TEKNOLOJİ - 04 Haziran 2014 Çarşamba 09:18

Amerika’dan elini uzat Türkiye’de tokalaş

A
A
A
Amerika’dan elini uzat Türkiye’de tokalaş

İki Türk genci, üç boyutlu yazıcılar sayesinde Amerika’da tasarlanan mekanik eli Türkiye’de basabiliyor.

İki Türk gencinin zekasıyla mesafeler kısaldı, Amerika’dan Türkiye’ye tokalaşmak mümkün oldu. Amerika’da düzenlenen bir yarışmada hazırladığı mekanik el proteziyle birincilik ödülü kazanan Deniz Berk Özgören, geliştirdiği mekanik el protezi tasarımını, mekatronik mühendisi Onur Keskin’e internet üzerinden dosya olarak yolluyor. Keskin ise 3 boyutlu yazıcılar vasıtasıyla Amerika’dan yollanan tasarımı bir süre içerisinde Türkiye’de mekanik ele dönüştürebiliyor. Biri Amerika’da biri Türkiye’de olan iki Türk genci, 3 boyutlu yazıcılar sayesinde mekanik el yapabiliyor. Amerika’da düzenlenen bir yarışmada hazırladığı mekanik el proteziyle birincilik ödülü kazanan Deniz Berk Özgören, tasarladığı mekanik eli, Dokuz Eylül Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi (DEPARK) Araştırma Görevlisi Mekatronik Mühendisi Onur Keskin’e internet aracılığıyla yolluyor. Keskin de 3 boyutlu yazıcıyla mekanik elin basım işlemini gerçekleştiriyor.

Yapılan uygulama ile sadece el protezi değil, medikal protezler, oyuncak ve araba yedek parçaları da 3 boyutlu yazıcılarla basılabiliyor. Bu sayede, yurt içi ve yurt dışında tasarlanan bir obje, zaman kaybetmeden birkaç saatte hastanın ya da ihtiyaç sahibinin eline ulaşıyor. Uygulama yerel bilgisayar üzerinden yapıldığı için yazıcı çalışırken internet kesilse bile işlem devam edebiliyor.Uygulama hakkında bilgi veren Onur Keskin, şöyle konuştu: “Ürünün Amerika’dan veya başka bir ülke ve şehirden gelmesini beklemeden kısa sürede basabiliyoruz ve doğrudan müdahale şansımız oluyor. Bu da süreçleri hızlandırıyor. Bu cihazla kişiye özel parmak veya komple el yapabiliriz. Limitimizin taban alanı A4 kağıdıyla sınırlı. Yüksekliği 20 santim.”

AYNI ANDA TÜRKİYE’DE BASILIYOR
Tasarımları Amerika’dan Türkiye’ye yollamadan önce kamera aracılığı ile görüşerek operasyonu yapan iki Türk genci, koordineli çalışarak hastalara ve ihtiyaç sahiplerine umut oluyor. Ödül kazandığı protez elin nasıl çalıştığını anlatan Deniz Berk Özgören, sözlerini şöyle sürdürdü: “Mekanik eli 3 boyutlu ortamda tasarlıyorum. Ardından dosyayı Türkiye’deki yazıcıya ulaştırarak gönderebiliyorum. Burada tasarlanan bir obje, Türkiye’de aynı anda basılmış oluyor. Mekanik el kişiye özel tasarlanabiliyor. Bir kadına, erkeğe, farklı yaş grubundan birine özel olarak geliştirilen protezi burada tasarlayıp orada basabiliyorum.”

KİŞİYE ÖZEL MEKANİK EL
Geliştirdiği mekanik elin piyasada bulunan diğer protezlere göre daha kullanışlı olduğunu belirten Özgören, sözlerine şöyle devam etti: “Bu bir senedir takım arkadaşlarımla uğraştığımız bir proje. Amacımız piyasada çok pahalı ve kompleks olan protez ellerin maliyetini düşürmek, kullanılabilir yapmak ve ellerini kaybetmiş insanlara yeniden bir el sunmaktı. Mekanik el ameliyat gerektirmeden doktorla birlikte eli olmayan insanlara protez sağlamasını kapsıyor. Protez, ele bağlanıyor ve ardından kaslardan gelen sinyal hesaplanarak el, kullanıcının ne tür hareketler yapacağını algılıyor. El, farklı objelere göre farklı şekle girebiliyor. Biz ürettiğimiz el örneğin bardak, kalem gibi objelere göre komut verebiliyor. Bu eli oraya göndererek yazıcılar sayesinde basabiliriz. Kişiye özel birkaç farklı parmak basılıp ele eklenerek bu elin aynısı üç boyutlu yazıcılar sayesinde orada yapılabilir.”

