KENT HABERLERİ - 15 Mart 2013 Cuma 16:08

"Belediye Başkanları gazetecilerden korkmasın"

A
A
A
"Belediye Başkanları gazetecilerden korkmasın"

Gazeteci Recep Yeter, Marmara Belediyeler Birliği’nin gerçekleştirdiği “Belediyelerin Basın PR Çalışmalarında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar” konulu seminerde konuştu...

Marmara bölgesindeki belediyelerin basın ve halkla ilişkiler bürolarında çalışanlara “Belediyelerin Basın PR Çalışmalarında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar” konulu bir seminer veren Gazeteci Recep Yeter, belediye başkanlarının yanlış yönlendirilme ya da ‘olumsuz haber çıkar’ korkusu nedeniyle gazetecilerden bilgiyi sakladıklarını ve daha sıkı iletişime geçemediklerini söyledi. Recep Yeter “Başkan ne kadar cesur ve samimi olursa medya başkanı o kadar dikkate alır ve haber ilişkisini daha fazla kurar” dedi.

Marmara Belediyeler Birliği tarafından birliğin Eminönü’ndeki merkezinde “Belediyelerin Basın PR Çalışmalarında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar” konulu seminer düzenlendi. Seminere konuşmacı olarak Yeni Şafak Gazetesi İstihbarat Şefi ve Öğretim Görevlisi Recep Yeter katıldı. Gazeteci Recep Yeter, belediye başkanlarından, seçimlere; basın danışmanlarından, basın bültenlerine; medyada yer alan haberlere kadar bilgiler verip medya ve basın danışmanlığı konularında dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.

“HANGİSİ DOĞRU? SORUSUNU KENDİNİZE SIKÇA SORUN”
 
Belediyelerin yaptıkları etkinlikleri tanıtırken basın bültenlerinin çok önemli olduğunu ifade eden Gazeteci Recep Yeter, “İyi bir tanıtım çalışması, çok iyi hazırlanmış bir basın bülteniyle başlıyor. Basın danışmanları iyi bir basın bülteni hazırlayabilirse neticesi de o kadar iyi oluyor.” dedi.  Peki hayatın her alanında kaliteyi nasıl yakalayacağız? diye soran Yeter sözlerine şöyle devam etti: “Ben bu konuda görüntüyü net şekilde ortaya koyan HD ekran örneğini veriyorum.  Çünkü yaptığımız işi sadece biz yapmıyoruz. Yaptığımız işi sadece kendimiz için yapmıyoruz. Sonucundan herkes etkileniyor.  Bu sebeple ortaya çıkardığımız işleri herkes tüm çıplaklığıyla görüyor.  Yani insanlar işimize, yazdığımız basın bültenine, o basın bülteninin oluşturduğu etkiye bakarak aslında bizi, yaptığımız işi seyrediyor. Ve izlendiğimiz ekran HD kalitede görüntü veren bir ekran. Eğer biz işimize özen göstermiyorsak, hazırladığımız basın bültenini, kurduğumuz ilişkileri özensiz yapıyorsak, haberin ne olduğunu bilmiyor, haber yazmayı önemsemiyorsak ve bunun farkında da değilsek o halde herkes bizi HD ekrandan izlerken biz kendimize karıncalı siyah beyaz bir ekrandan bakıyoruz demektir. Bu nedenle kısaltması HD olan ‘Hangisi Doğru?’ sorusunu verdiğiniz her kararda, yaptığınız her işte kendinize sormayı hiçbir zaman ihmal etmemelisiniz”
 
“STAJYER BİLE OLSA GAZETECİ GAZETECİDİR”

“Her zaman söylediğim bir şey var. Doğru iletişimi, doğru kişiler kurabilir. İşini işi yapabilen insanlar, sürekli öğrenmenin peşinde koşarak daima ‘Bilmiyorum’ diyebilen,  tevazu, feraset, basiret ve erdem sahibi insanlardır.” diyen Yeter, ”Bir basın danışmanı kendisiyle irtibata geçen stajyer bir muhabir adayı arkadaş bile olsa ciddiye almalı. Ben muhabirime, stajyerime saygı göstermeyen, verdiği randevusuna sadık kalmayan basın ve halkla ilişkiler sorumlularıyla ilişki kurarken adabı muaşeret gereği davrandığı gibi davranıyorum. Tevazu sahibi olmak bu konuda önem taşıyor mesela. Ayrıca bugün stajyer ya da mesleğe yeni başlamış bir muhabir olarak gördüğünüz bir arkadaşım, iki yıl sonra karşınıza çok iyi bir gazeteci olarak çıkacak. Kim olursa olsun kurduğunuz ilişkilere dikkat etmelisiniz” şeklinde konuştu.
 
