TEKNOLOJİ - 30 Temmuz 2015 Perşembe 18:09

4.5G teknollojisi geliyor

A
A
A
4.5G teknollojisi geliyor

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Dr. Ömer Fatih Sayan, "1 Nisan 2016’da firmalar 4.5G’yi sunmaya başlıyor olacaklar" dedi.

BTK Başkanı Dr. Ömer Fatih Sayan 4.5G’ye geçme süreci ile ilgili soruları cevapladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın geçtiğimiz aylarda 4G ihalesine değil, 5G ihalesine çıkılması yönündeki açıklamalarının ve ihalenin iptalinin ardından ise 25 Ağustos’ta çıkılacak olan ihalenin 4G ihalesi mi 5G ihalesi mi olduğuyla ilgili soruya Sayan, şunları kaydetti:

“Sayın Cumhurbaşkanımız o günkü konuşmasında ülkenin net faydasına ne yarayacak ne faydası olması gerektiği konusunda ona çıkmamız konusunda bize direktif vermişti. Bildiğiniz gibi telekomünikasyon sektörü özellikle şimdiye kadar yapılan yatırımlarda net ithalatçı konumda olduğumuz neredeyse yüzde 100’ e yakın. Tüm alt yapısını yurtdışında ithal ettiğimiz bir sektör. Sayın cumhurbaşkanımızın bize vermek istediği mesaj, biz artık telekomünikasyon sektörünü stratejik bir sektör olarak görüyoruz Kendi ürettiğimiz cihazları burada kullanabiliriz ve bizim bunları ihraç edebiliriz. Net ithalatçı konumunda ihraç eden Türkiye bu konularda yerli kriptosuyla kendi yazılımıyla kendi baz istasyonuyla yapmış olduğu yeni bir sistemden bahsediyoruz. Bu bağlamda bizim bir önceki ihale ile bugün ki ihale arasında en büyük farklılığımız şebekelerde ki yerli malı oranının kademeli olarak yüzde 30-40-45’e ulaşmasıdır. Birinci önceliğimiz şebekelerde kullanılan ürünlerin yerli malı olması. İkinci husus, AR-GE yükümlülüğünün arttırılması. Biz AR-GE personelini 500’den 750’ye çıkardık. Şu anda Türkiye’de 2 tane büyük AR-GE merkezi var. Açıkçası biz telekomünikasyon sektöründe bu AR-GE merkezlerinde tam olarak AR-GE yaptığından emin olmak istiyoruz. Bunun içinde bu AR-GE sürecini sonuna kadar götüreceğiz.”

4,5G’nin ülkeye sağlayacağı faydalara ilişkin Sayan, “En büyük özellik hızının artmış olması ve eski teknolojiye yatırımın yapılmayacak olması. Bizim amacımız 5G’nin altyapısını oluşturmak. Bu nokta çok önemli internet hız ve kapasite olarak hiçbir sorunla karşılaşmayacak seviyeye geleceğiz. İnternet hızımız kesinlikle 10 katına çıkacak" şeklinde konuştu.

