SAĞLIK - 10 Aralık 2015 Perşembe 09:33

Bitkilerle kanseri yendi

A
A
A
Bitkilerle kanseri yendi

2012 yılında meme kanserinin 4. evresinde olduğunu öğrenen ve yaşama dair bütün umutlarını yitiren hemşire Zeynep Değirmenci kullandığı bitkisel ürünlerle kanseri yenerek tekrar işinin başına geçti.

Değirmenci, hastanedeki işinin yanında 112’de bile geçici görev yaptığını ve kendisini eskisinden çok daha sağlıklı hissettiğini söyledi.
Balıkesir’in Edremit ilçesinde hemşire olarak çalışan 40 yaşındaki Zeynep Değirmenci, 37 yaşında yakalandığı meme kanserinden bitkisel tedavilerle kurtuldu. Manisa’nın Kırkağaç ilçesinde Ege Lokman olarak bilinen Şevki Güngör’e ulaşan Değirmenci yaşama dair tüm umutlarını yitirmişken bitkisel tedaviyle birlikte 8 ay gibi bir sürede tüm değerleri normale dönerek hem kanseri yendi hem de eskisinden çok daha sağlıklı bir yaşam sürmeye başladı.

"AĞLAYA AĞLAYA GİTTİM GÜLE GÜLE DÖNDÜM"
Bugün 40 yaşında olan hemşire Zeynep Değirmenci 2012 yılında elle muayene sonucu meme kanseri olabileceği şüphesiyle doktoruna başvurdu. Yapılan tahliller sonucu meme kanseri olduğunu ve kanserin 4. evresine ulaştığını öğrenen Değirmenci yaşama dair bütün umutlarını kaybederken bir tavsiye üzerine ulaştığı Ege Lokmanı olarak bilinen ve bitkisel tedavilerle birçok hastanın iyileşmesine katkı sağlayan Şevki Güngör’ün önerdiği bitkisel tedavi yöntemiyle kanseri yendi. 2012 yılında kanser olduğunu öğrendiğini kaydeden Zeynep Değirmenci, “Kanser olduğumu öğrendikten sonra kemoterapi, radyoterapi süreçleri başladı. Bu arada 4. evrede olduğumu öğrendim. Evde bir gün ağlarken 112’de çalıştığım dönemde bir yeğenim vardı. Annesi de rahim kanseriydi. Ege Lokman diye bir yer olduğunu söyledi. O gün hemen internetten takip etmeye başladım. Gerçekten de baktım Ege Lokman’ın metastas yapan hastaları bile iyileştiğini gördük. Tamamen ümidimi kesmiştim. İkinci kemoterapide bırakın merdivenleri çıkmayı yürüyemiyordum bile. Ege Lokman’la görüşmem anında annesinin de böyle bir durumu olduğunu hatta şu an babasına baktığını söyledi. Yolda ağlaya ağlaya gitmiştim dönerken de güle güle geldim. İyileşeceğimi söyledi kendisi. Oradan ilaçlarımızı aldık. Onun tarif ettiği bir şekilde belli süre içinde bitkisel ilaçları kullandıktan sonra inanmazsınız belki ama 3. kata kahvaltıya asansörle gidiyordum. Daha önce hastalanmadan önce asansörle çıktığım kata merdivenleri yürüyerek çıktım Şevki Beyin ilaçlarından sonra” dedi.

