KÜLTÜR SANAT - 14 Ağustos 2022 Pazar 10:39

Antalya’da Yörükler kolan dokuma ve kirmen eğirme kültürünü yaşatıyor

A
A
A
Antalya’da Yörükler kolan dokuma ve kirmen eğirme kültürünü yaşatıyor

Antalya'nın Manavgat ilçesinden yaz aylarında Akseki’nin Çimi Yaylası'na göç eden Yörükler, kolan dokuma ve kirmen eğirme kültürünü yaşatıyor. Kurduğu tezgahta kolan adı verilen rengarenk kuşaklar ören 63 yaşındaki Ayşe Karamusaoğlu, kuşakları satarak para kazanıyor.

Çimi Yaylası'ndaki obasında kurduğu tezgahta kolan adı verilen rengarenk kuşaklar ören 63 yaşındaki Ayşe Karamusaoğlu, kadınların sırtlarında yük taşımak için kullandıkları kuşakları satarak para kazanıyor. Kolan dokumayı 7 yaşında annesinden öğrendiğini anlatan Karamusaoğlu, "İp örmeyi annemi izleyerek, o örerken bana verdiği görevleri eksiksiz yerine getirerek küçük yaşta öğrendim. Genç kızlığımda da, evlendikten sonra da ip örmeyi bırakmadım. Boş zamanımı ip örerek geçirdim" dedi.

Eskiden günde 5-6 metre kolan dokuduğunu kaydeden Karamusaoğlu, eskiden kolanla otu, odunu sırtlarında taşıdıklarını, kuyulardan su taşıdıklarını, Manavgat'tan Akseki'nin yaylalarına çıkarken develere ve hayvanlara yük sardıklarını anlattı. Karamusaoğlu, "Şimdi yaylaya arabalarla, traktörlerle çıkıyorlar. Akseki ve Manavgat'ın köylerinden isteyenlere bunu satıyorum. Bunları halen kullanan vardır. Ben istesem de boş duramıyorum. Kültürümü yaşatıyorum. Kendi elimle ördüğüm kolanları isteyenler olursa onlara veriyorum. Gücüm nispetinde ömrümün yettiği yere kadar bu geleneği yaşatmaya devam edeceğim. Eskiden bu tür meslekleri çocukluğumuzda öğrenirken, gençlerimiz artık bu işlere heves etmiyorlar. O yüzden bu işi yapan kalmadı. 5 metrelik bir kolanı ise yaklaşık 2-3 saatte örüyorum. Oldukça zahmetli bir iş" diye konuştu.

Antalya’da Yörükler kolan dokuma ve kirmen eğirme kültürünü yaşatıyor

"Annem yaylada sürekli bu işi yapardı"

Karamusaoğlu şöyle devam etti:
“Bizim çocukluğumuzda hayvanlarımız vardı. Biz çocukluğumuzdan beri Çimi Yaylası'na çıkıyorduk. Annem Yaylada boş zamanlarında sürekli bu işi yapardı. Kolan dokumayı çok severdi. Ben de küçük yaşta bu mesleği annemden öğrendim. Keçi ve koyun kıllarını kirmen ile eğirirlerdi. Bunlardan çadır, kilim gibi dokumalar yaparlardı. Keçi ve koyun kıllarını eğirirdik. Birçok çeşit dokuma yapardık. Evlendikten sonra eşimin de kıl keçileri vardı. Her yaz yaylaya çıkıyorduk. Hastalandığımdan dolayı hayvanlarımızı sattık. Fakat halen yaz aylarında yaylaya çıkmaya devam ediyorum. Şimdi ise hem boş kalmayayım hem de kültürümü yaşatayım diye kolan dokumaya devam ediyorum” şeklinde konuştu.

“El emeği bin bir ürün”

Kolan, yün, pamuk, keten ve kıl ipliklerinden oluşturulan, enli kuşak, bağ gibi dokumalara verilen bir isim. Daha çok Yörükler tarafından dokunan ve kullanılan kolan dokuma, kara çadır ve topak ev denilen çadırların kaplama maddesi keçelerin sarılması, tepelerinin tutturulmasında kazık bağı olarak, sepet, çuval, heybe gibi taşıma araçlarında, hayvanların koşum takımlarında, araba, develerinin başını süslemede, kadın giyiminde, baş takılarının tutturulmasında, önlük, elbise kuşak bağı, çocuk kundağı, beşik bağı olarak kullanılıyor.

