VOLEYBOL - 25 Kasım 2022 Cuma 16:16

A Milli Kadın Voleybol Takımı’nda Guidetti dönemi sona erdi

A
A
A
A Milli Kadın Voleybol Takımı’nda Guidetti dönemi sona erdi

Türkiye Voleybol Federasyonu (TVF), geçtiğimiz günlerde yolların ayrıldığını açıkladığı A Milli Kadın Voleybol Takımı Başantrenörü Giovanni Guidetti’ye düzenlenen basın toplantısı ile veda etti.

Düzenlenen basın toplantısına TVF Başkanı Mehmet Akif Üstündağ ile İtalyan Başantrenör Giovanni Guidetti katıldı. Toplantıda açıklamalarda bulunan Mehmet Akif Üstündağ, "5 yıl önce A Milli Kadın Takımı'nın başantrenörlük görevine Giovanni Guidetti’yi getirmiştik. Düzenlediğimiz basın toplantısında Guidetti’nin bizim içimizden biri olduğundan bahsetmiştik. Kendisi aynı zamanda bizim eniştemiz. Hala kendisi Türkiye’de görev yapmakta. Türk Milli Takımı’nda 5 yıl önce önce göreve başladı. Türk voleyboluna çok önemli katkılar ve hizmetler verdi. Son Dünya Şampiyonası’nın ardından kendisiyle bir araya geldik. Karşılıklı olarak konuştuk ve uzun bir toplantı yaptık, ayrılma kararı aldık. Bu ayrılma kararında kendisinin de isteği vardı.

Ben camianın başkanı olarak Giovanni Guidetti hocamıza bugüne kadar milli takım bazında vermiş olduğu hizmetlerden dolayı çok teşekkür ediyorum. VakıfBank’ta kendisine başarılar diliyorum. Yine sürekli beraberiz. Kendisi bizim çok güzide bir kulübümüze hizmet etmekte. Kendisinden yardım almaya devam ederiz. Hiç sıkıntılı bir süreç yaşamadık. Ben kendisine ülkemize, Türk Milli Takımı’na vermiş olduğu hizmetlerden dolayı çok teşekkür ediyorum. Konuşarak bu kararı aldık. Hakkımız varsa helal ediyoruz. Türk voleybolu inanılmaz bir ivme yakaladı. Bu ivmeyi devam ettireceğini düşünüyorum. Kişiler yarın olmayabilir. Ama biz bu görevde olduğumuz sürece en iyi şekilde devam etmek istiyoruz.

Görev yapan, emeği geçen herkese tekrardan teşekkür ediyorum. Bugün Türk voleybolunun geldiği noktada Dünya Şampiyonası’nda varız, Avrupa Şampiyonası’nda varız. VNL’de varız. Erkekler çok iyi ivme yakaladı. Erkeklerde bir tek VNL’de yokuz. Onu da finalde kaybettik. İyi bir ivmeyle onu da yakalayabileceğimizi düşünüyorum. 2024 Paris’te bana göre kadınların katılmasının yüzde 99, erkeklerin katılmasının ise yüzde 51 olduğunu düşünüyorum. Her geçen gün Türk voleybolu bulunduğu yerden daha ileriye gitmiştir, gitmeye de devam edecektir" ifadelerini kullandı.

Guidetti: "Çalışmaya başladığımızda 15. sıradaydık, şimdi 7. sıradayız"

Giovanni Guidetti ise, 15 yıldır Türkiye’de yaşadığını hatırlatarak, "Burada olduğum için çok mutluyum. Benim de bir tarafım Türk diyebilirim. Son 5 yıl içerisinde yaptığımız çalışmalardan dolayı gururluyum. Madalyalar aldık, Olimpiyatlar’a katılma hakkı kazandık, Dünya Şampiyonası’na katıldık. En önemlisi, çalışmaya başladığımızda Türkiye dünya çapında 15. sırada yer alıyordu. Şu anda 7’ye indi. Bunun harika bir durum olduğunu düşünüyorum. Türkiye’nin bana verdiklerini benim de bu şekilde geri verdiğimi düşünüyorum. Özellikle başkanımıza çok teşekkür etmek istiyorum. Aynı zamanda Paris’te madalya kazanabileceğimizi düşünüyorum. Herkes için 'enişte' ve 'hocam' oldum.

