DÜNYA - 20 Eylül 2022 Salı 06:56

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan New York'ta önemli açıklamalar!

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan New York'ta önemli açıklamalar!

Birleşmiş Milletler (BM) 77. Genel Kurulu nedeniyle ABD’de bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD merkezli PBS kanalına röportaj verdi.

Dünya gündemine dair değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya-Ukrayna savaşında hangi tarafın üstün olduğuna dair soruya, "Doğrusu bir lider olarak 'Rusya mı daha etkin, Ukrayna mı daha etkin' arayışı içerisinde değilim. Tek arzumuz bu savaşın barışla son bulmasıdır. Gerek Sayın Putin'e gerek Sayın Zelenskiy'e benim ricam, tavsiyem bu olmuştur. İnsanların ölümüyle neticelenen bir savaşın kazananı olmaz" dedi.

İstanbul’da imzalanan tahıl koridoru anlaşmasına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Oradan 2 milyon tonu aşan, 3 milyon tona yaklaşan tarım ürünlerinin ihracı gerçekleşti. Şimdi yeni bir etap, özellikle Rusya'daki ürünlerin de dünyaya açılması. Tabii burada benim tek arzum, gelişmiş ülkelere değil, az gelişmiş veya fakir ülkelere buradan ürünlerin sevkiyatını sağlamaktır. Bunu başarabilirsek fakir ülkeler, az gelişmiş ülkeler hiç olmazsa bu ürünlerle şöyle kendilerine gelmiş olurlar" ifadelerini kullandı.

“200 rehinenin takası konusunda bir mutabakat sağlandı”

Rusya-Ukrayna Savaşı’nın sona erdirmenin nasıl mümkün olabileceği sorusuna ise Erdoğan, bu konuda Rusya'nın tavrının çok önemli olduğunu belirterek, Özbekistan'da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştüğünü hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "(Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin) Kendilerinin de aslında bu işi artık bir an önce bitirmenin gayreti içerisinde olduğunu anladım. Bu gidişin sıkıntısı büyük. Bu noktada, örneğin şu anda 200 rehinenin takası konusunda bir mutabakat sağlandı. Bu güzel bir gelişme. Çünkü bu rehinelerle birlikte orada çok çok önemli bir adım atılmış oluyor. Şu anda onun teknik boyutunu da arkadaşlar yürütüyorlar. Bununla birlikte güzel bir gelişmeyi sağlamış olacağız. Diğer taraftan tarım ürünleri olayını yine tespit ettiğimiz arkadaşlarımız, teknik kadrolar etraflıca yürütüyorlar. Bunlar da tabii güzel gelişmeler ama burada Ukrayna'nın da Rusya'yla aynı anlayışta olması lazım ve artık karşılıklı olarak bu çatışmaların, bu savaşın durdurulması noktasında kararlı olmak lazım" dedi.

Rusya-Ukrayna arasında sağlanacak bir barışta işgal edilen toprakların iadesinin büyük önem arz ettiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İstenen, beklenen zaten bu. Bu konuda Sayın Guterres'in attığı adımlar da var. Bizim attığımız adımlar da var. Bu adımlarla birlikte beklediğimiz bu iadelerin sağlanması hakikaten işimizi kolaylaştır" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kırım konusuna da değindi

Rusya tarafından 2014’de yasadışı şekilde ilhak edilen Kırım’ın Ukrayna’ya geri iadesi için Putin'e rica ettiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunlar aynı zamanda bizim soydaşlarımız. Eğer bu adımı atarsanız bizi de rahatlatırsınız, Ukrayna'yı da rahatlatırsınız, Kırım Tatarlarını da rahatlatırsınız' dedik. Ama maalesef o günden bugüne orada bir adım atılamadı" dedi.

“Liderler girdikleri bir yoldan geri dönüşleri çok zor olan insanlardır”

Putin’in Ukrayna’ya saldırısında Ukrayna halkını küçümseyerek yanlış hesap yaptığının farkında olup olmadığı sorusuna cevap veren Erdoğan, "Hiçbir lider attığı adımdan sonra 'Ben yanlış yaptım' demez. Bunu görmek lazım. Tabii bunu söylerken aynı şeyi Ukrayna için de düşünmek lazım. Acaba Sayın Zelenskiy böyle bir adımı atarken 'Ben yanlış yaptım' diye düşünüyor mu veya düşündü mü? Tabi liderler girdikleri bir yoldan geri dönüşleri çok zor olan insanlardır. Şu anda sadece Polonya'da 3 milyonu aşkın Ukraynalı mülteci var. Avrupa'nın birçok ülkelerine, bize dahi gelen Ukraynalı göçmenler var. Bunların tümünü ele aldığımız zaman, 5 milyona yakın göçmen şu anda Ukrayna'dan çıkmış vaziyette. Tabii bu konuda bir liderin bu işe dayanması, yani 35-36 milyon nüfusu olan Ukrayna'dan bu kadar insanın çıkmış olması kolay bir iş değil. Bir liderin de bunu anlatması kolay bir iş değil. Ama liderler bu konuda kolay kolay pişmanlık duymuyor" dedi.

