POLİTİKA - 07 Nisan 2026 Salı 10:54 | Son Güncelleme : 07 Nisan 2026 Salı 11:11

Bahçeli: ''Trump ve Netanyahu telafisi zor bir hata yapmışlardır''

A
A
A
Bahçeli: ''Trump ve Netanyahu telafisi zor bir hata yapmışlardır''

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM'de grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Bahçeli, ''Trump ve Netanyahu rıza üretmeyi bir kenara bırakarak zora dayalı hegemonyanın sürdürülemez olduğunu göz ardı etmiş ve tarih dışı bir tutumla telafisi zor bir hata yapmışlardır. İbretlik bir biçimde de bu hatalarına ısrarla devam ettikleri gözlemlenmektedir'' dedi.

Bahçeli'nin açıklamalarından satır başları:

Aziz dava arkadaşlarım, muhterem milletvekilleri, saygıdeğer hanımefendiler, beyefendiler, basınımızın kıymetli temsilcileri, yurt içinde ve yurt dışında, gönül ve kültür coğrafyamızın her köşesinde bizleri takip eden aziz vatandaşlarımızı en kalbi duygularımla, sevgiyle, saygıyla ve muhabbetle selamlıyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi grup toplantımız vesilesiyle bir kez daha sizlerle aynı çatı altında bulunmaktan memnuniyet duyuyor, her birinizi hürmetle, vefayla ve kardeşlik duygularımla selamlıyorum.

Değerli dava arkadaşlarım, Türk milletinin müşterek hafızasında silinmez izler bırakan, fikirleriyle çağları aşan, mücadelesiyle Türk milletinin davasını milletimizin ruh göklerine nakşeden merhum başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’i ebediyete irtihalinin 29. yıl dönümünde rahmet ve minnetle yâd ediyoruz. Türkeş Bey, Türk milliyetçiliğini teorik bir çerçeveden çıkarıp sosyolojik bir gerçeklik ve tarihsel bir süreklilik içinde milletin vicdanında kökleştiren, onu bir ahlak nizamı, bir aksiyon disiplini ve bir medeniyet iddiası hâline getiren müstesna bir devlet ve dava adamıdır. Merhum Türkeş Bey, hayatının her safhasında millî aklı esas almış, devleti ebed müddet şuuruyla kavramış, milleti merkeze yerleştiren bir siyaset anlayışını tavizsiz şekilde temsil etmiştir. O zor zamanların adamıydı. Fırtınalı dönemlerin sarsılmaz iradesiydi. Karanlık senaryoların karşısında yakılmış bir meşaleydi. Ne tehditlere boyun eğmiş ne de menfaat kapılarında eğilip bükülmüştür. İnandığı değerleri her şart altında savunmuş, Türk milletinin birliğini, dirliğini ve bekasını her türlü siyasi hesabın üstünde tutmuştur. Onun hayalini kurduğu ve bizlere emanet ettiği Türk Birliği ve Turan ülküsü Allah’ın izniyle mutlaka hayat bulacaktır. Gerçeğe dönüşecektir. Çünkü büyük Türk milleti geçmişinden aldığı kudretle geleceğini inşa edecek iradeye sahiptir. Bu duygu ve düşüncelerle merhum başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’i ebediyete irtihalinin 29. yıl dönümünde bir kez daha saygı ve rahmetle yâd ediyorum.

Değerli dava arkadaşlarım, dünyada değerler sisteminin çöktüğü, büyük anlatıların iflas ettiği tarihi bir dönemde olduğumuz herkesin malumudur. Eski düzenin kurgulanmış ve inşa etmiş olduğu anlam kodları ortadan kalkmış, lakin yeni egemenlik formları ise tasavvur şeklinde bulunduğu için yürürlüğe girmemiştir. Küresel düzenin derin bir şekilde sarsıldığı ve anlam sisteminin bozulduğu bu dönemde kararlarımızı bu gerçeği göz önünde bulundurarak ortak bir sorumlulukla almak durumundayız. Tarihin çeşitli kırılma ve kopuş anlarında en etkili güvenlik, milli birlik ve beraberlik içerisinde ortak iradeye dayanan güvenliktir. Ve bu durum hepimizin ortak aklı, ahlaki ve vicdani sorumluluğudur. Bugün tanık olduğumuz küresel ve bölgesel istikrarsızlık, yaşanılan çatışmalar, eskinin tam olarak öldüğünün, yeninin ise henüz doğmamış olduğunun göstergesidir. Bu da kelimenin tek anlamıyla bir kriz durumudur. Kriz ise sorunların ne olduğunu bilmemek değil, çözümlerin ne olduğunu bilmemektir. Lakin her kriz dönemi diğer taraftan bir eşiktir.


