HENTBOL - 20 Ocak 2014 Pazartesi 19:46

Ankara Yenimahalle Belediyesi, Muratpaşa Belediyesi’ne 28-32 mağlup oldu

A
A
A
Ankara Yenimahalle Belediyesi, Muratpaşa Belediyesi’ne 28-32 mağlup oldu

Hentbol Bayanlar Süper Ligi'nin 12. haftasında, Ankara Yenimahalle Belediyesi kendi evinde Muratpaşa Belediyesi’ne 28-32 mağlup oldu.

Hentbol Bayanlar Süper Ligi'nin 12. haftasında, Ankara Yenimahalle Belediyesi kendi evinde Muratpaşa Belediyesi’ne 28-32 mağlup oldu.

SALON: Türkiye Hentbol Federasyonu
HAKEMLER: Murat Çelik, Cengiz Ömer
ANKARA YENİMAHALLE BELEDİYESİ: Mimaela, Gözde, Beyza, Özge 6, Esra 11, Yeliz 3, Selma, Funda, Elif, Duygu 2, Buket, İlke 2, Bahar, Elif Sıla 2, Nazlı, Lenche 2
MURATPAŞA BELEDİYESİ: Olga 7, İrem, Halise, Buse, Lateryna 4, Diğdem 5, Serpil 6, Nur, Fatma, Çağla 3, Betül 4, Derya, Meral, Gülsüm, Yasemin 2, Martina 1
İKİ DAKİKA CEZASI ALANLAR: Esra, İlke, Nazlı (Ankara Yenimahalle Belediyesi),Olga, Serpil, Çağla, Betül, Yasemin, Martina (Muratpaşa Belediyesi)
İLK YARI: 14-16 (Muratpaşa Belediyesi lehine)

ÖMER ÇETİN

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Polislerle dalga geçen şüpheli tutuklandı, 7 şüpheli adli kontrolle serbest bırakıldı İstanbul’da İsrail Konsolosluğu önündeki silahlı saldırıda polislerin müdahale anları sırasında alaycı ifadeler kullanan şahıs tutuklandı. Olay kapsamında gözaltına alınan diğer 7 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. İstanbul Beşiktaş’ta İsrail Konsolosluğu’nun önünde görevli polislere düzenlenen silahlı saldırı sırasında polislere yönelik, "Sen sağ bek, ben sol bek" şeklinde ifadeler kullandığı belirlenen şüpheliler gözaltına alınmıştı. Şüpheliler emniyetteki işlemlerinin ardından ‘devletin emniyet teşkilatını alenen aşağılama’ ve ’halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama’ suçundan adliyeye sevk edilmişti. Savcılık ifadelerinin ardından İstanbul 11. Sulh Ceza Hakimliğine çıkarılan 7 şüpheli, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Polislerle ilgili alaycı ifadeler kullanan şüpheli Necati K. ise, ‘devletin emniyet teşkilatını alenen aşağılama’ ve ’halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama’ suçundan tutuklandı. Öte yandan şüpheli Necati K, ifadesinde, olay günü İsrail Konsolosluğu önünde bulunduğunu, herhangi bir suç işleme kastı olmadığını belirterek, "Ben çok özür dilerim vatanımdan ve milletimden, böyle bir niyetim yoktu o anda. Çok üzgünüm. Videoyu çeken de ben değilim. Benim kesinlikle kötü bir niyetim yoktur. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Serbest bırakılmamı talep ediyorum" dedi.
