TEKNOLOJİ - 10 Temmuz 2015 Cuma 09:37

Cep telefonları 21 yaşında

A
A
A
Cep telefonları 21 yaşında

Türkiye’de ilk olarak 3 Mart 1982’de kullanılmaya başlanan ve kısa sürede ülkenin tüm şehirlerinde halkın işlek olduğu cadde ve sokaklara kurulan ankesörlü telefonlar tarihe karışmaya başladı.

 Bir zamanlar önünde uzun kuyrukların oluştuğu ankesörlü telefonları genç nasıl kullanılacağını bile bilmiyor. Eskiden herkesin cebinde acil durumlar için jeton, telefon kartı gibi ankesörlü telefonlardan iletişimi sağlayacak ödeme aracı bulunurken şimdi herkes cep telefonu ile dolaşıyor.
Tarihin ilk çağlarından bu yana ateş, güvercin ve çeşitli vasıtalarla sağlanan haberleşme, posta, telgraf ve telefon ile zirveye ulaştı. Cep telefonu, internet, e-mail, mesaj, watsap ve benzeri anında mesajlaşma sistemleri ile ise ‘hasret’ kelimesi lügatten silinmeye başladı.

“TÜRKİYE’DE HABERLEŞMENİN TARİHÇESİ”
Çeyrek asır öncesine kadar telefon bulunan evler modern ve gelişmiş ailelere ait idi. Posta, telefon, telgraf’ üzerine pek çok türkü yazıldı ve bu türküler yıllarca sevilerek okundu dinlendi.
Türkiye’de haberleşmenin tarihçesi şöyle: "23 Ekim 1840: Bugünkü Türk Telekom’un temeli Postahane-i Amirane adıyla Sultan Abdülmecit tarafından atıldı. 9 Ağustos 1847: İlk telgraf alma-çekme işleminin başarıyla gerçekleştirilmesi üzerine ilk telgraf hattı İstanbul-Edirne arasında döşenmesine başlandı. Temmuz 1881: İstanbul Soğukçeşme’deki Posta ve Telgraf Nezareti binasıyla Yeni Cami’deki postane arasında tek telli bir telefon çekildi. 3 Mayıs 1909: İlk manuel telefon santrali, İstanbul Büyük Postane binasında 50 hatlık olarak tesis edildi. 4 Şubat 1924: 406 sayılı Telefon ve Telgraf Kanunu ile yurdun her tarafında telefon tesis etme ve işletme görevi PTT Genel Müdürlüğü’ne verildi. 11 Eylül 1926: Türkiye’nin ilk otomatik telefon santrali, 2000 hatlık kapasiteyle Ankara’da hizmete verildi. 1 Eylül 1929: Tek devreli ilk şehirlerarası haberleşmesi Ankara-İstanbul arasında gerçekleştirildi. 1940: Ankara-İstanbul arasında tesis edilen 2 adet tek kanallı havai hat çoklayıcı sistemi haberleşmede eskiye göre büyük kolaylık sağladı. Kasım 1973: İlk otomatik teleks santrali kuruldu. 6 Nisan 1976: Antalya-Catania arasında toplam 480 kanallı ilk denizaltı koaksiyel kablosunun hizmete verilmesiyle, çok kanallı yurtdışı haberleşmesi sağlandı. 23 Nisan 1979: İlk uydu haberleşme yer istasyonunun hizmete verilmesiyle INTELSAT üzerinden Atlantik bölgesi uyduları kullanılarak 13 ülke ile haberleşme sağlandı.

