DÜNYA - 12 Ağustos 2025 Salı 22:54 | Son Güncelleme : 12 Ağustos 2025 Salı 22:58

Beyaz Saray: "(Trump-Putin görüşmesi) Başkan gerekirse toplantıyı terk etmeye de hazır"

A
A
A
Beyaz Saray: "(Trump-Putin görüşmesi) Başkan gerekirse toplantıyı terk etmeye de hazır"

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında cuma günü Alaska'da yapılacak olan görüşmeye ilişkin yaptığı açıklamada, "Başkan toplantı konusunda iyimser, ancak gerekirse toplantıyı terk etmeye de hazır" dedi.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, düzenlediği haftalık basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında cuma günü Alaska'daki Anchorage kentinde yapılacak olan görüşmeye ilişkin açıklamalarda bulundu. Leavitt, "Rusya ile Ukrayna arasındaki acımasız savaş, Joe Biden'ın beceriksiz liderliği altında patlak verdi ancak Başkan Trump bu savaşı sona erdirmeye ve katliamı durdurmaya kararlıdır" dedi.

"Başkan Trump, Putin'in talebi üzerine bu toplantıya katılmayı kabul etti"

Görüşmenin, Putin'in Trump'a Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff aracılığıyla ilettiği talep üzerine planlandığını açıklayan Leavitt, "Bu toplantının amacı, bu savaşı nasıl sona erdirebileceğimizi daha iyi anlamaktır. Başkan'ın tercihi her zaman barış ve ortaklıktır. Şu anda dünyada savaşları önlemeye veya sona erdirmeye Trump kadar kararlı bir lider yoktur" ifadelerini kullandı.

Bir gazetecinin, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy'nin zirveye neden davet edilmediğini sorması üzerine Leavitt, "Bu toplantı, Rusya Devlet Başkanı'nın ABD Başkanı'ndan özel temsilcisi Steve Witkoff aracılığıyla görüşme talebinde bulunmasıyla gerçekleşti. Witkoff, Putin'in talebi üzerine Rusya'ya giderek Putin ile görüştü. Başkan Trump, Putin'in talebi üzerine bu toplantıya katılmayı kabul etti ve bu toplantının amacı, bu savaşı nasıl sona erdirebileceğimizi daha iyi anlamaktır. Başkan Trump dünkü konuşmasında, gelecekte bu üç liderin katılımıyla üçlü bir toplantı yapılarak bu çatışmanın nihayet sona erdirilmesini umduğunu söyledi. Ancak bu yönetim, diplomatik bir çözüm yoluyla barışı sağlamak için gerçekten her türlü yolu denedi, her türlü önlemi aldı. Ve bence ABD Başkanı'nın Rusya Devlet Başkanı ile telefonda konuşmak yerine aynı odada yüz yüze oturması, bu savaşı nasıl sona erdirebileceğimiz ve bu sürecin nereye varacağı konusunda Başkan'a en iyi göstergeyi verecektir" ifadelerini kullandı.

Leavitt, Trump'ın Zelenskiy ile yakın temas içinde olduğunu da vurgulayarak, "Başkan Trump'ın ilk telefonu Başkan Zelenskiy ve Avrupa'daki dostlarımıza oldu. Herkesi, ABD'nin bu çatışmayı sona erdirmek için nasıl bir yol izleyeceği konusunda bilgilendirdi" dedi.

"Başkan bu çatışmayı miras aldı ve onu sona erdirmek için kararlı"

Trump'ın geçtiğimiz günlerde dile getirdiği Rusya-Ukrayna arasındaki muhtemel toprak takası konusuna da değinen Leavitt, "Başkan bu çatışmayı miras aldı ve onu sona erdirmek için kararlı. Bu çok karmaşık ve zor bir durum. Planların ayrıntılarına girmeyeceğim, bunları ABD Başkanı'nın Rusya Devlet Başkanı ve Avrupalı dostlarımızla görüşmesine bırakacağım" dedi.

Putin'in ciddi olmaması halinde toplantının iptal edilip edilmeyeceği sorusuna ise Leavitt, "Herhangi bir varsayıma girmeyeceğim ve toplantıdan sonra Başkan'ın sizlere konuşmasını bekleyeceğim" dedi.

