GÜNDEM - 23 Nisan 2023 Pazar 19:03

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Altay tankının TSK'ya teslim töreninde konuştu

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Altay tankının TSK'ya teslim töreninde konuştu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sakarya’da üretimi yapılan Altay Tankı’nın teslim töreninde yaptığı konuşmada, "Ordumuz tarafından testleri tamamladıktan hemen sonra tanklarımızın seri üretimine başlayacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Arifiye'de Yeni Altay Tankının Testler için TSK'ya Teslimi Töreni'nde savunma sanayi ile ilgili önemli mesajlar verdi. Tank Palet Fabrikasındaki törende yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arifiye’ye en son yılbaşında geldiğini hatırlatarak, “9 Ocak’ta fırtına obüslerimizin teslimat törenini gerçekleştirmiştik. Bu törenle 6 adet yeni nesil fırtına obüsünü silahlı kuvvetlerimize teslim etmiştik. Bugünde bir başka gurur verici projemizin, yeni nesil Altay tankımızın test için teslim heyecanını yaşıyoruz. Malumunuz olduğu üzere, güvenlik güçlerimizin kullandıkları kara aracı talebini yerli ve milli imkanlarla karşılamak için uzun yıllardır çalışıyoruz. Şimdiye kadar bu kapsamda birçok kurum ve kuruluşumuz özellikle de çeşitli tip ve özelliklerde pek çok araç ürettik. Yine fırtına obüslerinden, farklı kalibrede silah ve silah kulelerine sahip pek çok muharip aracı da ordumuzun hizmetine sunduk. Böylece amfibi hücum araçlarından, sınır güvenliğine yönelik sisteme kadar çok geniş bir yelpazede ürün gamına sahip olduk. Ayrıca envanterde bulunan tank ve zırhlı muharebe araçlarımızın en son teknolojilerle modernizasyonlarını yaptık, yapıyoruz. Bunlarla birlikte araçlarımızdaki silah sistemlerini, elektronik sistemleri, anti tank mühimmatlarını ekipman ve teçhizatları da üretiyoruz. Hatta son dönemde dışarıdan temin ettiğimiz, ambargolara maruz kaldığımız zırh sistemlerinin yerli ve milli imkanlarla imalatına da başladık” diye konuştu.

"Araçlarımızın ünü yayıldıkça, önümüzdeki dönemde çok daha yüksek ihracat rakamlarına ulaşacağımıza inanıyorum”

Muhtelif tip ve özellikte hafif ve orta sınıf insansız kara aracını, güvenlik güçlerinin hizmetine verdiklerini hatırlatan Erdoğan, “Ağır sınıftaki araçlarla ilgili çalışmalarımızı da inşallah çok yakında neticelendiriyoruz. Kara aracı alanında çok şükür neredeyse bütün ihtiyaçlarımızı yerli ve milli kabiliyetlerle karşılar hale geldik. Bununla yetinmiyor, dost ve müttefik ülkelere de kara aracı ihraç ediyoruz. Türkiye artık bu alanda dünyada ilk sıralarda yer alan, ürünleri birçok ordu tarafından kullanılan tedarikçi ülke konumuna gelmiştir. Çatışma bölgelerinde sınanan araçlarımız, muadillerine göre çok daha güvenli ve dayanıklı olduğunu ispat etmiştir. Araçlarımızın ünü yayıldıkça, önümüzdeki dönemde çok daha yüksek ihracat rakamlarına ulaşacağımıza inanıyorum. Ülkemizin modern ana muharebe tankı olacak yeni Altay tankı ile savunma sanayi atılımlarımızı taçlandırmayı hedefliyoruz. Yeni Altay tankımız 10 yıl önce ilk ortaya konan prototipten çok daha farklı ve üstün kabiliyetlere sahiptir” ifadelerini kullandı.

