SAĞLIK - 11 Ekim 2022 Salı 14:18

Burnuna gelen kötü koku gerçeği ortaya çıkardı

A
A
A
Burnuna gelen kötü koku gerçeği ortaya çıkardı

Denizli’de uzun süredir nefes almakta zorlanan ve burnuna devamlı kötü koku gelmesi şikayetiyle gittiği Özel Denizli Cerrahi Hastanesi’nde muayenesi yapılan hastanın burnunda, nadir görülen bir hastalık olan 30 yıllık burun taşı (rinolit) olduğu belirlendi.

Denizli’de yaşayan 43 yaşındaki Fatih Ünalan, çocukluktan beri nefes almada zorlanma şikayeti olan ve ilerleyen yaşta da kötü kokunun artması sonucu Özel Denizli Cerrahi Hastanesi’ne gitti. Burada Kulak Burun Boğaz Hastalıkları ve Odyoloji Uzmanı Op. Dr. Tuna Kenar tarafından muayenesi yapılan hastanın burnunda, nadir görülen bir hastalık olan burun taşı (rinolit) olduğu saptandı. Kitlenin uzun süredir olmasından kaynaklı sertleştiği görülmesi üzerine ameliyata alınan hasta, başarılı operasyon sonucu rahat nefes almaya başladı.

Hastanın tüm şikayetlerinden kurtulduğunu ifade eden Op. Dr. Tuna Kenar, “Hastamız Fatih Ünalan burun tıkanıklığı ve kötü koku nedeniyle bize başvurdu. Hastamızın muayenesini gerçekleştirdiğimizde sol burun boşluğunu tamamen tıkayan beyaz bir kitle saptadık. Kitleye dokunduğumuzda çok sert bir yapısı olduğunu fark ettik ve çok nadir görülen bir hastalık olan burun taşı (rinolit) olduğunu belirledik. Radyolojik görüntülemeler neticesinde burun taşının, burun boşluğunu tamamen kapattığını fark ettik. Hastamızın ifadesinde ise; burun içini ilk defa gördüğünü ve burun taşını görünce şok olduğunu, burun içine bir madde sokmadığını, böyle bir yabancı cismin yaklaşık 30 yıldır olabileceğini belirtti. Hastamızı ameliyata aldık. Ameliyatta kitlenin sert olmasından dolayı diğer dokulara zarar vermemesini sağlamak için parçalayarak çıkardık ve burun boşluğu açıldı. Hastamız ameliyattan sonra artık nefes almakta zorluk çekmediğini ve kötü kokunun gittiğini dile getirdi. Biz de hastamızın bu derecede rahatlamasından çok mutlu olduk” dedi.

Burnuna gelen kötü koku gerçeği ortaya çıkardı

Burun taşının tedavisi ve tanısı

Burun taşı ile bilgiler veren Dr. Kenar, bu rahatsızlığın yaklaşık on binde bir oranında görüldüğünü belirtti. Burun boşluğunda bulunan bir yabancı cismin (çakıl taşı, meyve çekirdeği, boncuk, düğme, diş, kemik parçası gibi) üzerine kalsiyum ve magnezyum tuzlarının uzun yıllar boyunca birikmesi sonucu “burun taşı” geliştiğini, bazen uzun yıllar geçmesine rağmen belirti vermeyebileceğini ifade etti.

Klinik olarak karşılaşılan en sık belirtisinin tek taraflı burun tıkanıklığı ve kötü kokulu burun akıntısı olduğunu, bazen burun kanaması, baş ağrısı, ağız kokusu, burun ve yüzde şişlik de eşlik ettiğini belirten Dr. Kenar; kamera ile (endoskopik) burun içi muayenesi ve burun tomografisi ile tanı konduğunu; tedavide ise burun taşının büyüklüğü, yerleşimi ve etraf dokuya yapışıklık durumuna göre poliklinik veya ameliyathane şartlarında kapalı (endoskopik) burun ameliyatı ile burun taşının çıkarılarak yapıldığının altını çizdi.

“Ciğerlerime nefesin gittiğini hissedebiliyorum”