"İşgallerin hiçbirisinin gerekçesi olmaz”

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin gerekçeleri olan bir işgal olup olmadığı sorusuna ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İşgallerin hiçbirisinin gerekçesi olmaz. Bir işgal noktasında bunun sebep netice ilişkisinin ne olduğunu en iyi anlatabilecek olan bizden ziyade gerek Sayın Zelenskiy gerekse Sayın Putin'dir. En iyi onlar bunun gerekçelerini bilir. Bu gerekçeleri değerlendirdiğimiz zaman, denge politikalarını gözeten bir ülke olarak Türkiye, burada her iki tarafı da dinlemekten yana. Onun için ısrarla bu liderleri bir araya getirme arzumuz var. Bir araya getirelim, bizzat kendilerinden bunu hep dinleyelim istedim. Henüz bunu başarabilmiş değiliz ama ümitsiz de değilim" dedi.

Ukrayna’daki toplu mezarlar

Ukrayna’daki toplu mezarlar hakkındaki soruya Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu konuyla ilgili en ideal cevabı bana göre Birleşmiş Milletler, yapacağı çalışmalarla ortaya koymalı. Şu anda Birleşmiş Milletler yaptığı veya yapacağı çalışmaları ortaya koymadıktan sonra, bu konuda bir tespit yapmak veya böyle bir açıklamaya girmek bizi denge politikası sürdüren bir ülke olmaktan, tarafgir bir ülke konumuna düşürür ki bunu bu şekilde cevaplamak doğru olmaz" ifadelerini kullandı.

“Sayın Putin'le de Sayın Zelenskiy'le de etraflıca görüşmeler yapıyoruz”

Rus askerlerinin işlediği savaş suçlarının BM tarafından kanıtlanması halinde Putin’in sorumlu tutulması gerekip gerekmediği hakkındaki soruya cevap veren Erdoğan, "Böyle bir durum ortaya çıktığı anda zaten Putin de bununla ilgili olarak gerekli tavrını ortaya koyacaktır. Yani Putin'i bu noktada tamamıyla farklı bir insan olarak görmek doğru olmasa gerek. Çünkü o da ülkesinin menfaatlerini birinci derecede savunan ve bunun da mücadelesini veren bir ülke konumunda. Biz şu anda bu iki ülkenin savaşında, Sayın Putin'le de Sayın Zelenskiy'le de etraflıca görüşmeler yapıyoruz. Aynı şekilde Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri de Sayın Putin ve Sayın Zelenskiy'le görüşmelerini sürdürüyor. Bu ne demektir? Biz eğer bir neticeye varacaksak, bir liderin tarafında olmakla değil, her iki liderle de görüşmeleri yaparak neticeye varmanın gayreti içerisinde olmamız lazım. Yalnız şunu da görmek lazım, sadece Ukrayna tarafında insanlar ölmüyor, Rusya tarafında da çok insanlar öldü" dedi.

“Şimdi rehine krizini çözmek için çalışıyoruz”

Rusya, Ukrayna’yı işgal ettiğini anımsatan sunucuya cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "O ayrı bir konu. O yapıldığı gibi, tabi daha bu savaş başlamadan önce bunlar olmuştu ve savaşla birlikte daha da gelişti. Son zamanlarda biraz gerileme de oldu. Ama dediğim gibi burada özellikle Birleşmiş Milletler'in üzerine düşen görevi süratle yerine getirmesi lazım, neticeyi açıklaması lazım. Bu netice üzerinden de bizlerin tavrımızı ortaya tam manasıyla koymamız gerekir. Onun içindir ki mesela biz şimdi rehine krizini çözmek için çalışıyoruz, adımlar atıyoruz ve belli bir yere de geldik. Öbür taraftan işte tahıl koridoruyla ilgili adımları buna dayanarak attık. Belli bir neticeye orada da varmış bulunuyoruz. Dolayısıyla birisini tamamen bir kenara at, öbürünü bir kenara koy, öyle olmaz. Netice alacaksak neticeye oynamamız lazım ve şu anda ben Türkiye olarak bu neticeye oynamanın gayreti içerisindeyim" dedi.