“Projemiz engellenmeye çalışıldı, her stratejik üründe olduğu gibi buna da çamur atıldı”

Diğer savunma projelerinde olduğu gibi Altay tankının geliştirilmesi süresince de pek çok zorlukla karşılaştıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Projemiz engellenmeye çalışıldı. Her stratejik üründe olduğu gibi buna da çamur atıldı. Gizli, açık ambargolarla süreç sabote edilmek istendi. Maruz kaldığımız onca saldırıya rağmen yılmadık, pes etmedik, geri adım atmadık. Mevcutla yetinmek yerine, daha iyisini, daha modernini, bugünün değil, yarının teknolojisiyle mücehhez olanını üretmek için canla başla çalıştık. Bilhassa mühendislerimizin pek çok engelin üstesinden gelmek için büyük bir fedakarlıkla emek harcadılar. İhracat lisansı alınamayan tüm alt sistemlerin yerine, yerli ve milli alt sistemler tasarladılar. Değişen muharebe sahasının ihtiyaçlarına teknolojik, dijital ve mekanik birçok yeni sistemi tankımıza entegre ettiler. Sonuçta yüksek yerlilik oranı, ileri teknolojisi, dünyadaki benzerlerinden üstün özellikleriyle ortaya yeni Altay çıktı. Bu projede tankların en önemli özelliklerinde beka kabiliyetini de güçlendirdik. Hem gelişmiş zırh yapısıyla, hem aktif koruma sisteminin eklenmesiyle yeni Altay 3. nesilden de öte bir tank haline geldi. İşte bu şekilde ortaya çıkan tanklarımızın ilk ürünleri bugün silahlı kuvvetlerimize teslim ediyoruz. Ordumuz tarafından testleri tamamladıktan hemen sonra tanklarımızın seri üretimine başlayacağız” şeklinde konuştu.

“Adamın hayatı yalan, başka bir sermayesi yok”

Tank Palet Fabrikası’nın satıldığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hani diyorlar ya; burayı Katar’a sattık falan diye. Her şey burada, böyle bir şey söz konusu değil. Adamın hayatı yalan, başka bir sermayesi yok. Burada yüzde 51’i bize aittir, yüzde 49 Katar’a aittir. Tabii en önemli yanı bir de şudur; sürekli sermaye noktasında burayı takviye eder durumdadır. Bütün bunları bilmeden yalan üstüne yalanla burada bütün siyasi sermayesini tüketmeye çalıştılar. Hamdolsun bu eserler bu şekilde ortaya çıkıyor. Arifiye tesislerinde Türkiye’nin 400 beygir segmentindeki ilk yerli ve milli askeri motorlarının seri üretimi de gerçekleştirdik. Bu motorları 600 beygir, 1000 beygir ve 1500 beygir tank motorları takip edecek. Ülkemizin özellikle ihracat noktasında önünü ciddi manada kesen motor ve transmisyon meselesini de böylece çözüme kavuşturacağız. Yeni Altay tankımızın bu coğrafyada silahlı kuvvetlerimiz için çok önemli bir güç çarpanı olarak görev yapacağına inanıyorum. Milli Savunma Bakanlığımızı, Türk Silahlı Kuvvetlerimizi, Savunma Sanayii Başkanlığımızı, projede emeği olan mühendis ve çalışanlarımızı tebrik ediyorum. Yeni Altayların ülkemize ve milletimize, kahraman ordumuza hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

“Bırakın tank, top, falan filan, tabanca üretemiyorduk”

