GÜNDEM - 15 Ocak 2023 Pazar 17:54

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici: '6’lı masada kim doğru söylüyor?'

A
A
A
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici: '6’lı masada kim doğru söylüyor?'

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, 6’lı masayı eleştirerek “Demek ki devletin varlığı, ülkenin bütünlüğü, milletin istiklali ve istikbali, milletin refahı için değil, kendi alacakları cumhurbaşkanı yardımcılığı, bakanlık için konuşuyorlar. Sonra çıkıp yalanlıyorlar. 6’lı masada kim doğru söylüyor?” dedi.

Bursa Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen BBP Bursa İl Başkanlığı 11. Olağan Kongresi, yoğun katılımla gerçekleşti. Kongreye katılan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, “Daha önce yerlilik oranı yüzde 20 ile 30 arasında olan savunma sanayi alanımızda şu anda yüzde 80’nin üzerinde yerlilik oranına ulaşmış durumdayız. İnşallah mühendislerimizin, işçilerimizin, iş adamlarımızın gayretiyle yüzde 100 yerliye de ulaşacağız. Şimdi tabii bundan kim rahatsız? Bundan ABD, Avrupa Birliği, emperyalistler rahatsız. Bunları anlıyorum da, Kılıçdaroğlu ile Ali Babacan da rahatsız. Şimdi bizim anlamakta zorlandığımız nokta burası. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin vatandaşı, eğer bu devletin varlığının, ülkesinin bütünlüğünün, milletin istiklalinin ve istikbalinin yanındaysa hangi parti, ne olursa olsun bu gelişmelerden neden rahatsız olur? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milli Savunma Bakanlığı’nın yeni fırtına obüslerinin tanıtımı ve ordumuza kazandırılması töreninde konuştu. Tüm katılımcılar elbette ki bu başarıyı alkışladı. Biz de alkışlıyoruz. Peki, Kılıçdaroğlu bundan niye rahatsız oluyor? Efendim neymiş, 'askerler niye alkışlamışlar? Alkışlar. Elbette alkışlayacaklar. Bu eser, bu imal edilen fırtına obüsleri başta olmak üzere, savunma sanayimizde, kendi yerli fabrikalarımızda, yerli mühendislerimiz ve işçilerimiz tarafından imal edilen bu ürünlerle hepimiz gurur duyuyoruz. Elbette alkışlayacaklar. Niye alkışlamasınlar? Esas alkışlamayanı ya da ‘Niye alkışladılar?’ diyenleri sorgulamak gerekiyor. Tabii Babacan eksik kalır mı? Kalmıyor. O da Baykar'a yükleniyor. Geçtiğimiz hafta, Yüksekova, Hakkari ve Van bölgelerindeydim. Bu yıl içerisinde o bölgede de gitmediğimiz il, ilçe kalmadı. Gördük ki dağlar tertemiz, ovalar tertemiz bir tane bile terörist bırakılmamış. İşte bunda da bu İHA'ların ve SİHA'ların büyük katkısı var. Babacan bundan rahatsız oluyor. Onlar istiyorlar ki eskisi gibi olsun. Teröristler oralarda cirit atsın. Bir Türk siyasetçi, bir Türk vatandaşı niye bundan rahatsız olsun ki? Eğer bundan rahatsız oluyorsa demek ki onunla ilgili bir problem vardır, demektir. Anlaşılıyor ki toplantılar Ali Babacan'ı sadece etkilememiş, esir almış esir. Onların esiri olmuş” dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın Anayasa’dan Türklük kavramının çıkarılmasını istediğinin altını çizen Destici, “O da yetmiyor. ‘Ana dilde eğitim de değişsin’ diyor. Ey Babacan, sen Türk'ün ve Türklüğün nesinden rahatsızsın? Eğer bunu, sırf ağa babalarına yaranmak için yapıyorsan açıkça millete ifade etmelisin. Yok yine emperyalistlerin maşası olarak kırk yıldır Türkiye'nin enerjisini tüketmek için kullandıkları PKK ve onun uzantılarına şirin gözükmek istiyorsan onların akıbeti neyse senin akıbetinde o olur. Şimdi biz bakın her fikre, her düşünceye saygılıyız. Ama bir ölçü var. Ölçü nedir? Terör ve şiddet bulaşmayacak. Ölçü nedir? Devletin varlığına, ülkenin bütünlüğüne, milletin istiklaline ve istikbaline kastetmeyecek. Bunları yapmayacak. Eğer bunları yapıyorsa o zaman biz de gerekli cevabı vermekle kalmayız. Milletimizle birlikte gerekli dersi de 2023’te sandıkta veririz Allah'ın izniyle” şeklinde konuştu.

