POLİTİKA - 26 Kasım 2025 Çarşamba 14:50 | Son Güncelleme : 26 Kasım 2025 Çarşamba 16:41

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Türkiye yüzyılının sancaktarlarından biri de doktorlarımız olacak''

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Türkiye yüzyılının sancaktarlarından biri de doktorlarımız olacak''

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Başta şehir hastanelerimiz olmak üzere sağlıkta kurduğumuz sistem dünyanın pek çok ülkesi tarafından ilgiyle takip ediliyor. Öyle ki güçlü sağlık altyapımız sayesinde artık pek çok branşta sadece bölgemizdeki ülkelerin vatandaşlarına değil, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere küresel ölçekte sağlık hizmeti verebilen bir ülke konumuna ulaştık" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen 11. Tıp Kurultayı ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri töreninde konuştu. Programı düzenleyen Sağlık Bakanlığına, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ve ekibine, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığına teşekkürlerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yurt dışından ülkemizi, kurultayımızı ve ödül merasimimizi teşrif eden katılımcılara başkentimiz Ankara’ya hoş geldiniz, şeref verdiniz diyorum. Kurultay çerçevesinde düzenlenen Üreten Sağlık İş Forumu'ndan çıkan sonuçların başta sağlık sektörümüz, üniversitelerimiz ve Türk Sağlık Bilimi olmak üzere milletimize hayırlı olmasını diliyorum. Farklı kategorilerde TÜSEB Ödülleri'ne layık görülen bilim insanlarımızı, değerli hekimlerimizi can-ı gönülden tebrik ediyorum" dedi.

Bu sene ebediyete irtihal eden ve adına ödül takdim edecekleri Prof. Dr. Gazi Yaşargil ile birlikte tıp bilimine katkıda bulunmuş ancak vefat etmiş hocalara ve doktorlara rahmet dileğinde bulunan Erdoğan, "Sadece Türkiye’nin değil, dünyanın iftihar ettiği bilim insanı kıymetli Aziz Sancar hocamıza da hayırlı ve uzun ömürler diliyor, Nobel ödülü alacak daha nice çalışmalara imza atacağına yürekten inanıyorum" açıklamasını yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeryüzünde insan hayatından, insanın sağlıklı, onurlu, özgür bir hayat sürmesinden daha kıymetli bir şey olmadığını belirterek, insanın asli varlığına musallat olan marazları ortadan kaldırmak, insan bedenini ve ruhunu sağlıklı kılmak, yaralarını sarmak, hastalıklarını iyileştirmek, acılarını dindirmek meselesinin insanlık tarihi kadar eski olduğunu kaydetti. Erdoğan, deva ve şifa arayışının yeryüzünde insanla başladığını ve devam etmekte olduğunu dile getirdi. Esasında bütün kadim geleneklerin, bütün dinlerin, bütün köklü düşünce ve felsefe akımlarının nihai amacının insanın konumunu muhafaza etmek olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' diyen ecdadımız insanı yaşatmayı merkeze alırken, sadece devletin bekası ve sosyal devlet anlayışının altını çizmekle kalmamış, asırlar önce kadim bir hakikati de dile getirmiştir. 'Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi' diyen bir hayat felsefesinden ancak kurucu ve kuşatıcı bir sağlık anlayışı zuhur edebilir. Doktor, hekim ve tabip kelimelerinin kökenlerinde ve mana evrenlerinde iyileştirme, selamete çıkarma anlamları olduğu kadar bilgelik ve hikmetle birlikte halden anlama vasıflarının bulunması boşuna değildir. Eski Türk tıbbında 'otacılar' olarak isimlendirilen zümrenin aynı zamanda bilge kişiler olması, ancak bu hakikatle izah edilebilir" değerlendirmesini yaptı.

Tıp ilmindeki gelişmelerin, yeniliklerin, buluşların, keşiflerin, hangi milletten, hangi devletten, hangi kuruluştan doğarsa doğsun, kaynağı neresi olursa olsun, insanlığın ortak malı, ortak kazanımı, ortak sevinci olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnsanlık kadar eski bu ilkenin çağımızın kar odaklı anlayışında maalesef geçmişe kıyasla zemin kaybettiğini görüyoruz. Para kazanmayı, rantı, çıkarı, kâr hırsını teşvik eden kapitalist sistem, hayatın pek çok alanı gibi tıpla ilgili paradigmayı da dönüştürüyor. İnsanlığın karşılaştığı modern açmazlardan biri, sağlık sektörünün, sağlık sektörünü domine edenlerin 'sınıfsallaşarak' kendilerini geniş kitlelerden ayrı, ayrıcalıklı bir katman gibi görmeleridir. Bir diğer husus da tıptaki gelişmelerin insanın hayrına ve insan hayatının kurtarılması için kullanılacağı yerde aksi istikamette kullanılmasıdır. Bunun, tıp ilminde ve tabiplik mesleğinde yol açtığı sıkıntıları, siz kıymetli bilim insanlarımızın takdir ve değerlendirmesine bırakıyorum. Kadim tıp bilimini, bilançolara sığdırmaya çalışmanın yanlışlığını, en iyi sizler biliyorsunuz. Ataların ifadesiyle 'Sağlığı olanın umudu, umudu olanın her şeyi var demektir.' Yani, sağlık her işin başıdır; mutlu, huzurlu bir hayatın temel şartıdır. Gerçekten de şayet sağlığınız yerindeyse gerekirse taşı sıkar, suyunu çıkartır, bir şekilde hayatınızı idame ettirirsiniz. Ama sağlığınızı kaybetmişseniz, tüm dünya size altın tepside sunulsa bile gözünüzde hiçbir kıymeti olmaz" dedi.