‘Sabırla koruk helva olur, dut yaprağı Atlas’ tespitinin, ete kemiğe büründüğü alanların en başında savunma sanayisinin geldiğini söyleyen Erdoğan, “Savunma sanayinde geliştirilen her ürünün gerisinde maddi güç yanında, yıllar süren çok ciddi bir emek, sabır ve özveri vardır. Bugün dünyada parmakla gösterilen SİHA’larımızın, büyük takdir toplayan zırhlı kara araçlarımızın, savaş gemilerimizin, firkateynlerimizin, füzelerimizin ve diğer sistemlerimizin her biri böyle ortaya çıktı. Diğer alanlarda olduğu gibi, burada da işe önce paradigmayı değiştirmekle başladık. Ben şöyle bir 20 sene, 21 sene önceyi hatırladığımda, biz silahlarımızda bırakın tank, top, falan filan, tabanca üretemiyorduk. Şimdi ne oldu? Tabancanın daniskasını üretiyoruz. Amerika biliyorsunuz bizi bir ara glock filan vermemeyle tehdit etti. Ama şimdi glocktan daha üstünlerini biz yapar hale geldik onlar bizden istiyor. Mesele inanmak, azmetmek. Erbakan hocamızın her zaman bir lafı vardı; ‘İman öyle bir şeydir ki, tekeden bile süt çıkartır.’ Mesele inanacaksın. Ondan sonra tabii ki neticesini alacaksın. Kolay olanı değil, vakit de alsa zor olanı, çetin olanı, ülkemizin için en hayırlı olanı seçtik. Bütün onların envaiçeşidini artık ülkemizde özel sektörde de yapıyoruz, onunda önünü açtık. Ağızlarını her açtıklarında bize, ‘Yapamayız, beceremeyiz’ diyen mandacı kafalara inat, ‘En iyisini biz yaparız’ dedik ve yola koyulduk. Sadece araç değil, artık bunların bütün mühimmatını yapar hale geldik. Eğer siz aracı yaptınız, mühimmatı yoksa duman olursunuz. Adım attırmazlar. Ama artık bu safhalar aşıldı. Hedefimizi, tam bağımsız savunma sanayi olarak belirledik. Savunma sanayi projelerini bizzat himaye ettik, takip ettik, destekledik. Kendimizin imal edebileceği hiçbir ürünü dışarıdan almama yoluna gittik. Firmalarımızı destekledik, özel sektörün önünü açtık, yeni yatırımları teşvik ettik, sorunlara odaklanmak, daha ilk denemede ‘Pes’ demek yerine, sonuca ve başarıya kilitlendik. Hamdolsun, 20 yıl gibi çok kısa bir sürede savunma sanayinde yüzde 80’leri bulan dışa bağımlılığı, yüzde 20’ler seviyesine düşürdük” diye konuştu.

"Artık NATO üyesi ülkelere de platform ihraç eder hale geldik"

2002 yılında sadece 62 savunma projesi yürütülürken, bugün bu sayının 750’yi geçtiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Savunma projelerimizin toplam bütçesi 2002 yılında 5 buçuk milyar dolarken, ihale sürecindeki projeler dahil 75 milyar dolarlık proje hacmine ulaştık. Nereden nereye. Bundan 20 yıl önce sadece 248 milyon dolar savunma sanayi ihracatı varken, geçtiğimiz sene sonu bu alanda 4 milyar 400 milyon dolar ile rekor kırdık. Artık NATO üyesi ülkelere de platform ihraç eder hale geldik. Sadece son birkaç hafta içerisinde milletimizin gurur kaynağı olacak pek çok projeyi gerçeğe dönüştürmenin bahtiyarlığını yaşadık. Milli muharip uçağımızı ve Hürjet’i hangardan çıkardık, insansız savaş uçağımız Kızıl Elma’nın irtifa testlerini yaptık. Ülkemizin en büyük, dünyanın da ilk SİHA gemisi vasfını taşıyan TCG Anadolu’yu Deniz Kuvvetlerimize teslim ettik. TÜBİTAK’ın geliştirdiği Türkiye’nin yer gözlem uydusu İMECE’yi ve diğer uygularımızı yörüngesine uğurladık. Dün de yerli ve milli ilk helikopter motorumuz TS 1400 ile Gökbey’in test uçuşunu başarıyla gerçekleştirdik. Bu yatırımlarla kendi ihtiyaçlarımızı karşılamanın yanı sıra, ülkemizde bir savunma sanayi ekosisteminin oluşmasını da böylece sağlamış olduk. Bugün savunma sanayi alanında 2 bin 700’den fazla firmamız faaliyet gösteriyor. Bu şirketlerde başta gençlerimiz, genç mühendis ve teknisyenlerimiz olmak üzere on binlerce kardeşimiz istihdam ediliyor. Gençlerimiz savunma sanayi projelerinde geliştirilen bütün teknolojileri hızla diğer alanlara uyarlayarak, katma değeri artırıyor. Yeni yatırımlarla savunma sanayimizin hem milletimizin güvenliğine, hem ülkemiz ekonomisine, hem de istihdama daha fazla katkı sağlayacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı.

