GÜNDEM - 12 Mayıs 2016 Perşembe 14:38

Atık Pil Geri Dönüşüm Tesisi açıldı

A
A
A
Atık Pil Geri Dönüşüm Tesisi açıldı

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, “Türkiye’de biz bir birim malı üretmek için bir buçuk birim enerji kullanıyoruz. Bu rakam Almanya ve Japonya’da 0,75, yani Türkiye’nin yarısı kadar” dedi.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, TÜBİTAK MAM tarafından geliştirilen Exitcom Recycling Atık Pil Geri Dönüşüm Tesisi’nin açılışına katıldı. Kocaeli’nin Kartepe ilçesinde gerçekleştirilen açılışa Bakan Işık ile birlikte Kocaeli Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, TÜBİTAK MAM Başkanı Doç. Dr. Bahadır Tunaboylu, Kartepe Belediye Başkanı Hüseyin Üzülmez, Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker ve çok sayıda davetli katıldı.

“BİR BİRİMİ MAL ÜRETMEK İÇİN AVRUPA’NIN İKİ KATI FAZLA ENERJİ HARCIYORUZ"

Açılış konuşmalarının yapılmasının ardından kürsüye gelen Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, “Burada yüzde 100 yerli olarak prototipi üretilen daha sonra da inşa edilen ve tamamen yerli olarak yapılan, tek vardiyada 300 ton atık pil işleme kapasitesine sahip bir tesisin açılışını yapacağız. Bu tesisin bizim açımızdan çok büyük önemi var. Bu tesis bize bilimi, teknolojiyi, çevreyi, kalkınmayı, üretimi ve enerji tasarrufunu aynı anda sunan bir tesis. Biz bakanlık olarak yerli, yenilikçi ve yeşil üretim anlayışıyla çalışmalarımızı sürdürdüğümüzü her vesileyle ifade ediyoruz. Sürdürülebilir üretimden kastımız, birincisi, teknoloji ve verimlilik artışı ile aynı değerde üretimi yapmak için daha az doğal kaynak, daha az su ve daha az enerji kullanmalıyız. Düşünün, bir birim malı üretmek için OECD ortalaması 1 birim enerji kullanmak ise, Türkiye’de biz maalesef aynı birim malı üretmek için bir buçuk birim enerji kullanıyoruz. Bu rakam Almanya ve Japonya’da 0,75 yani Türkiye’nin yarısı kadar. Sanayimiz rekabet gücünü kazanacaksa önce enerji verimliliğine odaklanacak. Bir birim üretmek için şu anda kullandığımız enerjinin yarısını kullanmak durumundayız. Bu Türkiye’nin enerji arz güvenliğine de hizmet edecek bir anlayıştır. Türkiye’nin ithalatını da çok ciddi oranda azaltacak bir anlayıştır. Buna odaklanmak durumundayız. Yani aynı birimi üretmek için daha az doğal kaynak, daha az su ve daha az enerji kullanmalıyız” dedi.

“PROJE TÜRKİYE’YE ÖRNEK OLACAK”

Üretim sırasında ortaya çıkan atık miktarının da önemli olduğunu belirten Bakan Işık, “Üretimi yaptığımızda ortaya çıkan atığın da minimum seviyede olması önemlidir. Daha az girdiyle çalışacağız ama daha az atık üreteceğiz. Son olarak da ortaya çıkan atığın geri dönüşüm ile yeniden ekonomiye kazandırılması ve çevreye zarar vermesinin engellenmesi gerekiyor. Sürdürülebilir üretimden kastımız budur. Bu açıdan burada gerçekten çok önemli bir tesisin açılışını yapıyoruz. Belki hacim olarak milyar dolarlık bir tesis değil. Belki ‘Yahu 3-5 milyon TL’lik bir tesis için bu kadar tören yapılır mı?’ diye içinizden geçiren olabilir. Ama inanın bu tesisin manevi değeri çok yüksek. Bu tesisi biz Türkiye’ye örnek göstereceğiz" diye konuştu.