“PİYASAYA SUNMAK İSTİYORUZ”
Özgören, yaptıkları mekanik elle maliyeti 50 bin dolardan bin dolara kadar indirdiklerini belirtti. Geliştirdikleri elin çok daha kullanılabilir olduğunu ifade eden Özgören, şunları söyledi: “Elin içine konulan kamerayla, kullanıcının kaslarından sinyal gönderme zorunluluğunu sıfıra indirdik. Projeyi bir yıl boyunca kimseyle paylaşmadık yarışmaya kadar. Şimdiden birkaç şirket ulaştı. Git gide bu ürünü geliştirip piyasaya sunmak istiyoruz. Yaptığımız çalışma sayesinde ulaşabildiğimiz insan sayısı bu şekilde artıyor. Birkaç yılda etkilerini göreceğimiz bir ürünün anında etkilerini görebiliyoruz. Ürünü test edebiliyoruz. Böyle bir şey yapmaktan gurur duyuyorum. Orada olmayan bir ürünü buradan yollayabiliyoruz.”

“BİZİ KULLANSINLAR”
DEPARK Sağlık Binası Koordinatörü Adile Önil de, Deniz Berk Özgören ve Onur Keskin’in başarısıyla gurur duyduğunu belirterek şöyle konuştu: “Deniz Berk Özgören, lisedeyken yaptığı bir çalışmada bizim üniversitemizde biyofizik ana bilim dalında danışmanlığımızı almıştı ve yine o yaşta elde kullanılan dokunsal uyaranları ayırt etmeye yönelik bir tasarım gerçekleştirmişti. Bu tasarımıyla da TUBİTAK Ege Bölgesi birinciliğini almıştı. Aldığı ödül gurur verici. Onur Keskin isimli gencimiz üniversitemizin araştırma görevlisi. DEPARK’ta kendi şirketini kurmuş genç bir girişimci. Türkiye’de bir sürü genç girişimcimiz var. Biz de DEPARK olarak fikri olan gençleri bünyemize davet ediyoruz. Kendi şirketlerini de kurabilirler. Kendi şirketlerini kurana kadar da ürün geliştirme döneminde alt yapımızdan faydalanabilirler. Lütfen gelip bizi kullansınlar.”

CEREN ATMACA-FERRUH SERÇE

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aksaray Aksaray’da Ramazan davulcuları hafif kar yağışı altında sahur mesaisine başladı 11 ayın sultanı Ramazan ayının gelmesiyle birlikte Ramazan ayının simgesi olan davulcular sahur mesaisine başladı. Aksaray’da şehir genelinde mahalle mahalle geze davulcular, ilk mesaisine kar yağışı altında başlarken, kimi davulcular yürüyerek kimisi de araç bagajında davul çalarak vatandaşları sahura uyandırıyor. Aksaray’da kar yağışı ile birlikte 11 ayın sultanı Ramazan ayının ilk sahuru yaşanırken, ramazan ve orucun adeta simgesi olan Ramazan davulcuları da ilk sahur mesaisine kar yağışı altında başladı. Aksaray’da 76 mahallesi bulunan merkez ilçede yaklaşık 160 davulcu sahur mesaisine başlarken, davulcular da Ramazan ayına kavuşmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, vatandaşları sahura kaldırmaktan büyük mutluluk duyduklarını dile getirdi. "Davul Ramazan ayının simgesidir" Davulcu Savaş Yaşar, davulun Ramazan ayının bir simgesi olduğunu belirterek, "Aksaray’da doğdum büyüdüm. Davul zurna işi yapıyoruz. Düğünlere gideriz, asker uğurlamalarında davul çalıyoruz. Ramazan gelince de sahurda çalıyoruz. Davul çalınması gereken her yerde biz varız. Sünnetlerde, ramazanda, yıllardır geleneksel davulumuzu çalıyoruz. Ben kendimi bildim bileli, 10 yaşımdan beri davul çalıyorum, zurna çalıyorum. Biz hep bu mesleği yapıyoruz. Vatandaşları sahura kaldırmak için ezana bir buçuk iki saat kala mecbur başlıyoruz. Bir tek mahalle çalmıyoruz, yeni geldiğinde arabayla da çalıyoruz. Ramazanda davul çalmak çok güzel bir şey. Ne hissediyorum? Kendimle ve çaldığım davulumla gurur duyuyorum. İnsanların çoğu seviniyor. 11 ayın sultanı ramazanın geldiği için davulla daha mutlu oluyorlar. Ramazanın simgesidir davul. Bir davul çalıp insanları sahura uyandırırken balkona çıkan çocuklar oluyor, seviniyorlar. Kameraya çekiyorlar, bazen bahşiş atıyorlar. Zaten bizim bir ramazanımız var yaz mevsiminde de 2 ay düğün çalarız başka da yok, yatarız" dedi. "İnsanların sevincini görmek mutlu ediyor" 16 yaşındaki davulcu Yakup Yaşar ise "Çocukluğumda abimin yanında gittim, babamın yanında gittim. Abim öğretti bana bu mesleği. Arabanın arkasında çalıyorduk. Herkes davul çalamaz. Ramazan ayında davul çalmak benim için çok güzel bir duygu. Mutlu oluyorum, mutlu oluyoruz ailecek. İnsanların sevincini görüyoruz. Çocuklar çıkıyor, el sallıyor, anları sevindiriyoruz. Güzel bir duygu yani" diye konuştu.