POLİTİKA - 21 Mart 2014 Cuma 15:15

Başbakan: 'İşine gelince sustu, işine gelince konuştu'

A
A
A
Başbakan: 'İşine gelince sustu, işine gelince konuştu'

Fethullah Gülen’i eleştiren Başbakan Erdoğan, 'Herkes konuştu, o sustu- diyorlar; ‘o konuşacak’ diyorlar. İşine gelince hep sustu, işine gelince hep konuştu. Filistinli çocuklar ölürken sustu, Gazze’ye bombalar yağarken sustu' dedi.

Artvin Mitingi sonrasında helikopterle Rize’ye gelen Erdoğan, Rize Limanı’na helikopterin inmesinin ardından önce Rize Valiliği’ni ziyaret etti. Burada Vali Nurullah Çakır’dan kısa bir brifing alan Erdoğan ardından Cumhuriyet Meydanı’nda toplanan binlerce Rizeli’ye hitap etti. Erdoğan, konuşmasına “Ana ocağım, baba ocağım Rize. Seni bugün bir kez daha hasretle ve muhabbetle selamlıyorum. Rizeli uşaklar sizleri selamlıyorum. Rizeli hanım kardeşlerim sizleri selamlıyorum. Yeşil ormanların, Mavi Karadeniz’in, Atmaca’nın, çayın şehri Rize seni aşkla sevda ile selamlıyorum” diye başladı.

"RİZELİ ZÜLFÜNE BAĞLA BENİ, ÖLÜRSEM HASRETTEN OTURDA AĞLA BENİ"

Rize’ye en son 24 Ağustos’ta geldiğini ve toplu açılış törenine katıldığını ifade eden Erdoğan, “7 ay geçti. Özledik be. Ana ocağını, baba ocağını özledik. Rizeli kardeşlerimi özledik. Bu sevdaya şu coşkuya bak. 30 Mart’ın rengi belli oldu Rize’de. 81 güzel var amma içlerinde Rize’nin yeri bambaşka. Biraz önce Artvin’deydim. Maşallah Artvin de gümbür gümbür geliyor. Rizeli, Rizeli zülfüne bağlı beni, ölürsem hasretten, oturda ağla beni. Rabbim muhabetimizi devam ettirsin. Birliğimizi kardeşliğimiz muhafaza etsin” ifadelerini kullandı.

11 yıl boyunca Türkiye’de başbakanlık yaptığını ifade eden Erdoğan, yaptıkları ile Türkiye’nin yüzünü ağarttıklarını belirtti. Tüm dünya mazlumlarına el uzattıklarını ifade eden Erdoğan “Atmaca gibi atak olacaksın, Kaçkar kadar cesur olacaksın, Karadeniz kadar kucaklayıcı olacaksın fırtına deresi gibi çağlayacaksın. Bereketli çay bahçeleri gibi almadan veren el olacaksın. Biz bunu öğrendik nerden Rize’den. Rizeli gibi mert Rizeli gibi cesur olmayı öğrendik. 77 milyona hep bir nazarla baktık. 77 milyonu kardeş gördük. 81 vilayetin arasında 7 coğrafi bölgenin arasında ayrımcılık yapmadık” diye konuştu.

“Bayrak reklamını nasıl buldunuz ?” diye soran Erdoğan “Bayrak sevdası budur. Bayrak aşkı budur. Bayrak heyecanı budur. CHP kalkmış bizimle yarışa giriyor. Kılıçdaroğlu sen git yat ya” dedi.

“BU NASIL İNZİVAYA ÇEKİLME”

İktidarın milletten alınıp seçkinlerin devredilmesine göz yummadıklarını belirten Erdoğan şunları söyledi:

“Kasetlere, montajlara, dublajlara boyun eğmedik. Bizi buraya siz getirdiniz millet getirdi. Millet bize ne zaman git derse gideriz. Millet kal dediği müddetçe milletin emanetini hiç kimseye teslim etmeyiz. Hele hele bu emaneti Pensilvanya’dan Türkiye’yi karıştırmaya çalışanların fitnelerine, tuzaklarına asla teslim etmeyiz. Soruyorlar; Pensilvanya’da inzivaya çekilmiş, hayırdır Türkiye’de inzivaya çekilecek yer yok muydu? Pensilvanya’dan başka yer yok muydu? Konya’da çekilseydin ya. İstanbul’da, Ankara’da, Rize’de de sana yer verirdik. Burada da yer verirdik. Mekke ne güne kalmış Medine ne güne kalmış. Oralarda inzivaya çekilseydin? Çiftlikte inzivaya çekiliyor. Sporla ilgileniyor, siyasetle ilgileniyor, magazinle ilgileniyor. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’na hain diyebiliyor. Türkiye Cumhurbaşkanını, meclis başkanı ve bakanlarını rahatlıkla dinliyor. Yanında 30 yıl bulunan güya öğrencilerini dinliyor. Müslüman müslümanı dinleyebilir mi ? gözetleyebilir mi ? Bunlarda şantajcılık var, yeri geldiğinde bunu kullanıyorlar. Her numara var bunlarda. 35 yıl buna çalıştılar. Bir yandan inziyava çekildim diyor bir yandan sabah akşam telefon dinliyor. İnzivaya çekildim diyor insanların yatak odalarına kadar girmeye çalışıyor. ‘Tek ceketim var’ diyor içine paralar sığıyor, ananaslar sığıyor, rafineriler sığıyor.”

“İŞİNE GELİNCE SUSTU, İŞİNE GELİNCE KONUŞTU”

Başbakan Erdoğan, son günlerde yayınlanan röportajlara da vurgu yaparak “ ‘Herkes konuştu, o sustu’ diyorlar, ‘o konuşacak’ diyorlar. İşine gelince hep sustu, işine gelince hep konuştu. Filistinli çocuklar ölürken sustu, Gazze’ye bombalar yağarken sustu. Suriye’de 160 bin kardeşimiz öldürülürken sustu. Kahire’de masum insanlar ölürken, Esmamız şehit edilirken sustu. Mavi Marmara’da 9 şehidimiz varken sustu. Bangladeş yanarken sustu, Myanmar’da masumlar cayır cayır yanarken sustu. İmam Hatipler kapatılırken sustu. Üniversitelerde kızlarımızın başörtüleri açılırken yine sustu, hatta fetva verdi; ‘füruattandır’ dedi, ‘başınızı açabilirsiniz’ dedi. Kılaçdaroğlu ile Bahçeli ile BDP ile haşr olunacaksın. Hakkını yemeyelim arada bir konuştu. 12 Eylül’de darbecilere yağ yaktı. 28 Şubat’ta darbecilere ödül verdi. Merhum Erbakan için ‘beceremediniz artık çekilin’ dedi. Mavi Marmara şehitleri için ‘otoriteden izin almalıydılar’ dedi. Senin şuradaki şirketlerin neden otoriteden izin almıyor. Daha anlatacaklarım var ama gerisini Erzurum’a bakıyorum. Kendi memleketi olan Erzurum’da inşallah bunu kardeşlerimize anlatacağım” diye konuştu.

Erdoğan, partilerden gelen “parti kursun” sesleri üzerine “Niye parti kursun. Bu kadar kelepir parti varken neden parti kursun. İşi taşerona vermiş, onun yerine Kılıçdaroğlu, Bahçeli çalışıyor. Emrine amade MHP ve CHP var” ifadelerini kullandı.

SÖYLENTİLERİ YALANLADI

Başbakan Erdoğan, yerel seçimler öncesi farklı söylentilerin dolaştığını ifade ederek “Benim partimin adayı dışında kimseye onayım yoktur. Bunu bilmenizi istiyorum. Kimileri de seçildikten sonra AK Parti’ye geçeceklerini söylüyorlarmış. Bu tür ifadelere, kurnazlıklara asla itibar etmeyin” dedi.