"Firmalar 4.5G’ye geçmek istiyor mu" sorusunu ise Sayan, “Firmalarda son teknolojiyi karşılamak ve müşteriye sunmak konusunda istekliler. Firmalar ilk aşamada biraz zorlanıyor olsa da kademeli geçişe uyum sağlayacaklarını düşünüyoruz. 1 Nisan 2016’da firmalar 4.5G’yi sunmaya başlıyor olacaklar" yanıtını verdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri GÖKTİM Melikgazi’de geleceğin teknoloji liderleri yetişecek Kayseri Valiliği himayesinde kurulan Gökyüzü Teknoloji ve İnovasyon Merkezi (GÖKTİM) kapsamında Melikgazi Belediyesi’nin Tınaztepe, Danişmentgazi ve Necip Fazıl Kısakürek Sosyal Tesislerinde gerçekleşecek olan GÖKTİM Melikgazi’de kayıtlar başladı. Gençlerin teknolojiye olan ilgisini artırmayı ve onları geleceğin mesleklerine hazırlamayı amaçlayan akademide çeşitli branşlarda ücretsiz eğitimler verileceğini hatırlatan Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu, "Melikgazi Belediyesi olarak gençlere, teknolojiye, inovasyona, bilime önem veren bir belediye olarak çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu kapsamda teknoloji ile ilgili birçok projeye imza atıyoruz. Teknoloji atölyelerimiz, Teknoloji Lisesi Projemiz, TEKNOFEST’e katılan öğrencilerimize verdiğimiz destekler, Havacılık ve Uzay Teknolojileri Lisemiz de bunların bir göstergesi. Geçtiğimiz günlerde Melikgazi Kaymakamlığımız koordinasyonunda, Melikgazi Belediyemiz, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve ORAN Kalkınma Ajansı’nın destekleri; Kayseri’nin önde gelen teknoloji firmalarının teknik katkılarıyla hayata geçirilen GÖKTİM Melikgazi Teknoloji Kulüpleri’nin açılış programını yapmıştık. Burada Valimiz Sayın Gökmen Çiçek başkanlığında GÖKTİM Melikgazi Teknoloji Kulüplerinin yaygınlaştırılması amacıyla, kapsamlı bir iş birliği protokolü de imzalamıştık. Bu vesile ile GÖKTİM Melikgazi hayata geçiyor. Melikgazi Belediyesi olarak Danişmentgazi, Tınaztepe ve Necip Fazıl Kısakürek Sosyal Tesislerimizdeki Teknoloji Atölyelerinde proje kapsamında öğrencilerimize uygulamalı eğitimler vereceğiz. Öğrencilerimiz burada teknoloji alanında uzmanlaşacaklar. Bu akademide robotik kodlama, yapay zeka, elektrik-elektronik, 3D tasarım, havacılık ve uzay bilimleri gibi atölye alanları bulunacak. Melikgazi’de eğitim gören ortaokul ve lise düzeyindeki öğrencilerimiz bu akademiye katılabilir. Başvuru yapmak için son başvuru günü 08 Şubat. Bilim ve teknolojiye ilgi duyan, robotik, yazılım, havacılık ve inovasyon alanlarında kendini geliştirmek isteyen, gelişime açık, disiplinli ve motivasyonu yüksek gençlerimizi GÖKTİM Melikgazi’ye bekliyoruz. Başvuru için: https://mgazi.li/e45d74 linkine tıklayabilir ya da 0530 253 91 91 numaralı WhatsApp ihbar hattımızdan ulaşabilirsiniz" dedi.
Konya Kış ayları eklemlerin "hava durumu tahmincisi" gibi çalışmasına neden olabiliyor Soğuk hava ve ağrılar arasındaki ilişkinin, vücudun dış dünyaya verdiği biyolojik bir hayatta kalma tepkisi olduğunu, kışın ağrıların artmasının vücudun ısıyı korumaya çalışırken verdiği mekanik ve sinirsel tepkinin bir sonucu olarak ortaya çıktığını belirten Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Selin Turan, özellikle kronik ağrısı olanlar için kış aylarının, eklemlerin bir "hava durumu tahmincisi" gibi çalışmasına neden olabileceğini söyledi. Soğuk hava eklem ağrılarını artırabiliyor. Bu durumun halk arasında bir inanış gibi de görülebildiğini, aslında bunun tıbbi olarak birkaç