Cumhur İttifakı ile beraber Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurmuş olduğu yapıcı ilişkiler inşallah bu eşiği bölgenin istikrarı için varılacak bir hedefe dönüştürecektir. Zira dünya düzeni içerisinde İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurumsallaştığını düşündüğümüz küresel örgütler işlevselliğini yitirmiş, ortak bir akılla krizlere karşı çözüm üretme kabiliyetlerini de kaybetmişlerdir. Küresel ölçekte sağlanmış olan hegemonya, ahlaki ve ideolojik referans kalıplarını kaybetmiş, rıza üretme anlayışı ortadan kalkmış, bu durum ise haklının güçlü olduğunu değil, güçlünün haklı olduğu anlayışına evrilip huzursuzluğun ortaya çıkmasına, şiddetin normalleşmesine neden olmuştur.

Trump ve Netanyahu rıza üretmeyi bir kenara bırakarak zora dayalı hegemonyanın sürdürülemez olduğunu göz ardı etmiş ve tarih dışı bir tutumla telafisi zor bir hata yapmışlardır. İbretlik bir biçimde de bu hatalarına ısrarla devam ettikleri gözlemlenmektedir. Çünkü onları bir araya getiren değerler manzumesi ve insanlığın ortak düşüncesinin birikimine dayalı söz varlığı tükenmiş, Batılı akıl için anlam sistemi açısından yolun sonu görünmüştür. Başta Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Trump karşıtı yürüyüşler ve savaş karşıtı yüksek rütbeli askerî çevrelerdeki tartışmalar olmak üzere Batı kamuoyunun halk ve bürokrasi bazında vicdanının sesini dinlemeye devam etmesi hâlinde Trump yönetimi bu gerçeklikle yüzleşmek zorunda kalacaktır.

Benzer bir şekilde geçen hafta da ifade ettiğim gibi sağduyulu dünya Yahudilerinin Netanyahu’nun siyonist ideolojik zihniyetine karşı itirazlarını yüksek sesle dile getirmeleri beklenilmektedir. İşte bu nedenlerden dolayı her konuyu derinlemesine incelemek ve gerçeğe en yakın şekilde sonuçlar çıkarmak bir mecburiyettir. Milletimize karşı ilkeli ve tutarlı bir siyasetin gereği de budur. Geçen 20 yıl içinde ayak seslerini duyduğumuz birçok konunun içeriğini oluşturan yeni dünya düzeni bugün bir nizam değil, bir kaos olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kaos insanlığı etkilemekte, masum insanlar ölmekte, bir istikrarsızlık dünyayı derinden sarsmaktadır. Modern düşünürlerin ifadesiyle bugünkü dünya durumu deyim yerindeyse bir fetret dönemini andırmakta, bir gelecek tasavvurundan ziyade geçmişin acı dolu, çatışmacı günlerine götürmektedir. Nitekim bu tespiti doğrularcasına küresel ölçekte yaşanan gerilimler ve sıcak çatışmalar her geçen gün daha da derinleşmektedir.

Amerika Birleşik Devletleri, İsrail-İran savaşı 39. gününde de karşılıklı saldırılarla devam etmekte, meşruiyetten yoksun, insan onuru, haysiyeti ve şerefini askıya alan bu saldırıların süreceği de maalesef görünmektedir. İran’a karşı yapılan saldırılar her geçen gün hem can kaybını artırmakta hem de altyapının tahribatını giderek büyütmektedir. İran, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri’nin yıkıcı gücüyle bir çıkmaza sürüklenmek istenmektedir. Tüm bu çok yönlü baskı ve kuşatma girişimlerine rağmen İran halkının mukavemeti, kararlılığı, dayanıklılığı ve toplumsal refleksi dünya kamuoyunun dikkatini üzerine çekmiştir. Bu direniş iradesi uluslararası çevrelerde şaşkınlıkla karşılanmış, başta Trump olmak üzere birçok siyasi aktörün öngörülerini de boşa çıkarmıştır. Özellikle Hürmüz Boğazı’na odaklı çatışma dünyada bir taraftan enerji krizini beslemekte, diğer taraftan da tedarik zincirlerini etkilemekte, her geçen gün bu sorunu karanlık ve belirsiz bir geleceğe doğru sürüklemektedir. Dünyada öngörülemez bir istikrarsızlığı derinleştirecek nitelik arz eden bu savaş, uluslararası örgütlerin işlevselliğini ve kalıcı bir barış için arabuluculuk yapmakta aciz olduklarını da göstermektedir.