Antalya Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği Başkanı Mehmet Ali Can oldu Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Olağan Genel Kurulu’nda başkanlık yarışını Mehmet Ali Can kazandı. Yoğun katılımla gerçekleştirilen seçimde Can, rakibi Ramazan Keskin’i 12 oy farkla geride bırakarak BAİB’in yeni başkanı oldu. Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği Olağan Genel Kurulu, Konyaaltı Nazım Hikmet Kongre ve Fuar Merkezi’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi. Saat 13.00’te başlayan oy verme işlemleri 17.00’de sona erdi. Resmi olmayan sonuçlara göre, başkanlık yarışını Mehmet Ali Can kazandı. Bin 241 üye sandık başına gitti BAİB’te oy kullanma hakkına sahip bin 659 üyeden 1241’i sandık başına gitti. Söz konusu katılım oranı, birlik tarihinin en yüksek katılımlı seçimlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Nazım Hikmet Kongre ve Fuar Merkezi de gün boyunca tarihi kalabalıklardan birine ev sahipliği yaptı. Başkanlık yarışında Mehmet Ali Can’ın mavi listesi 624 oy alırken, Ramazan Keskin’in kırmızı listesi 612 oyda kaldı. Böylece Mehmet Ali Can, 12 oy farkla BAİB’in yeni başkanı seçildi. "Artık rekabet bitti" Başkanlığa seçilmesinin ardından sosyal medya hesabından teşekkür paylaşımında bulunan Mehmet Ali Can, şu ifadelere yer verdi: "Teşekkürler Batı Akdeniz. Bugün birlikte başardık, birlikte kazandık. Bu zafer sadece bir sonucun değil inancın, emeğin ve birlik ruhunun zaferidir. Her birinizin desteği, güveni ve yüreğiyle bu yolu yürüdük. Bu yüzden bu başarı sadece bizim değil, hepimizin başarısıdır. Seçim sürecinde emek veren tüm yol arkadaşlarıma, destek olan tüm ihracatçılarımıza ve bu süreci olgunlukla tamamlayan herkese gönülden teşekkür ediyorum." Can, paylaşımında seçim sürecinin tamamlandığını ve bundan sonraki dönemde ortak hedeflere odaklanacaklarını vurgulayarak, "Artık rekabet bitti. Şimdi omuz omuza vererek Batı Akdeniz için daha çok çalışma zamanı. Söz veriyorum bu güvene layık olmak için gece gündüz demeden çalışacağız. Birliğimizi büyütecek, ihracatımızı güçlendirecek, hep birlikte daha büyük başarılara imza atacağız. Kazandık ama asıl şimdi başlıyoruz" dedi.
Ankara Savunma Sanayii Başkanlığı ile Azerbaycan Savunma Sanayisi Başkanlığı arasında işbirliği sözleşmesi imzalandı Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Hakan Karataş ile Azerbaycan Savunma Sanayisi Bakan Yardımcısı Hidayet Azimov, savunma sanayiinde stratejik yetkinlik gelişimi ve ekosistem dönüşümünü hedefleyen iş birliği sözleşmesini imzaladı. Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Karataş ile Azerbaycan Savunma Sanayii Bakan Yardımcısı Azimov arasında savunma sanayiinde stratejik yetkinlik gelişimi ve ekosistem dönüşümünü hedefleyen iş birliği sözleşmesi imzalandığını açıkladı. Görgün, iş birliği sözleşmesine ilişkin, "Savunma sanayiinde ortaya koyduğumuz bütüncül ekosistem yaklaşımı; artık yalnızca platform ve ürün geliştirme kabiliyetiyle değil, kurumsal yapısı, yönetişim modeli ve sürdürülebilir sanayileşme anlayışıyla da uluslararası ölçekte referans alınan bir seviyeye ulaşmıştır. Dost ve kardeş ülkeler, yalnızca teknolojiye değil; bu teknolojiyi mümkün kılan sistem mimarisine de talip olmaktadır. Bu anlayış doğrultusunda; Azerbaycan Savunma Sanayisi Bakanlığı ile Başkanlığımız arasında, savunma sanayiinde stratejik yetkinlik gelişimi ve ekosistem dönüşümünü hedefleyen iş birliği sözleşmesini imzaladık. Söz konusu iş birliği kapsamında; Savunma sanayii yönetişim modeli, Tedarik ve sözleşme yönetimi yapıları, Ar-Ge, Ür-Ge ve teknoloji kazanım süreçleri, Sanayileşme ve ihracat mimarisi, İnsan kaynağı gelişimi ve bilgi transferi alanlarında kapsamlı bir dönüşüm perspektifi oluşturulacaktır. Bu adım; iki kardeş ülke arasındaki stratejik iş birliğinin derinleşmesinin yanı sıra, Türkiye’nin savunma sanayii modelinin küresel ölçekte taşıdığı değerin somut bir yansımasıdır" dedi.