"Başkan gerekirse toplantıyı terk etmeye de hazır"

Trump'ın Alaska'daki görüşmeden beklentilerini de açıklayan Leavitt, "Bu, Başkan için bir dinleme egzersizi. Bu savaşta yer alan tarafların sadece biri toplantıya katılacak, bu yüzden Başkan'ın buraya gitmesi ve bu savaşı nasıl sona erdirebileceğimiz konusunda daha sağlam bir anlayışa varması gerekiyor. Başkan toplantı konusunda iyimser, ancak gerekirse toplantıyı terk etmeye de hazır" ifadelerini kullandı.
"Başkan Zelenskiy az önce Rusya'nın cephe hattının en az üç farklı bölgesinde yeni bir saldırı hazırlığı içinde olduğunu düşündüğünü söyledi, bu konuda ABD istihbaratının bilgisi var mı? Trump-Putin görüşmesi iptal olabilir mi" sorusuna Leavitt, "Herhangi bir varsayımda bulunmayacağım" cevabını verdi.

"Başkan ile ulusal güvenlik ekibi bu konuda yoğun çaba harcadı"

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Gazze Şehri'ni işgal planı hakkındaki soruya Leavitt, "7 Ekim, tarihin en kötü günlerinden biriydi. Bu yönetim, ocak ayında göreve başladığından bu yana bu çatışmayı sona erdirmek için çok zaman, çaba ve kaynak harcadı. Rehinelerin serbest bırakılmasını istiyoruz ve Başkan ile ulusal güvenlik ekibi bu konuda yoğun çaba harcadı" dedi.

Epstein-Maxwell davası

Bir gazetecinin, "Bir yargıç, Ghislaine Maxwell davasındaki büyük jüri tutanaklarının yayınlanmaması gerektiğine karar verdi. Beyaz Saray'ın bu konudaki yanıtı nedir? Başkan Trump'ın destekçileri bu bilgilerin açıklanmasını istiyor" sorusuna Leavitt, "Bu kararı talihsiz buluyoruz. Elbette, Başkan güvenilir kanıtların açıklanmasını istiyor. Bu yüzden bilgilerin açıklanması için harekete geçeceğiz" cevabını verdi.