“Karadeniz gazını Rus gazı zannedenleri bile görüyoruz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerine şöyle devam etti:
“Hatırlarsanız, geçmişte birileri terör örgütlerinin kabusu İHA ve SİHA’ları ‘maket uçak’ olarak tarif ediyordu. Bugün de donanımızın amiral gemisi TCG Anadolu ile ilgili ne diyorlar; ‘İki bombalık ömrü var.’ Ya bunlar bu ülkenin evladı olamaz. Bunlar Türk evladı olamaz. Bu hazımsızlık ne yazık ki bu ülkede siyaset yapanların bile her yerine girmiş. Arife gününden itibaren evlerimizde kullanmaya başladığımız Karadeniz gazını Rus gazı zannedenleri bile görüyoruz. Böyle vicdansızlık olur mu ya? Siz yaptınız da ‘Niye yapıyorsunuz mu?’ dedik. Onu da geçiriyorum, yollarımızı süsleyen Togg’un hala ülkemizde üretilmediğini iddia edecek kadar gözünü kin ve nefret bürüyenleri zaten hiç saymıyorum. Türkiye’nin başarılarına sevinemeyen, milletimizin mutlu olmasını hazmedemeyen, kifayetsiz muhterislerin yeni Altay tankımız konusunda çeşitli iftiralar atması kuvvetle muhtemeldir. Tıpkı uzanamadığı ciğere mundar diyen kedi misali, bunlar da yapmadıkları, bu gidişle de hiçbir zaman yapamayacakları projeleri kötülemeye, itibarsızlaştırmaya devam edecektir. Ne yaparsa yapsınlar, ülkemize ve milletimize hizmet çabalarımızı baltalamaya bunların gücü yetmeyecek” dedi.

