POLİTİKA - 24 Kasım 2025 Pazartesi 13:12 | Son Güncelleme : 24 Kasım 2025 Pazartesi 14:24

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan G20 dönüşü açıklamalar

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan G20 dönüşü açıklamalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Güney Afrika Cumhuriyeti'nde düzenlenen G20 Liderler Zirvesi'nin ardından dönüş yolunda gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, G20 zirvesinin Afrika'da ilk kez yapılması, Gazze'deki ateşkesin korunması, küresel ekonomi, Rusya-Ukrayna savaşındaki Trump'ın Barış Planı çıktıları, İmralı'ya gidiş kararı, Kılıçdaroğlu'nun CHP hakkındaki söylemleri ve bölgesel gelişmeler üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

"G20 Zirvesi'nin tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirveye ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:

"Kıymetli basın mensupları, değerli arkadaşlar; sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. G20 Liderler Zirvesi'ni Güney Afrika Cumhuriyeti'nin ev sahipliğinde tamamladık. ‘Dayanışma, Eşitlik, Sürdürülebilirlik' temasıyla düzenlenen 20. zirvenin tüm insanlık için bir kez daha hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Zirve sonrasındaki basın toplantımızda kapsamlı bir değerlendirmede bulundum. Dolayısıyla burada tekrar detaylara girmek istemiyorum. G20 Zirvesi'nin ilk defa Afrika kıtasında düzenlenmesinden duyduğumuz memnuniyeti ifade etmek istiyorum. Türkiye'nin Afrika ülkeleriyle ilişkilerini geliştirmeye atfettiği ehemmiyet malumunuzdur. Bu zirve bu bakımdan ayrıca önemli ve anlamlıdır. Türkiye bundan sonra da kıtayla iş birliğini, dayanışmasını her alanda ilerletmeye devam edecektir."
Erdoğan, zirvede Gazze'den iklim krizine, kalkınmadan yeşil dönüşüme kadar kritik konulara değindiklerini vurgulayarak "Gazze soykırımından iklim krizine, sürdürülebilir kalkınmadan yeşil dönüşüme kadar birçok kritik konuya temas ettik. Ülkemizin bu meselelerdeki duruşunu ve politikalarını kayda geçirdik. Gazzeli kardeşlerimizin yaşadıkları zulüm ve sıkıntılar gündemimizin ilk sırasındaydı. Gazze'de iki yıllık vahşetin ardından bizim de çabalarımızla sağlanan ateşkesin mutlaka korunmasının ve yeniden inşa faaliyetlerinin önemine dikkat çektik" şeklinde konuştu.

"Ekonomilerimizi çeşitlendirmeli, krizlere karşı dirençli hale getirmeliyiz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "kimseyi geride bırakmayan kapsayıcı büyüme" vurgusuna ilişkin soruya, "Oturum başlığı sadece bir slogan değil, küresel adalet arayışının ta kendisidir. Maalesef dünya ekonomisi son birkaç yılda yaşadığımız sıkıntılardan çok yara aldı. Salgından sıcak çatışmalara, ‘ticaret savaşları' denilen süreçlerden göçlere, iklim krizi ve doğal felaketlere kadar birçok ağır sınamayla karşı karşıya kaldık. Türkiye olarak tüm bu süreçlerden biz de etkilendik. Ancak bütün zorlu imtihanlardan başarıyla çıkmasını bildik ve hızla toparlanıyoruz. Küresel anlamda sürdürülebilir kalkınmayı bir ya da iki ülkenin çabasıyla değil, topyekûn bir kararlılıkla sağlayabiliriz. Bu nedenle uluslararası platformlarda daima iş birliğini önemsiyor, ülkelerin ‘kazan-kazan' anlayışıyla birbirlerine yaklaşmasının gerekliliğini anlatıyoruz. Ekonomilerimizi çeşitlendirmeli, krizlere karşı dirençli hale getirmeliyiz. Enerji güvenliği artık bir lüks değil, stratejik bir zorunluluktur. Sadece ‘ben ve çevremdeki kalbur üstü ülkeler kazansın' anlayışı sakattır ve sürdürülebilir değildir. Daha adil bir dünya mümkündür; yeter ki büyük devletler insanı merkeze alan politikaları samimiyetle yürütsün" ifadelerini kullandı.

