EKONOMİ - 10 Ekim 2021 Pazar 11:31

Baba-kız keşfetti, dünyada sadece üç kaynakta var

A
A
A
Baba-kız keşfetti, dünyada sadece üç kaynakta var

Kırıkkale'de dağların eteklerindeki fay hattından günlük yeryüzüne çıkan 200 bin litre doğal kaynak suyundan elde edilen Delice tuzu 11 ülkeye ihraç ediliyor.

Kırıkkale'nin Delice ilçesinde dağların eteklerindeki fay hattından günlük 200 bin litre civarında doğal kaynak suyu yeryüzüne çıkıyor. Toprak minerallerini toplayıp sera tipi havuzlara getirilen doğal kaynak suyu, güneş ışınlarıyla buharlaştırılıyor. Kimyasal işleme maruz kalmadan doğal yöntemlerle tuz elde ediliyor. Mineral zenginliği ile ön plana çıkan tuz, 11 ülkeye ihraç ediliyor.

Baba-kız keşfetti, dünyada sadece üç kaynakta var

Tuz, başta ABD, Almanya, İsviçre, İngiltere, Avustralya, Belçika, Kore ve Yeni Zelanda gibi ülkelerden talep görüyor. Katı hali yurt içi ve yurt dışında ilgi gören tuzun sıvı hali de yurt dışına gönderiliyor. Mayi Tuz Madencilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin ortağı Sibel Gözüyukarı, İHA muhabirine yaptığı açıklamada Delice tuzunu babası ile birlikte keşfettiklerini ve tuz ocağının dünyada sadece üç kaynakta olduğunu söyledi.

"Dünyada üç kaynakta var"

Gözüyukarı, tuzun dünyada nadir olduğunu ifade ederek, "Babam ile beraber bu tuz ocağını keşfettik. Bu kadar kaliteli bir tuzu bulduktan sonra neden ülkemizden çıkan bu tuz dünya markası olmasın dedik ve bu tuzun markalaşma hikâyesini başlattık. Bu tuzun hikâyesi şu şekilde; bu kadar kaliteli tuzu bulduktan sonra dünyada çok nadir olduğunu keşfettik. Dünyada sadece üç tane bunun gibi kaynaktan tuz çıkıyor. Dünya farkında aslında, biz ülke olarak bu tuzların bu kadar değerli olduğunu bilmiyoruz. Dünyada üç kaynakta var. Bir tanesi de bizde olduğundan dolayı ülkelerden bize teklif geldi" dedi.

Baba-kız keşfetti, dünyada sadece üç kaynakta var

"Oradaki insanlar daha fazla talepte bulunuyorlar"

Geçen hafta 11'inci ülkeye ihracat yaptıklarını dile getiren Gözyukarı, "Şu anda dönüşler çok güzel. Özellikle Amerika, Almanya ve Hollanda’daki gidişattan çok memnunuz. Oradaki insanlar daha fazla talepte bulunuyorlar. Amacımız daha da büyütmek. Amerika’da iyi bir pazardayız şu anda. Almanya’da güzel bir pazardayız. İtalya, İspanya, Belçika, Hollanda ve gelecek yıl hedeflerimizde Körfez ülkelerine daha fazla yayılmak. Dubai ve Katar oralarda tuzumuzu pazarlamak istiyoruz" diye konuştu.

Baba-kız keşfetti, dünyada sadece üç kaynakta var

"300 metrede de tüm toprak minerallerini bünyesine alıyor"

Tüm toprak minerallerini toplayarak 300 metrelik fay kırığından çıkan sudan dünyada nadir bulunduğunu kaydeden Gözüyukarı, "Bu tuz buradan çıkıyor. Bir metre boyunca kaya tuzlarından geçerek tuzluğunu alıyor. 300 metrede de tüm toprak minerallerini bünyesine alarak burada fay kırığından açığa çıkıyor. Bizde bunu sadece güneşte kurutarak paketliyoruz. İçerisinde hiçbir kimyasal madde olmadığı gibi buranın da zengin minarelerini de bünyesine almış oluyor. Dünyada hiçbir tuzda bulunmayan 'iyot' minerali var. Buda 'tiroit' hastalarının gözdesi haline getiriyor" şeklinde konuştu.

