıllık geçmişiyle ön plana çıkıyor. Türkiye’nin ve Gaziantep’in en köklü kahvehane mekanlarından biri olan, 1635 yılından bu yana aynı yerde hizmet veren Tahmis Kahvesi, Osmanlı döneminden günümüze kadar uzanan tarihiyle öne çıkıyor. Kahveseverlerin uğrak noktası Avrupa Birliği (AB) tarafından coğrafi işaret tescili alan, kafeinsiz ve şifa deposu yöresel bir içecek olan menengiç kahvesi, Türk kahvesi ve çay, kahvehanede tatlı sohbetler eşliğinde yudumlanıyor. Özellikle de menengiç kahvesi ile ünlü olan kahvehane, geleneksel Türk kahvesi, damla sakızlı kahve ve diğer otantik lezzetleriyle de kahveseverlerin uğrak noktası olarak ön plana çıkıyor. Tarihi dokusu, otantik atmosferi ve yıllardır değişmeyen kalitesiyle kentte kahve kültürünü yaşatan en önemli mekanlardan biri olarak bilinen kahvehanenin ismi "kahvenin dövüldüğü yer" anlamına gelen Tahmis ismini taşıyor. Tarihi atmosferde menengiç, Türk kahvesi ve çay keyfi yaşamak isteyenler için vazgeçilmez adres olan kahvehane, yıl boyunca binlerce yerli ve yabancı ziyaretçiyi ağırlıyor. İki katlı olan ve hatıralarla dolu bir yapı olarak da büyük ilgi gören kahvehane, "Gaziantep’in kalbi" olarak bilinen asırlık Bakırcılar Çarşısı, Almacı Pazarı ve Kültür Yolu üzerindeki tarihi han ve mekanların yanı başında yer alıyor. Ziyaretçiler, tarihi kahvehaneye hayran kalıyor Osmanlı’dan günümüze edebiyat söyleşilerinin, Hacivat-Karagöz oyunlarının yanı sıra esnaf, sanatkar, yerli ve yabancı turistlerin kahve ve çay eşliğinde koyu sohbetlerin yapıldığı mekan olan kahvehaneyi ziyaret edenler, kahvehaneye hayran kalıyor. Tahmis Kahvesi işletmecisi Mehmet Hilmi Bağcı, 1635 yılından beri hizmet veren Tahmis Kahvesi’nin dünyanın faal en eski kahvehane ve kafeleri arasında yer aldığını söyledi. "Gaziantep’in kültürünün ve nabzının attığı bir mekan" Yurt içinden ve yurt dışından Gaziantep’e gelen ziyaretçilerin 400 yıllık tarihi atmosferin zenginliğini keşfetmenin yanında eşsiz kahve lezzetini de tatma fırsatını bulduğunu belirten Bağcı, "Tarihi Tahmis Kahvesi 400 yıllık bir kahvehanedir. 1635’li yıllardan beri faaliyetine devam eden ve şu anda dünyanın faaliyette bulunan en eski kıraathanesi, kahvehanesi ve kafesi olarak da bilinen Tahmis Kahvesi, aynı zamanda menengiç kahvesiyle ünlüdür. Menengiç kahvesi Gaziantep’e gelen misafirlerimizin özellikle tercih ettiği bir kahve türüdür. Tarihi Tahmis Kahvesi ise Osmanlı döneminden günümüze edebiyat toplantılarının, Hacivat-Karagöz oyunlarının ve eski hikayelerin olduğu bir kültür merkezidir. Kahvemiz yurt dışından ve yurt içinden gelen misafirlerimizin özellikle ziyaret ettikleri, Gaziantep’in kültürünün ve nabzının attığı bir mekandır" dedi. "Kahvehanemize olan ilgi bizi mutlu ediyor" Tahmis Kahvesi’nin, kahve kültürünün çok yaygın olduğu Türkiye’deki ilk mekanlarından biri olduğunu belirten Bağcı, "Tahmis Kahvesi, Gaziantep’e gelen yerli ve yabancı turistlerin ‘Kültür Yolu’ olarak ziyaret ettikleri alanda yer alan ve misafirlerimizin oturup dinlendikleri bir mekandır. Onun için tarihi Tahmis Kahvesi, özellikle yapısıyla ve tarihiyle ilgi çekiyor. Misafirlerimiz özellikle kahvemizi görmek, gezmek, bu tarihi mekandan bir koku, bir mistik hava alabilmek için geliyorlar. Biz de bundan mutlu oluyoruz. Misafirlerimizi kahve içmeye, dinlenmeye ve tarihin içerisinden gelen bu havayı koklamaya bekliyoruz" ifadelerini kullandı. "Menengiç kahvesi çok güzeldi" Tarihi kahvehaneyi ve menengiç kahvesini çok beğendiğini belirten ziyaretçilerden Yıldız Turan ise, "Gastronomi şehri olduğu için Gaziantep’i turistik amaçlı gezmeye geldik. Menengiç kahvemizi içtik ve çok beğendik. Gaziantep zaten çok çok güzel bir şehir, menengiç kahvesi de çok güzeldi" şeklinde konuştu. "Hem kahvehaneyi hem de menengiç kahvesini beğendik" Malatya’dan Gaziantep’i gezmeye gelen Yunus Demir de, "Gaziantep’te tarihi Tahmis Kahvesi’nin olduğunu söylediler. Merak ettik, geldik ve kahvemizi içtik. Ben menengiç kahvesini çok sevmezdim ama buranın kahvesi oldukça güzeldi, beğendik. Kahve ortamı da çok güzel. Otantik bir havası ve tarihi bir dokusu var. Hem kahvehaneyi hem de menengiç kahvesini beğendik" diye konuştu.