“BİR ÇOK BELEDİYENİN İLETİŞİM STRATEJİSİ YOK”

 
Yerel seçimlere yaklaşık bir yıl kaldığını hatırlatan Recep Yeter, salonda bulunan basın danışmanlarından bazılarına 2013’ün hangi ayında hangi etkinliği yapacaklarını ve hangi konularda basın bülteni servis etmeyi planladıklarını sordu. Basın danışmanlarından planlama yapmadıklarını cevabını alan Recep Yeter,  bir gazeteci olarak kendisine ulaştırılan basın bültenlerine baktığında bir çok belediyenin stratejik iletişim planının olmadığını anlayabildiğini söyledi. Her gün basın bülteni gönderen belediyeler olduğunu kaydeden Yeter “Bültenlere bakıyorum. Başkanların maşallahı var. Anlamadıkları konu yok Halbu ki her belediyenin çok iyi yaptığı bir iş, her başkanın çok iyi anladığı bir konu mutlaka vardır. Ama gereksiz açıklamalar yaptırarak başkanın önüne set çekiliyor.” dedi.
 
“BASIN DANIŞMANLARI HABER DEĞERİ OLAN PROJELER GELİŞTİRMELİ”

 
Belediyelerin proje konusunda yeteri kadar çeşitliliğe sahip olmadığını ifade eden Gazeteci Yeter, sözlerine şöyle devam etti: “Belediyeler, adeta dışarıdan kendilerine getirilen projelere mahkûmlar. Proje çeşitliliği yok. Birbirinin taklidi çalışmalar var. Niye bir basın danışmanı ‘başkanım şöyle bir şey yapılsın ve bizim haber anlamında da işimize yarasın’ demiyor.  Öyle bir etkinlik planlayın ki bunun haber değeri olsun, medya yansıması daha önceki yapılan işlerden daha büyük olsun. Belediye başkanlarımız çok çalışıyor, çok iş yapıyor olabilir ama başkanı halka tanıtacak, sunacak işleri de çok iyi kullanmak gerekiyor, böyle işler yoksa üretmek gerekiyor” Rutin toplantı haberlerini sadece rutini aktarmak amacıyla takip ettirmediğini dile getiren Yeter, ”Takip ettirmiyorum çünkü internetin olduğu bir dünyada gazete olarak rutinle ayakta kalamazsınız. Benim muhabirim toplantıdan gazeteye gelene kadar zaten o toplantı internete çoktan düşmüş oluyor. Artık yeni medya diye bir gerçeklik var. Bunun farkında olmamız lazım. Belediyeler de basın faaliyetlerini geleneksel medya, yeni medya gibi başlıklar halinde planlaması lazım” diye konuştu.

“BAŞKAN GAZETECİDEN KORKUYORSA ORADAN İYİ HABER ÇIKMIYOR”
 