“Avrupa Birliği 52 yıldır bizi devamlı oyalamıştır”

Türkiye’nin Şangay İşbirliği Örgütüne katılma niyeti olup olmadığı sorusuna cevap veren Erdoğan, "Şunu çok açık net söylemem lazım, biz dünyanın parçasıyız, ne doğunun ne batının. Bizim için ülkemizin coğrafi olarak büyük bir kısmı doğuya aittir. Batıya ait olan kısmı ayrıdır. Ama Avrupa Birliği 52 yıldır bizi devamlı oyalamıştır. Avrupa Birliği, 52 yıldır bizi ne yazık ki hala üye yapmamıştır. Avrupa Birliği içinde bizim durumumuzda olan bir başka ülke yok. Hala da oyalamaya devam ediyorlar. Halbuki NATO ülkesiyiz. NATO ülkesi olduğumuz halde NATO ülkeleri dahi Avrupa Birliği süreci içerisinde bizi oyalamaktadır. Biz NATO'nun içerisinde verdiğimiz desteklerle ilk beşin içerisinde yer alan bir ülkeyiz. Bizim NATO'da böyle de bir konumumuz var” dedi.

“Biz dünyanın tüm ülkeleriyle görüşürüz”

Güçlü bir konuma sahip olan Türkiye'nin böyle oyalama taktikleriyle bir kenarda tutulmasının çok manidar olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İster istemez farklı arayışlar içerisine girme durumunda da olabiliriz. Avrupa Birliği 52 yıldır bizi tutacak, bizi yanına yaklaştırmayacak ve ondan sonra da 'Niçin şurayla görüştü, niçin burayla görüştü?' diyecek. Görüşürüm. Bu görüşmeleri yaparken de biz Avrupa Birliği'ne bu noktada hesap verecek değiliz. Biz dünyanın tüm ülkeleriyle görüşürüz. Ben Sayın Şi'yle de görüşürüm, Sayın Putin'le de görüşürüm, Sayın Modi'yle de görüşürüm. Bütün ülkelerle görüşmelerimi yaparım. Çünkü hepimiz bu dünyanın birer parçasıyız. Avrupa Birliği üyesi ülkelerle görüşmeler yaptığımız zaman bize 'Niçin onlarla görüştünüz?' diye bir soru gelmedi. Biz şu anda özellikle Şanghay İşbirliği Teşkilatında olan ülkelerle nasıl bir tutum içindeysek onlarla da aynı tutum içerisinde süreci işleteceğiz" dedi.

“İsveç terörün adeta bir kuluçka yuvasıdır"

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine dair soruya Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şunu bir defa görmeniz lazım, burada özellikle İsveç terörün adeta bir kuluçka yuvasıdır" ifadelerini kullanarak, teröristlerin İsveç’te parlamentoya kadar sızdığını vurguladı.

“Terörün özgürlük tanımı içerisinde yeri olamaz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sürekli, Stockholm caddelerinde, teröristbaşının paçavralarını, pankartlarını taşıyarak teröristlerin yürüyüşler yaptığını ve İsveç'teki bizim samimi saf Türklere saldırılar düzenlediğini biz belgelerle defalarca İsveç tarafına verdik. 'Finlandiya böyle mi?' derseniz, İsveç gibi değil. Onlar bu noktada daha sakinler ve duruma hakimler. Ama İsveç'te böyle bir hakimiyet yok. Bize sürekli bir gerekçeyle karşılık veriyorlar. Diyorlar ki 'Anayasamızın amir hükmü sebebiyle bu, özgürlükler kapsamında değerlendirilir' Ben de diyorum ki, terörün özgürlükle alakası olmaz. Terörün özgürlük tanımı içerisinde yeri olamaz. Dolayısıyla da bu teröristlere karşı mücadelenizi eğer ortaya koyarsanız, bir mücadele verirseniz, biz bu konuda her türlü desteği veririz. Tabii bununla ilgili de nihai karar merci bizim parlamentomuzdur. Nihai kararı parlamentomuz verir. Burada bir şeyi daha ifade etmekte fayda görüyorum, biz bu görüşmeleri yaptıktan sonra yine Stockholm caddelerinde maalesef bu teröristlerin devamlı yürüyüşlerini izledik. Bu ara bir seçim geçirdiler. Yeni kazanan parti bunlara müsaade etmeyeceğini söyleyerek iş başına geldi. Temenni ederim ki bu teröristlere İsveç'te müsaade edilmez, biz de elimizden gelen kolaylığı kendilerine gösteririz" dedi.
Türkiye’nin taleplerini yerine getirmezse İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliklerini engelleme niyeti olup olmadığı yönündeki soruya Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu konuda NATO üyelerinden herhangi birisinin olumsuz cevap vermesi zaten bu girişi engeller" ifade etti.

