GÜNDEM
Şırdan ve mumbar yapıp pazarlarda sattı, şimdi kendi dükkanının patronu oldu 17 Mayıs 2026 Pazar - 12:39:48 Aksaray’da 9 yıl önce evinde şırdan ve mumbar yapıp semt pazarlarında satarak geçimini sağlamaya çalışan 44 yaşındaki Ayten Mert, zorlu bir damak tadını Aksaray’a sevdirmeyi başarıp şimdi açtığı kendi dükkanında kendi işinin patronu oldu. Aksaray’ın ilk ve tek şırdan ve mumbarcısı olan 44 yaşındaki Ayten Mert, 9 yıl öncesine kadar evlere temizliğe giderek geçimini sağlamaya çalışıyordu. Semt pazarında açılan bir yemek etkinliğine şırdan ve mumbar yapıp katılan Ayten Mert, yaptığı şırdan ve mumbarın beğenilmesi üzerine temizlik işlerini bırakıp semt pazarlarında şırdan ve mumbar yapıp satmaya başladı. Zorlu bir damak tadı olan şırdan ve mumbarı tüm Aksaraylılarla tanıştıran ve sevdiren Ayten Mert yıllarca kız çocuğuyla birlikte gidip geldiği semt pazarlarından elde ettiği gelirle açtığı dükkanda kendi işinin patronu oldu. Şırdan ve mumbar başta olmak üzere ev yemekleri de yaparak satışa sunan Ayten Mert, Aksaray’ın tek şırdancısı olarak vatandaşlara hizmet ederken, kızı ise gastronomi eğitiminden sonra bir iş yerinde staja başlayarak annesinin yolunda ilerliyor. 9 yıldır Aksaray’a şırdan ve mumbarı sevdiren kadın Semt pazarlarında şırdan ve mumbar satışına başladığını anlatan Ayten Mert, "9 yıldır şırdan, mumbar ve ev yemekleri yapıyorum. Bu semt pazarlarında şırdan mumbar satarak başladım. Cumartesi Semt Pazarında bir etkinlik vardı. O etkinliğe katılıp bende şırdan ve mumbar yapmaya başladım. İlk başta Aksaray halkının ön yargısı olarak ‘Şırdan gitmez, Aksaray’da yapılmaz’ dediler ama şu anda elhamdülillah 9 yıldır bu işi yapıyorum, şırdan, mumbar, ev yemekleri. Şu anda binlerce şükürler olsun. Şırdan ve mumbar yapmadan önce ev temizliklerine gidiyordum. Bir kız çocuğum var, onunla birlikte temizliğe gidip geliyordum. Sonra bu pazarda şırdan mumbar yapımına başladım. Şimdi ise dükkanımızı açtık, kız çocuğum da okudu ve oda annesi gibi yemekçi olmak için staj görüyor" dedi. Şırdan ve mumbarın temizliği her şeyden önemli Şırdan ve mumbarın zahmetli bir yemek olduğunu ve temizliğinin çok önemli olduğunu anlatan Ayten Mert, "Şırdanı biz alıyoruz toptan olarak. Alıp getiriyoruz ve ilk önce temizliğini yapıyoruz. Temizlikten sonra iç hazırlamasını yapıyoruz. Pirincini, baharatlarını, tuz ve yağını ayarlayıp doluma başlıyorum. Doldurduktan sonra dikim işlemini yapıyorum, dikiminden sonra tekrar bir temizlik aşaması var, o temizliğin ardından da 3 saat pişirmeye bırakıyorum" diye konuştu. Şırdan ve mumbara talebin de yoğun olduğunu anlatan Ayten Mert, "Aksaray’da talebimiz çok fazla. Allah’a şükürler olsun. Çünkü kendim yapıyorum, taze taze her gün temizliği olsun, pişirme aşaması gibi her şeyini kendimiz yaptığımız için Aksaray halkına şırdan ve mumbarı sevdirdik. Vatandaşlarda epey beğendi, her gün akşam da gelirler" şeklinde konuştu.