Recep Yeter, belediye başkanlarının da medya konusunda bazı şeylere dikkat etmesi gerektiğini söyledi. Yeter, “Belediye Başkanı, gazetede çıkan haberden korkuyorsa oradan iyi iş çıkmıyor. Gazeteciyle muhatap olmaktan korkan, haberden korkan belediye başkanlarını haberleri de o derecede az çıkıyor. Bir belediye başkanı haberden niye çok korkar? Ya yanlış bir şeyler yapıyordur, ya da yeterince iş yapmıyordur. Öte yandan bu korkunun her başkanda bir miktar olmasında da fayda var elbette. Çünkü Türkiye’de iyi niyetle yapılan çalışmaları küçük bir eksikliği fark edip çöpe atmayı maharet bilen bir gazetecilik anlayışı da maalesef hala mevcut. Belediye Başkanları önemsiz bir ayıbı göstermemek için yaptığı iyi şeyleri de saklamayı tercih ediyor. Bu sıkıntılardan dolayı da başkanlarımız ketum davranıyor. Ancak dediğim gibi başkan gazeteciden bilgiyi saklamamalı.” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Osmaniye Başkan Çenet: "Osmaniye, edebiyatçılarıyla da mümbit bir coğrafya" Osmaniye’de bu yıl 8’incisi düzenlenen Kitap Fuarı, ziyaretçilerine kapılarını açtı. Osmaniye Belediye Başkanı İbrahim Çenet, kentin yalnızca verimli topraklarıyla değil, yetiştirdiği önemli edebiyatçılarla da zengin bir kültüre sahip olduğunu belirterek, "Bu coğrafyada yetişen değerli edebiyatçılar, gençlerimize ilham vermektedir" dedi. Osmaniye Belediyesi tarafından "Okuyan Şehir Osmaniye" sloganıyla düzenlenen fuar, yoğun katılımla başladı. Devlet Bahçeli Meydanı’nda 2 bin metrekare kapalı alanda kurulan fuarda, 120 yayınevi ve 120 yazar yer alıyor. Yüzlerce yazar ve binlerce kitabın okurlarla buluştuğu etkinlikte, her yaştan kitapsever için farklı türlerde eserler sergileniyor. Fuarın açılışında konuşan Osmaniye Belediye Başkanı İbrahim Çenet, kentin yalnızca verimli topraklarıyla değil, yetiştirdiği önemli edebiyatçılarla da zengin bir kültüre sahip olduğunu vurguladı. Çenet, "Dadaloğlu’ndan Karacaoğlan’a, Orhan Kemal’den Yaşar Kemal’e baktığımızda ne kadar mümbit bir coğrafyada yaşadığımızı görüyoruz. Bu coğrafyada yetişen değerli edebiyatçılar, gençlerimize ilham vermektedir" dedi. "1 milyon liralık kitap çekiyle öğrencilerimize destek veriyoruz" Osmaniye’de 135 bin öğrencinin bulunduğunu ifade eden Çenet, fuarın en dikkat çeken desteklerinden birinin öğrencilere sağlanan kitap çeki olduğunu belirterek, "Bu kitap fuarımızla birlikte okullarımıza 1 milyon liralık kitap çeki veriyoruz. Öğrencilerimiz buradan diledikleri kitabı alabilecekler. Bu destekle gençlerimizin kitapla daha fazla buluşmasını hedefliyoruz. Herkesi fuarımıza bekliyoruz" diye konuştu.
Elazığ Aynı nokta, 7 yıl arayla: 2019’da kurudu, 2026’da sular altında kaldı Elazığ’da 2019 yılında kuraklık nedeniyle 4 kilometre geri çekilen Keban Baraj Gölü suları, 2026’da yaşanan aşırı yağışlarla dolarak 150 metre ileri geldi. Baraj sahasına ekilen ürünler sular altında kalırken, 7 yıl arayla aynı noktadan çekilen görüntüler, değişimi gözler önüne serdi. Elazığ’daki Keban Barajı’nda Murat Nehri havzasında su seviyesi, 2019 yılında yaşanan kuraklık nedeniyle 4 kilometre geri çekilmişti. O döneme ait dron görüntülerinde nehir yatağının tamamen kuruduğu ve baraj tabanının gün yüzüne çıktığı kayıt altına alınmıştı. 