“Yunanistan'ın NATO'ya tekrar girişine Türkiye destek verdi”

Yunanistan'ın NATO'ya tekrar girişine Türkiye’nin destek verdiğini hatırlatan Erdoğan, "Eğer 'ret' deseydi, bugün Yunanistan NATO'da olamayacaktı ama olumlu yaklaştığı için şu anda Yunanistan tekrar NATO'ya girme imkanını yakaladı. Şimdi burada da benzer bir durumla karşı karşıyayız. Eğer bu dediklerimiz yerine getirilecek olursa biz olumlu yaklaşımda bulunuruz. Ama burada terör faaliyetleri devam ederse olmaz" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO'nun tamamen terörle mücadele eden bir kuruluş olduğunu vurgulayarak, "NATO'nun beşinci maddesi, özellikle üyelerinin müşterek korunmasına yönelik bir maddedir ve biz bunu da tabii bekliyoruz. Çünkü biz 40 yıldır terörle mücadele ediyoruz" ifadelerini kullandı.

“Bizim bütün vatandaşlarımıza yaklaşımımız aynıdır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan Kürtler hakkında gelen soruya, olayın bir Kürt-Türk meselesi değil, olayın tamamıyla terörist ve terörist olmayanlar meselesi olduğunu vurgulayarak, “Şu anda Suriye'nin kuzeyinde Kürt de var, Arap da var. Bizim tarafa geçtiğiniz zaman bu boylarda Kürt var, Arap daha çok var. Benim partimin içerisinde Kürt yönetici arkadaşlarım var, Kürt milletvekili arkadaşlarım var. Kendi içimizde herhangi bir sorun söz konusu değil. Kaldı ki şu anda ülkemin güneydoğu, doğu bölgelerinde biz ikinci parti konumundayız ve buralardan ciddi bir oy alabiliyoruz. Buralarda ağırlıklı olarak Kürt vatandaşlar yaşıyor. Kürt vatandaşlarımızın yaşadığı bu bölgelerden AK Parti olarak biz bu kadar yoğun bir oy alıyoruz. İktidar olarak da biz bu bölgelere çok ciddi yatırımlar yaptık. Yani 'Burası Kürtlerin yaşadığı bölgedir, buraya yatırım yapmayalım' diye bir şey bizim felsefemizde yok, bizim programlarımızda yok. Türkler de benim vatandaşım, Kürtler de benim vatandaşım, Araplar da benim vatandaşım. Biz bunların arasında asla ayrım yapmayız, yapmadık. Şu anda da aynı konumdayız. Bizim bütün vatandaşlarımıza yaklaşımımız aynıdır. Bundan sonra da aynen böyle devam edecektir" dedi.

“Türkiye'deki Suriyelilerin dönüşlerinin başladı”

Suriye savaşına ve mültecilere ilişkin soruya yanıt veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tabii bu konu en çok bizi rahatsız ediyor. Zira 4 milyon Suriyeli bizim ülkemizde ki bunların büyük kısmı Arap'tır, biz bunları misafir ediyoruz" ifadelerini kullanarak, doktor, mühendis, hukukçu, hemşirenin aralarında bulunduğu Türkiye'de vatandaşlık verilen Suriyelilerin olduğunu, bunların arasında doktor, mühendis, hukukçu, hemşirenin bulunduğunu belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu kadar vasıflı insanlar sizden bir şeyler bekliyorlar ve biz bu insanları yol ortasında bırakmadık. Elimizden gelen desteği onlara da verdik. Fakat biz şimdi yeni bir adım attık. O da şu, özellikle Suriye'nin kuzeyinde belli bir bölgeyi şu anda briket evlerle inşa ediyoruz. Bu briket evler 2 artı 1 şeklinde. Banyosu, tuvaleti her şeyi içerisinde var. Altyapılarını yaptık. Hedefimiz ilk etapta 100 bin konut yapmak ve bunu artırarak devam ettirmek. Peki niçin bunları yapıyoruz? Bizdeki Suriyeliler tekrar kendi topraklarına dönsün diye bunu yaptık. Orada, o yaşanmaz çadırların içerisinde bu insanların insanlık dışı bir yaşama mahkum edilmesine katlanmak mümkün değil. Biz bununla ilgili de Avrupa Birliği'nden olsun birçok yerlerden destekler istedik. Ama maalesef bu destekleri alamadık. Birçok liderle benim özel görüşmelerim oldu. Fakat öyle de olsa böyle de olsa Türkiye kendi milli bütçesinden ve STK'ların gayretleriyle bu konutları yaptı. Hedefimiz şimdi 250 bin briket eve bunu ulaştırmak ve şu andaki bizde bulunan Suriyeli misafirlerimizi yavaş yavaş kendi topraklarına göndermek" dedi.
Türkiye'deki Suriyelilerin dönüşlerinin başladığını belirten Erdoğan, hedefin ilk etapta 1 milyon Suriyeliyi evlerine göndermek olduğunu belirtti.