Rize Cumhuriyet Meydanı’ndaki konuşmasında CHP genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştiren Erdoğan “Ankara’da ülkücülerin bozkurt selamını yapıyor, Tunceli’de solcu oluyor, Konya’da muhafazakar, İzmir’de ulusalcı. Hakkari’de terör örgütü işareti yapıyor, bayrağından utanıyor bölücü oluyor. İstanbul’da Vandallara karışıyor. Ankara bozkurt işareti yapıyor. İnanın bukalemun olsa bunun hızına yetişemez. Akşam başka sabah başka. Ey benim CHP’ye gönül veren hemşehrilerim bu adama nasıl oy vereceksiniz ya. Rize bu seçimde bir başka ders versin. Şöyle Türkiye’de bir numara olsun Rize. Sandıkları ak parti ile aydınlatmaya var mıyız ? Geldi buraya Kılıçdaroğlu dinlediniz mi ? Çay parasını vermediğimiz söylüyor. Eline dizine dursun. Çay toplanır 1 ay geçmeden paralar ödenir. Şimdi budama paralarını ayın 18’inde ödedik 140 milyon TL ödedik. Herkesin cebine girdi. Biz AK Partiyiz ak. Daha önce 1 yıl geçiyordu parasını alamıyordu vatandaş. Derelere dökünen çaylara hatırlayın. Şimdi çaylar derelere dökülmüyor” ifadelerini kullandı.

“Ben size bakıyorum siz göğe bakıyorsunuz, anladım havalimanı istiyorsunuz” diyen Erdoğan “Artvin’de biraz önce konuştum. İnşallah çalışmalara başlattım. Rize ve Artvin’e ortak hizmet verecek bir havalimanını inşallah yapacağız. Yılda bir milyondan fazla yolcunun kullandığı havalimanını inşallah yapacağız” diye konuştu.

SABAH KAHVALTISI RİZE’DE ÖĞLE YEMEĞİ MARDİN’DE

Türkiye’nin en uzun tünelinin inşaatını Rize’de başlattıklarını ifade eden Erdoğan “2023’ün önemli taşıma akslarından biri Ovit Tüneli olacak. Bu koridora kuzey ve güney çıkışında bir Endüstri ve lojistik merkezi kuruyoruz. Of-İyidere bölgesinde lojistik merkezini kuruyoruz. 40 yıldır buralardan bu meydanlardan sizlere ‘Ovit’i yapacağız’ dediler. Hangisi sözünde durdu. Konuştular vaat ettiler sizin oyunuzu alıp gittiler. Biz Ovit’i yapacağız dedik bir yıl sonra burada o projeyi gerçeğe dönüştürmek için Ovit Tüneli’nin temelini attık. Ovit tüneli hızla devam ediyor. Nasip olursa önümüzdeki yılın sonunda Ovit Tüneli bitiyor. Kar kış bilmem ne demiyoruz Ovit Tüneli’nden geçiyoruz. Sabah kahvaltısını Rize’de yapan vatandaşımız öğle yemeğini Mardin’de yiyecek” şeklinde konuştu.

“Adaylarımıza vereceğiniz destek kendilerinin yanında partimize vereceğiniz destektir” diyen Erdoğan “Partimizin kuralları ve ilkeleri var. Aldığımız kararları biz istişare ile alırız. Çalışmaları buna göre yaparız. Bu seçimlerde sizlere taktir ettiğimiz adayları böyle belirledik. Adaylarımıza vereceğiniz destek kendilerinin yanında partimize vereceğiniz destektir. Aday olamayınca bağımsız aday oldular veya başka bir partiden aday oldular ve ne diyorlar; ‘AK Parti’nin bağımsız adayı, genel başkandan onay aldı’ Sevgili hemşehrilerim, benim partimin adayı dışında kimseye onayım yoktur. Bunu bilmenizi istiyorum. Kimleri de seçildikten sonra AK Parti’ye geçeceklerini söylüyorlarmış. Bu tür ifadelere, kurnazlıklara asla itibar etmeyin. Bu şahıslar aslında AK Parti oylarını azaltma peşindeler. Biz bu seçimde alacağımız oylar sadece Türkiye’ye değil dünyaya da mesaj vereceğiz. Bizim için bir oyun çok önemi var. Sakın bu oyuna gelmeyin. Biz kendi adaylarımız dışında kimsiye asla desteklemiş. Böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Adaylarımıza partimize destek istiyorum” ifadelerini kullandı.

