DÜNYA - 30 Ağustos 2025 Cumartesi 14:04 | Son Güncelleme : 30 Ağustos 2025 Cumartesi 14:08

AB dışişleri bakanları, Ukrayna, Gazze ve İran gündemleriyle toplandı

A
A
A
AB dışişleri bakanları, Ukrayna, Gazze ve İran gündemleriyle toplandı

AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanları, Ukrayna, Gazze ve İran’a ilişkin sıcak gündem maddeleriyle Danimarka'nın başkenti Kopenhag’da düzenlenen gayriresmi toplantıda bir araya geldi.
Danimarka’nın Avrupa Birliği (AB) Dönem Başkanlığı'nda başkent Kopenhag’da gerçekleştirilen Gymnich formatındaki AB Dışişleri Bakanları Gayriresmi Toplantısı, AB üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarının katılımıyla başladı. Dün AB savunma bakanlarının bir araya geldiği toplantılarla başlayan iki günlük program çerçevesinde bugün AB dışişleri bakanları, birliğin en üst düzey diplomatı AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas başkanlığında "Ukrayna’ya yönelik Rus saldırganlığı", "Rus varlıklarına ilişkin istişare" ve "Orta Doğu’daki durum" başlıklı üç ayrı oturum gerçekleştirecek.

"Rusya tazminat ödemediği sürece dondurulmuş varlıkların iade edilmesini düşünmek mümkün değil"

Toplantı öncesinde basına konuşan AB Dış Politika Şefi Kaja Kallas, gündemlerinde birçok konu yer aldığını, fakat bugünkü toplantının gayriresmi olması nedeniyle herhangi bir karar kabul edilmeyeceğini ifade etti. Öncelikle Rusya ve Ukrayna’daki savaşı ele alacaklarını ifade eden Kallas, "Görüyoruz ki Rusya barış istemiyor. Bu çerçevede Zelenskiy ve Rusya’yı masaya oturtmak için çok sayıda diplomatik çaba söz konusu. Bununla bağlantılı olarak sürekli bir şekilde gündeme gelen dondurulmuş varlıklar meselesine derinlemesine eğileceğiz. Bunun artıları ve eksileri var ve bu konuda bazı hassasiyetler söz konusu. Fakat argümanlarla desteklenen bir tartışma yürütmemiz gerekiyor. Riskler nelerdir bakılması gerekiyor. Çünkü bir çıkış stratejimiz olmalı. Ateşkes veya bir barış anlaşması olsa dahi, Rusya tazminat ödemediği sürece bu varlıkların onlara iade edildiğini düşünmek mümkün değil" dedi.

AB dışişleri bakanları, Ukrayna, Gazze ve İran gündemleriyle toplandı

"Gazze’deki insani durum görüşülecek"

Orta Doğu’ya ilişkin bir görüşme da yapılacağını ifade eden Kallas, "Elbette, Gazze’deki insani durum görüşülecek ve AB olarak daha fazla ne yapabiliriz buna bakacağız. Bazı öneriler sunduk, ama maalesef bunları ilerletemedik. Durum fazla iyileşmedi, hala oldukça sorunlu. Gazze’den gelen haberler de yeni savaş alanları, çatışma bölgeleri ya da oradan gelen fikirler söz konusu olduğunda pek iç açıcı değil" diye konuştu.
Kallas, "Ve elbette, İran konusunda, bildiğiniz üzere yaptırımların yeniden devreye alınması süreci başlatıldı. Bu yüzden şimdi gerçekten diplomatik çabaları kullanmak için 30 günümüz var" ifadelerini kullandı.

"İsrail’e yaptırımlar konusunda iyimser değilim"

Gazetecilerden AB’nin İsrail’e yaptırım uygulaması konusunda bir anlaşma ihtimaline ilişkin bir soru alan Kallas, "Pek iyimser değilim çünkü (İsrail’in) Horizon Europe programına katılımın askıya alınmasına ilişkin olarak önerdiğimiz seçenek, oldukça yumuşak bir seçenek olmasına rağmen bu hususta bile nitelikli çoğunluğa sahip değiliz. Elbette bunu tartışacağız. Destek vermeyen ülkelerin de sürece katılması için pek çok öneri getirildi ama ben çok iyimser değilim. Diğer yandan, bugün kesinlikle bir karar alınması söz konusu değil" şeklinde konuştu.