Sayın milletvekilleri, değerli dava arkadaşlarım, zaman, mekân ve insandan söz ettiğimiz her durumda aslında insanın tarihsel varlığından söz ediyoruz. İnsan tarihsel bir varlıktır. Çünkü atalarımızın aldığı kararlar bugün bizim yaşadıklarımızın genel çerçevesini oluşturmaktadır. Tarihsel hafızaya dayanarak bizim alacağımız kararlar da milletimizin geleceğine istikamet verecektir. Bu gerçeğin idrakiyle, böylesi bir millî şuurla, böylesi bir millî duyguyla bugünkü dünya durumunun semptomlarını dikkatli bir şekilde çözümlemek ve bunları akıl yoluyla incelemek kuşkusuz siyaset yapıyorum diyen herkesin ortak sorumluluğudur. İçinden geçtiğimiz zaman diliminde her zamankinden daha çok üzerimizde tarihî ve ahlaki bir sorumluluk vardır. Çünkü bugün biz aldığımız kararlarla gelecek nesillerimizin hayatını tayin edecek, onlara ya mutlu ve huzurlu bir geleceği tesis edeceğiz ya da başa çıkmakta zorlandıkları meşgaleler olarak kötü bir miras bırakacağız. Tarihin tecrübesi içinden damıtılarak gelen millî kültürümüz bize şunu temin etmektedir. Her türlü başarının, her nevi kuvvetin ve kudretin hakiki kaynağı milletin ta kendisidir. İşte bunun içindir ki saatin akrep ve yelkovanı ile birlikte yürüdüğü gibi devlet ve millet hayatımızı da ahenkle yürütmeliyiz.

20. yüzyılın başında Orta Doğu’nun sınırları yeniden şekillendirilirken kurulan oyunları bozan, saf ve duru bir iradeyle Cumhuriyeti inşa eden akıl, bugün emperyalizmin farklı maskelerle yeniden ortaya çıktığı bir dönemde de Türk ve Türkiye Yüzyılı’nda aynı kararlılık ve bilinçle her türlü oyunu bozacak güçlü bir terkip ile daha güçlü bir Cumhuriyet iradesi olarak varlığını sürdürmektedir. Fikir ve dava adamı Dündar Taşer’in ifadesiyle çok büyük felaketler geçirmiş, çok feci belalara uğramış, bütün bunlara karşı çok üstün yaşama azmi ve direnci göstermiş bir milletiz. Bu yaşama azmi ve direnci bizim geleceğe ümitle bakmamızı emreder. Hem dünyada hem bölgede gerçekleşen her türlü hadiseyi düzenli bir şekilde çözümlemek, bunları akıl yoluyla incelemek hepimizin ortak sorumluluğudur. Lakin böylesi bir gerçeklik durumunda bile bugünkü muhalefetin koç başını çeken Cumhuriyet Halk Partisi siyaset yerine laf üretmekte, sorunların çözümüne katkı sunmak yerine basit ve çıkarcı bir tutumla hareket etmektedir. Millet için en değerlisinin ne olduğunun idrakinden yoksun bulunmakta, çeşitli küresel odaklara sığınmakta, yanlış adreste doğru kişiyi aramaktadırlar. Gerçekle arasına mesafe koymuş olan bu anlayış köklerle değil yapraklarla uğraşmakta, gerçeğe sırtını dönüp sanala ömrünü tamamlamış bir söylemle sosyalist enternasyonale teslim olmaktadır. Düşünceleri aklın mayasıyla yoğurma kabiliyetini kaybeden anlayış, ülke, bölge ve dünya gündemini basit çıkarları doğrultusunda değerlendirmekte, devletten, milletten ve gerçekliklerden kopmuş bir görüntü vermektedir.

