POLİTİKA - 10 Nisan 2015 Cuma 11:34

AK Parti’nin adayı Markar Esayan: ‘12. sıra meclise giremezse…’

A
A
A
AK Parti’nin adayı Markar Esayan: ‘12. sıra meclise giremezse…’

Ermeni asıllı gazeteci yazar Markar Esayan, AK Parti İstanbul 2. Bölge 12. sıradan milletvekili adayı gösterildi. Bulunduğu sıradan memnun olduğunu belirten Markar Esayan, “12. sıra zaten meclise giremezse, Türkiye’de siyaset değişir” dedi.

Türkiye, 7 Haziran’daki genel seçimlere hazırlanırken, partiler Cumhuriyet tarihinde ilk kez üç Ermeni milletvekilini aday gösterdi. AK Parti’nin Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) sunduğu aday listelerinde İstanbul 2. Bölge 12. sıradan listeye giren Ermeni asıllı gazeteci yazar Esayan, İhlas Haber Ajansı’nın (İHA) sorularını yanıtladı.

Partilerin Ermeni toplumlarından aday göstermelerinin sevindirici olduğunu kaydeden Esayan, “55 yıllık bir aradan sonra desek daha doğru, ama 3 parti deyince galiba Cumhuriyet tarihinde ilk oluyor. Aslında daha önce tek parti döneminde vardı, ancak tek parti döneminin demokratlığı ne kadar değerliyse o kadar. Ama Demokrat Parti döneminde o dönem yine CHP’de Ermeni asıllı vekiller vardı, diğer azınlıklardan da vardı. Bunu aslında bizim bildiğimiz, alışık olduğumuz bir öze dönüş olarak görüyorum. Bizim Osmanlılık vurgusu bu anlamda burada çok önemli. Bizim bin yıllık bir arada yaşama kültürümüz, bu arada birlikte yaşama pratiklerimiz, biz hayatın her alanında zaten birlikteydik. Bürokraside de birlikteydik. Cemaatler özelinden ziyade Türkiye’nin normalleşmesi adına, o güzel işaretlerden biri olarak yerini aldı. Bu benim için çok daha değerli” diye konuştu.

“12. SIRA MECLİSE GİREMEZSE, TÜRKİYE’DE SİYASET DEĞİŞİR”
Adaylıkla ilgili bölge ve sıra kaygısı taşımadığını anlatan Markar Esayan, şunları söyledi: “Ben herhangi bir sıra açıkçası beklemiyordum. Bu teveccühtür. İyi bir sıra. Tabii ki o sıralamalarda partinin kendi teşkilatını, var olan kadrosunu, haliyle belli bir hiyerarşide göstermesi gerekiyor. Bu anlamda bizlerin, gazetecilerin gösterildiği çok iyi bir yer. Biliyorsunuz 15 vekil çıkarabiliyor AK Parti. Geçen seçimlerde, öncesinde de öyle. Bu dönemde de herhangi bir radikal değişiklik gözükmüyor. Eğer 12. sıra zaten meclise giremezse, Türkiye’de siyaset değişir. Dolayısıyla benden ziyade Türkiye kendini konuşur. AK Parti’yi konuşur. O yüzden hayırlısı olsun diyelim. Ben yerimden memnunum. Allah nasip ederse gideceğiz ve mecliste halkımızın bize verdiği görevleri yerine getirmeye çalışacağız.”