"Gazze ve Filistin konusunda artık deklarasyon değil eylem zamanı"

İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, toplantı öncesindeki açıklamasında, Avrupa Birliği’nin Gazze ve Filistin konusunda çok geç kaldığını ve çok az şey yaptığını ifade etti. Albares, "Aslında hiçbir şey başaramadı ve hiçbir şey yapmadı. Artık deklarasyon zamanı geçti, ilerlememiz gerekiyor. Bu yüzden yüksek temsilciye bir mektup göndererek tüm üye ülkelerin zaten bildiği kapsamlı bir eylem planı sundum. Bu plan, birkaç tedbir içeriyor. Birincisi, AB’den İsrail’e silah satışına ambargo uygulanması. İkincisi, Orta Doğu’ya barış ve istikrar getirecek tek çözüm olan iki devletli çözümü baltalamak isteyen herkesin yaptırım listesine dahil edilmesi. Üçüncüsü, İsrail’in Filistin Yönetimi’ne giden vergileri alıkoymasından ötürü büyük zorluklar yaşayan Filistin Yönetimi’ne güçlü ve yoğun mali destek sağlanması. Ve dördüncüsü, Uluslararası Adalet Divanı’nın tüm kararlarını ve tavsiyelerini uygulayarak bunlara uymak. Örneğin, yasa dışı yerleşimler ile tüm ticareti durdurmak. Ayrıca, AB ile İsrail arasındaki Ortaklık Anlaşması’nın ikinci maddesi çerçevesinde bu anlaşmanın askıya alınmasını teklif ediyoruz" dedi.

"Gazze’de bebekler ölürken, işler olağan şekilde devam edemez"Albares, "Böylesine inanılmaz ve korkunç bir insani durumun yaşandığı Gazze'de binlerce Filistinli, İsrail tarafından oluşturulan açlık ve kıtlık yüzünden ölümle karşı karşıya gelirken, burada çocuklar ve bebeklerden bahsediyoruz, işler olağan şekilde devam edemez. Bu kabul edilemez" diye konuştu.
Albares, "Artık söz söyleme değil eylem zamanı. Savaşı durduracak, İsrail’in Gazze’ye yönelik kıtlık ablukasını kıracak eylemler" ifadelerini kullandı.

"Çok yakında 10 ülke daha Filistin’i tanıyacak"

Bir yıldan uzun bir süre önce İspanya’nın Filistin devletinin tanınmasına yönelik yeni bir dalga başlattığını ifade eden Albares, "Çok yakında yaklaşık 10 ülke daha aramıza katılacak. Bu yeni tanıma dalgasının ardından AB içinde çoğunluk olacağız" şeklinde konuştu. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve Filistin heyetinin BM toplantısına katılamayacak olmasını da eleştiren Albares, bu adımı kabul edilemez olarak nitelendirdi.

AB dışişleri bakanları, Ukrayna, Gazze ve İran gündemleriyle toplandı

"Daha ne olması gerekiyor? Çocuklar açlıktan ölüyor"

İrlanda Dışişleri Bakanı Simon Harris ise "Eğer AB şimdi topluca harekete geçmez ve İsrail’e yaptırım uygulamazsa ne zaman yapacak? Daha ne olması gerekiyor? Çocuklar açlıktan ölüyor. Elimizde çocukların artık ağlayamayacak kadar güçsüz düştüğüne ilişkin raporlar var. Uluslararası kuruluşlar bize Gazze’de kıtlık yaşandığını bildirdi. Soykırım faaliyetleri yürütülüyor. Dürüst olmak gerekirse, sadece ‘ateşkes istiyoruz’ demek yeterli değil. Sadece kınamak da yeterli değil. AB olarak ateşkesi sağlamak için ne yapacağız? Netanyahu hükümetini çocukları ve sivilleri öldürmeyi durdurmaya zorlamak için ne yapacağız? Rehinelerin serbest bırakılmasını temin etmek için ne yapacağız?" diye konuştu.