Öte yandan son günlerde Cumhuriyet Halk Partisi zihniyetini temsil eden bazı belediye başkanlarının çürümenin had safhasına ulaşmış olmalarını ve milletin kendilerine emanet ettiği makamları her açıdan istismar ettiklerini görmekten büyük üzüntü duymaktayız. Milletimizin içinden geçtiği bu tarihsel dönemde yalnızca teşhis koymak kolaycılıktan ibarettir. Asıl olan çare üretmek ve sorumluluk almaktır ki Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizim ortaya koyduğumuz yaklaşım da tam olarak budur. Nitekim sadece tehditleri sıralamak için politikacı gömleğini giymeye dahi gerek yoktur.

Sayın milletvekilleri, değerli dava arkadaşlarım, hepimizin çok iyi bildiği gibi Milliyetçi Hareket Partisi “önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben” derken slogan değil, fikir ifade eder. Hamasete dayalı propaganda değil sağduyu ifade eder. Değerler alanına savaş açmaz, değerlere dayalı politika üretir, sorunlardan beslenmez, sorunlara çözüm üretmek için gayret eder. Ortak kültüre dayanan bir sosyal yapı olarak millet ve bunun dili olarak milliyetçilik, Milliyetçi Hareket Partisi’nin temel felsefesi, dayanağı ve ilkesel olarak değişmeyecek çizgisidir. Bu nedenle açıkça ve kararlılıkla ifade etmek gerekir ki bu zorunluluğun yüklediği tarihî misyon sebebiyle Milliyetçi Hareket Partisi, hadiseleri günübirlik gelişmelerin dar kalıpları içinde değerlendiren bir anlayışın çok ötesindedir. Bizim bakışımız tarih şuuru ile yoğrulmuş, millî hafızayla şekillenmiş ve devletin bekasını esas alan bir bakıştır. Biz gelişmelere sıradan olaylar zinciri olarak bakmayız. Bize göre her hadise Türk milletinin kader çizgisine temas eden bir mahiyet taşır. Görünenin ötesine bakar, perde arkasındaki niyetleri, hedefleri ve stratejik sonuçları okumaya çalışırız. Milliyetçi Hareket Partisi’nin nazarında dünya, güç çekişmesinin sertleştiği, dengelerin hızla değiştiği ve yeni bir küresel yapılanmanın sancılarının yaşandığı bir mücadele alanıdır. Türkiye’nin yeri tesadüflere değil, tarihî sorumlulukla jeopolitik hakikatlere ve millî iradeye göre tayin edilmektedir. Bizim için esas olan milletin birliği, devletin bekası ve vatanın bölünmez bütünlüğüdür. Bu üç temel sütunu hedef alan her girişim hangi kılıfa bürünürse bürünsün karşısında Milliyetçi Hareket Partisi’ni bulacaktır.

Burada altı özellikle çizilmelidir ki Milliyetçi Hareket Partisi gelişmeleri yalnızca izleyen bir siyasi yapı değildir. Gerektiğinde yön veren, gerektiğinde uyaran, gerektiğinde ise millî duruşu en net şekilde ortaya koyan bir iradenin adıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığı, Türk milletinin birliği ve millî değerlerin muhafazası bizim için tartışmaya kapalı bir hakikattir. Siyaset bizim nazarımızda geleceği inşa etme sorumluluğudur. Bizim kurduğumuz her cümlenin öznesi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Nesnesi Türk milletidir. Yüklemi devlet ve milletin bekasıdır. Kavgamız bunun içindir. Adanmışlığımız da bu nedenledir. Asla tereddüt yaşamayız. Ölüm kapımızı çalsa da katiyen vazgeçmeyiz.