“TELEKOMİNİKASYONUN TÜRKİYE’DEKİ GELİŞİM SÜRECİ”
3 Mart 1982: Şehirlerarası ve milletlerarasına açık ankesörler kurulmaya başlandı. 28 Haziran 1984: Ankara, İstanbul, İzmir ve Adana illeri arasında elektronik mektup hizmeti verilmeye başlandı. 5 Temmuz 1984: Bir sistem üzerinden çok sayıda köyü otomatik telefon şebekesine bağlayacak multi access özel radyo link sistemi tesis edildi. 18 Aralık 1984: Türkiye’nin ilk sayısal telefon santrali, Ankara Kavaklıdere’de hizmete verildi. 10 Nisan 1985: Haberleşmede kanal kapasitesini artıran fiber optik kablo, ilk kez Ankara (Ulus)-Gölbaşı Uydu yer merkezi arasında yeraltında döşenerek 1310 nm dalga boyunda 140 Mb/s’lik sistem hizmete verildi. Kasım 1985: İlk sayısal radyolink sistemi Ankara-İstanbul arasında hizmete verildi. 23 Ekim 1986: Mobil telefon, Ankara ve İstanbul’da; çağrı cihazları da Ankara, İstanbul ve İzmir’de hizmete verildi. 4 Mart 1987: Avrupa’da ilk olarak uydu sistemi üzerinden video konferans Türkiye’de gerçekleştirildi.

“İLK FİBER OBTİK KABLO AYDIN-DENİZLİ ARASINDA”
15 Temmuz 1987: İller arasına fiber optik kablo, ilk kez Aydın-Denizli arasında havai olarak döşendi. Aralık 1988: İlk olarak Ankara, Çankaya’da Kablo TV hizmeti verilmeye başlandı. 1989: DPN modülleri kullanılarak ilk Paket Anahtarlamalı Data Şebekesi olan TURPAK kuruldu. Şebeke üzerinden X.25, ITI, SNA servisleri verilmeye başlandı. 24 Aralık 1990: EMOS 1 projesiyle, İtalya-YunanistanTürkiye-Ortadoğu arasında fiber optik denizaltı kablosu üzerinden haberleşme sağlandı. 1991: Kırsal alan santrallarının transmisyonunu sağlamak üzere düşük kapasiteli sayısal radyolink sistemleri servise verilmeye başlandı.

“CEP TELEFONU TÜRKİYE’DE 21 YAŞINA GİRDİ”
23 Şubat 1994: Türkiye GSM teknolojisiyle tanıştı. Haberleşmede sınır tanımayan GSM ilk kez Ankara, İstanbul ve İzmir’deki abonelerine hizmet vermeye başladı. 24 Nisan 1995: PTT’deki telekomünikasyon ve posta hizmetlerinin birbirinden ayrılmasıyla Türk Telekomünikasyon A.Ş. kuruldu. 12 Nisan 1996: Ses, veri ve görüntü iletim altyapısını teşkil eden, santrallar arası bir işaretleşme sistemi olan NO 7 Türkiye’ye merhaba dedi. 10 Temmuz 1996: Türkiye’nin ikinci uydusu TÜRKSAT 1C uzaya fırlatıldı. 1996: Türkiye Ulusal Internet Altyapı Ağı (TURNET) hizmete verildi. 27 Nisan 1998: GSM lisansı, 25 yıllığına Turkcell ve Telsim şirketlerine devredildi. 28 Ağustos 1998: İnternet erişimini Türkiye geneline yaymak, hızlı ve kaliteli hizmet sunabilmek amacıyla yeni adıyla TTNetwork eski adıyla TTNet ulusal internet altyapı ağına ilişkin sözleşme imzalandı. 11 Ocak 2001: Türk Telekom ve Alcatel ortaklığı ile kurulan EURASIASAT şirketi tarafından yaptırılan TÜRKSAT 2A uydusu Güney Amerika’daki Kourou Üssü’nden uzaya fırlatıldı. Mayıs 2001: Sabit telefonlardan CLIP (Arayan Numaranın Görülmesi) ve CLIR (Arayan Numaranın Görülmemesi) özelliği hizmete verildi".