"Dünyanın sağlık alanında daha sıhhatli, daha rafine, İbn-i Sina ve Hipokrat çizgisine daha yakın bir bakış açısına kavuşması gerektiği anlaşılıyor"

Hastalanan her insanın kendini tedavi ettirme imkanı bulamadığı, nihai ürüne dönüşen tıbbi gelişmelerin insanların hizmetine eşit sunulmadığı bir dünyanın adil, eşit ve yaşanabilir bir dünya olmadığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Nasıl insan hayatı sömürülemezse, insan onuru ticarileştirilemezse, insanın sağlığı ve hastalığı sömürülemez, bir pazar metası olarak görülemez. İnsanın ruhu ve bedeni, insan sağlığı ve hastalığı sadece ticarete konu edilemeyeceği gibi bir tahakküm aracı olarak da kullanılamaz. Gelinen noktada dünyanın sağlık alanında daha sıhhatli, daha rafine, İbn-i Sina ve Hipokrat çizgisine daha yakın bir bakış açısına kavuşması gerektiği anlaşılıyor. Evet bunu açık yüreklilikle konuşmak, bunu tartışmak, böyle bir dönüşüm için ön almak, risk almak, mücadele etmek zorundayız" değerlendirmesini yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’de tam 2 yıl boyunca hastanelerin bombalanmasına, hastaların, sağlık çalışanlarının, çocukların, hatta kuvözdeki masum bebeklerin katledilmesine seyirci kalan bir dünyadan böyle bir dünyaya geçmenin şüphesiz kolay olmayacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnsanlık, bir hayatı kurtarmanın sevincini kolektif olarak yaşadığı, dünyaya sağlıklı gelen bir bebeğin sevincini kendi sevinci olarak gördüğü zaman inanın dünya cennete dönüşecektir. Biz, işte bunun için çalışıyoruz. Sizler, aynı şekilde bunun için emek veriyor, çabalıyor, ter döküyorsunuz. Bir insanı iyileştirmeye maddi anlamda değer biçilemez. Bir hayatı kurtarmanın maddi anlamda pahası ölçülemez" dedi.
"Hastaya şifa olma bilincinin adeta genlerimize işlediği bir coğrafyanın, bir medeniyetin varisleri olarak nerede durduğumuzu ve misyonumuzun ne olduğunu idrak etme mecburiyetimiz var" diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizler Lokman Hekim’in varisleriyiz. Bizler Batı’da tıp ilminin temelini atan İbn Sina’nın varisleriyiz. Bizler, Anadolu’yu şifahanelerle ören, insanlığın şifa ve deva arayışına kurumsal anlamda çözümler üreten büyüklerimizin varisleriyiz. Nasıl ecdadımız Anadolu’yu şifahanelerle ilmek ilmek dokuyarak bir şifa medeniyeti inşa etmişse, nasıl istiklal ve istikbal mücadelemizin en büyük payelerden biri tıbbiyenin olmuşsa inşallah Türkiye Yüzyılı'nın sancaktarlarından biri de buradaki kardeşlerim olacak, doktorlarımız, bilim insanlarımız olacak; sizler olacaksınız. Ben buna tüm kalbimle inanıyorum. Her birinize teşekkür ediyor, şimdiden tebriklerimi iletiyorum" açıklamasında bulundu.

İnsan merkezli siyaset anlayışın bir gereği olarak son 23 yıldır sağlığa büyük önem verdiklerini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yürüttüğümüz çalışmalarla yaygın, kaliteli ve ekonomik bir sağlık sistemini hayal olmaktan çıkarıp, halkımızın hizmetine sunduk. Anayasamızın en temel hükümlerinden olan 'sosyal devlet' ilkesinin rehberliğinde ekonomik durumu iyi olmayan vatandaşlarımızın da sağlık hizmetlerinden eşit bir şekilde istifade edebilmelerini sağladık. İlaç almak için insanların sabahın köründe yollara düştüğü, muayene sırası alabilmek için saatlerce kuyrukta beklediği, parası yetmeyince hastalarımızın rehin tutulduğu günler inşallah bir daha gelmemek üzere geride kaldı" dedi.

"1 milyon 470 bini aşan sağlık personeliyle 86 milyon vatandaşa birinci sınıf sağlık hizmeti sunuluyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün, toplam 1 milyon 470 bini aşan sağlık personeliyle 86 milyon vatandaşa birinci sınıf sağlık hizmeti sunulduğunu belirterek, "2002'den bu yana personel sayımızı yüzde 288 artırdık. Son 1,5 yıl içinde 57 bin 504’ü hekim olmak üzere 99 bin 567 yeni atama yaptık. Türkiye’de hekim sayısının artması yalnızca hastalarımızın değil, onlara hizmet veren değerli hekimlerimizin de işini kolaylaştırdı, yükünü hafifletti. Kamu hastanelerimizin yüzde 80’ini yeniledik veya yeniden inşa ettik. 794 yeni hastaneyi hizmete kazandırarak, kamu hastanelerinde toplamda 173 bin yatağa ulaştık. 2002 yılında kamuda yalnızca 7 bin nitelikli yatağımız vardı, bugün bu sayı 18 kat artışla 122 bine ulaştı. Toplam yatak sayımız ise 164 binden 271 bine ulaştı. Son 1 yılda 4 bin 60 yatak ünit kapasiteli 60 projeyi bitirdik" açıklamasında bulundu.