"İsrail'i bu derece pervasız hale getiren ülkeler artık elini taşın altına koymalıdır"

Gazze'de ateşkese rağmen devam eden İsrail'in saldırganlığına rağmen Hamas'ın büyük bir sabır gösterdiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Uluslararası toplumun kararlı, tutarlı ve yaptırım gücü olan bir irade ortaya koyması Netanyahu'yu durduracaktır. Verdiği sözü bir çırpıda çiğneyen, göz göre göre çekinmeden cinayet işleyen bir canilikle karşı karşıyayız. İsrail'in doğruları konuşmadığını, insan öldürmek için bahane ürettiğini, Filistinlilere zulmettiğini artık herkesin anlamış olması gerekir. Hamas, İsrail'in tüm provokasyonlarına rağmen büyük bir sabır örneği sergiliyor ve ateşkese bağlı kalıyor. Bu ateşkesin eksiksiz uygulanması şarttır. Filistinliler Gazze'deki insani felaketle mücadele ediyor. Onların bu mücadelesine destek olmak bütün ülkelerin borcudur. İsrail'i bu derece pervasız hale getiren ülkeler artık elini taşın altına koymalıdır. Birleşmiş Milletler bugüne kadar üzerine düşeni yapamadı; bundan sonra atılacak adımlarla ağırlığını hissettirmesi şarttır" dedi.

"Bizim kimsenin toprağında gözümüz yoktur"

Erdoğan, Netanyahu'nun Suriye üzerinden Türkiye'yi hedef alan açıklamasına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

"Bu konuda duruşumuz nettir. Suriye'nin toprak bütünlüğü bizim için esastır. Suriye'nin geleceğine Suriye'nin halkı karar verecektir. Suriye'deki en ufak bir karışıklığın nasıl ağır faturalar doğurduğunu en iyi bilen ülke Türkiye'dir. Milli güvenliğimiz ve huzurumuz söz konusu olduğunda hangi adımları attığımız malumdur. Benzeri bir tehdit tekrar karşımıza çıkarsa gereğini yaparız. Bizim kimsenin toprağında gözümüz yoktur. Biz bölgemizin her karışında barış, huzur ve güvenlik istiyoruz. İsrail yönetimi ise attığı her adımın hem hukuksuz hem de istikrarsızlık kaynağı olduğunu biliyor. Siz İsrail basınının ne dediğine değil, Türkiye'nin ne yaptığına odaklanın. Buradan zaten neticeyi alırsınız. Biz kendi stratejik önceliklerimiz doğrultusunda neye ihtiyaç duyuyorsak onu yapıyoruz ve yapacağız."

"Biz, adil bir barışın kaybedeninin olmayacağını düşünüyoruz"

ABD Başkanı Donald Trump Ukrayna'ya sunduğu 28 maddelik barış önerisi ve Rusya-Ukrayna savaşı hakkında konuşan Erdoğan, "Ukrayna'da barış için bir zemin oluşması uzun zamandır bizim de gayret gösterdiğimiz bir konu. Amerikan Başkanı Donald Trump ile de Ukrayna konusunda neler düşündüğümüzü çeşitli vesilelerle konuştuk. Biz, adil bir barışın kaybedeninin olmayacağını düşünüyoruz. Adil barışa ulaşmanın yolunun da müzakereden, bir araya gelmekten geçtiği kanaatindeyiz. Şimdi ortaya konulan barış planının bir zemin olup olmayacağı tartışılıyor. Bu plan üzerinde anlaşma mümkün mü? Evet, mümkündür. Ama nasıl? Bunun üzerinde durmak gerekiyor. Plan, tarafların meşru beklentilerini, güvenlik ihtiyaçlarını yeni istikrarsızlıklar doğurmayacak şekilde karşılarsa anlaşma mümkün olur. Biz uzlaşının, hemfikir olunan konularla, pozitif gündemle başlatılan bir müzakereyle mümkün olabileceğini düşünüyoruz. Herkesi tatmin eden bir zemin oluşturulursa, kalıcı bir çözüm kapısı açılır. Adil ve kalıcı barışın önünü açacak önerilerin müzakere edilerek başlaması, süreci olumlu şekilde etkiler. Türkiye olarak daha önce İstanbul'da nasıl önemli bir rol oynadıysak, bugün de aynı yapıcı tavrı sürdürmeye hazırız" ifadelerini kullandı.

