KENT HABERLERİ - 21 Haziran 2016 Salı 16:11

Başkan Akgün'den “Albatros” açıklaması

A
A
A
Başkan Akgün'den “Albatros” açıklaması

Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün, “Albatros Parkı imara açılıyor” haberlerinin gerçeği yansıtmadığını, söz konusu alanın Albatros parkı olmadığını ve bu alanın belediyenin tapulu ve imarlı arazisi olduğunu belirtti. Akgün, CHP Milletvekili Ali Şeker’in bu iddiaları ortaya attığını belirterek, “Mesele Albatros parkı falan değil mesele Hasan Akgün’ün koltuğu” dedi.

Bazı basın yayın organlarında “Büyükçekmece Albatros parkı imara açılıyor” yönünde haberlerin çıkması üzerine Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün basın toplantısı düzenledi. Başkan Hasan Akgün söz konusu alanın Albatros Parkı olmadığını, bu alanın belediyenin tapulu arazisi olduğunu ve 1979 yılında bu alana Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından bu alana sonsuz imar izni verildiğini belirterek, “Yalan söylediler halkı ve basını kandırdılar. Albatrosta park diye ifade edilen yer Büyükçekmece Belediyesi’nin tapulu mülküdür. Dün akşam bir televizyon kanalında belediyenin arazisini deniz ile sıfırlamış sanki bu arada kalan yeşil alanı imara açmışız gibi gösterdi. Çünkü gayretleri bu. Büyükçekmece’nin Albatros mevkiindeki bu imarlı arazisi bütün zamanlar da imarlı bir arazidir.1979 yılında Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından Büyükçekmece Belediyesi’nin bu mülkü turizm alanı ilan edilmiş ve sonsuz imar hakkı verilmiş. Limitsiz inşaat hakkı verilmiş o günden bu güne 2007 yılına kadar bu imar hakkı burada devam edilmiş. Ben isteseydim 90’lı yıllardan bu yana Belediye Başkanlığı yaptığıma göre limitsiz inşaat hakkı olan bu arsamı yerli ve yabancıyla değerlendirerek buraya devasa oteller yapardım” dedi.

BAŞKAN AKGÜN, ÇIKAN HABERLERİ YALANLADI
Başkan Hasan Akgün sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu arsanın imarıyla ilgili olarak bizzat ben belediye meclis üyesi arkadaşlarıma bu bizim sonsuz imar hakkı olan arsa bizden sonraki gelecek belediyeler ve başkanları bu arsa üzerinde çok büyük çapta inşaat yaparlar bizden sonrakini de düşünelim diyerek bu arsanın imarını kısıtlayalım dedim. Üç emsalle Büyükşehir Belediyesi 2007 yılında bu arsamızın emsalini üç ile sınırladı. Yani en çok arsanın 3 katı kadar inşaat yapabilirsiniz kararı çıkarıldı. Normal şartlar da belediye başkanı imarı fazla almak isterler ama biz hariç çünkü biz Büyükçekmece de katları düşürmeye çalışıyoruz bunun örnekleri de var. Üç emsalden sonra bir etüt yaptırdım buraya nasıl inşaat yapılır diye bu da fazla dedim çünkü 1200 odalı otel çıkıyor bu olmaz bunu da değiştirelim dedim. 2011 yılında yeniden Büyükşehir’e başvurdum. Büyükçekmece’de kişi başına düşen yeşil alan 121 metrekare yani bu İstanbul’da olduğu gibi 5 metrekare 3 metrekare değil. Buranın imar hakkını düşüreceğiz dedik otel ticaret rezidans bir yaşam merkezi olan bizim üç emsal hakkımızı bu şekilde bizim teklifimizi yani sadece otel değil, otel ticaret,rezidans yapılması şartıyla kabul ettiler inşaat hakkınızı da yüzde 50 indiriyoruz dediler. Üç emsalden bir buçuk emsale indirdik sizin vasıtanızla neden halkı kandırdılar.”