13 şehir hastanesinin yapımı devam ediyor

Yapılanların sadece bunlarla sınırlı olmadığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "2023 yılında yaşadığımız depremin yaralarını hızla sarıyoruz. Bölgeyi yeniden ayağa kaldıracak kalıcı sağlık yatırımlarını hızlandırdık. Böylece 5 bin 123 yataklı 109 sağlık tesisini tamamladık. 11 ilimizde deprem öncesinde kamu hastanelerinde 23 bin 733 yatakla hizmet sunulurken, bugün 27 bin 503 yatakla sağlık hizmeti veriyoruz. Gaziantep 25 Aralık Devlet Hastanesinin 300 yataklı ek binası ile Kahramanmaraş 600 yataklı Devlet Hastanesini yıl bitmeden açacağız. Salgın döneminde hayati rol üstlenen şehir hastanelerimizden 25 tanesi hizmete girdi. 13 şehir hastanesinin yapımı devam ediyor. Toplamda 9 şehir hastanesinin, sağlık kampüsünün ihale, proje ve arsa çalışmaları devam ediyor" ifadelerini kullandı.
Başta şehir hastaneleri olmak üzere sağlıkta kurulan sistemin dünyanın pek çok ülkesi tarafından ilgiyle takip edildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Öyle ki güçlü sağlık altyapımız sayesinde artık pek çok branşta sadece bölgemizdeki ülkelerin vatandaşlarına değil, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere küresel ölçekte sağlık hizmeti verebilen bir ülke konumuna ulaştık. Daha burada saymaya kalksak, değil saatler, günler alacak birçok yatırımı, projeyi, devrim niteliğinde reformu hayata geçirdik. Kuşkusuz 'tüm sorunları çözdük', 'tüm sıkıntıları giderdik' iddiasında kesinlikle değiliz" açıklamasını yaptı.

"Milletimizden gelen teklifler, tenkitler, şikayetler, serzenişler ve tespitler doğrultusunda sağlık sistemimizi iyileştirmeye devam edeceğiz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlık gibi dinamik bir alanda ihtiyaçların hiçbir zaman bitmeyeceğini belirterek, "Elini vicdanına koyan herkesin kabul ettiği üzere sağlık alanında büyük bir devrime imza attığımız da tartışmasız bir gerçektir. Türk sağlık sisteminin gücü, kabiliyetleri ve şokları karşılama kapasitesi, Covid-19 salgınında çok net görülmüştür. Buna rağmen mevcutla yetinmiyoruz. Milletimizden gelen teklifler, tenkitler, şikayetler, serzenişler ve tespitler doğrultusunda sağlık sistemimizi iyileştirmeye devam edeceğiz. Şunun da bilinmesini isterim ki; son 23 yılda sağlık alanında ne yaptıysak bilim insanlarımızla istişare halinde yaptık. İnşallah çok daha fazlasını yine sizlerle birlikte başaracağız" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şüphesiz bunların tamamı önemlidir, kıymetlidir, Türkiye ve Türk milleti adına gerçekten gurur verici gelişmelerdir. Fakat sadece 23 yıllık sürede bunları başarmış olmamız, hedeflerimizin tamamına ulaştığımız anlamına gelmez. Bakınız, donanım ve sağlık altyapısında dünyada birinci ligde olmamız yetmez. Vatandaşın sağlık hizmetlerine eşit erişiminde gıpta edilen ülkelerden biri olmamız yetmez. Sağlık hizmetlerini devlet olarak ücretsiz karşılamamız yetmez. Tıp eğitiminde dünya standardının üzerinde doktorlar yetiştirmemiz yetmez. Başta tıp ve ilaç olmak üzere bilimsel araştırmalarda da dünyanın en iyi ülkelerinden biri olmak durumundayız. Aynı şekilde gerekli AR-GE yatırımlarını yaparak, tıbbi cihaz üretiminde de yeni bir aşamaya geçmek zorundayız. Cumhurbaşkanı olarak sağlıkla ilgili hususlarda kapsamlı bir millileşme ve yerlileşme hamlesine olan ihtiyacı sık sık dile getiriyorum. Ancak bu konuda tüm şahsi çabalarıma rağmen hedeflerimizin çok uzağında olduğumuzu da gayet iyi biliyorum. Savunma sanayiinde olduğu gibi burada da içeriden ve dışarıdan farklı engellerle karşılaşıyoruz. Ama nasıl ki zor, oyunu savunma sanayiinde bozmuşsa, inşallah yerli ilaç ve tıbbı cihaz üretiminde de Allah'ın izniyle bozacaktır. Çalışacağız, geliştireceğiz, üreteceğiz. Hepsinden öte zorluklar karşısında yılmayacağız ve Türkiye’yi çok farklı bir seviyeye hep beraber taşıyacağız. Bizi bu hedefimize bir adım dahi olsa yaklaştıracak her türlü özgün, nitelikli ve gerçekçi çabayı desteklemekte kararlıyız. Onun için bugün ödül alan bilim insanlarımızın çalışmalarını takdirle karşılıyorum. Her biriniz, tıpkı Aziz Sancar hocamız gibi bilimsel çalışmalarınızla yeni yol açıyor, sizden sonra geleceklere cesaret aşılıyorsunuz. Sizlerin bu çalışmaları inşallah diğer hekimlerimize de örnek olacak, ilham kaynağı olacak, daha farklı projelere başlamak için cesaret verecektir" diyerek sözlerini tamamladı.

