GÜNDEM - 28 Şubat 2015 Cumartesi 10:04

Abant Alabalık Üretim İstasyonu’nda ilk yavrular üretildi

A
A
A
Abant Alabalık Üretim İstasyonu’nda ilk yavrular üretildi

Abant Alabalık Üretim İstasyonu’nda ilk yavrular üretildi. İstasyonun üretim yapabilmesi için gereken anaç alabalıklar ise Abant Gölü ve Uşak Banaz Baltalı Göleti’nden temin edildi.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın Bolu-Abant Dereceören mevkiinde 2014 yılında faaliyete geçirdiği Abant Alası Alabalık Üretim Tesisi’nde yapılan ilk Abant alası sağımı sonucu, yumurtalar başarılı bir şekilde açıldı ve yavrular üretildi. En son teknolojiyle inşa edilen tesis, yılda 2 milyon 400 bin yumurta ve 1 milyon adet yavru üretimi kapasitesine sahip. Kapalı devre sistemle çalışan tesis çok az miktarda su kaynağına ihtiyaç duyuyor ve yine çok az miktarda deşarj suyu çıkartıyor. En ince ayrıntıların düşünüldüğü tesis, mevcut filtrasyon sistemi ile de tamamen tabiat dostu olarak çalışıyor. Anaç ihtiyaçlarını genellikle Abant Gölü'nden karşılayan tesis için, bu göldeki alabalık popülasyonunun azalması üzerine, Uşak Banaz Baltalı Göleti'nde çalışma başlatıldı. Halen yürütülen çalışmalarla Baltalı Göleti’nden anaç Abant Alası temin ediliyor.

BALTALI GÖLETİ’NİN STATÜSÜNÜN DEĞİŞTİRİLMESİ HEDEFLENİYOR
Olta Balıkçılığı Federasyonu tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında Baltalı Göleti'ne 4 yıl önce Abant Alası bırakıldığı ve şimdi bunların anaç balık durumuna geldiği belirtildi. Baltalı Göleti’nin statüsünün ilerleyen zamanlarda değiştirilerek, Abant Alası anaçlarının tabii olarak yaşadığı bir gölet yapılması hedefleniyor.
Olta Balıkçılığı Federasyonu Başkanı İsmail Atalay, Uşak Baltalı Göleti’ne Abant Alabalık Üretim İstasyonu yetkilileri ile geldiklerini belirterek, “4 yıl önce Abant alabalığı yavrularını bırakmıştık. Aradan geçen süre sonunda artık finale geldik. Bolu Abant’ta kurulan yeni üretim tesislerine anaç balık desteği sağlamak ve Abant Alasının kendi sularının haricinde farklı sularda aşılanması projesinde başarıya ulaştık mı, ulaşmadık mı sorunun cevabını da görmeye çalıştık. Bun çabanın karşılığın mutlu sona ulaştığımızı düşünüyoruz. Şu an Bolu Abant üretim tesislerine göndermek üzere 60 santim boyunda yumurta atmak üzere bir dişi anaç balığımız bulunmakta. Bolu’dan gelen teknik arkadaşlarımız bundan sonraki işlemleri devam ettirecekler. Su ürünleri stoklarının korunması ve özellikle yerinde korunması bizler için çok önemli. Ancak Bolu Abant Göleti’nin su kalitesi ile aynı özelliği gösteren ülkemizdeki benzer göletlerde bu tür aşılamaların başarıya ulaşması bizleri fevkalade memnun etmektedir. İlk anaç balığımızı bugün gönderiyoruz, bundan sonrada bu çalışmalar genişleyerek devam edecektir” şeklinde konuştu.