"BAHÇELİ 17 YILDIR GİRDİĞİ TÜM SEÇİMLERİ KAYBETTİ"

Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun 2011 yılında Bursa’da yaptığı televizyon konuşmasına vurgu yaparak “Yüzde 49 altında oy alırsam istifa ederim diyordu. Ne aldı biliyor musunuz. Yüzde 26. Halen pişkince orada oturuyor. MHP Genel başkanı 17 yıldır partisinin başında. Girdiği tüm seçimleri kaybetti. 30 Mart’ta 8. yenilgisini alacak. Zaten 30 Mart’tan umudunu kesmiş. Ne diyor. Yatıyor kalkıyor bir şey söylüyor. Burası çok enteresan ‘Bu başbakan diyor Cumhurbaşkanlığı koltuğuna çıkamayacak’. ‘Zaten Çankaya’nın yokuşunda dizinin takati kesilecek’ diyor. Ya Bahçeli sen 30 Martı konuş. 30 Mart’tan sonra Cumhurbaşkanlığını konuşuruz. Kaçıncı parti olacaksın onu konuş. CHP, MHP ne diyorlar biliyor musunuz? ‘Deremende ayran öğütüyorlar. Lemuğun tüfeğu gibi atayler.’ Yaptıkları iş bu” dedi.

“Ne tuzluğa ne çaydanlığa Kendirli bakar insanlığa” , “Uzun ince bir yoldayız uzun adamın yanındayız”, “Şantaj montaj fark etmez Rizelidir affetmez” pankartlarını okuyan Erdoğan “Rabbim sağlık sıhhat içerisinde bu kuluna derman verdikçe bende bu vatanımın milletimizin hizmetinde olacağım” şeklinde konuştu.

Öte yandan Cumhuriyet Meydanı’ndaki binalara asılan dev pankartlar da dikkat çekti.