Hasta Ünalan ise rahat nefes aldığını söyleyerek, “Burnumdan nefes alamama şikâyeti ile bir yakınımın tavsiyesi üzerine Dr. Tuna Kenar’a muayeneye geldim. Muayene sonucunda ise burnumda taş olduğunu öğrendim. Dr. Tuna Kenar, taşın alınması gerektiğini yani ameliyat olmamı söyledi. Şu anda ameliyatımı oldum, burnumdan rahatça nefes alabiliyorum, ciğerlerime nefesin gittiğini hissedebiliyorum, rahat uyku uyuyabiliyorum. Tuna Hoca’ma çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Eren Elyesa Polat - Atilla Özer
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Ölümcül DMD hastalığıyla mücadele eden Ahmet Sami kendisine uzanacak yardım elini bekliyor Erzurum’da ölümcül Duchenne Musküler Distrofi (DMD) ile mücadele eden 10 yaşındaki Ahmet Sami Yıldırım, sağlığına kavuşup yeniden koşacağı ve çocukluğunu doyasıya yaşayacağı günü umutla bekliyor. Baba Halil İbrahim Yıldırım ve anne Leyla Yıldırım açılan kampanyaya destek isterken, küçük kardeş Eymen, "Abim koşmadıkça bende koşmayacağım" dedi. Ahmet Sami Yıldırım için Erzurum Valiliği onayıyla 26 Eylül 2025 tarihinde başlatılan yardım kampanyasında hedeflenen tutarın yüzde 53’ü toplandı. Ancak baba Halil İbrahim Yıldırım, çocuğunun hastalığının ilerlemeden tedavi sürecine başlanabilmesi için kampanyanın kısa sürede tamamlanmasının büyük önem taşıdığını belirtirken, Ahmet Sami’nin en büyük hayali ise iyileşip yeniden koşabilmek, bisiklete binmek ve çocukluğunu doyasıya yaşayabilmek. "Vakit kaybetmeden tedavi başlamalı" Ahmet Sami Yıldırım 10 yaşında ve teşhisi konulan Duchenne Musküler Distrofi (DMD) Kas Hastalığı ile mücadele ediyor. Baba Halil İbrahim Yıldırım ve anne Leyla Yıldırım bu hastalıkta en önemli hususun teşhis zamanı ve ilerleyen süreçte hastanın yaşına bağlı olarak görülen kaslardaki güç kaybı ve hatta kas yıkımı sebebiyle hareket kısıtlamasına yol açması olduğunu ifade ederken, Ahmet Sami’nin halihazırda güç kaybının oluştuğunu, yürümekte zorlandığı ve uzmanların bu komplikasyonların günden güne artarak devam edeceğini dile getirdiğini söylediler. Halil İbrahim ve Leyla Yıldırım çiftinin evladı olan Ahmet Sami Yıldırım’a, 2,5 yaşındayken kas erimesi olarak bilinen DMD teşhisi konuldu. Yıllardır hastalıkla pençeleşen ve son dönemde hareket kabiliyeti iyice kısıtlanan Ahmet Sami’nin tek kurtuluşu, yurt dışında uygulanan ve yaklaşık 2,9 milyon dolar maliyeti olan gen tedavisi. "Oğlum gözlerimin önünde eriyor" Evladının sağlığına kavuşması için öğretmenlik mesleğine ara vererek kendini oğluna adayan anne Leyla Yıldırım, zamanın daraldığını vurguladı. Hastalığın her geçen gün kasları daha fazla etkilediğini belirten anne Leyla Yıldırım, "Ahmet Sami artık akranları gibi koşamıyor, merdiven çıkarken zorlanıyor. Bu tedavi bizim tek umudumuz. Bir annenin evladının gözleri önünde günden güne güçten düşmesini izlemesi çok ağır. Lütfen sesimizi duyun" diyerek hayırseverlere çağrıda bulundu. Küçük Ahmet Sami’nin pilot olmak Hastalığına rağmen umudunu yitirmeyen ve derslerinde oldukça başarılı olan 10 yaşındaki Ahmet Sami ise en büyük hayalinin sağlığına kavuşup pilot olmak olduğunu söyledi. Arkadaşlarıyla yeniden futbol oynamak istediğini belirten küçük Ahmet Sami, "İyileşince yeniden koşmak, bisiklete binmek istiyorum. Bilgisayarları çok seviyorum, mühendis olup ülkeme faydalı işler yapmak istiyorum. Bana yardım eden herkese çok teşekkür ederim" dedi. Küçük Eymen abisinin en büyük destekçisi Henüz ana okuluna giden ve hastalıkla mücadele eden abisine en büyük desteği veren minik Eymen ise, "Abim koşuncaya kadar bende koşmayacağım. O bazen yere düşüyor, yerden kaldırıyorum. İyileştiği zaman onunla bisiklete bineceğiz, futbol oynayacağız. Zengin amcalar abime yardım etsin" dedi.
