GÜNDEM - 21 Temmuz 2020 Salı 17:34

4XL hayattan mide botoksu ile kurtuldu

A
A
A
4XL hayattan mide botoksu ile kurtuldu

Aşırı kiloları nedeniyle sağlığı bozulan Arzu Yavuzerler, mide botoksu yöntemiyle yeni bir hayata "Merhaba" dedi. 4XL tişört giyen Yavuzerler, Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. İsmail Özsan tarafından gerçekleştirilen mide botoksu işlemi ile 104'ten 68 kiloya düştü.

İzmir'de yaşayan Arzu Yavuzerler, evlendikten sonra hızla kilo almaya başladı. Bir oturuşta iki paket makarnayı tüketen Yavuzerler'in aşırı kiloları nedeniyle sağlık sorunları da baş göstermeye başladı. 104 kiloya ulaştığında giyecek kıyafet bulmakta güçlük çeken Yavuzerler, eski kilolarına dönmek için her yolu denedi ancak başarılı olamadı. Aşırı kiloları nedeniyle horlama ve nefes darlığı şikayetleri gelişen Yavuzerler, tedavi olmak için araştırma yapmaya başladı. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. İsmail Özsan'ın kliniğine başvuran Yavuzerler, doktoruyla yaptığı görüşmenin ardından yeni nesil zayıflama yöntemlerinden biri olan mide botoksu işlemini yaptırmaya karar verdi.

Mantıdan yeşil çaya

Arzu Yavuzerler, Dr. Özsan tarafından gerçekleştirilen başarılı mide botoksu işleminden sonra diyetisyenler Irmak Karayılan ve Cansu Dumanlı'nın da desteğiyle birlikte hızla zayıflamaya başladı. "Bir oturuşta iki paket makarna yerdim, botoks işleminden sonra yemem bıçak gibi kesildi" diyen Yavuzerler, "Gittiğim misafirliklerde mantılar, köfteler yenmesine rağmen ben sadece ayran, su ve yeşil çay içmeyi tercih ediyordum. Kilo kaybetmemle birlikte sağlığım da düzeldi. Geceleri artık hiç horlamıyorum. XL bedenlerden kurtuldum, artık medium giyiyorum" diye konuştu. Dr. Özsan'ın kliniğine geldiği ilk gün tüp mide ameliyatı düşündüğünü ifade eden Yavuzerler, doktoruyla yaptığı görüşmenin ardından mide botoksu tedavisinde karar kıldıklarını belirtti.

4XL hayattan mide botoksu ile kurtuldu

“Hastalık yoktur hasta vardır”

Dr. Özsan, uygun hastalarda mide botoksu tedavisinin başarıyla uygulandığını belirterek, "Tıpta hastalık yoktur hasta vardır. Biz de klinik olarak bu anlayışla hizmetlerimizi sürdürüyoruz. Arzu Hanım, mide botoksu tedavisinin ardından hem zayıfladı hem de eski sağlığına yeniden kavuştu. Mide botoksu işleminden sonra uygulamanın başarıya ulaşması için diyet desteği mutlaka alınmalı" dedi.

“Botoks işleminden sonra beslenme alışkanlığı kazanılması önemli”

Mide botoksu işleminin diyet yapmaya yardımcı bir yöntem olduğunu belirten Diyetisyen Cansu Dumanlı, "Kliniğimizde mide botoksu işleminin ardından 6 aylık bir diyetisyen desteği sağlıyoruz. Botoks işlemi sonrasında her hafta kontroller yapıyoruz. Aslında botokstan sonra önemli olan diyet takibidir. Çünkü 6 aylık bir diyet süreci içerisinde hastada belli bir beslenme alışkanlığı oturmuş oluyor. Arzu Hanım hiçbir şekilde diyet sürecini aksatmadı, her hafta düzenli olarak kontrollerine geldi. Aslında botokstan sonra yapılması gereken en önemli şey diyetisyen takibi ve hastanın diyetisyenle olan uyumudur. Botoks işlemi sonrasında belli bir beslenme alışkanlığı oturduktan sonra 6 ayın sonunda hasta zaten bu beslenme sürecine alışmış oluyor ve artık bu düzene alıştığı için bu beslenme düzenini hayat tarzı haline getirmiş oluyor" diye konuştu.