"ESKİSİNDEN SAĞLAMIM"
“Şu an eskisinden daha sağlamım” diyen Değirmenci, eskisinden daha çok çalıştığını anlatarak şunları söyledi: “Eskiden bu kadar çok çalışmıyordum. Şu an işime döndüm. Allah razı olsun kendisinden. Önce inanç tabii ki önce Allah’a inanarak, önce Allah’tan şifa bulduk sonra Şevki Beyin ilaçlarından. Daha çok hastaların iyileşeceğine inanıyorum. Kendisiyle bir ara irtibatı kestiğimde Akçay’da bir eczaneden böyle bir şey alayım aynısından diye. Bir ay içerisinde laboratuar testlerimde karaciğer enzimlerinin yükseldiğini gördüm. Şevki Beyin ürünlerini kullandığımda laboratuar tetkiklerinin hiçbirinde oynama, kemoterapi anında bile kan değerlerinin düşmediğini gördüm. Bundan çoğu zaman doktoruma bahsetmedim, bilsin bile istemedim. Ama şimdiki doktorlarıma hepsine bahsediyorum. Hatta Şevki Beyin kitabını istiyorlar, yazdığı kitabı bile istiyorlar onların tedavilerini reddedince. Gerçi Şevki Bey ‘Asla tıbbi tedavinizi kullanmamazlık yapmayın, ona da devam edin’ dedi. Bana sorarsanız ben hala bu işin içindeyim. Sağlık camiasının içindeyken kemoterapi ve radyoterapiye hayır diyorum. Bu ürünlerle yola devam etmenin açıkçası daha doğru olduğunu düşünüyorum kim ne derse desin.”

Hastalanmadan önceki performansından bile daha fazla çalıştığını kaydeden Değirmenci, “Bu kadar çalışmıyordum. Şu anda hastaneden hariç 112’lerde bile geçici görev yapıyorum. Verilen ürünlerde bağışıklık sistemini güçlendirici çok fazla şey olduğu için, kanser de bağışıklık sistemini yenince, düşünce vücutta başlıyor. Yani bu ürünler bağışıklık sistemini yukarıda tuttuğu sürece biz kanseri yeniyoruz. Bunu ben kendimde denedim. Çoğu hastaya da tavsiye ettik. Onlarda da aynı şeyi görüyoruz. İddiamı herhangi bir profesörle, doktorla paylaşabilirim” diye konuştu.
Şu anda tedavinin üzerinden yaklaşık 4 sene geçtiğini anlatan Değirmenci, "Hiçbir metastasım yok. Kendisinden koruyucu da kullandım. Onlarla birlikte spor da yapıyorum, yürüyüş yapıyorum. Bunlarla beraber yiyeceklerime dikkat ediyorum. Ama ürünlerden daha çok fayda gördüğümü her yerde anlatıyorum" dedi.

"KEMOTERAPİNİN ÖLDÜRDÜĞÜNE İNANIYORUM"
Son 5 yıl içinde her 3 kişiden birinin kanser olacağının günümüzde tespit edildiğini vurgulayan Değirmenci şunları söyledi: “Bu beklenen bir şey. Kanser hastalarına şöyle bir tavsiyem var. Kemoterapi vücut direncini düşürdüğü için, daha doğrusu kan değerlerinin hepsini alt üst ettiği için daha da iyileştireceğine kötü hücreleri yok ederken, iyi hücreleri de yok ediyor. Bu yüzden insan farklı bir durum içine giriyor, toparlayamıyor. Bazen kanserin değil de kemoterapinin öldürdüğünü düşünüyorum. Sonuçta vücuda verilen artı bir zehir. O yüzden kemoterapiyi almadan bu ürünlere başlamak daha bir net açıklık getirir. Daha bir iyileştirici olur. Beraberde kullanılır ama kemoterapiye hala karşıyım, karşıyım diyorum.”