Sivas Yazar Müjgan Üçer, kütüphanesini üniversite öğrencilerine bağışladı Sivas’ın kültürel ve akademik hayatına önemli katkılar sunan yazar Müjgan Üçer, uzun yıllar boyunca büyük emekle oluşturduğu kişisel kütüphanesini Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’ne bağışladı. Yazar Müjgan Üçer, yıllar içinde oluşturduğu kişisel kütüphanesini Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’ne bağışladı. Üniversite Rektörlük Makam Toplantı Salonu’nda düzenlenen programa, Rektör Vekili Prof. Dr. Salih Cem İnan, İstanbul Vali Yardımcısı Dr. Ahmet Süheyl Üçer, Sivas İl Kültür ve Turizm Müdürü Aziz Erdoğan, Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanı Alper Duran, yazar Müjgan Üçer, akademisyenler ve çok sayıda davetli katıldı. Programda konuşan Rektör Vekili Prof. Dr. Salih Cem İnan, kitapların insanlık tarihindeki yerine dikkat çekerek, yazılı metinlerin bilgi aktarımındaki önemine vurgu yaptı. Kitapların toplumların geleceğini belirleyen en önemli unsurlar arasında yer aldığını ifade eden İnan, Sivas’ın köklü tarihine değinerek üniversite olarak bu mirasa sahip çıkmaya devam edeceklerini söyledi. İnan, Müjgan Üçer’in üniversitede dersler verdiğini hatırlatarak, bağışlanan eserlerin öğrenciler için önemli bir ilham kaynağı olacağını belirtti. Üçer’in yalnızca eserleriyle değil, eğitime sunduğu katkıyla da gelecek nesillere ışık tuttuğunu dile getirdi. "Öğrenciler ile buluşacak olmasından büyük mutluluk duyuyorum" Yazar Müjgan Üçer ise konuşmasında Sivas’ın köklü kültürel yapısına dikkat çekerek, "Sivas’ı okumamız, anlamamız gerekir. Bu kadim mirasa layık olmalıyız" dedi. Kendi birikimini Sivas insanından öğrendiğini ifade eden Üçer, kütüphanesinin üniversite bünyesinde öğrencilerle buluşacak olmasından büyük mutluluk duyduğunu belirtti. "Gençlere ilham olacak" Üniversitelerin yalnızca eğitim verilen kurumlar olmadığını vurgulayan Üçer, aynı zamanda kültürün ve hafızanın inşa edildiği yerler olduğunu ifade etti. Bu eserlerin gençlere ilham olacağına inandığını sözlerine ekledi. Etkinlik, Müjgan Üçer’e katkılarından dolayı plaket ve teşekkür belgesi takdim edildi. Program, toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Eskişehir Yaşlı bakımı öğrencileri 60+ Tazelenme Üniversitesi’ne konuk oldu Süleyman Demirel Üniversitesi Eğirdir Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (ESHMYO) Yaşlı Bakımı Programı öğrencileri ile 60+ Tazelenme Üniversitesi öğrencileri, kuşaklararası etkileşimi güçlendiren anlamlı bir etkinlikte bir araya geldi. Etkinliğe Anadolu Üniversitesi Yaşlılık Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Birimi Müdürü ve 60+ Tazelenme Üniversitesi Anadolu Kampüsü Kurucu Koordinatörü Doç. Dr. Emre Birinci, Süleyman Demirel Üniversitesi ESHMYO Müdür Yardımcısı Öğretim Görevlisi Dr. Faruk Yaşar Gürdal ile Öğretim Görevlisi Zehra Küçükcoşkun, Öğretim Görevlisi Gülsu Demir, Yaşlı Bakımı Programı öğrencileri ve 60+ Tazelenme Üniversitesi öğrencileri katıldı. Program, Anadolu Üniversitesi Yaşlılık Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Birimi Müdürü ve 60+ Tazelenme Üniversitesi Anadolu Kampüsü Kurucu Koordinatörü Doç. Dr. Emre Birinci’nin sunumuyla başladı. Ardından Yaşlı Bakımı Programı öğrencileri, 60+ Tazelenme Üniversitesi öğrencilerinin Osman Zafer yönetimindeki spor dersine katılarak birlikte egzersiz yaptı. Etkinlik boyunca farklı kuşaklar aynı ortamda spor yaparak hem keyifli anlar yaşadı hem de kuşaklararası iletişimi güçlendirdi. Etkinlik hakkında değerlendirmede bulunan Süleyman Demirel Üniversitesi ESHMYO Müdür Yardımcısı Dr. Faruk Yaşar Gürdal, "Bugün 60+ Tazelenme Üniversitesi Anadolu Kampüsü’nü teknik bir gezi kapsamında ziyaret ederek öğrencilerimizle birlikte burada yürütülen çalışmaları interaktif bir şekilde deneyimleme fırsatı bulduk" dedi. Etkinliğe katılan öğrencilerden Hilal Kahraman ise, "Tazelenme Üniversitesi öğrencileriyle birlikte derslere katılmak bizim için çok öğretici ve keyifliydi. Yaşlı bireylerle iletişim kurma ve onları daha yakından gözlemleme fırsatı bulduk. Bu deneyim mesleki gelişimimize büyük katkı sağladı" ifadelerini kullandı. Kuşakları bir araya getiren etkinlik, sporun birleştirici gücünü bir kez daha ortaya koyarken, farklı yaş grupları arasında bilgi ve deneyim paylaşımının önemini vurguladı.