ASAYİŞ - 01 Mart 2023 Çarşamba 07:21

AFAD son durumu açıkladı! 'Depremlerde 45 bin 89 vatandaşımız hayatını kaybetti'

A
A
A
AFAD son durumu açıkladı! 'Depremlerde 45 bin 89 vatandaşımız hayatını kaybetti'

AFAD'dan yapılan son açıklama göre Kahramanmaraş merkezli depremlerde 45 bin 89 vatandaşımız hayatını kaybetti.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Palandöken: "Ara tatil ve bayram trafiğine dikkat" Geçtiğimiz yıl Ramazan Bayramı tatilinde 79 vatandaşın trafik kazası sebebiyle hayatını kaybettiğini hatırlatan Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Tatillerde, bayramlarda, hem ölümlü kazalar, hem de yaralanmalar çok oluyor" dedi. Okulların ara tatili ve Ramazan Bayramı tatilinin birleşmesi ile yola çıkacaklara uyarılarda bulunan Palandöken, "Yaklaşık 15 milyona yakın öğrencimiz var ülkemizde. Bunların hepsi tatil. Kendi memleketlerine gidecekler var. Aynı şekilde köylerine, aynı şekilde annelerinin, babalarının olduğu bölgelere gidecekler. Dolayısıyla trafikte bir hareketlik olacak. Bu hareketlerde de tabii en önemlisi bu kör noktalara dikkat etmek. Kullandıkları araçların istiap haddini aşacak, görüşü engelleyecek şekilde doluluk oranlarını tespit etmeleri lazım. Her ne kadar insanlar tabii bir bayramda esnaf olarak dükkanlarına almış oldukları mallar, çikolata, şekerleme veya giysilerde, seyahatlerde, uzun tatillerde, büyük şehirlerde de bir boşalma söz konusu oluyor. Ama önemli olan geçen yıl 79’a yakın yurttaşımız hayatını kaybetti. Onlarca, binlerce insan yaralandı. Tabii maddi hasarı bir tarafa koyun ama insanların o bayram sevinci kaza neticesinde yapamamış oldular. Bunun için hem araçta hem kendilerinin trafiğe çıkarken yorgun olmamaları lazım. Biliyorsunuz bir taraftan da Ramazan ayımız. İnsanlar biraz daha huşu içerisindeler. Dolayısıyla yorgunlukları var. Gitme sevinçleri var. Kavuşma heyecanları var. Bunları üst üste koyduğunuz zaman esnaf açısından da tabii yollardaki, bu dükkanlardaki alışveriş kadar seyri sefer yaptıkları güzergahlar da harcıyorlar" diye konuştu. "Güzergah üzerindeki dinlenme molalarına dikkat edilmeli" Dinlenme molalarına dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizen Palandöken, "Dolayısıyla inşallah kazasız belasız hem ara tatil, hem bu ara tatille birlikte birleştirilen Ramazan bayramının birlikte mutlu bir şekilde yuvarlarına dönmeyi Allah nasip eder diyoruz. Ama aman çok dikkat edin. Bu tabii çok önemli. Bu trafik meselesi her yıl can alıyor. Onun için hem dikkatinizi hem aracınızın bakımını hem de söylediğim gibi tabii güzergahlardaki o dinlenme molalarınızı dikkat edin diyoruz. Hayırlı şimdiden bayramlar diliyoruz. İnşallah ki kazasız belasız bir seyahat olur düşüncesiyle. Herkese iyi bayramlar diliyoruz" ifadelerini kullandı.