"TÜBİTAK, BU TESİSTEN PARA KAZANACAK"

Açılışı yapılan tesisin özel bir yeri olduğunu söyleyen Bakan Işık, "Bakın bu tesis TÜBİTAK açısından da son derece güzel bir örnek. Aslında burada TÜBİTAK’ın bundan sonra bizim istediğimiz hedefe yönelmesi noktasında son derece güzel bir örneği hayata geçirdiğini görüyoruz. Bu tesisin komple tasarımı, mühendisliği ve prototip noktasında üretiminde TÜBİTAK rol aldı. Müşteri kurum ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız. Bu tesisin TÜBİTAK açısından bir artısı daha var. TÜBİTAK bu projeyi geliştirdiği için, bu şirketimizin cirosundan belli bir pay da TÜBİTAK’a bilgi ve teknoloji lisansı olarak ödenecek. Hem TÜBİTAK’ın devlet bütçesine bağımlılığı azalacak, hem de oradaki çalışanlarımızın, bu projeyi geliştiren mühendislerimizin, araştırmacılarımızın burada üretilen her değerden bir geliri olacak” ifadelerini kullandı.

Bakan Işık konuşmasının ardından tesisin açılış kurdelesini kesti ve tesisi gezdi. Tesisin gezilmesinin ardından Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık programına devam etmek üzere alandan ayrıldı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Çölyak hastalarına özel gıda kolisi desteği Kağıthane Belediyesi, çölyak hastalarının günlük yaşamını kolaylaştırmak amacıyla glütensiz gıda kolisi desteğini sürdürüyor. İlçe sınırları içerisinde ikamet eden çölyak hastalarına yönelik hazırlanan gıda kolileri belediye ekipleri tarafından vatandaşların evlerine ulaştırılıyor. Üç ayda bir düzenli olarak gerçekleştirilen çalışma kapsamında yaklaşık 200’e yakın glütensiz gıda kolisi ailelere teslim ediliyor. Özel beslenme gerektiren çölyak hastalarının ihtiyaçlarına destek olmak amacıyla hazırlanan kolilerde, glütensiz ürünlerden oluşan çeşitli temel gıda malzemeleri yer alıyor. Düzenli olarak sürdürülen destek kapsamında vatandaşların sağlıklı ve güvenli gıdaya erişimine katkı sağlanması hedefleniyor. Çölyak hastalığı; buğday, arpa, çavdar ve yulaf gibi tahıllarda bulunan gluten proteinine karşı vücudun verdiği reaksiyon sonucu ortaya çıkıyor. İnce bağırsaklarda oluşan hassasiyet nedeniyle besin emilimini olumsuz etkileyen hastalık; halsizlik, kansızlık, iştahsızlık ve sindirim sorunları gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor. Kağıthane Belediyesi tarafından hazırlanan glütensiz gıda kolilerinin içerisinde; 3 paket un, köftelik bulgur, mısır nişastası, kakaolu fındık ezmesi, pirinç unu, arpa şehriye, mısır irmiği, tahinli kurabiye, susamlı çubuk, 3 paket makarna, karabuğday unu, kakaolu puding, 2 paket tane karabuğday ve mısır gevreği gibi glütensiz ürünler bulunuyor.
Edirne Edirne’de nefes kesen sel-taşkın tatbikatı Edirne’de Meriç Nehri’nde düzenlenen tatbikatta, sel ve taşkın afetlerine karşı kurumların müdahale kapasitesi sahada test edildi. Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) 2026 Yılı Bölge Düzeyi Sel-Taşkın Müdahale Tatbikatı, Edirne’de geniş katılımla gerçekleştirildi. Tatbikat gereği taşkın nedeniyle bölgede mahsur kalan vatandaşların kurtarılması, tahliye çalışmaları ve koordinasyon süreçleri uygulamalı olarak canlandırıldı. AFAD başta olmak üzere emniyet, su altı arama kurtarma dalgıçları, jandarma, sağlık, itfaiye, Kızılay ve ilgili kurum ekipleri tatbikatta aktif görev aldı. Edirne dâhil 9 ilden takviye ekip, afet anında koordinasyonun en üst seviyede tutulması çerçevesinde Meriç Nehri üzerinde ortak operasyonla kabiliyetlerini sergiledi. Senaryo gereği nehrin ortasında mahsur kalan vatandaşların kurtarılması için harekete geçildi. Botlarla suya açılan dalgıç polisler ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ekipleri, mahsur kalanları kurtararak tahliye etti. Meriç Nehri’nde su seviyesinin yükselmesi