“ALİ ŞEKER VE YANINDAKİ KİŞİLER BENİM KADROLU MUHALİFLERİMDİR”
Yaşanan gelişmelerin Albatros parkı ile ilgili olmadığını belirteN Hasan Akgün, “Mesele Albatros parkı falan değil mesele Hasan Akgün’ün koltuğu. Bu işi başlatan Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili Ali Şeker. Onunla beraber beş kişi Büyükçekmece’de benim kadrolu muhaliflerimdir. Dertleri güçleri yalan söyleyerek yalan büyük bir ahlaksızlıktır. Yer orada duruyor. Burayı Büyükşehir belediyesinde AK Parti ile CHP birleşti de imara açtı diyemezsiniz bu ahlaksızlıktır. Çünkü 1979 yılında Bayındırlık ve İskan Bakanı kimse o onaylamış. O zamandan sonra büyükşehir belediyesi CHP’si ile AK Partisi ile birlikte burayla ilgili tek bir şey yapmışlardır burayı kuşa çevirmişlerdir. Her şey ortada iken sadece Hasan Akgün’e muhalefet olmak için 2014 seçimlerinin öncesinden başlayarak seçimler de Hasan Akgün’ün kaybetmesi için Ali Şeker ve buradaki beş tane muhalif arkadaşıyla birlikte aynı zamanda bu büyükşehir belediyesinde ki Hüseyin Sağ Esin Hacıalioğlu ve Ferhat Epözdemir denilen arkadaşlar da bunlara uymuşlardır. Bunlar hepsi birden basını kullanmışlardır” şeklinde konuştu.

“TAKSİM GEZİ PARKI’NA GİDENLERİ DE KULLANDILAR”
“Hem İstanbul Büyükşehir belediye meclisine hakaret etmişlerdir. Hem Büyükşehirdeki çalışanlara hem de bize ve bizim meclisimize hakaret etmişlerdir” diyen Hasan Akgün, “Çünkü yalan büyük bir ahlaksızlıktır. Ama güneş balçıkla sıvanmaz. Acaba Büyükçekmece’de böyle bir Albatros parkı var mı yoksa Albatros parkı arada bulunan alanı mı benim bugüne kadar siyasi olarak karşımda beni hazmedemeyen benim koltuğumla uğraşan kişiler. Benim çocuklarım da benim arkadaşlarım da, biz de Taksim’e gittik çünkü yeşile karşı direndik ama buradakiler o Taksim Gezi Parkı’na gidenleri de kullandılar. Nitekim Taksim Gezi Parkı’na giden çocuklar bana geldi. Ben onlara aynen bu şekilde anlattım daha sonra o çocukların onları kişiler için kullandığı kelimeleri ben söyleyemem. Hüseyin Sağ, Esin Hacıalioğlu ve Ferhat Epözdemir sadece bu tip olaylara takılmıyorlar. Büyükşehirde tünele karşı çıkacaksın. Beşiktaş Belediyesi iki sene uğraşmış Büyükşehir Belediye Başkanımız Kadir Topbaş’a anlatmış kabul ettirmiş meydanın altına otopark yapacak buna karşı çıkıyorsunuz. Bu kişiler genelde her şeye karşı olmakla beraber toplumun önemli çıkar ve menfaatleri ile ilgili belediye meclis kararlarına da karşı oldukları için onların bu tip şeylere görmeden bilmeden karşı olmalarını yadırgamadım” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Vodafone Business, perakendede dijitalleşmeyi 5G ile hızlandırıyor Vodafone Business, Ipekyol, Penti ve Yargıcı ile hayata geçirdiği iş birlikleriyle perakende sektöründe dijital dönüşümü hızlandırıyor. 5G destekli bağlantı altyapısı, IoT çözümleri, enerji verimliliği ve veri analitiğini bir araya getiren platform, Türkiye’nin önde gelen üç şirketinin mağazalarını müşteri davranışlarının anlık olarak analiz edildiği, operasyonların veriyle yönetildiği yapılara dönüştürdü. Vodafone Business, Türkiye’nin önde gelen perakende markalarıyla hayata geçirdiği iş birlikleriyle mağazaları veriyle yönetilen, müşteri deneyimini odağına alan dijital yapılara dönüştürüyor. 