temel mekanizmayla açıklandığını ifade eden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Selin Turan, soğuk havanın eklemleri etkilemesinin temel nedenleri arasında birden fazla faktörün etki edebileceğine ve ağrılar arttığı zaman çeşitli önlemler alarak ağrılarda azalma sağlanabileceğine dikkat çekti. Soğuk havanın eklemleri etkilemesinin nedenleri Eklem sıvısının yoğunlaşması bir diğer adı ile akışkanlık kaybı olarak tanımlanıyor. Eklemlerin içinde, hareketi kolaylaştıran tıpkı bal veya motor yağı gibi olan sinoviyal sıvı adında doğal bir kayganlaştırıcı sıvı bulunduğunu, bu sıvının soğukta yoğunlaştığını ve akışkanlığının azaldığını belirten Uzm. Dr. Selin Turan, "Sonuç olarak eklemler sabahları daha katı (sert) olur ve hareket ettirmek ağrılı bir his verir. Barometrik basınç değişiklikleri yani eklem genleşmesi ise havaların soğumasıyla atmosferik basıncın düşmesiyle ilgilidir. Bu durum, eklemlerin etrafındaki dokuların (tendonlar, kaslar ve yara dokuları) üzerindeki dış baskının azalmasına neden olur. Baskı azalınca bu dokular mikroskobik düzeyde genleşir. Eklemin kısıtlı alanındaki bu genleşme, sinir uçlarını uyararak ağrıya yol açar. Eski sakatlıkların soğukta sızlamasının nedeni de genellikle budur" dedi. Vücudun soğukta hayati organları (kalp, akciğer, beyin vb.) sıcak tutmak için kanı merkeze çektiğini yani kan dolaşımını yavaşlattığını ifade eden Turan, "Bu durum kol ve bacaklardaki uç noktalara giden kan akışını azaltır. Eklemlere ve kaslara daha az kan gitmesi, bu bölgelerin sertleşmesine ve ağrıya karşı daha hassas hale gelmesine neden olur. Soğuğa maruz kalındığında da kaslar istemsizce gerilir. Soğukta farkında olmadan omuzların yukarı çekilmesi, vücudun kapanma hareketi yapmasına sebep verir. Sürekli gergin duran kaslar kısalır, yorulur ve laktik asit biriktirerek ağrımaya başlar. Gergin kaslar, eklemlerin üzerine daha fazla yük bindirir ve esnekliği azaltarak ağrıyı şiddetlendirir. Bu sürekli gerginlik hali kasların kısalmasına ve boyun, bel, sırt gibi bölgelerde tutulma ağrılarına yol açar. Soğuk hava, ağrı sinyallerini taşıyan sinir liflerini daha duyarlı hale getirebilir. Bu duruma ağrı eşiğinin düşmesi de denir. Yani normalde hissedilmeyecek küçük bir sızı, soğukta beyin tarafından şiddetli ağrı olarak algılanabilir" ifadelerini kullandı. "Tek bir kalın kazak yerine birkaç kat ince giyinmek ısıyı hapseder" Soğuk havalarda ağrıların etkisinin nasıl azaltılabileceğine değinen Uzm. Dr. Selin Turan, "Tek bir kalın kazak yerine birkaç kat ince giyinmek ısıyı hapseder. Özellikle diz ve el bileği gibi bölgeleri termal giysiler veya yünlü koruyucularla sıcak tutmak önemlidir. Hareketsiz kalmak eklemleri daha fazla sertleştirir. Ev içinde bile olsa hafif esneme hareketleri ve yürüyüş yapılmalıdır. Kapalı alanlarda dahi olsa hafif esneme hareketleri yapmak eklem sıvısının hareketlenmesine fayda sağlar. Ağrıyan bölgeye kısa süreli sıcak su torbası uygulamak veya ılık bir duş almak kan dolaşımını rahatlatır. Ayrıca soğuk havada susama hissi azalsa da su içmek eklem sıvısının kalitesini korumak için kritiktir çünkü eklem kıkırdağının büyük bir kısmı sudan oluşur. Vücut susuz kaldığında eklem sıvısı azalır ve sürtünme kaynaklı ağrılar artar. Günde en az 2 litre su içmeye özen gösterilmelidir. Yine soğuk havalarda doğru beslenme, hem vücut ısısını korumaya yardımcı olur hem de eklemlerdeki soğuk hassasiyetini içten dışa