Son 5 yıl içerisinde çaba gösteren başkanımıza, oyuncularıma ve teknik heyetime teşekkür ediyorum. Bu çalışmalar sayesinde daha çok genç oyunculara erişebiliriz. 2 gün önce Bitlis’ten genç bir kızımız bana ulaştı, 'Milli takımın başantrenörü olmadığınız için üzülüyorum ama bize daha çok vakit ayırabileceğiniz için de seviniyorum'. Bu tarz mesajlar, yaptıklarımla gurur duymamı sağlıyor. Bu ülke için son 5 yıl içinde elimden gelenin en iyisini yaptım. Gelecekte Türkiye’nin en iyi taraftarlardan bir tanesi olacağımı söylemek istiyorum. Türkiye voleybol konusunda harika bir ülke. Bu şekilde de kalmasını diliyorum" dedi.

TVF Başkanı Mehmet Akif Üstündağ konuşmalar sonrasında Başantrenör Giovanni Guidetti’ye plaket ve çiçek takdim etti.

Ozan Buğra Koşar

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kars Kars Çıldır Gölü’nde dörtnala atlı kızak safarileri nefes kesiyor Doğu Anadolu’nun saklı denizi olarak adlandırılan Çıldır Gölü, büründüğü beyaz örtüsüyle macera tutkunlarını ağırlamaya devam ediyor. Yaklaşık 70 santimetre buz kalınlığına ulaşan göl, atlı kızakların "dörtnala" safarisine sahne oluyor. "Doğu’nun buz tutan mavisinde adrenalin dolu anlar" Kars’ın Arpaçay ilçesi sınırları içerisinde yer alan, kış aylarında tamamen donarak devasa bir pist haline gelen Çıldır Gölü, Ramazan ayında da yerli ve yabancı turistlerin akınına uğruyor. Gökyüzünün maviliği ile buz tabakasının birleştiği noktada, ziyaretçiler yüzeyi buz ile kaplı göl üzerinde yürümenin ve atlı kızaklarla sürat yapmanın heyecanını yaşıyor. Ramazan Bayramı’na kadar atlı kızak seferlerinin süreceğini ifade eden kızakçı Dural Daşdemir, "Çok güzel bir ortam var. Buz kalınlığı çok güçlü, şu an 70 santimin üzerinde buz kalınlığı var. Bayrama kadar biz Çıldır Gölü üzerinde aktivitelerimizi devam edeceğiz. Talep de var, Ramazan boyu açığız. Bayramda da güzel bir etkinlik planlıyoruz. Bayramda da Çıldır Gölü üzerinde atlı kızaklarla tüm etkinliklerimize devam edeceğiz" dedi. Kars’a İstanbul’dan eşiyle birlikte geldiğini belirten Fatma Tunçsiper, "İstanbul’dan geldik, Çıldır Gölü’nü, bu doğa harikasını görmeye, gerçekten çok güzeldi. O kadar büyük bir gölün üzerinde gezmekten keyf aldık" diye konuştu. Çıldır Gölü’ne hayran kaldıklarına dikkat çeken Volkan Tunçsiper, "Doğa harikasını görüp, burada deneyimledik. Gerçekten güzel bir deneyimdi. Her şey çok güzeldi, herkese tavsiye ederiz" şeklinde konuştu. "70 santimetre buz üzerinde atlı safari keyfi" Buz kalınlığının güvenli seviye olan 70 santimetreye ulaşmasıyla birlikte, çivili nalları sayesinde buzda kaymadan ilerleyen atlar, arkalarındaki kızaklarla turistleri gölün derinliklerine doğru eşsiz bir yolculuğa çıkarıyor. Adrenalin sevenler için zaman zaman dörtnala koşturulan atlar, izleyenlere adeta görsel bir şölen sunuyor. Kars Çıldır Gölü’nde Ramazan ayı boyunca atlı kızak aktiviteleri devam edecek. Atlı kızakçılar, Ramazan Bayramı’nda da buz tutan göl üzerinde çeşitli etkinlikler yapacak. Kars’a il dışından gelen ziyaretçiler, Çıldır Gölü üzerinde atlı kızaklarla kaydıktan sonra bölgeden ayrılıyor.