Altılı masadakilerin ayarlanmış saat gibi olduğunu belirten Destici, “Bir gün biri, öbür gün öbürü çalıyor. Bunlar görev dağılımı yapmışlar. Biri ABD'ye mesaj veriyor. Öbürü Avrupa Birliği'ne, Almanya'ya, Fransa'ya, İngiltere'ye mesaj veriyor. Birisi PKK'ya mesaj veriyor. Birisi de başka yerlere mesaj veriyor. Onun için bunlardan hayır çıkmaz. Bunlardan Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk milleti için hayır gelmez, hayır beklenmez. Onun için biz inandığımız yolda Cumhur İttifakı'yla birlikte yürümeye milletimizle beraber devam edeceğiz. Bakın öyle ince ince işliyorlar ki, milleti alıştırmaya çalışıyorlar. Televizyon programında Şirin Payzın, genç bir kızın sorusundaki ‘Kürdistan’ ifadesini düzeltmeye çalışırken, ‘Kürdistan derseniz, biz televizyon olarak RTÜK'ten ceza yeriz. Kürt illeri diyelim’ diyor. Yani yine bölücülük yapıyor. Başta o hanımefendi olmak üzere herkese buradan bir kere daha sesleniyorum. Bu devletin adı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir. Bu devletteki her vilayetimizin, her şehrimizin, her ilçemizin de adı vardır ve bunların hepsi de Türkiye Cumhuriyeti devletinin şehirleri, illeri, beldeleridir. Bu adı Şirin, soyadı Payzın olan kişinin soy isminin sözlükteki anlamına baktım. Anlamı, esir, ayağına pranga vurulmuş, hizmetçi, uşak ifadeleri yazıyor. Şimdi düşündüm. Dedim ki bu hanım tam soy ismine uygun bir şekilde, PKK'nın esiri olmuş. Bu kadın HDP'nin ve yandaşlarının, 6’lı masanın maşası olmuş. Emperyalistlerin uşağı olmuş ve onlara uşaklık yapıyor” diye konuştu.

Anayasa Mahkemesi, Anayasa'ya, hem iç hukuka ve uluslararası hukuka göre karar verirse HDP'nin yüzde 100 kapatması gerektiğini belirten Destici, "Çünkü terör örgütünün partisi olmaz. Sadece bizde değil dünyanın hiçbir yerinde olmaz. Almanya'da da olmaz, Amerika'da da olmaz. Çin'de de olmaz, Rusya'da da olmaz. Finlandiya'da da olmaz, İsveç'te de olmaz. Ama İsveç'te ne olur? İsveç'te Türkiye düşmanı terör örgütü olursa olur. Kendilerine karşı mücadele eden olsa bir kişisini bile barındırmazlar. Ama Türkiye'nin aleyhindeyse onu barındırırlar, barındırmakla da kalmazlar güçlendirirler. Bakın İsveç bir taraftan Rusya korkusuyla NATO'ya girmek istiyor. Bunun da yolu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin vize vermesinden, onay vermesinden, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin karar almasından geçiyor. İsveç hükümeti bu kafayla giderse, bunlara müsaade ederse, bunlarla ilgili işlem yapmazsa ve Türkiye'nin istediği teröristleri Türkiye'ye iade etmezse NATO'ya üyeliği unutacak, Türk milleti hainlere, teröristlere sahip çıkanların NATO'ya girmesine müsaade etmemelidir ve etmeyecektir” dedi.