ERTUNÇ ÖZTÜRK
UŞAK 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kahramanmaraş Kahramanmaraş’ta bayram temizliği ve ilaçlama çalışmaları sürüyor Kahramanmaraş’ta Kurban Bayramı süresince çevre temizliği, hayvansal atıkların toplanması, ilaçlama ve dezenfeksiyon çalışmaları aralıksız sürdürüyor. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı koordinesinde yürütülen faaliyetler kapsamında ekipler, bayram boyunca şehrin dört bir yanında yoğun mesai harcıyor. Bayram döneminde oluşabilecek çevre ve görüntü kirliliğinin önüne geçmek amacıyla sahada aktif görev yapan ekipler, özellikle rastgele çevreye bırakılan hayvansal atıkları titizlikle topluyor. Şehrin muhtelif noktalarında gerçekleştirilen temizlik çalışmalarıyla hem kötü görüntülerin oluşması engelleniyor hem de vatandaşların daha temiz bir çevrede bayram geçirmesi sağlanıyor. Temizlik çalışmalarıyla sınırlı kalmayan ekipler, halk sağlığını korumaya yönelik ilaçlama ve dezenfeksiyon faaliyetlerini de kesintisiz sürdürüyor. Kurban Bayramı dolayısıyla yoğunluğun yaşandığı bölgelerde gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında kötü koku, sinek ve çeşitli haşerelerin oluşumunun önüne geçilmesi hedefleniyor. Vektörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri özellikle kurbanlık alım satım alanları ile kesim noktalarında yoğun bir çalışma yürütüyor. Belirlenen program çerçevesinde gerçekleştirilen ilaçlama uygulamalarıyla halk sağlığını tehdit edebilecek unsurların oluşmaması için gerekli tedbirler alınıyor. Ekipler, vatandaşların bayram süresince herhangi bir olumsuzluk yaşamaması adına çalışmalarını gece gündüz sürdürüyor. Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığından yapılan açıklamada, daha temiz ve sağlıklı bir Kahramanmaraş için bayram boyunca tüm ekiplerin sahada olmaya devam edeceği belirtildi.
İzmir Büyükşehir’in tekvando kursuna kadınlardan yoğun ilgi İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kadınlara özel ücretsiz tekvando kursları yoğun ilgi görüyor. Kültürpark Celal Atik Spor Salonu’nda düzenlenen eğitimlere katılan kadınlar hem spor yapıyor hem de öz savunma becerilerini geliştiriyor. Kuşak sınavını başarıyla geçen kursiyerler, ilerleyen süreçte hakemlik ve antrenörlük gibi alanlarda kariyer yapma fırsatı da yakalıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kadınlara özel ücretsiz tekvando kursları yoğun ilgi görüyor. Kültürpark Celal Atik Spor Salonu’nda salı ve perşembe günleri düzenlenen eğitimlerde kadınlar hem spor yapıyor hem de öz savunma becerilerini geliştiriyor. Eğitim sürecinin ardından yapılan kuşak sınavında kursiyerler beyaz kuşaktan sarı ve yeşil kuşağa yükselirken, birçok katılımcı kursa başlama nedeninin kadına yönelik şiddete karşı kendini koruma isteği olduğunu ifade etti. İzmirli kadınlar sağlanan derslerden dolayı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a teşekkür etti. "Kollarına altın bilezik takıyorlar" Kurs hakkında bilgi veren antrenör Çetin Tül, kadınlara yönelik ücretsiz tekvando eğitimlerinin öz savunma amacı taşırken, mesleki fırsatlar da sunduğunu belirtti. Tül, kursiyerlerin lisanslı sporcu olarak eğitimlerine devam ettiğini ifade ederek, "Yaklaşık iki yıl sürecek eğitimin ardından hakemlik ve antrenörlük yapabilecekler. Kadınların hem kendilerini korumalarını hem de meslek edinmelerini hedefliyoruz. Her birinin koluna altın bilezik takarak hayatlarına devam ettireceğiz" diye konuştu. "Kendimizi nasıl savunuruz tedirginliği yaşadıklarını söylüyor" Antrenör Çetin Tül, kurs kapsamında haftada iki gün teknik ve kondisyon ağırlıklı çalışmalar yaptıklarını belirterek, kadınların büyük bölümünün kendini savunma kaygısıyla eğitime katıldığını söyledi. Yaklaşık iki yıl sürecek eğitim boyunca kursiyerlerin tekvandonun temel tekniklerini öğreneceğini ifade eden Tül, "Katılımcıların çoğu dışarıda kendimizi nasıl savunuruz endişesi taşıdığını söylüyor. Eğitimlerle aşama aşama kendilerini koruyabilecek seviyeye gelecekler. Amacımız, özgüveni yüksek ve topluma faydalı bireyler yetiştirmek" dedi. "Bu çalışmayı çok değerli buluyorum" Kadın liderliği ve genç yetenekler üzerine kariyer koçluğu yapan Arife Sezen Şahingün, kursa hem spor yapmak hem de kendini savunmayı öğrenmek amacıyla katıldığını söyledi. 