"Enflasyon aşılamaz bir ekonomik tehlike değildir”

Türkiye’deki enflasyon hakkında gelen soruya Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Enflasyon aşılamaz bir ekonomik tehlike değildir. Ben ekonomistim. Şu anda yüzde 8, yüzde 9 enflasyonun bile tehdit ettiği ülkeler var. Bizde yüzde 80 var. Biz şu anda 250 milyar dolar ihracatı yakalamış bir ülkeyiz. Benim ülkemde marketlerde raflar boş değil. Ama Amerika'da bile bugün raflar boş, Fransa'da raflar boş, Almanya'da raflar boş. Benim vatandaşım şu anda istediği her türlü ürünü marketlerde bulabiliyor. Örneğin şu anda yeni bir adım attık. O da şu, Tarım Kredi Kooperatiflerimizde ürünler çok çok ucuz fiyatla satılıyor. Bunlar diğer zincir marketlerden çok daha düşük fiyatlı. Bizim için şu anda enflasyon bir sıkıntıdır ama yılbaşından sonra biz enflasyonda da bu sıkıntıyı aşacağız ve yolumuza kararlılıkla devam edeceğiz. Şu anda Türkiye'nin büyüme oranı yüzde 7,6. Dünyada şu anda ikinci sıradayız büyümede. Bu da bir şeyi gösteriyor" dedi.

“Ben meydanların dilini iyi bilirim”

Türkiye'de 2023'te yapılacak seçimlere dair gelen soruya cevap veren Erdoğan, "Bizim şu anda seçimleri kazanma noktasında bir endişemiz yok. Ben meydanların dilini iyi bilirim. Şu anda yaptığım toplu açılışlarda, meydan mitinglerinde eğer on binleri meydanlara toplayabiliyorsam, bu halkımın bize olan teveccühünü göstermektedir. Halkımızın bize olan bu teveccühü devam ettikçe, bizi kimse tutamaz. Çünkü alternatif yok" dedi.

“İstikrar olmadığı için Türkiye hep geride kaldı”

Türkiye'nin birçok alanda attığı adımlara değinen Erdoğan, "Keşke gelseniz de bizim sağlık sektörünü yerinde inceleseniz, bizim eğitim sistemimizi yerinde inceleseniz. Hepsinde Batı'yla mukayese edilemeyecek derecede bir performansı olan ülkeyiz. Onun için alternatifsiziz. Şu anda biz öyle bir konumdayız ki inşallah bu seçimleri de bizler kazanacağız. Ben yüzde 52 ile Cumhurbaşkanlığını kazandım. Şimdi önümüzdeki seçimlerde bizim hedefimiz tabii aynı şekilde kazanmak. Biz başkanlık sistemine geçtik. Ama bizim muhalif kanat, Türkiye'de başkanlık sistemi değil, parlamenter sistemi savunuyor ki o parlamenter sistemde Türkiye yıllar yılı 7 ayda, 8 ayda, 10 ayda, 13, 14, 15, 16 ayda bir seçime gitmiş, hükümetler bozulmuş. Böyle bir ülkede istikrar olur mu? İstikrar olmadığı için de ne oldu? Türkiye hep geride kaldı. Biz ise dedik ki başkanlık sistemine geçeceğiz ve başkanlık sistemine geçtik. Amerika'daki sistemi de kısmen baz aldık. Başkanlık sistemiyle beraber de Türkiye çok daha farklı bir yürüyüşe geçti ve bu farklı yürüyüş içerisinde de gayet güzel bir yere ülkemizi getirdik" dedi.