“Doğru hasta seçimi çok önemli”

Hastalarının kliniklerine geldiğinde vücut kitle endeksinin 41 olduğunu belirten Diyetisyen Irmak Karayılan, "Bu oran Dünya Sağlık Örgütü standardında 'Morbid Obezite' olarak tanımlanıyor. Morbid Obezite hastalara ilk başta önerilebilecek tedavi 'Bariatrik' cerrahi dediğimiz tüp mide operasyonları ya da gastrik bypass tarzı operasyonlardır. Tabii ki mide botoksu uygulaması da yapılabilir ama doğru hasta seçimi önemlidir. Hastanın öyküsü burada çok önemlidir. Doğru hastayı seçtiğinizde mide botoksu uygulaması da yüksek vücut kitle endekslerinde bile doğru sonuç verebilir. Mide botoksu endoskopik uygulanan 5-10 dakika süren işlemdir. Cerrahi bir operasyon değildir. Bu işlem sayesinde açlık hormonu sağlayan sinir uçları 4 ile 6 ay süreyle felç edilir. Mide botoksu, açlık hissinin azaltılması prensibine dayanarak diyetin tolere edilmesini kolaylaştırıp kilo kaybını mümkün hale getirmektedir" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Karabük KBÜ Senatosu’nda akreditasyon ve uluslararası gelişmeler görüşüldü Karabük Üniversitesi (KBÜ) Senatosu’nda uluslararası başarılar ve akreditasyon süreci ele alındı. Karabük Üniversitesi Nisan ayı Senato Toplantısı, Rektör Fatih Kırışık başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda üniversitenin kurumsal akreditasyon başarısı ile uluslararası sıralamalardaki yükselişi öne çıktı. Senato gündeminde akademik performans, bilimsel üretim ve kurumsal gelişim hedefleri ele alınırken, SCImago verilerine göre üniversitenin son yıllardaki yükselişi dikkat çekti. Karabük Üniversitesi’nin dünya sıralamasında 2023’te 106’ncı sıradan 2026 yılında 52’nci sıraya yükselmesi önemli bir başarı olarak değerlendirildi. Toplantıda ayrıca İsrail Parlamentosu’nun idam cezasına yönelik düzenlemesine ilişkin ortak bir metinle kınama yapılarak, insan hakları ve yaşama hakkına vurgu yapıldı. Rektör Fatih Kırışık, kurumsal akreditasyonun üniversite için önemli bir eşik olduğunu belirterek, çalışmaların kalite odaklı şekilde sürdürüleceğini ifade etti. Veri yönetiminin araştırma üniversitesi olma yolunda kritik bir rol oynadığını vurgulayan Kırışık, akademik birimlerin performanslarının ve bilimsel üretimin artırılmasına yönelik çalışmaların devam ettiğini kaydetti. Toplantıda ayrıca patent, atıf ve bilimsel yayın sayılarının artırılması, akademisyenlerin yenilikçi projelere yönlendirilmesi ve üniversitenin uluslararası görünürlüğünün güçlendirilmesi konuları da değerlendirildi. Senato toplantısı, üniversitenin araştırma üniversitesi olma hedefi doğrultusunda mevcut başarıların sürdürülebilir hale getirilmesi gerektiği vurgulanarak sona erdi.