“13 YILLIK REFORM TAÇLANDIRILMIŞ OLACAK”
Gazeteci yazar Esayan, 12-13 yıllık bu sürecin çok değerli olduğunu anlatarak sözlerini şöyle sürdürdü: "Anlatılamaz şekilde değerli. Ve buna ben kendi davam olarak sahip çıkmışım. Bunun liderleri sayın Erdoğan, sayın Davutoğlu ve AK Parti büyük bir değişimi başarıyorlar. Buna ben ne kadar katkı verebilirsem, sonuna kadar vermek isterim. 12-13 yıldır gazeteci, köşe yazarı olarak hiçbir zaman bu taraf kimliğimi saklamadım. Taraf olmayı her zaman seçtim. Ama yeni meclisin, umuyorum ki; bir Kurucu Meclis özelliği olacak. Yani bürokratik devleti tamamen tasfiye edecek ilk halk anayasasını yapacağız. Bunun içerisinde de halen devam eden bürokratik vesayet sistemini sona erdirecek bir sistem değişikliğini gideceğiz. Bunu yaparsak 13 yıllık bu reformları taçlandırmış olacağız. Ve aslında kalıcılaştırmış, kurumsallaştırmış olacağız. Yoksa şuan sadece AK Parti’nin garantisiyle gidiyor bu süreç. Kurumsallaşmış değil. Herhangi bir kazaya uğramamız durumunda; son iki buçuk yılda çok ağır darbelerden geçtik. Bunlardan biri başarılı olmuş olsaydı ve AK Parti aktör olmaktan çıksaydı, biz bugün doksanlardan daha kötü bir sürecin içerisini birkaç aydır düşmüştük. Bunu halkımızın böyle görmesi lazım. Hayati bir kavga bu. O yüzden bu meclis bu kavganın, bu sezonun finalini yapacağız inşallah. Yeni Türkiye’ye doğru eşikten geçmiş olacağız.”

“PKK’NIN HERHANGİ BİR ŞIMARIKLIĞINA MÜSAADE ETMEMEK LAZIM"
PKK’nın silaha dönme şansının olmadığını kaydeden Markar Esayan, şunları söyledi: “Değişimlere adapte olmak çok zor. Değişimin aktörü olan biz dahi adapte olamayabiliyoruz. Çünkü çok hızlı gelişiyor. Artık PKK’nın silaha dönme şansı yok. Biz özellikle son iki buçuk yılda bunu başardık. Yani Türkiye öyle bir zihniyet sıçraması yaptı ki, bugün PKK’yı zorlasanız dahi, silaha dönmesi demek onun son sivilleşme ya da siyasete adapte olma fırsatını kaçırıp marjinal olması anlamına gelecek. Dolayısıyla bu güvenle çözüm sürecine bakmamız lazım. PKK’nın herhangi bir şımarıklığına müsaade etmemek lazım. Onlar artık bu çözüm sürecine muhtaçlar. Bu anlamda ben çözüm süreci ile ilgili hiçbir endişe taşımıyorum. PKK’nın şiddete dönmesi demek, çözüm sürecinin güçlenmesi anlamına gelir. Bizzat aktörün kendisini yok etmesi anlamına gelir. PKK’da bunun farkında. Şuan devlet istese dahi PKK’nın silaha dönme şansı yok. Dönebilir. Döndüğünde de var olma şansı yok. O yüzden rahat olalım bu konuda. Bu iş bitmiştir. Çözüm süreci bu anlamda, şiddet anlamında amacına ermiştir. Toplumsallığını kaybetmiştir. PKK bunun farkında. Dolayısıyla bizim bu anlamda daha yüksek siyaset gütmemiz lazım PKK’ya karşı. Bir an evvel bizim öncelikli meselemiz ilk halk anayasası. Bürokratik vesayeti tamamen tasfiye edecek halk sistemi, halk başkanlığı sistemi. Buna geçtiğimiz takdirde biz başka bir ülkeye adım atmış olacağız”

“BİZ ANCAK BİRLİKTE TÜRKİYE’YİZ”
“Biz ancak birlikte Türkiye’yiz” diyen Esayan, “Dönemin başbakanı 23 Nisan 2014’te, 1915’teki kurbanlarımız için, onlar aslında Osmanlı’nın kaybıydı. Çok anlamlı ve tarihi bir taziye mesajı yayınladı. Bu Türkiye’de ittihatçı zihniyetin tamamen terk edildiğini gösterir. Osmanlı ruhunun bu yüzyıla, bugüne uygun demokratik anlamda tekrar yakalandığını gösterir. Bunun dışında 13 yıllık pratikler gayrimüslim vatandaşlarımızı, bizim cemaatimizi de çok ciddi anlamda, olumlu anlamda etkilemiştir. Biz şunun farkındayız. En azından kendi adıma şunun farkındayım. Biz ancak birlikte Türkiye’yiz. Türkiye toplu olarak demokratikleştiği zaman zaten Kürtlerin, Türklerin, gayrimüslimlerin, Müslimlerin herkesin sorunu çözülüyor. Biz o yüzden makro problemlere daha çok odaklanmalıyız. Ve tabi mikro sorunları var her cemaatin, her toplumsal kesimin. Bunlarda zaten artık müzakereye açık konular. Çözülmeye açık konular. Bunlarda çalışırız yani hiç sorun değil” ifadesini kullandı.