Türkiye’nin istikrarlı bir sistemle yönetildiğini söyleyen Destici, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nu da eleştirdi. Destici, “Her bir partinin genel başkanı, cumhurbaşkanı yardımcısı olacakmış. En az bir tane de bakanlık olacakmış. Arkadaşlar demek ki 10 toplantıdır cumhurbaşkanlığı yardımcılığı ve bakanlık pazarlığı yapıyormuş. Sağ olasın Davutoğlu, bunu söyledin, milletimiz de bunu işitti. Demek ki devletin varlığı, ülkenin bütünlüğü, milletin istiklali ve istikbali, milletin refahı için değil, kendi alacakları cumhurbaşkanı yardımcılığı, bakanlık için konuşuyorlar. Daha sonra da bir televizyoncu, gazeteci açıklıyor. ‘9 bin kadro hazır’ diyor. Kazanırlarsa geldikleri gün il valilerinden, emniyet müdürlerinden, kaymakamlardan, rektörlere kadar bir günde hepsini değiştirecekler. Yani bu gerçekten inanılır gibi şeyler değil. Lakin adamı da söylediğine pişman ettiler. Sonra birisi çıktı dedi ki ‘Oyu kadar konuşsun’. Öbürü çıktı dedi ki, ‘Onun söylediği doğru değil’, öbürü çıktı dedi ki ‘Biz henüz bu konuları konuşmadık’. Kim doğru söylüyor? 6’lı masada kim doğru söylüyor? Kılıçdaroğlu mu? Ona mı bakacağız? Sayın Akşener mi? Davutoğlu mu? Babacan mı? Diğerleri mi? Kim, hanginiz doğru söylüyorsunuz. Hepsi birbirini yalanlıyor. Bir taraftan hukuk diyeceksiniz. Bir taraftan demokrasi diyeceksiniz. Bir taraftan milli irade diyeceksiniz. Bir taraftan mevcut cumhurbaşkanını, hükümeti anayasaya uymaya davet edeceksiniz. Yasalara uymaya davet edeceksiniz. Bu ne yaman bir çelişki. Ve ne yaman bir tutarsızlık ve ikiyüzlülük. Onun için onlardan bu millete fayda gelmez. Bu devlete fayda gelmez. İnananlara, milliyetçiliğe, maneviyatçılığa, ahlaka önem verenlere hiç fayda gelmez. Yani bunlar maazallah böyle bir yetki ellerine geçirseler biri bir tarafından çekecek, öbürü öbür tarafından çekecek. Yönetilemeyecek ve Allah korusun Suriye gibi, Libya gibi, Irak gibi kaosa gidecek bir Türkiye gördüğümüz” ifadelerini kullandı.

BBP Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Alfatlı, “Siyasi partiler milletin sesi olmalıdırlar. Siyasi partiler milletin değerleriyle barışık olmalıdırlar. 30 yıldır BBP mazlumun yanındadır. BBP bir dava hareketidir. Anadolu coğrafyasının iktidara uzanan elidir. Allah’ın izniyle TBMM’de her kesimin sesi olduk. Bu kadrolar, bu kalabalık bunun göstergesidir” dedi.

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, “Milletin iktidarı için ömrünü feda eden Muhsin Yazıcı’yı rahmetle yâd ediyorum. Yaptığımız çalışmalarla Muhsin Yazıcı gibi önemli kişilerin isimleri bu insanların hafızalarından silinmeyecektir. Beklentilerini şehir adına söyleyen ve bize yardımcı olan BBP’ne teşekkür ediyorum. Siyaset çamur at izi kalsın değildir. BBP’nin bu duruşunu tebrik ediyorum. Zor bir coğrafyada yaşıyoruz. Her tarafta karışıklık var. Birlik ve beraberlik için bu milletin bekası için gecemizi gündüzümüze katıyoruz" dedi.