İzmir Başkan Tugay: "Meslek Fabrikası için mücadele sürecek" İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, polis barikatıyla çevrili Meslek Fabrikası’ndaki nöbetin dördüncü gününde içeriye girdi. Binadaki demirbaşlar için mahkeme heyeti ve belediye avukatlarıyla birlikte tespit işlemlerine katılan Tugay, daha sonra basın açıklaması yaptı. Tugay, "Yapılanlar anormaldir, hukuk dışıdır. Hiç kimse bunu normal görmemeli. Mücadelemize devam edeceğiz" dedi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, başvurucu kurum adına "asil" sıfatıyla hakim nezaretinde bugün sabah Meslek Fabrikası’na girme talebini ilettikten sonra mahkeme heyeti ile birlikte bir süre kapıda bekletildi. Sonrasında mahkeme heyeti ve belediye avukatlarıyla birlikte içeri girerek tespit işlemlerine katıldı. CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Yürütme Kurulu Üyesi Yalçın Karatepe, CHP İzmir Milletvekili Ümit Özlale, İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Aziz Kocaoğlu, Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Başkan Vekili Altan İnanç, sendika ile siyasi parti temsilcileri ve İzmirlilerin destek verdiği Başkan Tugay, gelişmelerin ardından fabrikadan çıkarak basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. "Kamuoyunun bu konuyu doğru anlaması bizim için önemliydi" Süreç hakkında detaylı bilgi veren Başkan Tugay, "Olayı hukuk zemininde çözmeye çalışıyoruz. Bu sorunun çözümü idari ya da hukuki olacak, bunu biliyoruz. Şiddetle olması mümkün değil. Başından beri her şey hukuksuz yürüdüğü için kamuoyunun bu konuyu doğru anlaması bizim için önemliydi. Burası polis ablukasına alındığında girmek istediğimi söylemiştim, izin verilmemişti. Ben belediye başkanıyım, herhangi bir yapıya zarar verme durumum yok. Bugün mahkemenin tespit işlemi sırasında belediye başkanı olarak içeri almak durumunda kaldılar. Ama başta yine bir mukavemet oldu. Yine üst makamlara soralım denildi. Onlar onay vermedi diye olumsuz cevap da verildi. Nihayetinde tespiti isteyen kurumların en başındaki kişi olarak içeri alındık. Yapıdaki restorasyon, tadilat, eşyalarımız, tesisat ile ilgili bir bilirkişi heyeti tespit yaparken, ben de onlara eşlik ettim. Ne kadar üzgün olduğumu anlatamam. Meslek Fabrikası’nın kurslarında kullanılan bütün o malzemeler, mutfaklarından bilgisayarlarına, dershane odalarından tutun pek çok malzemeye kadar yerli yerinde duruyor. Devlet kurumları arasında bir mülkiyet sorunu mahkemeye yansımışsa, bu durum sonuçlanana kadar yapılacak şey polisle burayı işgal etmek midir? Yoksa mahkeme sonuçlanana kadar beklemek ve ona göre tutum almak mıdır? Maalesef konuyu bu hale getiren İzmir’de iktidarın temsilcisi olan milletvekilleridir. Onlar emniyet güçlerini de baskı altında tutuyorlar. Mahkemeleri de baskı altında tutmaya çalışıyorlar" dedi. "Bu bir utanç vakasıdır" Bu durumu bu hâle getirenlerin utanması gerektiğini söyleyen Tugay, "Başından beri söylüyorum: Bu bir utanç vakasıdır. Türkiye’de ilk defa bir kamu kurumunun mülkü, başka bir kamu kurumunun mülkiyet iddiası nedeniyle polis zoruyla abluka altına alınmıştır. Bu, Türkiye tarihinde bir ilktir. Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün İzmir’de 3 bin 500 gayrimenkulü var. Bunu bu şekilde, polis eşliğinde yapmak zorunda değiller. Bu tamamen, belediyeye sorun çıkarmaya çalışan AK Partili milletvekillerinin eseridir. Şu anda da bu binalarımızı da bizlerden alarak ilave zorluklar çıkarmaya çalışıyorlar. İzmir halkının bu gerçeklerin farkında olması gerektiğini söylüyorum" diye konuştu. "Mücadelemize devam edeceğiz" Başkan Tugay ayrıca şunları söyledi: "Bundan sonrası için il başkanlığımızla beraber eylem sürecimiz devam edecek. Ancak bugün Bornova Belediye Başkanımızla ilgili konuyla ilgilenmek zorundayım. Belediyedeki işlerimizin aksadığı yönünde bir algı oluşmasını da istemem. Bu sürecin başında yıllık izin aldım; şu anda yıllık izindeyim. Yönetici arkadaşlarımıza da belediye çalışmalarını aksatmadan devam etmelerini söyledim. Bugüne kadar da bu şekilde geldik. Ama bundan sonra gece gündüz bulunmayı azaltarak normal işime döneceğim. Elbette bu konuyla ilgili hukuki ve idari süreçlerimiz devam edecek. Avukat arkadaşlarımız halkın hakkını savunmak için mücadele edecek. Ancak tekrar vurguluyorum; yapılanlar anormaldir, hukuk dışıdır ve açıkça bir kötülüktür. Hiç kimse bunu normal görmemelidir. Mücadelemize devam edeceğiz."
Bilecik Bilecik Belediye Meclisi’nde ’Şehir İçi Toplu Taşıma Yönetmeliği’ tartışmas Bilecik Belediye Meclisi AK Parti Grup Sözcüsü Avukat Onur Şeker ile CHP Belediye Meclis Üyesi Hukuk Komisyonu Başkanı Avukat İrem Şimşek Şencan arasında, değiştirilmesi istenilen ’Şehir İçi Toplu Taşıma Yönetmeliği’ konusunda tartışma yaşandı. Bilecik Belediye Meclisi Nisan ayı birinci birleşimi Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı başkanlığında Şeyh Edebali Kültür ve Kongre Merkezi’nde yapıldı. Gündemin 11’inci maddesinde Şehir İçi Toplu Taşıma Yönetmeliği’nin bazı maddelerinde değişiklik yapılması konusunda Hukuk Komisyonu’ndan gelen raporun görüşülmesi oldu. "Yönetmeliğin değiştirilmesi talebinin reddine karar verildi" CHP Bilecik Belediye Meclis Üyesi ve aynı zamanda Hukuk Komisyonu Başkanı Avukat İrem Şimşek Şencan, komisyonun aldığı kararı okuyarak, "30 Nisan tarihinden itibaren yapılacak devir ve araç değişikliklerinde araç uzunluğunun en az 7 metre olması gerektiği yer almakta olup, Şehir İçi Toplu Taşıma Yönetmeliği’nde yapılacak değişikliklerin mevcut ihale şartnamelerinin değiştirilmesine imkan vermediğinden yönetmeliğin değiştirilmesi talebinin reddine oy çokluğu ile karar verildi" dedi. "Komisyon üyesi arkadaşlarımızın görüşleri farklıydı" Ardından söz alan AK Parti Grup Sözcüsü Avukat Onur Şeker, "Sadece