Başbakan Erdoğan, konuşmasının ardından helikopterle Rize Limanı’ndan Erzurum’a hareket etti.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Türk dünyası şairleri BUÜ’de buluştu Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), Türk dünyasının kültürel bağlarını güçlendiren bir organizasyona ev sahipliği yaptı. BUÜ bünyesindeki Türk Dünyası ve Kültürü Topluluğu ile Genç Kalemler Topluluğu’nca düzenlenen "Türk Dünyası Şairler Buluşması", beş farklı Türki Cumhuriyetlerden gelen sanatçıları ve çok sayıda protokol üyesini bir araya getirdi. BUÜ Mühendislik Fakültesi Dr. Arif Ağaoğlu İleri Teknolojiler Merkez Laboratuvar Salonu’nda gerçekleştirilen uluslararası etkinlikte; Azerbaycan, Özbekistan, Türkmenistan, Kazakistan ve Kırgızistan Cumhuriyetlerinden gelen şairler, yazdıkları eserleri Türkiye Türkçesi ve ana dilleriyle seslendirerek katılımcılara bir dil şöleni sundu. Etkinliğe BUÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Zekeriyya Arı, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Ayhan Sarsıcı, Osmangazi Belediyesi Başkan Vekili Murat Hoşgörü, Bursa Göç İdaresi Müdürü Haşim Özcan, TÜDAM Müdürü Prof. Dr. Ferhat Kurtulmuş ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katılım sağladı. Türk dünyası ezgileri BUÜ’de hayat buldu Programda şiirlerin yanı sıra Türk dünyasının müzikal zenginliği de sahneye taşındı. BUÜ mezunu ve Bursa Büyükşehir Belediyesi Orkestra Şube Müdürlüğü Türk Halk Müziği Bölümü saz sanatçısı Alim Hüseyinoğlu’nun seslendirdiği türkülerin ardından; BUÜ Eğitim Fakültesi Kazakistan uyruklu öğrencisi Ayşe Yersinbek Kazak millî sazı dombra, BUÜ mezunu Çolpan Kambarova ise Kırgız millî sazı komuz ve Türk dünyasına ait eserlerle etkinliğe katıldı. Ayrıca BUÜ Azerbaycan Kültür ve Sanat Topluluğu üyelerinden Kemale Memmedova ve Amal Babayev, sergiledikleri Azerbaycan halk oyunları ile beğeni topladı . Akademisyenlere uluslararası madalya Program kapsamında Türk dünyasına sağladıkları katkılar nedeniyle BUÜ’lü isimlere ödüller verildi. Kırgızistan Uluslararası "Kırgız Akın" Yazarlar Birliği tarafından "Cengiz Aytmatov Madalyası" ile "Teşekkür Mektubu", Kazakistan "DüniyeTalanttarı" Birliği tarafından ise "Ahmet Yesevi Madalyası" ile "Teşekkür Belgesi" takdim edildi. Ödüller; BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz’a, Türk Ocakları Derneği Bursa Şubesi Başkanı Prof. Dr. Selçuk Kırlı’ya, Türk Dünyası ve Kültürü Topluluğu Danışmanı Prof. Dr. Alev Sınar Uğurlu’ya, Genç Kalemler Topluluğu Danışmanı Doç. Dr. MinaraAliyeva Çınar’a ve BUÜ Ali ŞirNevai Özbek Dil ve Kültür Merkezi Müdürü Surayyo Khodjoyeva’ya sunuldu. Yurt dışı gezisi nedeniyle törende bulunamayan Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz’ın "Ahmet Yesevi Madalyası ve Sertifikası", kendilerine makamında takdim edildi. Konuk şairlere ve organizasyonda görevli BUÜ öğrencilerine de teşekkür belgelerinin verildiği program, BUÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Zekeriyya Arı’nın birlik ve beraberlik vurgusu yaptığı kapanış konuşması ile sona erdi.
Sakarya Asırlık çarşıda tezgahlar sanal vitrine taşınıyor: Esnaf e-ticaretle yüzleşiyor Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde 18 ve 19. yüzyıllara uzanan geçmişiyle kentin önemli ticaret merkezlerinden biri olan Uzun Çarşı’da, geleneksel esnaflık anlayışı ile modern ticaret yöntemleri arasındaki rekabet dikkat çekiyor. Teknolojinin hızla geliştiği günümüzde bazı esnaflar yüz yüze satıştan vazgeçmezken, bazıları ise tezgahını internete taşıyarak e-ticarete yöneliyor. Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde bulunan ve tarihi 18-19. yüzyıllara kadar uzanan Uzun Çarşı’da, nesilden nesle aktarılan dükkanlarda esnaflık yapan birçok isim, e-ticaretin kendilerini maddi anlamda etkilemediğini belirtirken, esnaf-müşteri samimiyetini öldürdüğüne inanıyor. İnternet satışını tercih eden aksesuar mağazası sahibi Hüseyin Oğuz Çelik ise gelirinin yarısının internet üzerinden yaptığı satışlardan geldiğini, çağa ayak uydurmayan esnafın ise yakında zamanda batma riski ile karşı karşıya kalacağını ifade etti. "İnternetten satıştan uzak duruyoruz" Uzun Çarşı’da babasının 45 yıllık gümüşçü dükkanında küçüklüğünden beri çalışan ve yakın zamanlarda