Kıymetli dava arkadaşlarım. Küresel rekabetin kızıştığı, jeopolitik fay hatlarının çatırdadığı, milletlerin ve devletlerin geleceklerini yeniden tayin etmek zorunda kaldığı bir dönemde Türkiye’nin önünü görecek sağlam bir vizyona, millî bir yönelişe, güçlü bir kararlılığa her zamankinden daha fazla ihtiyacımız olduğunu hiçbir zaman unutmamalıyız. Etrafımızda gelişen çatışmalar ne kadar diri, dinamik ve tecrübeye dayalı bir akılla hareket etmemiz gerektiğini göstermektedir. Gücünü kaybeden aktörlerle yükselen güçlerin rekabet alanına dönüşen bu coğrafyada Türkiye sahip olduğu istikrar, güvenlik ve kurumsal kapasite ile bölgede diğer aktörlerden ayrışan bir konumdadır. Bu durum ülkemizi yalnızca krizlerden görece uzak tutmakla kalmamakta, aynı zamanda bölgesel aktörler açısından güvenilir bir çekim merkezi hâline getirmektedir. Türkiye’nin bu konumu tarihsel derinliği, insan kaynağı, köklü devlet geleneği ve özellikle son yıllarda önemli bir dönüşüm geçiren caydırıcı askerî ve teknoloji gücü ile de doğrudan ilişkilidir. Nitekim sahada güç üreten bir Türkiye’nin diplomasi masasında da etkili bir aktör olarak öne çıkması kaçınılmaz olmuştur.  Rusya-Ukrayna Savaşı’nda üstlenilen arabuluculuk rolü bu kapasitenin somut bir göstergesi olmuş, benzer şekilde bölgesel gerilimlerde Türkiye’nin denge kurucu rolü daha görünür hâle gelmiştir. Bu çerçevede Türkiye krizleri yönetebilen ve yönlendirebilen bir aktör olarak konumlanmaktadır. Nitekim bölgemizdeki son gelişmelerde de yoğun diplomatik girişimlerle süreci nihai bir sonuca ulaştırma çabasını yine etkin biçimde devreye soktuğu görülmektedir.