sonucu Karaağaç bölgesinde taşkın meydana geldiği varsayılarak arama-kurtarma, tahliye, sağlık, iletişim ve altyapı çalışmaları uygulamalı olarak gerçekleştirildi. Programda açıklamalarda bulunan Edirne Vali Yardımcısı Turgut Subaşı, afetlere karşı hazırlıklı olmanın önemine dikkat çekerek kurumlar arası koordinasyonun güçlü tutulmasının hayati önem taşıdığını belirtti. Subaşı, gerçekleştirilen tatbikatların afet durumlarında müdahale hızını ve etkinliğini artırdığını ifade etti. Gerçeğini aratmayan görüntüler Tatbikat ile ilgili açıklama yapan Edirne Vali Yardımcısı Turgut Subaşı, Edirne’nin özellikle Meriç ve Tunca nehirlerinden kaynaklı taşkın riski taşıdığını belirterek tatbikatın bu nedenle büyük önem taşıdığını vurguladı. Subaşı, "Karaağaç bölgesinde taşkın yaşanabileceği varsayımıyla senaryomuzu oluşturduk. Nehir kenarında bulunan vatandaşların ve araçların zarar görme ihtimaline karşı tüm müdahale gruplarımız görev aldı" diye konuştu. Tatbikatta sadece Edirne merkezden 996 personel, 146 araç, 15 bot, 5 dron, 1 mobil koordinasyon tırı, Kızılay ikram aracı ve 1 mobil baz istasyonunun katıldığını söyleyen Subaşı, "Ayrıca 18 saha olayı senaryosu ve 622 masa başı olayı üzerinden faaliyet icra edilmektedir. Dokuz destek ilinden ise 43 araç ve 194 personel katılmıştır. Yani toplamda 1200 kişiye yakın personelimiz burada tatbikata fiilen katılmaktadır" dedi. Tatbikatta 23 AFAD çalışma grubunun aktif rol aldığını ifade eden Subaşı, Edirne merkezle birlikte ilçelerde de kriz merkezleri oluşturulduğunu söyledi. Programda konuşan Afetlere Müdahale Genel Müdürü Sadi Ergin, Edirne’nin Arda, Meriç ve Tunca nehirlerinin birleşim noktasında bulunması nedeniyle sel ve taşkın riskinin yüksek olduğuna dikkat çekti. Bölgesel tatbikatların afet risklerine göre planlandığını belirten Ergin, "Türkiye Afet Müdahale Planı afetin anayasasıdır. Kurumlarımızın görevleri bu plan kapsamında net şekilde belirlenmiştir. Edirne’de her geçen yıl artan müdahale kapasitemizi test etmiş olduk" dedi. Ergin, AFAD’ın 2025 yılında 79 tatbikat gerçekleştirdiğini, bu yıl ise deprem, sel, orman yangını, çığ ve endüstriyel kazalar gibi farklı afet türlerine yönelik yeni tatbikatların planlandığını ifade etti. Afet yönetiminin dört seviyede yürütüldüğünü kaydeden Ergin, il, bölge, ulusal ve uluslararası kapasitenin gerektiğinde devreye alındığını söyledi.
Ankara ATO Başkanı Baran: "Belçika ile ticari ve ekonomik ilişkilerimizi daha da yukarılara taşımak için katkı sunmaya hazırız" Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, "Ankara iş dünyası olarak Belçika ile ticari ve ekonomik ilişkilerimizi daha da yukarılara taşımak için katkı sunmaya hazırız" dedi. ATO Yönetim Kurulu Başkanı Baran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetiyle "Belçika Ekonomik Misyonu" kapsamında Türkiye’yi ziyaret eden Belçika Kraliçesi Majesteleri Mathilde ve beraberindeki heyet ile İstanbul’da düzenlenen "Üst Düzey Türkiye-Belçika İş Dünyası Yuvarlak Masa Toplantısı"na katıldı. Baran, toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye ile Belçika arasında 2025 yılı sonu itibariyle ticaret hacminin 9,2 milyar dolara ulaştığını kaydederek, Ankara iş dünyası olarak Belçika ile ticari ve ekonomik ilişkileri daha da iyi seviyelere çıkaracaklarını dile getirdi. "Belçika ile ticari ve ekonomik ilişkilerimizi daha da yukarılara taşımak için katkı sunmaya hazırız" İki ülke iş dünyası arasındaki ekonomik ve ticari iş birliği imkanların artacağını düşündüklerini vurgulayan Baran, "Başkent Ankara, savunma ve havacılık sanayinden medikale, makine ve ekipman üretiminden yazılım ve teknoloji girişimlerine kadar pek çok stratejik sektörde güçlü bir ekosisteme sahip. Bu yönüyle Ankara’nın, Belçikalı firmalar için önemli fırsatlar sunduğunu düşünüyoruz. Özellikle yeşil dönüşüm, dijitalleşme, sürdürülebilir üretim, lojistik ve Ar-Ge alanlarında ortak projeler geliştirilebileceğine inanıyoruz" ifadelerine yer verdi.