Samsun Profesör açıkladı: "Evlilik kanseri önlüyor" ABD’de dört milyondan fazla vakayı kapsayan çalışmaya göre, hiç evlenmemiş yetişkinlerde kanser riskinin evlilere kıyasla daha yüksek olduğunun görüldüğünü aktaran Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, hiç evlenmemiş erkeklerde kanser oranlarının evli erkeklere göre yaklaşık yüzde 68, hiç evlenmemiş kadınlarda ise yaklaşık yüzde 83 daha yüksek olduğunu belirtti. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, evlilik ile kanser riski arasındaki ilişkiye yönelik yapılan büyük ölçekli bir araştırmayı değerlendirdi. Özkaya, "Geçen hafta yayınlanan ve ABD’de dört milyondan fazla vakayı kapsayan büyük bir araştırmaya göre, evliliğin kanser riskinin azalmasıyla bağlantılı olabileceğini öne sürüyor ve hiç evlenmemiş yetişkinlerin kansere yakalanma riski, evlenmiş olanlara göre önemli ölçüde daha yüksek olduğunu belirtiyor. Hiç evlenmemiş erkeklerde kanser oranları, boşanmış veya dul kalmış erkekleri de içeren evli erkeklere göre yüzde 68 daha yüksektir. Hiç evlenmemiş kadınlarda ise bu oran daha da yüksektir ve yüzde 83 olarak bildirilmiş. Bu yeni gözlem, evlenmenin kanseri önlediği veya insanların evlenmesi gerektiği anlamına gelmiyor. Ancak evlilik, kanserin daha erken teşhis edilmesi ve daha iyi hayatta kalma oranıyla zaten ilişkilendirilmektedir. Evli bireyler genellikle (ancak her zaman değil) daha güçlü destek sistemlerine, daha büyük ekonomik istikrara sahiptir ve kanser tedavi rejimlerine uyma olasılıkları daha yüksektir. Bundan şunu çıkarmak gerekiyor: Evli değilseniz kanser risk faktörlerine daha fazla dikkat etmeniz, ihtiyaç duyabileceğiniz taramaları yaptırmanız ve sağlık bakımınızı güncel tutmanız gerektiği anlamına geliyor" dedi. Kadın ve erkek arasındaki fark Özkaya şunları söyledi: "Erkekler ve kadınlar biraz farklı örüntüler gösterdi. Hiç evlenmemiş erkeklerin kansere yakalanma olasılığı, evli erkeklere göre yaklaşık yüzde 70 daha fazlayken, hiç evlenmemiş kadınların kansere yakalanma ihtimali, evli veya daha önce evlenmiş kadınlara göre yaklaşık yüzde 85 daha fazlaydı. Bu, daha geniş bir eğilimin küçük ama dikkate değer bir tersine dönüşünü temsil ediyor: Erkekler genellikle sağlık ve sosyal faktörler açısından evlilikten kadınlardan daha fazla fayda görüyor. Bu durumda ise kadınlar evlilikten erkeklerden biraz daha fazla fayda görmüş gibi görünüyor. Evlilik ile kanser arasındaki en güçlü bağlantılar, enfeksiyon, sigara veya alkol kullanımıyla ilgili kanserlerde ve kadınlarda yumurtalık ve rahim kanseri gibi üreme ile ilgili kanserlerde görüldü. Araştırmacılar, meme, tiroit ve prostat kanserleri de dahil olmak üzere, güçlü tarama programlarına sahip kanserler için daha zayıf bağlantılar buldular. Daha az sigara içen, daha az alkol tüketen, kendine daha iyi bakan ve sosyal hayata daha fazla entegre olan kişilerin evlenme ihtimallerinin de daha yüksek olması muhtemeldir. Yine de araştırmacılar, evlilik ile kanser arasındaki bağlantının 50 yaş üstü yetişkinlerde daha güçlü olduğunu buldular; bu da insanların yaşlandıkça ve kanser risk faktörlerine maruz kaldıkça, evlilikle ilişkili faydaların daha belirgin hale gelebileceğini düşündürüyor. Aslında buna şu gözle bakmak gerekiyor. Eğer bekarsanız ve daha izole bir yaşam sürüyorsanız, tarama veya önleme faaliyetlerine katılma olasılığınız daha düşüktür. Sağlık Bakanlığımızın Sağlıklı Hayat Merkezleri ücretsiz olarak tüm halkımıza sadece kanser taramalarında değil her türlü sağlık sorunlarınıza ve sorularınıza evli veya bekar ayırt emeksizin hizmet verdiğini hatırlatmak istiyoruz."