DÜNYA - 08 Aralık 2022 Perşembe 23:31

Celine Dion, nadir görülen bir hastalığa yakalandı

A
A
A
Celine Dion, nadir görülen bir hastalığa yakalandı

Fransız ünlü sanatçı Celine Dion, kasların kontrolsüz şekilde kasılmasına neden olan ve oldukça nadir görülen "Katı Kişi Sendromu" adı verilen bir bağışıklık sistemi hastalığına yakalandığını açıkladı.

Fransız ünlü sanatçı Celine Dion, sosyal medya hesabından sevenlerini üzen haberi duyurdu. Oldukça nadir görülen ve kasların kontrolsüz şekilde kasılmasına neden olan "Katı Kişi Sendromu" adı verilen bir bağışıklık sistemi hastalığına yakalandığını açıklayan Dion, uzun süredir sağlık sorunları ile boğuştuğunu belirtti. Yaklaşık 5.2 milyon takipçiye sahip olan 52 yaşındaki ünlü şarkıcı yürümekte ve şarkı söylemekte de zorluklar yaşadığını ifade ederken, "Ne yazık ki, bu kasılmalar günlük hayattaki her hareketimi etkiliyor. Bazen yürürken zorluklar yaşıyorum. Bugün, bunları söylemek beni çok fazla incitiyor. Fakat Avrupa'da Şubat ayında başlaması planlanan turnem için hazır olmayacağım" diyerek Avrupa'da ve İngiltere'de gelecek yıl yapılması planlanan turnesini iptal edildiğini duyurdu.