şunu söylemek istiyoruz. Birincisi, burada bize gelen talep, hatırlarsanız gündeme geldiğinde ’Komisyona havale edilecek konu nedir, talep mi’ diye sormuştum. Talebe baktığımda, yönetmeliğin değiştirilmesini talep ediyordu. Her ne kadar yönetmelikteki teknik şartnamenin değiştirilmesi isteniyor olsa da, komisyonda bu konu detaylı şekilde tartışıldı. Ancak komisyon üyesi arkadaşlarımızın görüşleri farklıydı. Biz, yönetmeliğin değiştirilmesinde hukuken bir sakınca bulunmadığını düşünüyoruz. Fakat minibüsçülerin talebi farklıdır ve bunun değerlendirmesini yapacak olan idaredir. Elbette hukuki konularda farklı görüşler olabilir. Hukukçular arasında da bu tür ayrışmalar yaşanabilmektedir. Nihai kararı verecek olan ise mahkemedir" dedi. "Bu ihalenin şartlarını değiştiremeyiz" Hukuk Komisyonu Başkanı Avukat İrem Şimşek Şencan ise "Yönetmeliğin değiştirilmesinde tabii ki bir sakınca yok. Fakat talep edilen hususu karşılamıyor. Yönetmelik değiştirildiğinde de biz aslında boş yere yönetmeliği değiştirmiş olacağız. Çünkü sözleşmede madde olabilir, ancak sözleşmedeki madde kanuna ve yönetmeliğe aykırı olamaz. Hukukta normlar hiyerarşisi dediğimiz bir kavram vardır. Dolayısıyla sözleşmeye konulmuş olsa bile kanun ve yönetmelikten üstün olamayacağı için geçersiz sayılır. Biz yönetmeliği değiştirdiğimiz durumda ya talep edenlerin talebini karşılayacaktık ya da bu değişiklik onların işine yarayacaktı. Talep edenlerin istediği aslında şartnamenin değiştirilmesidir. Bu ihale daha önce yapılmış olduğu için ihaledeki şartnameyi değiştirdiğimiz zaman da ihaleye fesat karıştırma durumu ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla bu ihalenin şartlarını değiştiremeyiz. Şu an itibarıyla yönetmeliği değiştirmek talepte bulunanlara bir fayda sağlayacak gibi görünse de esasen bu boş bir işlem olacaktır. Bu nedenle talebin reddini uygun gördük" dedi. "Hukukta niyet okuma diye bir şey yoktur" Son olarak söz alan AK Parti Grup Sözcüsü Avukat Onur Şeker, "İrem Hanım gibi düşüneceksek o zaman bunun hukuk komisyonuna gelmesinin bir anlamı yoktu. Çünkü hukukta niyet okuma diye bir şey yoktur başkanım. Önüne talep gelir, talep edilir ve biz de o taleple bağlı kalırız. Tabii ki bir mahkeme ya da başka bir kurum gibi davranamayız. Hukukta niyet okuma yoktur. Eğer İrem Hanım gibi düşünecek olsaydım, siz bizim idari amirimiz olarak bunu meclise getirmeyecektiniz. İdare bu konuyu değerlendirirdi. Elbette ben de biliyorum kanunun ve yönetmeliğin üstünlüğünü. O zaman idare olarak diyecektik ki ’Bu talep kanuna aykırıdır, reddediyoruz’. Peki biz neden komisyon olarak buradayız? Talepler başka, bizim değerlendirmemiz başka. Hukukta niyet okuma yoktur" dedi. Öte yandan Hukuk Komisyonu Başkanı Avukat İrem Şimşek Şencan, önceki mart ayı ikinci birleşiminde bu gündem maddesi için kanun ile yönetmelik arasında kaldıklarını söylemişti.