Mardin’de 47 çift dualarla umreye uğurlandı
23 Mart 2026 Pazartesi - 15:58 Mardin’de 47 çift dualarla umreye uğurlandı Mardin’de evlilikte 25 yılını tamamlayan ve kura ile belirlenen 47 çift, dualarla umreye uğurlandı. Valilik, Büyükşehir Belediyesi ve İl Müftülüğü iş birliğinde, "Aile Yılı" kapsamında evlilikte 25 yılını tamamlayan ve kura ile belirlenen 47 çift, umre ibadetini yerine getirmek üzere kutsal topraklara uğurlandı. Mardin Prof. Dr. Aziz Sancar Havalimanında gerçekleştirilen uğurlama programına Vali Yardımcısı Hasan Kurt, Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Sait Demirhan, İl Müftüsü Dr. Enver Türkmen, Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Daire Başkanı Hülya Savaş ve umrecilerin aileleri katıldı. Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Daire Başkanı Hülya Savaş yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ilan edilen "Aile Yılı" kapsamında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı himayesinde Valilik ve Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde 9 önemli projeyi hayata geçirdiklerini dile getirdi. 9 projeden biri olan, evlilikte 25 yılını doldurmuş 47 çifti umreye uğurlamanın gurur ve mutluluğunu yaşadıklarını ifade eden Savaş, "Bize bu imkanı sağlayan Mardin Valimiz ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekilimiz Tuncay Akkoyun’a şükranlarımızı sunuyoruz. Allah devletimize ve milletimize zeval vermesin, Rabbim devlet büyüklerimizi başımızdan eksik etmesin’’ dedi. İslam’ın doğduğu ve devlet olduğu mekanları görmenin, İslam’ı daha şuurlu yaşayabilmek için güzel bir yolculuk olduğunu aktaran kafile başkanı İl Müftüsü Dr. Enver Türkmen, "Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de, ’haccı ve umreyi Allah için yapın’ buyurmaktadır. Biz de Rabbimizin bu emri gereği, Peygamber Efendimizin (SAV) örnekliğinde, inşallah Mardin’den Medine-i Münevvere’ye 94 umreci 47 ailemizle birlikte manevi bir yolculuğa çıkıyoruz. Bazı yolculuklar özeldir, Allah yolunda yapılan yolculuklardan biri de hac ve umre için yola çıkmaktır. İl Müftülüğü olarak, Valimiz Tuncay Akkoyun’un bize emanet etmiş olduğu Aile Yılı münasebetiyle 47 aileyi mukaddes topraklara götürme görevini yerine getireceğiz. Bu vesileyle, Valimize ve Büyükşehir Belediyemize verdikleri büyük destek için teşekkür ediyor, şükranlarımı sunuyorum. Yüce Rabbim kendilerine hayırlı hizmetler yapmayı nasip etsin" diye konuştu. Vali ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Tuncay Akkoyun başta olmak üzere Genel Sekreter Kemalettin Sakin ve emeği geçen herkese teşekkür eden umrecilerden Nuran Barrak, kutsal topraklara gidecek olmanın mutluluk ve heyecanı ile büyük bir duygu yoğunluğu yaşadığını belirterek, "Kuranın bize çıkacağını hiçbir zaman tahmin etmedik ama çıkınca da dünyalar bizim oldu. Böyle güzel bir davete Allah-u Teala tarafından da davet edildiğimizi hissediyorum. Tarif edemiyoruz mutluluğumuzu, çok mutluyuz. Devletimiz ve milletimiz var olsun" şeklinde konuştu. Zeynep ve Ali Kösesoy ile Adnan ve Hülya Ulusoy çiftleri de umreye gidecek olmanın verdiği hem duygusal hem de manevi heyecanı dile getirerek, emeği geçenlere teşekkür etti. Kur’an-ı Kerim tilaveti ve yapılan duaların ardından umre yolcuları dualarla kutsal topraklara uğurlandı.