Değerli dava arkadaşlarım. Öte yandan hayatın her alanının enerjiyle şekillendiği gerçeği göz ardı edilemez. Enerji evlerimizi aydınlatan, şehirlerimizi diri tutan, sanayimizi ayakta tutan, teknolojiyi ileriye taşıyan görünmez bir kuvvettir. Üretimin sürekliliğini sağlayan, kalkınmanın hızını belirleyen, millî güvenliğin stratejik temelini oluşturan ve toplumsal refahın seviyesini tayin eden başlıca unsurdur. Enerji, tarladaki bereketten fabrikadaki üretime, hastanelerdeki hizmetten savunma sistemlerine kadar hayatın her noktasında varlığını hissettiren, düzeni kuran ve sürdüren asli kaynaktır. Kısacası enerji hayatın kendisini mümkün kılan ana damar, milletlerin gücünü belirleyen stratejik bir omurgadır. İşte bu hakikatten hareketle bugün dünyada yaşanan gelişmeler çok açık bir gerçeği ortaya koymuştur. Küresel enerji sistemi ciddi bir risk altındadır ve bu risk sınır tanımadan tüm ülkeleri etkileyebilecek bir seviyeye ulaşmıştır. Artık mesele sadece enerjiye ulaşmak değildir. Asıl mesele enerjiyi mümkün kılan yapının bütünüyle tehdit altında olmasıdır.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sivas Sivas’ta kurbanlık fiyatları belli oldu Sivas’ta Kurban Bayramı öncesi kurbanlık fiyatları netleşti. Sivas Ticaret Borsası Başkanı Hayrullah Karakaya, canlı tosunun kilogram fiyatının 510 TL olacağını açıkladı. Sivas’ta kurbanlıklarda canlı kilogram fiyatları tosun için 510 TL, damızlık özelliğini yitirmiş düve için 475 TL olarak belirlendi. Küçükbaş hayvanlarda ise dişi koyun 350 TL, erkek koyun 450 TL’den satışa sunulacak. Kesim ücretleri büyükbaş hayvanlarda 10 bin TL, küçükbaşlarda ise 3 bin TL olacak. Ayrıca söküm ve paylama işlemi 10 bin TL, et çekimi ise kilogram başına 25 TL olarak uygulanacak. Sivas Ticaret Borsası Başkanı Hayrullah Karakaya, kurban alırken dikkat edilmesi gereken hususlara değindi. Vatandaşların kurbanlıklarını belediyelerin kurduğu pazarlar veya güvenilir besi çiftliklerinden temin etmeleri gerektiğini vurgulayan Karakaya, kesim işlemlerinin ise yalnızca ruhsatlı mezbaha ve belirlenmiş alanlarda yapılmasının önemine dikkat çekti. Sağlıklı bir kurbanlık seçimi için hayvanların küpeli olması gerektiğini belirten Karakaya, zayıf, hasta, gebe, yeni doğum yapmış ya da gelişimini tamamlamamış hayvanların tercih edilmemesi gerektiğini ifade etti. Et çekimi konusunda da uyarılarda bulunan Karakaya, hijyenik olmayan ve denetimsiz ortamlarda yapılan işlemlerden uzak durulması gerektiğini belirterek, vatandaşların yalnızca güvenilir kasapları tercih etmeleri çağrısında bulundu. Et çekimiyle ilgili denetimlerin bu yıl da süreceğini belirten Karakaya, "Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da merdiven altı et çekimine kesinlikle izin verilmeyecek. Vatandaşlarımızdan ricamız, et çekim işlemlerini hijyen kurallarına uygun olarak çalışan kasaplarda yaptırmalarıdır. Bayram döneminde ortaya çıkan seyyar ve denetimsiz et çekim hizmetlerinden uzak durulmalı" dedi. Sivas Ticaret Borsası tarafından belirlenen kurbanlık fiyatları bir önceki yıla yaklaşık yüzde 46 oranında arttı. Sivas Ticaret Borsası, 2025 yılında kurbanlık fiyatlarını tosunda canlı kilogram fiyatı 350 TL, damızlık vasfını kaybetmiş düvede 330 TL, inekte 280 TL, dişi koyunda 250 TL, erkek koyunda ise 350 TL şeklinde belirlemişti.
İstanbul Ticaret Bakanı Bolat: "Suriye ile ikili ticarette hedef 10 milyar dolar" Türkiye-Suriye JETCO toplantısında katılan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "İmzalanan protokolün iki ülke arasında ekonomik entegrasyon ve yeniden inşa için kapsamlı bir yol haritası. 