ABD’nin Filistinli yetkililerin vizelerini iptal etme kararını da eleştiren Harris, "Fransa ve Suudi Arabistan tarafından yürütülen çok büyük bir hazırlık vardı, iki devletli çözüm için bir konferans planlanıyordu. Filistin Yönetimi liderinin bu fırsattan mahrum bırakılması kesinlikle kabul edilemez. AB’nin bütün olarak bu kararı en güçlü şekilde protesto etmesi gerektiğine inanıyorum" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Bakırcılar Çarşısı’nda zamana direnen son ustalar Adana’nın Kozan ilçesinde bir zamanlar onlarca ustanın çekiç sesleriyle yankılanan Bakırcılar ve Kalaycılar Çarşısı’nda bugün sadece bir bakır ustası ile iki kalaycı, mesleklerini sürdürerek geleneksel el sanatlarını yaşatmaya çalışıyor. Kozan ilçesinde geçmişte 15’e bakırcı ve 20’nin üzerinde kalaycının bulunduğu Bakırcılar ve Kalaycılar Çarşısı’nda, şimdi tek bakır ustası ile iki kalay ustası kaldı. 1986 yılından bu yana mesleğini sürdüren bakır ustası Remzi Karaoğlan, yıllar içinde hem ustaların hem de çarşıdaki hareketliliğin büyük ölçüde azaldığını söyledi. "Şimdi tek bakırcı kaldım" Mesleğini ailesinden devraldığını belirten bakır ustası Remzi Karaoğlan, "Önceden 15’e yakın bakırcı, 20’nin üzerinde kalaycı vardı. Şimdi tek bakırcı kaldım, iki kalaycı var. Eskiden burada insanlar birbirinden geçemezdi, çarşı çok yoğundu ama şimdi o günlerden eser yok" dedi. Bakıra talep azaldı Bakır ürünlere olan ilginin her geçen gün azaldığını ifade eden Karaoğlan, "Bakırın fiyatının yükselmesi ve yeni ürünlerin çıkması talebi düşürdü. Eskiden her evde bakır vardı, şimdi daha çok köylerde kullanılıyor. Yoğurt, pekmez gibi ürünler bakır kaplarda yapılırdı. Bakır sağlık demektir, eskiden insanlar bu yüzden daha sağlıklıydı" diye konuştu. Kalaycılık zahmetli, usta yetişmiyor Kalaycılık mesleğinin de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirten ustalar, işin zorluğu ve ilgi azlığı nedeniyle yeni neslin bu mesleğe yönelmediğini dile getirdi. Kalaycılığın zahmetli bir iş olduğunu vurgulayan Karaoğlan, "Kalaylama ve doğrultma işlemleri büyük emek istiyor. Evlerde artık bir ya da iki bakır kap ya var ya yok" ifadelerini kullandı. "Sanatın devam etmesi lazım" Mesleğin geleceği için çırak yetişmediğini belirten Karaoğlan, "En büyük sıkıntımız eleman yetişmemesi. Bu işe devletin ve halk eğitimin destek vermesi gerekiyor. Bu sanatın devam etmesi lazım" dedi. "Kozan’da sadece iki kalaycı kaldı" 1986 yılından bu yana kalaycılık yaptığını belirten Muhammed Çöndü ise mesleğin yok olma noktasına geldiğini ifade ederek, "Eskiden her dükkanda 3-4 usta olurdu, şimdi Kozan’da sadece iki kalaycı kaldık. Bu meslek alın teri gerektiriyor ama ilgi yok. Çalışacak kimse bulamıyoruz, yetişecek çırak yok" şeklinde konuştu. Bakırın sağlık açısından önemli olduğuna dikkat çeken Çöndü, "Bakır sağlıktır, vücuttaki bazı zararlı etkileri azaltır. Eskiden insanlar bakır kaplarda beslenirdi ve daha sağlıklıydı" diyerek geleneksel kullanımın önemine vurgu yaptı.