BBP Bursa İl Başkanı Haldun Filizli, “Görevi devraldığımız ilk günden bugüne kadar sorumluluklarımızı yerine getiriyoruz. Üye sayımızı arttırarak güçlü bir teşkilat yapısı oluşturuyoruz. Kapı kapı gezerek çalışmalarınızı ve projelerimizi aktardık. Önümüzdeki seçimler için sahada vatandaşlarımızla temas halinde olacağız” diye konuştu.

Abdullah Çibir
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Türk dünyası şairleri BUÜ’de buluştu Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), Türk dünyasının kültürel bağlarını güçlendiren bir organizasyona ev sahipliği yaptı. BUÜ bünyesindeki Türk Dünyası ve Kültürü Topluluğu ile Genç Kalemler Topluluğu’nca düzenlenen "Türk Dünyası Şairler Buluşması", beş farklı Türki Cumhuriyetlerden gelen sanatçıları ve çok sayıda protokol üyesini bir araya getirdi. BUÜ Mühendislik Fakültesi Dr. Arif Ağaoğlu İleri Teknolojiler Merkez Laboratuvar Salonu’nda gerçekleştirilen uluslararası etkinlikte; Azerbaycan, Özbekistan, Türkmenistan, Kazakistan ve Kırgızistan Cumhuriyetlerinden gelen şairler, yazdıkları eserleri Türkiye Türkçesi ve ana dilleriyle seslendirerek katılımcılara bir dil şöleni sundu. Etkinliğe BUÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Zekeriyya Arı, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Ayhan Sarsıcı, Osmangazi Belediyesi Başkan Vekili Murat Hoşgörü, Bursa Göç İdaresi Müdürü Haşim Özcan, TÜDAM Müdürü Prof. Dr. Ferhat Kurtulmuş ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katılım sağladı. Türk dünyası ezgileri BUÜ’de hayat buldu Programda şiirlerin yanı sıra Türk dünyasının müzikal zenginliği de sahneye taşındı. BUÜ mezunu ve Bursa Büyükşehir Belediyesi Orkestra Şube Müdürlüğü Türk Halk Müziği Bölümü saz sanatçısı Alim Hüseyinoğlu’nun seslendirdiği türkülerin ardından; BUÜ Eğitim Fakültesi Kazakistan uyruklu öğrencisi Ayşe Yersinbek Kazak millî sazı dombra, BUÜ mezunu Çolpan Kambarova ise Kırgız millî sazı komuz ve Türk dünyasına ait eserlerle etkinliğe katıldı. Ayrıca BUÜ Azerbaycan Kültür ve Sanat Topluluğu üyelerinden Kemale Memmedova ve Amal Babayev, sergiledikleri Azerbaycan halk oyunları ile beğeni topladı . Akademisyenlere uluslararası madalya Program kapsamında Türk dünyasına sağladıkları katkılar nedeniyle BUÜ’lü isimlere ödüller verildi. Kırgızistan Uluslararası "Kırgız Akın" Yazarlar Birliği tarafından "Cengiz Aytmatov Madalyası" ile "Teşekkür Mektubu", Kazakistan "DüniyeTalanttarı" Birliği tarafından ise "Ahmet Yesevi Madalyası" ile "Teşekkür Belgesi" takdim edildi. Ödüller; BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz’a, Türk Ocakları Derneği Bursa Şubesi Başkanı Prof. Dr. Selçuk Kırlı’ya, Türk Dünyası ve Kültürü Topluluğu Danışmanı Prof. Dr. Alev Sınar Uğurlu’ya, Genç Kalemler Topluluğu Danışmanı Doç. Dr. MinaraAliyeva Çınar’a ve BUÜ Ali ŞirNevai Özbek Dil ve Kültür Merkezi Müdürü Surayyo Khodjoyeva’ya sunuldu. Yurt dışı gezisi nedeniyle törende bulunamayan Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz’ın "Ahmet Yesevi Madalyası ve Sertifikası", kendilerine makamında takdim edildi. Konuk şairlere ve organizasyonda görevli BUÜ öğrencilerine de teşekkür belgelerinin verildiği program, BUÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Zekeriyya Arı’nın birlik ve beraberlik vurgusu yaptığı kapanış konuşması ile sona erdi.