"Tansiyon hastaları güvenle tüketebiliyor"

Tuzun içerisinde magnezyum, potasyum, kalsiyum, altın, gümüş, iyot gibi toplamda 84 mineral olduğunu sözlerine ekleyen Gözyukarı, "Bu tuz olduğundan dolayı tansiyon hastaları güvenle tüketebiliyor. Dünyada bu kadar tercih edilmesinin sebeplerinden biri haline getiriyor. Çünkü tuz algısı 'dünyada tuz yiyince tansiyonum çıkar. Sağlığıma zararlı olur.' Ama bizim sodyum oranının düşük olması, minarelerinin bu kadar yüksek bir 'iyot' oranına sahip olması da dünyada bizi gözde haline getiriyor" ifadelerini kullandı.

Baba-kız keşfetti, dünyada sadece üç kaynakta var

Baba-kız keşfetti, dünyada sadece üç kaynakta var

Hasan Ay

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Ersoy: "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahip" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin konservasyon ve restorasyon alanında dünyada sayılı ülkeler arasında yer aldığını belirterek, "Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" dedi. Bakan Ersoy, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Konservasyon Laboratuvarı’nda yürütülen çalışmaları yerinde inceleyerek, son yıllarda yapılan yatırımların Türkiye’yi arkeoloji ve kültürel miras alanında uluslararası ölçekte güçlü bir konuma taşıdığını vurguladı. "Ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" Konservasyon laboratuvarlarında hem ekip hem de ekipman açısından ciddi yatırımların yapıldığını aktaran Bakan Ersoy, "Bunun somut sonucu olarak, bu merkezlerde bugüne kadar 251 binden fazla eser restore edilerek kültür hayatımıza kazandırıldı. Bugün ülkemiz, dünyadaki sayılı büyük ve hızlı üretim kapasitesine sahip konservasyon merkezlerinden birine sahiptir" ifadelerini kullandı. "Pek çok ülkeden ekipler, eğitim almak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor" Türkiye’nin sahip olduğu teknik altyapı ve uzman insan kaynağının birçok ülke tarafından yakından takip edildiğini belirten Ersoy, "Pek çok ülkeden uzman ekipler, eğitim almak ve deneyim paylaşmak için laboratuvarlarımızı tercih ediyor. Bu durum, ülkemizi arkeoloji ve kültürel mirasın korunması alanında uluslararası düzeyde ayrı bir noktaya taşıyor" açıklamalarında bulundu. Ersoy, laboratuvarların yalnızca restorasyon çalışmalarıyla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelede de bilimsel veri ve teknik analizlerle kritik bir rol üstlendiğini ifade etti. Konservasyon altyapısına ilişkin bilgiler de paylaşan Bakan Ersoy, Genel Müdürlük bünyesinde 11 aktif laboratuvarın bulunduğunu ve 281 uzman personelle hizmet verildiğini söyledi. Kazılardan çıkan eserlerin, sergilenene kadar birçok bilimsel işlemden geçtiğini aktaran Ersoy, ahşap, taş, metal, bronz ve tekstil gibi farklı malzemeler için ayrı uzman ekiplerin görev yaptığını; müdahale yöntemlerinin laboratuvar analizlerine göre belirlendiğini kaydetti. Bakan Ersoy, tekstil konservasyonu çalışmalarına da değinerek, Mustafa Kemal Atatürk’ün Selanik’teki doğduğu evde sergilenen kişisel eşyalarının da bu laboratuvarda titizlikle korunduğunu hatırlattı. "Atatürk’ün ailesine ait kişisel eşyalar, Cumhuriyet Müzemizde geçici olarak sergilendikten sonra burada bakım ve onarımları yapılarak yeniden Selanik’teki Atatürk Evi’ne gönderildi" diyen Ersoy, laboratuvarların her türlü malzemeye müdahale edebilecek teknik yeterliliğe sahip olduğunu vurguladı. "256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz" Geleceğe Miras Projesi kapsamında kazı faaliyetlerinin hızla arttığını kaydeden Ersoy, "Bugün 256 noktada kazı çalışması yürütüyoruz. Artan kazı bütçeleriyle, son 60 yılda yapılan çalışmaları önümüzdeki 4 yıl içinde gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu yoğunluk, konservasyon kapasitemizi daha da güçlendirmemizi zorunlu kılıyor" dedi. Bakan Ersoy, sahada ve laboratuvarlarda görev yapan tüm uzmanlara teşekkür ederek, Türkiye’nin kültürel mirasını bilimsel yöntemlerle koruma ve geleceğe aktarma kararlılığının artarak süreceğini ifade etti.