"ÜRÜNLERLE TEDAVİ BİRLİKTE YAPILMALI"
Ege Lokman olarak bilinen Şevki Güngör ise Zeynep Değirmenci’nin kendisine geldiğinde moralinin çok kötü olduğunu ve umutsuz bir durumda olduğunu belirterek, “'İyileşemeyeceğim' kaygısı vardı. Biz onu aydınlattık. Kendisi de bu sektörde olduğundan bu işin inceliklerini, nasıl yapılacağını hepsini anlattıktan sonra kafası da yattı ve uygulamayı başlattık. 4. evre olan bir kanserin tıpta iyileşmesi oldukça zordur, yüzde 10-20 ihtimaldir. Biz de Allah’ın izniyle yüzde 80-90 netice aldığımız kişiler oluğu için bizde aynısını kendisine ilettik. 4 yıl önce başlayan bu tedavi yapılan ürünlerin kullanılması tabi o kadar uzun sürmedi ama 4 yıldan beri şu anda sağlıklı gayet iyi, hiçbir rahatsızlığı yok. Şu anda görevine devam ediyor. Kendisi de bizden memnun. Haklı çıktığımızı gördük. İnşallah bunun gibi her türlü hastalık iyileşir. Elimizden gelen gayreti biz gösteriyoruz zaten. Bizim tavsiyemiz önce bu verdiğimiz ürünleri başlayıp daha sonra kemoterapiye başlarlarsa yıpranması daha az olur diye düşünüyorum” dedi. 