Ayşe Çatlı
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yozgat Binlerce yıllık Roma Hamamı, ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor Yozgat’ın Sarıkaya ilçesinde bulunan ve halk arasında ‘Kral Kızı Hamamı’ olarak da bilinen 2 bin yıllık Roma Hamamı yerli ve yabancı turistleri ağırlıyor. Roma İmparatorluğu döneminde, yaklaşık 2 bin yıl önce inşa edildiği değerlendirilen hamam, Anadolu’da antik çağlardan günümüze kadar işlevini koruyarak ulaşan nadir yapılar arasında yer alıyor. Termal su kaynağı üzerine kurulan yapı, hem mimarisi hem de sürekli akan sıcak suyuyla dikkat çekiyor. Sarıkaya Belediyesi’nde Roma Hamamı’nın Sorumlu Şefi olarak görev yapan Rasim Şahin günlük ortalama 50 ile 200 arası ziyaretçi geldiğini belirtti. Şahin, okul gezisi için öğrencileri sıklıkla ağırlayan Roma Hamamı’na en son gelen ziyaretçilerin Fransız turistler olduğunu söyledi. Şahin, "Bisiklet ile dünya turuna çıkan iki tane Fransız arkadaş geldi. Burayla alakalı fikirlerini beyan ettiler. Buraya gelen ziyaretçilerin yorumları güzel. Karşılama, ağırlama, çay kahve ikramımız, fotoğraf çekimi olsun gerekli ilgi alakayı gösteriyoruz. Roma Hamamı’nı ziyarete gelen vatandaşlarımız için ören yerini ziyaretleri bittikten sonra rahatça oturup kahve içebilecekleri bir alanı bize sunan Sarıkaya Belediye Başkanı Osman Gözan’ın katkılarıyla tahsis edilmiştir. Ayrıca hediyelik eşya bölümümüz de mevcut" dedi. Yıl boyunca yerli turistlerin yanı sıra yurt dışından da gelen ziyaretçileri ağırlayan Sarıkaya Roma Hamamı, Yozgat’ın kültürel mirasının en önemli simgelerinden biri olarak öne çıkıyor.
İstanbul Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: "Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Son iki yıldan bu yanda da soykırım suçu işleyen bir örgüt var karşımızda. Maalesef barış anlaşmasının da gerekleri yerine getirilmedi. Biz Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz" dedi. İstanbul’da "Sinmiyoruz, susmuyoruz Filistin’i unutmuyoruz" sloganıyla yeni yılın ilk sabahında Galata Köprüsü’nde düzenlenen mitinge binlerce vatandaş akın etti. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’da mitinge katılanlar arasında yerini aldı. Miting alanında konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Bugün İstanbul’dan tarihi bir çağrı yapıyoruz. Yılın ilk gününde Filistin’de, Gazze’de zulmün sona ermesi adına çok önemli bir buluşmayı İstanbullular gerçekleştiriyor. Galata Köprüsü’nün üstünde muhteşem bir kalabalık var. İnsan hakları çağrısı yapıyorlar adalet çağrısı yapıyorlar. Maalesef 7 Ekim 2023’den bu yana 70 bini aşkın Filistin’li şehit edildi. Bunun yüzde 50’den fazlası kadın ve çocuklardan oluşuyor. Dünyanın gözü önünde soykırım suçu işlendi. Soykırım suçunu işleyenlerle ilgili olarak uluslararası hukuk maalesef işletilemedi. Uluslararası adalet divanın aldığı tedbir kararları icra edilemedi. Uluslararası ceza mahkemesinde açılan soruşturma ilerletilemedi. Batılı ülkeler İsrail’e destek çıktılar. İnsan haklarının ve adaletin savunucusu olmadılar. Türkiye olarak Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hep Filistin davasını savunduk. Bu son iki yılın problemi değil bu bir asrı aşan bir sorun. Dünyanın kanayan yarası. uluslararası hukukun, Birleşmiş Milletlerin bütün kararları bugüne kadar hep yok saydı. Uluslararası hukuka, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararlarına uymayan onları takmayan bir devlet var. Son iki yıldan bu yanda da soykırım suçu işleyen bir örgüt var karşımızda. Maalesef barış anlaşmasının da gerekleri yerine getirilmedi. Hala orada çocuk ve kadın katliamı devam ediyor. Biz Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz. Buz gibi bir hava var ama İstanbullular akın akın Galata’ya geldiler. Burada bir millet ittifakının olduğunu hep beraber görüyoruz. Milletimiz duyarlılığını gösterdi. Milli İrade platformu da öncelik etti. Herkes burada top yekun Filistin’le ilgili olarak insanlığın vicdanının sesi oldu" dedi.
Yozgat Saraykent Yılan Boynu Tepesi, keşfedilmeyi bekliyor Yozgat’ın Saraykent ilçesinde yer alan ve Tunç Çağı’ndan Roma dönemine kadar pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Yılan Boynu Tepesi, hem arkeolojik zenginliği hem de doğal manzarasıyla dikkat çekiyor. Yozgat’ın doğusunda yer alan ve tarihi ipek yolu güzergahındaki stratejik konumuyla bilinen Saraykent ilçesi, önemli bir kültür mirasını taşıyor. İlçenin Mareşal Fevzi Çakmak Mahallesi sınırları içerisinde bulunan Yılan Boynu Tepesi, bölgenin binlerce yıllık tarihini yüzeyindeki kalıntılarla gösteriyor. İlçe merkezinin yaklaşık 50 metre kuzeyinde, doğal kayalık bir alan üzerinde yükselen Yılan Boynu Tepesi, yaklaşık 250 metre çapındaki yerleşim alanıyla ilgi çekiyor. Yüzey araştırmalarında elde edilen seramik buluntular; tepenin Erken ve Orta Tunç Çağı, Demir Çağı ve Roma dönemlerinde aktif bir yerleşim yeri olarak kullanıldığına işaret ediyor. Dik yamaçları ve stratejik konumuyla antik çağlarda bir savunma veya gözetleme noktası olarak kullanıldığı tahmin edilen bölge, doğa yürüyüşü ve kültür turizmi meraklıları için ideal bir durak noktası oluşturuyor. İlçe sakinlerinden Tahsin Doğan ilk yerleşim alanının Yılan Boynu Tepesi eteklerinin olduğunu söyledi. Doğan, "Eskiler tepe başlarında yaşıyordu, biliyorsunuz. Orada bir uygarlık yaşamış. Sonraki kuşaklar tepenin eteklerine geçmiş. İlk önce bizim ailelerimiz ve ağaların aileleri yerleşmiş. Mezarlardan, arazi tutmalardan belli. Kitap yazmıştım, orada bahsettim. O tepede Göcenler isimli bir aile kalmış. 1530’lu yıllarda Yılanlı Hüyük diye geçiyor. Osmanlı’da Kanuni dönemi sonrası ekinlik arazilere yerleşmişler" diyerek tarihi sürece değindi.