azaltır" şeklinde konuştu. Kış aylarında ağrıları kontrol altında tutmak için enerjiyi yükselten besinler tüketilmeli Vücut ısısını artıran özelliklere sahip olan bazı besinler kan dolaşımını hızlandırarak eklemlerin ısınmasını sağlıyor. Zencefil, zerdeçal, acı biber ve tarçın vücudun ısınmasına yardımcı oluyor. "Sağlık sorununuz yok ise bile bu kuvvetli etkiye sahip baharat ve bitkileri uzmanına danışarak kullanmalısınız" önerisinde bulunan Uzm. Dr. Selin Turan, "Eklem sıvısının kalitesini arttırmak için iyi yağlara da ihtiyaç vardır. Bunlar omega-3 bakımından zengin yağlı balıklardır. Haftada 2 öğün balık tüketimi çok önemlidir. Ek olarak zeytinyağı ağrı kesici bir etkiye sahiptir. Ceviz ve keten tohumu da bitkisel omega-3 kaynağı olarak eklem sağlığını destekler. Kemik suyu tüketimi, magnezyum açısından zengin besinlerin tüketimi, özellikle kış aylarında narenciye ve kivi gibi C vitamini içeren meyveler eklem bağlarını da güçlendirir. Son olarak kış aylarında güneşten mahrum kalmamak, D vitamini eksikliğinde doktor kontrolünde takviye kullanmak önemlidir" diye konuştu.
Yozgat Tuzla köprüsü, Selçuklu’dan günümüze hizmet vermeye devam ediyor Yozgat’ın Yerköy ilçesine bağlı Sekili köyü sınırları içerisinde yer alan ve halk arasında Tuzla Köprüsü ya da Sekili Köprüsü olarak bilinen tarihi köprü, Selçuklu dönemine uzanan geçmişiyle dikkat çekiyor. Delice Irmağı üzerinde kurulu olan tarihi yapı, aradan geçen asırlara rağmen sapasağlam yapısıyla hizmet vermeye devam ediyor. Kızılırmak Nehri’nin en uzun kolu olan Delice Irmağı üzerinde, kuzey-güney istikametinde inşa edilen köprü yaklaşık 60 metre uzunluğunda bulunuyor. Yozgat’ın Yerköy ilçesine bağlı Sekili köyleri ile Kırşehir’in Çiçekdağı ilçesine bağlı köyleri birbirine bağlayan köprü, geçmişte bölge ulaşımında önemli bir rol üstlendi. Ortadaki en yüksek kemer olmak üzere, ırmak kenarlarına doğru küçülen toplam dört adet sivri kemerli açıklıktan oluşan köprü, tamamen kesme taştan inşa edildi. Köprünün üst kısmında düzgün kesme taştan yapılmış korkuluklar yer alıyor. En büyük kemeri yaklaşık 11,20 metre açıklığında ve 5,50 metre yüksekliğinde olan yapı, 4,20 ile 4,50 metre genişliğe sahip bulunuyor. Üzerinde kitabe bulunmayan köprünün kim tarafından ve ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmezken, mimari özellikleri yapının Selçuklu dönemine, 13. yüzyıl ortalarına tarihlendirilebileceğini gösteriyor. Köprünün yakınlarında bulunan ve Selçuklu dönemine ait olduğu bilinen Sekili (Delicesu) Han kalıntıları da bu durumu doğrular nitelikte. Tabliyesi her iki yakadan orta noktaya doğru yükselen ve bu özelliğiyle ‘dik köprü’ sınıfında yer alan tarihi yapıda, kemer gözlerinin birleştiği noktalarda mahmuzlar bulunuyor. Tuzla köprüsü, kesme taş ve düzgün moloz taş kullanılarak inşa edilmiş. Yöre halkından Mustafa Mengüşoğlu, köprünün geçmişteki önemine dikkat çekerek, "Bu köprünün tarihi yani anlatılanlara göre bin yıllık bir tarihi var. 2019-2020 arasında yapıldı. Bu köprü Yozgat’la Kırşehir’in köylerini birbirine bağlayan bir köydür. Çiçekdağı ile Yerköy arasındaki bütün köylerini birbirine bağlıyor. En az atmış, yetmiş köy var" dedi. 2019 yılında tadilattan geçirilen tarihi köprü, yapılan çalışmaların ardından araç trafiğine kapatıldı. Günümüzde yalnızca yaya geçişine izin verilen köprü, sahip olduğu tarihi ve mimari özelliklerle bölgenin önemli kültürel mirasları arasında yer alıyor. (EB-GF-