"Sağlıkta bağımsızlık, milli güvenliğin ayrılmaz parçasıdır"

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu da programda bir konuşma yaptı. "Üreten Sağlık" modeli ile yerli ve milli sağlık teknolojilerini geliştiren, kendi çözümünü üreten ve sağlıkta tam bağımsızlığı hedefleyen bir üretim ekosistemini kurmaya başladıklarını belirten Bakan Memişoğlu, "Sağlıkta bağımsızlık, milli güvenliğin ayrılmaz parçasıdır yaklaşımımız doğrultusunda sağlığı önemli bir güç alanı olarak yeniden konumlandırdık. Bu vizyonu vatandaşımıza doğrudan dokunan somut adımlarla hayata geçirdik. Koruyan ve geliştiren sağlık anlayışı ile aile hekimlerimizi kendilerine kayıtlı nüfusun sağlığını takip eden, düzenli izlem yapan ve sağlık okuryazarlığını geliştiren proaktif bir yapının merkezine yerleştirdik" dedi.

"19 bin kişiye erken evrede kanser tanısı koyduk"

Aile hekimlerinin diyabet, hipertansiyon ve aşırı kilo başta olmak üzere 11 hastalığın aktif tarama ve takibini yapmalarını teşvik ettiklerini kaydeden Bakan Memişoğlu, "Bin 859 ilacı yazabilir hâle getirdik, birçok ilacın raporunu düzenleme yetkisi verdik. Gerekli gördükleri hastalar için MHRS üzerinden bazı üniversite hastaneleri dâhil tüm kamu hastanelerinden ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinden randevu alabilmelerini sağladık. 35 milyon vatandaşımıza kronik hastalık taraması yaptık, 7,3 milyon kişiye yeni kronik hastalık tanısı koyduk. Toplamda 105 milyon kez tarama ve izlem yaptık. Kanser taramaları neticesinde 19 bin kişiye erken evrede kanser tanısı koyduk ve binlerce vatandaşımızın hayatına dokunduk" açıklamasını yaptı.

Bakan Memişoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde yürütülen Normal Doğum Eylem Planı neticesinde primer sezaryen oranında ilk kez gerileme sağlandığını, 4,1 puanlık azalışla yüzde 12,3’lük düşüş gerçekleştiğini aktardı. Memişoğlu, bu süreçte bin 524 gebe okulu ve 3 bin 400 yeni koordinatör ebe ile annelerin yanında olduklarını, 360 bini aşkın anne adayına eğitim verdiklerini bildirdi. Türkiye’nin güçlü sağlık veri altyapısı ve dijital kapasitesi sayesinde artık yapay zeka destekli tıbbi cihazlarını kendi imkanlarıyla geliştirebilen ve üretebilen bir ülke konumuna ulaştığını vurgulayan Bakan Memişoğlu, "Liderliğinizde yürütülen Milli Teknoloji Hamlesi doğrultusunda biyoteknoloji, kişiselleştirilmiş tıp ve genom alanlarında Türkiye’yi stratejik bir konuma taşıyoruz. Ulusal Genom Projesi ile erken tanı ve hedefe yönelik tedaviler için güçlü bir altyapı oluşturduk. Üreten Sağlık vizyonumuz, sağlık alanında kendi ilacını ve teknolojisini üreten, bilgisini geliştiren ve bunu dünyaya ihraç eden güçlü bir Türkiye idealinin en somut göstergesidir" dedi.

TÜSEB Ödülleri sahiplerini buldu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın takdim ettiği 2025 TÜSEB Ödülleri, sağlık ve bilim dünyasında önemli isimleri onurlandırdı. TÜSEB Teşvik Ödülü, bu yıl Prof. Dr. Suat Tekin, Prof. Dr. Sercan Karav, Doç. Dr. Beyza Servet Göncü ve Prof. Dr. Erkan Yılmaz’a verildi. TÜSEB Hizmet Ödülü'nün sahibi ise Prof. Dr. Mehmet Erdem Büyükbingöl oldu. 2025 TÜSEB Sağlık Teknolojileri Prestij Ödülü, Şahin Gürsel’e takdim edilirken, dünyaca ünlü beyin ve sinir cerrahı Ordinaryüs Prof. Dr. Gazi Yaşargil anısına hazırlanan TÜSEB Özel Ödülü bu yıl Prof. Dr. Uğur Türe’ye verildi. İnovatif Sağlık Ekibi Ödülü'ne çalışmalarıyla öne çıkan Prof. Dr. Serkan Topaloğlu ve ekibi layık görüldü. Bu yılın Aziz Sancar Bilim Ödülü ise Prof. Dr. Fikrettin Şahin’in oldu. Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Gazze’deki insani girişimleri nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Özel Ödülü takdim edildi.