Başkan Tugay: "İzmir’in hakkını sonuna kadar savunacağız"
23 Mart 2026 Pazartesi - 15:58 Başkan Tugay: "İzmir’in hakkını sonuna kadar savunacağız" İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Meslek Fabrikası binasının Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne haksız şekilde devredilmesi girişimine karşı sonuna kadar mücadele edeceklerini söyledi. Sabah erken saatlerde Meslek Fabrikası binasına giden İzmir Büyükşehir Belediye Tugay, burada yaptığı açıklamada "Bizim derdimiz nettir, duruşumuz açıktır. Bu konuda haklıyız ve bu haklılığımızı defalarca kamuoyuyla paylaştık. Ben burada olmak zorundayım. Bu mesele çözülene kadar da buradan ayrılmak istemiyorum. Çünkü bu yalnızca bir bina meselesi değil; bu, hukukun, kamu hakkının ve İzmir’in iradesinin korunması meselesidir" dedi. Yıllardır binlerce İzmirliye meslek edindiren ve istihdam olanağı sağlayan Meslek Fabrikası’nın hizmet verdiği binanın da aralarında olduğu bazı tesislere Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce el konulması girişimine tepkiler sürüyor. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay sabah erken saatlerde Halkapınar’daki Meslek Fabrikası binasına giderek burada bir açıklama yaptı. "Mesele çözülene kadar buradayım" Anlamsız bir kavga ya da değersiz bir sürtüşmenin tarafı olmadıklarını ifade eden Başkan Tugay, "Bizim derdimiz nettir, duruşumuz açıktır. Bu konuda haklıyız ve bu haklılığımızı defalarca kamuoyuyla paylaştık. Ben burada olmak zorundayım. Bu mesele çözülene kadar da buradan ayrılmak istemiyorum. Çünkü bu yalnızca bir bina meselesi değil; bu, hukukun, kamu hakkının ve İzmir’in iradesinin korunması meselesidir" dedi. "Sonuna kadar mücadele" Destek veren, iyi niyetle yanında olan olan herkese teşekkür ettiğini belirten Tugay, "Ancak şunu da açıkça ifade etmek isterim ki; iyi niyetli insanların olduğu bir yerde bu şekilde bir uygulama kabul edilemez. Bu durumu büyük bir üzüntüyle karşılıyorum. Elimden gelen her şeyi yapacağım. Bu yanlış, bu hukuksuz ve bu kötü uygulamayı durdurmak için sonuna kadar mücadele edeceğim. Kendisine ‘İzmir milletvekiliyim’ deyip İzmir’in malını Vakıflara devretmeye çalışanların da bir an önce kendilerine gelmesini temenni ediyorum. Herkes kendi görevini yeniden sorgulamalıdır. Bizim görevimiz, bu kentin hakkını savunmaktır. Biz İzmirliyiz. Bu şehirde büyüdük, hayatımız burada geçti. İzmir’in değerlerini, insanların hassasiyetlerini çok iyi biliyoruz. Ve açıkça söylüyorum: İzmir’e bu yapılmaz" diye konuştu. "Binanın Vakıflarla bir bağı yok" Binanın tarihçesinden de bahseden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay şunları söyledi: "Söz konusu yapı, 1908 yılında özel kişiler tarafından un fabrikası olarak inşa edilmiştir. Vakıflar tarafından yapılmış bir eser değildir ve vakıflarla herhangi bir bağı bulunmamaktadır. 1926 yılında ise dönemin Bakanlar Kurulu kararı ve Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasıyla bu yapı kamulaştırılmış, yani bedeli ödenerek kamu mülkiyetine geçirilmiştir. 1940 yılından itibaren de tapuda İzmir Büyükşehir Belediyesi adına tescil edilmiş ve o tarihten bu yana kesintisiz şekilde belediyenin mülkü olarak kalmıştır. 2007 yılında Vakıflar tarafından tapuya bir şerh konulmuş, ancak bu süreçte yaklaşık 1 milyon 300 bin lira ödeme yapılarak söz konusu şerh kaldırılmıştır. Yani bugün itibarıyla tapuda Vakıflara ait herhangi bir hak ya da şerh bulunmamaktadır. Daha sonra yapı restore edilmiş ve restorasyonun ardından bugüne kadar "Meslek Fabrikası" olarak hizmet vermeye devam etmiştir. Özetle; ortada hukuki dayanağı olmayan, kamu vicdanını yaralayan bir müdahale söz konusudur. Biz buna karşı durmaya, İzmir’in hakkını savunmaya devam edeceğiz." "Bin türlü yolla sürekli ayağımıza çelme takılıyor" Konuşmasında İzmirlilere de seslenen Başkan Tugay, "İzmir halkı bunu anlamalı; bu hukuksuzluklar bizi bitiriyor. Biz hizmet etmeye çalışıyoruz. İzmir’in dört bir köşesinde iyi şeyler yapalım, insanların yardımına koşalım, sorunlarını çözelim diye uğraşıyoruz. Göreve başladığımızdan beri adeta burnumuzdan getirmek için her şeyi yaptılar. ‘Belediye para kazanmasın, belediyenin imkanlarını kısıtlayalım, engel olabildiğimiz kadar engel olalım.’ Bin türlü yolla sürekli ayağımıza çelme takılıyor, sürekli engelleniyoruz. Ancak hiçbir şekilde vicdanım kabul etmiyor; eğer ‘buraya çökün, burayı alın’ dersem görevimi yapmamış olurum. O yüzden bireysel kararımdır. Gelen herkese çok teşekkür ediyorum. Kimseyi özel olarak çağırmadım. Herkes kendi duyarlılığı ile burada ama ben bu binayı başkalarının zorla almaması için elimden geleni yapacağım. İnsanlara söylüyoruz; ülkenize sahip çıkın. Eğer bunları yapmazsanız bunların arkası gelecek. Bu binanın hakkını savunmak, belediyenin hakkını savunmak benim görevim. Herkes bir daha kendi görevleri neler diye düşünsün" dedi. "Elimden geleni yapacağım" İzmirlilerin duyarlı olduğunu dile getiren Başkan Tugay, "Biz İzmirliyiz. İzmir’de insanların duyarlılıklarını hepimiz biliyoruz ve İzmir’e bu yapılmaz. Memleketimizin hiçbir köşesinde hiçbir haksızlık yapılmamalı. İzmir gibi vatanına ve milletine bağlı insanların olduğu bir şehre, iyi yürekli insanların olduğu bir şehre bu yapılmaz. Bunu büyük üzüntüyle karşılıyorum. Bu yanlış, hukuksuz, kötü işi durdurmak için elimden geleni yapacağım. İnşallah ‘ben İzmir milletvekiliyim’ deyip de İzmir’in malını Vakıflara vermeye çalışanlar da biraz akıllarını başlarına toplar ve İzmir’in hakkına hukukuna sahip çıkmayı akıl ederler. Halkımızın anlayışına ihtiyacımız var. Halkımızın bizi doğru anlamasına ihtiyacımız var. Burada anlamsız bir kavga, gereksiz bir sürtüşme içinde değiliz. Çok haklı olduğumuz, haklılığımızı defalarca açıkladığım bir konuda burada olmak zorunda olduğumuzu söylüyorum. Ben burada olmak zorundayım ve bu konu çözülene kadar buradan gitmek istemiyorum" diyerek sözlerini sonlandırdı. Umudun fabrikası İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası, kurulduğu günden bu yana 29 merkezde yürütülen çalışmalar kapsamında 5 bin 800 kurs açtı, 145 bin 77 kursiyere mesleki eğitim imkânı sunuldu. Özellikle Halkapınar Kurs Merkezi, 2016 yılından bu yana 531 kurstan 13 bin 149 mezun vererek istihdama önemli katkı sağladı. Meslek Fabrikası bünyesinde faaliyet gösteren Dijital Gençlik Merkezi ile 2025 yılı şubat ayından bu yana 385 genç dijital becerilerle geleceğe hazırlandı. İstihdamı Geliştirme ve Destekleme Birimi aracılığıyla 37 bin 44 kişi açık iş ilanlarına yönlendirildi, bu süreçte 2 bin 694 yurttaş iş hayatına kazandırıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Meslek Fabrikası Şube Müdürlüğü, 35 alan ve 215 branşta eğitim faaliyetlerini sürdürüyor ve özellikle gençler ve kadınlar için mesleki gelişim ve istihdam odaklı çalışmalar yürütülüyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi restore etti 1926 yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün imzaladığı kararname ile Meslek Fabrikası’nın Halkapınar’da yer alan binası, belediye mülkiyetine geçti ve uzun yıllar "un fabrikası" ve belediye deposu olarak kullanıldı. 2007 yılında İZSU mülkiyetindeki bina üzerinde bulunan "vakıf şerhi", bedeli ödenerek kaldırıldı ve mülkiyet tamamen İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne geçti. 2015-2017 yıllarında İzmir Büyükşehir Belediyesi, harabe halindeki tarihi binayı yaklaşık 17 milyon TL’lik büyük bir bütçeyle restore ederek "Meslek Fabrikası" adıyla hizmete açtı. Atıl durumda kalabilecek bir tarihî yapı kent yaşamına kazandırılarak İzmir halkının eğitim aldığı, üretim yaptığı ve meslek sahibi olduğu örnek bir kamusal mekâna dönüştürüldü. Bu yönüyle yapı yalnızca bir taşınmaz değil, İzmir halkının ortak emeğinin ve kamusal yararın somut bir örneği oldu. Hukuki süreç 2025 yılının ekim ayında Vakıflar Genel Müdürlüğü, belediyeye hiçbir tebligat veya bilgi vermeden Tapu Müdürlüğü üzerinden binayı kendi üzerine tescil ettirdi. Bu işlem, Vakıflar Yasası’nın 30. maddesine dayandırıldı. Bu yılın ocak ve şubat aylarında belediyenin mülkiyetin el değiştirdiğini öğrenmesi üzerine hukuki süreç başlatıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi, "hukuksuz el koyma" iddiasıyla tapu iptal davası açtı. 25 Şubat’ta İzmir Büyükşehir Belediyesi resmi bir açıklama yaparak Meslek Fabrikası, Egemenlik Evi ve bir gasilhane binasının belediyeden habersiz şekilde