Ankara Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi tarafından Türk deniz yetki alanlarına ilişkin kanun taslağı hazırlandı Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkan Vekili Çağrı Erhan, Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi’nce (DEHUKAM) Türk deniz yetki alanlarına ilişkin hazırlanan kanun taslağıyla ilgili "Kanun taslağının, Türkiye’nin denizlere bakışını en net şekilde ortaya koyan bir metin olduğunu düşünüyoruz" açıklaması yaptı. Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi tarafından Türk deniz yetki alanlarına ilişkin kanun taslağı hazırlandı. Hazırlanan kanun taslağına ilişkin basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkan Vekili Çağrı Erhan, şunları dedi: "Türkiye’nin, üç tarafının denizlerle çevrili olması nedeniyle deniz hukukuna ilişkin çalışmaları yakinen takip etmesi gerekiyor. Türkiye artık, deniz hukuku terminolojisinin sadece uygulayıcısı değil, aynı zamanda bu kavramların oluşturulmasında, hukuki hale gelmesinde doğrudan katkı sağlayan bir devlet. Ben bu noktadan sonra bu taslağın bir teklife, akabinde de bir kanuna kısa süre içerisinde dönüşeceğine inanıyorum. Kanun taslağının, Türkiye’nin denizlere bakışını en net şekilde ortaya koyan bir metin olduğunu düşünüyoruz. Türkiye bu kanun metnini hazırlarken herhangi bir ülkeyi paranteze alarak bir metin ortaya koymuş değil. Biz Türk milletinin uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatleri dikkate alınarak yapılan çalışmalar neticesinde ortaya çıkan bir metinden söz ediyoruz. Başka ülkeler sanki dünyada sadece kendileri varmış gibi, Türkiye onları düşünerek bir şeyler yapıyormuş gibi düşünebilir. Bu kanun çalışmaları hazırlanırken çok da dikkate alınan bir husus olmadı. Zaten Türkiye’nin uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatleri var ve bunları da sürdürecek. ’Mavi Vatan kanunu’ Türkiye’ye ve Türk milletine hayırlı olsun." "Bizim anlayışımıza göre Mavi Vatanımız, sadece Türkiye’yi çevreleyen denizler değil, Türk bayrağını dalgalandıran bir geminin ulaşabildiği denizlerdir" DEHUKAM Müdürü Mustafa Başkara ise "Bizim anlayışımıza göre Mavi Vatanımız yalnızca Türkiye’nin etrafını çevreleyen denizler değil, bunun da ötesine geçerek Türk bayrağını dalgalandıran bir geminin ulaşabildiği tüm dünya denizleridir. Bu anlayışla Türkiye yalnızca kendisini çevreleyen denizleri değil, bunun ötesinde yer alan tüm dünya denizleriyle ilgili bir gündeme sahiptir. Söz konusu gündem, Türkiye’nin ulusal yetki alanlarının dışındaki biyoçeşitliliğin korunmasına ilişkin BBNJ anlaşmasına taraf olmasıyla da kendisi göstermiştir. Türkiye, geçtiğimiz dönemde Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne haklı gerekçeler ve özellikle Ege Denizi’ndeki özel koşulları dikkate almayan maddelerin nedeniyle ısrarlı itirafçı konumda bulunduğumuz üç maddesine karşı bu sözleşmenin bir uygulama anlaşması olan BBNJ anlaşmasına son dönemde taraf olmuştur. Yine Türkiye, son dönemde deniz hukuku alanındaki güncel gelişmelerle ilgili çok ciddi mesafeler kat etmiş. Bu mesafelerin iç hukuktaki yansımalarından en önemli denilen birisi olan Türk Deniz Yetki Alanı’nın kanununa ilişkin çalışmalar da artık önemli bir aşamaya gelmiştir" değerlendirmesinde bulundu. Toplantıya Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkan Vekili Çağrı Erhan, DEHUKAM Müdürü Mustafa Başkara’nın yanı sıra DEHUKAM Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Önel, akademisyenler ve hukukçular katıldı.