“HERKES SANDIĞA GİTSİN VE BİZ SANDIĞIN KEYFİNİ SÜRELİM”
Sandığın önemine dikkat çeken Esayan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Umarım bu seçim Türkiye’de önemli bir süreci hem tamamlar hem yeni süreci başlatır. Çok zor yerlerden geldik buraya. Sayısız darbe girişimlerinden geldik. Menderes’in ruhunu şad etmemiz lazım. Zorlu’nun, Polatkan’ın ruhunu şad etmemiz lazım. Bunların hepsinin bir şekilde ruhlarının rahatlaması lazım. O yüzden sayısız burada ismini anamayacağım Sabahattin Ali’den, İskilipli Atıf Hoca’ya kadar. Kirkor Zohrap’tan Hrant Dink’e kadar. Bütün bu kesimler, bu demokratik ülkeyi Türkiye’yi görmek için mücadele ettiler ve canlarını verdiler. O yüzden bizim görevimiz öncelikle onları bir rahat ettirmek ve çocuklarımıza da temiz, yeni bir Türkiye hazırlayıp vermek. Bu anlamda çok tarihi bir fırsat yakaladık. Buradan AK Parti seçmenlerinin gerçekten bu seçimlerde sandıkları patlatması gerekiyor. Çünkü katılım oranlarının cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki gibi kalması riskli olur. Yüzde 90’a çıkması lazım. Herkes sandığa gitsin, istediği meşrebe göre oyunu versin. Ve biz sandığın keyfini sürelim” 

7 Haziran 2015’te yapılacak seçimleri için partilerin YSK’ya sunduğu aday listelerinde etnik kimlik çeşitliliği öne çıkıyor. Ermeni toplumundan AK Parti’den Esayan’ın yanı sıra, CHP Selina Özuzun Doğan, HDP'de Karabet (Garo) Paylan’ı aday gösterdi. 