Ağrı Ağrı’da deprem izolatörü bulunan ilk hastane hizmete hazırlanıyor Ağrı’da yapımı devam eden 270 yataklı Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi’nde ilk kez sismik deprem izolatörü sistemi kullanılacak. 36 bin metrekare kapalı alana sahip hastanenin 2026 yılının sonunda hizmete açılması planlanıyor. Ağrı’da sağlık yatırımları kapsamında yapımı süren Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi’nin inşaatı devam ediyor. 2023 yılında yapımına başlanan ve toplam 5 kattan oluşan hastanenin kapalı inşaat alanı 36 bin metrekareyi aşıyor. 270 yatak kapasitesine sahip olacak hastanede 57 poliklinik hizmet verecek. Hastanede ayrıca yeni doğan bakım ünitesi, yeni doğan yoğun bakım ünitesi, çocuk yoğun bakım ünitesi ile röntgen ve ultrason gibi görüntüleme alanları da yer alacak. Deprem güvenliği açısından hastanede 194 adet sismik deprem izolatörü kullanılacak. Bu sistem, deprem sırasında binanın sarsıntıdan daha az etkilenmesini sağlayarak özellikle sağlık yapılarında hizmetin kesintisiz devam etmesine katkı sağlayacak. "Sağlıkla ilgili yatırımlarımız devam ediyor" Yapımı devam eden Ağrı Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi’nde incelemelerde bulunan Ağrı Valisi Önder Bozkurt, Ağrı’da sağlık alanındaki yatırımların sürdüğünü belirterek, "Bugün önemli bir yatırımın yerinde incelenmesi kapsamında bir araya geldik. Sağlıkla ilgili yatırımlarımız ilimizde hızlı bir şekilde devam ediyor. Bu kapsamda geçtiğimiz yıllarda yatırım programına alınıp inşaatı başlanan Ağrı Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi’nde incelemelerde bulunduk. Hastanemiz toplam beş kattan oluşuyor, kapalı alanı 36 bin metrekareden fazla" dedi. "Hastanede 194 deprem izolatörü bulunuyor" Hastanenin deprem güvenliği açısından önemli bir teknolojiyle inşa edildiğini ifade eden Vali Bozkurt, şu değerlendirmede bulundu: "Burada yüklenici firma temsilcisiyle birlikte alanda incelemelerde bulunduk. Özellikle polikliniklerin olduğu nokta, çocuk yoğun bakım ünitesi, yeni doğan yoğun bakım ünitesi, röntgen ve ultrason cihazlarının olduğu alan, yine aynı şekilde idari binaların ve idari alanların olduğu kısımlarda incelemelerde bulunduk. Hatta detaylı bir incelememiz sonucunda arkadaşlarımızla bizzat izolatörlerin olduğu bir alana da gittik. Ve burada bu binamızda 194 adet deprem izolatörü, sismik izolatörler var. Malumunuz olduğu üzere Sağlık Bakanlığımız belli zamanlardan beridir, özellikle şehir hastanelerimiz başta olmak üzere sağlık yatırımlarında deprem izolatörünü idari şartnamelerde şart koşuyor. Ve geçtiğimiz yıllarda yaşanan ülkemizde asrın felaketi olarak tanımlamış olduğumuz 6 Şubat depremlerinde hastanelerimizde özellikle izolatörlerin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gördük." "Bölge için önemli bir yatırım" Kentte planlanan diğer sağlık yatırımlarına da değinen Bozkurt, "2023 yılında inşaat başladı bu alanda. Şu an içinde bulunduğumuz 2026 yılının inşallah Eylül-Ekim aylarına doğru inşaatımızın büyük kısmını tamamlamayı ve inşallah bu güzel hastanemizi hizmete açmayı planlıyoruz. Bugünkü ziyaretimiz de bu planımız çerçevesinde hangi noktalarda hızlanabiliriz, hangi kısımları öne alabiliriz şeklinde bir değerlendirmede bulunmak amacıyla gerçekleştirildi. Bu kapsamda özellikle bir hususu daha vurgulamak istiyorum. Kadın Doğum ve Çocuk Hastanemizin yakın bir kısmında ilimize önemli bir ihtiyaç olarak görülen radyoterapi merkezini de kazandıracağız. Ayrıca ilimizde iki önemli sağlık yatırımı daha planlanıyor. Bunlardan biri Doğubayazıt yolu üzerinde yapılması planlanan 400 yataklı hastane. Bu hastane için zemin etüt çalışmalarını başlattık. Bir diğer yatırım ise üniversitemizin yerleşkesinde yapılacak 200 yataklı hastane. Bu yatırımlarla birlikte Ağrı’nın sağlık alanında bölge için önemli bir merkez haline gelmesini hedefliyoruz" ifadelerine yer verdi.