Hülya Keklik

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir 1133 mahallede "Yakın Çözüm" seferberliği Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, vatandaşlarla doğrudan iletişimi güçlendiren saha çalışmalarını aralıksız sürdürürken halka daha ulaşılabilir ve hızlı belediyecilik hizmetleri sağlamaya da devam ediyor. Balıkesir’in bin 133 mahallesinde vatandaşların kapısını tek tek çalan Yakın Çözüm Merkezi ekipleri, çağrı merkezi ve sosyal medya aracılığıyla da sosyal desteklerden teknik hizmetlere kadar her konuda vatandaşın yanında. Sosyal belediyecilik anlayışıyla halkın talep ve ihtiyaçlarına en hızlı çözümü sağlamak için Balıkesir’in bin 133 mahallesini adım adım dolaşan Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Yakın Çözüm Merkezi ekipleri, 20 ilçede bin 787 hane ziyareti gerçekleştirerek 2 bin 206 kişiyle birebir temas sağladı. Mahalle muhtarlarından esnafa, vatandaşlardan çiftçilere kadar toplumun her kesiminin yanında olan ekipler, aldıkları her talebi anında ilgili birimlere ileterek sorunların çözümü noktasında önemli bir çalışma yürütüyor. 542 bin 225 çağrı cevaplandı Halka yakın ve ulaşılabilir belediyecilik anlayışıyla vatandaşların derdine derman olmak için 20 ilçede bin 133 mahalleye ziyaretler gerçekleştiren Yakın Çözüm Merkezi ekipleri, çağrı merkezi ve sosyal medya aracılığıyla da gelen taleplere anında cevap veriyor. Çağrı merkezinde 2024 yılının Ekim ayından itibaren 542 bin 225 çağrıyı karşılayan ekipler aylık ortalama 40 bin çağrıya cevap veriyor. Sosyal medyadan 14 bin 206 talep alan Yakın Çözüm Merkezi ekipleri sosyal destekler, teknik ve belediyecilik hizmetlerine dair talepleri ilgili birimlere ileterek anında çözüme kavuşturuyor. Bin 133 mahallenin röntgeni çekildi Dar gelirli ailelerin maddi yükünü hafifletmek için tüm imkânları seferber eden Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışıyla soğuk kış günlerinde içleri ısıtacak bot, mont ve gıda kolisi desteklerini de sürdürdü. Özellikle Ramazan ayı boyunca yürütülen saha faaliyetlerinde dayanışma ruhu güçlendirildi. Yakın Çözüm Merkezi ekipleri; Altıeylül, İvrindi, Kepsut, Dursunbey, Savaştepe, Bigadiç, Susurluk, Sındırgı, Karesi, Bandırma ve Manyas ilçelerinde belirlenen mahallelerde planlı saha faaliyetlerini aralıksız sürdürdü. Çalışmalar tüm ilçelerde ise etaplar halinde devam ederken bin 133 mahallenin de adeta röntgeni çekildi. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi tarafından vatandaşlarla kurulan doğrudan iletişim sayesinde yerel ihtiyaçların hızlı bir şekilde belirlenmesi için Yakın Çözüm Merkezi ekipleri Balıkesir’in merkezinden kırsal mahallelerine kadar ulaşıp vatandaşların sorunlarına en hızlı şekilde çözüm üretiyor. Yol talebinden, sosyal desteğe, ulaşım ihtiyacından belediye faaliyetlerine kadar alınan her talebi ilgili birimlere ileterek sürecin takipçisi olan ekipler, sahadan alınan geri bildirimlerle hizmet kalitesini de her geçen gün artırıyor.
Samsun Bafra’da kadınlardan glütensiz üretim atağı Samsun’un Bafra ilçesinde, kaymakamlık desteğiyle kurulan Aile Destek Merkezi (ADEM) bünyesinde glütensiz ürün üretimine başlandı. ADEM binasını ziyaret eden Bafra Kaymakamı Dr. Mustafa Altınpınar ve eşi Şule Altınpınar, yürütülen çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi aldı. Kaymakam Altınpınar, projeye ilişkin yaptığı açıklamada, glüten hassasiyeti ve çölyak hastalarının yaşadığı zorluklara dikkat çekerek, "Bafralı kadınlarımızın kurduğu glütensiz ürünler kooperatifinin tanıtımı amacıyla bir araya geldik. Sahada yaptığımız gözlemler sırasında özellikle çölyak hastalarının ciddi sıkıntılar yaşadığını fark ettik. Bunla ilgili trajik hikayeler dinledik. Çölyak hastası olan bir öğrencimiz, çocuğumuz yanlışlıkla kantinden bir simit alıp ısırdığında , sizin simitler çok güzelmiş diye annesine serzenişte bulunduğunu annesi bize anlatmıştı. Buda bizi çok etkilemişti. Temiz içerikli gıdalara ulaşmakta zorlanıyorlar, ulaştıklarında ise fiyatlar oldukça yüksek oluyor. Bizim amacımız hem sağlıklı hem de ekonomik olarak erişilebilir ürünler üretmekti ve bunu başardık. Ruhsat ve analiz süreçleri tamamlandı, kaliteli ürünler ortaya çıktı" dedi. Projenin sosyal yönüne de vurgu yapan Altınpınar, kadın istihdamına katkı sağlandığını belirterek emeği geçenlere teşekkür etti. Projenin fikir öncüsü Şule Altınpınar ise kendi deneyimlerinden yola çıktıklarını ifade ederek, "Bir