5G destekli bağlantı altyapısı, IoT çözümleri ve veri analitiğini bir araya getiren platform, Ipekyol, Penti ve Yargıcı ile gerçekleştirdiği projelerle perakende sektöründe dönüşümün hız kazanmasına katkı sağlıyor. Perakende sektörünün yalnızca satışın gerçekleştiği bir alan değil; verinin üretildiği, müşteri deneyiminin anlık olarak yönetildiği, deneyimin uçtan uca yönetildiği ve kararların gerçek zamanlı alındığı bir yapıya dönüştüğünü belirten Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu, "5G, IoT ve veri analitiğinin birlikte kullanımı sayesinde mağazalar; veriye dayalı karar alma süreçlerinin merkezine yerleşirken, operasyonel verimlilik ve müşteri memnuniyetinde de önemli artışlar sağlanıyor. E-ticaret hacmindeki büyümeye rağmen satışların büyük bölümü hâlâ fiziksel mağazalarda gerçekleşiyor. Bu da mağazaların rolünü ortadan kaldırmak yerine yeniden tanımlıyor: mağazalar artık veri üreten ve deneyim yöneten merkezlere dönüşüyor" dedi. Platformun bu dönüşümü üç temel katmanda ele aldığını ifade eden Kestioğlu, açıklamasına şöyle devam etti: "Dönüşümü güçlü ve kesintisiz bağlantı altyapısı, bu altyapı üzerinde çalışan IoT ve dijital çözümler ve tüm süreci kapsayan uçtan uca servis modeli yaklaşımımızla gerçekleştiriyoruz. Bu sayede işletmeler yalnızca teknolojiye değil, doğrudan iş sonuçlarına odaklanan bir dönüşüm sürecine dahil oluyor. Ipekyol, Penti ve Yargıcı ile hayata geçirdiğimiz projeler, mağazaların veriyle yönetilen, bağlantıyla güçlenen ve müşteri deneyimini merkeze alan yapılara dönüştüğünü somut olarak ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde fiziksel mağazaların rolü daha da güçlenecek. Ancak bu mağazalar artık yalnızca satış noktaları değil, aynı zamanda veri üreten ve deneyim yöneten merkezler olacak. Platform olarak, iş ortaklarımızla birlikte bu dönüşümün öncüsü olmaya devam edeceğiz." Kesintisiz bağlantı ile operasyonel verimlilik arttı Yapılan açıklamaya göre, Ipekyol mağazalarında kurulan güçlü bağlantı altyapısı sayesinde mağaza içindeki tüm dijital sistemlerin kesintisiz çalışması sağlandı. Stok yönetiminden kasa süreçlerine, müşteri etkileşiminden kampanya yönetimine kadar tüm operasyonlarda veri akışı sürekli ve güvenilir hale getirildi. Bu yapı, mağaza performansının artırılmasına ve müşteri deneyiminin iyileştirilmesine doğrudan katkı sağladı. Vodafone Business iş birliğiyle hayata geçirilen 5G ve IoT tabanlı altyapının, mağazalarda operasyonel verimliliği önemli ölçüde artırdığına dikkat çeken Ipekyol Group IT Direktörü Tarık Zengin şunları söyledi: "Perakende sektöründe teknoloji artık yalnızca operasyonları destekleyen bir unsur değil, aynı zamanda müşteri deneyimini yeniden tanımlayan stratejik bir kaldıraç haline geldi. Gerçek zamanlı stok takibi, kesintisiz bağlantı sayesinde sorunsuz kasa süreçleri ve veriye dayalı karar alma mekanizmaları, hem maliyetlerimizi optimize etmemizi hem de tedarik zincirimizi daha etkin yönetmemizi sağlıyor. Bu dönüşüm, müşterilerimize daha hızlı ve