Türkiye-ABD ilişkileri dair soruya ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İdeal bir konumdadır diyemem. Çünkü bizim şu anda Amerika'yla dış ticaret hacmimizin buralarda olmaması lazım. Bizim Sayın Trump döneminde de belirlediğimiz bir rakam vardı, '100 milyar doları bulmalıyız' demiştik. Ama maalesef şu anda çok çok gerilerdeyiz" dedi.

Türkiye'nin yapacağı iş de başının çaresine bakmaktır”

Türkiye-ABD ilişkilerinin savunma sanayisinde de istenilen yerde olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Savunma sanayini iyi bir yere taşımamız lazım. İşte mesela bizim F-16 meselemiz var. Biz sizden F-16 almışız. Şimdi sizden F-16 aldığımıza göre bunun gerisinin gelmesi lazım. Ama burada siyasi yaklaşımla karar vererek F-16 konusunda Türkiye'ye hala bir yaptırım uygulama yoluna gitmek iki dost ülke için çok yanlış bir şey. En son Sayın Biden, bunu çözme noktasında bana söz verdi. Şu anda Biden'ın buna olumlu baktığını biliyorum. Hatta Cumhuriyetçilerle de görüşmelerimiz oldu, onlar da buna olumlu bakacaklarını söylediler. Şimdi F-16 konusunda eğer biz Amerika'dan istediğimiz neticeyi alamazsak ne yapacağız? Başımızın çaresine bakacağız. Siz kalkıp da Yunanistan'a F-16 konusunda her türlü desteği vereceksiniz, orada üsler kuracaksınız ama Türkiye gibi NATO'daki dost ülkeye ve ilk 5 içerisinde NATO'da her türlü desteği veren ülkeye bu desteği vermeyeceksiniz. Bu durumda Türkiye'nin yapacağı iş de başının çaresine bakmaktır. Yoksa bunun dışında bizim Amerika'yla sıkıntımız yok” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel tutuklandı Ataşehir Belediyesi’nde ihale, imar ve iskan işlemlerine ilişkin rüşvet alındığı iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan ve aralarında Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’in de bulunduğu 19 şüpheli, Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanarak cezaevine gönderildi. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel, Belediye Başkan Yardımcıları Birkan Birol Yıldız, Orhan Aydoğdu ve Oğuz Kaya ile ilgili birim amirleri ve personelinin ihale, imar ve iskan işlemlerine ilişkin rüşvet aldıkları yönündeki ihbarlar üzerine "rüşvet", "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve üye olma" ve "ihaleye fesat karıştırma" suçlarından soruşturma başlatmıştı. Soruşturma kapsamında şüphelilere ait MASAK raporları ve HTS kayıtları temin edildi. İskan ve yapı ruhsatı işlemlerinde rüşvet karşılığı işlem yapıldığı bulgusuna ulaşıldığı açıklanmıştı. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalar neticesinde suçun unsurları ve organizasyon yapısı detaylı şekilde tespit edildi. İncelemelerde, Ataşehir Belediyesi sınırları içerisinde faaliyet gösteren firmalardan yapı ruhsatı ve iskan işlemleri karşılığında milyon dolarları bulan rüşvetler alındığı, bu süreçte ruhsat işlemlerinin rüşvet karşılığı gerçekleştirildiği belirlendi. Sabah saatlerinde aralarında Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’in de bulunduğu şüpheliler adliyeye sevk edildi. Şüphelilerin savcılık işlemlerine tamamlandı. Soruşturma kapsamında sonradan yakalaması yapılan 2 şüpheli ile birlikte toplam 20 şüpheliden aralarında Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel’in de bulunduğu 19 şüpheli, Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanarak cezaevine gönderildi. Şüpheli Nimet Karademir ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Denizli Öğrencilerin yüzü gülsün diye iş yerinin kapısına kilit vurdu Denizli’de birçok sosyal sorumluluk projesinde yer alan saç tasarım sanatçısı Mehmet Çağdaş, 23 Nisan öncesi ardı ardına acı haberlerle sarsılan öğrencilerin kalplerine dokundu. Kız, erkek tüm çocukların saçlarının