Dilek Kaya

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Bakırcılar Çarşısı’nda zamana direnen son ustalar Adana’nın Kozan ilçesinde bir zamanlar onlarca ustanın çekiç sesleriyle yankılanan Bakırcılar ve Kalaycılar Çarşısı’nda bugün sadece bir bakır ustası ile iki kalaycı, mesleklerini sürdürerek geleneksel el sanatlarını yaşatmaya çalışıyor. Kozan ilçesinde geçmişte 15’e bakırcı ve 20’nin üzerinde kalaycının bulunduğu Bakırcılar ve Kalaycılar Çarşısı’nda, şimdi tek bakır ustası ile iki kalay ustası kaldı. 1986 yılından bu yana mesleğini sürdüren bakır ustası Remzi Karaoğlan, yıllar içinde hem ustaların hem de çarşıdaki hareketliliğin büyük ölçüde azaldığını söyledi. "Şimdi tek bakırcı kaldım" Mesleğini ailesinden devraldığını belirten bakır ustası Remzi Karaoğlan, "Önceden 15’e yakın bakırcı, 20’nin üzerinde kalaycı vardı. Şimdi tek bakırcı kaldım, iki kalaycı var. Eskiden burada insanlar birbirinden geçemezdi, çarşı çok yoğundu ama şimdi o günlerden eser yok" dedi. Bakıra talep azaldı Bakır ürünlere olan ilginin her geçen gün azaldığını ifade eden Karaoğlan, "Bakırın fiyatının yükselmesi ve yeni ürünlerin çıkması talebi düşürdü. Eskiden her evde bakır vardı, şimdi daha çok köylerde kullanılıyor. Yoğurt, pekmez gibi ürünler bakır kaplarda yapılırdı. Bakır sağlık demektir, eskiden insanlar bu yüzden daha sağlıklıydı" diye konuştu. Kalaycılık zahmetli, usta yetişmiyor Kalaycılık mesleğinin de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirten ustalar, işin zorluğu ve ilgi azlığı nedeniyle yeni neslin bu mesleğe yönelmediğini dile getirdi. Kalaycılığın zahmetli bir iş olduğunu vurgulayan Karaoğlan, "Kalaylama ve doğrultma işlemleri büyük emek istiyor. Evlerde artık bir ya da iki bakır kap ya var ya yok" ifadelerini kullandı. "Sanatın devam etmesi lazım" Mesleğin geleceği için çırak yetişmediğini belirten Karaoğlan, "En büyük sıkıntımız eleman yetişmemesi. Bu işe devletin ve halk eğitimin destek vermesi gerekiyor. Bu sanatın devam etmesi lazım" dedi. "Kozan’da sadece iki kalaycı kaldı" 1986 yılından bu yana kalaycılık yaptığını belirten Muhammed Çöndü ise mesleğin yok olma noktasına geldiğini ifade ederek, "Eskiden her dükkanda 3-4 usta olurdu, şimdi Kozan’da sadece iki kalaycı kaldık. Bu meslek alın teri gerektiriyor ama ilgi yok. Çalışacak kimse bulamıyoruz, yetişecek çırak yok" şeklinde konuştu. Bakırın sağlık açısından önemli olduğuna dikkat çeken Çöndü, "Bakır sağlıktır, vücuttaki bazı zararlı etkileri azaltır. Eskiden insanlar bakır kaplarda beslenirdi ve daha sağlıklıydı" diyerek geleneksel kullanımın önemine vurgu yaptı.
Antalya Yanan evden 4 yaşındaki yeğenini çıkarmak isterken yaralandı Antalya’nın Serik ilçesinde 2 katlı evin zemin katında çıkan yangın itfaiye ekiplerinin müdahalesi ile kısa sürede söndürülürken, olay anında içeride bulunan 4 yaşındaki yeğenini dışarı çıkarmak isteyen bir kişi hafif yaralandı. Yangın, saat 08.30 sıralarında Serik İlçesi Merkez mahallesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 2 katlı bir ikametin zemin katında yangın çıktı. Daireden çıkan dumanları gören vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi. Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’na bağlı ekiplerin kısa sürede müdahale ettiği yangın 1 saatlik çalışma sonucu söndürüldü. Yangında evin bir odası tamamen yanarak kullanılamaz hale geldi. Yangın sırasında dairede bulunan Nigar Bostan, 4 yaşındaki yeğenini kurtarmaya çalışırken ellerinden hafif yaralandı. Yeğenini kurtarmak isterken elleri yandı Yaralı Bostan olay yerine gelen sağlık ekiplerince ayakta tedavi edildi. Yangın anında apartmanın üst katta balkonda ikamet eden Atalay Sargın, "Balkonda oturuyordum. Dumanların çıktığını görüp aşağı indim. Kapıyı açtım çocukları dışarıya zor çıkardım. İçeriye tekrar giremedim. İtfaiyeyi aradım, sonra damat geldi. İtfaiye ekipleri geldi müdahale etti. Bir yaralı var buna da şükür" dedi. Yangının 4 yaşındaki çocuğun kibritle oynadığı sırada yattığı yorganın tutuşması sonucu çıktığı iddia edildi.