kesintisiz bir alışveriş deneyimi sunarken, Grup olarak perakende sektöründe veri odaklı ve sürdürülebilir büyümenin öncülerinden biri olmamıza katkı sağlıyor." Enerji yönetimi dijitalleşmenin parçası oldu Penti ile gerçekleştirilen iş birliğinde, bağlantı altyapısının ötesine geçilerek enerji yönetimi de dönüşümün bir parçası haline getirildi. Platformun 5G destekli altyapısı ve Red Enerji çözümü ile mağazaların enerji tüketimi anlık olarak izlenebilir ve yönetilebilir hale geldi. Bu sayede enerji verimliliği sağlanırken maliyetler optimize edildi ve sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sunuldu. Penti CHRO & COO’su Selim Arda Üçer ise konuyla ilgili şunları söyledi: "Penti’de bizim için mağazacılık, ürünlerimizi misafirlerimizle buluşturduğumuz alanlar olmasının yanı sıra aynı zamanda iyi hissettiren bir deneyim alanını da ifade ediyor. Vodafone Business ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliği sayesinde 5G destekli altyapı ve akıllı çözümlerle mağazalarımızı daha verimli, sürdürülebilir ve müşteri deneyimini odağına alan yapılara dönüştürüyoruz." Mağaza içi deneyim veriye dönüştü Vodafone Business ile hayata geçirilen proje kapsamında Yargıcı mağazaları, müşteri davranışlarının anlık olarak analiz edilebildiği yapılara dönüştürüldü. 5G destekli bağlantı ve IoT çözümleri sayesinde mağaza içi yoğunluk, müşteri akışı ve ziyaretçi davranışları ölçülebilir hale geldi. Bu sayede mağaza içi yerleşimden operasyonel planlamaya kadar birçok alanda veriye dayalı karar alma mümkün hale geldi. Yargıcı Pazarlama ve E-ticaret Direktörü Erdem Aklan ise konuyla ilgili şunları söyledi: "Perakendede bugüne kadar ağırlıklı olarak satış verisi üzerinden karar alıyorduk. Ancak satış verisi, müşterinin mağaza içindeki yolculuğunu ve gerçek ilgisini anlamak için tek başına yeterli değil. Platfom ile hayata geçirdiğimiz bu proje sayesinde, artık satış verisinden davranış verisine geçiş yapıyoruz.Müşterinin mağazada nerede vakit geçirdiğini, hangi ürünlere ilgi gösterdiğini ve nasıl bir etkileşim kurduğunu ürün ve reyon bazında ölçümleyebiliyoruz. Bu da bize yalnızca neyin satıldığını değil, neden satıldığını anlama imkânı sunuyor.Bu iş birliğini Yargıcı mağazacılık dönüşümü için bir adım olarak görüyoruz. Vodafone Business’ın güçlü bağlantı altyapısı ve çözüm ortaklığı sayesinde mağazalarımızı gerçek zamanlı içgörü üreten yapılara dönüştürüyoruz. Bu yaklaşımın, müşteri deneyimini sürekli geliştirme vizyonumuzda önemli bir rol oynayacağına inanıyoruz." Perakende sektöründe veriyle çalışan mağaza dönemi Açıklamaya göre, Vodafone Business’ın hayata geçirdiği bu projeler, fiziksel mağazaların yalnızca satış noktası olmaktan çıkarak, veriyle çalışan ve müşteri deneyimini merkeze alan yapılara dönüştüğünü ortaya koyuyor. 5G ile birlikte daha fazla verinin, daha hızlı ve güvenli bir şekilde yönetilebildiği bu yeni dönemde, perakende sektörü de teknolojiyle birlikte yeniden şekilleniyor. Platform, iş ortaklarıyla birlikte bu dönüşümü hızlandırmaya ve perakende sektöründe yeni nesil iş modellerinin yaygınlaşmasına katkı sağlamaya devam ediyor.