Ankara AK Parti Sözcüsü Çelik: "AK Parti seçimden korkuyor mu diye bir argüman getiriyorlar, biz bugüne kadar sizi sandıkta yenerek iktidar olmuşuz" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ara seçim çağrısına ilişkin, "AK Parti seçimden korkuyor mu diye bir argüman getiriyorlar. Biz bugüne kadar defalarca sizi sandıkta yenerek iktidar olmuşuz" dedi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) devam ederken basın açıklaması gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle AK Parti MYK’da bir değişiklik olduğunu ifade eden Çelik, Çevre ve Şehircilik Başkanlığı’na Sevilay Tuncer’in yerine MKYK Üyesi ve İstanbul Milletvekili Nilhan Ayan’ın geldiğini söyledi. İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde meydana gelen terör saldırısını tüm boyutları ile takip ettiklerini ve bu tür eylemlerin hiçbirinin tesadüfen gerçekleştirilen eylemler olmadığına dikkati çeken Çelik, çeşitli illerde operasyonların yapıldığını ve terörün üzerine kararlılıkla gidildiğinin altını çizdi. "‘Bir gecede sizi taş çağına çeviririz’ söylemlerinin herhangi bir barış perspektifine hizmet etmediği açıktır" İran’ın ABD ve İsrail tarafından uğradığı haksız ve hukuksuz saldırıların insani açıdan vahim sonuçlar doğurduğunu kaydeden Çelik, "Hem bölgesel hem küresel barışı etkileyecek çok kötü neticeler oluşturdu. Bunu tüm boyutlarıyla hep beraber izledik. Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler, tedarik zincirleri, enerji konusu ve gıda konusu son derece önemli ama en önemlisi o bombaların altında sebepsiz yere can veren masumlar var. Dolayısıyla biz, barış dediğimizde bizim anladığımız daha çok masum kanı dökülmesindir. Aynı savaşın ilk günlerinde okuldaki kız çocuklarının bombalamayla öldürülmesi gibi asıl baktığımız yer o masum kız çocuklarının hayatıdır. Tüm boyutları ile takip ediyoruz, inceliyoruz. Değerlendirme yaptığımızda önemli olan kalıcı ateşkesle birlikte barışın çerçevesinin ortaya çıkmasıdır. ‘Bir gecede sizi taş çağına çeviririz’ söylemlerinin herhangi bir barış perspektifine hizmet etmediği açıktır. Bizim de buradaki odaklandığımız nokta esas olarak bir barış çerçevesinin ortaya çıkmasıydı ama geçici ateşkes meselesi konuları çözmüyor, önemli olan kalıcı bir barışa ulaşılmasıdır" ifadelerini kullandı. "İsrail kendi sınırlarına kendi kafasına göre karar veriyor, bunu da dini bir fanatizmle yapıyor" ABD ve İran arasında bir barışın olması gerektiği konusunda bütün dünyanın ortaya irade koyduğu ortamda İsrail’in Lübnan’a saldırılarının devam ettiğini aktaran Çelik, "İsrail kendi sınırlarına kendi kafasına göre karar veriyor. Üstelik bunu teolojik bir şekilde dini bir fanatizmle yapıyor. Bunu açıkça da ifade ediyorlar" dedi. "ABD’nin İran’a tek taraflı olarak ödev verme yaklaşımı var" ABD ile İran arasında Pakistan’da yapılması beklenilen barış görüşmelerinin çok önemli olacağını söyleyen Çelik, "Çok kırılgan bir barış ortamı var. İran, ’şimdiden 10 maddenin 3’ü şimdiden ihlal edildi’ diyor. Barış görüşmesine Pakistan’a gidecek olan ABD heyeti adına yapılan açıklamalarda bir müzakereden ziyade tek taraflı olarak İran’a ödev verme yaklaşımı var. Halbuki barış karşılıklı atılması gereken