17 Mayıs 2026 Pazar - 12:34 Yeşil elmas enginarın görünmeyen mesaisi yüz güldürüyor Türkiye’nin önemli tarım kentlerinden Aydın’da bahar aylarıyla birlikte enginar hasadı hız kazanırken, Efeler ilçesi Gölhisar Mahallesi’nde tarlalardan toplanan enginarlar usta ellerde sofralara hazırlanıyor. Sezonluk olan enginar soyumu için 600 km uzaklıktan Aydın’a gelen Çeliktaş kardeşler, "Sarraf altını işler, biz de bıçağı işliyoruz. Bu işten kişi başı asgari ücretin 4 katına kadar gelir elde edilebilir" dedi. Vitamin ve mineral açısından zengin olan, karaciğer dostu olarak bilinen enginarın sindirime yardımcı olduğu ve bağışıklık sistemini desteklediği biliniyor. Lifli yapısıyla uzun süre tok tutan enginar, sağlıklı beslenme listelerinin de vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Efeler ilçesine bağlı Gölhisar Mahallesi, Aydın’ın önemli enginar üretim merkezleri arasında yer alıyor. Verimli toprak yapısı ve uygun iklim şartları sayesinde bölgede yetiştirilen enginarlar, iç piyasada yoğun talep görürken farklı illere de gönderiliyor. Hasat döneminde mahallede hem üretim hem de enginar soyumu sayesinde hareketli bir çalışma temposu yaşanıyor. Enginar soyumu yapan ustalar kısa süren sezonda yoğun çalışarak yılın önemli kazanç dönemlerinden birini geçiriyor. Hasat edilen enginarlar, kabuklarından ayıklanarak çanak haline getiriliyor. Enginar soymada ustalık, hız ve doğru teknik büyük önem taşırken, işi bilen kişiler günde yaklaşık bin 500 ila 2 bin adet enginar soyabiliyor. İstanbul’dan Aydın’a gelen Ali ve Sezgin Çeliktaş kardeşler de sezon boyunca yoğun tempoda çalışarak bu işten gelir elde ediyor. Sabah erken saatlerde başlayan ve akşam geç saatlere kadar süren mesaiyle çalışan Ali ve Sezgin Çeliktaş kardeşler, enginar soymanın dışarıdan göründüğü kadar kolay olmadığını belirtti. Soyum işinde en önemli detaylardan birinin ise kullanılan bıçak olduğunu vurgulayan kardeşler, "Sarrafın altını işleyebildiği gibi enginar soyucusunun da bıçağını işleyebilmesi önemlidir" sözleriyle mesleklerindeki inceliği anlattı. "Çocukluğumuzdan beri enginar soyuyoruz" Abisi ile enginar soyumu yapan Ali Çeliktaş çocukluk yıllarından bu yana tarımın içinde olduklarını belirterek, "Çocukluğumuzdan beri tarımın, meyve ve sebzenin içerisindeyiz. Küçüklüğümüzden beri enginar soyuyoruz. İnsanlar için enginar soymak zor olabilir ama bizim için bir meslek olduğu için zor gelmiyor. Kaslarımız bile bu soyma alışkanlığına alışmış durumda. Enginar soymak kişiden kişiye gelir olarak da değişir. Kimi insan kendini bu işe adamıştır, fazla soyum yapıp daha fazla kazanç elde edebilir. Kimi insan da kendisini çok yormadan, yettiği kadar deyip emek harcadığı miktarda para kazanabilir. Soyabilen insan için enginar dönemliktir ama güzel bir kazanç getirebilir" dedi. "Enginarcının sanatı da bıçağıdır" Bıçağın önemine dikkat çeken Çeliktaş, "Bıçaklarımız çok ince de kalın da değildir. Standart mutfak bıçağıdır. Sarrafın altını işleyebildiği gibi enginar soyucusunun da bıçağını işleyebilmesi önemlidir. Bıçağını işleyebilen insan enginar