SADIK KAHRAMAN
İSTANBUL

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Türk dünyası şairleri BUÜ’de buluştu Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), Türk dünyasının kültürel bağlarını güçlendiren bir organizasyona ev sahipliği yaptı. BUÜ bünyesindeki Türk Dünyası ve Kültürü Topluluğu ile Genç Kalemler Topluluğu’nca düzenlenen "Türk Dünyası Şairler Buluşması", beş farklı Türki Cumhuriyetlerden gelen sanatçıları ve çok sayıda protokol üyesini bir araya getirdi. BUÜ Mühendislik Fakültesi Dr. Arif Ağaoğlu İleri Teknolojiler Merkez Laboratuvar Salonu’nda gerçekleştirilen uluslararası etkinlikte; Azerbaycan, Özbekistan, Türkmenistan, Kazakistan ve Kırgızistan Cumhuriyetlerinden gelen şairler, yazdıkları eserleri Türkiye Türkçesi ve ana dilleriyle seslendirerek katılımcılara bir dil şöleni sundu. Etkinliğe BUÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Zekeriyya Arı, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Ayhan Sarsıcı, Osmangazi Belediyesi Başkan Vekili Murat Hoşgörü, Bursa Göç İdaresi Müdürü Haşim Özcan, TÜDAM Müdürü Prof. Dr. Ferhat Kurtulmuş ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katılım sağladı. Türk dünyası ezgileri BUÜ’de hayat buldu Programda şiirlerin yanı sıra Türk dünyasının müzikal zenginliği de sahneye taşındı. BUÜ mezunu ve Bursa Büyükşehir Belediyesi Orkestra Şube Müdürlüğü Türk Halk Müziği Bölümü saz sanatçısı Alim Hüseyinoğlu’nun seslendirdiği türkülerin ardından; BUÜ Eğitim Fakültesi Kazakistan uyruklu öğrencisi Ayşe Yersinbek Kazak millî sazı dombra, BUÜ mezunu Çolpan Kambarova ise Kırgız millî sazı komuz ve Türk dünyasına ait eserlerle etkinliğe katıldı. Ayrıca BUÜ Azerbaycan Kültür ve Sanat Topluluğu üyelerinden Kemale Memmedova ve Amal Babayev, sergiledikleri Azerbaycan halk oyunları ile beğeni topladı . Akademisyenlere uluslararası madalya Program kapsamında Türk dünyasına sağladıkları katkılar nedeniyle BUÜ’lü isimlere ödüller verildi. Kırgızistan Uluslararası "Kırgız Akın" Yazarlar Birliği tarafından "Cengiz Aytmatov Madalyası" ile "Teşekkür Mektubu", Kazakistan "DüniyeTalanttarı" Birliği tarafından ise "Ahmet Yesevi Madalyası" ile "Teşekkür Belgesi" takdim edildi. Ödüller; BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz’a, Türk Ocakları Derneği Bursa Şubesi Başkanı Prof. Dr. Selçuk Kırlı’ya, Türk Dünyası ve Kültürü Topluluğu Danışmanı Prof. Dr. Alev Sınar Uğurlu’ya, Genç Kalemler Topluluğu Danışmanı Doç. Dr. MinaraAliyeva Çınar’a ve BUÜ Ali ŞirNevai Özbek Dil ve Kültür Merkezi Müdürü Surayyo Khodjoyeva’ya sunuldu. Yurt dışı gezisi nedeniyle törende bulunamayan Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz’ın "Ahmet Yesevi Madalyası ve Sertifikası", kendilerine makamında takdim edildi. Konuk şairlere ve organizasyonda görevli BUÜ öğrencilerine de teşekkür belgelerinin verildiği program, BUÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Zekeriyya Arı’nın birlik ve beraberlik vurgusu yaptığı kapanış konuşması ile sona erdi.
Sakarya Asırlık çarşıda tezgahlar sanal vitrine taşınıyor: Esnaf e-ticaretle yüzleşiyor Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde 18 ve 19. yüzyıllara uzanan geçmişiyle kentin önemli ticaret merkezlerinden biri olan Uzun Çarşı’da, geleneksel esnaflık anlayışı ile modern ticaret yöntemleri arasındaki rekabet dikkat çekiyor. Teknolojinin hızla geliştiği günümüzde bazı esnaflar yüz yüze satıştan vazgeçmezken, bazıları ise tezgahını internete taşıyarak e-ticarete yöneliyor. Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde bulunan ve tarihi 18-19. yüzyıllara kadar uzanan Uzun Çarşı’da, nesilden nesle aktarılan dükkanlarda esnaflık yapan birçok isim, e-ticaretin kendilerini maddi anlamda etkilemediğini belirtirken, esnaf-müşteri samimiyetini öldürdüğüne inanıyor. İnternet satışını tercih eden aksesuar mağazası sahibi Hüseyin Oğuz Çelik ise gelirinin yarısının internet üzerinden yaptığı satışlardan geldiğini, çağa ayak uydurmayan esnafın ise yakında zamanda batma riski ile karşı karşıya kalacağını ifade etti. "İnternetten satıştan uzak duruyoruz" Uzun Çarşı’da babasının 45 yıllık gümüşçü dükkanında küçüklüğünden beri çalışan ve yakın zamanlarda devralan Sezer Akyıldız, uzun yıllardır