adımlarla olur. Sonuçta iki taraf da köprüde yürür ve köprünün ortasında buluşur. Ama, sadece bir taraf dönük olarak talimat verir gibi, ‘kırmızı ışıkta dur, sarı ışıkta bekle, yeşil ışıkta geç’ gibisinden bir uluslararası ilişkiler deklarasyonu tek taraflı olmaz. Burada çift taraflı bir yaklaşım gerekir. Asıl sorumluluk bu savaşı başlatanların üzerindedir. Bir devlete barışçıl da olsa şu programlarından vazgeç, savunma sanayiinle ilgili sistemleri yapma, egemenlik alanını üzerindeki boğazların ya da toprakların üzerindeki egemenlik haklarını devret gibi bir yaklaşım barışı getirmez. Barış yapmak istiyorsanız galip gelseniz bile aşırı şartlar dayatmayacaksınız. Hiçbir zaman unutmayalım, saldırıyı İran başlatmadı. Netice itibarıyla İran halkı burada mağdurdur. Burada doğru yolun bulunması için saldırıyı başlatanların bu çerçeveye riayeti esas ölçüdür. İran’ın da riayet etmesi gerekecektir. Bir taraf hiçbir ilkeye riayet etmesin, öbür tarafa verdiğimiz ödevlerin tamamını yerine getirsin demek barış değil demek değildir, o teslimiyettir. Teslimiyet dayatması ile barış çıkmaz" açıklamasında bulundu. "Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kurulmasını önerdiği diplomasi masası krizlerden çıkış için siyasi pusuladır" Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kurulmasını önerdiği diplomasi masasının ortaya çıkan krizlerden çıkılması için siyasi pusula olduğunu dile getiren Çelik, "Pakistanlı kardeşlerimizin buradaki iradesi, gayreti, emeği ve yaklaşımı son derece saygı değerdir. Başarılı olmaları için hem dua ediyoruz hem de Cumhurbaşkanımız bütün desteğini veriyor ama bu bütün dünyanın sahip çıkması gereken ve bu iradeyi koyması gereken bir durumdur" diye konuştu. Bölgede ve Körfez ülkelerinde ortaya çıkan fay kırıklıklarının tamirinin uzun yıllar alacağını belirten Çelik, "İran’ın karşı karşıya kaldığı zararların tazmini çok önemli olacaktır. Bu vesileyle Atlantik ve NATO İttifakı içerisinde ABD ile Avrupa Birliği arasındaki çatlakların bu derece belirginleşmiş olması varsa artık bir düzeninin geleceği açısından ya da yeni bir düzenin ne şekilde oluşacağı açısından da problemdir. Bu düzen meselesinde de herkes konuşurken yeni güvenlik mimarileri olur mu? yaklaşımı sergiliyor. Zaten işe buradan başlamak düğmeyi tersten iliklemek oluyor. Önemli olan uluslararası toplumu bundan sonrasında yönetecek temel siyasi ve ahlaki değerler ne olacaktır. Bunların hepsi neredeyse 1-2 sene içerisinde İsrail tarafından çiğnendi ve buna çok az ülke ses çıkardı. Şimdi de kimsenin bununla yüzleşeceği bir ortam kalmadı" değerlendirmesinde bulundu. "Atlantik İttifakı’nın bir bakıma kendi geleceği ile yüzleşeceği bir tablo ortaya çıkacak" Ortaya çıkan yeni düzen tartışmaların gelecek aylarda Türkiye’de gerçekleşecek NATO zirvesini çok daha kritik hale getirdiğini dile getiren Çelik, "Burada Atlantik İttifakı’nın bir bakıma kendi geleceği ile yüzleşeceği, ABD ile Avrupa’nın ilişkilerinin güvenlik mimarisi açısından kendi geleceği ile yüzleşeceği bir tablo ortaya çıkacak. Belki de bazıları açısından tamam mı? Devam mı? gibisinden bir sorunun cevabının bulunacağı bir tablo net bir şekilde ortaya çıkacak. Son zamanlarda