Aydın Kuşadası’nda iki deniz kaplumbağası ölü bulundu Aydın’ın Kuşadası ilçesinde biri yeşil deniz kaplumbağası, diğeri iribaşlı deniz kaplumbağası olmak üzere iki farklı tür kıyıya ölü olarak vurdu. Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) tarafından yapılan açıklamada, Kuşadası Körfezi’nde iki ayrı noktada iki farklı tür deniz kaplumbağasının ölü olarak kıyıya vurduğu bildirildi. Yetkililer, Kuşadası Körfezi’nin deniz kaplumbağaları, yunuslar ve Akdeniz fokları gibi koruma önceliği yüksek türler için önemli bir yaşam ve beslenme alanı olduğuna işaret etti. Ancak son dönemde özellikle trol balıkçılığına bağlı hedef dışı av ve deniz kirliliği nedeniyle kaplumbağa ölümlerinde artış yaşandığı ifade edildi. İlk olayın Kadınlar Denizi sahilinde meydana geldiği, kıyıya vuran bireyin juvenil döneminde bir yeşil deniz kaplumbağası olduğu belirtildi. İlk incelemelerde kaplumbağanın balıkçı ağlarına takılarak yaşamını yitirmiş olabileceği değerlendirildi. İkinci olayın ise Düşler Yakası Plajı’nda yaşandığı, kıyıya vuran diğer kaplumbağanın iribaşlı deniz kaplumbağası olduğu kaydedildi. Kaplumbağanın baş bölgesinde ve karapasında belirgin doku bozulmaları ile renk değişimleri tespit edildi. Yaklaşık 12,5 santimetre karapas uzunluğuna sahip olduğu belirlenen kaplumbağanın erken juvenil dönemde ve 2-3 yaşlarında olduğu tahmin edilirken, bu yaş grubundaki bireylerin genellikle açık denizlerde yaşadığına dikkat çekildi. Kıyıya vurmasının ise olağan dışı bir durum olduğu vurgulandı. Kaplumbağanın kesin ölüm nedeni henüz belirlenemezken, enfeksiyon ihtimali ile birlikte plastik ve benzeri atıkların etkili olabileceği üzerinde duruluyor. Her iki kaplumbağadan alınan doku ve kabuk örneklerinin detaylı inceleme için uzmanlara gönderileceği öğrenildi. EKODOSD Başkanı Bahattin Sürüc, yaşanan olayların bölgedeki denizel biyoçeşitliliğin ciddi tehdit altında olduğunu ortaya koyduğunu belirterek, hedef dışı avın azaltılması, trol balıkçılığına yönelik denetimlerin artırılması, deniz kirliliğinin önlenmesi ve izleme çalışmalarının aralıksız sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.
İstanbul Nöroloji uzmanından uyarı: "Sanal ortamdaki öldürme eylemleri zamanla gerçek hayata yansıyabiliyor" Son dönemde artan okul saldırıları ve genç yaşta işlenen şiddet suçları, çocukların maruz kaldığı dijital içeriklerin etkisini yeniden gündeme taşıdı. Konuya dair aileleri uyaran ve çocuklarda bu durumun görülme nedenini açıklayan Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, "Özellikle antisosyal kişilik bozukluğu ve psikopatik yapı birleştiğinde, sanal ortamdaki öldürme eylemleri zamanla gerçek hayata yansıyabiliyor. Bu tabloya bir de alkol ya da uyuşturucu kullanımı eklendiğinde durum çok daha ağır hale geliyor. İnsan, beynin dopamin döngüsüne bağlı bir ödül sistemiyle hareket eder. Bu sistem oldukça ilginçtir çünkü tolerans geliştirir. Kişi ne kadar ödül alırsa alsın bir süre sonra tatmin olmaz ve hep daha fazlasını ister. Bu nedenle bireyin öncelikle kendi sınırlarını bilmesi gerekir. Özellikle çocuklara ve gençlere sınır koymak, gerektiğinde ’hayır’ diyebilmek büyük önem taşır. ailelerin çocuklarına sınır koyması, onlara hedef göstermesi ve manevi değerlerle yetiştirmesi büyük önem