aynı konumda esnaflık yapmanın kendilerine düzenli müşteriler kazandırdığını ve o müşteriler olmadan gelişen teknolojik ticaret sebebiyle zor günler yaşayabileceklerini belirtti. Akyıldız, "Babamdan devraldım. Esnaf şimdi kira ödüyor, sigorta ödüyor, eleman çalıştırıyor. Bir sürü giderimiz var, bunların haricinde iş yapmamız lazım ki bu giderleri karşılayabilelim. İş yapamayınca tabi ki zora düşüyoruz. İnsanlar bizi tanır, güven verdiğimizden dolayı bizi tercih ediyorlar. İnternetten satılan ürünlerde yüzde 29 gibi bir komisyon ödüyorsun belirli kurumlara. Bu sebepten internete çok yanaşmıyoruz, internetten satıştan uzak duruyoruz. 45 yıldır biz bu sektördeyiz, bizim düzenli ve oturmuş müşterimiz olmasa internet yüzünden dükkanı kapatır giderdik" dedi. "Genç nesil dijital mecradan veya AVM’lerden alışverişlerini sürdürüyor" Genç neslin artık çarşıda gezerek değil internet üzerinden veya alışveriş merkezlerinden ihtiyaçlarını karşıladıklarını ifade eden 40 yıllık ayakkabı dükkanı sahibi Sinen Pekçetin, "Aşağı yukarı 40 yıl gibi bir süredir esnaflık hayatım var. Eski müşteri yoğunluğumuz yok tabi ki. Bizden önceki kuşaklar rahmeti rahmana kavuştu artık. Genç nesilde buraları pek fazla tercih etmedikleri için dijital mecradan veya AVM’lerden alışverişlerini sürdürüyorlar. Burayı bilenler, daha önce buradan alışveriş yapanlar ve onların çocukları buraya geliyor. Bizim müşterilerimiz genelde görerek alan modeller. Görüp giyip, üzerine denedikten sonra ancak alıyorlar. Müşterilerle olan samimiyetimiz ve eski esnaf sıcaklığımızdan dolayı bizi tercih ediyorlar. Abi kardeş, abla kardeş ilişkisi gibi ilişkiler kuruyoruz müşterilerimizle" diye konuştu. "İnternetten bir ticaret yapmıyoruz. Bizim eski bir alışkanlığımız var" Yıllardır Uzun Çarşı’dan alışveriş yaptığını belirten 80 yaşındaki Engin Bakır ise konuyla alakalı "Yüz yüze esnaftan alışveriş yapmayı seviyorum. Pazarlık yapmayı seviyorum. Alacağım malı görerek alırsam daha iyi oluyor. Sağlamlığını oradan anlıyorum. Hep peşin ve görerek almaya çalışıyorum" derken 47 yaşındaki Yusuf Ekşi ise, "İnternetten bir ticaret yapmıyoruz. Bizim eski bir alışkanlığımız var. Bugün bize eski kafalı diyorlar, geri kafalı diyorlar. Evet kabul ediyoruz, eski kafalıyız. Bir şeyi dokunarak almayı severiz. Ne alacaksak alalım onu göreceğiz, dokunacağız, hissedeceğiz. Ondan sonra bedeli neyse ödeyerek alma taraftarıyız. İnternette yapmış olduğumuz alışverişler biraz sıkıntılı. Dolandırıcılık çok yüksek. Burada esnaf seni dolandırmaz. Gösteriyor, malı ortada. Bakıyorsun hoşuna gitti verirsin parasını alırsın. İnternet güvensiz geliyor bana. O yüzden internetten alışveriş yapmam. Esnafı tercih ederim. Onları kalkındırmalıyız çünkü onlarla geçim daha rahat" şeklinde konuştu. "Kazancımızın çoğu e-ticaretten gelmiyor ama bize ciddi miktarda bir takviye sağlıyor" Babasının 25 sene önce açtığı aksesuar dükkanında, ilk başlarda okul çıkışlarında yardım ederek çalışmaya başlayan ve gelişen teknoloji çağına ayak uydurmak için mağazada ki ürünlerin internet üzerinden de satışını yapan Hüseyin Oğuz Çelik, "Kazancımızın çoğu e-ticaretten gelmiyor ama bize ciddi miktarda bir takviye sağlıyor. Bizim sektörümüz açısından, özellikle kıyafet, giyim, aksesuar sektörlerinde internette olman gerekiyor ama bir gıda sektörü için belki olmayabilir. E-ticarete başlayalı yaklaşık bir sene olacak. Şu an gelir konusunda yarı yarıya gidiyor gibi bir durum var" ifadelerini kullandı. "Ayak uydurmazsan yavaş yavaş batarsın" Esnaflığın kurallarından birinin çağa ayak uydurmak olduğunu belirten Çelik, "E-ticarete herkesin girmesi gerekiyor. Eskiden Sakarya nüfusu çok daha düşüktü, herkes markaydı. Tatlıcı denince bir kişi, kıyafet denince iki kişi biliniyordu. Artık nüfus 2 milyon oldu. Artık kimse kimseyi pek tanımıyor. Yerel markaların pek bir önemi kalmıyor. İlçeler arası alışverişe bile kimse pek gitmiyor. Esnaflığın zaten kuralı budur, çağa ayak uyduramazsan hala burada kösele benzeri eski şeyler satmaya devam edersen çağın gerisinde kalırsın. Bu kredi kartına, pos cihazına geçmemekte inat etmek gibi bir şey. Bu tarz teknolojilere ayak uydurmazsan yavaş yavaş batarsın, nasıl battığını da anlamazsın" dedi.