Sakarya Asırlık çarşıda tezgahlar sanal vitrine taşınıyor: Esnaf e-ticaretle yüzleşiyor Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde 18 ve 19. yüzyıllara uzanan geçmişiyle kentin önemli ticaret merkezlerinden biri olan Uzun Çarşı’da, geleneksel esnaflık anlayışı ile modern ticaret yöntemleri arasındaki rekabet dikkat çekiyor. Teknolojinin hızla geliştiği günümüzde bazı esnaflar yüz yüze satıştan vazgeçmezken, bazıları ise tezgahını internete taşıyarak e-ticarete yöneliyor. Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde bulunan ve tarihi 18-19. yüzyıllara kadar uzanan Uzun Çarşı’da, nesilden nesle aktarılan dükkanlarda esnaflık yapan birçok isim, e-ticaretin kendilerini maddi anlamda etkilemediğini belirtirken, esnaf-müşteri samimiyetini öldürdüğüne inanıyor. İnternet satışını tercih eden aksesuar mağazası sahibi Hüseyin Oğuz Çelik ise gelirinin yarısının internet üzerinden yaptığı satışlardan geldiğini, çağa ayak uydurmayan esnafın ise yakında zamanda batma riski ile karşı karşıya kalacağını ifade etti. "İnternetten satıştan uzak duruyoruz" Uzun Çarşı’da babasının 45 yıllık gümüşçü dükkanında küçüklüğünden beri çalışan ve yakın zamanlarda devralan Sezer Akyıldız, uzun yıllardır aynı konumda esnaflık yapmanın kendilerine düzenli müşteriler kazandırdığını ve o müşteriler olmadan gelişen teknolojik ticaret sebebiyle zor günler yaşayabileceklerini belirtti. Akyıldız, "Babamdan devraldım. Esnaf şimdi kira ödüyor, sigorta ödüyor, eleman çalıştırıyor. Bir sürü giderimiz var, bunların haricinde iş yapmamız lazım ki bu giderleri karşılayabilelim. İş yapamayınca tabi ki zora düşüyoruz. İnsanlar bizi tanır, güven verdiğimizden dolayı bizi tercih ediyorlar. İnternetten satılan ürünlerde yüzde 29 gibi bir komisyon ödüyorsun belirli kurumlara. Bu sebepten internete çok yanaşmıyoruz, internetten satıştan uzak duruyoruz. 45 yıldır biz bu sektördeyiz, bizim düzenli ve oturmuş müşterimiz olmasa internet yüzünden dükkanı kapatır giderdik" dedi. "Genç nesil dijital mecradan veya AVM’lerden alışverişlerini sürdürüyor" Genç neslin artık çarşıda gezerek değil internet üzerinden veya alışveriş merkezlerinden ihtiyaçlarını karşıladıklarını ifade eden 40 yıllık ayakkabı dükkanı sahibi Sinen Pekçetin, "Aşağı yukarı 40 yıl gibi bir süredir esnaflık hayatım var. Eski müşteri yoğunluğumuz yok tabi ki. Bizden önceki kuşaklar rahmeti rahmana kavuştu artık. Genç nesilde buraları pek fazla tercih etmedikleri için dijital mecradan veya AVM’lerden alışverişlerini