Vakıflara devredildiğini kamuoyuna duyurdu. Mart ayının başında İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesi, mülkiyet ihtilafı nedeniyle bina için "ihtiyati tedbir" kararı aldı. 10 Mart’ta Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün itirazı üzerine mahkeme ihtiyati tedbir kararını kaldırdı. Bu durum, binanın tahliye edilmesinin önünü açtı. 18 Mart’ta Vakıflar Bölge Müdürlüğü, belediyeye binanın boşaltılması için tebligat gönderdi. Eski un fabrikasıydı Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar Tuzakoğlu Fabrikası adıyla anılan bina, 1908’de Osmanlı vatandaşı olan Yuan Tuzakoğlu ve Vasil İstefanidi’nin girişimleriyle un fabrikası olarak inşa edildi. 1914’te İzmir’in sadece un sektöründe değil, bütün sektörleri içinde en büyük işletmelerden biri haline geldi. İzmir’e ilk giren Türk süvari müfrezesi, Halkapınar’daki Tuzakoğlu Fabrikası önünde yoğun bir ateşle karşılaştı, fabrikadan açılan ateşte dört Türk eri şehit düştü. Binanın hemen yanında Cumhuriyet’in ilk yıllarında dikilmiş ve üzerinde ‘Vatan ve Namus’ yazan Dokuz Eylül ‘Şehitler Abidesi’ yer alıyor. 1922’den sonra İzmir Belediyesi’ne geçen bina, bir ara ekmek fabrikası olarak işletildi, ardından da farklı alanlarda hizmet vererek günümüze kadar ulaştı.
Merhum Hüseyin Güler vefatının ikinci yılında Kartal’da mezarı başında anıldı
23 Mart 2026 Pazartesi - 15:53 Merhum Hüseyin Güler vefatının ikinci yılında Kartal’da mezarı başında anıldı Kartal Belediyesi’nde 1989’dan vefat ettiği 2024 yılına kadar çeşitli kademelerde görev alarak önemli katkılar sunan Hüseyin Güler, vefatının ikinci yılında kabri başında düzenlenen törenle anıldı. Ailesi, mesai arkadaşları ve sevenlerinin katıldığı anma programında dualar okunurken, kabri başına karanfiller bırakılarak lokma dağıtıldı. Anma törenine; Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, CHP Kartal İlçe Yönetimi, AK Parti Kartal İlçe Başkan Yardımcısı Arzu Öğüt Şimşek, siyasi parti temsilcileri, belediye başkan yardımcıları, birim müdürleri, belediye personeli, Güler’in ailesi, basın mensupları ve çok sayıda yakını katılım sağladı. "1989’dan bu yana belediyemizin hafızasıydı" Törende konuşan Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, merhum Hüseyin Güler ile uzun yıllar omuz omuza çalıştıklarını belirterek şunları söyledi: "Hüseyin abi bizim için çok değerli bir yol arkadaşıydı. 1989 yılından bu yana belediyemizin her kademesinde emeği olan, kurumumuzun hafızası niteliğinde bir büyüğümüzdü. Kendisi hayatı boyunca hizmeti şiar edinmiş, prensipli duruşu ve çalışkanlığıyla hepimize örnek olmuştur. Vefatının ikinci yılında, değerli yol arkadaşım Hüseyin Güler’i kaybetmenin acısını hala yüreğimizde hissediyoruz. Ailesine ve tüm sevenlerine bir kez daha sabırlar diliyorum. Seni saygıyla ve minnetle anıyoruz." Törende söz alan Hüseyin Güler’in kızı ve babası, duygularını dile getirerek törene katılanlara teşekkür etti. Güler’in kızı, babasının hatıralarıyla yaşamaya devam ettiklerini belirterek; "Babam tüm mesai arkadaşlarını çok severdi. Hastanede tedavi gördüğü dönemde bile belediyedeki arkadaşlarıyla olan hatıralarını, onlara duyduğu sevgiyi sık sık konuşurduk. Bugün burada olan herkese babama gösterdikleri bu vefa için teşekkür ediyorum." dedi. Hüseyin Güler’in babası ise yaşadığı derin üzüntüyü ifade ederek; "Acımız hala taze. Göreve merhum Belediye Başkanı Mehmet Ali Büklü ile başladı ve yine Sayın Büklü’nün mezarı yanında da görevini tamamladı. Bir baba için evladını bu şekilde anmak çok zor. Ölümü ona hiç yakıştıramadım, çok erken bir ayrılık yaşadık. Bizleri bu zor günümüzde yalnız bırakmayan tüm dostlarına ve mesai arkadaşlarına teşekkür ederim." şeklinde konuştu. Dualar ve karanfillerle anıldı 1969 yılında Erzincan’da doğan ve 1989 yılından itibaren Kartal Belediyesi bünyesinde Temizlik İşleri, Basın ve Yayın ile Ruhsat ve Denetim müdürlüklerinde müdürlük yaparak belediyeye emek veren Hüseyin Güler için düzenlenen tören, Cemevi Dedesi Yunus Altun’un okuduğu dualarla devam etti. Duaların ardından katılımcılar, Güler’in kabrine karanfiller bıraktı. Anma programı, merhumun ruhu için gerçekleştirilen lokma dağıtımıyla sona erdi.