şekillendirildiği, oyunlar ve hediyelerde yüzlerin güldürüldüğü etkinlikte renkli görüntüler oluştu. Denizli’de sosyal projelere verdiği desteklerin yanı sıra dışı mekan ve ortamlarda sanatını icra etmesiyle tanınan saç tasarım ustası Mehmet Çağdaş, yine anlamlı bir etkinliğe daha imza attı. Merkezefendi ilçelerinde faaliyet gösteren Mehmet Çağdaş Hair Artist firmasının sahibi olan genç iş adamı Mehmet Çağdaş, daha önce yetiştirme yurtları ve kırsal mahalle okullarında gerçekleştirdiği geleneksel etkinliğini bu yıl Çal ilçesine bağlı İsabey Mahallesi’nde devam ettirdi. İş yerini kapatan Çağdaş, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı öncesinde tüm ekibiyle birlikte İsabey Mahallesi İlk ve Orta Okuluna konuk oldu. İkram ve hediyelerde çocuklarının karşısına çıkan Mehmet Çağdaş, ülke geleceğinin umudu, milletin en değerli varlığı ve ümit kaynağı olan çocukların saçlarını şekillendirdi. Çağdaş ve gönüllü ekibi, öğretmen, veli ve çocukların ilgiyle izlediği etkinlikte öğrencilerin yüzlerini güldürerek, yüreklerini ısıttı. Okuldaki tüm kız ve erkek öğrencilerin saçlarının yeniden tasarlandığı, isteyenlerin başına özel figür ve Türk Bayraklarının çizildiği etkinlikte renkli görüntüler oluştu. Saç kesimlerinin tamamlanmasının ardından okul bahçesinde kuaförlerle tenis oynayıp futbol maçı yapan öğrenciler, bando takımıyla birlikte borazan çalmak isteyen ancak bunda başarılı olamayan ağabeylerinin komik denemeleriyle keyifli anlar yaşadı. Öğretmenler ve veliler, geleneksel hale getirdiği anlamlı projesiyle bu yıl İsabey Mahallesi’nde yaşayan çocukların tebessüm etmesini sağlayan Mehmet Çağdaş ve ekibine teşekkür etti. Yer aldığı bir sosyal projede duyduğu bir öğrencinin hikayesinden etkilenmesinin ardından bu etkinliği her yıl farklı bir okulda sürdürmenin mutluluğunu yaşadığını ifade eden Mehmet Çağdaş, "Çocuklarımız için bir şeyler yapabilmek adına sürdürdüğümüz projemizde bu yıl Milli Eğitim Müdürlüğüyle yaptığımız görüşmeler sonucu, proje çalışması için Çal ilçemize bağlı İsabey Mahallemizi belirledik. Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün tüm dünya çocuklarına armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı öncesinde çocuklarımızla bir araya gelmek istedik. Çal ilçemize bağlı İsabey Mahallemizi ise gerçekten doğru ve ihtiyaç sahibi çocuklarımıza ulaşabilmek adına tercih ettik. Amacımız sadece saç kesmek değil; 23 Nisan gibi anlamlı bir günde çocuklarımızın kalplerine dokunmak ve onlara kendilerinin özel olduğunu hissettirmek ve bayram sevincini birlikte yaşamaktı. Onların gözlerindeki mutluluk, hayata geçirdiğimiz projenin ne kadar değerli ve anlamlı olduğunu bir kez daha bizlere hatırlattı. Daha önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da iş yerimizi 1 günlüğüne kaparak, çocuklarımızla bir arada olmayı tercih ettik. 11 kişilik ekibimle birlikte gönüllü olarak Çal İsabey Mahallemize gelip, çocuklarımızın kalbine dokunmak, onların yüzlerini güldürmek ve mutluklarını paylaşmak istedik. Bu projeyi her yıl farklı bir okulda sürdürmek ve özellikle ihtiyaç sahibi çocuklara ulaşmak benim için büyük önem taşıyor" dedi. "Her şeye rağmen umutlarını kaybetmesinler" Türkiye’yi derin bir yasa boğan Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okuldaki şiddet olaylarının bir daha yaşanmamasını dileyen Mehmet Çağdaş, "Her iki olayda şehit olan öğretmenimiz ve çocuklarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine sabır temenni ediyorum. Çocuklarımız, Türkiye’mizin geleceği. Her şeye rağmen umutlarını kaybetmesinler. Biz de bunu çocuklarımıza hatırlatmak istedik. Çünkü onlar bizim geleceğimiz, biz büyükleri olarak her zaman onların yanlarındayız" ifadelerini kullandı.