Orkun Kaya-Ardacan Uzun-Erkan Elgün
 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bakan Yardımcısı Yelkenci: “Eğitim anlayışımızın öğretim programları ile insanı bütün yönleriyle ele almayı arzuluyoruz” İstanbul’da düzenlenen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Yaz Atölyeleri Tanıtım Toplantısı ve Felsefe Semineri’nde konuşan Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Ömer Faruk Yelkenci, “Eğitim anlayışımızın öğretim programları ile insanı bütün yönleriyle ele almayı arzuluyoruz. Öğrenci profilinde de göreceğimiz üzere bu felsefe üzerinden hareket ettiğimizde becerilerle ve değerlerle beraber yetkin ve erdemli insanı hedefliyoruz” dedi. İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından İstanbul Üniversitesi Prof. Dr. Fuat Sezgin Kongre ve Kültür Merkezi’nde Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Yaz Atölyeleri Tanıtım Toplantısı ve Felsefe Semineri düzenledi. Programa Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Ömer Faruk Yelkenci, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar ve çok sayıda öğretmen katıldı. Seminer İstanbul 25 Haziran 2024 Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin temel felsefesini ve yaklaşımlarını tanıtmak için yapıldı. Program öğrencileri ve eğitimcileri eğitim felsefesi ile uygulamaları hakkında bilgilendirmek amacıyla düzenlendi. Programda Türkiye’nin eğitim alanındaki yenilikçi yaklaşımlarını ve milli eğitimdeki son gelişmeler vurgulandı. Saygı duruşunda bulunması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda açılış konuşmalarının ardından hatıra fotoğrafı çektirildi. Programda konuşan Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Ömer Faruk Yelkenci, “Eleştirel düşünebilen, sorgulayan, araştıran sorumluluk sahibi bir nesil. Yalnızca medeniyete uyum sağlayan değil, medeniyet kurucusu ve geliştiricisi nesillerden bahsetmek istiyoruz. İnsanı merkeze alarak insanın zihinsel, sosyal ve manevi yönleriyle gelişimini esas almaya çalışıyoruz. Toplumu ve ülkesini imal eden şahsiyetler yetiştirmeyi ahlaki bir sorumluluk olarak ele alıyor, aynı zamanda milli ve manevi değerlerimizi koruyan ve insani değerleri kucaklayan şahsiyetler yetişmesini amaçlıyor. Eğitim süreçlerini zenginleştirmemiş gerektiğini düşünüyoruz. Bunun için de disiplinler ötesi ve disiplinliler üstü yaklaşımlardan da istifade edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Medeniyetimizin üzerine inşa edildiği kalbi selim, aklı selim ve zevki selim sahibi bir çok noktada dengeyi kurmuş bir nesil hedefliyoruz. Eğitim anlayışımızın öğretim programları ile insanı bütün gelişim yönleriyle ele almayı arzuluyoruz. Öğrenci profilinde de göreceğimiz üzere bu felsefe üzerinden hareket ettiğimizde becerilerle ve değerlerle beraber yetkin ve erdemli insanı hedefliyoruz. Sorgulayıcı ama merhametli, üretken ama ahlaklı, iradeli ama estetik kaygısı olan nesiller yetiştirelim hep beraberce diyoruz” dedi.
Bursa Bursa iş dünyasına Azerbaycan’a yatırım daveti Azerbaycan Başkonsolosluğu Ticaret Temsilcisi Tamerlan Taghiyev, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ev sahipliğinde düzenlenen ‘Azerbaycan’da Yatırım Fırsatları’ bilgilendirme seminerinde Bursa iş dünyasına önemli mesajlar verdi. Azerbaycan’ın 10 ülke ile serbest ticaret anlaşması bulunduğunu söyleyen Taghiyev, “Azerbaycan’ı 280 milyonluk büyük bir pazara giriş kapısı olarak değerlendirebilirsiniz. Eğer yabancı yatırım düşünüyorsanız ‘yabancı’ olmayan Azerbaycan’a gelin” dedi. BTSO, Azerbaycan Yatırım Fırsatları Semineri’ne ev sahipliği yaptı. Azerbaycan Türkiye Ticaret Temsilcisi Ofisi işbirliğinde düzenlenen etkinliğe BTSO Meclis Başkan Yardımcısı Murat Bayizit, Azerbaycan Türkiye Ticaret Temsilcisi Tamerlan Taghiyev ve