Gölbaşı Belediye Başkanı Odabaşı, vatandaş ve personelle bayramlaştı
23 Mart 2026 Pazartesi - 15:49 Gölbaşı Belediye Başkanı Odabaşı, vatandaş ve personelle bayramlaştı Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, Ramazan Bayramı dolayısıyla personel ve vatandaşlarla bayramlaştı. Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, Ramazan Bayramı dolayısıyla başkanlık makamında personel ve vatandaşlarla bayramlaştı. Bayramlaşma programında Odabaşı, kendisini ziyarete gelen misafirleri kapıda karşılayarak tek tek bayramlarını tebrik etti. Bayramlaşmada vatandaşlarla sohbet eden Odabaşı, onların talep ve önerilerini dinledi. Program boyunca hatıra fotoğrafı çektiren Odabaşı, bayramın getirdiği birlik ve beraberlik duygusunun Gölbaşı’nda güçlü şekilde hissedildiğini ifade etti. Öte yandan Gölbaşı Belediyesi personeliyle de bayramlaşan Odabaşı, bayram süresince vatandaşların herhangi bir mağduriyet yaşamaması adına sahada aktif olarak görev yapan ekibine teşekkür etti. Odabaşı, temizlikten zabıtaya, teknik ekiplerden sosyal destek birimlerine kadar birçok alanda hizmetlerin bayram boyunca aralıksız sürdürüldüğü vurguladı. "Gölbaşı’nda bu güzel atmosferi hep birlikte yaşadık" Odabaşı "Geride bıraktığımız Ramazan Bayramı’nda hemşehrilerimizle bir arada olmanın mutluluğunu yaşadık. Bayram süresince vatandaşlarımızın huzuru, güvenliği ve konforu için tüm ekip arkadaşlarımız büyük bir özveriyle sahada görev yaptı. Bu süreçte gösterdikleri gayret ve fedakârlık için her bir mesai arkadaşıma gönülden teşekkür ediyorum. Bayramlar, birlik ve beraberliğimizi pekiştiren, dayanışma ruhumuzu güçlendiren çok kıymetli zamanlardır. Gölbaşı’nda bu güzel atmosferi hep birlikte yaşadık. İnşallah önümüzdeki bayramlarda da aynı dayanışma ve kardeşlik duygularıyla bir araya gelmeye devam edeceğiz" dedi.
Öptü, yerine astı: "Bayrağı olmayanın milleti olmaz"
23 Mart 2026 Pazartesi - 15:48 Öptü, yerine astı: "Bayrağı olmayanın milleti olmaz" Tekirdağ’ın Kapaklı ilçesinde yerde bulduğu Türk bayrağını öperek yerine asan Bahattin Göktaş, "Bayrağı olmayanın milleti olmaz" dedi. Kapaklı Atatürk Mahallesi’nde evinin önünde yere düşen Türk bayrağını öperek yerine asan Bahattin Göktaş’ın görüntüleri sosyal medyada beğeni topladı. Yerdeki bayrağı temizledikten sonra yerine astığını anlatan Göktaş, "Bayrağın kıymetini bilmeyen vatanının kıymetini bilmez" dedi. Bahattin Göktaş, "Bizim orada iki tane asılı bayrak vardı. Bayram günü bana bayrağın yere düştüğünü söylediler. ‘Kaç kişi düşen bayrağı gördü ama almadılar’ dediler. Ben de hemen havanın soğuk olmasına rağmen indim aşağıya bir suyla yıkayıp bayrağı astım. Ben ülkemi, vatanımı, bayrağımı ve Atatürk’ü çok seviyorum. Bayrağın yerde durması benim zoruma gitti. Hasta olmama rağmen indim bir suyla bayrağımızı yıkadım. Bizim bayrağımızın devamlı göklerde olması lazım. Türk bayrağının kıymetini bilmeyen ülkesinin, vatanının kıymetini bilmez. Bayrağı olmayanın milleti olmaz. Yaptığım hareketten dolayı çoğu kişi çok sevindi, takdir etti. Bazı çekemeyenler gösteriş için yaptığımı söylüyor. Benim binamın her tarafı bayraktır. Ben bayrağımın yerde olmasını istemiyorum. Kim ne derse desin ben gösteriş için değil ben gerçekten bayrak hastasıyım. Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti, şahlansın Türk Bayrağı, bayrak inmez Atatürkçüler bitmez" ifadelerini kullandı.