sürdürüyorlar. Burayı bilenler, daha önce buradan alışveriş yapanlar ve onların çocukları buraya geliyor. Bizim müşterilerimiz genelde görerek alan modeller. Görüp giyip, üzerine denedikten sonra ancak alıyorlar. Müşterilerle olan samimiyetimiz ve eski esnaf sıcaklığımızdan dolayı bizi tercih ediyorlar. Abi kardeş, abla kardeş ilişkisi gibi ilişkiler kuruyoruz müşterilerimizle" diye konuştu. "İnternetten bir ticaret yapmıyoruz. Bizim eski bir alışkanlığımız var" Yıllardır Uzun Çarşı’dan alışveriş yaptığını belirten 80 yaşındaki Engin Bakır ise konuyla alakalı "Yüz yüze esnaftan alışveriş yapmayı seviyorum. Pazarlık yapmayı seviyorum. Alacağım malı görerek alırsam daha iyi oluyor. Sağlamlığını oradan anlıyorum. Hep peşin ve görerek almaya çalışıyorum" derken 47 yaşındaki Yusuf Ekşi ise, "İnternetten bir ticaret yapmıyoruz. Bizim eski bir alışkanlığımız var. Bugün bize eski kafalı diyorlar, geri kafalı diyorlar. Evet kabul ediyoruz, eski kafalıyız. Bir şeyi dokunarak almayı severiz. Ne alacaksak alalım onu göreceğiz, dokunacağız, hissedeceğiz. Ondan sonra bedeli neyse ödeyerek alma taraftarıyız. İnternette yapmış olduğumuz alışverişler biraz sıkıntılı. Dolandırıcılık çok yüksek. Burada esnaf seni dolandırmaz. Gösteriyor, malı ortada. Bakıyorsun hoşuna gitti verirsin parasını alırsın. İnternet güvensiz geliyor bana. O yüzden internetten alışveriş yapmam. Esnafı tercih ederim. Onları kalkındırmalıyız çünkü onlarla geçim daha rahat" şeklinde konuştu. "Kazancımızın çoğu e-ticaretten gelmiyor ama bize ciddi miktarda bir takviye sağlıyor" Babasının 25 sene önce açtığı aksesuar dükkanında, ilk başlarda okul çıkışlarında yardım ederek çalışmaya başlayan ve gelişen teknoloji çağına ayak uydurmak için mağazada ki ürünlerin internet üzerinden de satışını yapan Hüseyin Oğuz Çelik, "Kazancımızın çoğu e-ticaretten gelmiyor ama bize ciddi miktarda bir takviye sağlıyor. Bizim sektörümüz açısından, özellikle kıyafet, giyim, aksesuar sektörlerinde internette olman gerekiyor ama bir gıda sektörü için belki olmayabilir. E-ticarete başlayalı yaklaşık bir sene olacak. Şu an gelir konusunda yarı yarıya gidiyor gibi bir durum var" ifadelerini kullandı. "Ayak uydurmazsan yavaş yavaş batarsın" Esnaflığın kurallarından birinin çağa ayak uydurmak olduğunu belirten Çelik, "E-ticarete herkesin girmesi gerekiyor. Eskiden Sakarya nüfusu çok daha düşüktü, herkes markaydı. Tatlıcı denince bir kişi, kıyafet denince iki kişi biliniyordu. Artık nüfus 2 milyon oldu. Artık kimse kimseyi pek tanımıyor. Yerel markaların pek bir önemi kalmıyor. İlçeler arası alışverişe bile kimse pek gitmiyor. Esnaflığın zaten kuralı budur, çağa ayak uyduramazsan hala burada kösele benzeri eski şeyler satmaya devam edersen çağın gerisinde kalırsın. Bu kredi kartına, pos cihazına geçmemekte inat etmek gibi bir şey. Bu tarz teknolojilere ayak uydurmazsan yavaş yavaş batarsın, nasıl battığını da anlamazsın" dedi.