soyuculuğunda ustadır. Bıçak işleyemeyen insan soyar belki ama adetli, verimli ve düzgün soyamaz. Soyan bıçak ile soymayan bıçağın çıkarttığı işçilik hiçbir zaman aynı olmaz. Enginarcının sanatı da bıçağıdır. O yüzden bıçak özeldir. Ancak özel bıçak dendiğinde özel yapım anlaşılmamalıdır. Bizim bıçaklarımız normal pazardan alınabilecek mutfak bıçaklarıdır. Bana sıradan bıçak getirin, ben o bıçağı enginar soyabilen hale getiririm. Ama bunu yapabilmek uzun zaman ve tecrübe gerektirir" diye konuştu. "İstanbul’dan sezon için geldik" Sezgin Çeliktaş ise kardeşiyle birlikte İstanbul’dan Aydın’a geldiklerini belirterek, "Burada 6 kişilik bir ekibiz. Biz buraya kardeşimle birlikte İstanbul’dan geldik. Enginar soymada dikkat edilmesi gereken şeyler vardır. Enginarın kabuğunu özünden ve etinden mümkün olduğunca ince şekilde alarak, daha etli, daha yuvarlak ve çanaklı bir şekilde soymaya çalışıyoruz. Kaliteli soyum tarzı budur. Onun haricinde enginarı soyduktan sonra kararmasın diye limonlu ve tuzlu su ile korumaya çalışıyoruz. Limonlu ve tuzlu suyu iyice içine çektikten sonra akşam üzeri iç kısmını ayrıca alıyoruz" ifadelerini kullandı. "Kazanç asgari ücretin 4 katına kadar çıkabiliyor" Çalışma sürelerinin uzun ve yorucu olduğunu ifade eden Çeliktaş, "Çalışma sürelerimiz biraz uzun ve yorucudur, tempo ister. Kazanç olarak da tatmin edici bir gelir var. Kişiye göre değişmekle beraber bir asgari ücret bazında hesaplarsak 4 katına kadar gelir elde edilebilir. Sabah 7 buçuk 8 gibi çalışmaya başlıyoruz ve akşam 7’ye kadar soyum işini yapıyoruz. Akşam 7’den sonra da enginarın tüylü iç kısmını çıkartmak için çalışıyoruz. Sezonluk bir iş olduğu için kazanç değişkenlik gösterebilir. 6 kişilik bir ekip sezonu 2 ayda kapatabilir, 8 kişilik bir ekip 1 buçuk aya düşürür. 4 kişi olursun 3 aya çıkar. Enginarın boyutuna göre değişmekle birlikte bir kişi günde minimum bin, maksimum 2 bin tane enginar soyabilir" dedi.
17 Mayıs 2026 Pazar - 12:33 Yiğitler Mahallesi’nde yapımı süren Makbule-Tevfik Yıldırım Engelsiz Yaşam Merkezi’nde çalışmalar yüzde 92 oranında tamamlandı Toplumun tüm kesimlerine yönelik projeler üreten Yıldırım Belediyesi, özel bireyleri de unutmuyor. Özel bireylerin hayatlarını kolaylaştıracak Makbule-Tevfik Yıldırım Engelsiz Yaşam Merkezi’nin yüzde 92’si tamamlandı. Yıldırım Belediyesi, ‘Engelsiz şehir Yıldırım’ anlayışıyla çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Yıldırım Belediyesi, özel bireylerin tüm ihtiyaçları göz önünde bulundurularak planlanan önemli bir merkezi ilçeye kazandırıyor. Yiğitler Mahallesi’nde yapımı süren Makbule-Tevfik Yıldırım Engelsiz Yaşam Merkezi’nde çalışmalar yüzde 92 oranında tamamlandı. 