"Terörsüz Türkiye sürecini, gündelik siyasetin yıpratıcı tartışmalarının uzağında tutmaya özen gösterdik"

Milli Birlik ve Dayanışma Kardeşlik Demokrasi Komisyonu'nun İmralı'ya gitme kararını değerlendiren Erdoğan şöyle konuştu:

"Cumhur İttifakı olarak, Terörsüz Türkiye çalışmalarını eşgüdüm içinde yürütüyoruz. Hem bizim Sayın Bahçeli'yle hem de arkadaşlarımızın MHP'deki muhataplarıyla yakın diyaloğu var. Ayrıca DEM Parti heyetini de belli periyotlarla kabul ediyoruz. Bu çalışma modeli ile süreci buraya kadar kazasız belasız getirdik. Mecliste kurulan komisyon, farklı siyasi partilerin sürece dahil olması ve katkı vermesi açısından çok mühimdi. Komisyon Sayın Meclis Başkanımızın riyasetinde önemli işlere imza attı. Biz de Komisyona her türlü katkıyı, desteği verdik. Terörsüz Türkiye sürecini, gündelik siyasetin yıpratıcı tartışmalarının uzağında tutmaya özen gösterdik. Komisyonun aldığı en son kararı, sürecin önünü açan, sürece katkı sunacak, terörün tasfiyesini hızlandıracak bir karar olarak değerlendiriyoruz. Partimizi temsilen Hatay Milletvekilimiz Hüseyin Yayman'ı malum görevlendirdik. Hüseyin Bey uzun yıllar bu meseleyi çalışmış, daha önce Akil İnsanlar Heyetimizde yer almış bir arkadaşımız. Bu konuya vukufiyeti sebebiyle Partimiz adına çalışmalara Hüseyin Bey katılacak. Terörsüz Türkiye menziline varana kadar sabırla, samimiyetle, cesaretle ve kararlılıkla hareket etmeyi sürdüreceğiz."

"Kılıçdaroğlu da görüyoruz ki; koyunlarında besledikleri yılanlardan rahatsız olmuş ve isyan etmiştir"

Belediyelerde yürütülen soruşturmalar ve CHP'nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu konu üzerine yaptığı açıklamalarının sorulması üzerine konuşan Erdoğan, "Malum belediyeler milletin biz yöneticilere emanetidir. Tıpkı oturduğumuz koltuklar, bulunduğumuz makamlar gibi millete aittir. Onların emanetine el uzatmaya yeltenenlerin ellerini kırmak ve açtıkları yolları tıkamak da devletin en temel vazifesidir. Milletin bir kuruşunu dahi, kimsenin çetelerine, çıkar gruplarına peşkeş çekmesine izin vermedik, bundan sonra da vermeyiz. Değerli arkadaşlar, şayet birileri mevcut sistemden tünel kazarak, hırsızlıklarına, yolsuzluklarına, rüşvet çarklarına su taşıyan bir yol açmışlarsa, kimsenin şüphesi olmasın, o yolları da keseriz. Sayın Kılıçdaroğlu da görüyoruz ki; koyunlarında besledikleri yılanlardan rahatsız olmuş ve isyan etmiştir. CHP'yi rüşvet, irtikap, hırsızlık, yolsuzluk girdabına sürükleyen anlayıştan rahatsız olduğunu söylüyor. Demek ki; bir rüşvet çarkı var. Onu kendisi de kabul ediyor. Bugün, CHP yönetiminin tek gündemi yargının önündeki korkunç iddiaları perdelemek, dikkatleri başka yönlere çekmek, gürültü çıkartarak partinin içine düştüğü bataklığın görülmesini engellemektir. Umarız CHP'liler, partilerini çepeçevre kuşatan bu ahtapottan kurtarabilir.

"Daha millete temel belediyecilik hizmetini veremeyen CHP, çıkıp bize ahkam kesiyor"

Muhalefetin deprem bölgesinde vatandaşlara verilen sözlerin tutulmadığı yönündeki iddialarına cevap veren Erdoğan, "Değerli arkadaşlar, yıllardır milletimize bunların gözleri olduğunu ancak gerçekleri görmediklerini, kulakları olduğunu fakat hakikatleri işitmediklerini, dilleri olduğunu ancak doğruları söylemediklerini hep anlattık, anlatıyoruz. Bakın, en son deprem bölgesinde 350 bininci konutun anahtar teslimini yaptık. Bu sıradan bir rakam değil. Halep oradaysa arşın burada. Gidin asrın felaketinin yıktığı şehirlerimizin nasıl ayağa kalktığını görün. Fakat bunlar oralara sadece oy istemeye gittikleri için, milletin durumu ile zerre kadar ilgilenmedikleri için, çamur atmakla meşguller. Hatırlayın, seçim zamanı depremzedeler kendilerini seçmeyince onlara nasıl ağır hakaretlerle saldırdıklarını. Biz milletimize yapılan hiçbir şeyi unutmayız, unutturmayız. Değerli arkadaşlar, daha millete temel belediyecilik hizmetini veremeyen CHP, çıkıp bize ahkam kesiyor. En büyük şehirleri trafiğe, susuzluğa mahkum eden, çöplerini toplayamayan CHP'nin sözüne milletim de asla itibar etmeyecektir" açıklamasında bulundu.