Başdanışmanı Javid Abdullayev ile Bursa iş dünyası temsilcileri katıldı. Seminerde Azerbaycan’daki yatırım fırsatları, vergi muafiyetleri ve teşvikler anlatılırken, dost ve kardeş iki ülke arasındaki potansiyel işbirliği imkanları değerlendirildi. “Azerbaycan ile ekonomik işbirliğimizi güçlendirmeyi hedefliyoruz” BTSO Meclis Başkan Yardımcısı Murat Bayizit, Türkiye ve Azerbaycan’ın ortak tarihi, dili ve kültürü paylaşan iki dost ve kardeş ülke olduğunu vurguladı. İki ülke arasındaki ilişkilerin siyasi, ticari, askeri, eğitim, sağlık ve ulaştırma başta olmak üzere çok geniş bir zeminde ilerlediğini kaydeden Bayizit, “Tek millet, iki devlet’ diye ifade ettiğimiz köklü dostluğumuzun yansımalarını aramızdaki 7,5 milyar dolarlık ticaret hacmiyle ekonomik ilişkilerimizde görüyoruz. Diğer taraftan ülkemiz Azerbaycan’da en fazla yatırım yapan ülkeler arasında yer alıyor. Karşılıklı yatırımlarımız 34 milyar doları aştı. Girişimcilerimiz için değerli bir pazar olan Azerbaycan, aynı zamanda Ticaret Bakanlığımızın ihracatçılarımız için belirlediği hedef ülkelerden biri. Azerbaycan ile daha çok ticaret yapmamız, yatırımları çoğaltmamız ve dış ticaret hacmimizi yükseltmemiz gerekiyor. Ülkedeki iş yapma imkanlarını değerlendirmek ve yeni ticari ve yatırım ortaklıkları kurmak amacıyla bugünkü toplantımızın çok faydalı olacağına inanıyorum. Kıymetli işbirlikleri için Ticaret Temsilcisi Tamerlan Tagiyev ve Ticaret Temsilcisi Başdanışmanı Sayın Cavid Abdulayev’e şükranlarımı sunuyorum” dedi. “Türk iş dünyasını Azerbaycan’ın büyüyen ekonomisindeki fırsatlarla tanıştırmak için buradayız” Bursa’nın gerek tarihi gerekse de sanayisi ile Türkiye’nin önemli şehirlerinden biri olduğunu belirten Ticaret Temsilcisi Tamerlan Taghiyev, BTSO’ya ev sahipliği için teşekkür etti. Konuşmasında Ticaret Temsilcisi Ofisi’nin kuruluş amacı ve sorumluluk alanlarına ilişkin bilgiler veren Taghiyev, “Ticaret temsilcisi ofislerimiz 6 ülkede faaliyet gösteriyor. Son olarak bir yıl önce Türkiye’de kuruldu. Ticaret temsilcilerimiz, Cumhurbaşkanımızın onayı ile Ekonomi Bakanımız tarafından atanıyor. Bulunduğu ülkede büyükelçilik veya başkonsolosluk desteği ile faaliyet gösteriyor. Türk iş dünyasını Azerbaycan’ın büyüyen ekonomisindeki fırsatlarla tanıştırmak için buradayız. Azerbaycan’da üretilen mal ve hizmetlerin Türkiye’de tanıtılması, iki ülke arasındaki teknoloji transferinin sağlanması, üçüncü ülkelerde işbirliği fırsatlarının oluşturulması da başlıca hedeflerimiz arasında yer alıyor” diye konuştu. “280 milyonluk pazara gümrüksüz erişim imkanı”” Son bir yılda Türkiye’nin farklı şehirlerini ziyaret ettiklerini kaydeden Taghiyev, “Dost ve kardeş ülkeler olarak kalplerimiz bir. Birbirimizi çok seviyoruz. Ancak ekonomik işbirliği açısından kat etmemiz gereken çok yol var. Birbirimizi daha iyi anlamalı, ticaretimizi geliştirmeliyiz. Türkiye, Azerbaycan’ı ticaret kapısı olarak görebilir. Ülkemizin aralarında Rusya gibi büyük bir pazarın da yer aldığı 10 ülke ile serbest ticaret anlaşması var. Azerbaycan’da yatırım yaparsanız, 280 milyonluk bir pazara ürünlerinizi gümrük vergisi olmadan satabilirsiniz. Ayrıca Türkiye ile Tercihli Ticaret Anlaşmamız bulunuyor. Geçen ay bu çerçevede 30 ürünün satışı vergi ve gümrükten muaf oldu” ifadelerini kullandı. “Yatırımcılara önemli teşvikler sunuluyor” Taghiyev, Azerbaycan’da son derece güvenilir bir yatırım ortamının olduğunu ve yatırımcılara önemli teşvikler sunulduğunu vurguladı. “İki ülke ekonomisi arasındaki bağları güçlendirmek, Azerbaycan’ı daha yakından tanımanız adına buradayız” diyen Taghiyev, “Aynı dil, din ve kültürü paylaşıyoruz. Azerbaycan’ı sadece kimliğinizle, kendi vatanınıza gelir gibi ziyaret edebilirsiniz. Yabancı yatırım düşünüyorsanız, size yabancı olmayan Azerbaycan’a gelin” dedi. Açılış konuşmalarının ardından Azerbaycan Başkonsolosluğu Ticaret Temsilcisi Başdanışmanı Cavid Abdulayev, Azerbaycan’daki potansiyel projeler ve işgalden kurtarılan Karabağ’daki yatırım fırsatları hakkında detaylı bilgiler paylaşarak, katılımcıların sorularını cevapladı.