Bundan sonra iletişim üzerindeki gelişmeler cep telefonu ve internet üzerinde yoğunlaştı. Gençler, mektup, telgraf ve ankesörlü telefonları unuttu. 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Asırlık çarşıda tezgahlar sanal vitrine taşınıyor: Esnaf e-ticaretle yüzleşiyor Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde 18 ve 19. yüzyıllara uzanan geçmişiyle kentin önemli ticaret merkezlerinden biri olan Uzun Çarşı’da, geleneksel esnaflık anlayışı ile modern ticaret yöntemleri arasındaki rekabet dikkat çekiyor. Teknolojinin hızla geliştiği günümüzde bazı esnaflar yüz yüze satıştan vazgeçmezken, bazıları ise tezgahını internete taşıyarak e-ticarete yöneliyor. Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde bulunan ve tarihi 18-19. yüzyıllara kadar uzanan Uzun Çarşı’da, nesilden nesle aktarılan dükkanlarda esnaflık yapan birçok isim, e-ticaretin kendilerini maddi anlamda etkilemediğini belirtirken, esnaf-müşteri samimiyetini öldürdüğüne inanıyor. İnternet satışını tercih eden aksesuar mağazası sahibi Hüseyin Oğuz Çelik ise gelirinin yarısının internet üzerinden yaptığı satışlardan geldiğini, çağa ayak uydurmayan esnafın ise yakında zamanda batma riski ile karşı karşıya kalacağını ifade etti. "İnternetten satıştan uzak duruyoruz" Uzun Çarşı’da babasının 45 yıllık gümüşçü dükkanında küçüklüğünden beri çalışan ve yakın zamanlarda devralan Sezer Akyıldız, uzun yıllardır aynı konumda esnaflık yapmanın kendilerine düzenli müşteriler kazandırdığını ve o müşteriler olmadan gelişen teknolojik ticaret sebebiyle zor günler yaşayabileceklerini belirtti. Akyıldız, "Babamdan devraldım. Esnaf şimdi kira ödüyor, sigorta ödüyor, eleman çalıştırıyor. Bir sürü giderimiz var, bunların haricinde iş yapmamız lazım ki bu giderleri karşılayabilelim. İş yapamayınca tabi ki zora düşüyoruz. İnsanlar bizi tanır, güven verdiğimizden dolayı bizi tercih ediyorlar. İnternetten satılan ürünlerde yüzde 29 gibi bir komisyon ödüyorsun belirli kurumlara. Bu sebepten internete çok yanaşmıyoruz, internetten satıştan uzak duruyoruz. 45 yıldır biz bu sektördeyiz, bizim düzenli ve oturmuş müşterimiz olmasa internet yüzünden dükkanı kapatır giderdik" dedi. "Genç nesil dijital mecradan veya AVM’lerden alışverişlerini sürdürüyor" Genç neslin artık çarşıda gezerek değil internet üzerinden veya alışveriş merkezlerinden ihtiyaçlarını karşıladıklarını ifade eden 40 yıllık ayakkabı dükkanı sahibi Sinen Pekçetin, "Aşağı yukarı 40 yıl gibi bir süredir esnaflık hayatım var. Eski müşteri yoğunluğumuz yok tabi ki. Bizden önceki kuşaklar rahmeti rahmana kavuştu artık. Genç nesilde buraları pek fazla tercih etmedikleri için dijital mecradan veya AVM’lerden alışverişlerini sürdürüyorlar. Burayı bilenler, daha önce buradan alışveriş yapanlar ve onların çocukları buraya geliyor. Bizim müşterilerimiz genelde görerek alan modeller. Görüp giyip, üzerine denedikten sonra ancak alıyorlar. Müşterilerle olan samimiyetimiz ve eski esnaf sıcaklığımızdan dolayı bizi tercih ediyorlar. Abi kardeş, abla kardeş ilişkisi gibi ilişkiler kuruyoruz müşterilerimizle" diye konuştu. "İnternetten bir ticaret yapmıyoruz. Bizim eski bir alışkanlığımız var" Yıllardır Uzun Çarşı’dan alışveriş yaptığını belirten 80 yaşındaki Engin Bakır ise konuyla alakalı "Yüz yüze esnaftan alışveriş yapmayı seviyorum. Pazarlık yapmayı seviyorum. Alacağım malı görerek alırsam daha iyi oluyor. Sağlamlığını oradan anlıyorum. Hep peşin ve görerek almaya çalışıyorum" derken 47 yaşındaki Yusuf Ekşi ise, "İnternetten bir ticaret yapmıyoruz. Bizim eski bir alışkanlığımız var. Bugün bize eski kafalı diyorlar, geri kafalı diyorlar. Evet kabul ediyoruz, eski kafalıyız. Bir şeyi dokunarak almayı severiz. Ne alacaksak alalım onu göreceğiz, dokunacağız, hissedeceğiz. Ondan sonra bedeli neyse ödeyerek