Sosyal medya hesabından paylaştığı videoda duygusal anlar yaşayan ve zaman zaman gözleri dolan Dion, "Spor hocalarımla birlikte her gün gücümü ve eski performansımı yeniden kazanabilmek için çok fazla çalışıyorum. Fakat kabul ediyorum ki mücadele gerek. Tek istediğim, bütün hayatım boyunca yapmayı en çok sevdiğim şey olan şarkı söylemek" ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya Tohma Çayı’nın ekolojik sağlığı bilimsel olarak ortaya kondu Malatya Turgut Özal Üniversitesi (MTÜ), bölgenin en önemli su kaynaklarından biri olan Tohma Çayı’nın ekolojik durumunu ortaya koyan uluslararası düzeyde iki önemli bilimsel çalışmayı kamuoyuyla paylaştı. MTÜ Ziraat Fakültesi Su Ürünleri Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Memet Varol tarafından yürütülen araştırmalar, alanında en saygın uluslararası bilimsel dergilerden Environmental Research ve Journal of Environmental Chemical Engineering’de yayımlanarak dünya bilim literatürüne girdi. Rektör Prof. Dr. Recep Bentli, çalışmaların hem bölgesel çevre yönetimi hem de sürdürülebilir doğal kaynak kullanımı açısından önemli bilimsel veriler sunduğunu belirtti. Sivas’ta doğan ve Malatya’dan geçerek Karakaya Barajı’na ulaşan, aynı zamanda Fırat Nehri’nin önemli kollarından biri olan Tohma Çayı; tarımsal sulama, balıkçılık ve ekosistem sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahiptir. 2023-2024 yılları arasında nehrin 13 farklı noktasından alınan su ve sediman örnekleri üzerinde yapılan analizler sonucunda su içerisindeki ağır metal seviyelerinin, Dünya Sağlık Örgütü ve Avrupa Birliği limit değerlerinin altında olduğu, mevcut şartlarda insan sağlığı açısından kanserojen risk bulunmadığı ve suyun tarımsal sulama ve sucul yaşam açısından uygun olduğu belirlenmiştir. Nehir yatağındaki birikimler gelecek için uyarı niteliğinde Araştırma kapsamında nehir tabanındaki sediman örneklerinde ise özellikle Nikel, Kadmiyum ve Krom metallerinin birikim gösterdiği tespit edilmiştir. Bu birikimlerin özellikle nehrin yukarı havzasında dip canlıları için potansiyel risk oluşturabileceği değerlendirilmiştir. Kirlilik kaynaklarına ilişkin yapılan bilimsel değerlendirmelerde, nehirdeki metal birikiminin farklı kaynaklarla ilişkili olduğu belirlenmiştir. Bu kapsamda, Kangal bölgesindeki termik santral faaliyetleri ile Kuluncak çevresindeki madencilik çalışmalarının, nehrin yukarı havzasında metal birikimine neden olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca evsel atıklar ile Organize Sanayi Bölgesi’nin atıklarını taşıyan Şahnahan Çayı’nın Tohma Çayı ile birleştiği noktalarda metal konsantrasyonlarında artış gözlemlenmiştir. Rektör Bentli: "Bilimsel veriler, doğal kaynaklarımızın korunmasında yol göstericidir" Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Bentli, "Bilimsel çalışmalarımız, Tohma Çayı’nın su kalitesinin mevcut durumda güvenli olduğunu göstermektedir. Ancak nehir tabanında tespit edilen birikimler, sanayi ve madencilik faaliyetlerinin daha yakından izlenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Üniversite olarak, doğal kaynaklarımızın korunmasına katkı sunan ve karar vericilere bilimsel veri sağlayan araştırmalar yürütmeye devam edeceğiz" dedi.
Bursa Bursa Ovası’nı sulayan Gölbaşı göletinde sevindirici gelişme Bursa’nın dünyaca ünlü simge tarım ürünlerinden şeftali, armut ve siyah incir ile birçok meyve ve sebzenin üretiminde önemli görev üstlenen Gölbaşı göletindeki doluluk oranı yüzde 50’ye yaklaştı. 1938’den bu yana Bursa Ovası’nın verimli topraklarını suyla buluşturan tarihi Gölbaşı Göleti, yaz aylarında belki de tarihinin en zor günlerini yaşadı. Ciddi oranda çekilme yaşanan ve küçülen göletteki bu durum özellikle çiftçileri endişeye sürükledi. Göletin kurumasının armut, şeftali, incir ve kiraz gibi meyveler ile çeşitli sebzelerin üretimini sıkıntıya sokacak olması korkuttu. Kestel ilçesi sınırlarında bulunan ve Bursa’nın simge tarım ürünlerinin adeta sigortası konumunda bulunan Gölbaşı göleti de ocak ve şubat aylarındaki yağışlardan nasibini aldı. Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünden alınan bilgilere göre, maksimum hacmi 14,24 milyon metreküp olan gölün aktif hacmi 16 Şubat’ta 6,4 milyon metreküp olarak ölçüldü. Göldeki doluluk oranı yüzde 46,3’e ulaşırken, yağışların sürmesiyle bu oranın önümüzdeki günlerde daha da yükselmesi bekleniyor. Gölle ilgili iddialar "Göletin tabanında rüsubat yoğunluğuna ilişkin şikayetler var ve yıllardır temizlenmediği belirtiliyor. Bununla ilgili bir çalışma olacak mı?" şeklindeki soruya ise DSİ yetkilileri şu cevabı verdi: "Mevcut işletmede olan Gölbaşı barajının rezervuar kısmında suyun getirdiği (kum, mil) malzeme Gölbaşı Barajı’nın minimum su seviyesinin altında bulunan ve ölü hacim denilen bir alanda biriken bir malzemedir. Barajın ölü hacmi, minimum işletme kotunun altında kalan ve katı madde birikimi için ayrılmış ve faydalanılmayan hacimdir. Baraj işletmesinde; rezervuarın en düşük kotu, ölü hacmin üst kotu yani minimum su seviyesi kotudur. Barajın yardımcı yapılarından biri olan ve rezervuarda biriken suyu alıp baraj mansabına aktaran dipsavak yapısı da rezervuardaki suyu ölü hacmin üst kotundan yani minimum su seviyesi kotundan alır. Ölü hacmin temizlenmesi durumunda su seviyesi dipsavak su alma seviyesinin altına düşecek ve dipsavak yapısı rezervuardaki suyu cazibeli bir şekilde alamayacaktır." Ciddi bir maliyet doğuracak ve suyu artırmayacak Ölü hacim bölgesinde birikecek suyun temin edilebilmesi için gerek o bölgede biriken kum, mil v.b. nin makineli çalışma ile temizlenmesinin ciddi bir ekonomik maliyet doğuracağı vurgulanan DSİ açıklamasında, şunlar kaydedildi: "Diğer taraftan baraj işletme çalışması ve sulama sahalarının belirlenmesi minimum su seviyesi üzerindeki hacme göre belirlendiği için ölü hacim bölgesinin temizlenmesi sulama sahalarında da herhangi bir artışa neden olmayacaktır. Bu nedenle ölü hacimdeki malzemenin temizlenmesi barajda sulamada kullanılan su miktarında bir artış sağlamayacaktır. Şu anki durumda ölü hacim dolu olduğundan baraja yağışlardan gelen tüm suyun dipsavaktan alınması mümkündür. Bu nedenle ölü hacimdeki yani minimum su seviyesinin altındaki malzemenin alınmasının teknik olarak sulama suyu açısından herhangi bir faydası olmayacaktır."