Mersin Mersin 20 firmayla İSO 500 listesinde yer aldı Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Hakan Sefa Çakır, İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan Türkiye’nin 2023 yılı en büyük 500 sanayi firması listesinde Mersin’in toplam 20 firmayla yer aldığını belirterek, "Üretime destek temel mottomuz olmalı" dedi. İSO 500 listelerinin sanayi üretiminin bir raporu ve envanteri niteliğinde olduğunu ve önemli bilgiler verdiğini ifade eden Çakır, Türkiye’nin sanayi üretiminin, kurumsallaşma becerisinin, ciroların, ihracat kapasitelerinin, büyümenin, istihdamın ve üretim istikrarı gibi konularda nereye gittiğine dair ışığı bu listelerin tuttuğunu söyledi. "Mersin toplam 20 firmayla İSO 500 listesinde yer aldı" Mersin’e ilişkin değerlendirme yapan Çakır, "İSO 500 araştırması sonuçlarına göre; büyüklük sıralamasında temel kriter olarak alınan net üretimden satışlar kriteri bazında ilk 500 sanayi kuruluşu içerisinde 2022 yılında 8’i odamıza kayıtlı, kentimizde faaliyet gösteren toplam 19 firma Türkiye’nin 500 büyük sanayi kuruluşu listesinde yer almıştı. 2023 yılında ise 8’i Mersin Ticaret ve Sanayi Odası, 2’si Tarsus Ticaret ve Sanayi Odası, biri de Silifke Ticaret ve Sanayi Odasına kayıtlı toplam 11 Mersin firması listede yer alırken; merkezi şehir dışında olup kentimizde üretim yapanlarla birlikte Mersin toplam 20 firmayla İSO 500 listesinde yer almıştır" dedi. "Mersin, sanayide kendisini ispat eden bir kent haline geldi" Mersin’in, sanayide kendisini ispat eden bir kent haline geldiğini vurgulayan Çakır, söz konusu firmalardan odalarına kayıtlı olanların üretimden satışlarının 2022 yılında 41 milyar lirayken; 2023’te yüzde 44’lük artışla yaklaşık 59 milyar lira olarak gerçekleştiğini kaydetti. Çakır, "Net üretimden satışlara göre listede yer alan odamıza kayıtlı 8 firmanın 2022 yılına göre 6’sı sıralamadaki yerini yükseltmiştir. Söz konusu firmaların gerçekleştirdiği ihracat ve oluşturduğu istihdam kriteri baz alındığında listede 4 firmamızın sıralamaya girdiğini görmekteyiz. İki firmamızın ihracat sıralamasındaki yerinin 2022 yılına göre yükseldiğini görüyoruz. İstihdamda ise 3 firmamızın sıralamadaki yeri yükselirken, bir firmamızın da sırlamadaki yeri aynı kalmıştır" diye konuştu. "Üretime destek temel mottomuz olmalı" KOBİ’lerin çoğunun İSO listelerine giren sanayiciler kadar kurumsal ve güçlü olmadığını belirten Çakır, eğer KOBİ’lere yeterli destek verilirse onların da bu listelere aday potansiyelde olduğunu kaydetti. Artan ham madde maliyetinin bir sorun olduğuna işaret eden Çakır, şöyle konuştu: "Özellikle, her anlamda üretimi, gıda, tarım ve sanayiyi artırmak; üreticiye, ihracatçıya destek olmak zorundayız. OSB’lere destek veren küçük ihtisas sanayi sitelerine ihtiyacımız var. Sanayi yatırımcısı uygun arsa bulamıyor. Bu konuda tarıma elverişli olmayan, taşlık ve kıraç hazine alanlarının sanayi arazisi olarak imara geçmesi gerekiyor. Bu konuda sadece yerel yönetimler değil, devletin destek olması, yapılan imar planlarında bu uygun bölgelerin sanayi parseli olarak işaretlenmesi lazım. Üretime destek temel mottomuz olmalı." İSO 500 listelerine giren ve yerlerini koruyan Mersin firmalarını kutlayan Çakır, Mersin sanayisine verdikleri moral ve oluşturdukları rol model için firmalara teşekkür etti. Çakır, Mersin’in İSO 500 listesindeki toplam 20 firmasıyla artık kendisini sanayide de ispat eden marka bir kent olarak yoluna devam ettiğini kaydetti.