alma taraftarıyız. İnternette yapmış olduğumuz alışverişler biraz sıkıntılı. Dolandırıcılık çok yüksek. Burada esnaf seni dolandırmaz. Gösteriyor, malı ortada. Bakıyorsun hoşuna gitti verirsin parasını alırsın. İnternet güvensiz geliyor bana. O yüzden internetten alışveriş yapmam. Esnafı tercih ederim. Onları kalkındırmalıyız çünkü onlarla geçim daha rahat" şeklinde konuştu. "Kazancımızın çoğu e-ticaretten gelmiyor ama bize ciddi miktarda bir takviye sağlıyor" Babasının 25 sene önce açtığı aksesuar dükkanında, ilk başlarda okul çıkışlarında yardım ederek çalışmaya başlayan ve gelişen teknoloji çağına ayak uydurmak için mağazada ki ürünlerin internet üzerinden de satışını yapan Hüseyin Oğuz Çelik, "Kazancımızın çoğu e-ticaretten gelmiyor ama bize ciddi miktarda bir takviye sağlıyor. Bizim sektörümüz açısından, özellikle kıyafet, giyim, aksesuar sektörlerinde internette olman gerekiyor ama bir gıda sektörü için belki olmayabilir. E-ticarete başlayalı yaklaşık bir sene olacak. Şu an gelir konusunda yarı yarıya gidiyor gibi bir durum var" ifadelerini kullandı. "Ayak uydurmazsan yavaş yavaş batarsın" Esnaflığın kurallarından birinin çağa ayak uydurmak olduğunu belirten Çelik, "E-ticarete herkesin girmesi gerekiyor. Eskiden Sakarya nüfusu çok daha düşüktü, herkes markaydı. Tatlıcı denince bir kişi, kıyafet denince iki kişi biliniyordu. Artık nüfus 2 milyon oldu. Artık kimse kimseyi pek tanımıyor. Yerel markaların pek bir önemi kalmıyor. İlçeler arası alışverişe bile kimse pek gitmiyor. Esnaflığın zaten kuralı budur, çağa ayak uyduramazsan hala burada kösele benzeri eski şeyler satmaya devam edersen çağın gerisinde kalırsın. Bu kredi kartına, pos cihazına geçmemekte inat etmek gibi bir şey. Bu tarz teknolojilere ayak uydurmazsan yavaş yavaş batarsın, nasıl battığını da anlamazsın" dedi.
Bursa BUÜ’deki birimlere İSG kurul eğitimleri verildi Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), bünyesindeki tüm birimlerde İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) faaliyetlerinin mevzuata uygun, planlı ve etkin bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla kapsamlı bir İSG Kurul Eğitimi programına imza attı. Rektörlük A Salonu’nda düzenlenen "Birim İSG Kurulu Üyelerine Yönelik İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Eğitim Programı" ile İSG süreçlerinin üniversite genelinde kurumsal bir yapı içerisinde sistematik olarak yürütülmesine katkı sunulması hedeflendi. Eğitimin açılışında konuşan İş Sağlığı ve Güvenliği Koordinatörü Öğr. Gör. Mehmet Şen, kamuda 1 Ocak 2025 itibarıyla tamamıyla yürürlüğe giren yasal düzenlemeler ışığında üniversite olarak hazırladıkları kapsamlı yol haritasını paylaştı. Üniversite genelindeki 7 bini aşkın çalışanın sisteme kaydı ve birimlerin tehlike sınıflandırmaları gibi yasal süreçlerin yüzde 95 oranında tamamlandığını belirten Şen; uzman görevlendirmelerinden risk analizlerine, yangın ve arama-kurtarma ekiplerinin kurulmasından İSG öneri ve tespit defterlerinin sisteme entegre edilmesine kadar pek çok aşamada büyük mesafe kat ettiklerini ifade etti. Personel ihtiyacını öncelikle kurum içinden karşıladıklarını ancak gerekmesi durumunda dışarıdan hizmet alımıyla süreci destekleyeceklerini vurgulayan Şen, oluşturulan kurullar ve eğitimlerle birlikte üniversitede güçlü bir İSG farkındalığı oluşturulduğunu, bu çalışmaları sahadaki uygulamalarla taçlandıracaklarını dile getirdi. Yoğun katılımla gerçekleşen programda; İSG mevzuatı çerçevesinde işveren ve kurul üyelerinin yükümlülükleri, risk değerlendirme süreçleri, acil durum yönetimi, iş hijyeni ve iş kazalarının önlenmesi gibi hayati konularda kapsamlı sunumlar yapıldı. Eğitim sonunda katılımcıların soruları uzmanlarca yanıtlanırken, uygulama örnekleri üzerinden sürecin sahadaki etkinliği masaya yatırıldı.