taşır" dedi. Son dönemde dünya genelinde yaşanan okul saldırıları ve genç yaşta işlenen şiddet olayları, çocukların psikolojik gelişimi üzerindeki riskleri yeniden tartışmaya açtı. Özellikle dijital oyunlarda yer alan ödül sistemleri ve sürekli tekrar eden uyarıcıların, çocuk ve gençlerin beyin gelişimi üzerinde ciddi etkiler oluşturabileceği ifade ediliyor. Uzmanlara göre, yoğun dijital maruziyet; odaklanma, muhakeme, empati ve dürtü kontrolü gibi bilişsel süreçleri olumsuz etkileyebiliyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, bu tablonun yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir kırılma olduğuna dikkat çekerek, bilgisayar oyun bağımlılığı ile kişilik bozukluklarının birleşmesinin önemli risklerden biri olduğunu vurguladı. Özellikle antisosyal kişilik bozukluğu ve psikopatik yapıya sahip bireylerde, sanal ortamda tekrar eden öldürme ve şiddet içeriklerinin zamanla gerçek hayata yansıyabileceğini belirten uzmanlar, alkol ve uyuşturucu kullanımının da tabloyu daha ağır hale getirdiğini ifade etti. "Manevi açıdan güçlü bireyler olarak yetiştirmek gerekir" Kahramanmaraş’taki okul saldırısının arkasında birçok fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik sebep olabileceğini belirten Dr. Yavuz, "Bunların detaylı şekilde araştırılması gerekir. Hatta akla hiç gelmeyecek farklı nedenler de söz konusu olabilir. En önemli sebeplerden biri, bilgisayar oyun bağımlılığı ile kişilik bozukluklarının bir araya gelmesidir. Özellikle antisosyal kişilik bozukluğu ve psikopatik yapı birleştiğinde, sanal ortamdaki öldürme eylemleri zamanla gerçek hayata yansıyabiliyor. Bu tabloya bir de alkol ya da uyuşturucu kullanımı eklendiğinde durum çok daha ağır hale geliyor. Son dönemlerde toplumda gözlemlediğimiz anlam kaybı da önemli bir sorun. Gençler, çoğu zaman bir hedefleri ve manevi değerleri olmadan, sınır konulmadan yetişiyor. Oysa insan, beynin dopamin döngüsüne bağlı bir ödül sistemiyle hareket eder. Bu sistem oldukça ilginçtir çünkü tolerans geliştirir. Kişi ne kadar ödül alırsa alsın bir süre sonra tatmin olmaz ve hep daha fazlasını ister. Bu nedenle bireyin öncelikle kendi sınırlarını bilmesi gerekir. Özellikle çocuklara ve gençlere sınır koymak, gerektiğinde ’hayır’ diyebilmek büyük önem taşır. Aynı zamanda onlara hayatın anlamını öğretmek, hedef belirlemelerini sağlamak ve manevi açıdan güçlü bireyler olarak yetiştirmek gerekir" dedi. "Yalnızlaşma toplumda ciddi kırılmalar ortaya çıkabiliyor" Günümüzde "ev genci sendromu" olarak adlandırılan durumun yaygınlaştığını vurgulayan Dr. Yavuz, "Çocuklar ve gençler, sosyal iletişimden uzaklaşarak zamanlarını evde, sanal ortamda yalnız başına geçirmeyi tercih ediyor. Bu durum zamanla bireyin insan ilişkilerinden kopmasına ve yalnızlaşmasına neden oluyor. Sonuç olarak toplumda ciddi kırılmalar ortaya çıkabiliyor. Özellikle aksiyon içerikli bilgisayar oyunlarında ödül sistemi sürekli olarak aktive olur. Kişi her seviye geçtiğinde dopamin salgılanır ve kendini mutlu hisseder. Ancak bir süre sonra, özellikle psikopatik altyapıya sahip bireylerde, bu sistem yeterince çalışmamaya başlayabilir. Yani kişi artık tatmin olmamaya başlar. Bu noktada sanal şiddet, gerçek hayattaki şiddete dönüşebilir. Bu durum, bilgisayar oyunu oynayan herkesi