Venezuela ve İran’da yapılanlar dünya sistemi için kötü örnekler ortaya koymuştur. Temel değerlerin yıpranması temel güvenlik mimarilerinin de işlemesinde büyük aksaklıkların ortaya çıktığını göstermiştir" diye konuştu. Çelik, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "Silah bırakma aşaması teyit edildiğinde yasal düzenlemeler meclis usulleriyle ortaklaştırılır ve sonuca varılır" TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un Terörsüz Türkiye hedefine ilişkin açıklamalarının sorulması üzerine Çelik, "Sembolik olarak bir silah yakma oldu ama onun sonrasında sistematik olarak devam etmesi gerekiyor. Terör örgütünün silah bırakmasıyla ilgili safahatın tam görülmesi gerekiyor. Bu safahatın tam görülmesiyle beraber ki devlet kurumları devlet politikası çerçevesinde görevlerine devam ediyorlar. Teyit ve tekit mekanizması son derece verimli bir şekilde çalışıyor. Dolayısıyla terör örgütünün silah bırakma aşaması teyit edildiğinde zaten yasal düzenlemelerle ilgili partilerin çalışmaları var. Partilerin kendi arasındaki olağan meclis usulleriyle ortaklaştırılır ve sonuca varılır. Bugünün dünyasında terörün ilkelliğinden hem bölgenin hem de Türkiye’nin kurtarılması gerekir" cevabını verdi. "AK Parti seçimden korkuyor mu diye bir argüman getiriyorlar, biz bugüne kadar sizi sandıkta yenerek iktidar olmuşuz" CHP Genel Başkanı Özel’in ara seçim çağrısının sorulması üzerine Çelik, "CHP’nin Türk siyasi hayatında en temel tanımlarından bir tanesi ‘kurultaylar’ partisidir. Canı sıkıldıkça kurultaya giden bir partidir. Biz ‘CHP’nin Türkiye’nin istikrarı hakkında söyleyecek bir sözü yoktur çünkü kendi istikrarını sağlayamamış bir partidir’ deriz. O kurultay mantığı olduğu için de zannediyor ki Türkiye’de o mantıkla yönetiliyor. Siz Türkiye’nin istikrarlı yönetiminden, Türkiye’nin ulaşması gereken hedeflerden bahsettiğinizde AK Parti seçimden korkuyor mu diye bir argüman getiriyorlar. Biz bugüne kadar defalarca sizi sandıkta yenerek iktidar olmuşuz. Bizim en sevdiğimiz şey sandık ama Türkiye’nin istikrarı ve ulaşılması gereken hedefler ve etrafındaki tabloya baktığında biz seçimlerin doğru bir şekilde zamanında yapılması gerektiğini ifade ediyoruz. Hükümetin seçimde vatandaşın verdiği süreyi en iyi şekilde değerlendirmekle ilgili mükellefiyeti vardır. Kendi kurultay simülasyonunu Türkiye siyasetine yansıtmaya çalışıyorlar, bizim açımızdan herhangi bir hükmü yok" ifadelerini kullandı. "Bursa’mız için hayırlı, uğurlu olsun" Mustafa Bozbey’in Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılması nedeniyle yapılan oylama sonucunda Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin AK Parti’ye geçmesinin sorulması üzerine Çelik, "Bursa Belediye Meclisinde çoğunluk Cumhur İttifakındaydı. Belediye Başkanı’nın yargısal süreçleri neticesinde görevden alınmasından sonra demokratik mekanizma işledi. Orada Cumhur İttifakının adayı, ittifakın ve bağımsızların oylarını alarak bu sonucu elde etti. Seçime girip girmemeleri onların bileceği iş, bizi ilgilendirmez. Yargısal süreçler biliniyor, her şey kamuoyu önünde gerçekleşti. Kazanan arkadaşımızı tebrik ediyoruz. Bursa’mız için hayırlı, uğurlu olsun" açıklamasında bulundu.