3,7 milyar dolara ulaşan ikili ticaretin 5 milyar ve ardından 10 milyar dolara çıkarılması için gerekli adımların ele alacağız" dedi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Suriye Ekonomi ve Sanayi Bakanı Dr. Nidal el-Şa’ar ve heyetiyle İstanbul’da bir araya gelerek JETCO 1’inci Dönem Protokolü’nü imzaladı. "Türkiye-Suriye ekonomik ilişkilerinde tarihi dönüm noktası, hedef 10 milyar dolar" Türkiye ve Suriye arasındaki ekonomik ve ticaret ilişkilerinde tarihi bir dönüm noktasında olunduğunu belirten Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "İmzalanan protokolün sadece teknik bir metin değil, iki komşu ve kardeş ülke arasındaki ekonomik entegrasyonun, bölgesel kalkınmanın ve yeniden inşa sürecinin kapsamlı yol haritası. Bu sürecin iki ülke arasındaki köklü tarihi bağları ve kardeşlik dayanışmasını temsil eden samimi bir işbirliği ruhuyla yürütülüyor. Görüşmelerde ikili ticaretin her iki ulusun karşılıklı yararına olacak. Serbest Ticaret Anlaşması da dahil olmak üzere 3,7 milyar dolara geçen yıl ulaşan ikili ticaretimizi önce 5 milyar dolara daha sonra da 10 milyar dolar hedefine ulaştıracak her türlü çözümleri ve mekanizmaları ele aldık. Özellikle tekstil, tarım, gıda, makine gibi stratejik sektörlerde işbirliğimizi derinleştirme kararı alırken tarımsal ticarette de öngörülebilirliği sağlamak adına düzenleyici çerçeveler konusunda karşılıklı bilgi paylaşımı yapma hususunda mutabık kaldık. Ayrıca bu toplantı marjında düzenlenecek Türkiye-Suriye İş ve Yatırım Forumu ile her iki ülkenin öncü şirketlerini ve yatırımcılarını bir araya getirecek olmaktan da büyük bir memnuniyet duyuyoruz" şeklinde konuştu. "Gümrük kapılarımızın tam kapasiteyle çalışması bölgesel tedarik zincirinin istikrarı için hayati önem taşıyor" Bölgenin ve dünyanın son zamanlarda yaşadığı sıkıntılara ve sıcak savaşlara değinen Bakan Bolat, "Türkiye’nin büyümesinde ve kalkınmasında ana rol oynayan dış ticaretin kesintisiz ve birden çok alternatifle gerçekleşmesine büyük önem veriyoruz. Bu kapsamda Suriyeli mevkidaşı ile gerçekleştirdikleri görüşmelerin önemli maddelerinden birinin de gümrük kapıları. Gümrük kapılarımızın tam kapasiteyle çalışması, lojistik hatların kesintisiz işlemesi, bölgesel tedarik zincirinin istikrarı için hayati önem taşımaktadır. İçinde bulunduğumuz Körfez bölgesindeki savaş şartlarında Orta Doğu ve Körfez ülkelerinin tedarik ihtiyaçlarının kesintisiz ve acil olarak karşılanabilmesi noktasında Türkiye, Suriye, Ürdün, Suudi Arabistan ve Irak’ın içinde yer aldığı transit koridorlarının hızlı ve etkin bir şekilde işlemesi büyük bir önem taşımaktadır. Gerek Türkiye üzerinden Suriye’ye, oradan Ürdün ve Suudi Arabistan’a gerekse Türkiye, Suriye, Irak, Suudi Arabistan’a yönelik ulaşım koridorları, transit ticaret koridorlarının etkin ve hızlı çalışmasına iki taraf hükümetleri olarak büyük bir önem veriyoruz" ifadelerini kullandı. "Türkiye-Suriye arasında ortak gümrük komitesi kuruldu, yeniden inşa için işbirliği artıyor" Ticaret Bakanlığı ile Suriye Genel Sınır ve Gümrük Bakanlığı arasında bir Ortak Gümrük Komitesi kurulmasına yönelik anlaşmayı imzaladıklarını bildiren Bakan Bolat, "Türkiye tarafında onay sürecini 27 Mart’ta tamamladık. Böylece gümrük geçişlerinin tam operasyonel hale gelmesi, aktarma gerekliliklerinin azaltılması ve doğrudan teslimat mekanizmalarının geliştirilmesi konularında yakın işbirliği içinde olacağız. Suriye’nin birlik ve bütünlüğünün sağlaması, ekonomik toparlanma sürecini hızlandırmasının ve yeniden inşa sürecinin Türk iş dünyası açısından da en öncelikli gündem maddelerinden biri. Türk müteahhitlik firmalarının sahip oldukları küresel tecrübe ve teknik kapasite ile Suriye’deki konut, altyapı, enerji ve ulaşım projelerinde aktif olarak Suriye’nin yeniden inşaat sürecinde kullanılması konusunda da tam bir mutabakat sağladık. Gerek müteahhitlik gerekse teknik müşavirlilik hizmetlerinde işbirliğini arttıracak bir mutabakat zaptını da yakın gelecekte Türkiye ve Suriye arasında imzalamayı ümit ediyoruz" dedi. "Türkiye-Suriye işbirliği enerji, finans ve yeniden inşa alanlarında genişliyor" Bakan Bolat sözlerini şöyle sonlandırdı: "Son olarak işbirliğimizi petrol ve doğalgaz çıkarımı alanında enerjide, madencilikte, Türkiye-Suriye Dostluk Üniversitesi’nin kurulması çabasıyla eğitimde ve sağlık işbirliği gibi geniş alanlara yaymaya hazırız. Suriye’deki elektrik şebekelerinin yeniden inşası, entegrasyonu, yenilenebilir enerji yatırımları ve gübre üretimi için kritik olan fosfat gibi kritik minerallerin aranması konularında ortak projeler geliştireceğiz. Suriye’nin küresel finans sistemine yeniden entegrasyonu ve ödeme altyapılarının güçlendirilmesi yönündeki çabaları