dönem glütensiz beslendiğimde katkısız ve sağlıklı ürünlere ulaşmakta zorlandım. Bu nedenle bir farkındalık oluşturmak istedik. Çölyak hastaları ve aileleriyle birlikte yola çıktık. Üç aylık deneme sürecinde tariflerimizi, analizlerimizi ve paketlememizi tamamladık. Hijyenik ve güvenilir ürünler ortaya çıkardığımıza inanıyorum" diye konuştu. Bafra Nature Glütensiz Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi üyesi ve çölyak hastası bir çocuğun annesi olan Sevinç Fidan Dinç de glütensiz beslenmenin çölyak hastaları için bir zorunluluk olduğunu belirterek, kooperatifin hem kadın üretimini desteklediğini hem de sürdürülebilir gelir sağlamayı hedeflediğini söyledi. ADEM’e gelen kadınlar buranın sadece para kazanabilecek bir yer olmadığı bir umut ışığı ve ve hayata tutunma sebebi olduğunu söylediler.
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katıldı. Burada konuşan Erdoğan, Ramazan ayında Türkiye’nin 81 vilayetinin dört bir yanında rahmet ve bereket mevsiminin manevi atmosferini Türk milletiyle beraber yaşadıklarını belirterek, Ramazan ayı boyunca bakanlar başta olmak üzere genel başkan yardımcıları, MKYK üyeleri, milletvekilleri ve tüm teşkilatlarla beraber tam kadro sahada olduklarını ifade etti. "Partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz herkesin başımızın üstünde yeri vardır" AK Parti’nin, Akif İnan’ın ‘Bütün giysileri yırtsak yeridir, yeter bize vefa elbiseleri’ sözünün vücut bulmuş hali olduğunu söyleyen Erdoğan, "Kökü mazide gözü atide olan bu hareket evvel emirde bir vefa hareketidir. Çeyrek asırlık yolculuğumuzda biz daima bunu yaptık. Gençlerimizin heyecanı ve dinamizmiyle ak saçlılarımızın tecrübesi ve ferasetini harmanladık. Ağırbaşlılık, vakar ve olgunluk ile özgüveni, coşkuyu ve kabına sığmamayı aynı potada erittik. Kadrolarımızı sürekli yenilerken emektarlarımızla irtibatımızı her zaman güçlü bir şekilde muhafaza ettik. Bizi biz yapan, bizi güçlü ve özgün kılan en önemli vasıflarımızdan biri işte budur. Bu davaya omuz vermiş bu harekete katkı sunmuş partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz her bir yol arkadaşımızın başımızın üstünde yeri vardır" dedi. Şehit aileleri, gaziler, yaşlı ve engelli vatandaşlar ile Sosyal Politikalar Başkanlığı aracılığıyla iftar ve sahurlarda bir araya geldiklerini aktaran Başkan Erdoğan, Kadın ve Gençlik Kolları aracılığıyla üniversitelerde gerçekleştirilen iftarlarla yaklaşık 500 bin genç ile Ramazan sevincini yaşadıklarını kaydetti. "Belediyelerimiz 10 milyon insanımızın kalbine dokundu" ‘İftara Beş Kala’ geleneğiyle 1 milyon 170 bin kumanyayı iftara yetişemeyenlere ulaştırdıklarını belirten Erdoğan, "Sivil toplum kuruluşlarımızla bir araya gelerek istişare ettik. 86 milyonun birlik ve beraberliğini güçlendirirken, AK Parti olarak imar ve ihya sürecindeki komşumuz Suriye’yi de elbette unutmadık. Belediyelerimizin ve teşkilatlarımızın kurduğu iftar sofralarında 250 bin Suriyeli kardeşimizin oruçlarını açmasına vesile olduk. Belediyelerimiz; yardım kolileri, alışveriş kartları, iftar programları, maddi destekler ve diğer çalışmalarıyla 10 milyon insanımızın kalbine dokundu. Sadece ‘Gönül Sofraları’ programıyla bir milyonu aşkın haneye gittik. Ramazan-ı Şerif’te Avrupa başta olmak üzere gurbeti sılaya çevirmiş vatandaşlarımızı da ihmal etmedik. Düzenlediğimiz çeşitli programlarla onların da bu mübarek ayın manevi ikliminden istifade etmesini sağladık" diye konuştu. "Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor" İsrail’in kışkırtmaları sonucu 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlatılan savaşın bölgeyi kan ve barut kokusuna boğmaya devam ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hiçbir günahı olmayan, hiçbir şeyden haberi olmayan çocuklar okullarında ders dinlerken füzelerin ve bombaların hedefi oluyor. Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor. Gözünü nefret ve kin bürümüş soykırım şebekesi güya dini argümanların arkasına sığınarak coğrafyamızı büyük bir felakete doğru sürüklüyor. Nerede olursa olsun acımasızca öldürülenler bizim kardeşlerimizdir. Son nefeslerini okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır. Evlat acısıyla yürekleri Kerbela’ya dönen kadınlar bizim annelerimizdir" açıklamasında bulundu. "Biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız" "Bombaların enkaza çevirdiği şehirler aynı şekilde bizim şehirlerimizdir. Tahrip edilen, yıkılan, talan ve tarumar edilen yerler bizim bölgemizdir" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "İsfahan’da, Tebriz’de, Tahran’da dökülen gözyaşlarının Erbil’de, Amman’da, Bağdat’ta, Beyrut’ta, Sana’da, Doha’da, Riyad’da ve bölgemizin diğer kardeş şehirlerinde dökülenlerden Allah aşkına ne farkı var? Katliam şebekesinin gözünde adımızın Ali, Ömer, Ayşe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne farkı var? İster İran’da ister körfezde olsun atılan her füzeyle zarar gören, vurulan, kanayan biz değil miyiz? Bu anlamsız savaş sebebi ile kan kaybeden bölgemizin ekonomisi değil mi? Füzeler, bombalar ve dronlar tarafından tahrip edilen milyarlarca dolarlık altyapı tesisleri bölgedeki kardeşlerimizin kaynakları değil mi? 27 gündür hiçbir ilke değer, norm gözetmeyen saldırganların nazarında Şii veya Sünni olmamızın Türk, Kürt, Arap ya da Farisi olmamızın Allah aşkına bir farkı var mı? Mezheplerimiz, kökenlerimiz farklı olsa da coğrafyamızın dört bir yanında akan kanlar bizim değil mi? Biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız." "Bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları yeniden açmayı doğru bulmuyoruz" Türkiye’nin ve Türk milletinin iyi günde dost ve kardeş bildiği halkları kötü günde yalnız bırakmayacağına dikkati çeken Erdoğan, "Hele hele bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları tekrar gündeme taşımayı, eski defterleri yeniden açmayı, vahdete değil fitneye hizmet edecek gündemlerin peşine takılmayı asla ve asla doğru bulmadığımızı tekraren vurgulamak mecburiyetindeyiz. Sosyal medya platformları üzerinden yürütülen psikolojik harekatlara karşı son derece dikkatliyiz. Kardeş halklar arasında kırgınlıkları derinleştirecek, husumeti büyütecek, Siyonizm’in bölgemizi hedef alan böl, parçala, yönet planlarına lojistik destek verecek her türlü eylemi ve tartışmayı reddediyoruz. Dünyanın en stratejik bölgesinde Türkler, Araplar, Kürtler, Farslar olarak asırlardır bir arada yaşıyoruz. Aynı coğrafyayı paylaşıyoruz. Ortak coğrafyamızda yüzlerce yıldır acımız, derdimiz, hüznümüz bir oldu. Sevincimiz, heyecanımız, coşkumuz bir oldu. Mazimiz gibi inşallah istikbalimiz de bir olacak, beraber olacak. İçinde bulunduğumuz toz bulutu dağıldıktan sonra komşular ve kardeşler olarak biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bomba ve füzelerin ölüm saçan uğultusu inşallah kesildikten sonra biz bu coğrafyada yine birlikte yaşayacağız. Bu gerçeği kimsenin unutmaması gerektiğine inanıyorum" ifadelerine yer verdi. "Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz" Başkan Erdoğan, savaş’ın İsrail’in savaşı olmasına rağmen ortaya çıkan ağır faturanın bedelini önce Müslümanların ardından tüm insanlığın ödediğini belirterek, "Netenyahu hükümeti sadece komşumuz İran’ı hedef almıyor. Lübnan’ı işgal planlarını da adım adım hayata geçiriyor. İşgal güçlerinin saldırılarında iki Mart’tan bu yana 1100 Lübnanlı hayatını kaybetmiş, 1 milyon 165 bin kardeşimiz yerinden, yurdundan edinmiştir. İsrail, Suriye’yi de rahat bırakmıyor. Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal eden mütecaviz eylemlerine ısrarla devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’yı 27 gündür kapalı tutuyor. İsrail’in kapısına kilit vurduğu Mescid-i Aksa’da 1967’den bu yana ilk kez bayram namazı eda edilmedi. Bu kural tanımazlık, bu haydutluk her şeyden önce iki milyar Müslüman’ın inancına yapılmış küstah bir saldırıdır. Hangi bahaneyle olursa olsun Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz" şeklinde konuştu. "Kudüs’ü Şerif-i ve Mescid-i Aksa’yı savunmak insanlığı savunmaktır" "İslam dünyasının Mescid-i Aksa’yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi asli vazifemizdir" Mescid-i Aksa’ysa sahip çıkmanın insanlığın gereği olduğunu aktaran Erdoğan, "Bu gerçeği Kudüs şairi rahmetli Nuri Pakdil; ‘Vicdan aklını koruyabilen her insanın sadece Filistin’de değil bütün İslam coğrafyasında işlenen cürümlere karşı hiçbir şey yapamıyorsa en azından bir tavır alması, bunları içinden yargılayarak mahkum etmesi çağdaş insan olmanın gereğidir’ diye anlatıyor. Şimdi tutsak El-Aksa bütün Müslümanların inançlarını yıkmayı amaçlayan bir inanç cinayetinin suçsuz kurbanı olarak Müslümanların kalplerinde sayfaları yırtılmış kitap gibi duruyor. Tutsak Kudüs’e borcumuz Kudüs’ü savunmaktır, özgürlüğüne kavuşturmaktır. Kudüs’ü savunmak, gerçek bağımsızlığı savunmaktır. Ben de bugün diyorum ki