Antalya Yanan evden 4 yaşındaki yeğenini çıkarmak isterken yaralandı Antalya’nın Serik ilçesinde 2 katlı evin zemin katında çıkan yangın itfaiye ekiplerinin müdahalesi ile kısa sürede söndürülürken, olay anında içeride bulunan 4 yaşındaki yeğenini dışarı çıkarmak isteyen bir kişi hafif yaralandı. Yangın, saat 08.30 sıralarında Serik İlçesi Merkez mahallesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 2 katlı bir ikametin zemin katında yangın çıktı. Daireden çıkan dumanları gören vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi. Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’na bağlı ekiplerin kısa sürede müdahale ettiği yangın 1 saatlik çalışma sonucu söndürüldü. Yangında evin bir odası tamamen yanarak kullanılamaz hale geldi. Yangın sırasında dairede bulunan Nigar Bostan, 4 yaşındaki yeğenini kurtarmaya çalışırken ellerinden hafif yaralandı. Yeğenini kurtarmak isterken elleri yandı Yaralı Bostan olay yerine gelen sağlık ekiplerince ayakta tedavi edildi. Yangın anında apartmanın üst katta balkonda ikamet eden Atalay Sargın, "Balkonda oturuyordum. Dumanların çıktığını görüp aşağı indim. Kapıyı açtım çocukları dışarıya zor çıkardım. İçeriye tekrar giremedim. İtfaiyeyi aradım, sonra damat geldi. İtfaiye ekipleri geldi müdahale etti. Bir yaralı var buna da şükür" dedi. Yangının 4 yaşındaki çocuğun kibritle oynadığı sırada yattığı yorganın tutuşması sonucu çıktığı iddia edildi.
Kahramanmaraş Hamileyim diye geldi, tümör teşhisi konuldu Kahramanmaraş’ta hastaneye gebelik şüphesiyle başvuran kadın hastanın yapılan tetkiklerinde hamile olmadığı, şikayetlerinin beyinde yer alan iyi huylu bir tümörden kaynaklandığı ortaya çıktı. Kahramanmaraş Özel Sular Akademi Hastanesi’nde görev yapan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tuğba Çiftçoğlu, mide bulantısı, adet gecikmesi ve baş ağrısı şikayetleriyle başvuran bir hastanın gebelik muayenesi talebiyle geldiğini belirtti. Yapılan ilk değerlendirmelerde gebelik tespit edilmediğini ifade eden Çiftçoğlu, "Hastanın şikayetlerinin gebelikle benzerlik göstermesi üzerine farklı ihtimalleri değerlendirdik. Bu çerçevede yapılan hormon testlerinde prolaktin seviyesinin yüksek olduğunu belirledik" dedi. Yapılan ileri tetkiklerde hastaya hipofiz MR çekildiğini aktaran Çiftçoğlu, "MR sonucunda beynin hipofiz bölgesinde ‘prolaktinoma’ olarak adlandırılan bir tümör tespit ettik. Bu tümör, prolaktin hormonunun aşırı salgılanmasına neden oluyor. Genellikle iyi huylu olup ilaç tedavisiyle kontrol altına alınabiliyor" diye konuştu. Gebelik belirtilerine benzer şikayetlerin farklı hastalıkların habercisi olabileceğine dikkat çeken Çiftçoğlu, "Prolaktin hormonu aslında beyinde hipofiz bezinden salgılanan ve süt salınımını sağlayan hormondur. Bunun yüksek olduğunu tespit ettikten sonra hastada hipofiz MR çektirdik. Çektiğimiz beyin MR’ında hastanın hipofiz dediğimiz bölgede kitleyi tümörü tespit ettik. Prolaktinoma dediğimiz bir tümör. Prolaktinoma tümörü beyinde hipofiz bölgesinde bulunmakta olup prolaktin hormonunun aşırı miktarda salgılanmasını sağlayan bir tümördür. Bu durumda iyi huyludur, kanserleşme olmasını çok yoktur. Dolayısıyla ilaçla tedavisi mümkündür ama gebelik şikayetlerini de andırdığı için mutlaka ayırıcı tanıda akılda tutulması gereken bir durumdur. Hasta da bizle öğrendi ’hamileyim’ diye geldi hasta, gebelik muayenesi olma talebiyle geldi ancak biz tümörü tespit ettik. Önce gebe olmadığını tespit ettik ve sonra ’Bu şikayetlere sebep olabilecek ne var?’ diye araştırdığımızda bu durum ortaya çıktı. Yani tümörü de aynı gün içerisinde değil birkaç gün sonra ileri tetkik sayesinde öğrenmiş oldu" dedi.