5 bin 305 metrekarelik tesisin bünyesinde; hasta bakım odaları, fizik tedavi ve fizyoterapi odaları, psikolog odaları, bireysel ve aile terapi odaları, spor salonu, danışma, eğitmen odası ve bekleme salonu gibi birimler yer alacak. Tesiste ayrıca özel vatandaşların sosyalleşmesi adına yüzme havuzu, kafeterya, yemekhane, kuaför, tekstil atölyesi, ahşap atölyesi, bağlama ritim kursu, filografi atölyesi, sergi alanı, konferans salonu, seminer salonu, çocuk oyun alanı, derslikler de bulunacak. Bursa’ya hizmet verecek Makbule-Tevfik Yıldırım Engelsiz Yaşam Merkezi’nde incelemelerde bulunan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, çalışmalara ilişkin bilgi aldı. Merkezde sona yaklaşıldığını belirten Başkan Yılmaz, "Özel durumu bulunan kardeşlerimizin hayatını kolaylaştıracak ve onları sosyal yaşamın içinde daha güçlü bir şekilde yer almasını sağlayacak yatırımlara öncelik veriyoruz. Bu kapsamda insana dokunan önemli bir projeyi hayata geçiriyoruz. Makbule-Tevfik Yıldırım Engelsiz Yaşam Merkezi sadece Yıldırım’a değil Bursa’ya değer katacak. Merkezimiz; özel gereksinimli hemşehrilerimizin tüm beklenti ve ihtiyaçlarına cevap verecek. Aileleriyle birlikte hem öğrenip hem sosyalleşebilecekleri bir yaşam alanı oluşturuyoruz. Bu tesis kapılarını açtığında Bursa’nın en özel projelerinden biri olacak. Bursa’ya çok özel bir tesis kazandırmanın heyecanı içerisindeyiz. Özel gereksinimli hemşehrilerimizin yaşam kalitesini artıracak çalışmalarımızı sürdüreceğiz" dedi.
17 Mayıs 2026 Pazar - 12:29 Büyükşehirden şehit anneleri ve gazi eşleri için mevlit programları Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Muğla İl Müftülüğü iş birliğinde Anneler Günü kapsamında Milas, Menteşe ve Fethiye’de şehit anneleri ve gazi eşlerine yönelik mevlit programları düzenlendi. Muğla Büyükşehir Belediyesi ile Muğla İl Müftülüğü iş birliğinde, Anneler Günü kapsamında şehit anneleri ve gazi eşlerine yönelik anlamlı programlar gerçekleştirildi. İlk program, Türkiye Muharip Gaziler Derneği Milas Şubesi’nde gerçekleştirildi. Şehit anneleri ve gazilerimizin eşlerinin katıldığı programda dualar edilerek mevlit okutuldu. Program sonunda katılımcılara keşkek ikramında bulunulurken Kur’an-ı Kerim dağıtımı yapıldı. Duygu dolu buluşma Menteşe’de gerçekleşti Anneler Günü etkinlikleri kapsamında Menteşe’de Emniyet Teşkilatı Vazife Malulü ve Şehit Aileleri Vakfı’nda düzenlendi. Duygu dolu anların yaşandığı programda şehitler dualarla anılırken, şehit anneleri ve gazi eşleriyle yakından ilgilenildi. Programlar Fethiye’de tamamlandı Etkinliklerin son programı Fethiye’de Muharip Gaziler ve Şehit Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nde gerçekleştirildi. Yoğun katılımın olduğu programda birlik ve beraberlik mesajları verildi. Başkan Aras: "Şehit annelerimizin ve gazi eşlerinin yanında olmayı sürdüreceğiz" Kıyı Ege Belediler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, "Vatanımız uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizin bizlere emaneti olan kıymetli anneleri ve fedakâr eşlerimiz her zaman başımızın tacıdır. Şehitlerimizin hatırasını yaşatmak, ailelerine sahip çıkmak bizim en önemli sorumluluklarımızdan biridir. Muğla Büyükşehir Belediyesi olarak, birlik ve beraberlik duygularımızı güçlendiren bu tür etkinlikleri sürdürmeye devam edeceğiz. Bu vesileyle başta şehit annelerimiz olmak üzere tüm annelerimizin Anneler Günü’nü kutluyor, sağlık ve huzur dolu bir ömür diliyorum" dedi.