Personeliyle bayramlaşan Başkan Büyükkılıç: "Kayseri Büyükşehir bir marka"
23 Mart 2026 Pazartesi - 15:18 Personeliyle bayramlaşan Başkan Büyükkılıç: "Kayseri Büyükşehir bir marka" Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Ramazan Bayramı sonrası ilk mesai gününde, bayram süresince fedakârca görev yapan belediye personeliyle bayramlaştı. Başkan Büyükkılıç, Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin bir marka olduğunu belirterek, personeline "Tebessümü yüzünüzden eksik etmeyin" dedi. Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Ramazan Bayramı sonrası ilk mesai gününde sırasıyla, Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı, Makine İkmal Bakım ve Onarım Daire Başkanlığı Atölyesi, ek hizmet binası, ana hizmet binasında görev yapan personelle bir araya gelerek bayramlaştı. İlk olarak yangın, afet ve yaşanan kazalara karşı halkın mal ve can güvenliğini koruyan, her türlü olumsuzluğa karşı bayramda da görev yapan İtfaiye Daire Başkanlığı’nı ziyaret eden Başkan Büyükkılıç, burada çalışanların geçmiş bayramını kutladı. Büyükkılıç, kahraman itfaiye erleri ile bayramlaştı Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı personeli ile de bayramlaşan Başkan Büyükkılıç, fedakârca görev yapan itfaiye erlerinin Ramazan Bayramı’nı tebrik ederek, "Yapmış olduğunuz gayretli, samimi, fedakâr çalışmalar ile Kayseri Büyükşehir Belediye’miz kendisinden söz ettiren konuma geldi. Her birinizi ayrı ayrı alnınızdan öpüyor, tebrik ediyor, teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız diyorum" ifadelerini kullandı. Personelden Başkan Büyükkılıç’a teşekkür Büyükkılıç, itfaiye daire başkanlığı bünyesinde staj yapan öğrencilerle bir araya gelerek onların da bayramlarını kutladı ve öğrencilere kendilerini en iyi şekilde yetiştirmeleri konusunda tavsiyelerde bulundu. Sendikanın İşçi Temsilcisi Tahir Göktürk de yapılan toplu iş sözleşmesinden dolayı Başkan Büyükkılıç’a teşekkür ederken, Büyükkılıç da personele ve sendika temsilcilerine teşekkür etti. Bayramlaşma merasiminin ardından Kayseri Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’nda görev yapan itfaiye erleri, Büyükkılıç’ı, itfaiyeci yemini ile uğurladılar. Makine İkmal Bakım ve Onarım Daire Başkanlığı Atölyesi’nde de personel ile bir araya gelen Büyükkılıç, "Allah hepinizden razı olsun" derken, Olcay Duran isimli sendika temsilcisi de Başkan Büyükkılıç’a teşekkür ederek, "Sizler bizlere canlarımız, evlatlarımızsınız dersiniz, biz de belediyemiz için gecemizi gündüzümüze katıp çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. Daha sonra Başkan Büyükkılıç ek hizmet binasını da ziyaret ederek, kendisini meşalelerle coşkulu bir şekilde karşılayan personelin geçmiş bayramını kutlayıp, ailelerine de selam gönderdi. Burada personele seslenen Büyükkılıç, her dönemde yüz akı olan, gayretli, fedakâr, samimi, iyi niyetli çalışmalarından dolayı teşekkür ederek, "Siz kardeşlerimin alnından öpüyorum, iyi ki varsınız" dedi. Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, daha sonra ana hizmet binası Meclis Salonu’nda personelle bir araya geldi. Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Hüseyin Beyhan, Genel Sekreter Yardımcıları Fatih Temeltaş ve Mustafa Türkmen, daire başkanları, müdürler ve tüm personelle bir araya gelen Başkan Büyükkılıç, sıcak ve samimi ortamda interaktif bir buluşma gerçekleştirdi. "Bir başkanınızdan öte bir ağabeyiniz" Konuşmasında Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin bir marka olduğunu belirterek, personeline ‘tebessümü yüzünüzden eksik etmeyin’ diye seslenen Büyükkılıç, "Bir başkanınızdan öte bir ağabeyiniz, bir büyüğünüz olarak söylüyorum, sizlerin emeği, gayreti, samimiyeti, tecrübesi olmasa, ortaya Kayseri Büyükşehir diye bir marka değer çıkmaz. Allah hepinizden razı olsun, bayramınızı tebrik ediyorum" dedi. Büyükkılıç personeli ile günün anısına toplu hatıra fotoğrafı da çekindi.