içtenlikle destekliyoruz ve bu konuda Suriye Merkez Bankası ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve BDDK gibi kurumlar arasındaki işbirliği giderek hızlanmaktadır. Aramızda bulunan Suriye Merkez Bankası Başkanı da her iki kuruluşumuzun yetkilileriyle görüşmeleri bugün-yarın yapacaktır. Türk bankalarının Suriye’de varlık göstermesinin yatırım ilişkilerimizi ve ticaret ilişkilerimizi daha da güçlendireceğine inanıyoruz. Bugün imzaladığımız JETCO 1’inci Toplantı Protokolü ilişkilerimizin artık kurumsal bir zemine oturduğunun ticaret alanında kurumsal bir zemine oturduğunun ilanıdır. Bir sonraki JETCO toplantısını inşallah Şam’da gerçekleştirmek üzere değerli mevkidaşım ile sözleştik."
Kayseri Başkan Büyükkılıç, Kayseri Üniversitesi’nde gençlerle buluştu Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Kayseri Üniversitesi (KAYÜ) 15 Temmuz Yerleşkesi’nde düzenlenen öğrenci buluşmasında gençlerle bir araya gelerek şehir vizyonunu ve gençlere yönelik projeleri anlattı. Başkan Büyükkılıç, "Sevgili gençlerimiz, bu belediye sizin, bu şehir sizin" dedi. Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Kayseri Üniversitesi 15 Temmuz Yerleşkesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen "Gençlerle Baş Başa Söyleşi" programında üniversiteli gençlerle buluştu. Yoğun katılımla gerçekleşen programda Başkan Büyükkılıç, Kayseri’nin gelişim vizyonunu paylaşırken, gençlerin talep ve önerilerini de dinledi. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan, samimi bir atmosferde geçen buluşmada konuşan Büyükkılıç, Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin eğitim, ulaşım, sosyal yaşam ve kültürel alanlarda hayata geçirdiği projelere değindi. Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, salonu dolduran gençlere teşekkür ederek, öğrencilik yıllarında yaşadığı zorluktan günümüze kadar geldiği süreci anlattı. Nöroloji uzmanı bir hekim olarak gençlere dijital bağımlılığa karşı dikkatli olmaları konusunda çağrıda bulunan Başkan Büyükkılıç, teknolojiyi doğru kullanmak gerektiğine vurgu yaptı. Büyükkılıç, Kayseri’nin 1,5 milyon nüfusu, 16 ilçesi ile gelişen, güzelleşene bir şehir olduğunu belirterek, belediyecilik anlayışlarında ayrıştırma, ötekileştirme olmadığını, insanı yaşat ki devlet yaşasın felsefesiyle hizmet ettiklerini kaydetti. "Kayseri, üniversiteler şehri" Kayseri’nin Türkiye’de ve dünyada kendisinden söz ettiren bir konumda olduğuna değinen Başkan Büyükkılıç, sözlerini şöyle sürdürdü: "Fedakârlık, samimiyet, deneyim çok önemlidir. Erciyes Kayak Merkezi, bu zamana kadar 3 milyon 300 bin ziyaretçiye ulaştı, sezon devam ediyor. Brezilya’dan Endonezya’ya kadar her yerden gelenler var. Gençlerimizle ilgili yaptıklarımız var, yapacaklarımız var. Kayseri, üniversiteler şehri, yerel yönetimler de üniversiteli gençlere hizmet etmenin keyfini alıyor, onurunu taşıyor." Büyükkılıç, tarım ve hayvancılıktan ulaşım yatırımlarına, rüzgâr enerji santralinden güneş enerji santraline, bisiklet yollarından buz pateni pistine ve genç dostu hizmetlere kadar tüm yatırımlardan bahsederek, "Sevgili gençlerimiz, bu belediye sizin, bu şehir sizin. Sizlere layık olursak ne mutlu bize" dedi. Kayseri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa da selamlama konuşmasında gençlerin bir ülke için çok kıymetli olduğunu belirterek, öğrenci dostu olan Başkan Büyükkılıç’ın üniversitenin ilçelerden merkez kampüse kadar ne istekleri olursa hiç geri çevirmediğini, ikiletmediğini vurgulayıp, yürekten teşekkür ettiğini söyledi. Program kapsamında öğrenciler söz alarak merak ettikleri konuları doğrudan Başkan Büyükkılıç’a yöneltme fırsatı buldu. Soruları tek tek cevaplayan Büyükkılıç, katılımcı ve şeffaf belediyecilik anlayışıyla gençlerin her zaman karar süreçlerine dâhil edileceğini ifade etti. Öğrencilere sürpriz hediyelerin verildiği buluşma, günün anısına çekilen hatıra fotoğraflarıyla sona ererken, etkinlik gençler tarafından büyük ilgi ve memnuniyetle karşılandı. Başkan Büyükkılıç’ın gençlerle buluşmasına Kayseri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Fatih Temeltaş, daire başkanları ve genel müdürler de eşlik etti.