Anka Çocuk Destek Programı’ndan 18 bin 860 çocuk yararlandı
23 Mart 2026 Pazartesi - 10:11 Anka Çocuk Destek Programı’ndan 18 bin 860 çocuk yararlandı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, çocukların travmalarını azaltma ve toplumsal uyumlarını güçlendirmek amacıyla yürütülen Anka Çocuk Destek Programı’ndan 2014 yılından bugüne kadar yaklaşık 18 bin 860 çocuğun yararlandığını bildirdi. Bakan Göktaş, yaptığı yazılı açıklamada, 2014 yılından itibaren sürdürülen Anka Çocuk Destek Programı’nın ülke genelindeki 59 İhtisaslaşmış Çocuk Evleri Sitelerindeki çocuklar için uygulandığını belirtti. Programla çocukların geçmişte yaşadıkları olumsuz deneyimlerden kaynaklanan örselenme veya davranış bozukluklarının azaltıldığını kaydeden Göktaş, böylece çocukların aileleri ve sosyal çevreleriyle uyum sağlamalarının kolaylaştırıldığını aktardı. Çocukların bireysel farklılıkları ve ihtiyaçları dikkate alınarak kişilik gelişimlerinin desteklenmesi, travmalarının ortadan kaldırılması ve olumlu tutum ile davranış geliştirmelerine yönelik çalışmalar yürütüldüğünü belirten Göktaş, "Bu kapsamda çocukların travmalarını azaltma ve toplumsal uyumlarını güçlendirmek amacıyla yürüttüğümüz Anka Çocuk Destek Programı’ndan bugüne kadar yaklaşık 18 bin 860 çocuğumuz yararlandı" ifadelerini kullandı. Çocukların ihtiyaçlarının belirlenmesi amacıyla Bireysel İhtiyaç ve Risk Değerlendirme Formu’nun (BİRDEF) uygulandığını kaydeden Göktaş, programda bireysel danışmanlık, grup çalışmaları ve aileyle iş birliği süreçlerinin yer aldığını vurguladı. "Çocuğun ihtiyaçları ve risk alanları ortaya çıkarılıyor" Bu aşamalarda çocuğun bireysel gelişiminin yanı sıra aile ilişkileri ve sosyal çevreyle uyumunun desteklenmesinin amaçlandığını belirten Göktaş, "Rehabilitasyon sürecine tabi tutulan her çocuğa konuyla ilgili özel eğitimden geçmiş bir danışman atanıyor. Danışman tarafından çocuğun eğitim geçmişi, sağlık durumu, aile ilişkileri, sosyal çevresi ile muhtemel istismar, bağımlılık ya da suça sürüklenme öyküsü gibi kritik bilgiler değerlendiriliyor; çocuğun ihtiyaçları ve risk alanları ortaya çıkarılıyor" açıklamasını yaptı. Elde edilen veriler doğrultusunda bireysel danışmanlık, grup çalışmaları ve aile destek programının oluşturulduğunun altını çizen Göktaş, şunları kaydetti: "Aile ile iletişimde bir engel yoksa aile de sürece dahil ediliyor. Böylece sürece yalnızca çocuğun değil, ailenin de aktif katılımı sağlanıyor. Diğer yandan çocuklara rehabilitasyon sürecinde sosyal, kültürel ve sportif faaliyetler ile meslek edindirme kursları veriliyor. Çocukların özellikleri, ilgileri, yetenekleri ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak planlanan kurslarda, gelişim düzeylerine göre günlük yaşam becerileri kazandırmaya yönelik faaliyetler gerçekleştiriliyor. Değerlendirme sonucunda ortaya çıkan ihtiyaç ve risklere göre çocuğa ve ailesine gerekli destek sağlanıyor. Anka Çocuk Destek Programını, son yıllarda yürütülen kapsamlı çalışmalarla güçlendirilerek yeniden yapılandırdık. Programın etki analizi sonuçları doğrultusunda, başlangıçta yalnızca İhtisaslaştırılmış Çocuk Evleri Sitelerinde uygulanan modelin kapsamını genişleterek, programın tüm çocuk bakım kuruluşlarında uygulanmasına yönelik önemli dönüşüm gerçekleştirdik. Böylece koruma ve bakım altındaki çocuklara sunulan psikososyal destek hizmetleri, bilimsel temelli bir yaklaşımla standartlaştırılarak tek bir sistem altında bütüncül biçimde yürütülmeye başlandı."