devralan Sezer Akyıldız, uzun yıllardır aynı konumda esnaflık yapmanın kendilerine düzenli müşteriler kazandırdığını ve o müşteriler olmadan gelişen teknolojik ticaret sebebiyle zor günler yaşayabileceklerini belirtti. Akyıldız, "Babamdan devraldım. Esnaf şimdi kira ödüyor, sigorta ödüyor, eleman çalıştırıyor. Bir sürü giderimiz var, bunların haricinde iş yapmamız lazım ki bu giderleri karşılayabilelim. İş yapamayınca tabi ki zora düşüyoruz. İnsanlar bizi tanır, güven verdiğimizden dolayı bizi tercih ediyorlar. İnternetten satılan ürünlerde yüzde 29 gibi bir komisyon ödüyorsun belirli kurumlara. Bu sebepten internete çok yanaşmıyoruz, internetten satıştan uzak duruyoruz. 45 yıldır biz bu sektördeyiz, bizim düzenli ve oturmuş müşterimiz olmasa internet yüzünden dükkanı kapatır giderdik" dedi. "Genç nesil dijital mecradan veya AVM’lerden alışverişlerini sürdürüyor" Genç neslin artık çarşıda gezerek değil internet üzerinden veya alışveriş merkezlerinden ihtiyaçlarını karşıladıklarını ifade eden 40 yıllık ayakkabı dükkanı sahibi Sinen Pekçetin, "Aşağı yukarı 40 yıl gibi bir süredir esnaflık hayatım var. Eski müşteri yoğunluğumuz yok tabi ki. Bizden önceki kuşaklar rahmeti rahmana kavuştu artık. Genç nesilde buraları pek fazla tercih etmedikleri için dijital mecradan veya AVM’lerden alışverişlerini sürdürüyorlar. Burayı bilenler, daha önce buradan alışveriş yapanlar ve onların çocukları buraya geliyor. Bizim müşterilerimiz genelde görerek alan modeller. Görüp giyip, üzerine denedikten sonra ancak alıyorlar. Müşterilerle olan samimiyetimiz ve eski esnaf sıcaklığımızdan dolayı bizi tercih ediyorlar. Abi kardeş, abla kardeş ilişkisi gibi ilişkiler kuruyoruz müşterilerimizle" diye konuştu. "İnternetten bir ticaret yapmıyoruz. Bizim eski bir alışkanlığımız var" Yıllardır Uzun Çarşı’dan alışveriş yaptığını belirten 80 yaşındaki Engin Bakır ise konuyla alakalı "Yüz yüze esnaftan alışveriş yapmayı seviyorum. Pazarlık yapmayı seviyorum. Alacağım malı görerek alırsam daha iyi oluyor. Sağlamlığını oradan anlıyorum. Hep peşin ve görerek almaya çalışıyorum" derken 47 yaşındaki Yusuf Ekşi ise, "İnternetten bir ticaret yapmıyoruz. Bizim eski bir alışkanlığımız var. Bugün bize eski kafalı diyorlar, geri kafalı diyorlar. Evet kabul ediyoruz, eski kafalıyız. Bir şeyi dokunarak almayı severiz. Ne alacaksak alalım onu göreceğiz, dokunacağız, hissedeceğiz. Ondan sonra bedeli neyse ödeyerek alma taraftarıyız. İnternette yapmış olduğumuz alışverişler biraz sıkıntılı. Dolandırıcılık çok yüksek. Burada esnaf seni dolandırmaz. Gösteriyor, malı ortada. Bakıyorsun hoşuna gitti verirsin parasını alırsın. İnternet güvensiz geliyor bana. O yüzden internetten alışveriş yapmam. Esnafı tercih ederim. Onları kalkındırmalıyız çünkü onlarla geçim daha rahat" şeklinde konuştu. "Kazancımızın çoğu e-ticaretten gelmiyor ama bize ciddi miktarda bir takviye sağlıyor" Babasının 25 sene önce açtığı aksesuar dükkanında, ilk başlarda okul çıkışlarında yardım ederek çalışmaya başlayan ve gelişen teknoloji çağına ayak uydurmak için mağazada ki ürünlerin internet üzerinden de satışını yapan Hüseyin Oğuz Çelik, "Kazancımızın çoğu e-ticaretten gelmiyor ama bize ciddi miktarda bir takviye sağlıyor. Bizim sektörümüz açısından, özellikle kıyafet, giyim, aksesuar sektörlerinde internette olman gerekiyor ama bir gıda sektörü için belki olmayabilir. E-ticarete başlayalı yaklaşık bir sene olacak. Şu an gelir konusunda yarı yarıya gidiyor gibi bir durum var" ifadelerini kullandı. "Ayak uydurmazsan yavaş yavaş batarsın" Esnaflığın kurallarından birinin çağa ayak uydurmak olduğunu belirten Çelik, "E-ticarete herkesin girmesi gerekiyor. Eskiden Sakarya nüfusu çok daha düşüktü, herkes markaydı. Tatlıcı denince bir kişi, kıyafet denince iki kişi biliniyordu. Artık nüfus 2 milyon oldu. Artık kimse kimseyi pek tanımıyor. Yerel markaların pek bir önemi kalmıyor. İlçeler arası alışverişe bile kimse pek gitmiyor. Esnaflığın zaten kuralı budur, çağa ayak uyduramazsan hala burada kösele benzeri eski şeyler satmaya devam edersen çağın gerisinde kalırsın. Bu kredi kartına, pos cihazına geçmemekte inat etmek gibi bir şey. Bu tarz teknolojilere ayak uydurmazsan yavaş yavaş batarsın, nasıl battığını da anlamazsın" dedi.