Kilis Çekiç sesleri azaldı, ustalar yalnız kaldı Kilis’te bir zamanlar çarşıda sıkça duyulan çekiç sesleri gittikçe azalıyor. Kentte demircilik yapan sadece iki usta kalırken, çırak yetişmemesi mesleği yok olma noktasına getirdi. Kilis’te geçmişte çarşının simgesi haline gelen demirci atölyelerindeki çekiç sesleri, bugün yerini sessizliğe bırakırken, kentte mesleği sürdüren sadece iki usta kaldı. " Meslek sayesinde çocuklarımızı okuttuk" 1997 yılından beri sektörde olduğunu ve meslekte yaşanan gerilemeye değinen demirci ustası Kemal Etçi, "Şu an koca Kilis’te bir usta ve ben kaldım. İki esnafız. Eskiden çalıştığımız zaman en az üç çekiç birden vururdu, şimdi tek başımıza çalışıyoruz. Çırak da yok. Bizden sonra bu işi yapacak kimse kalmadı" dedi. Mesleğini severek yaptığını belirten Etçi, demirciliğin kendisine ve ailesine önemli katkılar sağladığını ifade ederek, "Bu meslek sayesinde çocuklarımızı okuttuk, iş sahibi ettik. Tesadüfen girdim ama halen devam ediyorum. Genelde müşterilerim şehir dışından ve köylerden gelenler. Mesleği koruma altına alırlarsa en azından bizden sonrakiler devam eder" dedi. "Çırak gelirse hareketlenir" Kemal Etçi’nin ustası olduğunu belirten Demirci ustası Mehmet Özen, "Eskiden burada 50 tane demirci vardı. Şimdi hiçbiri kalmadı. Kemal usta gibi 5 tane kalfam var ama hiçbiri bu işi yapmıyor. Para kazanamıyorlar. Çırak gelirse hareketlenir ama heves yok. Yetiştirdiğimiz çıraklar da farklı mesleklere yöneldi" diye konuştu.
Şanlıurfa Şanlıurfa’da nardan kebap yapıldı Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde, Avrupa Birliği (AB) tarafından coğrafi işaretle tescillenen "Suruç Narı" ilk kez farklı bir lezzetle gündeme geldi. İlçede Suruç narından ilk kez kebap hazırlanarak vatandaşların beğenisine sunuldu. Bölgenin bereketli topraklarında yetişen ve aromasıyla öne çıkan Suruç narı, ustaların elinde mangalla buluşarak özgün bir kebap çeşidine dönüştü. Hem yöresel ürünü tanıtmak hem de farklı bir tat ortaya koymak amacıyla hazırlanan nar kebabı, kısa sürede ilgi odağı oldu. "Narın ekşiliği ve aroması ete farklı bir lezzet katıyor" İlk kez nar kebabı hazırladıklarını belirten kebap ustası Mehmet Ay, hem yapım sürecini hem de içeriğini anlattı. Deneme yanılma usulüyle bu noktaya kadar geldiklerini belirten Ay, "Kebap ustasıyım, bugün misafirlerimize Suruç’un meşhur ve tescilli narından sebzeli nar kebabı yaptık, kendileri de çok beğendi. İçeriğinde tuz, pul biber, Urfa isotu, bol nar taneleri var. Kuzu kıyma kullanıyoruz ve yarı yarıya oranda kuyruk yağı ekliyoruz. İki ayrı ürün hazırlıyoruz, biri kuzu kıymadan, diğeri tavuk kıymadan. Aslında birçok deneme yanılma yöntemiyle bu aşamaya geldik. Kabuklu denedik, suyuyla kebap yapmayı düşündük. En son nar tanelerini etin içine hapsedip o şekilde pişirdik ve ortaya muazzam bir tat çıktı" dedi. Ay, narın doğal ekşiliğinin, kuyruk yağıyla harmanlanan kıyma ile dengelendiğini, Urfa isotunun ise kebaba yöresel karakter kattığını ifade etti. "Hem tatlı hem acı dengesi çok güzel" Nar kebabını ilk kez deneyen Ferhat Ada isimli müşteri ise lezzetten etkilendiğini belirterek, "Sebzeli nar kebabını tavsiye üzerine denedim. Daha doğrusu tavsiye üzerine geldim. İlk önce önyargılıydım ama tadına bakınca narın aromasıyla etin birleşimi gerçekten güzel. Özellikle tatlı ve acı dengesi çok iyi ayarlanmış. Arkadaşlarıma da tavsiye ediyorum" dedi. Siverek’ten özel olarak geldiğini söyleyen Hasan Altındağ da, "Suruç’un narı zaten meşhur. Nar kebabı için geldim, gayet güzel bir lezzet olmuş" ifadelerini kullandı. AB tescilli ilk ve tek ürün Suruç narı için ilk olarak 2020 yılında Suruç Belediyesi tarafından Türk Patent ve Marka Kurumuna başvuru yapıldı. 2021 yılında coğrafi işaret tescil belgesi alınan ürün, 2023 yılında Avrupa Birliği nezdinde de tescillenerek uluslararası koruma altına alındı. Böylece Suruç Narı, Şanlıurfa’da Avrupa Birliği tarafından tescillenen ilk ürün olma özelliğini kazandı. Gastronomi alanında yeni bir yorum olarak ortaya çıkan nar kebabı, hem bölgenin marka değerini artırması hem de yöresel ürünlerin farklı sunumlarla tanıtılması açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. İlçede esnaf ve vatandaşlar, nar kebabının Suruç’a özgü yeni bir lezzet olarak menülerde kalıcı yer edinmesini bekliyor.
