GÜNDEM - 23 Mayıs 2023 Salı 11:00

Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi 3 yılda 10 milyon kişiye hizmet verdi

A
A
A
Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi 3 yılda 10 milyon kişiye hizmet verdi

Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi 3’üncü yılını doldururken 10 milyon hastaya şifa oldu. 300 binden fazla ameliyatın yapıldığı 45 binden fazla doğumun gerçekleştirildiği dev sağlık kompleksi havadan görüntülendi. Hastanenin Koordinatör Başhekimi Prof. Dr. Nurettin Yiyit, "Kısa sürede yüzde yüz dolulukla giden, inanılmaz talep gören bir hastane haline geldi.

Rönesans Sağlık Yatırım ve Japon Sojitz ortaklığı ile Kamu Özel İş Birliği (PPP) modeli çerçevesinde inşa edilen Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi 1 milyon metrekareyi aşan alanda yerli ve yabancı vatandaşlara hizmet sunuyor. İlk etabı 20 Nisan 2020’de hizmete alınan hastanenin resmi açılışı 21 Mayıs’ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımı ve Japonya Başbakanı Şinz Abe’nin video konferans katılımıyla gerçekleştirilmişti. 2 bin 600’ü aşkın yatağı bulunan dev sağlık kompleksi bünyesinde Çocuk Hastanesi, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi, Genel Hastane, Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi, Kalp ve Damar Hastalıkları Hastanesi, Onkoloji Hastanesi, Nöroloji ve Ortopedi Hastanesi ile Psikiyatri Hastanesi’ni barındırırken, sağlık üssünde 3 yılda yaklaşık 10 milyon hastaya hizmet verildi. Bu süreçte 300 binden fazla hastanın ameliyatı yapılırken, 45 bini aşkın doğum gerçekleştirildi.

Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi 3 yılda 10 milyon kişiye hizmet verdi

6 Şubat’ta yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremlerle yapıların depreme dayanıklılığının önemi yeniden gözler önüne serilirken Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi, ana hastane binasına yerleştirilmiş 2 bin 68 sismik izolatör ile dünyanın en büyük sismik izolatörlü binalarından biri olarak da öne çıkıyor. Şehir hastanesinin sahip olduğu deprem izolatörleri yaşanabilecek bir deprem sırasında ve sonrasında faaliyetlerin sürdürülmesine imkan sunuyor. Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Koordinatör Başhekimi Prof. Dr. Nurettin Yiyit, Covid-19 pandemisinden, Bartın'daki maden kazasına, depremzedelerin tedavisine kadar birçok durumda şehir hastanesinin önemli bir görevi üstlendiğini anlatırken, hastanede gerçekleştirilen çalışmalara ilişkin bilgi verdi. Prof. Dr. Yiyit, hastaneye dünyanın dört bir yanından talep olduğunu ifade ederken, ülkelerin üst düzey yöneticilerinin de dev sağlık üssünü incelemek amacıyla sıklıkla ziyaretlerde bulunduğunu söyledi.

Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi 3 yılda 10 milyon kişiye hizmet verdi

"10 milyon civarında kişiye hizmet verdi, ülkelerin sağlık tesislerine rol model oldu"

Açılışından bu yana hastaneye yurt içi ve yurt dışından büyük bir ilginin olduğunu, hastanenin hem şifa hem eğitim noktası olarak hizmet verdiğini anlatan Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Koordinatör Başhekimi Prof. Dr. Nurettin Yiyit, "Bu kadar kısa sürede yüzde yüz dolulukla giden ve inanılmaz talep gören bir hastane haline geldi. Hatta ciddi bir marka değeri oluştuğunu düşünüyoruz. Şu an hem ülkemizden hem yurt dışından çok ciddi talep görüyor. Hatta uluslararası düzeyde her hafta ziyaretler kabul ediyor. Birçok ülkenin sağlık tesislerine modelleme anlamında rol model oldu gibi duruyor. Günde 100 binin üzerinde insan sirkülasyonunun olduğu bir alan haline geldi. 3 yıl içinde bu hastane büyüklüğüne yaraşır büyük işlere imza attı. 1 milyon 21 metrekarelik bu hastanede 3 yılı düşündüğümüzde 10 milyon civarı hasta sağlık hizmeti aldı. Şu an dünyanın 100’den fazla ülkesinin nüfusundan büyük bir rakamdan bahsediyoruz. Bizim 300 binden fazla hastamızın ameliyatı bu kadar kısa sürede gerçekleştirildi. Hepimizi mutlu edecek, tebessüme sevk edecek bir rakam var; oda doğum sayısı.

Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi 3 yılda 10 milyon kişiye hizmet verdi

45 binin üzerinde bebek bu hastanede dünyaya geldi. 45 bin ailenin mutluluğu olduk. Bu kadar süre içerisinde 100 bin civarı yabancı hasta burada tedavi oldu. Bu 100 bin rakamını oluşturan ülkeler dünyanın birçok coğrafyasından, yakın coğrafyamız var; Balkanlar, Afrika, Türki Cumhuriyetler gibi ama ABD’ye kadar dünyanın hemen hemen her yerinden yabancı hastamız oldu. Sadece tedavi vermedik, bunun yanında ciddi bir eğitim hizmeti verdik. Başka ülkelerin sağlık sistemlerini dinleyerek büyümüş bir nesil olarak o ülkelerin gelip sağlığı aldığı hatta bu hastaneyi gezip kendi sağlık sistemini modellemeye başladığı bir gelişim sürecinden bahsediyoruz. Depreme dayanıklı, dünyanın sismik izolatörlü en büyük monoblogundan, enerji kesilmesi ihtimallerinin ortadan kaldırıldığı, her türlü olağanüstü durumda dahi kesintisiz hizmet verecek şekilde planlamış bir merkezinden bahsediyoruz. Uluslararası arenada artık birçok ülkeden hekimlerin geldiği bir merkez" dedi.

"Hastayı sevk etmenin son bulduğu bir merkez"

Şehir hastanesinin tedavi hizmetlerinin yanı sıra uzun süreli yatışı olan hastalar için çeşitli kurslarda eğitimlerine imkan sağlandığını belirten Prof. Dr. Nurettin Yiyit, hastane okulunun da öğrencilerin derslerinden geri kalmalarının önüne geçtiğine dikkat çekti. Sözlerini sürdüren Prof. Dr. Yiyit, "Olağan dışı olan, önemli konularda ilk akla gelen isim haline geldik. Pandemide çok büyük bir iş çıkartabildik. Hemen arkasından bir maden faciası oldu, yüksek basınca maruz kalan yüzde 80-90 gibi büyük rakamlarda yanığı olan hastalarımızı buraya aldık. Depremde şehir hastanelerinin ne kadar önemli olduğunu hep birlikte izledik ki Çam ve Sakura deprem bölgesine en uzak şehir hastanelerinden bir tanesi olmasına rağmen 2 binin üzerinde hastayı burada misafir ettik. Şu an çok küçük bir grubun fizik tedavi süreçleri devam ediyor, birçoğunu taburcu etmek nasip oldu. Bu kampüste 8 tane eğitim ve araştırma hastanesi bir arada her biri bir dal hastanesinin uzmanlığına, tecrübesine sahip.

Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi 3 yılda 10 milyon kişiye hizmet verdi

Komplike hastalara, birden çok branşın aynı anda olması gereken, bütün ihtiyaçların çözülebildiği bir yer. Hiperbariğinden tutun da bütün cerrahi girişimlere kadar bütün uzmanlık alanlarının ve tetkiklerinin bir arada olduğu bir merkez. Herhangi bir nedenle bir hastayı bir yere sevk etmenin son bulduğu bir merkezden bahsediyoruz. Dijital dönüşümünü tamamlanmış, kağıtsız akan, dünyanın belki de en iyi çocuklar için hastane okulunun olduğu bir hastaneden bahsediyoruz. Çocukların taburcu olduğunda hiçbir eksiği olmadan, bir kaybı olmadan okuluna eğitime devam ettiği bir merkezden bahsediyoruz. Uzun süre yatan hastaların birçok alanda kendini geliştirdiği, aşçılık, diksiyon, Kur’an-ı Kerim eğitimi, resim, el sanatları birçok eğitimi alabildikleri bir merkezden bahsediyoruz. Dünyada şu anda tıp anlamında ne varsa hepsini bünyesinde barındıran bir hastane" şeklinde konuştu.

Hasibe Karadağ - Emre Baba

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yozgat Binlerce yıllık Roma Hamamı, ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor Yozgat’ın Sarıkaya ilçesinde bulunan ve halk arasında ‘Kral Kızı Hamamı’ olarak da bilinen 2 bin yıllık Roma Hamamı yerli ve yabancı turistleri ağırlıyor. Roma İmparatorluğu döneminde, yaklaşık 2 bin yıl önce inşa edildiği değerlendirilen hamam, Anadolu’da antik çağlardan günümüze kadar işlevini koruyarak ulaşan nadir yapılar arasında yer alıyor. Termal su kaynağı üzerine kurulan yapı, hem mimarisi hem de sürekli akan sıcak suyuyla dikkat çekiyor. Sarıkaya Belediyesi’nde Roma Hamamı’nın Sorumlu Şefi olarak görev yapan Rasim Şahin günlük ortalama 50 ile 200 arası ziyaretçi geldiğini belirtti. Şahin, okul gezisi için öğrencileri sıklıkla ağırlayan Roma Hamamı’na en son gelen ziyaretçilerin Fransız turistler olduğunu söyledi. Şahin, "Bisiklet ile dünya turuna çıkan iki tane Fransız arkadaş geldi. Burayla alakalı fikirlerini beyan ettiler. Buraya gelen ziyaretçilerin yorumları güzel. Karşılama, ağırlama, çay kahve ikramımız, fotoğraf çekimi olsun gerekli ilgi alakayı gösteriyoruz. Roma Hamamı’nı ziyarete gelen vatandaşlarımız için ören yerini ziyaretleri bittikten sonra rahatça oturup kahve içebilecekleri bir alanı bize sunan Sarıkaya Belediye Başkanı Osman Gözan’ın katkılarıyla tahsis edilmiştir. Ayrıca hediyelik eşya bölümümüz de mevcut" dedi. Yıl boyunca yerli turistlerin yanı sıra yurt dışından da gelen ziyaretçileri ağırlayan Sarıkaya Roma Hamamı, Yozgat’ın kültürel mirasının en önemli simgelerinden biri olarak öne çıkıyor.
İstanbul Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: "Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz" Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Son iki yıldan bu yanda da soykırım suçu işleyen bir örgüt var karşımızda. Maalesef barış anlaşmasının da gerekleri yerine getirilmedi. Biz Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz" dedi. İstanbul’da "Sinmiyoruz, susmuyoruz Filistin’i unutmuyoruz" sloganıyla yeni yılın ilk sabahında Galata Köprüsü’nde düzenlenen mitinge binlerce vatandaş akın etti. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’da mitinge katılanlar arasında yerini aldı. Miting alanında konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Bugün İstanbul’dan tarihi bir çağrı yapıyoruz. Yılın ilk gününde Filistin’de, Gazze’de zulmün sona ermesi adına çok önemli bir buluşmayı İstanbullular gerçekleştiriyor. Galata Köprüsü’nün üstünde muhteşem bir kalabalık var. İnsan hakları çağrısı yapıyorlar adalet çağrısı yapıyorlar. Maalesef 7 Ekim 2023’den bu yana 70 bini aşkın Filistin’li şehit edildi. Bunun yüzde 50’den fazlası kadın ve çocuklardan oluşuyor. Dünyanın gözü önünde soykırım suçu işlendi. Soykırım suçunu işleyenlerle ilgili olarak uluslararası hukuk maalesef işletilemedi. Uluslararası adalet divanın aldığı tedbir kararları icra edilemedi. Uluslararası ceza mahkemesinde açılan soruşturma ilerletilemedi. Batılı ülkeler İsrail’e destek çıktılar. İnsan haklarının ve adaletin savunucusu olmadılar. Türkiye olarak Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hep Filistin davasını savunduk. Bu son iki yılın problemi değil bu bir asrı aşan bir sorun. Dünyanın kanayan yarası. uluslararası hukukun, Birleşmiş Milletlerin bütün kararları bugüne kadar hep yok saydı. Uluslararası hukuka, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararlarına uymayan onları takmayan bir devlet var. Son iki yıldan bu yanda da soykırım suçu işleyen bir örgüt var karşımızda. Maalesef barış anlaşmasının da gerekleri yerine getirilmedi. Hala orada çocuk ve kadın katliamı devam ediyor. Biz Türkiye olarak daima Filistinlilerin yanında olmaya, insan haklarını savunmaya, adaleti savunmaya devam edeceğiz. Buz gibi bir hava var ama İstanbullular akın akın Galata’ya geldiler. Burada bir millet ittifakının olduğunu hep beraber görüyoruz. Milletimiz duyarlılığını gösterdi. Milli İrade platformu da öncelik etti. Herkes burada top yekun Filistin’le ilgili olarak insanlığın vicdanının sesi oldu" dedi.
Yozgat Saraykent Yılan Boynu Tepesi, keşfedilmeyi bekliyor Yozgat’ın Saraykent ilçesinde yer alan ve Tunç Çağı’ndan Roma dönemine kadar pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Yılan Boynu Tepesi, hem arkeolojik zenginliği hem de doğal manzarasıyla dikkat çekiyor. Yozgat’ın doğusunda yer alan ve tarihi ipek yolu güzergahındaki stratejik konumuyla bilinen Saraykent ilçesi, önemli bir kültür mirasını taşıyor. İlçenin Mareşal Fevzi Çakmak Mahallesi sınırları içerisinde bulunan Yılan Boynu Tepesi, bölgenin binlerce yıllık tarihini yüzeyindeki kalıntılarla gösteriyor. İlçe merkezinin yaklaşık 50 metre kuzeyinde, doğal kayalık bir alan üzerinde yükselen Yılan Boynu Tepesi, yaklaşık 250 metre çapındaki yerleşim alanıyla ilgi çekiyor. Yüzey araştırmalarında elde edilen seramik buluntular; tepenin Erken ve Orta Tunç Çağı, Demir Çağı ve Roma dönemlerinde aktif bir yerleşim yeri olarak kullanıldığına işaret ediyor. Dik yamaçları ve stratejik konumuyla antik çağlarda bir savunma veya gözetleme noktası olarak kullanıldığı tahmin edilen bölge, doğa yürüyüşü ve kültür turizmi meraklıları için ideal bir durak noktası oluşturuyor. İlçe sakinlerinden Tahsin Doğan ilk yerleşim alanının Yılan Boynu Tepesi eteklerinin olduğunu söyledi. Doğan, "Eskiler tepe başlarında yaşıyordu, biliyorsunuz. Orada bir uygarlık yaşamış. Sonraki kuşaklar tepenin eteklerine geçmiş. İlk önce bizim ailelerimiz ve ağaların aileleri yerleşmiş. Mezarlardan, arazi tutmalardan belli. Kitap yazmıştım, orada bahsettim. O tepede Göcenler isimli bir aile kalmış. 1530’lu yıllarda Yılanlı Hüyük diye geçiyor. Osmanlı’da Kanuni dönemi sonrası ekinlik arazilere yerleşmişler" diyerek tarihi sürece değindi.