Antalya Tarımda Yenilenebilir Enerjinin Geleceği ve Çözüm Önerileri CW Enerji, yenilenebilir enerji alanındaki güçlü bilgi birikimi ve teknolojik altyapısını tarım sektörüyle buluşturdu. Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü iş birliğiyle CW Enerji ev sahipliğinde düzenlenen "Yenilenebilir Enerjinin Geleceği ve Tarımda Kullanım Olanakları" başlıklı çalıştayda, güneş enerjisinin tarımsal üretimde sunduğu fırsatlar kapsamlı şekilde ele alındı. Kamu, akademi ve sektör temsilcilerini bir araya getiren etkinlik, tarımda sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği odağında önemli bir bilgi paylaşım platformu sundu. Program, katılımcıların CW Enerji/ısı showroom alanı ile SolarCell ve alüminyum üretim hatlarını kapsayan tesis gezileriyle başladı. Üretim süreçlerini yakından inceleme fırsatı bulan katılımcılar, yerli, inovatif enerji teknolojileri hakkında detaylı bilgi aldı. Etkinliğin açılışında bir konuşma yapan CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Sarvan, yenilenebilir enerji alanındaki güçlü bilgi birikimi ve teknolojik altyapılarını tarım sektörüyle buluşturmaya devam ettiklerini söyledi. Tarım sektörüne yönelik geliştirdikleri sistemleriyle de fark oluşturduklarına dikkat çeken Sarvan, "Güneş enerjisi tarım sektörü için stratejik bir değer taşıyor. Biz de geliştirdiğimiz sistemlerle tarımda verimlilik artışı ve çiftçilerin enerji maliyetlerinin azaltılmasını hedefliyoruz. CW Enerji olarak, ürettiğimiz ürünlerle tarım ekosistemine de katma değer sağlamayı amaçlıyoruz. Tarımsal üretimde enerji maliyetlerinin düşürülmesi, verimliliğin artırılması ve çevresel etkilerin azaltılması, sürdürülebilir gelecek vizyonumuzun temel unsurları arasında yer alıyor. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz çözümlerle; sulama sistemlerinden seracılığa, depolama alanlarından tarımsal işletmelere kadar geniş bir ölçekte güneş enerjisinin etkin kullanımını destekliyoruz" dedi. AR-GE ve üretim güçleri sayesinde tarım odaklı uygulamaları hayata geçirdiklerini ifade eden Sarvan, şunları kaydetti: "Tarıma yönelik sistemlerimizle çiftçilerimizin enerjiye daha erişilebilir ve sürdürülebilir şekilde ulaşmasını sağlıyoruz. Tarım alanlarında enerji bağımsızlığını güçlendiren projelerimizle hem üreticilerimizin rekabet gücünü artırıyor hem de ülkemizin yeşil dönüşüm hedeflerine katkıda bulunuyoruz. Güneş enerjisinin tarımda yalnızca bir enerji kaynağı değil; aynı zamanda ekonomik, çevresel ve sosyal bir değer oluşturduğumuza da inanıyoruz. Bugün burada gerçekleştirdiğimiz bu buluşmayı, bilgi paylaşımını güçlendiren ve tarımda yenilenebilir enerji farkındalığını artıran önemli bir adım olarak görüyoruz. CW Enerji olarak, bundan sonra da tarım sektörüyle birlikte hareket ederek sürdürülebilir üretim modellerinin yaygınlaşmasına öncülük etmeye devam edeceğiz." Uzman