İstanbul İstanbul’dan her yıl 1 milyon leylek geçiyor Leylek Dede olarak bilinen 81 yaşındaki araştırmacı Fikret Can, İstanbul’un leylek göçündeki kritik rolüne dikkat çekti. Yaklaşık 20 yıldır leylekler üzerine gözlem ve araştırmalar yaptığını belirten Can, özellikle Avrupa’daki leyleklerin yüzde 90’ının göç sırasında İstanbul Boğazı’nı tercih ettiğini söyledi. Arnavutköy’de çayırlık ve sulak alanlarda görüntülenen leylek sürüleri ise ilkbahar göçünün yoğunluğunu gözler önüne serdi. İstanbul, ilkbahar göçüyle birlikte leyleklerin en yoğun geçiş noktalarından biri haline geldi. Arnavutköy’de çayırlık ve sulak alanlarda görüntülenen leylek sürüleri, binlerce kilometrelik yolculuğun İstanbul ayağını gözler önüne sererken, kentin göç rotasındaki stratejik önemi bir kez daha ortaya çıktı. Osmanlı Cihan Devleti zamanında ise Gurabahane-i Laklakan adıyla bilinen leylek hastanesi kurulmuş. Burada yaralı leylekler tedavi edilmesi geçmişten gelen leylek sevgisinin en somut örneklerinden birisi olarak biliniyor. "İstanbul Boğazı göçün kalbi" İlkbahar göçünün tam ortasında olunduğunu ifade eden Leylek Dede olarak bilinmen Fikret Can, leyleklerin Güney Afrika’dan yola çıkarak binlerce kilometrelik zorlu bir yolculuk yapıyorlar. Afrika’yı boydan boya geçen leyleklerin Mısır, Orta Doğu ve Hatay üzerinden Türkiye’ye giriş yapıyorlar. Anadolu’yu takip ederek İstanbul’a ulaşıyorlar. Buradan da Trakya ve Avrupa’daki yuvalarına gidiyorlar. Toplamda 10-15 bin kilometre yol kat ediyorlar İstanbul’un leylekler için hayati bir geçiş noktası. Leylekler deniz üzerinden uçamıyor, havanın kaldırma gücünü kullanıyorlar. Bu yüzden karaları takip etmek zorundalar. Avrupa ile Afrika arasında iki ana geçiş noktası var; biri Cebelitarık, diğeri İstanbul Boğazı. İlginç olan ise Avrupa’daki leyleklerin yaklaşık yüzde 90’ı daha uzun olmasına rağmen İstanbul rotasını tercih ediyor" diye konuştu. "Atalarımız leylekler için hastaneler kurmuş" Her yıl özellikle sonbahar göçünde İstanbul semalarında yaklaşık 1 milyon leyleğin görüldüğünü ifade eden Can, bu durumun kentin göç yollarındaki eşsiz konumunu ortaya koyduğunu belirtti. Osmanlı döneminde leyleklere verilen değerin önemini vurgulayan Can, "Gurabahane-i Laklakan adıyla bilinen leylek hastaneleri kurulmuş. Yaralı ve bakıma muhtaç leylekler için özel yerler yapılmış. Bu da bizim millet olarak doğaya ve hayvanlara bakışımızı gösteriyor. Avrupa’da ise geçmişte leyleklerin avlıyorlardı. Bugün birçok ülkenin büyük bütçeler ayırarak leylek popülasyonunu yeniden artırmaya çalışıyor" dedi. "Dinlenirken rahatsız etmeyin" Göç sırasında leyleklerin özellikle sulak ve çayırlık alanlarda konakladığını belirten Can, vatandaşlara önemli bir uyarıda bulundu. "Akşamları dinlenmek için yere iniyorlar. Bu süreçte yaklaşılmaması gerekiyor. Beslemek için bile olsa rahatsız edilmemeli. Çünkü kanatlarını dinlendirmeleri hayati önem taşıyor. İstanbul’da Sazlıbosna başta olmak üzere Arnavutköy, Hacımaşlı ve Çatalca çevresinin önemli yaşam alanları arasında yer aldığını belirten Can, bu bölgelerdeki yuva sayısını takip ettiklerini ifade etti.