"Ülkemizin potansiyelinin farkındayız ve bunu harekete geçirmek için çaba gösteriyor, adımlarımızı bu doğrultuda atıyoruz"

Türkiye'nin, bölgesinde ve dünyada parlayan yıldız olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Ülkemizi her alanda kalkındırmak için gayret gösteriyoruz. Bir ülkenin gücü kendi ayaklarının üzerinde durmasıyla ölçülür. Biz kendi yolumuzu çiziyoruz, kendi geleceğimizi kendi ellerimizle inşa ediyoruz. Ülkemizin potansiyelinin farkındayız ve bunu harekete geçirmek için çaba gösteriyor, adımlarımızı bu doğrultuda atıyoruz. Yüksek teknoloji, enerji, araştırma-geliştirme gibi alanlarda yerli üretim kapasitemizi artırmak, temel amaçlarımız arasında. Kendi tankımızı, uçağımızı, insansız hava aracımızı üretiyoruz. Sağlam bir aile yapısının korunmasını, aileye yönelik saldırıların bertaraf edilmesini son derece önemsiyoruz. Her alanda bugünü değil, geleceği, 50 yıl sonrasını, 100 yıl sonrasını özellikle düşünerek, adımlarımızı da buna göre atıyoruz. Nasıl, devraldığımız Türkiye ile bugünün Türkiye'si arasında uçurum varsa, gelecek nesillere devredeceğimiz Türkiye de bugünün fersah fersah ilerisinde olacaktır" dedi.