Down sendromlu çocuklara enerji sektörü tanıtıldı
23 Mart 2026 Pazartesi - 15:15 Down sendromlu çocuklara enerji sektörü tanıtıldı Yeşilırmak Elektrik Dağıtım A.Ş. (YEDAŞ) tarafından, Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü kapsamında düzenlenen etkinlikte down sendromlu çocuklara enerji sektörü tanıtıldı. Samsun, Ordu, Amasya, Çorum ve Sinop’ta 2,5 milyondan fazla aboneye elektrik dağıtım hizmeti sunan YEDAŞ, iyilik kulübü kapsamında yürüttüğü sosyal sorumluluk projelerine bir yenisini ekledi. Dünya Down Sendromu Farkındalık Günü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte, down sendromlu bireyler ve aileleri, Samsun’daki YEDAŞ Genel Müdürlük ve Eğitim Merkezi’nde ağırlandı. Program kapsamında çocuklar ilk olarak Merkezi Uzaktan Kontrol ve Veri İzleme Sistemi Merkezi’nde (SCADA) gerçekleştirilen simülasyon çalışmasına katıldı. Saha ekiplerini yönlendirerek enerji dağıtım süreçlerinin nasıl yönetildiğini gözlemleyen katılımcılar, dijital sistemler üzerinden yürütülen operasyonlara da dahil oldu. Etkinliğin devamında Eğitim Merkezi’nde enerjisiz alanda uygulamalı çalışmalara geçildi. Down sendromlu bireyler, uzmanlar eşliğinde sigorta değişimi gibi temel elektrik uygulamalarını deneyimledi. Hem öğretici hem de keyifli anların yaşandığı etkinlikte çocukların heyecanı dikkat çekerken, aileler de programın son derece faydalı olduğunu ifade etti. Down-ÇED Samsun Dernek Başkanı Ulviye Demirci, bu tür etkinliklerin çocukların özgüvenini artırdığını belirterek, "Bireylerin farklı alanları tanıması ve aktif şekilde sürece katılması bizim için çok kıymetli. Bu anlamlı organizasyon için YEDAŞ’a teşekkür ediyoruz" dedi. YEDAŞ Kurumsal İletişim Müdürü Emin Genç ise sosyal sorumluluk projelerine önem verdiklerini vurgulayarak, "Sadece elektrik dağıtım hizmeti sunmakla kalmayıp, toplumsal farkındalık oluşturan çalışmaları da önemsiyoruz. Bu tür etkinlikler hem farkındalık sağlıyor hem de gönüllülük anlayışını güçlendiriyor. Misafirlerimizi ağırlamaktan büyük mutluluk duyduk" diye konuştu.
Kuruyan gölet yeniden canlandı: Çatlayan topraklar suyla buluştu
23 Mart 2026 Pazartesi - 15:06 Kuruyan gölet yeniden canlandı: Çatlayan topraklar suyla buluştu Geçtiğimiz yıl kuraklık nedeniyle tamamen kuruyan Çakıl Göleti, bu yıl etkili olan yağışların ardından yeniden su tutarak eski görünümüne kavuşmaya başladı. Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesine bağlı Yağcı Mahallesi’nde bulunan ve özellikle hayvancılıkla uğraşan vatandaşlar için önemli bir su kaynağı olan gölet, geçen yıl aşırı sıcaklar ve yetersiz yağış nedeniyle tamamen kurumuştu. Su seviyesinin sıfıra indiği gölette balıklar telef olurken, tabanda derin çatlaklar oluşmuştu. Bu yıl kent genelinde etkili olan yağışlar, kuruyan su kaynaklarını yeniden canlandırdı. Çakıl Göleti de yağışlardan nasibini alarak tekrar suyla dolmaya başladı. Göletteki su seviyesinin gözle görülür şekilde yükseldiği, çevresinin yeniden canlandığı gözlendi. Yağcı Mahallesi Muhtarı Mehmet Katırcı, son yağışların bölgedeki su kaynaklarına olumlu yansıdığını belirterek, geçen yıl yaşanan kuraklığın ciddi etkiler bıraktığını ifade etti. Katırcı, göletin tamamen kurumasının hem doğayı hem de hayvancılığı olumsuz etkilediğini, bu yıl ise yağışlarla birlikte yeniden toparlanma sürecine girildiğini söyledi. Yağışların devam etmesi halinde göletin tamamen dolmasının beklendiğini belirten mahalle sakinleri, su seviyesindeki artışın bölge için umut verici olduğunu dile getirdi.