İstanbul Sahnede fenalaşan Müjdat Gezen hastaneye kaldırıldı Müjdat Gezen, bu akşam sahnelenmesi beklenen ’Gırgıriye Müzikali’ öncesinde rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı. Oyun başlamadan sahneyi net bir şekilde göremediğini belirten bir izleyicinin tepki göstermesi üzerine usta oyuncu Müjdat Gezen, "Madem bu kadar şikayet var, bu geceki oyunumuzu iptal ediyoruz" diyerek sahneyi terk etti ve kulise gitti. Gezen rahatsızlanarak hastaneye kaldırılırken, oyun iptal edildi. ’Gırgıriye Müzikali’nin, bu akşam izleyici ile buluşması bekleniyordu. İstanbul Kongre Merkezi’nde oyunu izlemeye gelen bir izleyici, sahneyi net göremediğini belirterek duruma tepki gösterdi. Bunun üzerine sahneye çıkarak açıklama yapan Müjdat Gezen, "Madem bu kadar şikâyet var, bu geceki oyunumuzu iptal ediyoruz" diyerek sahneyi terk etti ve kulise gitti. Sanatçının ekibi tarafından yapılan açıklamada, Gezen’in sağlık sorunu yaşadığı belirtilerek oyunun iptal edildiği duyuruldu. İzleyiciler için ilerleyen günlerde yeni bir temsil düzenleneceği bildirildi. Gırgıriye Ekibi’nden açıklama Yaşanan olayın ardından ’Gırgıriye’nin sanal medya hesaplarından yapılan açıklamada, "21 Nisan saat 20.30’da İstanbul Kongre Merkezi’nde sahnelenmekte olan Gırgıriye adlı tiyatro oyunumuz sırasında, sahneyi net şekilde göremediğini belirten bir izleyicinin sahneye çıkarak değerli sanatçımız Müjdat Gezen ile doğrudan münakaşaya girmesi halinde sahne düzeni bozulmuştur. Yaşanan bu beklenmedik ve üzücü olay sırasında Sayın Müjdat Gezen rahatsızlanmış; gelişmeler üzerine sanatçımızın sağlık durumu gözetilerek ve seyir güvenliğinin korunması amacıyla oyunun ertelenmesine karar verilmiştir" ifadelerine yer verildi.
Kastamonu Kendilerini uyaran adamı darp eden şahıslar otomobili bırakıp kaçtı Kastamonu’nun Tosya ilçesinde 3 şahıs, trafikte kızını rahatsız ettikleri için kendilerini uyaran adamı darp edip otomobili yolda bırakarak kaçtı. Darp edilen vatandaş hastaneye kaldırıldı. Olay, Tosya ilçesi Rıhtım Boyu Caddesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, H.K. isimli vatandaş otomobiliyle, kızı S.K. ise motosikletiyle evlerine gitmek için arka arkaya seyir halindeyken, aynı yöndeki bir otomobildeki 3 genç, S.K. idaresindeki motosikleti taciz etti. Durumu fark eden H.K. aracını durdurarak, otomobildeki gençleri uyarmak istedi. Araçta bulunan 3 genç, çıkan tartışma sırasında H.K.’yi darp etti. Bu sırada sesleri duyan vatandaşlar araya girerek kavgayı ayırdı. Olayın ardından 3 genç, bulundukları otomobili olay yerinde bırakarak kaçtı. Yaşlı adam hastaneye kaldırıldı 112 Acil Çağrı Merkezi’ne yapılan ihbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Darp edilen H.K. sağlık ekipleri tarafından Tosya Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Olay yerinde incelemelerde bulunan polis ekipleri, olay yerinde bırakılan otomobilin sahibinin oğlu olduğu öğrenilen ve olaya karıştığı değerlendiren 1 kişiyi olay yerinin yanında bulunan okulun bahçesinde yakaladı. Şahıs, polis merkezine götürdü. Şahısların olay yerinde bıraktığı otomobil ise otoparka çekildi. Olayın S.K.’nin kullandığı motosikletin trafikte şahıslar tarafından taciz edilmesiyle başladığını ifade eden gördü tanığı Akif Dalsız, "Ben sesler üzerine geldiğimde, kızın babası, ‘ayıp değil mi, gençlik böyle olur mu’ diyordu. Daha sonra çocuk adamın yakasına yapıştı, adam da onun yakasına yapıştı. Büyüğe hiç saygı yok. Ayırmaya kalktığımızda ilk önce kıza vurdu. Babası, ‘ne yapıyorsun’ derken ona saldırdılar. Millette ahlak kalmamış, bu gençlik nereye gidiyor bilmiyoruz. Nereye kadar böyle devam edecek" dedi. Polis ekipleri olay yerinden kaçan diğer 2 şüpheliyi yakalamak için çalışma başlattı.