Muğla’da gençlerin fikirleri projeye dönüşüyor
23 Mart 2026 Pazartesi - 10:08 Muğla’da gençlerin fikirleri projeye dönüşüyor Muğla’nın Menteşe ilçesinde gençlerin enerjisi ve üretkenliği, Uluslararası Gençlik Merkezi’nin düzenlediği "Bir Fikrim Var" programı ile sahaya iniyor. Gönüllü gençler, sadece fikir üretmekle kalmayıp projelerin mutfağından uygulama aşamasına kadar her noktada görev alacak. Menteşe Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğü bünyesinde faaliyetlerini aralıksız sürdüren Uluslararası Gençlik Merkezi, gençlerin hayallerini gerçeğe dönüştürmek amacıyla kapılarını önemli bir organizasyona açtı. "Bir Fikrim Var" programı kapsamında bir araya gelen gönüllü gençler, önümüzdeki dönemde hayata geçirilecek projeler için kolları sıvadı. Program boyunca söz alan gençler; sosyal, kültürel ve sportif alanlarda gerçekleştirmek istedikleri projeleri detaylı bir şekilde paylaştı. Gençlik Merkezi yetkilileri, gençlerin bu denli istekli ve üretken olmasından büyük memnuniyet duyduklarını belirterek şu ifadelere yer verdi: "Uluslararası Gençlik Merkezi olarak gençlerimizin kişisel gelişimine katkı sunmaya ve onların vizyoner fikirlerini hayata geçirmeleri için her türlü desteği vermeye devam edeceğiz" Programın sonunda fikirlerini paylaşma ve hayallerini gerçeğe dönüştürme fırsatı bulan gençler, büyük bir heyecan yaşadıklarını dile getirdi. "Bir Fikrim Var" projesiyle filizlenen bu etkinliklerin, önümüzdeki günlerde Menteşe’de geniş kitlelere ulaşması ve büyük ilgi görmesi bekleniyor.
Gazikültür, halk şiirinin güçlü hatırlatma taşıyan yeni eserini okurla buluşturdu
23 Mart 2026 Pazartesi - 09:53 Gazikültür, halk şiirinin güçlü hatırlatma taşıyan yeni eserini okurla buluşturdu Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Gazikültür Yayınları, şair Ahmet Şahin’in "Ömrümün Hayal Perdesi" adlı eserini okuyucuyla buluşturdu. Gaziantep’in sözlü kültür birikimini, Barak havzasının duyarlığını ve Anadolu irfanını günümüze taşıyan eser, yerel hafızanın yazılı kültüre kazandırılması açısından önemli bir kültür hizmeti niteliği taşıyor. Mısralarında Anadolu halk şiirinin büyük ustalarını hatırlatan kültürel sürekliliğin canlı bir örneğini sunan şair Şahin, okuyucuya şiirlerinde hem alın terinin sıcaklığı hem de gönül emeğinin derinliği hissettiriyor. Eser, Karacaoğlan’ın lirizmini ve Anadolu halk şiirinin inanç merkezli duyarlığını çağrıştıran bir çizgide, yerel bir sesin evrensel bir dile dönüşümünü temsil ediyor. Gaziantep’in halk şiiri geleneğini yakından tanımak isteyenler ve Anadolu irfanının çağdaş yansımalarını okumak isteyenler için önemli bir kaynak olarak öne çıkıyor. Okurlar, Ömrümün Hayal Perdesi adlı kitabı Gazikültür’ün müze mağazalarından ve magazagaziantep.com adresinden temin edebilir. GBB Kültür A.