Oğuzhan Halil Özbek - Ömer Faruk Karataş 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir 1133 mahallede "Yakın Çözüm" seferberliği Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, vatandaşlarla doğrudan iletişimi güçlendiren saha çalışmalarını aralıksız sürdürürken halka daha ulaşılabilir ve hızlı belediyecilik hizmetleri sağlamaya da devam ediyor. Balıkesir’in bin 133 mahallesinde vatandaşların kapısını tek tek çalan Yakın Çözüm Merkezi ekipleri, çağrı merkezi ve sosyal medya aracılığıyla da sosyal desteklerden teknik hizmetlere kadar her konuda vatandaşın yanında. Sosyal belediyecilik anlayışıyla halkın talep ve ihtiyaçlarına en hızlı çözümü sağlamak için Balıkesir’in bin 133 mahallesini adım adım dolaşan Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Yakın Çözüm Merkezi ekipleri, 20 ilçede bin 787 hane ziyareti gerçekleştirerek 2 bin 206 kişiyle birebir temas sağladı. Mahalle muhtarlarından esnafa, vatandaşlardan çiftçilere kadar toplumun her kesiminin yanında olan ekipler, aldıkları her talebi anında ilgili birimlere ileterek sorunların çözümü noktasında önemli bir çalışma yürütüyor. 542 bin 225 çağrı cevaplandı Halka yakın ve ulaşılabilir belediyecilik anlayışıyla vatandaşların derdine derman olmak için 20 ilçede bin 133 mahalleye ziyaretler gerçekleştiren Yakın Çözüm Merkezi ekipleri, çağrı merkezi ve sosyal medya aracılığıyla da gelen taleplere anında cevap veriyor. Çağrı merkezinde 2024 yılının Ekim ayından itibaren 542 bin 225 çağrıyı karşılayan ekipler aylık ortalama 40 bin çağrıya cevap veriyor. Sosyal medyadan 14 bin 206 talep alan Yakın Çözüm Merkezi ekipleri sosyal destekler, teknik ve belediyecilik hizmetlerine dair talepleri ilgili birimlere ileterek anında çözüme kavuşturuyor. Bin 133 mahallenin röntgeni çekildi Dar gelirli ailelerin maddi yükünü hafifletmek için tüm imkânları seferber eden Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışıyla soğuk kış günlerinde içleri ısıtacak bot, mont ve gıda kolisi desteklerini de sürdürdü. Özellikle Ramazan ayı boyunca yürütülen saha faaliyetlerinde dayanışma ruhu güçlendirildi. Yakın Çözüm Merkezi ekipleri; Altıeylül, İvrindi, Kepsut, Dursunbey, Savaştepe, Bigadiç, Susurluk, Sındırgı, Karesi, Bandırma ve Manyas ilçelerinde belirlenen mahallelerde planlı saha faaliyetlerini aralıksız sürdürdü. Çalışmalar tüm ilçelerde ise etaplar halinde devam ederken bin 133 mahallenin de adeta röntgeni çekildi. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi tarafından vatandaşlarla kurulan doğrudan iletişim sayesinde yerel ihtiyaçların hızlı bir şekilde belirlenmesi için Yakın Çözüm Merkezi ekipleri Balıkesir’in merkezinden kırsal mahallelerine kadar ulaşıp vatandaşların sorunlarına en hızlı şekilde çözüm üretiyor. Yol talebinden, sosyal desteğe, ulaşım ihtiyacından belediye faaliyetlerine kadar alınan her talebi ilgili birimlere ileterek sürecin takipçisi olan ekipler, sahadan alınan geri bildirimlerle hizmet kalitesini de her geçen gün artırıyor.
Samsun Bafra’da kadınlardan glütensiz üretim atağı Samsun’un Bafra ilçesinde, kaymakamlık desteğiyle kurulan Aile Destek Merkezi (ADEM) bünyesinde glütensiz ürün üretimine başlandı. ADEM binasını ziyaret eden Bafra Kaymakamı Dr. Mustafa Altınpınar ve eşi Şule Altınpınar, yürütülen çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi aldı. Kaymakam Altınpınar, projeye ilişkin yaptığı açıklamada, glüten hassasiyeti ve çölyak hastalarının yaşadığı zorluklara dikkat çekerek, "Bafralı kadınlarımızın kurduğu glütensiz ürünler kooperatifinin tanıtımı amacıyla bir araya geldik. Sahada yaptığımız gözlemler sırasında özellikle çölyak hastalarının ciddi sıkıntılar yaşadığını fark ettik. Bunla ilgili trajik hikayeler dinledik. Çölyak hastası olan bir öğrencimiz, çocuğumuz yanlışlıkla kantinden bir simit alıp ısırdığında , sizin simitler çok güzelmiş diye annesine serzenişte bulunduğunu annesi bize anlatmıştı. Buda bizi çok etkilemişti. Temiz içerikli gıdalara ulaşmakta zorlanıyorlar, ulaştıklarında ise fiyatlar oldukça yüksek oluyor. Bizim amacımız hem sağlıklı hem de ekonomik olarak erişilebilir ürünler üretmekti ve bunu başardık. Ruhsat ve analiz süreçleri tamamlandı, kaliteli ürünler ortaya çıktı" dedi. Projenin sosyal yönüne de vurgu yapan Altınpınar, kadın istihdamına katkı sağlandığını belirterek emeği geçenlere teşekkür etti. Projenin fikir öncüsü Şule Altınpınar ise kendi deneyimlerinden yola çıktıklarını