ÖNDER AYDIN - SADIK CANGEL
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muş Gülsima Yıldız’ı arama çalışmaları 7’nci gününde sürüyor Muş’un Cevizlidere köyünde çaya düşerek kaybolan 9 çocuk annesi Gülsima Yıldız’ı arama çalışmaları 7’nci gününde de aralıksız devam ediyor. Muş Valisi Avni Çakır ile Milletvekili Mehmet Emin Şimşek, çalışmaları yerinde takip etti. Muş’un merkeze bağlı Cevizlidere köyünde çaya düşerek kaybolan Gülsima Yıldız’ı arama çalışmaları 7’nci gününde de sürüyor. Yaklaşık 60 kilometrelik alanda 150 personel görev yaparken, çalışmalara 1 İHA ile 6 dron havadan destek veriyor. AFAD koordinesinde yürütülen çalışmalara İl Jandarma Komutanlığı, UMKE, HAK, Türk Kızılay ekipleri, güvenlik korucuları ve köylüler katılıyor. Ekipler, düşme noktasından Batman sınırına kadar uzanan hatta dere yatağı ve kıyı boyunca arama tarama faaliyetlerini sürdürüyor. Çalışmalara Van İl Jandarma Komutanlığı ile AFAD’a bağlı dalgıç ekipleri de su altı araması ile destek veriyor. Arama çalışmaları sırasında dalgıç ekipleri tarafından bulunan ve Gülsima Yıldız’a ait olduğu değerlendirilen bazı kıyafetler, incelenmek üzere jandarma ekiplerine teslim edildi. Vali Avni Çakır ile Milletvekili Mehmet Emin Şimşek, AFAD Koordinasyon Merkezi’nde çalışmaları yerinde inceleyerek yetkililerden bilgi aldı. Yıldız’ın eşi Mehmet Şirin Yıldız ile oğlu Nihat Yıldız’a geçmiş olsun dileklerini ileten Vali Çakır, "Gülsima teyzemiz, içinde bulunduğumuz alanın hemen 300-400 metre kadar yukarısında tahta köprüden geçerken suya düşüp akıntıya kapılarak gözden kayboldu. Olay anında üç vatandaşımız vardı. Bir tane korucu arkadaşımız vardı. Sağ olsunlar, birbirlerine destek olarak çıktılar. Sizler de bölgenin insanısınız, çok iyi biliyorsunuz. Şu an maalesef suyun debisinin en yüksek olduğu dönem. Çok coşkun bir su var. Dolayısıyla arama faaliyetleri güçlükle sürdürülüyor. Şu an elimizdeki imkânlar anlamında araç gereç noksanlığımız yok. Sadece suyun debisinin biraz düşmesine ihtiyacımız var. Bugünden itibaren suyun debisinin biraz azaldığını arkadaşlarımız gözlemlediklerini söylüyorlar. İnşallah ilerleyen günlerde çok daha hızlı sonuç alacağımızı düşünüyorum" dedi. Jandarma, UMKE, AFAD ve güvenlik korucularından oluşan 150’yi aşkın personelin, günün ilk ışıklarıyla birlikte bölgede arama çalışmalarını sürdürdüğü ifade eden Vali Çakır, "Yaklaşık 27-28 kilometrelik sahamızda, Muş hudutları içerisinde arama yapıyoruz. Akabinde Batman ve Diyarbakır’da da aynı şekilde personeller arama yapıyor. Jandarma, UMKE, AFAD ve koruculardan oluşan 150’den fazla personelimiz her gün günün ilk ışıklarıyla birlikte sahada arama çalışmalarına başlıyor. Ancak şu ana kadar teyzemizin ayakkabısı ve başörtüsü gibi eşyalarına ulaştık ama maalesef kendisine ulaşamadık. Allah’tan umut kesilmez diyoruz ama biraz da gerçekçi olmak lazım. Hayatta kalma beklentimiz artık çok düşük seviyede. En azından cenazesini bulmaya çalışıyoruz. İnşallah tez zamanda kendisine ulaşırız da acımız biraz diner" ifadelerini kullandı. Arama çalışmalarına havadan destek sağlayan 6 dronun, bölgede sürekli tarama yaptığını söyleyen Çakır, "Bu konuda vatandaşlarımızdan anlayış ve destek bekliyoruz. Malumunuz su çok güçlü. 140-150 insanın sürekli suda ve su kenarında panikle, aceleyle hareket etmesi ilave sıkıntılara yol açabilir. O yüzden kontrollü hareket etmemiz lazım. Şu an 6 adet dronumuz sürekli havada bölgeyi tarıyor. Buradan Batman Barajı’na kadar olan saha değişik ekipler tarafından sürekli taranıyor. Umut ediyoruz ki suyun debisinin biraz düşmesiyle beraber birkaç gün içerisinde kendisine ulaşırız. Cevizli köyüne, Yıldız ailesine ve tüm komşularımıza çok büyük geçmiş olsun" şeklinde konuştu. Milletvekili Mehmet Emin Şimşek de olayın herkesi derinden etkilediğini ifade ederek, Yıldız ailesinin yaşadığı acının toplumun ortak acısı olduğunu söyledi. Şimşek, "Bundan 7 gün önce o talihsiz vakayı yaşadık. Nihat Yıldız’ın annesi bizim de annemizdir, ablamızdır, bacımızdır. Acımız aynıdır. Keşke olmasaydı ama biz inanan insanlarız. Elhamdülillah Müslümanız. Başımıza her şey gelebilir. Allah’a sığınacağız ve bütün gayretimizi göstereceğiz. AFAD İl Müdürümüz bu işin koordinasyon merkezidir. Kendisinden sürekli bilgi alıyoruz. Muş il sınırları içerisinde yaklaşık 30 