Ankara TÜRKYED Genel Başkanı Nihat Çelik: Tarımsal Üretim ve Küçükbaş Yetiştiricileri Genel Merkezi (TÜRKYED) Genel Başkanı Nihat Çelik, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO), meraların ve çobanların sürdürülebilir gıda üretimi, ekosistemlerin korunması ile iklim değişikliğinin azaltımı ve uyumundaki hayati rolüne dikkat çekmek amacıyla; 2026 yılını " Uluslararası Mera ve Çobanlar Yılı" olarak ilan ettiğini belirtTİ. Çelik; "Uluslararası alanda ilan edilmiş bir karar olsa da ülkemiz coğrafyası için son derece uygun olan küçükbaş hayvancılık açısından meraların ve çobanların önemini dünya gündemine alan FAO’nun bu kararını TÜRKYED olarak takdire şayan buluyoruz. Mera alanlarını korumak ve bu alanları yöneten insanları yani çobanları desteklemek adına almış oldukları karardan dolayı FAO’ya tüm çobanlarımız adına teşekkürlerimizi bildiriyoruz" dedi. Genel Başkan Çelik, çobanlığın insanlık tarihinin en eski mesleklerinden birisi olduğunu, küçükbaş hayvancılık sektörünün olmazsa olmazlarından olduğunu kaydederek çobanları, sadece sürüsünü güden sıradan insanlar olarak görülmemesi gerektiğini, çobanları gıda güvenliğine olan katkıları ve ekosistemleri ve biyoçeşitliliği koruyarak çeşitli kültürel mirasa ve yerel ve yerli bilgiye sahip olmaları açısından değerlendirilmeleri gerektiğini söyledi. FAO’nun kararının 2026 yılı için mera alanları ve çobanlar için dönüm noktası niteliğinde bir yıl olduğuna dikkat çeken Çelik "Ülkemizde yıllar boyunca hor görülen ve adeta insan yerine konulmayan çobanlar için Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün 2026 yılını mera ve çobanlar yılı olarak ilan etmesi ülkemiz için mera ve çoban konusunda yapılacak çalışmalar için önemli bir fırsat ve dönüm noktası olabilir. TÜRKYED olarak bizim en temel beklenti ve Devletimizden, Bakanlığımızdan talebimiz, yerli çobanlarımızın sorunlarının çözülerek genç nüfusumuza bu mesleği sevdirecek çalışmaların yapılmasıdır. Kırsalda sosyal hayatı cazip kılacak, sosyal güvencesi sağlanarak, yaptığı işten para kazanarak üretimi sürdürecek bir yapının hayata geçirilmesini sağlamak ve bu çerçevede çobanlarımızı önceleyen yeni proje ve çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır. Unutulmamalıdır ki; sürdürülebilir hayvancılığın yegâne şartı çobanların sosyal ve ekonomik açıdan yaşaması ve hayatta kalmasıdır" ifadelerinde bulundu. Çelik, çoban sorununun yanı sıra meraların da hızla azaldığını, amaç dışı kullanılan ve mera ıslahı çalışmalarının yoğunlaştırılarak verimli meraların tekrar kazanılması gerektiğine vurgu yaparak 1970 yılında 21 milyon 698 bin hektar olan mera alanının 2001 yılında 14 milyon 616 bin hektara düştüğünü ayrıca 1998-2024 Mera Kanunu kapsamında mera alanlarının 13 milyon 269 bin hektara gerilediğini kaydetti. Çelik, FAO tarafından 2026 yılı için ilan edilen "Uluslararası Mera ve Çobanlar Yılı’nın ülkemiz için sadece kâğıt üzerinde kalmaması ve bu konularda çalışmaların yoğunlaştırılması gerektiğine işaret ederek, "FAO tarafından mera ve çobanlar konusunda yapılması gereken çalışmaları ve önerileri göz ardı etmeden ülkemizin potansiyeli ve dinamiklerini de birlikte değerlendirerek yeni politikalar ve mevzuat düzenlemeleri yapılması büyük önem kazanmaktadır. Özellikle meralarımızla ilgili sorunların giderilmesi yanında çobanlarımızın da sosyal açıdan güvence altına alınmaları mutlak surette sağlanmalıdır. Çobanlık yapan özellikle gençlere arazi kullanımına, teknolojiye, bilgiye, finansmana ve uygun hizmetlere erişim konusunda destek sağlayacak çalışmalar üzerinde yoğunlaşılmalıdır. Sürdürülebilir bir hayvancılık ve gelecek için, küresel ve ulusal gündemlerde mera alanlarına öncelik verilmelidir" değerlendirmesini yaptı. Öte yandan TÜRKYED olarak üreticinin emeğini koruyan, gençleri üretime teşvik eden, kırsalı yeniden canlandıran bir anlayışı hayata geçirmeyi temel amaç olarak belirlediklerini kaydeden Çelik, gerek mera sorunlarının çözümü noktasında gerekse çobanların özlük hakları ve emeğini karşılayacak çalışmaların destekçisi olacaklarını ve bu konularda sahada uygulanabilir yeni projeler geliştirerek ilgili Bakanlıklar ve kuruluşlarla paylaşacaklarını sözlerine ekledi.