13 yaşındaki kızının da İzmir Büyükşehir Belediyesi sayesinde tekvandoya başladığını belirten Şahingün, "Kadına yönelik şiddetin yoğun yaşandığı bir dönemde savunma amaçlı bir spor seçtik. Kadınlara ücretsiz sunulan bu çalışmayı çok değerli buluyorum" diyerek İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti. "Eğitimler çok güzel geçiyor" Kursiyer Gizem Demir, kadınların günümüz şartlarında kendini savunmayı öğrenmesinin büyük önem taşıdığını belirterek kursa İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal medya duyurusu sayesinde katıldığını söyledi. Tekvandonun yalnızca küçük yaşta başlanabilecek bir spor olmadığını ifade eden Demir, eğitimlerin verimli geçtiğini ve eğitmenlerin kendilerine büyük destek verdiğini dile getirdi. Demir, "Bir kadın olarak sokaklarda daha güvenli ve özgür yürümek isteriz. Ancak her şartta savunma sporlarının önemli olduğunu düşünüyorum. Bize bu imkânın sunulmasından dolayı teşekkür ediyorum" dedi. "Kadınlar güçlü olmalı" Kursiyer Nurcan Adagöz, küçük yaşlardan beri dövüş sanatlarına ilgi duyduğunu ancak bugüne kadar fırsat bulamadığını belirtti. Kadınların güçlü olması gerektiğini vurgulayan Adagöz, savunma tekniklerini öğrenmenin kendilerini daha güvende hissettirdiğini söyledi. Adagöz, "İnsanlar kendini savunabilmeli ama kadınlar buna daha çok ihtiyaç duyuyor. Teknik öğrendikçe kendinizi daha güvenli hissediyorsunuz. Bize bu imkanı sunduğu için Başkanımız Cemil Tugay’a teşekkür ediyoruz" dedi. "Kendimi korumak adına kursa başladım" Kursiyer Ayşe Uztemur, "Savunma sanatı olması nedeniyle ve kendimi korumak adına bu kursa başladım. Çocukluğumdan beri istiyordum. Genelde spora ilgim var. Savunma sporu olması nedeniyle tekvando, kadınların öğrenmesi gereken dallardan. Kadınların hepsinin bu eğitimi almasını öneriyorum" ifadelerini kullandı.
Kastamonu Yöresel lezzeti artık çölyak hastaları da tüketilebilecek Batı Karadeniz’in vazgeçilmez lezzeti Safranbolu kıtırı, Kastamonu Üniversitesi’de yürütülen proje sayesinde artık çölyak hastaları tarafından da tüketilebilecek. Kastamonu Üniversitesi Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Demet Güner’in yüksek lisans döneminde başladığı ve doktora sürecinde geliştirdiği proje kapsamında, Batı Karadeniz Bölgesi’nin yöresel lezzetlerinden Safranbolu çıtırı, çölyak hastaları ve gluten hassasiyeti bulunanlar için yeniden hazırlandı. Güner’in verdiği ders kapsamında yürütülen projede üniversite öğrencileri de görev aldı. Yapılan araştırmalar ve talepler neticesinde, Safranbolu çıtırı glutensiz olarak yeniden üretildi. Geliştirilen glutensiz Safranbolu çıtırı, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillendi. "Koruyucu madde olmadan 6 aydan 1 yıla kadar uzun bir raf ömrüne sahip" Projeyle ilgili bilgi veren Arş. Gör. Dr. Demet Güner, "Çölyaklı bireyler başta olmak üzere gluten hassasiyeti taşıyan insanlar için bir ürün geliştirmek istedik. Geliştireceğimiz ürünün çok endüstriyel değil de daha çok turistik, gastronomik özellikler taşımasına dikkat ettik. İl Sağlık Müdürlüğü aracılığıyla yaptığımız görüşmeler ve odak grup çalışmaları neticesinde, ailelerin en çok ’glutensiz Safranbolu kıtırı’ üretimini beğendiğini gördük. Kara buğday, mısır unu, Tosya pirincinin unu ve kestane unu ile orijinal bir glutensiz un geliştirdik. İçerisine Kastamonu yöresinde yetişen dağ çileği, hürriyemez elması kurusu ve üryani eriği kurusu gibi alternatif ürünler ekledik. Tereyağı ve yumurta ağırlıklı yapısıyla, glutensiz ürünlerin lezzetsiz olduğu algısını yıkan bu kıtır, hiçbir kimyasal koruyucu madde olmadan 6 aydan 1 yıla kadar uzun bir raf ömrüne sahip. Çalışmamızı ’Science-y Bite’ adıyla markalaştırdık. Türk Patent ve Marka Kurumu tescilinden sonra patent başvurumuzu da yaptık, sürecin sonuçlanmasını bekliyoruz. Ayrıca ürünümüz henüz tezimi savunmadan önce üniversitemizin düzenlediği ’Future Idea’ Girişimcilik Yarışması’nda jüriden ve sektör temsilcilerinden tam not alarak üçüncülük derecesi elde etti" dedi. Projede görev alan Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü öğrencisi Erdem Ağaçtan da "Glutensiz ürünlerin lezzetsiz olduğu kanısını yıkmayı planladığım için bu dersi seçtim. Demet Hocamızla birlikte çok fazla ürün geliştirmesi yaptık ve hepsinin aslında çok lezzetli ürünler olduğunu gördük. Bugün yapacağımız ürün de Safranbolu ilçesinde yapılan bir kıtırın glutensiz versiyonudur. İçerisinde kara buğday unu, mısır unu, Tosya pirinci unu ve kestane unu bulunuyor. Bunlar fırınlandıktan sonra küçük küçük kesilerek tekrardan kurutma işlemine alınıyor" diye konuştu. Glutensiz ürünlere ilgisinin 3 sene önce geçirdiği bir rahatsızlık şüphesiyle başladığını aktaran Duygu Kurtoğlu da, "Çölyak olabileceğim duyumdan sonra araştırmalar yaptım, testler yapıldı. Sonra Demet Hocamızın böyle bir ders açtığını duyduğumda bu dersi almak istedim. İlgim olduğu için bu dersin bana bir şeyler katacağını biliyordum" şeklinde konuştu.