Kahramanmaraş Hamileyim diye geldi, tümör teşhisi konuldu Kahramanmaraş’ta hastaneye gebelik şüphesiyle başvuran kadın hastanın yapılan tetkiklerinde hamile olmadığı, şikayetlerinin beyinde yer alan iyi huylu bir tümörden kaynaklandığı ortaya çıktı. Kahramanmaraş Özel Sular Akademi Hastanesi’nde görev yapan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tuğba Çiftçoğlu, mide bulantısı, adet gecikmesi ve baş ağrısı şikayetleriyle başvuran bir hastanın gebelik muayenesi talebiyle geldiğini belirtti. Yapılan ilk değerlendirmelerde gebelik tespit edilmediğini ifade eden Çiftçoğlu, "Hastanın şikayetlerinin gebelikle benzerlik göstermesi üzerine farklı ihtimalleri değerlendirdik. Bu çerçevede yapılan hormon testlerinde prolaktin seviyesinin yüksek olduğunu belirledik" dedi. Yapılan ileri tetkiklerde hastaya hipofiz MR çekildiğini aktaran Çiftçoğlu, "MR sonucunda beynin hipofiz bölgesinde ‘prolaktinoma’ olarak adlandırılan bir tümör tespit ettik. Bu tümör, prolaktin hormonunun aşırı salgılanmasına neden oluyor. Genellikle iyi huylu olup ilaç tedavisiyle kontrol altına alınabiliyor" diye konuştu. Gebelik belirtilerine benzer şikayetlerin farklı hastalıkların habercisi olabileceğine dikkat çeken Çiftçoğlu, "Prolaktin hormonu aslında beyinde hipofiz bezinden salgılanan ve süt salınımını sağlayan hormondur. Bunun yüksek olduğunu tespit ettikten sonra hastada hipofiz MR çektirdik. Çektiğimiz beyin MR’ında hastanın hipofiz dediğimiz bölgede kitleyi tümörü tespit ettik. Prolaktinoma dediğimiz bir tümör. Prolaktinoma tümörü beyinde hipofiz bölgesinde bulunmakta olup prolaktin hormonunun aşırı miktarda salgılanmasını sağlayan bir tümördür. Bu durumda iyi huyludur, kanserleşme olmasını çok yoktur. Dolayısıyla ilaçla tedavisi mümkündür ama gebelik şikayetlerini de andırdığı için mutlaka ayırıcı tanıda akılda tutulması gereken bir durumdur. Hasta da bizle öğrendi ’hamileyim’ diye geldi hasta, gebelik muayenesi olma talebiyle geldi ancak biz tümörü tespit ettik. Önce gebe olmadığını tespit ettik ve sonra ’Bu şikayetlere sebep olabilecek ne var?’ diye araştırdığımızda bu durum ortaya çıktı. Yani tümörü de aynı gün içerisinde değil birkaç gün sonra ileri tetkik sayesinde öğrenmiş oldu" dedi.
İstanbul İstanbul’dan her yıl 1 milyon leylek geçiyor Leylek Dede olarak bilinen 81 yaşındaki araştırmacı Fikret Can, İstanbul’un leylek göçündeki kritik rolüne dikkat çekti. Yaklaşık 20 yıldır leylekler üzerine gözlem ve araştırmalar yaptığını belirten Can, özellikle Avrupa’daki leyleklerin yüzde 90’ının göç sırasında İstanbul Boğazı’nı tercih ettiğini söyledi. Arnavutköy’de çayırlık ve sulak alanlarda görüntülenen leylek sürüleri ise ilkbahar göçünün yoğunluğunu gözler önüne serdi. İstanbul, ilkbahar göçüyle birlikte leyleklerin en yoğun geçiş noktalarından biri haline geldi. Arnavutköy’de çayırlık ve sulak alanlarda görüntülenen leylek sürüleri, binlerce kilometrelik yolculuğun İstanbul ayağını gözler önüne sererken, kentin göç rotasındaki stratejik önemi bir kez daha ortaya çıktı. Osmanlı Cihan Devleti zamanında ise Gurabahane-i Laklakan adıyla bilinen leylek hastanesi kurulmuş. Burada yaralı leylekler tedavi edilmesi geçmişten gelen leylek sevgisinin en somut örneklerinden birisi olarak biliniyor. "İstanbul Boğazı göçün kalbi" İlkbahar göçünün tam ortasında olunduğunu ifade eden Leylek Dede olarak bilinmen Fikret Can, leyleklerin Güney Afrika’dan yola çıkarak binlerce kilometrelik zorlu bir yolculuk yapıyorlar. Afrika’yı boydan boya geçen leyleklerin Mısır, Orta Doğu ve Hatay üzerinden Türkiye’ye giriş yapıyorlar. Anadolu’yu takip ederek İstanbul’a ulaşıyorlar. Buradan da Trakya ve Avrupa’daki yuvalarına gidiyorlar. Toplamda 10-15 bin kilometre yol kat ediyorlar İstanbul’un leylekler için hayati bir geçiş noktası. Leylekler deniz üzerinden uçamıyor, havanın kaldırma gücünü kullanıyorlar. Bu yüzden karaları takip etmek zorundalar. Avrupa ile Afrika arasında iki ana geçiş noktası var; biri Cebelitarık, diğeri İstanbul Boğazı. İlginç olan ise Avrupa’daki leyleklerin yaklaşık yüzde 90’ı daha uzun olmasına rağmen İstanbul rotasını tercih ediyor" diye konuştu. "Atalarımız leylekler için hastaneler kurmuş" Her yıl özellikle sonbahar göçünde İstanbul semalarında yaklaşık 1 milyon leyleğin görüldüğünü ifade eden Can, bu durumun kentin göç yollarındaki eşsiz konumunu ortaya koyduğunu belirtti. Osmanlı döneminde leyleklere verilen değerin önemini vurgulayan Can, "Gurabahane-i Laklakan adıyla bilinen leylek hastaneleri kurulmuş. Yaralı ve bakıma muhtaç leylekler için özel yerler yapılmış. Bu da bizim millet olarak doğaya ve hayvanlara bakışımızı gösteriyor. Avrupa’da ise geçmişte leyleklerin avlıyorlardı. Bugün birçok ülkenin büyük bütçeler ayırarak leylek popülasyonunu yeniden artırmaya çalışıyor" dedi. "Dinlenirken rahatsız etmeyin" Göç sırasında leyleklerin özellikle sulak ve çayırlık alanlarda konakladığını belirten Can, vatandaşlara önemli bir uyarıda bulundu. "Akşamları dinlenmek için yere iniyorlar. Bu süreçte yaklaşılmaması gerekiyor. Beslemek için bile olsa rahatsız edilmemeli. Çünkü kanatlarını dinlendirmeleri hayati önem taşıyor. İstanbul’da Sazlıbosna başta olmak üzere Arnavutköy, Hacımaşlı ve Çatalca çevresinin önemli yaşam alanları arasında yer aldığını belirten Can, bu bölgelerdeki yuva sayısını takip ettiklerini ifade etti.