kilometrelik su hattı var. Çok hızlı akan, debisi yüksek ve soğuk bir su. Gerçekten çok zorlu bir arazi. Dron ve İHA’larla da bölge gözetleniyor. Her gün yaklaşık 120-130 kişi Muş’ta, aynı sayıda Batman’da ve Diyarbakır’da çalışma yürütüyor. Her il kendi içinde koordinasyon sağlıyor. Daha sonra üç ilin AFAD müdürleri zoom üzerinden koordinasyon gerçekleştiriyor. Jandarma alay komutanlarımız da koordinasyonu sağlıyor. İçişleri Bakanımız ve AFAD Başkanımızla sürekli görüşüyoruz. Daha ne ilave yapılabilir, nasıl katkı sağlanabilir diye çalışmalar yürütüyoruz. Hiç kimsenin aklında kuşku olmasın. Son ana kadar Gülsima annemize ulaşmak için gayret edeceğiz. Valimle birlikte bölgeye geldik, vatandaşlarımızı gördük. Endişe etmeyin. Su altı kurtarma komandoları da artırılabilir. Ancak ikinci bir kaza yaşanmaması için dikkatli olmamız gerekiyor. Çok zor bir arazi. Bayram yok, arife yok; acımız var. Nihat Yıldız’ın annesi bizim annemizdir" diye konuştu.
Çanakkale Çanakkale’de FETÖ’den aranan 2 şüpheli yakalandı Çanakkale’de emniyet ekiplerince gerçekleştirilen huzur uygulamalarında FETÖ’den aranan 2 şüpheli yakalanarak, sevk edildikleri adli makamlarca tutuklandı. Çanakkale’de İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince 18-25 Mayıs tarihleri arasında il merkezi ve ilçelerde huzur uygulamaları gerçekleştirildi. Uygulamalar çerçevesinde 9 bin 555 şahıs, 2 bin 926 araç incelendi. Farklı suçlardan aranması bulunan 18 şahıs yakalanırken 556 araç sürücüsüne idari trafik para cezası uygulandı. Kamu huzurunu bozacak şekilde davranışlarda bulunan 55 şüpheli hakkında ise ’Kabahatler Kanunu’ hükümlerince idari yaptırım uygulandı. Uygulamalar çerçevesinde toplamda; 60,75 gram narkotik madde, 20 adet uyuşturucu hap, ruhsatsız tabanca, 11 adet fişek, hassas terazi, bitki yetiştirmede kullanılan düzenekler ve 5 kök kenevir bitkisi ele geçirildi. Farklı suçlardan 53 şüpheliye adli işlem yapılırken ’Yasadışı Kenevir Ekimi’ suçundan yakalanan 2 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. FETÖ’den aranan 2 şüpheli tutuklandı Huzur uygulamaları çerçevesinde yapılan operasyonlarda ’FETÖ Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma’ suçu ile hakkında 6 yıl 3 Ay kesinleşmiş hapis cezası ile yakalama emri bulunan 1 şüpheli ve ’FETÖ Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma’ suçu ile hakkında 7 yıl 6 Ay kesinleşmiş hapis cezası ile yakalama emri bulunan 1 şüpheli yakalandı. Şüpheliler emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Şüpheliler çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak Çanakkale E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna teslim edildi.
Zonguldak Piyade Er Recep Demirci son yolculuğuna uğurlandı İzmir’de vatani görevini yaptığı sırada hayatını kaybeden 20 yaşındaki Piyade Er Recep Demirci, memleketi Zonguldak’ın Çaycuma ilçesine bağlı Perşembe beldesinde son yolculuğuna uğurlandı. Edinilen bilgilere göre, İzmir’de görev yaptığı sırada aniden rahatsızlanan Recep Demirci, sağlık ekipleri tarafından hastaneye kaldırıldı. Burada tedavi altına alınan genç asker, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Acı haberin ardından Demirci’nin Çaycuma ilçesi Filyos beldesindeki evinde büyük üzüntü yaşandı. Hisarönü Mahallesi Hisarkent Sitesi’nde bulunan baba ocağında asker mangasının da katılımıyla Kur’an-ı Kerim okunup helallik alındı. Recep Demirci için Perşembe beldesi Yazıbaşı Mahallesi Demirciler mevkisinde ikindi namazına müteakip cenaze töreni düzenlendi. Kılınan cenaze namazının ardından Demirci, aile mezarlığında toprağa verildi. Cenazede baba Özkan Demirci taziyeleri kabul ederken, babaannenin torununun tabutu başında ağıt yakması yürekleri dağladı. Acılı babaanne, "Biz seni terminalden davul zurnayla uğurladık. Seni burada bırakıp nasıl gideceğiz oğlum" sözleriyle gözyaşı döktü. Cenaze törenine AK Parti Zonguldak Milletvekili Ahmet Çolakoğlu, Çaycuma Kaymakamı Adem Kaya, Çaycuma Belediye Başkan Vekili Sezai Bilici, Perşembe Belediye Başkanı Turhan Okumuş, İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Ferhat Turunç, İlçe Emniyet Müdürü Uğur Duman, Zonguldak Sosyal Hizmetler Müdürü Mehmet Türkmen Köse, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri, daire müdürleri, askeri erkan ve çok sayıda vatandaş katıldı.