Ş. Genel Müdürü Halil İbrahim Yakar, bu şehrin bereketli toprakları yalnızca maddi üretimiyle değil, manevi üretimiyle de ülkenin kültür atlasında önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Yakar, halk şiirinin bu şehrin ruhunu taşıyan en güçlü kanallardan birisi olduğunu belirterek, "Ahmet Şahin, Barak kültürünün içinden gelen sesiyle bu irfanı günümüze taşıyan kıymetli bir hafıza taşıyıcısıdır. Ömrümün Hayal Perdesi, Anadolu insanının ortak duyuşunu, inancını algısını samimi bir dille yansıtan çok değerli bir eserdir" dedi. Yakar, Gazikültür Yayınları’nın temel misyonuna da dikkat çekerek şehirlerin kültürel hafızasının korunmasının bir sorumluluk olduğunun altını çizdi. GBB bünyesinde yayınlanan eserlerin arşiv olmasının ötesinde de bir nitelik taşıdığına vurgu yapan Yakar, "Yaşayan değerleri geleceğe aktarmayı amaçlıyoruz. Çünkü şehirlerin ruhu, yalnızca mimaride ve sokaklarda değil; o şehirde söylenen türkülerde, yazılan şiirlerde ve anlatılan hikâyelerde yaşar. Ahmet Şahin’in bu eseri, Gaziantep’in kültürel sürekliliğini ve halk irfanının gücünü gösteren önemli bir tanıktır" şeklinde konuştu.
Yarım asırlık kalay ustası ‘çırak’ sıkıntısına dikkat çekti
23 Mart 2026 Pazartesi - 09:53 Yarım asırlık kalay ustası ‘çırak’ sıkıntısına dikkat çekti Aydın’daki kalaycılığın son temsilcilerinden olan 58 yaşındaki 2 çocuk babası Murat Uçar, çırak olarak girdiği mesleğinde 50 yılı doldururken, en büyük üzüntüsünün yetiştirecek çırak bulamamak olduğunu söyleyerek "Bakır bitmez ama artık usta kalmadı" dedi. Aydın’da yaşayan Murat Uçar (58), çırak olarak başladığı bakır ve kalaycılık işinde 50. yılını doldurdu. Bu mesleğin şehirdeki son temsilcilerinden olan Uçar, yetiştirecek çırak bulamadıklarını ifade ederken, en büyük hayallerinden birisinin de ustalığını genç nesillere aktarabilmek olduğunu söyledi. Aydın genelinde kalay ustası sayısının bir elin parmağını geçmediğini ve işini bıraktıktan sonra vatandaşların bakırlarının orta kalacağını ifade eden Uçar; "Bakır bitmez ama artık usta kalmadı" dedi. Kendisinin de mesleğinde sona yaklaştığını ve ustalığın kendileriyle beraber toprağa gideceğini vurgulayan Uçar; "1976’dan beri bu mesleği yapıyorum. Baba mesleği zaten. Allah’a çok şükür çocuklarımı evlendirdim, geçimimi buradan sağlıyorum ama artık ben de mesleğimde sona yaklaştım. Yarım asırdır bu işi yapıyorum, artık işten emekli olma zamanım geldi. Mesleğimi çok seviyorum ama artık sağlık sorunlarım sebebiyle yavaş yavaş bırakmaya başladım. Daha ne kadar bu işi sürdürebilirim bilmiyorum. Ama benim en büyük üzüntüm yetiştirecek çırak bulamamak. Mesleğin yok olmasına üzülüyorum. Bu mesleği öğrenen olsa aç ve açıkta kalmaz. Maalesef gençler rağbet göstermiyor, aileler de göndermiyor. Sanayi ortamında, zanaat işlerinde artık çırak kalmadı. Öğrenen nesil yok. En büyük korkum, ben de mesleği bıraktıktan sonra bu milletin bakırları ne olacak. Yani bakır bitmez ama usta bitti. Gerçekten en büyük korkum bu. Bakır çok ama usta yok. Maalesef ustalığımı aktarabileceğim kimse yok. Keşke birisine bırakabilsem" dedi.