Kudüs’ü Şerif-i ve Mescid-i Aksa’yı savunmak insanlığı savunmaktır. Güncel gelişmelerden bağımsız olarak İslam dünyasının Mescid-i Aksa’yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi sesini yükseltmesi olabilecek en güçlü tepkiyi vermesi asli vazifemizdir. Türkiye bu noktada üzerine düşenleri yapmayı sürdürecektir. Kudüs’e sahip çıkmaya inşallah devam edeceğiz" diye konuştu. "Barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" Türkiye’nin bölgenin her karışında barışın, adaletin ve istikrarın tesisinden yana olduğunu dile getiren Erdoğan, "Evrensel insani değerlerin, farklı kültürlerin, farklı kökenlerin, farklı inanç mensuplarının bir arada yaşama iradesinin en güçlü savunucusuyuz. Fakat her hukuksuzluğun, her türlü haydutluğun ve zorbalığın da kimden gelirse gelsin sonuna kadar karşısındayız. Şunu herkes bilsin ki devlet olarak etrafımızı saran nefret söylemlerine savaş çığırtkanlıklarına ve çatışma iklimine asla teslim olmayacağız. Tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın haklı özgüveniyle hareket edecek aklıselimimizi ve soğukkanlılığımızı asla kaybetmeyeceğiz. Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" dedi. "Ana muhalefet partisinin karikatür Genel Başkanı dışında milletimiz Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının gayet farkındadır" "Ana muhalefet partisinin karikatür Genel Başkanı dışında aziz milletimiz ve bölgedeki tüm kardeşlerimiz Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının, neyin mücadelesini verdiğinin gayet farkındadır" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye doğru yoldadır, doğru yerdedir. Doğru bir politika izlemektedir. Hem kardeş İran halkı hem kardeş körfez ülkeleri hem de tüm dünya bunun bilincindedir. Her zeminde de Türkiye’nin tavrından övgüyle bahsediyorlar. Partimize ve ittifakımıza oy versin veya vermesin; milletimiz de bu fırtınalı dönemde Türkiye’nin kaptan köşkünde bizim olmamızdan dolayı Allah’a hamd ediyor, ‘iyi ki Türkiye’yi AK Parti yönetiyor’ diyorlar. Milletimizin bu güvenini inşallah boşa çıkarmayacağız. Türkiye Partisi olmayı bir türlü beceremeyen CHP’nin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeyeceğiz. CHP aktörlerce körüklenen savaş çığırtkanlıklarına kulak asmayacağız. Gelinen noktada ana muhalefetin başındaki zatın aklı ile dili arasındaki bağ kopmuş, söylemlerinde tutarlılık kalmamış siyasi itibarı tamamen sıfırlanmıştır. Vesayet altında olduğu kamuoyunca bilinen bir şahsın Türkiye’nin dik ve dirayetli duruşuna dil uzatması ise kara mizah örneğidir. Ufku ve vizyonu dar olanların bizi anlamasını zaten beklemiyoruz. Dikkat ederseniz CHP Genel Başkanı’nı artık kendi seçmeni bile kale almıyor. Türk dış politikasına getirdiği eleştirilere en başta CHP’li vatandaşlarımız gülüp geçiyor. Ona buna sataşarak siyasette itibar devşirmeye çalışan bu zavallıyı biz bir kez daha kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz." "Önceliğimiz savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden halkımızı korumaktır" Önceliklerinin savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden Türk halkını korumak olduğunu bildiren Erdoğan, "Belirsizliğin ve tedirginliğin küresel düzeyde tırmandığı mevcut şartlarda piyasalarda dalgalanmaların yaşanmasını doğal karşılıyoruz. Dönemsel sıkıntılarımız olabilir. Geçici olarak bazı zorluklarla karşılaşabiliriz. Dönemsel ya da küresel şoklar sebebiyle ortaya çıkan durumlar Allah’ın izniyle bizi hedeflerimizden alıkoymayacaktır. Hedeflerimize bağlıyız. İnşallah eninde sonunda menzile vasıl olacağız. Türkiye ekonomisi hamdolsun bu güce, bu kapasiteye ve dayanıklılığa fazlasıyla sahiptir. 23 yıl boyunca karşılaştığı onca engele, bölgesinde yıllardır eksik olmayan krizlere ve çatışmalara, içeride FETÖ’den belediyeleri haraca ve rüşvete bağlayan suç örgütlerine kadar nice kifayetsiz muhteristen yediği darbelere rağmen yıkılmayan, sendelemeyen tam tersine kaya gibi sağlam duran bir Türkiye gerçeği var. Kimse bu Türkiye’ye diz çöktüremeyecek. Göreceksiniz, inşallah kazanan Türkiye olacak. Kazanan 86 milyon mensubuyla Türk milleti olacak. Kazanan kardeşlik, barış, adalet, barışı savunanlar olacak. Kazanan AK Parti ve Cumhur İttifakı gibi zor zamanda yine tarihin doğru tarafında akıl, izan ve vicdanın safında yer alanlar olacak. Hem ülkemiz içinde hem de bölgemizde dengeli, mutedil ve makul siyaset çizgisinden ayrılmayacağız" açıklamasında bulundu.