ifade ederek, "Bir dönem glütensiz beslendiğimde katkısız ve sağlıklı ürünlere ulaşmakta zorlandım. Bu nedenle bir farkındalık oluşturmak istedik. Çölyak hastaları ve aileleriyle birlikte yola çıktık. Üç aylık deneme sürecinde tariflerimizi, analizlerimizi ve paketlememizi tamamladık. Hijyenik ve güvenilir ürünler ortaya çıkardığımıza inanıyorum" diye konuştu. Bafra Nature Glütensiz Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi üyesi ve çölyak hastası bir çocuğun annesi olan Sevinç Fidan Dinç de glütensiz beslenmenin çölyak hastaları için bir zorunluluk olduğunu belirterek, kooperatifin hem kadın üretimini desteklediğini hem de sürdürülebilir gelir sağlamayı hedeflediğini söyledi. ADEM’e gelen kadınlar buranın sadece para kazanabilecek bir yer olmadığı bir umut ışığı ve ve hayata tutunma sebebi olduğunu söylediler.
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katıldı. Burada konuşan Erdoğan, Ramazan ayında Türkiye’nin 81 vilayetinin dört bir yanında rahmet ve bereket mevsiminin manevi atmosferini Türk milletiyle beraber yaşadıklarını belirterek, Ramazan ayı boyunca bakanlar başta olmak üzere genel başkan yardımcıları, MKYK üyeleri, milletvekilleri ve tüm teşkilatlarla beraber tam kadro sahada olduklarını ifade etti. "Partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz herkesin başımızın üstünde yeri vardır" AK Parti’nin, Akif İnan’ın ‘Bütün giysileri yırtsak yeridir, yeter bize vefa elbiseleri’ sözünün vücut bulmuş hali olduğunu söyleyen Erdoğan, "Kökü mazide gözü atide olan bu hareket evvel emirde bir vefa hareketidir. Çeyrek asırlık yolculuğumuzda biz daima bunu yaptık. Gençlerimizin heyecanı ve dinamizmiyle ak saçlılarımızın tecrübesi ve ferasetini harmanladık. Ağırbaşlılık, vakar ve olgunluk ile özgüveni, coşkuyu ve kabına sığmamayı aynı potada erittik. Kadrolarımızı sürekli yenilerken emektarlarımızla irtibatımızı her zaman güçlü bir şekilde muhafaza ettik. Bizi biz yapan, bizi güçlü ve özgün kılan en önemli vasıflarımızdan biri işte budur. Bu davaya omuz vermiş bu harekete katkı sunmuş partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz her bir yol arkadaşımızın başımızın üstünde yeri vardır" dedi. Şehit aileleri, gaziler, yaşlı ve engelli vatandaşlar ile Sosyal Politikalar Başkanlığı aracılığıyla iftar ve sahurlarda bir araya geldiklerini aktaran Başkan Erdoğan, Kadın ve Gençlik Kolları aracılığıyla üniversitelerde gerçekleştirilen iftarlarla yaklaşık 500 bin genç ile Ramazan sevincini yaşadıklarını kaydetti. "Belediyelerimiz 10 milyon insanımızın kalbine dokundu" ‘İftara Beş Kala’ geleneğiyle 1 milyon 170 bin kumanyayı iftara yetişemeyenlere ulaştırdıklarını belirten Erdoğan, "Sivil toplum kuruluşlarımızla bir araya gelerek istişare ettik. 86 milyonun birlik ve beraberliğini güçlendirirken, AK Parti olarak imar ve ihya sürecindeki komşumuz Suriye’yi de elbette unutmadık. Belediyelerimizin ve teşkilatlarımızın kurduğu iftar sofralarında 250 bin Suriyeli kardeşimizin oruçlarını açmasına vesile olduk. Belediyelerimiz; yardım kolileri, alışveriş kartları, iftar programları, maddi destekler ve diğer çalışmalarıyla 10 milyon insanımızın kalbine dokundu. Sadece ‘Gönül Sofraları’ programıyla bir milyonu aşkın haneye gittik. Ramazan-ı Şerif’te Avrupa başta olmak üzere gurbeti sılaya çevirmiş vatandaşlarımızı da ihmal etmedik. Düzenlediğimiz çeşitli programlarla onların da bu mübarek ayın manevi ikliminden istifade etmesini sağladık" diye konuştu. "Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor" İsrail’in kışkırtmaları sonucu 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlatılan savaşın bölgeyi kan ve barut kokusuna boğmaya devam ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hiçbir günahı olmayan, hiçbir şeyden haberi olmayan çocuklar okullarında ders dinlerken füzelerin ve bombaların hedefi oluyor. Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor. Gözünü nefret ve kin bürümüş soykırım şebekesi güya dini argümanların arkasına sığınarak coğrafyamızı büyük bir felakete doğru sürüklüyor. Nerede olursa olsun acımasızca öldürülenler bizim kardeşlerimizdir. Son nefeslerini okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır. Evlat acısıyla yürekleri Kerbela’ya dönen kadınlar bizim annelerimizdir" açıklamasında bulundu. "Biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız" "Bombaların enkaza çevirdiği şehirler aynı şekilde bizim şehirlerimizdir. Tahrip edilen, yıkılan, talan ve tarumar edilen yerler bizim bölgemizdir" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "İsfahan’da, Tebriz’de, Tahran’da dökülen gözyaşlarının Erbil’de, Amman’da, Bağdat’ta, Beyrut’ta, Sana’da, Doha’da, Riyad’da ve bölgemizin diğer kardeş şehirlerinde dökülenlerden Allah aşkına ne farkı var? Katliam şebekesinin gözünde adımızın Ali, Ömer, Ayşe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne farkı var? İster İran’da ister körfezde olsun atılan her füzeyle zarar gören, vurulan, kanayan biz değil miyiz? Bu anlamsız savaş sebebi ile kan kaybeden bölgemizin ekonomisi değil mi? Füzeler, bombalar ve dronlar tarafından tahrip edilen milyarlarca dolarlık altyapı tesisleri bölgedeki kardeşlerimizin kaynakları değil mi? 27 gündür hiçbir ilke değer, norm gözetmeyen saldırganların nazarında Şii veya Sünni olmamızın Türk, Kürt, Arap ya da Farisi olmamızın Allah aşkına bir farkı var mı? Mezheplerimiz, kökenlerimiz farklı olsa da coğrafyamızın dört bir yanında akan kanlar bizim değil mi? Biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız." "Bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları yeniden açmayı doğru bulmuyoruz" Türkiye’nin ve Türk milletinin iyi günde dost ve kardeş bildiği halkları kötü günde yalnız bırakmayacağına dikkati çeken Erdoğan, "Hele hele bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları tekrar gündeme taşımayı, eski defterleri yeniden açmayı, vahdete değil fitneye hizmet edecek gündemlerin peşine takılmayı asla ve asla doğru bulmadığımızı tekraren vurgulamak mecburiyetindeyiz. Sosyal medya platformları üzerinden yürütülen psikolojik harekatlara karşı son derece dikkatliyiz. Kardeş halklar arasında kırgınlıkları derinleştirecek, husumeti büyütecek, Siyonizm’in bölgemizi hedef alan böl, parçala, yönet planlarına lojistik destek verecek her türlü eylemi ve tartışmayı reddediyoruz. Dünyanın en stratejik bölgesinde Türkler, Araplar, Kürtler, Farslar olarak asırlardır bir arada yaşıyoruz. Aynı coğrafyayı paylaşıyoruz. Ortak coğrafyamızda yüzlerce yıldır acımız, derdimiz, hüznümüz bir oldu. Sevincimiz, heyecanımız, coşkumuz bir oldu. Mazimiz gibi inşallah istikbalimiz de bir olacak, beraber olacak. İçinde bulunduğumuz toz bulutu dağıldıktan sonra komşular ve kardeşler olarak biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bomba ve füzelerin ölüm saçan uğultusu inşallah kesildikten sonra biz bu coğrafyada yine birlikte yaşayacağız. Bu gerçeği kimsenin unutmaması gerektiğine inanıyorum" ifadelerine yer verdi. "Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz" Başkan Erdoğan, savaş’ın İsrail’in savaşı olmasına rağmen ortaya çıkan ağır faturanın bedelini önce Müslümanların ardından tüm insanlığın ödediğini belirterek, "Netenyahu hükümeti sadece komşumuz İran’ı hedef almıyor. Lübnan’ı işgal planlarını da adım adım hayata geçiriyor. İşgal güçlerinin saldırılarında iki Mart’tan bu yana 1100 Lübnanlı hayatını kaybetmiş, 1 milyon 165 bin kardeşimiz yerinden, yurdundan edinmiştir. İsrail, Suriye’yi de rahat bırakmıyor. Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal eden mütecaviz eylemlerine ısrarla devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’yı 27 gündür kapalı tutuyor. İsrail’in kapısına kilit vurduğu Mescid-i Aksa’da 1967’den bu yana ilk kez bayram namazı eda edilmedi. Bu kural tanımazlık, bu haydutluk her şeyden önce iki milyar Müslüman’ın inancına yapılmış küstah bir saldırıdır. Hangi bahaneyle olursa olsun Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz" şeklinde konuştu. "Kudüs’ü Şerif-i ve Mescid-i Aksa’yı savunmak insanlığı savunmaktır" "İslam dünyasının Mescid-i Aksa’yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi asli vazifemizdir" Mescid-i Aksa’ysa sahip çıkmanın insanlığın gereği olduğunu aktaran Erdoğan, "Bu gerçeği Kudüs şairi rahmetli Nuri Pakdil; ‘Vicdan aklını koruyabilen her insanın sadece Filistin’de değil bütün İslam coğrafyasında işlenen cürümlere karşı hiçbir şey yapamıyorsa en azından bir tavır alması, bunları içinden yargılayarak mahkum etmesi çağdaş insan olmanın gereğidir’ diye anlatıyor. Şimdi tutsak El-Aksa bütün Müslümanların inançlarını yıkmayı amaçlayan bir inanç cinayetinin suçsuz kurbanı olarak Müslümanların kalplerinde sayfaları yırtılmış kitap gibi duruyor. Tutsak Kudüs’e borcumuz Kudüs’ü savunmaktır, özgürlüğüne kavuşturmaktır. Kudüs’ü savunmak, gerçek bağımsızlığı savunmaktır. Ben de bugün