Karabük Meslek lisesi öğrencilerinin el emeği ürünleri döner sermayeye kazandırılacak Karabük’ün Safranbolu ilçesinde meslek lisesi öğrencilerinin el becerisiyle ürettiği ürünlerin, döner sermayenin yeniden faaliyete geçirilmesiyle ekonomik kazanca dönüştürülmesi hedefleniyor. Safranbolu Ahi Evran Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bünyesinde eğitim gören öğrenciler, atölyelerde hem geleneksel hem de modern üretim teknikleriyle çeşitli mobilya ürünleri hazırlıyor. Müfredat kapsamında gerçekleştirilen uygulamalı eğitimlerde öğrenciler; sandalye, masa, sehpa ve dolap gibi ürünleri tasarlayıp üretim aşamasına kadar tüm süreçleri birebir deneyimleme imkanı yakalıyor. Okul Müdürü Muammer Demirtaş, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine yaptığı açıklamada, okulun 1981 yılında eğitim öğretime başladığını belirterek, "Kurulduğunda 3 bölüm üzerine açılmış, sonraki yıllarda 2 bölümün daha eklenmesiyle birlikte makine, metal teknolojileri, mobilya, bilişim ve elektrik-elektronik alanlarında olmak üzere toplam 5 bölümle eğitim öğretime devam etmektedir. 350 öğrenciye hizmet vermekteyiz. Okulumuz ülkemizin yüz akı okullarından bir tanesi, ilçemizin ve ilimizin değer katan, değer üreten önemli bir kurumudur" dedi. Okulda müfredat kapsamında üretim faaliyetlerinin de yürütüldüğünü ifade eden Demirtaş, "Özellikle mobilya bölümünde çeşitli üretimler yapılmakta, üretilen ürünler geçmişte döner sermaye kapsamında değerlendirilmekteydi. Şu an döner sermayenin yeniden açılmasıyla ilgili bir başvurumuz ve talebimiz bulunmaktadır. İnşallah açıldığında öğrencilerimizin yoğun emekle ürettikleri bu ürünleri ülke üretimine, milli bir sermaye olarak ve el emeği değeriyle kazandırmayı arzu ediyoruz" diye konuştu. Mesleki eğitimin önemine de değinen Demirtaş, "Mesleki eğitim, çağımızın en önemli ve en çok tercih edilen alanlarından biridir. Mesleki eğitimin kıymeti anlaşıldıkça ülkemizde ara eleman sorununun giderilmesi ve meslek erbabı sayısının artırılması adına güzel çalışmalar yürütülmektedir" ifadelerini kullandı. Mobil ve İç Mekan Tasarımı alanı öğretmeni Mehmet Bayram ise, öğrencileri meslek sahibi yapmak için önce tasarım, ardından üretim sürecini öğrettiklerini söyledi. Geleneksel ahşap sanatlarının yanı sıra CNC tezgâhlarda modern üretim tekniklerini de kullandıklarını aktaran Bayram, kaplama, oyma ve taklit kündekâri uygulamalarıyla öğrencileri yetiştirdiklerini ifade ederek amaçlarının ahilik kültürü doğrultusunda meslek ahlakına sahip bireyler yetiştirmek olduğunu kaydetti. Mobilya ve İç Mekan Tasarımı Bölümü 10. sınıf öğrencisi Cemre Taha Çenesiz, "Sınıfta bilgisayar dersi görüyor ve bilgisayarda çizimler yapıyoruz. Daha sonra atölyeye gelerek ahşap birleştirme ve oyma işlemlerini öğreniyoruz. Burada sandalye, sehpa, masa ve dolap gibi ürünler yapıyoruz. Çoğunlukla geçmeli ve birleştirmeli parçalar üretiyoruz" şeklinde konuştu. Çenesiz, derste öğrendikleri bilgileri atölyelerde yaptıkları çalışmalarla el becerilerini pratik hale getirdiklerini ifade etti. Öğrencilerden Yiğitcan Cansev de, mobilya mesleğini gelecekte yapmak istediğini dile getirerek şunları söyledi: "Bu mesleği gelecekte yapmak istiyorum çünkü altyapısı olan bir işim olacak. Bu okuldan mezun olduğumda bu işin altyapısına sahip olacağım. Bu nedenle bu mesleği yapmak istiyorum. Gelecekte bu işi yaparsam ekmeğimi kazanabileceğimi düşünüyorum."