2026 yılında bölgede etkili olan yoğun yağışların ardından aynı noktadan havadan gerçekleştirilen dron çekimlerinde ise barajın dolum seviyesine ulaştığı ve su kütlesinin 150 metre ileri geldiği görüldü. Yükselen baraj suları çevre tarım arazilerini de olumsuz etkiledi. Hazine arazisi üzerinde tarım yapan çiftçilerin buğday, arpa, mısır ve pancar ekili tarlalarının bir bölümünün su altında kaldığı tespit edildi. Söz konusu arazilerin devlet tarafından istimlak edildiğini ve çiftçilerin su baskını riskini bilerek ekim yaptığını belirten bölge sakinlerinden Fahrettin Oluk, " Cenab-ı Allah, ‘Her şeyi sudan yarattık’ buyuruyor. Öyle zaman dilimleri oluyor ki insanlar bir damla su bulabilmek için yağmur duasına çıkıyor. Geçen sene, Rabbim bir daha göstermesin, kuraklık yaşandı, susuzluk yaşandı. Rabbime şükürler olsun, bu sene rahmetle yağdı. Birkaç sene öncesinde bu baraj alanında sular 4-5 kilometre geri gitmişti. Bu sene hiç gitmedi, tam tersine 100-150 metre ileri geldi. Tahminen su yine gelip bu kotayı bulacaktır. Vatandaşlar bu alanda bilinçli olarak, riski göze alarak ekin ektiler. Geçen sene şu gördüğünüz yerlere pancar ekmişlerdi. Hem kendi ekonomilerine hem devlete hem de topluma faydası olan bir şey bu. Bazı yerler şimdiden su altında kaldı, kalan yerlere de artık ekin ekmeyecekler gibi gözüküyor. Rabbim her şeyin hayırlısını versin. Bu sene sular çekilmedi, aksine daha çok yağmur yağdı. İnşallah, bu sene daha güzel olur. Burası devlet tarafından istimlak edilmiş. Her zaman söylediğimiz gibi devlet vatandaşın parasını ödemiş, vatandaş da bu riski bilerek burada tarım yapıyor. Su gelmediği zaman buğday, mısır ya da pancar ekiyor. Su geldiği zaman ise riski baştan göze aldığı için yapabileceği bir şey olmuyor zaten" dedi.
Bursa Kadın sığınağı sezon finalini yaptı İnegöl Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun 22’nci gösterisi olarak bu sezon repertuarına dahil ettiği oyunu "Kadın Sığınağı" sezonun son gösteriminde izleyici ile buluştu. İnegöl Belediyesi bünyesinde 2011 yılında kurulan ve geride kalan sürede 22 farklı oyunla izleyici karşısına çıkan İnegöl Belediyesi Şehir Tiyatrosunun 2025 yılı Aralık ayında gala gösterimini yaparak repertuarına dahil ettiği oyunu Kadın Sığınağı, yeniden sanatseverlerle buluştu. Tuncer Cücenoğlu’nun yazıp Volkan Derman’ın yönettiği ve 11 kişilik güçlü bir kadroyla sahneye taşınan 2 perdelik dram türündeki oyun, bu yıl pek çok kez Beşinci Mevsim Kültür Sanat Merkezi sahnesinde hayat buldu. "Kadın Sığınağı" tiyatro oyunu, bu sezonun son gösterimi için sahnelendi. Önümüzdeki sezon devam edecek İnegöl Belediyesi Şehir Tiyatrosunun birbirinden değerli oyunları arasında yerini alan gösteri, önümüzdeki kış sezonunda da yine İnegöl sahnesinde gösterimine devam edecek. Gala gösteriminden itibaren Beşinci Mevsim Kültür Sanat Merkezinde her sahnelenişinde salonu dolduran gösteri, sezon finalinde de yine kapalı gişe oynandı. Salonu dolduran sanatseverler, oyunu dikkatle izleyip gösteri sonunda şehir tiyatrosu ekibini uzun süre alkışladı. 8 kadının öyküsünü anlatıyor Temel olarak kadına yönelik şiddet, istismar, toplumsal baskı, kadınların çaresizliği ve sığınma evleri kapsamında bir dramatik eser olan Kadın Sığınağı oyunu, farklı yaşamlardan gelinerek çaresizce bir sığınma evine yerleştirilen 8 kadının öyküsünü anlatıyor. Modern bir tragedya olan oyun, bu özellikleriyle sadece bir tiyatro değil aynı zamanda toplumun karanlıkta kalmış yüzünü görünür kılan bir ayna, kadınların yaşadığı şiddeti, çaresizliği, yalnızlığı ve en önemlisi umutlarını sahneye taşıyan bir farkındalık etkinliği rolü üstleniyor.