diyorum ki Kudüs’ü Şerif-i ve Mescid-i Aksa’yı savunmak insanlığı savunmaktır. Güncel gelişmelerden bağımsız olarak İslam dünyasının Mescid-i Aksa’yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi sesini yükseltmesi olabilecek en güçlü tepkiyi vermesi asli vazifemizdir. Türkiye bu noktada üzerine düşenleri yapmayı sürdürecektir. Kudüs’e sahip çıkmaya inşallah devam edeceğiz" diye konuştu. "Barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" Türkiye’nin bölgenin her karışında barışın, adaletin ve istikrarın tesisinden yana olduğunu dile getiren Erdoğan, "Evrensel insani değerlerin, farklı kültürlerin, farklı kökenlerin, farklı inanç mensuplarının bir arada yaşama iradesinin en güçlü savunucusuyuz. Fakat her hukuksuzluğun, her türlü haydutluğun ve zorbalığın da kimden gelirse gelsin sonuna kadar karşısındayız. Şunu herkes bilsin ki devlet olarak etrafımızı saran nefret söylemlerine savaş çığırtkanlıklarına ve çatışma iklimine asla teslim olmayacağız. Tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın haklı özgüveniyle hareket edecek aklıselimimizi ve soğukkanlılığımızı asla kaybetmeyeceğiz. Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" dedi. "Ana muhalefet partisinin karikatür Genel Başkanı dışında milletimiz Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının gayet farkındadır" "Ana muhalefet partisinin karikatür Genel Başkanı dışında aziz milletimiz ve bölgedeki tüm kardeşlerimiz Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının, neyin mücadelesini verdiğinin gayet farkındadır" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye doğru yoldadır, doğru yerdedir. Doğru bir politika izlemektedir. Hem kardeş İran halkı hem kardeş körfez ülkeleri hem de tüm dünya bunun bilincindedir. Her zeminde de Türkiye’nin tavrından övgüyle bahsediyorlar. Partimize ve ittifakımıza oy versin veya vermesin; milletimiz de bu fırtınalı dönemde Türkiye’nin kaptan köşkünde bizim olmamızdan dolayı Allah’a hamd ediyor, ‘iyi ki Türkiye’yi AK Parti yönetiyor’ diyorlar. Milletimizin bu güvenini inşallah boşa çıkarmayacağız. Türkiye Partisi olmayı bir türlü beceremeyen CHP’nin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeyeceğiz. CHP aktörlerce körüklenen savaş çığırtkanlıklarına kulak asmayacağız. Gelinen noktada ana muhalefetin başındaki zatın aklı ile dili arasındaki bağ kopmuş, söylemlerinde tutarlılık kalmamış siyasi itibarı tamamen sıfırlanmıştır. Vesayet altında olduğu kamuoyunca bilinen bir şahsın Türkiye’nin dik ve dirayetli duruşuna dil uzatması ise kara mizah örneğidir. Ufku ve vizyonu dar olanların bizi anlamasını zaten beklemiyoruz. Dikkat ederseniz CHP Genel Başkanı’nı artık kendi seçmeni bile kale almıyor. Türk dış politikasına getirdiği eleştirilere en başta CHP’li vatandaşlarımız gülüp geçiyor. Ona buna sataşarak siyasette itibar devşirmeye çalışan bu zavallıyı biz bir kez daha kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz." "Önceliğimiz savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden halkımızı korumaktır" Önceliklerinin savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden Türk halkını korumak olduğunu bildiren Erdoğan, "Belirsizliğin ve tedirginliğin küresel düzeyde tırmandığı mevcut şartlarda piyasalarda dalgalanmaların yaşanmasını doğal karşılıyoruz. Dönemsel sıkıntılarımız olabilir. Geçici olarak bazı zorluklarla karşılaşabiliriz. Dönemsel ya da küresel şoklar sebebiyle ortaya çıkan durumlar Allah’ın izniyle bizi hedeflerimizden alıkoymayacaktır. Hedeflerimize bağlıyız. İnşallah eninde sonunda menzile vasıl olacağız. Türkiye ekonomisi hamdolsun bu güce, bu kapasiteye ve dayanıklılığa fazlasıyla sahiptir. 23 yıl boyunca karşılaştığı onca engele, bölgesinde yıllardır eksik olmayan krizlere ve çatışmalara, içeride FETÖ’den belediyeleri haraca ve rüşvete bağlayan suç örgütlerine kadar nice kifayetsiz muhteristen yediği darbelere rağmen yıkılmayan, sendelemeyen tam tersine kaya gibi sağlam duran bir Türkiye gerçeği var. Kimse bu Türkiye’ye diz çöktüremeyecek. Göreceksiniz, inşallah kazanan Türkiye olacak. Kazanan 86 milyon mensubuyla Türk milleti olacak. Kazanan kardeşlik, barış, adalet, barışı savunanlar olacak. Kazanan AK Parti ve Cumhur İttifakı gibi zor zamanda yine tarihin doğru tarafında akıl, izan ve vicdanın safında yer alanlar olacak. Hem ülkemiz içinde hem de bölgemizde dengeli, mutedil ve makul siyaset çizgisinden ayrılmayacağız" açıklamasında bulundu.