akademisyenlerden tarımda güneş enerjisi ve teknoloji odaklı sunumlar Program kapsamında Türkiye’nin güneş enerjisi potansiyeli, enerji depolama sistemleri, fotovoltaik panellerin tarımda kullanımı, solar sulama çözümleri, sera uygulamaları, ısı pompası sistemleri, off-grid tarımsal çözümler ve tarımda dijital dönüşüm başlıklarında uzman akademisyenler ve CW Enerji yöneticileri tarafından sunumlar gerçekleştirildi. Akdeniz Üniversitesi ve ODTÜ GÜNAM’dan akademisyenlerin de katılım sağladığı seminerde, güneş enerjisinin tarımsal üretimde iklimlendirme, sulama ve enerji bağımsızlığı gibi alanlarda sağladığı avantajlar paylaşıldı. CW Enerji yetkilileri, tarım sektöründe yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaştırılmasının hem üreticilerin rekabet gücünü artıracağını hem de çevresel etkilerin azaltılmasına katkı sağlayacağını vurguladı. Ayrıca bu etkinlikte, Türkiye’de fotovoltaik enerji sistemlerin tarımsal uygulamalara entegrasyonu için mevzuat altyapısının oluşturulmasına yönelik ortak çalışmaların da tohumları ekildi. Etkinlik, katılımcılar arasında gerçekleşen değerlendirmelerle sona erdi.
Samsun Eski kız arkadaşına uyuşturucu tuzağı kurdu, gerçeği polis ortaya çıkardı Samsun’un Çarşamba ilçesinde bir ikamete uyuşturucu bırakılarak yapılan ihbarın arka planında planlı bir kumpas olduğu, narkotik polisinin titiz çalışmasıyla ortaya çıkarıldı. Samsun İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından Çarşamba ilçesinde yürütülen çalışmalar kapsamında, uyuşturucuya ilişkin yapılan bir ihbar üzerine Ö.T. (45) isimli kadının ikametinin müştemilatında arama yapıldı. Aramada 1 kilo 398 gram 93 miligram esrar maddesi ile 1 adet hassas terazi ele geçirildi. İlk etapta uyuşturucu madde bulundurma kapsamında işlem yapılan Ö.T. hakkında adli süreç başlatıldı. Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması amacıyla soruşturmayı derinleştiren narkotik ekipleri, yürütülen uzun soluklu ve çok yönlü çalışmalar sonucunda ele geçirilen uyuşturucu maddelerin Ö.T.’ye ait olmadığını tespit etti. Yapılan incelemelerde olayın planlı şekilde kurgulandığı belirlendi. Elde edilen deliller doğrultusunda, olayın asıl şüphelisinin Ö.T.’nin eski erkek arkadaşı H.K. (45) olduğu ortaya çıkarıldı. Şüphelinin gece saatlerinde siyah bir poşet içerisinde uyuşturucu maddeyi Ö.T.’nin ikametinin müştemilatına bıraktığı ve ardından yetkililere ihbarda bulunduğu tespit edildi. H.K.’nın uyuşturucu poşetini taşıma anı ise saniye saniye güvenlik kamarasına yansıdı. Saha çalışmaları ve deliller doğrultusunda yakalanarak gözaltına alınan H.K., ’uyuşturucu madde ticareti yapmak’, ’kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak’ ve ’iftira’ suçlarından adli mercilere sevk edildi. Şüpheli, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olayla ilgili soruşturmanın titizlikle sürdürüldüğü bildirildi.