kapsamaz ve aileleri gereksiz yere endişelendirmemelidir. Ancak özellikle antisosyal kişilik özelliklerine sahip bireylerde risk daha yüksektir. Bunun dışında da aşırı oyun oynama, beynin fizyolojik ve psikolojik dengesini olumsuz etkileyebilir" diye konuştu. "Hayatın anlamını kavrayamayan bir çocuk, yelkensiz bir gemi gibi savrulmaya mahkum olabilir" Sürekli aksiyon oyunlarına maruz kalmanın, beynin hızlı düşünmeye alışmasına neden olduğunu bildiren Dr. Yavuz, "Bu da zamanla yüzeysel düşünme, derin analiz yapamama ve dikkat sorunlarına yol açabilir. Bunun sonucunda akademik başarıda düşüş gözlemlenebilir. Yani mesele yalnızca dopamin değil, aynı zamanda öğrenme kapasitesiyle de ilgilidir. Ayrıca bu süreçte endorfin bağımlılığı da gelişebilir. Endorfin, haz hormonu olmasının yanı sıra güçlü bir ağrı kesicidir. Dopaminle birlikte salgılanır ve zamanla bağımlılık oluşturabilir. Kişi giderek daha yüksek dozda uyarana ihtiyaç duyar. Bir noktadan sonra ise oyunlar artık haz vermemeye başlar. Eğer bireyin altyapısında psikopatik ya da sosyopatik eğilimler varsa, bu durum gerçek hayattaki şiddet davranışlarına dönüşebilir. Üstelik bu şiddet sadece başkalarına yönelik olmayabilir; kişi kendine de zarar verebilir. Nitekim bunun örneklerini toplumda görmekteyiz. Sonuç olarak, haz sınırını aşmış, tatminsizlik yaşayan ve hayatın anlamından uzaklaşmış bireyler hem kendilerine hem de çevrelerine zarar verebilir hale gelebilir. Bu nedenle ailelerin çocuklarına sınır koyması, onlara hedef göstermesi ve manevi değerlerle yetiştirmesi büyük önem taşır. Hayata anlam yükleyen bireyler, yaşamla daha güçlü bağ kurar. Aksi halde, hayatın anlamını kavrayamayan bir çocuk, yelkensiz bir gemi gibi savrulmaya mahkum olabilir" ifadelerini kullandı.
Isparta Kayıp olarak aranan 16 yaşındaki Feyza, ölü olarak bulundu Isparta’da sabah saatlerinden itibaren kayıp olarak aranan lise öğrencisi 16 yaşındaki Feyza Keskin, akşam saatlerinde boş bir binanın önünde hareketsiz halde bulundu. Yapılan incelemede genç kızın hayatını kaybettiği belirlendi.Olay, Deregümü mevkii Muzaffer Türkeş Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, sabah saatlerinden itibaren kayıp olarak aranan 16 yaşındaki Feyza Keskin, en son saat 11.30 sıralarında Gölcük Yolu üzerinde bulunan Asri Mezarlık ile Mahrukatçılar Sitesi civarında elektrikli bisikletiyle ilerlerken görüldü. Bu saatten sonra kendisinden haber alınamadı. Ekipler tarafından yürütülen arama çalışmaları sonucunda Keskin, akşam saatlerinde boş bir binanın önünde hareketsiz halde bulundu. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerince yapılan kontrolde Feyza Keskin’in hayatını kaybettiği belirlendi. Keskin’in cenazesi, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için otopsi yapılmak üzere Isparta Şehir Hastanesi morguna kaldırıldı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.Başımız sağ olsunKonu ile ilişkin Isparta Milli Eğitim Müdürü Recai Ocak taziye mesajı yayınladı. Sosyal üzerinden yapılan açıklamada, ‘‘ Isparta Süleyman Demirel Fen Lisesi 10. sınıf öğrencimiz Feyza Keskin’in ölümü haberini üzüntüyle öğrendim. Öğrencimize Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve eğitim camiamıza sabır diliyorum. Başımız sağ olsun’’ ifadeleri yer aldı.